2026. Ağustos 6.
Türkinfo Blog Oldal 387

Romanya ve Moldova birleşme yolunda

Romanya Parlamentosu, tarihte “Besarabya” olarak anılan bugünkü Moldova topraklarının Romanya ile birleşmesinin 100. yıldönümü için gerçekleştirilen ortak bir anma toplantısında Moldova ile bütünleşme niyet deklarasyonu yayımladı.

 

Bu deklarasyon Romanya halkının Moldova ile birleşme arzusunu dile getiriyor ve olası bir birleşmenin Moldova halkının kararıyla gerçekleşebileceğini, Romanya halkının buna artık hazır olduğunu vurguluyor.

Deklarasyon Besarabya bölgesinin “Anavatan” ile bütünleşmesinin 100. yıldönümünde, bu bölgenin bugünkü adı olan Moldova’nın ve Romanya’nın yeniden birleşmesi çabalarının hukuka dayalı ve haklı bir çaba olduğunun da altını çiziyor.

Parlamentonun anma toplantısındaki konuşmasında iktidardaki Sosyal Demokrat Parti (PSD) lideri Liviu Dragnea “Ben Moldova ile bütünleşmek ve tek bir ulus olarak Avrupa sahnesinde yer almaktan yanayım” dedi.

Halkların kaderlerini belirleme hakkı bir AB ilkesidir

Dragnea, 1975 Helsinki Avrupa Güvenlik ve İşbirliği Konferansının sonuç belgesinin sekizinci maddesine dikkat çekti. Romanyalı siyasetçi bu maddenin Avrupa halklarının “eşitlik ve kendi kaderlerini belirleme” hakkına vurgu yaptığını saptayarak “Almanya da bu maddeye istinaden yeninden birleşmiştir” dedi.

Rumenlerin tarihte hep “Büyük Romanya’nın” parçası olarak gördükleri Boğdan ve Besarabya bölgesi, Osmanlı ve Rusya savaşları sonucunda 19. yüzyılda Osmanlı İmparatorluğu’ndan Rusya’nın eline geçmişti.

Halkın büyük çoğunluğunun Rumence konuştuğu bölge Sovyet Devrimi sonucunda özerk bir yapıya kavuşmuş ve bunun ardından da 27 Mart 1918’de Kişinev Parlamentosu’nun bir kararıyla Romanya Krallığına katılmıştı.

Bu bölge 1940’a kadar Romanya’nın bir parçası olarak kalmıştı.

Moldova temsilcileri de bütünleşmekten yana

Romanya Parlamentosu’nun “Rumen halkının ve Rumencenin bütünleşmesi” başlığıyla düzenlenen bu toplantısına Moldova Parlamentosu ve Moldova hükümeti temsilcileri de katıldılar.

Moldova Parlamentosu Başkanı Adrian Candu konuşmasında Moldova’nın Romanya’nın desteğine ihtiyacı olduğunu söyledi. Avrupa ile bütünleşmeye giden yolda yolların ve köprülerin inşaatının ve işbirliğinin ancak Romanya’nın yardımıyla mümkün olduğunu vurguladı.

Macar azınlık temsilcileri birleşmeye karşı

Romanya Parlamentosu’ndaki Macar azınlık partisi ise deklarasyona “Hayır” oyu verdi. Romanya Macar Demokratlar Federasyonu (RMDSZ) Macar azınlık partisi adına konuşan Zoltan Csaba Romanya parlamentosunun bu kararını “ikiyüzlülük” olarak tanımladı.

Macar asıllı siyasetçi Romanya’nın, Rumen azınlığın yaşadığı bugünkü Moldova bölgesindeki halkın iradesini “ulusların kendi kaderini belirleme hakkı” olarak tanırken, öte yandan Erdel bölgesindeki Macarların kültürel ve yöresel özerklik taleplerini ise sistemli olarak reddettiğinin altını çizdi.

