Macaristan için yenilgi, Osmanlı için zafer
- Nick Thorpe
- Bildirdiği yer,Mohaç, Macaristan
Macaristan 29 Ağustos’ta, 1526’da Osmanlı İmparatorluğu’na yenildiği Mohaç Savaşı’nın 500. yıldönümünü anıyor. Bu yenilgi, Macaristan’da bölünmeleri körüklemeye devam ediyor.
Mohaç Savaşı, Macaristan’ın ulusal tarihinde önemli bir yere sahip. Osmanlı’nın 1526’daki ezici zaferi, nesiller boyunca ülkenin bağımsızlığını, refahını ve Avrupa’nın önde gelen güçleri arasındaki yerini kaybettiği an olarak tasvir ediliyor.
Ancak savaşın 500. yıldönümünde, tartışma artık sadece geçmişle ilgili değil.

Macaristan’ın en güzel 5 kırsal şatosu ve sarayı tanıtıldı
Yüzyıllar boyunca bunlar, belirleyici savaşlara ve kültürel kavşaklara sahne oldu; birçoğu erişilebilirliği artırmak için özenle yenilendi.
Macaristan’a bir seyahat planlıyorsanız, büyük şehirlerinin ötesini de keşfetmek için biraz zaman ayırdığınızdan emin olun.
Visit Hungary adlı turizm ofisi, ziyaretçileri, ülke kırsalına serpiştirilmiş, mimari açıdan görkemli ve tarihsel açıdan ilgi çekici şato ve sarayları keşfetmeye davet ediyor.
Yüzyıllar boyunca bunlar hem kader belirleyici savaşlara hem de kültürel kavşaklara sahne oldu; günümüzde birçoğu, ziyarete açılmalarını kolaylaştırmak için titizlikle restore edilmiş durumda.
İşte Macaristan’ın kırsal kesimindeki en güzel beş şato ve saray.
Festetics Sarayı, Keszthely
Macaristan’daki üçüncü büyük saray olan, tek katlı bu Barok konak, 86 bin ciltlik devasa bir aristokrat özel kütüphanenin de bulunduğu 101 odaya sahip.
Festetics Sarayı, KeszthelyFestetics Sarayı, Keszthely
Yapı, asırlık ağaçların, rengârenk çiçek tarhlarının, bir göletin, çeşmelerin ve heykellerin yer aldığı, 42 hektara yayılan bir bahçenin içinde bulunuyor.
Günümüzde saray ağırlıklı olarak bir müze ve kültürel etkinlik merkezi olarak hizmet veriyor; hem rehberli turlar hem de kendi başınıza gezebileceğiniz rotalar mevcut.

Péter Nádas: Anılar Kitabı
Çağdaş Avrupa edebiyatının radikal isimlerinden Péter Nádas’ın ustalık eseri Anılar Kitabı, savaş sonrası Macar edebiyatında bir dönüm noktası. Doğu Berlin’de yaşayan, geçmişin ağırlığıyla mücadele eden isimsiz bir genç yazarın kendi içinde geçirdiği krizle açılır Anılar Kitabı. Yazmaya başladığı romanda 19. yüzyılda yaşamış bir Alman estetini canlandırır.
Kurmaca ile hafıza arasındaki sınırlar belirsizleşirken, bir de eski bir çocukluk arkadaşı söze karışarak geçmişi kendi bakışaçısından anlatmaya başlar. Aynı hayat, üç farklı bilinçten, üç ayrı yoldan geçerek yeniden kurulur. Nádas, üç farklı anlatıcının sesiyle şekillenen hikâyeyle birlikte zamanı da büküyor. Doğu Berlin’in gri sokaklarından Budapeşte’nin sarı ışıklı çocuk odalarına, Belle Époque’un pastel tonlarından totaliter hükümetin gözetim karanlığına uzanan bu labirentte üç zihin iç içe geçiyor. Anlatılar birbirine karışıyor, anlatıcılar yer değiştiriyor, geçmişle şimdiki zaman birbirini dönüştürüyor. Anılar Kitabı, hatırlamanın ötesinde hatırlamanın nasıl bir şey olduğunu sorgulayan bir anıt roman!
Derinlik uğulduyordu, ne denizin uğultusuydu bu ne de karanın, ne tehlikeliydi ne de kayıtsız, söyleyeceğim pek bir romantik gelse de derim ki bu, sonsuzluğun derinlerden gelen yeknesak uğultusuydu, başka türlü hiçbir sesi ve hiçbir şeyi anımsatmayan, sadece derinliği çağrıştıran bir ses ama bu derinliğin nerede ve neyin derinliği olduğuna karar vermek hepten imkânsızdı, ses her yerdeydi, suyun yüzünde olduğu kadar havada ya da suyun dibindeydi, sanki her şeyi dolduruyor, her şeye hükmediyordu, ta ki çok uzaklarda harekete geçen pis bir yığıntı olağanüstü bir gayretle ağır ağır yükselmiş gibi o uğultuyu da görünür hale getirene dek…
- Yazar: Peter Nadas
- Yayınevi: Everest Yayınları
- Çevirmen: Erdal Şalikoğlu
- Editör: Balázs Szőllősy

