Macaristan’ın tek nükleer santrali durdu
Macaristan, reaktörlerin soğutulmasında kullanılan Tuna Nehri’nin su seviyesinin ciddi biçimde alçalması üzerine ülkenin tek nükleer santrali Paks’ta elektrik üretimini tamamen durdurdu. Kapanma, 44 yıllık santralin tarihinde bir ilk olurken Macaristan önümüzdeki günlerde beklenen en sıcak günlere en büyük elektrik kaynağı olmadan giriyor.
Macaristan, reaktörlerin soğutulmasında kullanılan Tuna Nehri’nin su seviyesinin ciddi biçimde alçalması üzerine ülkenin tek nükleer santrali Paks’ta elektrik üretimini tamamen durdurdu. Ülkenin elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 40’ını karşılayan yaklaşık 2 bin megavat kapasiteli tesisin devre dışı kalmasıyla hükümet, şebekenin kaldıramayacağı bir yük oluşması hâlinde büyük sanayi kuruluşlarının elektrik tüketimini zorunlu olarak sınırlandırabileceğini açıkladı.
- Kapanma, 44 yıllık santralin tarihinde bir ilk olurken Macaristan önümüzdeki günlerde beklenen en sıcak günlere en büyük elektrik kaynağı olmadan giriyor.
Macaristan’ın enerji krizinin merkezindeki sorun, ülkenin ortasından geçen ve yüzyıllardır ulaşımın, tarımın ve ticaretin omurgasını oluşturan Tuna Nehri’nde santralin pompalarının çekebileceği kadar su kalmaması.
Başkent Budapeşte’de nehir seviyesi Temmuz sonunda 23 santimetreye kadar düştü. Bu, 2018’de kaydedilen 33 santimetrelik önceki en düşük seviyenin de altındaydı. Macaristan Meteoroloji Servisi’ne göre ülkenin büyük bölümünde son 90 gündeki yağış miktarı uzun dönem ortalamasının 80-130 milimetre altında kaldı.
Art arda gelen sıcak hava dalgaları buharlaşmayı hızlandırırken, önümüzdeki günlerde sıcaklığın 38-40 dereceye ulaşması bekleniyor. Bu koşullar altında Paks Nükleer Santrali önce üretimini kademeli olarak azalttı. Nehir seviyesi düştükçe reaktörlerin gücü sınırlandı, bloklardan biri tamamen devreden çıkarıldı ve tesis kapasitesinin yarısının altında çalışmaya başladı. Su çekme kanallarındaki seviye reaktörlerin güvenli biçimde soğutulmasını sağlayamayacak noktaya gelince dört ünitenin tamamının kapatılmasına karar verildi.
Paks neden Tuna’ya bağımlı?
Nükleer santraller elektrik üretirken büyük miktarda ısı açığa çıkarıyor. Reaktördeki nükleer tepkime suyu ısıtıyor, oluşan buhar türbinleri döndürüyor ve elektrik üretiliyor. Ancak sistemin güvenli ve verimli çalışabilmesi için fazla ısının sürekli olarak uzaklaştırılması gerekiyor.
Paks’ta bu görev Tuna’dan alınan suyla yerine getiriliyor. Nehirden çekilen su, santralin soğutma sisteminden geçirildikten sonra daha yüksek sıcaklıkta yeniden Tuna’ya bırakılıyor. Nehir seviyesi fazla düştüğünde ise iki sorun ortaya çıkıyor: Pompalar gerekli miktarda suyu çekemiyor ve azalan nehir debisi, santralden çıkan sıcak suyun çevresel sınırlar içinde seyrelmesini zorlaştırıyor.
Santralin bu ölçekte kullanılabilecek yedek bir su kaynağı bulunmuyor. Bu nedenle Tuna’nın debisi belirli bir eşiğin altına düştüğünde üretimin azaltılması, daha da düşmesi hâlinde ise reaktörlerin kapatılması gerekiyor. Hükümet, kapanmanın bir nükleer güvenlik tehdidi oluşturmadığını, tesisin önceden belirlenen güvenlik prosedürleri uyarınca kontrollü biçimde durdurulduğunu açıkladı.