Macar siyasetçi her şeye rağmen Romanya Parlamentosunun bu kararının örnek teşkil edeceğini, çünkü Romanya’da yaşayan Macarları, kendi haklarını elde etme açısından cesaretlendireceğini savundu.

Eski Besarabya bölgesinin Romanya ile bütünleşmesi projesine Ukrayna ve Rusya’nın nasıl tepki vereceği ise merak konusu.

Moldova’nın Dinyester bölgesinde Rus askerlerinin konumlandığı üsler de var. Romanya ise son dönemde kendi topraklarında giderek artan bir şekilde NATO ve Birleşik Amerika askeri varlığına izin veriyor.

 

Polonya Patriot füze sistemi kuruyor

Polonya Çarşamba günü imzaladığı anlaşmayla Amerika Birleşik Devletleri’nden günümüzün en modern füze savunma sistemi olan Patriot füzelerini satın almaya hazırlanıyor.

 

 

4,75 milyar dolarlık anlaşmanın ilk etabı olarak ABD, Polonya’ya 16 seyyar füze rampası ve 208 Patriot füzesi verecek.

Füzeler Polonya ile Rusya sınırındaki Kaliningrad yakınlarında konuşlandırılacak.

Polonya Devlet Başkanı Andryej Duda, imza töreninde bugünün ülkesi için tarihi bir gün olduğunu, çünkü ülkenin tamamını koruyan bu yeni füze sistemiyle dünyanın en modern savunma sistemine sahip olacaklarını vurguladı.

Füze sistemin kuruluşu 10 milyar dolarken yarıya indi

Polonya’nın Patriot hava savunma sistemini satın almak üzere yıllardır süren pazarlıklar geçtiğimiz Şubat ayında gerçekleşen bir ön anlaşmayla sonuca ulaşmıştı.

Anlaşmaya göre, daha önce 10 milyar dolara mal olacak olan sistemin maliyetinin 5 milyar dolara kadar indirilebileceği öngörülmüştü.

Patriot sisteminin fiyatının indirilmesinde, sistemin bazı parçalarının Polonya’da da üretilebileceği öngörüsü etkili olmuştu.

Ayrıca 2014 yılında başlayan ilk görüşmelerde Polonya’daki savunma sistemin kuruluşunun 2022 yılında gerçekleşmesi beklentisi dile getirilirken, Doğu Avrupa’daki gelişmeler ve Ukrayna krizi nedeniyle füzelerin yerleştirilmesi tarihi de öne çekilmişti.

Bilindiği gibi Amerika Birleşik Devletleri 2014 yılından bu yana Doğu Avrupa’da askeri varlığını kademeli olarak arttırıyor.

Doğu Avrupa’daki Amerikan varlığı

Ukrayna krizinin yarattığı gerginlik ve doğu Avrupa ülkelerinin ulusal güvenlik kaygıları nedeniyle şimdiye kadar Romanya, Polonya ve Baltık ülkelerinde Amerikan askerleri de konuşlandırıldı. Ayrıca Macaristan’ın da dahil olduğu ortak askeri tatbikatlar da gerçekleştirildi.

Birleşik Amerika’nın Polonya’da patriot füze savunma sistemi kuracağı haberine Rusya da sert tepki gösterdi.

Rus dışişleri bakan yardımcısı Vladimir Titov bu gelişmeyi Amerika Birleşik Devletleri’nin Rusya’yı silah sistemleriyle tamamen kuşatma planının yeni bir adımı olarak niteledi.

 

Boynuz uzunluğu 120 santimetre olan dağ keçisi avlandı

Niğde’de Demirkazık Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda 120 santimetre boynuz uzunluğuna sahip dağ keçisi, av turizmi kapsamında avcılar tarafından vuruldu.

 

 

Av turizmi kapsamında 12’si yurt dışından gelen 15 avcı, Orman ve Su İşleri Bakanlığı Niğde Doğa Koruma Milli Parklar Şube Müdürlüğü ekiplerinin kontrolünde sürdürülen dağ keçisi av sezonunda, Demirkazık Yaban Hayatı Geliştirme Sahası’nda ava çıktı.

