2026. Eylül 1.
Türkinfo Blog Oldal 7

Macaristan’ın 16,4 milyar euroluk fonu serbest bırakılacak

Macaristan Başbakanı Peter Magyar, ülkesinin dondurulan Avrupa Birliği (AB) fonunu Macaristan’ı yeniden inşa etmek için kullanacaklarını belirtti.

Başbakan Magyar, AB Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen ile Macaristan’ın dondurulan AB fonlarının serbest bırakılması konusunu görüşmesinin ardından düzenlenen ortak basın toplantısında konuştu.

Magyar, seçim kampanyasında Macar halkının sağlık ve eğitim sistemleri ile milyarlarca euroluk kaynaklarını geri getirecekleri taahhüdünde bulunduklarını hatırlattı.

Kaynak ve devamı

Európai Bizottság Magyarországi Képviselete Facebook

Orbán sonrası Macaristan: Avrupa’ya dönüş mü, Avrasya hafızasının yeni yorumu mu?

Macaristan bugün Avrupa siyasetinin en dikkatle izlenmesi gereken ülkelerinden biri. Çünkü mesele yalnızca Viktor Orbán sonrası yeni bir iktidar değişimi değil. Mesele, Avrupa’nın ortasında yer alan ama zihinsel olarak hiçbir zaman sadece “Batılı” kalıplara sığmayan bir ülkenin bundan sonra hangi yöne evrileceği.

Nisan 2026 seçimleri Macaristan için önemli bir dönüm noktası oldu. On altı yıl boyunca ülkenin siyasetini, devlet yapısını, dış ilişkilerini ve Avrupa ile gerilimli bağlarını şekillendiren Viktor Orbán dönemi kapandı.

Yerine Péter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi geldi.

Avrupa basını bunu büyük ölçüde “Macaristan’ın Avrupa’ya dönüşü” olarak yorumladı. Yeni yönetim gerçekten de Brüksel ile ilişkileri düzeltmek istiyor.

AB fonlarının yeniden açılması, hukukun üstünlüğü konusundaki eleştirilerin giderilmesi, yolsuzlukla mücadele, medya ve kurumlar üzerindeki siyasi baskının azaltılması, Rusya’ya enerji bağımlılığının kademeli olarak düşürülmesi yeni dönemin temel başlıkları arasında.

Macaristan Parlamentosu’nun Uluslararası Ceza Mahkemesi üyeliğini sürdürme yönünde attığı adım da Orbán döneminden belirgin bir kopuş işareti olarak okunuyor.

Ancak burada sık yapılan bir hata var.

Kaynak ve devamı

Fotoğraf: Ozan Tabakoğlu: https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/kent-sehir-sanat-kent-simgesi-21832554/

CHP lideri Özel, The Economist’e yazdı: Türkiye’nin demokrasi mücadelesi Macaristan’a benziyor ancak daha zor

Cumhuriyet Halk Partisi (CHP) Genel Başkanı Özgür Özel, The Economist dergisi için kaleme aldığı yazıda Macaristan’da Victor Orban döneminin sona ermesini örnek göstererek Macaristan ve Türkiye arasındaki benzerlik ve farklılıkları ele aldı. Özel, “Türkiye’de demokrasi mücadelesi Macaristan’dakinden daha zor; yalnızca Türkiye AB’nin kurumsal çerçevesi dışında olduğu için değil, aynı zamanda daha büyük, daha karmaşık ve jeopolitik fay hatlarıyla bölünmüş bir ülke olduğu için” ifadelerini kullandı. 

CHP lideri Özgür Özel, Britanya merkezli The Economist dergisi için “Türkiye’nin demokrasi mücadelesi Macaristan gibi ancak daha zor” başlıklı bir yazı kaleme aldı. 

