Türk ihraç ürünleri Avrupa’ya taşıyan tırlara Macaristan tarafından verilen yetersiz transit kota nedeniyle Türk ürünleri, Avrupalı müşterilerine teslim edilemiyor.
ULUSLARARASI Nakliyeciler Derneği (UND) Yönetim Kurulu’nun yaptığı yazılı açıklamaya göre, Türk tırları Macaristan’ın ulaştırma politikasındaki bariyerler nedeniyle ihracatını arzu edilen seviyede gerçekleştiremiyor. Derneğin açıklamasında, “Şu an itibarıyla Türk ihraç ürünleri taşıyan taşımacılar Macaristan tarafından verilen yetersiz transit kotası nedeniyle Avrupalı müşterilerine ürünlerini teslim edemiyor, bu durum aynı zamanda Türkiye’de üretimi ve yatırımı olan Avrupalı firmaların ve ihracatçıların da önünde bir engel” ifadelerine yer verildi.
Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, Türkiye-Macaristan Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 6. Dönem Toplantısı’na eş başkanlık yapmak üzere Budapeşte’ye geldi.
Türkiye-Macaristan Karma Ekonomik Komisyonu (KEK) 6. Dönem Toplantısı’na eş başkanlık yapacak olan Sanayi ve Teknoloji Bakanı Mustafa Varank, başkent Budapeşte’ye geldi. Bakan Varank’ı Budapeşte Havalimanında Türkiye’nin Budapeşte Büyükelçisi Ahmet Akif Oktay karşıladı. Karşılamanın ardından önce otele giden Bakan Varank ve beraberindeki heyet, daha sonra Gül Baba Türbesi Kültür Kompleksi’ne geçti. Bakan Varank ve eşi Esra Varank’ı burada Gül Baba Vakfı Başkanı Adnan Polat ve Dünya Türk İş Konseyi (DTİK) Avrupa Başkanı Suat Karakuş karşıladı. Türbe ve kompleksi gezen Bakan Varank, dua ederek ve türbe hakkında detaylı bilgi aldı.
“Hem Gül Baba hazretlerinin türbesi şanına yakışır bir şekilde restore edilmiş oldu”
Ziyaretin ardından İhlas Haber Ajansı (İHA) mikrofonuna konuşan Bakan Varank, “ Bugün Gül Baba hazretlerinin türbesini ziyaret ediyoruz. Gül Baba hazretleri sadece 10 yıl burada yaşamasına rağmen hem bizim tarihimiz açısından hem de Macar tarihi açısından çok önemli izler bırakan bir gönül insanı. Burada hükümetimiz Macar hükümeti ile beraber çok güzel bir restorasyon gerçekleştirdi. Hem Gül Baba hazretlerinin türbesi şanına yakışır bir şekilde restore edilmiş oldu, hem de etraftaki bu tekke ele alınarak burası güzel bir kültür sanat merkezi haline getirildi” dedi.
“Türkiye ve Macaristan’ın tarihi çok eskilere dayanıyor”
İki ülkenin tarihten gelen derin bağları olduğunu belirten Bakan Varank, “İki ülke hükümetlerinin böyle bir ortaklıkta buluşmuş olması çok önemli. Türkiye ve Macaristan’ın tarihi çok eskilere dayanıyor, ve bu güzel kültür sanat merkezi de tekke de türbe de o tarihe hizmet eden güzel bir eser olarak ortaya çıktı” ifadelerini kullandı.
Bakan Varank, 25-26 Haziran’da Budapeşte’de Türkiye-Macaristan KEK Toplantısı’na katılımının yanı sıra bir dizi diplomatik temas gerçekleştirdikten sonra Türk ve Macar iş insanlarıyla bir araya gelerek, Türkiye’deki fırsatlara ilişkin yatırımcılara bilgi verecek.
Macar hükümeti, uyarlanmış enerji stratejisinin bir parçası olarak jeotermal garanti fonu için planlar yaptığını belirtti.
Macarca yayın olan Világgazdaság’da yer alan son röportajda, Macaristan Enerji ve İklim Politikaları Devlet Sekreteri Péter Kaderják, bir jeotermal garanti fonu planladıklarını açıkladı. Bu fonla hükümet, jeotermal enerjiyi daha iyi kullanmayı planlarken, enerji depolama projelerine olan ihtiyacı da görüyor.
Yeni enerji stratejisi şu anki atom-karbon-yeşil önceliğini değiştiriyor mu?
Atomik ve yenilenebilir enerjinin rolü şu ana kadar üçlü olarak güvence altına alınmış gibi görünüyor, ancak artan karbon fiyatları ve iklim politikası çabaları nedeniyle Avrupa’daki kömür ve linyit tesislerinin iş ortamı ciddi şekilde bozulmuştur. Mátra Santrali (RWE’nin sahip olduğu linyit yakıtlı bir elektrik santrali), yerli enerji arzında önemli bir rol oynadığından, şirketin sahipleri ve yönetimi ile müzakere ettik. Şirket, Mátra Santrali’nin gelecekteki düşük karbon emisyonlarına uyum sağlayarak enerji üretiminde önemli bir rol oynamaya devam edebileceği gelişmeler hakkında düşünüyor.