Bakanlığın belirlediği kota dahilinde avlanan avcılardan Fransız uyruklu Sebastien Hallard ve Macaristan uyruklu Szencz Lajos, boynuz uzunluğu 120 santimetreyi bulan 10 yaşında dağ keçisi avladı. Uzun mesafeli atışla vurulan dağ keçisinin 98 kilogram ağırlığında olduğu belirlendi.

Devamı

Adana’ya yeni kardeş şehir geliyor

Macaristan’ın Adana Fahri Konsolosu Demet Sabancı, Adana Büyükşehir Belediye Başkanı Hüseyin Sözlü’yü makamında ziyaret etti.Ziyaret esnasında Sabancı, Başkan Sözlü’yle Budapeşte’den sonra Macaristan’ın en büyük ikinci kenti olan Debrecen ve Adana’nın kardeş şehir olması konusunda istişarede bulundu.Sabancı ve Sözlü, yakın zamanda kardeş şehir protokolü imzalamaya hazırlanan Adana ve Budapeşte’den sonra Macaristan’ın en büyük ikinci kenti olan Debrecen’in geleceğe yönelik projeleri ile ilgili görüşmede yaptı.

Devamı

Avusturya’da restoranlardaki sigara yasağı kaldırıldı.

Böylece Avusturyaa AB ülkeleri arasında restoranlarda sigara yasağını iptal eden ilk ülke oldu.

Restoran ve barlarda sigara yasağının kaldırılmasına sigara içenler sevinirken, uzmanlar ise kapalı mekanlarda sigara içmenin sadece tiryakilere değil,  duman altı oldukları için sigara içmeyenlere de büyük zararı olduğuna dikkat çekiyorlar.

Olayın gerisinde “siyasi pazarlıklar” var.

Sebastian Kurz hükümetinde koalisyon ortağı olarak yer alan radikal sağcı ve yabancı karşıtı Avusturya Özgürlük Partisinin koalisyon koşularından biri de restoranlardaki sigara yasağının kaldırılmasıydı.

Avusturya hükümeti yasağın kaldırılmasını insanların temel özgürlüklerinden olan “tercih özgürlüğünün” geri verilmesi olarak tanımlıyor.

 

Polonya yaban domuzlarına karşı 1200 kilometre uzunluğunda duvar örüyor

Polonya, ülkenin doğu sınırlarına 1200 km uzunluğunda duvar örmeye hazırlanıyor. Duvar ilk etapta Ukrayna sınırına çekilecek. Aynı zamanda dünyanın sınırlar için hazırlanan en uzun duvarı olacak.

 

 

Ancak Avrupa’da son zamanlarda sınırları kaçak olarak geçmeye çalışan mültecilere karşı önlem olarak gündeme gelen duvarlardan farklı olarak, Polonya’da amaç mültecileri değil, yaban domuzlarını ülkeden uzak tutmak.

56 milyon euroya mal olacak olan duvarın amacı Ukrayna istikametinden ülkeye giren yaban domuzlarını engellemek.

2 metre yüksekliğinde olan duvar, planlara göre toprak altında da iki metre derine inecek. Böylece yaban domuzlarının toprağı kazarak Polonya’ya girmesi de engellenecek.

‘Yaban domuzları hastalık yayıyor’

Son zamanlarda Doğu Avrupa’da özellikle yaban domuzları nedeniyle yaygınlaşan Afrika Domuz Ateşi hastalığı ev hayvanlarını da tehdit etmeye başladı.

Bölgede et tüketiminde koyun ve danadan daha çok tercih edilen domuz üretimini tehdit eden hastalığın önlenmesi aslında sadece Polonya için değil, bölgenin diğer ülkeleri için de acil bir ihtiyaç.

