Fenerbahçeli milli sporcular Avrupa U18 Atletizm Şampiyonası’nda başarılı sonuçlara imza attılar. Fenerbahçeli atletler ferdi olarak 1 altın, 3 gümüş ve 1 bronz madalyanın sahibi oldular.
Avrupa U18 Atletizm Şampiyonası, Macaristan’ın Györ kentinde 5-8 Temmuz tarihleri arasında gerçekleştirildi. Dört günde toplam 40 branşta madalyanın dağıtıldığı şampiyonada EA üyesi 50 ülkeden 1135 atlet yarıştı. Györ’e 53 atletle katılan Türkiye kafilesinde Fenerbahçe’den 24 sporcu yer aldı.
Türkiye, 2016’da dört madalya aldığı Avrupa U18 Atletizm Şampiyonası’nda bu kez 1’i altın, 4’ü gümüş ve 2’si bronz olmak üzere toplamda 7 madalya elde etti. Milliler, madalya sıralamasında ilk 10’da kendisine yer bulurken, puan sıralamasında da 84 puanla şampiyonayı 50 ülke arasında yedinci olarak tamamladı.
Üç adım atlamada piste çıkan Fenerbahçeli milli atlet Batuhan Çakır, 15.62 cm’lik atlayışıyla altın madalyanın sahibi oldu.
Annesi Katolik Hırvat, babası Ortodoks Sırp olan Hırvatistan futbol takımının kalecisi Danijel Subasic Hırvatistan’ın futbol zaferini “oğulları, babaları, kocaları Sırplar tarafından Srebrenica’da öldürülen Bosnalı Müslüman kadınlara” ithaf etti!
Hırvatların İngiltere’yi yenerek finale kaldığı gün Srebrenica katliamının yıldönümü olduğuna dikkat çeken Hırvat kaleci, Balkanlardaki barışın en önemli teminatının “unutmamak” olduğunu da kanıtladı.
Çocukluğu Yugoslavya’daki iç savaşla geçen Subasic, o yıllarda hep Hırvatların arasında “Sırp” Sırpların arasında da ‘Hırvat’ olmakla suçlandığını söyledi.
Subasic’in galibiyeti Srebrenica katliamında yakınlarını kaybeden Bosnalı kadınlara ithaf etmesi Bosna’da sevinçle ve takdirle karşılandı
Avrupa birliği komisyon üyesi Corina Cretu’nun salı günü yaptığı açıklamaya göre AB uyum fonu Budapeşte 3. metro hattının yeniden inşasına 473.4 milyon Euro katkıda bulunacak.
Cretu, “Bu destek AB’nin vatandaşlarının refah seviyesini ne kadar önemsediğinin bir örneğidir. Bu şekilde Budapeşte’de her gün fazladan 13.000 kişi araba yerine metro kullanabilecek.” dedi.
3. metro hattı Budapeşte Büyük Şehir Belediyesinin 135 milyar forint(423milyon Euro) yatırım yapmasıyla geçtiğimiz yıl kasım ayında tadilata alınmıştı. Belediye bütçesi yetersiz olduğu için sadece Lehel Meydanı ve Újpest Merkezi arasındaki duraklar yenilenecekti. Yapılacak olan yeni yatırımla bütün durakların yeniden inşası sağlanacak.
Bu yenilemeyle 3. metro hattı boyunca bütün duraklar tekerlekli sandalyeli bireylerin ulaşımına uygun olacak.
Daha keyifli bir yolculuk için 20 durak ve ışıklandırmalar değişecek ve daha güvenli, hızlı bir yolculuk için raylar ve bağlantı elemanları yenilenecek.
Projenin bitiş tarihi daha önce 2020 olarak açıklanmıştı.Yeni yatırımdan sonra bu tarih 2021’e ertelendi.
Kolorádó Fesztivál, Budapeşte yakınlarındaki Nagykovácsı’de bir vadinin ortasına düzenlenen hem yerel hem de uluslararası yetenekleri ağırlayan bir müzik festivali. Bu yıl üçüncüsü düzenlenen festivali başladığından beri organizatör ve müzisyen arkadaşlarım sayesinde çok yakından takip etmekteyim. Festivalin bana kalırsa en güzel ve özgün tarafı oldukça yerel ve Budapeşte eğlence hayatına hakim bir grup organizatör genç tarafından düzenleniyor olması. Festivalin arkasındaki ekip aynı zamanda şehir merkezindeki popüler mekanlarda da etkinlikler düzenliyor. Bu sayede eğlendirenlerin de eğlendiği bir ortam çıkıyor karsınıza… Aynı zamanda, festivalin dört günlük tam program biletleri 12.500ft’ten başlıyor, kıyasladığımızda birçok festivale göre makul bir fiyat bu.
Üçüncü yılında festivalde birçok aksaklık ve sıkıntı ortadan kaldırılmış, kısa bir hava muhalefeti dışında etraftan şikayet duymak pek mümkün olmadı, ama organizatörlere sorarsanız daha geliştirilecek daha çok şey var…
Bu yıl kimler vardı?