Özel, Macaristan genel seçimlerinde Peter Magyar‘ın Victor Orban iktidarını sona erdirmesini hatırlattığı yazıda “Cumhurbaşkanı adayımız, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, 2019’da Erdoğan’ın bizzat seçtiği belediye başkan adaylarını iki kez, 2024’te ise bir kez daha yendi ve Erdoğan’ın kendisine karşı yarışmaya hazırlanıyordu. Bu seçim başarısı nedeniyle, mesai arkadaşlarıyla birlikte yolsuzluk, casusluk ve teröre yardım suçlamalarıyla, temelsiz ve siyasi saiklerle hapse atıldı” ifadelerini kullandı. 

Kaynak ve devamı

Özgür Özel Facebook sayfası

“Mephisto” 45. yılında Alsancak Karaca Sineması’nda

Macar yönetmen István Szabó’nun, En İyi Yabancı Film dalında Oscar kazanan ve sinema tarihinde özel bir yere sahip başyapıtı “Mephisto” 45. yılında 25 Mayıs Pazartesi ve 1 Haziran Pazartesi 19:30 seansında Alsancak Karaca Sineması’nda!

Hendrik Höfgen, 1920’ların karanlık ve çalkantılı Almanya’sında yıldızı hızla parlayan bir tiyatro oyuncusudur. Salonları dolduran oyunlarının gölgesinde Nazi rejimi yükselirken, Hendrik kariyerini korumak adına politik duruşunu giderek iktidarın çizgisine uyarlar. Ancak rejimin soğuk sahnesine ulaştığında, sanatçının özgürlüğü tehlikeye girer ve Hendrik kendini Faustvari bir pazarlığın içinde bulur.

Başarı uğruna ruhunu teslim etmeye ne kadar hazırdır?

Biletler ve kaynak

Attila József: Güzellik Dilencisi

Günümüzde artık bir tür performansa dönüşmüş bulunan şiirin geçen yüzyıldaki en gümrah evlatlarından Attila József, “İyiydi, şen şakraktı, ama yok saydılar mı / doğru bildiklerini, orda belki dikbaşlı.” dizeleriyle tanıttığı Özgüvarlığının bedelini trajik bir yaşam ve ölümle ödedi; ancak müesses kötülük nizamıyla mücadelesinin semeresi olan alışılmadık yoğunluk ve özgünlükteki şiiri hâlâ dipdiri. Tıpkı Hölderlin gibi uçurumun kenarında, hatta Lenz misali “ellerinin üstünde yürümeye” çalışarak en parıltılı ve yürek parçalayıcı şiirlerini yazarken bir yük treni altında tükenen son nefesine kadar özgürlük, sevgi, akıl ve insanca yaşam uğruna haykıran Attila József’in trajedisi, aslında gizli bir zaferi muştuluyor hepimize. Şairin umudunun nabzı, durmadan yankılanan sesini ölümünden neredeyse yüz yıl sonra keşfedecek olanlar için “Biraz Nefes” başlıklı şiirinin son dizelerinde atıyor:


Büyüdüm artık. Birikiyor gitgide
dişlerimde yabancı maddeler,
ölümün kalbime çöreklenmesi gibi. Ama haklarım var hâlâ
ne ruh ne de balçığım henüz
gerçi postum da pek öyle kıymetli değil ki
tek laf etmeden vakarla katlanayım,
özgür olmayışıma!”

  • Yazar: Attila Jozsef
  • Yayınevi: Everest Yayınları
  • Basım Tarihi: 2025-04-22
  • Çevirmen: Cem Yavuz
  • Editör: Levent Alarslan
  • Grafiker: Hamdi Akçay

Kaynak

Polonya nasıl başardı?

Bir kuşak önce vatandaşlarına un ve şekeri karneyle dağıtan, işçilerine komşusu Almanya’nın onda biri kadar ücret verebilen Polonya bugün AB’nin lokomotif güçlerinden biri. Polonya nasıl başardı? Hukuk devleti olmak ekonomisini nasıl etkiledi? Bu başarıdan çıkarılması gereken dersler ne?

1990’larda ucuz işgücü deposu olarak görülen, Avrupa Birliği’ne katılım sürecinde Polonyalı tesisatçıların Batı Avrupa iş piyasasını istila edeceği korkularıyla tartışılan Polonya, bugün batarya üretiminden savunma sanayiine, yazılımdan oyun sektörüne kadar yüksek katma değerli alanlarda Avrupa’nın yeni üretim ve teknoloji üslerinden biri haline gelmiş durumda.

