2026. Ağustos 6.
Türkinfo Blog Oldal 386

Polonya’da milletvekilli maaşları % 20 azalıyor

Polonya’da bakanlar ve müsteşarlar kendilerine 2017 yılında prim olarak verilen ve 9 bin ve 18 bin Euro arasında değişen ödemeleri bir yardım kurumuna bağışlıyacaklar.

Ayrıca hükümet milletvekillerinin maaşlarının da % 20 azaltılmasına yönelik bir yasa tasarısı hazırlıyor.

Başbakan Mateusz Morawiecki bu kararını “Halkın sesini dinledik, çünkü halkın sesi Hakkın sesidir” cümlesiyle açıkladı.

Son dönemlerde parlamenterlerin ve hükümet üyelerinin maaşlarının düşürülmesi için göstereler de yapılmıştı.

Kamuoyu yoklamalarına göre bu talebi halkın % 75’i destekliyor.

Rusya, İngiltere’deki ‘Skripal vakası’ gerekçesiyle Rus diplomatları sınırdışı kararı alan ülkelerin bu adımlarına karşılık vermeye devam ediyor.

Belçika ve Macaristan’ın birer Rus diplomat sınırdışı etme adımına karşılık veren Moskova yönetimi, Rusya topraklarında görev yapan 1 Belçikalı ve 1 Macar diplomatı sınırdışı etme kararı aldı.

 

 

BELÇİKALI DİPLOMATA 14 GÜN SÜRE VERİLDİ

Belçika Dışişleri Bakanlığı’nın açıklamasında, “Başbakan Yardımcısı ve Dışişleri Bakanı Didier Reynders, Rus yönetiminin 1 Belçikalı diplomatı sınırdışı etme kararı hakkında bilgilendirildi. Bakan, bu tepkiyi üzüntüyle karşıladı” dendi.

Belçikalı diplomata Rusya’dan ayrılması için 14 gün süre verildi.

MACAR BÜYÜKELÇİYE RUS DIŞİŞLERİ’NDE TEBLİĞ EDİLDİ

Öte yandan Rus Dışişleri’nin açıklamasına göre bakanlığa çağrılan Macar Büyükelçi Janos Balla’ya bir nota verilerek, “Macaristan’ın Skripal vakası nedeniyle İngiltere’nin Rusya’ya yönelttiği kanıtlanmamış suçlamalar kapsamında bir Rus diplomatın sınırdışı edilmesini öngören düşmanca ve mantıksız talimatı karşısında, Rus tarafı Macaristan Büyükelçiliği’nde görevli bir çalışanı istenmeyen kişi ilan etti” bildiriminde bulunuldu.

İngiltere, ABD, Kanada, Avustralya ve bir dizi AB ülkesi, soruşturmanın tamamlanmasını beklemeden ve hiçbir kanıt göstermeden Moskova’yı olayın sorumlusu ilan ederek Rus diplomatları sınırdışı etme kararı almıştı.
Devamı

Cem Seymen, Macaristan’da

Cem Seymen, Macaristan’ın Türk girişimcilerine sunduğu büyük fırsatları ekrana taşıdı

Türk ticaretini 350 milyon nüfuslu Avrupa Birliği’ne taşıyabilecek teşvikler ve vergi avantajları… Türkiye’nin batıdaki en güçlü dostlarından Macaristan, iş adamlarına ve öğrencilere önemli fırsatlar sunuyorCem SeymenTürk girişimcilere ve öğrencilere sunulan bu büyük fırsatları ekrana taşıdı.

Kis-Balaton

BELAU – YOU AND I ft. SZÉCSI BÖBE

Binlerce ‘Avusturyalı Türk’, sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya

Avusturya’da yaşayan 18 bin 500 Türkiye kökenli göçmen, sınır dışı edilme tehlikesiyle karşı karşıya.
Hükümet ortağı aşırı sağcı Özgürlük Partisi’ne (FPÖ), bu kişilerden “Türk vatandaşı olmadıklarını” kanıtlamalarını istiyor.
Hollanda’da yayımlanan Trouw gazetesinin haberine göre, Türk vatandaşı olmadığını kanıtlayamayanlar Avusturya pasaportunu ve bu ülkedeki bütün haklarını kaybedecek.

Nasıl ortaya çıktı?
Avusturya’daki Türkiye kökenli göçmenleri huzursuz eden gelişme, geçen yıl yapılan anayasal değişikliği referandumundan kısa bir süre sonra ortaya çıktı.
Aşırı sağcı FPÖ, kimliği belirsiz kişilerce Avusturya’da oy kullanan 95 bin Türk seçmenin isimlerinin yer aldığı bir liste gönderildi.
FPÖ, bu listede aynı zamanda Avusturya vatandaşı da olan seçmenlerin bulunup bulunmadığını öğrenmek istedi.
Çünkü Avusturya’da çifte vatandaşlık yasak. FPÖ, listeyi Göçmenlik Bürosu’na gönderdi.
Yapılan araştırmada Türkiye kökenli seçmenlerin oturma iznine sahip olduğu, 18 bin 500’ünün de Avusturya pasaportu taşıdığı belirlendi.