2018’de Volkova Sisters, Fran Palermo, Middlemist Red, Route 8 gibi yerli isimlerin yanında; Kelela(US), Wavves(US), Ebo Taylor (GHA). Etapp Kyle (UA), Jayda G (CAN) gibi uluslararası isimler de festivalde yer aldı. Ancak hemen belirtmeliyim ki Kolorado yalnızca müzik performanslarına bağlı kalmış monoton bir festival değil.
1 of 6
Dört gün boyunca festival alanını dolduracak birçok etkinlik ve workshop düzenlendi. Enstalasyon, dans, söyleşiler ve birçok oyun sahası festival içinde gelenleri sürekli meşgul ve aktif tutuyor. Festival düzenine ve organizasyon detaylarına gelirsek: Evet festival şehrin tam olarak içinde değil, ama birçok diğer festivale göre hem yakın; hem de ekonomik ve pratik çözümlerle (festivale ait sık hareket eden minibüsler mevcut) sizi Szell Kalman Meydanından 30-45 dakika içinde alana getiriyor. Yedi farklı müzik sahnesinin ve etkinlik alanlarının arasında, festival düzeni vadinin içine akıllıca dağıtılmış. Öyle ki, bir yerden bir yere yürürken sürekli olarak ilginizi çeken etkinliklere rastlayabiliyorsunuz. Ayrıca en basitinden tuvaletlere veya barlara ulaşmak için dakikalarca yürümüyorsunuz, kalabalığa rağmen neredeyse hiçbir yerde sıra beklemiyorsunuz. Böylece takip ettiğinizden daha fazla müzisyen ve etkinliği aslında festival alanında keşfetmeye de vaktiniz oluyor.
Festivalde kahvaltı ücretsiz
Yeme içme konusunda da bir sıkıntı çekilmiyor. Sabahları kamp alanının yanında bulunan herkese açık kahvaltı seçeneği bulunmakta, bunun için bir ücret ödemiyorsunuz ancak siz de yiyecek bir şeyler getirip komüne katkıda bulunabilirsiniz. Festivalde şehir içinde yer alan birçok işletme, butik, bar ve kafenin küçük birer standı bulunmakta, bu sayede bildiğiniz büfe veya restoranlara gitme şansınız da var. Eğer şehir içindeki simalara ve tatlara hakimseniz, Kolorado, tüm bunların sıkıştırılmış ve doğanın içine gizlenmiş bir versiyonu gibi. Benzer şekilde, şehir içinde de festivalle anlaşmalı olan birçok işletmede festival süresince indirim alabiliyorsunuz. Orada tanıştığım ve festival için şehri ziyarete gelmiş birçok kişiden duyduğum genel izlenim de festivalin yerel ambiansı çok iyi koruduğu, şehrin sanat ve eğlence anlayışını iyi temsil ettiği yönündeydi. Yani son yıllarda iyice artmış olan ticari ve aşırı yüklemeye uğramış festivallerin yanında burası bir nefes alma alanı olmuş diyebiliriz. Umuyoruz böyle kalır!
Organizasyon mükemmel
Bu yıl festival alanında ilk gün yağan yağmurdan kalan çamurlu alanlara rağmen başka bir aksilik yaşanmadı. Çamurlar saman balyalarıyla örtüldü, hava ikinci günden itibaren açıktı. Ayrıca festivalin Facebook ve web sayfasında yayınlanan “Survival Handbook” sayesinde “ne giymem, ne götürmem lazım” gibi bir derdiniz olmuyor kimisi için çok önemli olduğu için belirteyim, festival alanında kapsama alanı çok düşük, yani arkadaşınızı arayıp “neredesin” diye soramıyorsunuz; buluşma noktaları belirlemekte fayda var.
Bütün bu yol gösterme bilgileri dışında, festival alanı sizi kurallar ve düzenlemelerle boğmuyor, her tarafta uyarı yazıları görmüyorsunuz. Zaten festivalin özgürlüklere olan yaklaşımı gelen kitlenin tavrından da belli oluyor. Bana kalırsa hem Macaristan’da yaşayanlar hem de ziyarete gelecekler için Kolorado, birçok büyük ve popüler festival içinde güzel bir başlangıç noktası. Festivalin hacmen büyüyüp ticarileşmek gibi bir amacı olduğunu düşünmüyorum ancak ilerleyen yıllarda alternatif müzik çevrelerinden daha çok dikkat toplayacağına eminim.
Ve son olarak:
Dahası için seneye festivale gelin, tarihleri açıklandı bile: 19-22.06. 2019
Almanya’da son yılların en önemli davası olarak nitelenen ve sekiz Türk, bir Yunan ile bir Alman polisi seri cinayetlerle öldüren Neo-Nazi grupla ilgili 5 yıldır süren davada karar çıktı.
NSU’nun hayattaki tek üyesi Beate Zschaepe ve hücreye yardım eden dört kişi 6 Mayıs 2013’ten bu yana yargılanıyordu.