2000’lerde Alman ekonomisinin çevresindeki düşük maliyetli taşeron ülke olarak görülen Polonya, bugün büyüme temposuyla durgunlaşan Alman ekonomisine karşı Avrupa’nın yeni dinamolarından biri olarak anılıyor. Hatta satın alma gücü paritesine göre Polonya’nın 2030’ların ortasında Almanya seviyesine yaklaşabileceği öngörülüyor. 

Polonya’nın bu ekonomik başarısının arkasındaki dinamiklere bakmak için onu Macaristan ile karşılaştırmak iyi bir yöntem olabilir. 

Zira, Macaristan’da 12 Nisan tarihinde yapılan seçimlerde Fidesz Partisinin aldığı ağır yenilgiyle Başbakan Orban’ın 16 yıllık iktidarının sona ermesi eski bir soruyu tekrar gündeme getirdi. 2004 yılındaki genişleme dalgasıyla AB üyesi olan, geçmişleriyle birçok açıdan birbirine benzeyen ve orantılı olarak benzer miktarlarda AB fonu alan Polonya bir başarı hikayesi olurken Macaristan neden geride kaldı? Polonya neleri doğru yaptı, Macaristan yapamadı? Ve nihayet buradan çıkarılacak dersler neler? 

Bir zamanlar yoksul bir ülke vardı, bugün İsviçre’nin önünde

Gerçekten de her iki ülkenin kapitalist çağa girdiği 1990 yılına dönüp baktığımızda Dünya Bankası verilerine göre Polonya’nın kişi başına GSMH miktarı 2021 sabit rakamlarıyla 12,8 ABD dolarıydı. Macaristan’ınki ise 21,3 ABD doları.  Yani Macaristan, Polonya’nın çok daha önündeydi.  

2024 yılına geldiğimizde Polonya’da kişi başı GSMH 45,1 dolara yükseldi. Macaristan için ise 40,7 dolarda kaldı.  

Özetle, bir zamanlar Polonya’dan oldukça zengin bir ülke olan Macaristan gelişme kaydetmesine rağmen kıyasen geri kalmış ve kalmaya da devam ediyor. 

Polonya ayrıca 2004 yılından beri koruduğu yıllık ortalama %3,8 büyüme oranıyla 2025 yılında ilk defa bir trilyon dolar GDP hacmini geçti. Böylece İsviçre’nin önünde yer aldı, dünyanın en büyük 20’nci ekonomisi haline geldi. Kişi başına GSMH miktarı AB ortalamasının %85’ine ulaştı. 

AB büyüme ortalamasının %1 dolayında olduğunu, en büyük iki AB ekonomisi olan Fransa ve Almanya’nın 2024 yılında %1 civarında veya altında büyüdüklerini düşünürsek bir kuşak önce vatandaşlarına un ve şekeri karneyle dağıtan, işçilerine komşusu Almanya’nın onda biri kadar ücret verebilen bir ülke için bu ciddi bir başarı. 

Acılı bir hazırlık dönemi

Polonya’nın ekonomik başarısında elbette nüfusu ve fiziki büyüklüğünün etkisi önem taşıyor. 

Polonya 37 milyonluk nüfusu ve 312 bin kilometrekarelik yüzölçümüyle AB’nin beşinci büyük ülkesi. Macaristan’ın nüfusu ise 9,5 milyon. Yüzölçümü de 93 bin kilometrekare. Böyle olunca Polonya Macaristan’a ve diğer komşularına göre kaçınılmaz olarak siyasi ve ekonomik ağırlık taşıyor. Zira tüketim eğilimi güçlü bir iç pazar, ihracat odaklı daha küçük ekonomilere göre dış etkilere karşı dayanıklı oluyor, üretim temelini koruyor. 

Devamı>>>

16,474FansLike
639FollowersFollow