Sınır dışı edilme tehlikesi
Avusturya makamlarına göre bu kişiler muhtemelen çifte vatandaş.
Göçmen Bürosu ise, 30 Türkiye kökenli göçmenin çifte vatandaş olduğunu belgeledi. Şimdi sağcı hükümet, Avusturya pasaportuna sahip bu onbinlerce kişiden “Türk vatandaşı olmadıklarını” kanıtlamalarını istiyor.
Bunu resmî olarak kanıtlayamayanlar Avusturya vatandaşlığını kaybedecek ve sınır dışı edilme riskiyle karşı karşıya kalacak.

BBC Türkçe

Devamı >>>

Bartha Júlia: “Barátoddal egyél-igyál”

A Magyar-Török Baráti Társaság közhasznú egyesület tisztelettel meghívja Önt Dr. Bartha Júlia néprajzkutató, egyesületünk tagja

“BARÁTODDAL EGYÉL-IGYÁL… – KÖZÖS PONTOK A MAGYAR ÉS A TÖRÖK NÉPI TÁPLÁLKOZÁSBAN”

című előadására, amelynek kezdete: 2018. április 24. kedd, 17:30 óra. Helyszín: Nemzetek Háza, Budapest, VI., Bajza utca 54. magasföldszint 1/1.

A nyilvános előadáson a részvétel díjtalan, előzetes regisztrációra nincs szükség.

Kérjük, időben érkezzen, mert az előadást pontosan kezdjük!

Forrás: Facebook

Macaristan’da dinler arası Barış Parkı kuruluyor

Dev heykelleriyle ünlü Macar heykeltıraşı Ferenc Monostori, Macaristan’ın Tinnye şehrinde yaptığı dev İsa heykelini tamamladı.

2,5 metre boyundaki heykel  Hristiyan dininin peygamberinin göğe yükselişini temsil ediyor.

Heykeltıraş, İsa heykelinin yanında diğer büyük dinlere ait sembollerin ve heykellerin de yerleştirileceğini, böylece buranın dinler arası barış parkı olacağını söyledi.

 

Atatürk hayranı István Flesch ile bir sohbet

 

Türkinfo sitesinin Macarca sayfalarını okuyanlar için István Flesch tanıdık bir isim. Sitemizin daimi yazarlarından ve Türkiye ile, Orta Doğu’daki gelişmelerle ilgili, ayrıntılı yorumlarıyla, bilgiye dayalı analizleriyle Türkiye’yi izlemek isteyenler için önemli bir kaynak oluşturuyor.

Bir Atatürk hayranı  István Flesch’la kendi çalışma odasında oldukça samimi bir ortamda kitapların arasında sohbet ettik. Sohbetimiz sadece sevgili eşi tarafından hazırlanan lezzetli öğle yemeği arası için kesildi.

István Flesch yaklaşık 50 yıllık gazeteci. Artık emekli ve yazılarını sadece Turkinfo internet sitesi için kaleme alıyor.

Türkçeyi kendi kendine öğrenmiş. Konuşmayı öğrenmek için zamanı olmamış ama Türkçe okuyabiliyor. Bu şekilde düzenli olarak Türk basınını takip ediyor.

Genç bir gazeteciyken işinde mesleğini ğrenmesi için onu şehir dışına göndermişler. Burada insanlarla röportaj yapıyormuş. İnsanlarla olan röportajlarının kendisine çok büyük deneyim kazandırdığını söylüyor.

Daha sonraları yolu biraz da şans eseri Türkiye’ye düşmüş. Haber ajansında patronu yıl sonunda biraz para kaldığını ve bu paranın kullanılması gerektiğini söyleyip, ardından kendisini işaret ederek “başarılı genç bir gazetecimiz olarak Türkiye’ye gitmek istemez misin?” diye sormuş?

Dönemin Rus Başbakanı Türkiye’yi ziyaret edecekmiş. Günümüzde olduğu gibi bu o zaman da büyük bir olaymış. Çünkü Türkiye yeni bir dış politika izlemeyi amaçlıyor hissi veriyormuş. Türk hükümetinin Küba füze krizi sürecinde biraz yara aldığı anlaşılıyormuş. Bu nedenlerden dolayı hükümet yeni bir dış politika arayışındaymış.