Macaristan’da güneş enerjisi kullanımı artıyor. Enerji stratejisi bazı özel güç depolama modlarıyla kapatılacak mı?
Aslında, hava koşullarına bağlı, özellikle de güneş enerjisi üretimindeki üssel artış nedeniyle, onu elektrik sistemine entegre etmeye yardımcı olan esnek yeteneklere ihtiyaç duyulmaktadır. Mevcut birkaç çözüm var. Sistemi dengede tutmak için, iyi düzenlenmiş gaz santralleri, elektrikte dış ticaret, bazı sanayi şirketleri (kullanımlarını azaltarak) ve bu tür depolama seçenekleriyle esnek bir hizmet sağlanabilir. Gelişmeler zaten bu alanda rekabet etmektedir ve ayrıca iletim ve enerji dağıtım seviyelerinde yerel tıkanıklığı tetiklemede önemli bir rol oynayacaktır. Kısmen devlet desteğiyle üç büyük proje zaten tamamlandı.
Düzenleyici otorite ayrıca kendi alanında araçlar arıyor ve sistemin kontrolüne yardımcı olan diğer teknolojilerin girmesi durumunda piyasaya fayda sağlayacaktır. Çok kısa reaksiyon süresinde, zaten olgunlaşmış bir lityum-iyon depolama modu vardır, ancak kış için yaz aylarında depolanan elektrik birkaç saatlik ve mevsimsel depolama için saklayabilmeliyiz. Bu nedenle, özel sektör aktörlerinin bütçe desteği için başvurabilecekleri pilot projeler başlatılmalı ve ağ sektörü ne tür esnek hizmetlere ihtiyaç duyduğunu tanımlamalıdır.
Uluslararası Tuna Günü vesilesiyle Macar Kültür Merkezi’nde düzenlenecek olan TUNA’NIN AÇILARI sergisi, bu yıl 27 Haziran-1 Eylül tarihleri arasında kapılarını ziyarete açacak.
Macar ressam Lea Tóth’un da katkıda bulunduğu, Macar fotoğrafçı kollektifi Pictorial Collectives’in sergisi, farklı bakış açılarından Tuna nehrinin Avrupa’nın on ülkesinde yaptığı seyahatini ve hikayelerini anlatıyor. Pictorial Collectives’in sergisi; 27 Haziran-1 Eylül tarihleri arasında Macar Kültür Merkezi’nde ziyarete açık olacak.
27 Haziran 2019
Saat 19.00
Macar Kültür Merkezi
İmrahor Cad. No:23 B Blok
Kağıthane/İstanbul
Ulaşım: Taksim’den Gümüşsuyu durağından kalkan 48T otobüsü ile,
Mecidiyeköy’den 49, 48N hatları ile 15 dakikada ulaşım sağlayabilirsiniz.
Diğer otobüsler: Yenikapı’dan ve Eminönü’nden 41Y,44B.
Benim için 2 Norman vardı İlk yüzü, bir insan olarak. İronisi,geri tepen kahkahası,dost bildiklerini olanca korumasıyla eşsizdi. Sohbete oturunca, ki bu genelde önce viski ile başlar, sonra rakı ile devam ederdi, o binbir yerde dolanan ve bir zaman tüneli içindeki uygarlık gezintisinin son noktası olmazdı, birimizin sofrada uyuklaması gerekirdi.
Prof. Dr. Norman Stone
İkinci yüzü,tarihçi oluşuydu. Bu uzmanlığı genelde sohbet dışıydı. Ama bulduğu bir belgenin azizliği, ya da belge avcılığı yaparken maceraları,onlar konu olurdu. Tartışmasızdı, 1. ve 2. Dünya Savaşları konusunun yerkürede en yetkin uzmanlarından biriydi. Bunda bir savaş pilotu olan babasının etkisinin kanımca payı var.
Onu tanımam, Oxford dan gönüllü olarak ayrılıp Bilkent ‘ e geldiği yıllardı, gelişi o üniversite için büyük bir kazanç oldu, buraya bir Doğu Ülkeleri Enstitüsü kazandırdı. 20 yıl Ankara’da ders verdi, insan yetiştirdi.
Bir gün , 2010 sonrası yıllardı,” yapacaklarım kalmadı “ diyerek bu görevden ayrıldı. Ama Türkiye’nin kitaplığına yazdığı“Kısa Türkiye Tarihi “ kitabını kazandırdı,
Britanya ‘ya geri döneceğini beklerken, Macaristan ‘dan gelen bir davete “evet “ dedi, Budapeşte’ye yerleşti. Bildiği 7 dil arasında yer almasa da her dilden ödünçleme yaparak Macar belgelerine ulaştı, okudu, yorumladı.
Tam adı biraz uzun ama kısa adıyla “ Macar Tarihi” başlıklı çalışması yakınlarda yayınlandı, yankı yaptı, bir dizi söyleşiden Macar kamuoyunun böyle bir “dış ses” beklediğini sanıyorum. Çalışmayı henüz okumadım ama yönteminin “resmi belgeler ışığında” bir Macar tarihi olduğunu biliyorum, bu nedenle çalışmanın başlığında “muhafazakar” adı var.