Reaktörlerin kapatılması, soğutma ihtiyacını hemen ortadan kaldırmıyor. Nükleer yakıt, zincirleme tepkime durdurulduktan sonra da bir süre ısı üretmeye devam ediyor. Bu nedenle sistemlerin ve kullanılmış yakıt havuzlarının soğutulması sürdürülüyor ancak elektrik üretimi sırasındaki su ihtiyacı önemli ölçüde azalıyor.
Macaristan elektriğinin ne kadarı Paks’tan geliyor?
Budapeşte’nin yaklaşık 90 kilometre güneyindeki Paks santrali, Macaristan’ın tek nükleer tesisi ve ülkenin en büyük elektrik üretim kaynağı. Tesiste Sovyet tasarımı dört VVER-440 basınçlı su reaktörü bulunuyor. İlk reaktör 1982’de, diğer üçü 1984, 1986 ve 1987’de devreye alındı. Sonraki modernizasyonlarla her ünitenin kapasitesi yaklaşık 500 megavata çıkarıldı ve santralin toplam kurulu gücü 2 bin megavata yaklaştı.
Paks’ın elektrik üretimindeki payı yıldan yıla değişiyor. 2024’te nükleer enerji Macaristan’ın toplam elektrik üretiminin yaklaşık yüzde 42’sini sağladı. Santral bu nedenle sıklıkla ülkenin elektriğinin “yaklaşık yüzde 40’ını” ya da “neredeyse yarısını” üreten tesis olarak tanımlanıyor.
Santralin kapatılmasının sonuçları ne olabilir?
Hükümet şimdilik haneler için genel bir elektrik kesintisi kararı açıklamadı. Ancak şebekedeki arz ile tüketimin her an dengede tutulması gerekiyor. Üretim talebin altına düşerse frekans bozulabiliyor ve kontrolsüz, geniş çaplı kesintiler yaşanabiliyor.
Macaristan Başbakanı Péter Magyar, ülkenin “en kritik beş güne” girdiğini söyledi. Hükümet, öncelikle büyük sanayi tüketicilerinden akşam 17.00-22.00 arasındaki yoğun saatlerde elektrik kullanımını gönüllü olarak azaltmalarını istedi. Petrol ve enerji grubu MOL, tüketimini yüzde 40’a kadar düşürmeyi kabul eden şirketler arasında yer aldı.
Hazırlanan acil durum düzenlemesi, gönüllü önlemler yetersiz kalırsa en büyük sanayi kuruluşlarına verilen elektriğin geçici olarak sınırlandırılmasına izin veriyor. Batarya fabrikaları, otomobil üreticileri, çimento, kimya ve gübre tesisleri ile yüksek tüketimli diğer fabrikalar olası kesintilerden ilk etkilenecek gruplar arasında bulunuyor.
Hükümet ayrıca yoğun saatlerde yük taşımacılığının azaltılması, bazı trenlerin daha yavaş işletilmesi ve kamu binalarındaki dekoratif aydınlatmaların kapatılması gibi seçenekleri de değerlendirdi. Parlamento çalışmalarına ara verilmesi ve devlet kurumlarında gereksiz elektrik tüketiminin durdurulması da tasarruf önlemleri arasında yer aldı.
Hanelerden ise klima kullanımını ve elektrikli araç şarjını mümkün olduğunca akşam yoğunluğunun dışına kaydırmaları istendi. Yetkililerin amacı, günlük toplam tüketimi tamamen ortadan kaldırmak değil, güneş enerjisi üretiminin düştüğü akşam saatlerinde oluşan ani talep zirvesini yumuşatmak.
Güneş enerjisi açığı kapatamaz mı?
Macaristan son yıllarda güneş enerjisinde hızlı bir büyüme yaşadı. Güneş santralleri açık ve sıcak günlerde öğle saatlerinde ülkenin elektrik talebinin çok büyük bölümünü karşılayabiliyor.
Ancak güneş battığında tablo değişiyor. Klimaların ve sanayi tesislerinin elektrik talebi yüksek kalırken güneş üretimi kısa sürede sıfıra yaklaşıyor. Paks gibi günün her saati çalışan bir santralin yokluğunda bu açığın doğalgaz santralleri, ithalat ve tüketim kısıtlamalarıyla kapatılması gerekiyor.