Macaristan da geçen yıl yaban domuzlarının serbest geçişlerini engellemek için benzer bir projeyi gündeme getirmiş, ancak kaynak yetersizliği nedeniyle proje ertelenmişti.

Duvar bir çare mi?

Öte yandan uzmanlar yaban domuzlarının ülkeden ülkeye geçişlerini engellemek için sadece sınır duvarlarının yeterli olmayacağını vurguluyorlar. Çünkü en zeki yaban hayvan türlerinden biri olarak bilinen yaban domuzları, karşılarına çıkan bu tür engelleri, akarsulardan ve nehir yataklarından faydalanarak kolayca aşabiliyorlar.

Afrika Domuz Ateşi hastalığı insanlara bulaşmamakla birlikte, hayvanlar için ölümcül.

Bu hastalığa yakalanan hayvanları iyileştirmek mümkün olmuyor.

Bu nedenle hastalığın bulaşması halinde çok büyük evcil hayvan sürülerini de itlaf etmekten başka bir çare kalmıyor. Bu ise hayvancılık için çok büyük kayıp anlamına geliyor.

Herkese ‘bedava bira vadeden’ parti sözcüsü devlet televizyonuna tavuk kostümüyle çıktı

Macaristan’da 8 Nisan’da yapılacak genel seçimler öncesi, devlet televizyonunda anayasal bir hak olarak tüm partilere tanının 5 dakikalık seçim konuşmaları programında dün gece dünya seçim kampanyaları tarihine girecek türden bir olay yaşandı.

Macaristan’ın küçük ama etkili partilerinden “İki Kuyruklu Köpek Partisi” temsilcisi, bir tavuk kostümüyle çıktığı televizyon programında kendine tanınan 5 dakika boyunca sorulan sorulara tek kelime etmeden, sadece “gıdaklayarak” yanıt verdi.

“Gıdaklayan Seçim konuşması” doğal olarak Macaristan’da günün olayı haline geldi.

Macar kamuoyunun bir kısmı, parti sözcüsünün beş dakika boyunca gıdaklamasını seçimlere yakışmayan gayri ciddi bir olay olarak değerlendirirken, pek çok insana göre ise bu konuşma “sözün tükendiği” yerde yapılması gereken en anlamlı konuşmaydı.

İki Kuyruklu Köpek Partisi aslında bir grup gencin seçim sistemini, seçimlerde giderek artan ırkçılığı ve popülizmi alaylı ve mizahi bir dille kınamak için oluşturdukları bir hareket.

Ancak özelikle gençlerin ve aydınların gösterdiği büyük ilgi, hareketi gerçek ama alışılmamış bir parti haline getirdi.

Parti, diğer geleneksel siyasi partilerin vaatlerinin kat kat fazlasını, abartarak ve komik hale getirerek kendi programına alıyor.

‘Herkese bedava bira’

Seçimler kazanıldığında bundan böyle “herkese bedava bira” , ya da “yazları serin, kışları ılık günler” vaadi gibi gerçek dışı vaatler insanları güldürerek partiyi kamuoyunda sürekli gündemde tutuyor.

“Sorumsuz vaatler” gibi görünen seçim programının gerisinde ise aslında “hınzır ve zekice” bir üslupla formüle edilen anarşist bir toplum eleştirisi yatıyor.

Seçim programlarında,

  • Zenginlerin paralarını anlamsızca çarçur etmeyeceklerini, bunun yerine bu paraların, alt geçitlerde nakit olarak halka dağıtılacağını
  • Ülkenin güney sınırlarında mültecilere karşı inşa edilen tel örgüler yerine, nasıl olsa aklı başında olan kimse bu ülkede kalmaz diyerek, ülkeyi pas geçen üst geçitler inşa edileceğini
  • Hükümet çevresinin hırçın ve sürekli öfkeli tanımış simalarının hırslarının özel akülerle enerjiye çevrilip bununla ülkede enerji sorununun çözüleceğini, de vaat ediyorlar.