Davada Zschaepe’ye ömür boyu hapis cezası verilirken, iki yıl altı ay ila 10 yıl arasında değişen hapis cezalarına çarptırıldı.
İkisi intihar eden 3 kişilik Nasyonal Sosyalist Yeraltı Örgütü’nün (NSU), 2000-2007 arasında işlediği cinayetleri, Alman makamları ve medyasında ‘dönerci cinayetleri’ olarak tanımlamıştı.
43 yaşındaki Zschaepe, Uwe Boehnhardt ve Uwe Mundlos ile birlikte cinayetleri işlediği iddialarını reddetmiş ancak geçen hafta yapılan duruşmada “neden olduğum acılar için özür dilerim” demişti.
Zschaepe 437 duruşma boyunca sadece iki kez konuştu, cinayetlerin aydınlatılmasına katkı sağlayacak herhangi bir bilgi vermedi.
Başsavcılık Zschaepe’nin tüm cinayetleri bildiğini, diğer örgüt üyeleriyle bunları birlikte planladıklarını, suç ortağı olduğunu vurgulayarak ömür boyu hapis cezası talep etmişti.
Boehnhardt ve Mundlos ise polisin hücreyi şans eseri bulması üzerine 2011’de intihar etmişti.
Örgütün aydınlatılmadığını düşünen kurbanların aileleri ise hayal kırıklığı yaşıyor.
Aileler NSU’nun yetkililerin belirttiğinden çok daha derin bir şebeke olduğunu, destekçileri arasında Alman Gizli Servisi’ne ücretli itirafçı olarak çalışan kişiler de olduğunu savunuyor.
Aileler bu iddia ve taleplerini dün Münih’te düzenledikleri basın toplantısında da yineledi.
Deutsche Welle ‘NSU tarafından 9 Eylül 2000’de Nürnberg’de öldürülen Enver Şimşek’in oğlu Abdülkerim Şimşek’in, söz konusu örgütün yalnıza üç kişiden oluştuğuna inanmadığını, serbestçe dolaşan suç ortakları olduğunu, bu kişilerin tespit edilememiş olmasından ötürü tepkili olduklarını söylediğini’ aktardı.
Budapeşte’de, eşcinsel, lezbiyen, biseksüel, trans ve interseks bireylerin yürüyüşü Onur Günü Cumartesi öğle saatlerinde Varosliget de başladı.
Bu sene 23. kez gerçekleştirilen yürüyüşe pek çok heteroseksüel birey de katılıdı.
Korteje müzik yayını yapan çeşitli araçlar eşlik ederken kitle en çok 70’li yılların Abba müzik grubunun şarkılarında coştu.
Giysi ve makyajlarıyla renkli katılımcılardan bazıları yanlarına köpeklerini, bisikletlerini getirmişlerdi, kimileri ise çocukları ile katılmıştı.
Yaklaşık 4000 kişilik bir kalabalık Varosligetifasor da toplandıktan sonra Lövölde Meydanından Andrassy caddesine çıktı. Nagymezö sokağından Alkotmany utca üzerinden parlamentoya ulaşan kalabalık burada yapılan konuşmalar sonunda olaysız dağıldı.
Geçen yıl da olduğu gibi bu kez de ırkçı bazı dernek ve kuruluşlar Onur yürüyüşünü engellemek için aynı bölgede karşı gösteri düzenlediler.
35 ülkenin büyükelçilikleri Budapeşte’de ırkçıların tehdidi altında gerçekleşen onur yürüyüşünün insan haklarının bir parçası olduğunu vurgulayan ortak bir basın açıklaması yaptılar.
Yürüyüş yoğun güvenlik önlemi altında olaysız gerçekleşti.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, ülkesi üzerinden Batı Avrupa’ya ulaşan sığınmacıları geri kabul etmeyeceklerini ama söz konusu sığınmacıların Yunanistan’a geri taşınması için yardıma hazır olduklarını söyledi.
Macar Haber Ajansının (MTI) haberine göre, resmi ziyaret kapsamında Almanya’da bulunan Başbakan Orban, Almanya İçişleri Bakanı Horst Seehofer ile sığınmacı krizini görüştü.
Başbakan Orban, Seehofer’e Macaristan’ın sığınmacı krizi konusunda duruşunun 2015’ten beri değişmediğini belirterek, Balkan rotası üzerinden Avrupa Birliği (AB) topraklarına ulaşan mültecilerin ilk olarak Yunanistan üzerinden AB’ye giriş yaptığını kaydetti. Macaristan’ın hiçbir şekilde sığınmacıları geri kabul etmeyeceğini açık bir şekilde Seehofer’e ilettiğini belirten Orban, “Hiç kimseyi geri kabul edemeyiz ve kabul etmek de istemiyoruz. Yasa dışı göçmenlerin Yunanistan’a geri taşınmasına ise her zaman hazırız.” ifadesini kullandı.
A weboldalon cookie-kat használunk, amik segítenek minket a lehető legjobb szolgáltatások nyújtásában. Weboldalunk további használatával jóváhagyja, hogy cookie-kat használjunk.