Üstelik Macaristan’ın önemli gaz santrallerinden birindeki arıza, sistemdeki yedek kapasiteyi daha da azalttı. Hükümet; Slovakya, Avusturya, Hırvatistan, Sırbistan, Romanya ve Ukrayna dahil komşu ülkelerden mümkün olan en yüksek düzeyde elektrik ithal etmeye çalışıyor. Ülkenin teorik ithalat kapasitesinin yaklaşık 3.600-3.800 megavat olduğu belirtiliyor.
Fakat sıcak hava ve kuraklık yalnızca Macaristan’ı etkilemiyor. Komşu ülkelerde de klima kullanımı yükselirken hidroelektrik ve termik üretim üzerinde baskı oluşuyor. Bu nedenle piyasada satın alınabilecek elektriğin miktarı azalabilir, fiyatı ise hızla yükselebilir.
Abdülhamit’in gelininin hayat mücadelesi
II. Abdülhamit’in gelini Macide Mustafa’nın 1927’de Macaristan’da yayımlanan anıları yıllar sonra yeniden kitaplaştı. Kitap bir kadının mücadelesini Osmanlı saray hayatına içeriden bakarak anlatıyor.

Osmanlı tarihine damga vuran birçok kadının yanı sıra sarayda yaşamış, mücadele etmiş ancak adı bugün pek bilinmeyen isimler de var. II. Abdülhamit’in gelini Macide Mustafa da onlardan biri.
İlk kez 1927’de Ádám Parsian tarafından hazırlanarak Macaristan’da yayımlanan “Macide – II. Abdülhamit’in Gelininin Anıları”, Mundi Kitap tarafından yayımlandı. Kitap, yalnızca Osmanlı sarayının ‘kapalı’ dünyasına içeriden tanıklık sunmuyor; aynı zamanda bir kadının yaşam mücadelesini de hatırlatıyor.

Sarayda mücadele
Macide Mustafa’nın hayatı, daha çocuk yaşta yönü belirlenen kaderiyle başlıyor. Henüz 13 yaşındayken, kendisinden 24 yaş büyük olan II. Abdülhamit’in oğlu Şehzade Abdülkadir Efendi ile evlendiriliyor. Saraya gelin olarak girse de bu evlilik onun için bir peri masalı değil, uzun yıllar sürecek mücadelenin başlangıcı oluyor. Abdülkadir Efendi’nin bitmeyen çapkınlıkları, aşkları, hanedan mensuplarının sürgün serüveni, boşanma protokolleri başta olmak üzere yaşanan tüm zorluklar, Macide Hanım’ı pes ettirmiyor.

Güzellik salonu açmış
Dönemin koşulları düşünüldüğünde attığı adımlar son derece sıra dışı. Kocasından ayrılabilmek için mahkemeye başvuruyor, çocuklarının velayeti için mücadele ediyor, ekonomik özgürlüğünü kazanıyor, ticarete atılıyor ve hatta Budapeşte’de güzellik salonu açıyor. Tüm bunlar, 20. yüzyılın başlarında bir Osmanlı hanedan kadını için alışılmışın ötesinde bir yaşam öyküsü demek… Kitabın en dikkat çekici yönlerinden biri ise sarayın gündelik yaşamına dair içeriden gözlemler. II. Abdülhamit’in ailesi, hanedanın günlük düzeni, saray protokolleri ve dönemin sosyal hayatı, tarihe ‘içeriden’ bakış sunuyor.
Aradan yaklaşık bir asır geçtikten sonra yeniden yayımlanan “Macide – II. Abdülhamit’in Gelininin Anıları”, Osmanlı’nın özel yaşamına ilgi duyan okurlar için de önemli bir kaynak niteliğinde.
Film yıldızı olmuş
Budapeşte’de tanınan bir şahıs hâline gelen ve gazetelere röportajlar veren Macide Mustafa, zamanla film yıldızı da olmuş. Macide Hanım, maddi bağımsızlığını elde etme girişimlerinin ardından, gelen bir teklifi kabul ederek, Osmanlı’da saray hayatını anlatan “Doğu’nun Prensesi” filminde başrol oynamış. Kitabın çevirmeni Tarık Demirkan, “Macide Hanım aslında kendi hayatını anlatır. Sultan II. Abdülhamit’in gelini Budapeşte’de film yıldızı olmuştur” ifadelerin kullanıyor.