Diğer partilere egemen olan popülist, öfkeli, hırçın ve ümitsiz bir üslup yerine mizahın, sanatın ve hayat sevincinin damgasını vurduğu neşeli üslup pek çok Macarın ilgisini çekiyor.

İnsanlar bağışlarıyla bu sıra dışı partiyi ve tuhaf eylemlerini ayakta tutuyorlar.

 

Budapeşte Sokaklarında -5 Derecede Klip!

Güliz Ayla, ‘Bilirkişi’ şarkısından sonra şimdi de ‘Yetmedi mi’ şarkısını kliplendirdi.
Güliz Ayla, kendi adını verdiği ilk albümünden sonra, geçtiğimiz aylarda “Parla” isimli yepyeni albümünü müzikseverlerle buluşturmuştu. Parla albümünün ikinci video klip çalışması ‘Yetmedi mi’ Budapeşte sokaklarında -5 derecede, karlı bir havada çekildi. Klibin yönetmenliğini Peter Hajmási üstlenirken, görüntü yönetmenliğini Tamás Papp üstlendi.

Yaklaşık 20 kişilik bir ekibin görev aldığı klipte; Muzeum Körut, Kalvin ter, Gellert ter, Brody Sandor Utca ve birçok filme konu olan mimarlar odası binasi ile dünyanın en güzel 10 tramvay hattından birisi olan Tram 2. mekanları dikkat çekiyor. Klibin süpervizorlüğünü ise Oscar ödüllü görüntü yönetmeni Robert Maly üstlendi.

‘Yetmedi mi’ şarkısının sözü ve müziği Güliz Ayla imzası taşırken, düzenlemesi ise Görkem Yenilmez’e ait.

Devamı

1000 Feet’ten Türkiye

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de, fotoğrafçı Alp Alper’in “1000 Feet’ten Türkiye” sergisi açıldı.

Budapeşte Fotoğraf Festivali kapsamında, Türk Hava Yollarının (THY) desteğiyle düzenlenen sergi, Budapeşte Yunus Emre Enstitüsünde açıldı.

Sergide, fotoğrafçı Alp Alper’in 1999’dan bu yana Türkiye üzerindeki uçuşlarda çektiği fotoğraflar yer alıyor. Serginin açılışını yapan Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçisi Ahmet Akif Oktay, etkinliğin Budapeşte Fotoğraf Festivali’ne katkıda bulunduğunu, Türkiye’nin tarihi güzelliğini ve eserlerini tanıtan sergi için fotoğrafçı Alp Alper’e müteşekkir olduklarını belirtti.

Alp Alper, çalışmalarının “1000 Feet’ten Türkiye” sergisi adı altında, Atina, Varşova, Berlin, Londra, Pekin, Belgrad, Paris ve New York’un yanı sıra bir çok kentte sanatseverlerle buluştuğunu ve bugün ise Budapeşte’de açılan sergiden dolayı memnun olduğunu söyledi.
Alper ayrıca, bugüne kadarki çalışmalarının, “1000 Feet’ten Türkiye”, “Bir Düş Uçuşu Türkiye” ve “4 Mevsim İstanbul” adlı üç kitapta yayımlandığını ifade etti.

Etkinliğe Kuzey Kıbrıs Türk Cumhuriyeti’nin (KKTC) Macaristan Temsilcisi Büyükelçi Selda Çimen’in yanı sıra davetliler katıldı

Devamı

Ukrayna’da taşıyıcı annelik vakaları %1000 arttı

Ukrayna, çocuk sahibi olma özlemi taşıyanlar için Avrupa’da, hatta dünyada bir numara olma yolunda ilerliyor. Devlet tarafından düzenlenen “taşıyıcı annelik” ulusal ekonominin ciddi sektörlerinden biri haline geliyor.

 

 

Resmi rakamlar Ukrayna’da son iki yılda “taşıyıcı anne” vakalarının % 1000 arttığını ortaya koyuyor.

