En çok alkollü içki tüketen ülke Litvanya
Kişi başına en çok alkol tüketen ülkeler listesinde Litvanya 12.3 litreyle ilk sırada yer aldı. Türkiye 1.4 litreyle ‘en az içen’ ülkeler arasında çıktı.
DUVAR – Ekonomik Kalkınma ve İşbirliği Örgütü’nün (OECD) “Bir Bakışta Sağlık 2019” (Health at a Glance) raporunda, kişi başına en çok alkol tüketen ülkeler açıklandı. Litvanya, ortalama 12.3 litre ile zirvede yer alırken 11.8 litre ile Avusturya ikinci, 11.7 litreyle Fransa da üçüncü oldu.
İlk beşte ayrıca Çekya (11.6) ve Lüksemburg (11.3) yer alıyor. Kişi başına ortalama 11.2 litre alkol tüketen Letonya ve İrlanda 6. sırayı paylaşırken Macaristan ve Rusya, 11.1 litre yedinci sırada gösterildi. İlk ona ayrıca Almanya (10.8 litre), Portekiz (10.7 litre) ve Polonya (10.6 litre) girdi.
RUSYA’DA TÜKETİM AZALDI
Rapordaki grafiğe bakıldığında, Rusya’nın “en çok alkol tüketen ülke” olarak gösterildiği 2007’den bu yana bu göstergede önemli ölçüde gerilediği görülüyor. Endonezya (0.3 litre), Türkiye (1.4 litre), İsrail (2.6 litre), Hindistan (3.0 litre) ve Kosta Rica (3.8 litre) “en az içen” ülkeler oldu. Değerlendirilen neredeyse tüm ülkelerde kişi başına alkol tüketimi 2007-2017 döneminde düşüş gösteriyor. (Kaynak: Sputnik)
www.gazeteduvar.com.tr
Macaristan Dışişleri Bakanı: Türkiye’de 4 milyon mülteci var; Ankara ile iyi geçinmek zorundayız
Brüksel’de Türkiye’ye yönelik sert yaptırımlar tartışılırken pazartesi günü Avrupa Dışişleri Konseyi’ne katılan Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın tartışmalı Macaristan ziyaretini euronews’e değerlendirdi.
Türkiye’nin 4 milyon mülteciyi topraklarında bulundurduğunu hatırlatan Szijjarto, kıtanın güvenliği için Avrupa Birliği ve Macaristan’ın Ankara ile iyi geçinmek zorunda olduğunu ifade etti.
“AB, güvenliği için Türkiye ile işbirliği içinde çalışmak zorunda”
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın Macaritan ziyareti sırasında ikili ve bölgesel ilişkilere değindiklerini belirten Szijjart, “Avrupa Birliği, güvenliği için Türkiye ile işbirliği içinde çalışmak zorunda. Bazı Avrupalılar bu yönde yorumlarda bulunmuyor. Bazı ülkeler Türkiye topraklarında 3-4 milyon mültecinin olduğunu da anlamıyor. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan mültecilere kapıları açarsa bu durum Avrupa kıtasında ciddi güvenlik sorunu teşkil eder. Bunu önlememiz gerekiyor.” dedi.
Sinemanın ‘bilinmeyenleri’ Sessiz Sinema Günleri’nde
6. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri, ‘Bilinmeyen’ temasıyla 4-8 Aralık 2019 tarihleri arasında gerçekleşecek.
Festival bu yıl ilk kez Macar Sineması’nın en önemli yapımlarını Macar Kültür Merkezi’nin desteğiyle seyirciye sunuyor. Sinemanın klasikleri arasında yer alan Kazablanka’nın yönetmeni Michael Kurtiz’in (gerçek adı Mihály Kertész) Hollywood’a gelmeden önce memleketi Macaristan’da çektiği 48 filmden maalesef çok azı günümüze ulaştı. Bunlardan biri, yakın zamanda keşfedilen İstenmeyen Kadın (A Tolonc, 1914) programda öne çıkıyor.

OSMANLI İMPARATORLUĞU’NDAN GÖRÜNTÜLER VE TAMİLLA
Festivalin ilk yılından itibaren özenle hazırlanan ve dünyanın farklı arşivlerinden derlenen Osmanlı İmparatorluğu coğrafyasından görüntüler bölümü bu yıl da uzun ve kısa metraj filmlerden oluşuyor.