Sarayın muhbir kadınları
Macide Mustafa’nın, kayınpederi II. Abdülhamit ile son görüşmesini anlattığı bölüm de dikkat çekici ayrıntılar içeriyor. Tahttan indirildikten sonra Beylerbeyi Sarayı’nda gözetim altında tutulan II. Abdülhamit’in, maiyetindeki yaklaşık 100 kişiyle birlikte burada yaşadığını aktaran Macide Hanım, bayram günlerinde aile fertlerinin kendisini ziyaret etmesine izin verildiğini belirtiyor. Ancak bu ziyaretlerin de sıkı bir denetim altında gerçekleştiğini vurgulayan Macide Hanım, görüşmeler sırasında hükümet tarafından güvenilir görülen bazı kadınların da odada bulunduğunu anlatıyor. Anılarında bu kadınların gerçek görevini ise şu sözlerle açıklıyor: “Daha sonra öğreneceğim gibi, bu kadınların görevi, konuşmaları hafızalarına iyice kaydetmek ve siyasetle ilgili hususları bağlı oldukları makama bildirmekti.” II. Abdülhamit için ise “70 yaşına giren sultan ancak ‘50’lerinde görünüyordu” ifadelerini kullanıyor.
Tuna Nehri’nin Budapeşte’deki su seviyesi rekor düzeyde düştü
Avrupa’nın en uzun ikinci nehri olan ve 10 ülkenin sınırlarından geçerek Karadeniz’e dökülen Tuna Nehri’nin su seviyesi, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de 30 santimetreye düşerek şehirde şimdiye kadar ölçülen en düşük seviyeye geriledi.

viyesi, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de 30 santimetreye düşerek şehirde şimdiye kadar ölçülen en düşük seviyeye geriledi.Macaristan basınındaki haberlere göre, Ulusal Su İdaresi, Budapeşte’de su seviyesinin yerel saatle 09.00’da 30 santimetreye düştüğünü bildirdi.Böylece Budapeşte’de 25 Ekim 2018’de kaydedilen 33 santimetrelik önceki en düşük seviye geride bırakıldı.Düşük su seviyesi nedeniyle nehrin bazı kesimlerinde yük ve yolcu gemilerinin seyri mümkün olmazken, Budapeşte’deki kesiminde de kısıtlamalar uygulanıyor.
Tuna Havzası’nda gelecek günlerde önemli yağış beklenmediği için su seviyesinde de yükseliş beklenmiyor.Rekor düzeyde düşük su seviyesi nedeniyle Macaristan’daki Paks Nükleer Santrali’nin üretim kapasitesi de çevre koruma kurallarına uyulması amacıyla azaltıldı.Ulusal basındaki haberlerde, Velence Gölü’nde de su seviyesinde peş peşe negatif rekorlar kırıldığı, birkaç hafta önce gölün üzerinden yürüyerek geçmenin mümkün olduğu belirtildi.Haberlerde ayrıca yeni bir sıcak hava dalgasının yaklaşmasıyla gelecek haftalarda Orta Avrupa’da en yüksek sıcaklıkların Macaristan’da görülmesinin beklendiği, önceki sıcak hava dalgası sırasında da içme suyu tedarikinde sorunlar yaşandığı aktarıldı.
Devlet işlerine F1 molası: Çek Cumhurbaşkanı, Macaristan GP’sine foto muhabiri olarak katıldı
Motor sporlarına olan ilgisiyle tanınan Çek Cumhurbaşkanı Petr Pavel, geçtiğimiz hafta sonu düzenlenen Macaristan Grand Prix’sine protokol konuğu olarak değil, FIA akreditasyonuna sahip bir foto muhabiri olarak katıldı.

26 Temmuz Pazar günü gerçekleştirilen ve 2026 Forumla 1 sezonunun yaz arasından önceki son yarışı olan Macaristan Grand Prix, üç farklı takımdan pilotun podyumu paylaşmasıyla sonlanan mücadelelere sahne oldu. Motor sporlarına yönelik tutkusuyla ve fotoğrafçılık hobisiyle tanınan Çek Cumhurbaşkanı Petr Pavel, Macaristan GP heyecanını yerinde takip etti.




