Ama sakın ola ki ,bununla Prof. Stone ‘ın resmi tarihçilik yaptığı varsayılmasın. O sözünden sakınmayan , her olguda bir budak bulmayı bilen akademik stili, buna aykırıdır.
Budapeşte’de huzurluydu ve kalmaktan hoşnut idi. Danube Enstitüsü etrafında kümelenmiş çoğu Britanyalı aydınlardan kendine bir hare oluşturmuştu. Eşinin ölümünden sonra zaten aslen İskoç olan Norman Stone’ u artık Britanya’ya bağlayan bir neden yoktu.
İdeoloji olarak muhafazakar saftaydı, ama bir günden bir güne, bunu günlük yaşamına indirgediğine tanık olmadım, bu onun yaşama bakış biçimiydi.
Onunla son karşılaşmamız bir simpozyum bağlamında Budapeşte’de oldu. Yılların yorgunluğunu kullandığı bastondan anlamak mümkündü, ama simpozyumda yaptığı dingin ve çağrıştırıcı konuşma, bir tarihçinin eskimeyeceğini söylüyordu.
Çocukca kıs kıs gülüşlerini , ahret sorularını özleyeceğiz Norman hoca…
Her şeyin tüketime dayalı olduğu, üretimin dahi giderek bir tüketim biçimi halinde dönüştüğü, görüntü itibarıyla seçenek patlaması gibi dursa da birbirinin aynı seçeneklerin, yaşam biçimlerinin dayatıldığı içinde bulunduğumuz çağda insanlar arayışlarını sürdürüyor ve kendi alternatif yaşam alanlarını oluşturmaya gayret ediyor.
Bu alternatif yaşam arayışları, aynı zamanda insanlara köklerini yeniden aratıyor ve bu arayış, toprağa dönüşü de beraberinde getiriyor.
Müzik Köyü, tüm dünyada alternatif yaşam arayışlarının hız kazandığı günümüzde, baskın bir biçimde öne çıkan toprağa geri dönüşün müzik zemini üzerinde yansıması. Macar besteci-müzikolog Bela Bartok‘un “Topraktan kopuk müzik ölmeye mahkumdur.’’ sözünü kendine pusula edinmiş bir köy olarak başta Anadolu olmak üzere dünyanın farklı bölgelerinden müzik geleneklerini, disiplinlerini bir araya getiren çokkültürlü bir dünya sunmakla kalmıyor; aynı zamanda farklı coğrafyalardan, kültürlerden, farklı aidiyet duygularına sahip müzikseverleri bu rengarenk zemin üzerinde buluşturuyor.
İngiliz devi Arsenal, Red Bull Salzburg’un 18 yaşındaki genç futbolcusu Dominik Szoboszlai’yi gözüne kestirdi.
Football Insider’da yer alan habere göre Arsenal, Avusturya ekiplerinden Red Bull Salzburg forması giyen 18 yaşındaki Macar oyuncu Szoboszlai için 10 milyon Euro’yu gözden çıkardı.
Arsenal’in, genç orta saha için girişimlerde bulunduğu ancak İtalyan devi Juventus ve Alman devi Borussia Dortmund’un da oyuncu ile ilgilendiği ileri sürüldü.
2018-19 sezonunda Salzburg forması ile 29 maça çıkan Szoboszlai, 11 gol atıp 10 da asist yaparak takımına büyük katkı sağladı.
Uluslararası hava taşımacılığı derecelendirme kurumu Skytrax bu yılın en iyi 100 havayolu şirketini açıkladı. Buna göre, geçen yıl 18. sırada olan Türk Hava Yolları bu yıl 27. sıraya düştü.
Katar Havayolları’nın ilk sırada yer aldığı listeye göre, Singapur ikinci, Japon ANA All Nippon Havayolu şirketi ise 3. sırada yer aldı.
Alman Lufthansa’nın 9. sırada bulunduğu listede, İngiliz British Airways 19, Fransız Air France şirketi ise 23. sırada kendine yer buldu.
Skytrax, Türk Hava Yolları’nın yıldız sayısını geçen ay 4’ten 3’e düşürmüştü.
Ticari havayolları için araştırmalar yapan Skytrax, uluslararası seyahat muayenelerinde en iyi kabin kadrosu, havalimanı, hava yolu dinlenme salonu, uçaklar içindeki eğlence, güvertedeki ikram ve diğer unsurları konusunda da incelemelerde bulunyor.
Bu incelemelerden ayrı olarak, Skytrax araştırmalarını, yolculuk yapan kişilerin oylarına göre belirliyor. Arzu eden kişiler Skytrax sitesinden oylamalarda bulunurken, bu oylamalar sonucunda her sene çeşitli konularda ‘havacılık oscarı’ olarak adlandırılan Skytrax ödülleri dağıtılıyor.
A weboldalon cookie-kat használunk, amik segítenek minket a lehető legjobb szolgáltatások nyújtásában. Weboldalunk további használatával jóváhagyja, hogy cookie-kat használjunk.