Bu bölümde yer alan uzun metraj Macar filmi Denizcinin Hazinesi (Az Aranyember, 1918) Tuna Nehri’ndeki bir gemide çalışan yetenekli ve cesur denizci Timar’ın öyküsünü anlatıyor.

Bu seneki programda ayrıca Library of Congress arşivinde bulunan eski Istanbul görüntülerinin yanısıra yaklaşık yüz yıl önce Robert Kolej / Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde çekilmiş görüntüler de dünyada ilk kez seyirciyle buluşuyor. Macaristan’daki arşivde bulunan kısa haber filmlerinde ise Gül Baba Türbesi’nin yanısıra, 1924’den itibaren Budapeşte Başkonsolosluğu görevini üstlenmiş Hüsrev Gerede’yi de içeren görüntüler dikkat çekiyor.
Ayrıca festivalde, Türkiye’nin tiyatro ve sinema alanındaki öncüsü Muhsin Ertuğrul’un kayıp olduğu sanılan 1927 yapımı filmi “Tamilla” ilk kez İstanbullu seyirciyle buluşuyor. Film o dönemde Fransız sömürgesi olan Cezayir’de ailesi tarafından başlık parası karşılığı küçük yaşta evlendirilen bir Berberi kadının hikâyesini konu alıyor.
Akbank Sanat’ta 6. Uluslararası İstanbul Sessiz Sinema Günleri
5 Aralık Perşembe – 13:00
Geleceği Olmayanlar – Ludzie Bez Jutra – People With No Tomorrow
Yönetmen/Director: Aleksander Hertz
Oyuncular/Cast: Józef Wegrzyn, Halina Bruczówna, Iza Kozlowska
Yıl/Year: 1919
Ülke/Country: Polonya
Altyazı/Subtitles: Türkçe
Süre/Duration: 84 dk.
Müzik/Live Music by: Günter Buchwald (Piyano, keman)
Sunum/Introduced by: Dariusz Wieromiejczyk
Meme”lerden reklam yıldızlığına: András Arató’nun hikayesi
Macar elektrik mühendisi András Arató’, son 10 yılda Meme’lere konu olan bir gülümsemeyi markaya dönüştürmeyi başardı.
Bundan 10 yıl önce Macar elektrik mühendisi András Arató’nun Facebook’taki tatil fotoğraflarını gören bir fotoğrafçı, stok görsel sitelerinde kullanmak üzere Arató ile bir fotoğraf çekimi gerçekleştirmek istedi.
Bu teklifi kabul eden Arató, fotoğraf çekiminden bir yıl sonra görsel araması yaparken, çekilen fotoğraflardan birinin “Meme”e dönüştürüldüğünü gördü. Kullanıcıların “Hide the Pain Harold” ismini verdikleri bu “Meme”, Arató’nun gözlerindeki hüzünlü bakış ve gülümsemesi nedeniyle beklenenin üzerinde bir üne kavuşmuştu.
Çekilen fotoğrafların sadece işletmeler ve websitelerinde kullanılacağını düşünen Arató, görsellerden birinin “Meme” e dönüştürülmesi karşısında büyük bir şaşkınlık yaşadı.
Meme’lerin dünyada yaygın bir şekilde yayılmasıyla gazetecilerin kendisiyle röportaj yapmak için iletişime geçmeye başladığını söyleyen Arató, eşinin bu durumdan hoşlanmadığını söylüyor. Zira Arató’nun eşi, gazetecilerin özel hayatlarına müdahale ettiğini düşünmenin yanı sıra Meme’de kullanılan ifadenin András Arató’yu yansıtmadığını öne sürüyordu.
Arató’nun anlattığına göre; insanlar Meme’e dönüşen görselin, Photoshop’ta manipüle edilen bir görsel olduğunu düşünüyordu. Bu nedenle görselin gerçek bir kişiye ait olmasının daha çok ilgi çektiğini söylemek mümkün.
Türkiye bu yıl da interneti özgür olmayan ülkeler arasında
Vaşington merkezli Freedom House tarafından yayınlanan Internet’te Özgürlük 2019: Sosyal Medya Krizi başlıklı yıllık rapor, dijital platformların artık nasıl yaygın bir şekilde, hükümetler tarafından hak ihlalleri ve kamuoyunu yönlendirmede kullanışlı araçlar haline geldiğini gözler önüne serdi.

Aralarında Türkiye’nin de bulunduğu 65 ülkede internet özgürlüğünü değerlendiren rapor, bu yıl, alışageldiğimiz sansür ve hak ihlalleri örneklerinin ötesinde değerlendirmeler içeriyor.