İki Çekoslavak muhabir ile birlikte zamanın Rusya Başbakanı’yla bir mülakat gerçekleştirmişler. Mülakat sonunda, Çek muhabirlerle ortak gerçekleştirilen bu mülakatı her iki tarafın da kullanabileceği konusunda anlaşmışlar. Alçak gönüllükle “genç bir gazeteci olarak bu benim için güzel bir başarıydı” diyor.

Ortak mülakatı gerçekleştirdiği gazetecilerden biri patronubu ikna etmiş. Bu sayede 1969 yılında 5 yıl kalmak üzere Prag’a gitmiş. “Çocuklarımdan biri orada doğdu” diyor.  Büyük oğlu da Prag’da okula başlamış. Prag’a gitmem benim için dönüm noktasıydı” diye ekliyor.

Daha sonra işi gereği sırasıyla Japonya’da ve ardından Almanya’da 5’er sene bulunmuş. Ülkesi Macaristan’ı geri döndüğünde farklı bulmuş. Dönüşü ilk demokratik seçimlerden sonrasına denk gelmiş.

Macaristan’da dış basından sorumlu şef editör olarak çalışmaya devam etmiş.

Macar haber ajansında yine aynı görevle 1996 yılında Türkiye’de bulunmuş. Dönemin Macaristan Cumhurbaşkanına eşlik etmiş. Türk Dışişleri tarafından da davet edilmiş.

Ülkesine döndükten sonra Atatürk ile ilgili kitaplar okumak istemiş. Ama sadece birkaç kitap mevcutmuş ve onların da yetersiz olduğunu söylüyor. Daha fazla okumak istemiş.
2000 senesinde Anıtkabir’i ziyaret etmiş. Ziyareti esnasında Ulu Önder ve tarihimiz hakkında kitaplar edinmiş. Daha sonra Atatürk hakkında bir şeyler yazmak istediğini fark etmiş.

Türkiye için “nüfusun ezici çoğunluğunun Müslüman olduğu bir ülkede bulunmak oldukça ilginç bir deneyimdi” diyor. Kütüphanesinde üç dilde Kuranı Kerim mevcut.

İsmet İnönü ile tanışamamış ancak görme fırsatı olmuş. İnönü için “hayatımda onun gibi başarılı bir asker görmedim” diyor.

“Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir”

István Flesch  Avrupa’daki nazilerden kaçarak Türkiye’ye sığınan ve Üniversitelerimizde yıllarca çalışıp modern Türkiye Cumhuriyeti’nin çağdaşlaşmasına katkı sağlayan bilim adamlarının ülkemize Macar bilim insanı Fülöp Schwartz’ın katkılarıyla geldiklerini anlatıyor.

Atatürk İstanbul’da yeni üniversite kurmaya karar veriyor. Darülüfünün Üniversitesi’ni (şimdiki İst. Üni.) yeni bir hale getirip çağdaşlaştırmak istiyordu. Bu nedenle İsviçreli Profesörlerle iletişim kuruyor. Görüşmeleri Almanya’nın Hitler tarafından işgaline denk geliyor. Çoğunluğu Yahudi olan profesörler üniversitelerden ayrılmaya başlıyorlar. Macar profesör Fülöp Schwartz tarafından Nazilerin önünden kaçmak isteyen üniversite hocaları için onlara yardım eden bir komite kuruyorlar.

Komitenin amacı savaştan kaçan akademisyenleri ve ailelerini kurtarmak. Bu Türkiye için iyi bir şanstı çünkü Atatürk’ün de çok bilinen mesajında söylediği gibi “Hayatta En Hakiki Mürşit İlimdir”. Bu vizyonla kurulmuş olan yeni Türkiye’nin akademisyenlere çok ihtiyacı vardı.

Hatta o zamanlar Albert Einstein İsmet İnönü’ye bir mektup kaleme almış ve özetle; ‘Ben sadık hizmetkârınız Prof. Albert Einstein! Almanya’dan 40 profesörle doktorun bilimsel ve tıbbi çalışmalarını Türkiye’de devam etmelerine müsaade vermeniz için başvuruda bulunmayı ekselanslarından rica ediyorum…’  demiştir. Einstein’in yolu Türkiye’ye düşmemiştir ancak onlarca yabacı akademisyen ülkemizin aydınlanmasına katkı sağlamıştır.

-Atatürk’teki büyüklük neydi? Sorusuna;

“O gerçek bir devlet adamı, asker. Ülkesinin kurtarabilecek kapasitede biri. Sadece ülkesini kuran değil, aynı zamanda kurtaran da. Onunla karşılaştıracak birkaç insan var.”

Bir tespiti daha var ve diyor ki

“Atatürk Hitlerin çok kötü bir adam olduğunun farkına varan ilk insanlardı. Büyük bir tehlike olduğunu erkenden fark etti.”

Bülent BALCIGİL –  Türkinfo

İletişim: bulentbalcigil@gmail.com

16,474FansLike
639FollowersFollow