Normal yollardan çocuk sahibi olamayan pek çok aile açısından “taşıyıcı anne”, çocuk sahibi olmada son çare.

Taşıyıcı annelik iki biçimde gerçekleşiyor. Ya taşıyıcı anne adayı, kendi yumurtasının hastane koşullarında bir donor spermiyle döllenmesine izin veriyor, ya da hazır bir embriyoyu hamilelik sürecinde büyütüyor.

Her iki yöntemde de doğumun ardından bebek, yapılan sözleşmeler uyarınca siparişi veren çifte teslim ediliyor.

Ancak Avrupa’nın pek çok ülkesinde taşıyıcı annelik yasak.

20-30 bin dolar

Amerika’da taşıyıcı annelik serbest, ancak uzun süren işlemler ve denetimler nedeniyle 170 bin dolara kadar yükselebilen maliyet, pek çok çiftin gözünde ABD’yi çare olmaktan çıkarıyor.

Elbette Ukrayna’daki bu hızlı gelişimde, dünyada daha önceki yıllarda taşıyıcı annelik merkezleri olan Hindistan, Nepal, Tayland gibi ülkelerde son birkaç yılda bunun yasaklanmasının payı var.

Ukrayna’da taşıyıcı anne aracılığıyla çocuk sahibi olmak isteyen çiftler bu arzularına genellikle 20-30 bin dolarlık bir maliyetle ulaşabiliyorlar.

Kiev’in merkezindeki ilaya tıp merkezi gibi kliniklerin dünyanın dört bir yanından gelen müşterileri var

Ama ülkede taşıyıcı anneliğin yaygınlaşmasıyla birlikte ortaya çıkan rekabet, bu alanda da fiyat kırdı.

Aracı kurumların dışında internet üzerinden ilanlar veren kadınlar on bin dolara “taşıyıcı anne” olarak hizmet verebileceklerini duyuruyorlar.

Devlet tarafından yasalarla düzenlenen program pek çok açıdan oldukça tatmin edici. Taşıyıcı anne olmak isteyen Ukraynalı kadınlar, bu iş belirlenen kurumlar tarafından kayda alınıyor ve bu iş için uzmanlaşan hukuk büroları da sürecin hukuksal geri planını düzenliyorlar.

Kriterler neler?

Ukrayna’da taşıyıcı anne olabilmek için kadınların 18 yaşını doldurmuş, ancak 35 yaşından gün almamış olmaları gerekiyor. En az bir çocuğu sahip olmak, sağlıklı ve psikolojik olarak da sorunsuz olmak da bir diğer kriter. İçki ve sigara kullanmayan taşıyıcı anne adayları, ilgili kurumlar tarafından üç ayda bir sağlık kontrollerinden de geçiriliyorlar.

Hızla yaygınlaşan taşıyıcı anne arabuluculuk şirketleri, bir taraftan ülke içinden taşıyıcı anne olmaya aday Ukraynalı kadınları kayda alırken, diğer yandan da İngilizce olarak hazırlanan sitelerle dünyadan müşteri toplamaya çalışıyorlar.

Uzmanlar, yasaklanmadan önce Hindistan’da milyar dolarlık bir sektör oluşturan “taşıyıcı annelik” sektörünün sorunlar yaşayan Ukrayna’da ekonominin temel taşlarından biri olabileceğini vurguluyorlar.

Aylık gelirin 300 doları bulmadığı, hatta insanların önemli bir kısmının 170-180 dolarla yaşadığı Ukrayna’da çok sayıda kadının “taşıyıcı annelik” için müracaat etmesi elbette sürpriz değil.

Ukraynalı kadınlar normal işlerde çalışarak 5-10 yılda kazanabilecekleri parayı tek bir hamilelikle kazanabildiklerini, dolayısıyla taşıyıcı anneliği iyi gelir sağlayan bir “iş” olarak gördüklerini söylüyorlar.

 

Devamı

16,474FansLike
639FollowersFollow