“Bir zamanlar ufuk açıcı, özgürleştirici diye düşündüğümüz teknoloji, şimdi gözetimin, istihbaratın ve seçim sonuçlarını yönlendirecek kasıtlı yanıltmaların aracı oldu”deniyor.
Sosyal medya kullanıcılarının giderek daha yakından takibine ek olarak yalan haberlerin yayılması için de ideal platform haline gelen internet, ‘eğer önlem alınmazsa baskı ve zulmün Truva Atı haline gelecek’ uyarısı yapılıyor.
Demokrasiye yönelik bu yeni tehdit, sadece baskıcı rejimler için geçerli değil. Hukuk devleti olarak düşündüğümüz ülkeler de dahil, araştırmaya konu olan 65 ülkeden 40’ında sosyal medyanın gözetim altında tutulduğu belirtiliyor.
Yalan, yanıltıcı haber yayma faaliyeti ise iktidarlarla sınırlı değil. Popülist siyasetçiler, hükümet yanlısı medya ve iş dünyasından bazı isimler de internette yalan haber üretme ve yayma konusunda faal çalışıyorlar.
Freedom House’un başkanı Mike Abramowitz’ın deyişiyle, “Pek çok hükümet, sosyal medyada propogandanın sansürden daha etkili olduğunun farkında”.
Freedom House’un 2019 yılı raporu, sosyal medya platformlarını da sert şekilde eleştiriyor. İfade özgürlüğüne yeterince sahip çıkmadıkları, hükümetlerin manipülasyonuna alet oldukları ve kullanıcılarının mahremiyetini korumadıkları için kınıyor.
Türkiye gibi ülkelerde, internet ve sosyal medya pek çok kişi için serbestçe iletişim kurmanın ve sansürsüz haber almanın neredeyse tek yolu haline geldi.
Geleneksel medyanın yüzde 90’nın iktidar yanlısı kuruluşların eline geçtiği, bağımsız gazeteciliğe alan bırakılmadığı bir ortamda, internet, profesyonel medya çalışanlarının bile tek seçeneği durumunda.
Yaygın kullanımına karşın, sosyal medyada dijital okur yazarlık diğer pek çok ülkede olduğu gibi Türkiye’de de son derece düşük. Haberi yaymadan önce kaynağının doğruluğunu teyid etme konusunda, medya profesyonelleri bile çoğu zaman dikkatsiz davranıyor.
Sosyal medya faaliyetlerinin izlendiğini ve olası yasal sonuçlarını bildiği halde Türkiye’de milyonlarca kişi sosyal medyayı kullanmaya devam ediyor.
Freedom House’un raporunda Türkiye bu yıl da, internet özgürlüğünü en fazla kısıtlayan ülkeler arasında, ‘serbest olmayan ülke’ kategorisinde yer aldı.
Türkiye vatandaşlarının sosyal medya faaliyetleri yüzünden soruşturmaya uğradıkları, gözaltına alındıkları, sanal saldırılara hedef oldukları belirtilen raporda, iktidarın da paralı troller aracılığıyla internet platformlarındaki tartışmaları yönlendirmeye çalıştığı belirtildi.
Reuters Gazetecilik Çalışma Enstitüsü’nün 2018 yılında yayınladığı bir rapora atıfla, Türkiye’nin yalan haberin en yaygın olduğu ülkelerin başında geldiği de kaydedildi.
Freedom House’un raporu yayına hazırlandıktan sonra da, endişe verici yeni gelişmeler ortaya çıktı.
Türkiye’nin Suriye’de gerçekleştirdiği askeri harekatla ilgili haber ve yorumlara konan kısıtlama ve yasaklar, ya da ekonomiyle ilgili olumsuz haber, veri ya da yorumların suç oluşturmasını öngören yasal değişiklik planları, en son örnekler.
Anlaşılan, gelecek yıl da özgür olmayan ülkeler arasında yeralmaya doğru uygun adım ilerlemeye devam edililiyor.
Firdevs Robinson
Ünlü Macar müzik grubu Kaláka Türkiye’ye geliyor!
Macar müzik grubu Kaláka 11 Kasım’da Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde konser verecek. Macar Kültür Merkezi’nin düzenleyeceği Kaláka konseri ücretsiz olacak.
Macar Kültür Merkezinden yapılan açıklama şu şekilde:
Arjantin’den Avustralya’ya, ABD’den Japonya’a ve Avrupa’nyn neredeyse her ülkesinde konserler vermiş olan dünyaca ünlü Macar müzik grubu
Kaláka, 11 Kasım’da Yapı Kredi Kültür Merkezi’nde Türk izleyicileriyle buluşacak!