“Geobitzasz pisztosz kralesz Turkiasz” yani “Türkiya’nın İnançlı Kralı Geza’ya”
20 Ağustos Macarların en büyük ulusal bayramı!
20 Ağustos’da Orta Avrupa’da Macar devletinin M.S. 1000’de gerçekleşen kuruluşu kutlanıyor.
Devletin en eski sembolü de, resimde görünen kraliyet tacı.

Bu taç aslında iki ayrı tacın birleştirilmesiyle oluşmuş: taçların biri yeni kurulan bu hristiyan devletini kutlamak için Roma’dan, diğeri de Bizans’tan gönderilmiş.
İşte yukarıdaki cümle, Bizans imparatorunun tacın üzerine işlenen mesajı olarak bugünlere kadar gelmiş: “Türkiye’nin İnançlı Kralı Geza’ya”.

Tarihte ilk kez “Türkiya” tanımlaması Bizans tarafından M.S.1000’de kurulan Macar devleti için kullanılmış! Yani Osmanlı beyliğinden yaklaşık 300 yıl önce, ki Osmanlı’ya da resmen Türkiye denilmemiş. Türkiye, cumhuriyetin ilanından sonra memlektin resmi adı oluyor.
Peki, Bizans bu Macar krallığına bin yıl önce neden Türkiya demiş?
Çünkü Bizans tarihçileri o yüzyıllarda, yani kavimler göçü döneminde Asya Bozkırlarından gelen her göçebe halkı Türk kavmi olarak görüyorlardı.
Macarlar bugün “Kutsal Taç” dedikleri, bin yıl önceki bu topraklarda devlet kurmalarının somut kanıtını, en değerli hazineleri olarak koruyorlar.
Bize de Macarların bayramını kutlamak kalıyor.
Uzak Şehir dizisi, yeni sezonda Macaristan’a taşınıyor
Kanal D’nin sevilen dizisi reyting rekortmeni Uzak Şehir, üçüncü sezon hazırlıklarını tamamladı. Yaklaşık iki gün sürecek çekimlerin ardından ekip, hikâyenin sürpriz sahneleri için Macaristan’ın başkenti Budapeşte’nin yolunu tutacak.
Başrollerini ünlü oyuncular Ozan Akbaba ve Sinem Ünsal’ın paylaştığı dizi, yeni sezonun ilk sahnelerini İstanbul’da çekecek. Yeni sezon afiş çalışmaları da tamamlanan dizide, üçüncü sezonun 64. bölüm çekimleri İstanbul’da başlayacak. Çekimlerin ardından Budapeşte’de gerçekleştirilecek sahnelerin, yeni sezonda izleyiciye farklı bir atmosfer sunması bekleniyor.
T24




