1969’da kurulan grup, 50. yıldönümü için özel olarak hazırladıkları bir program ile dünya çapında tur yapmaktadır. Erdel Macarlarına ait bir kelime olan ‘Kaláka’, ‘birlikte çalışmak’ anlamına gelmektedir. Şiir ve folk müziği çalan grup, birçok tarzda müzik yapmaktadır. 50’nci yıldönümüne özel olarak hazırlanan programda ünlü grup, eski ve yeni şarkılarından seçilmiş, her biri bir şairin şiirinden bestelenen şarkılarını çalacak ve bu sayede Macar edebiyatını da tanıtma şansına erişecektir.
Tarih: 11 Kasım 2019, 19.00
Mekan: Yapı Kredi Kültür Merkezi (İstiklal Caddesi No:16, Beyoğlu)
Giriş ücretsizdir.
Grup üyeleri:
Gábor Becze: kontrbas, gitar
Dániel Gryllus: flüt, kanun, pan kavalı, klarnet
Vilmos Gryllus: viyolonsel, gitar, charango, Moldavian kopuzu, ağız kopuzu
Balázs Radványi: mandolin, 12 telli gitar, ukulele, cuatro, viyola, kalimba
Hepinizi bekliyoruz!
Balkanların kapısı Macaristan ile ilişkiler güçleniyor
Türkiye’yi “Doğu’ya Açılım” politikasının merkez ülkelerinden biri olarak gören Macaristan’ın 2002-2018 döneminde Türkiye’deki doğrudan yatırımları 29 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.
Tarih boyunca birbiri ile bağını koparmayan Türkiye ile Macaristan arasındaki siyasi ve ekonomik alandaki ilişkiler gerçekleştirilen üst düzey ziyaretlerle güçlenirken, yılın 9 ayında dış ticaret hacmi 1,8 milyar dolara ulaştı.
Türkiye ile Macaristan arasında tarih boyunca var olan dostane ilişki, siyasi, ekonomik ve kültürel başta olmak üzere tüm alanlarda kendini gösterirken, karşılıklı üst düzey ziyaretler ve istişare mekanizmaları bu ilişkilere ivme kazandırdı.
Macaristan’ın NATO müttefikliği, örgütlerde iş birliği içinde olması ve Türkiye’nin AB’ye üyeliğine verdiği destek ikili ilişkilerin olumlu ilerleyişini destekledi.
Son olarak Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Türkiye-Macaristan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin dördüncü toplantısı kapsamında Macaristan’a resmi ziyaret gerçekleştirmek üzere yola çıktı.
Budapeşte’de önce Macaristan Cumhurbaşkanı Janos Ader ile bir görüşme gerçekleştirecek olan Erdoğan, daha sonra Başbakan Victor Orban’la konsey toplantısına başkanlık edecek.
Söz konusu ziyarette, Türkiye ve Macaristan arasındaki stratejik iş birliğinin ilerletilmesine yönelik atılabilecek adımlar değerlendirilecek. Temaslar çerçevesinde, Macaristan ile kara yolu taşımacılığı, kültür eğitim, sosyal hizmetler ve uzay alanlarında iş birliği ile dışişleri bakanlıkları ve Devlet Arşivleri arasında iş birliğini öngören 10 anlaşma imzalanacak. Bu anlaşmalar, ilişkilerin kapsam ve çeşitliliğini yansıtan birer ayna niteliğinde olacak.
Macar turist sayısında yüzde 23 artış yaşandı
Kültürel ilişkilerin Macaristan’la kurulan bağın önemli bir boyutunu oluşturduğu dikkati çekerken, Budapeşte’de Yunus Emre Türk Kültür Merkezi’nin, İstanbul’da ise Macar Kültür Merkezi’nin mevcudiyeti bu bağın güçlendirilmesinde önemli rol oynuyor. Öte yandan her iki ülkede Türkoloji ve Hungaroloji kürsülerinin bulunması da var olan kültürel bağın gücünü destekliyor.
Kültürel açıdan kurulan bu bağ, turizm rakamlarında da kendini gösteriyor. Bu kapsamda Türkiye’ye Macaristan’dan gelen turist sayısında her yıl artış yaşandığı dikkati çekiyor.
Türkiye, geçen yılın ocak-eylül döneminde 104 bin 701 Macar turisti ağırladı. Bu rakam bu yılın ocak-eylül döneminde 128 bin 739’a yükselirken, bu da geçen bir yıllık süreçte ülkeye gelen Macar turist sayısında yüzde 23’lük artış yaşandığını ortaya koydu.
Türkiye, geçen yılın tamamında ise 123 bin 448 Macar turiste ev sahipliği yaptı.
Macaristan’a Türkiye’den doğrudan 58 milyon dolarlık yatırım
Türkiye’yi “Doğu’ya Açılım” politikasının merkez ülkelerinden biri olarak gören Macaristan’ın 2002-2018 döneminde Türkiye’deki doğrudan yatırımları 29 milyon dolar düzeyinde gerçekleşti.
Bu dönemde, “Batıya açılan bir pencere ve Balkanların kilidi” konumunda bulunan Macaristan’a ise Türkiye’den doğrudan 58 milyon dolarlık yatırım yapıldı.
Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) verilerine göre, bu yılın ocak-eylül döneminde Türkiye’den Macaristan’a 885 milyon 512 bin dolarlık ürün ihraç edildi. Bu dönemde Macaristan’dan ise 913 milyon 691 bin dolarlık ithalat yapıldı. Böylece Macaristan’la dış ticarette 28 milyon 178 bin dolarlık açık verildi. Yılın 9 ayında toplam dış ticaret hacmi ise 1 milyar 799 milyon 203 bin dolar oldu.
Macaristan’a yılın 9 ayında en fazla ürün ihraç eden sektörlerin başında otomotiv endüstrisi gelirken, bunu giyim, demir, elektrikli cihazlar, kimyevi maddeler takip etti.
Söz konusu ülkeden en çok ithal edilen ürünler ise kara ulaşım araçları ve canlı hayvanlar oldu.
Türkiye’de 81 Macaristan sermayeli firma faaliyette
Dışişleri Bakanlığı verilerine göre, haziran 2018 itibarıyla Türkiye’de 81 Macaristan sermayeli firma ve 8 irtibat bürosu faaliyet gösteriyor. Bu firmaların ticaret, turizm, enerji, kimyasal ürünler, cam ve cam ürünleri ve gıda alanlarında yoğunlaştığı görülüyor.
Macaristan’da faaliyet gösteren Türk firmaları ise başta tekstil, inşaat malzemeleri, mücevherat ve gıda olmak üzere ağırlıklı olarak mal ticaretiyle uğraşıyor.
–
– Bu dönemde, “Batıya açılan bir pencere ve Balkanların kapısı” konumunda bulunan Macaristan’a ise Türkiye’den doğrudan 58 milyon dolarlık yatırım yapıldı
– Macaristan’dan Türkiye’ye gelen turist sayısı, bu yılın ocak-eylül döneminde 2018’in aynı sürecine kıyasla yüzde 23 artarak 128 bin 739’a yükseldi
– Bu yılın 9 ayında Macaristan’a 885,5 milyon dolarlık ürün ihraç edilirken, söz konusu ülkeden 913,7 milyon dolarlık ithalat yapıldı.
Kaynak: www.aa.com.tr
Budapeşte’de Berlin Duvarı’nın yıkılışını anma
Alman Dışişleri Bakanı Macaristan’ın başkentinde Almanya’nın ikiye bölünmüşlüğünün 30 yıl önce son bulmasını andı.
Budapeşte (dpa) – Alman Dışişleri Bakanı Heiko Maas Budapeşte’de Berlin Duvarı’nın 30 yıl önce yıkılışını andı ve dönemin Macar tanıklarıyla görüştü. Maas, Macar mevkidaşı Peter Szijjarto’yla ortak basın toplantısında yaptığı konuşmada «Duvar’ın yıkılışı Macaristan’ın dayanışması ve cesareti olmasaydı mümkün olmazdı» dedi. «Almanlar olarak Macarların bu katkısını hiçbir zaman unutmayacağız.»
Macaristan 1989 Güzünde ülkelerini terk etmek isteyen on binlerde Doğu Almanya (DAC) vatandaşını ülkeye kabul etti ve sonunda Batı’ya sınırı açtı. Böylece Doğu Almanya’dan Batı Almanya’ya mümkün hale gelen kitlesel göç DAC rejimini can evinden vurdu ve 9 Kasım 1989’da Berlin Duvarı’nın tarihe karışmasında da belirleyici rol oynadı.
Kaynak: www.deutschland.de/tr




























