2026. Nisan 27.
Türkinfo Blog Oldal 2

Kaybeden sadece Orban mı?

Macaristan’daki otokratik yönetimi desteklemek çabası Rusya ve ABD’yi bir araya getirdi. İki süper güç de Avrupa Birliği’nin zayıflamasını istiyordu. Macaristan seçimlerinde sadece Orban ve Magyar değil, bir tarafta Rusya-ABD, diğer tarafta AB vardı. Meydan savaşı çok sert geçti.

12 Nisan Pazar günü gerçekleşen Macaristan seçimleri büyük bir ilgiyle izlendi ama öncelikle de 16 yıldır iktidarda olan, demokratik seçimlerle işbaşına gelmesine rağmen giderek ülkede otoriter bir yapı kuran Viktor Orban’ın iktidarını koruyup koruyamayacağı açısından ele alındı, tartışıldı.

Oysa olayın öyle bir yanı var ki, mutlaka derin bir şekilde analiz edilmeli ve sadece Macaristan için değil, diğer ülkeler açısından da dersler çıkarılmalı. Çünkü Macaristan bu seçim sürecinden her şekilde derin yaralar aldı.

Macaristan sosyalist sistemin çöküşünün, demir perdenin yıkılışının ardından, diğer orta ve doğu Avrupa ülkeleri ile birlikte batı ülkelerinin izlediği çoğulcu demokratik bir rejim kuracağını ilan etti. Hem NATO üyesi oldu ve hem de Avrupa Birliği’ne girdi.

Bu aslında net bir tercihti. Egemen bir ülke olarak yönünü saptamış, stratejik ve uzun vadeli uluslararası ortaklarını belirlemişti. Bu yön batı medeniyetleriydi, ki 1945 öncesi Macaristan’ın dahil olduğu yer de zaten orasıydı. Yani Macaristan aslında 50 yıllık bir aradan sonra batıya, Avrupalı aile topluluğuna geri dönüyordu.

Ancak işler beklendiği gibi yürümedi. Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarı döneminde liberal demokrasiye karşı olma iddiasıyla Macaristan, Barack Obama döneminde önce ABD’den uzaklaştı, ülkenin egemenliğine tehdit oluşturuyor diye de Avrupa Birliği ile arasına mesafe soktu.

Dünyanın bir yakasından uzaklaşırken, diğer yakasındaki kamplarla yakınlaşmak belki de kaçınılmazdı! Yani Rusya ve menzil uzaklığına rağmen Çin’in stratejik öneme sahip ülkeler sınıfına alınması ve sıkı ilişkiler geliştirilmesi de bu dönemde gerçekleşti.

21. yüzyılda ülkelerin savunmasızlığı belki de böyle başlıyor: küreselleşen dünyada ittifaklara kuşkuyla yaklaşmak, süper güçlerle araya aynı uzaklığı koyamaya çalışmak bir yere kadar gerçekleşiyor ve ardından ülke herkesin hedefi haline geliyor! 

Küçük bir ülkenin ulusal egemenliğini herkese ve her şeye rağmen koruyabilme kaygısı, o küçük ülkeyi büyük devletlerin ve süper güçlerin hedefi ve oyun sahası haline getirebiliyor!  İşte Macaristan bunun tipik bir örneği. 

Budapeşte’de Doğu-Batı çarpışması

Yıllardır Avrupa Birliği ile sorunlar yaşayan, Brüksel’in merkezi politikalarını kendi egemenliğine müdahale olarak algılayan Macaristan bu sürece paralel olarak Rusya’ya yakınlaşmıştı. 

Rusya ise Avrupa Birliği’nde köprübaşı gibi gördüğü Macaristan’ı kendi saflarında tutabilmek için büyük çaba harcıyordu.

Hem ekonomik yatırımlarıyla, hem de Macaristan’a diğer ülkelerden daha avantajlı fiyatlarla sattığı doğalgaz ve petrol ürünleriyle Budapeşte hükümetinin ülke içinde manevra alanını genişletmeye ve ona olan desteği güçlendirmeye çalışıyordu.

Viktor Orban da bunun karşılığını veriyordu elbette! AB’nin Rusya’ya karşı aldığı ambargo kararlarının veto edilmesinde ya da Putin yandaşı oligarklara karşı uygulanan yaptırımların delinmesinde inat ediyor ve böylece AB’nin Rusya’ya karşı tedbirlerini sabote etmekten çekinmiyordu.

Bu çaba Rusya için paha biçilmez derecede önemliydi ve bu nedenle Viktor Orban’ın iktidarda kalması Rusya için çok can alıcı bir sorundu.

İlginç bir paradoksla, Macaristan’daki otokratik yönetimi desteklemek çabası iki hasım devlet olan Rusya ve Trump döneminde ABD’yi bir araya getirmişti. Farklı noktalardan yola çıkıyor olsalar da,  iki süper gücün çıkarı Avrupa Birliği’nin zayıflaması, Avrupa’da ulusal sınırların da ötesinde güçlü ve merkezi bir yapının ortaya çıkmamasıydı. 

Orban’ın Avrupa Birliği’ni zayıflatma görevi

Ve Macaristan, bu politikayı destekleyen bir iki doğu Avrupa ülkesi ile birlikte AB’yi zayıflatma görevini başarıyla yerine getiriyordu.

Macaristan ABD ve Rusya ile yakınlaşırken Budapeşte Brüksel ilişkilerinde ise tam tersi bir süreç yaşanıyordu.

Macaristan’ın hukuk devletinden uzaklaşması, demokratik hakların birer birer devre dışı bırakılması elbette AB mevzuatına aykırıydı. Avrupa Birliği bu hak ihlallerine karşı Budapeşte’yi önce uyarıyor, sonra da mahkemeler yoluyla cezalandırıyordu.

Ancak mevzuat da belliydi! Avrupa Birliği mutabakatlar üzerine kurulmuştu. Önemli kararların alınması tüm üye ülkelerin onayını gerektiriyordu. Bu nedenle Brüksel’in eli kolu bağlıydı!  Bürokratik işleyişin çok yavaş olması nedeniyle cezalar bile zamanında uygulanamıyor, Budapeşte aykırı yoluna devam ediyordu.

Macaristan ise bu cezalara karşı farklı direnme yöntemleri geliştirmişti. Brüksel’in çaresizliğini fark eden Viktor Orban eli büyütmüş, artık Brüksel yönetimini içeriden fethetme söylemlerini geliştirmişti: “Biz Avrupa Birliği’nden çıkmayacağız! Avrupa Birliği’ni biz yöneteceğiz” diyordu.

Ve maddi manevi açık bir şekilde desteklediği Avrupa Birliği içindeki radikal milliyetçileri ve aşırı sağı güçlendiren destek ve organizasyonlarıyla Brüksel’de egemen olan sol liberal AB yönetimini zor durumda bırakmaya çalışıyordu.

Viktor Orban bu çabalarında başarılı da olmuş, ve onun girişimleriyle Temmuz 2024’de Avrupa Parlamentosu içinde 12 ülkeden 86 parlamenteri bir araya getiren Avrupa İçin Yurtseverler  (Patriots for Europe) grubu oluşturulmuştu. Radikal sağ ve miiliyetçi unsurları bir araya getiren bu grup AP’de üçüncü en kalabalık siyasi gruptu.

Öte yandan Avrupa Birliği Rusya’nın emperyalist girişimlerine karşı kendini korumak amacıyla her ne pahasına olursa olsun Ukrayna’yı destekleme yanlısıydı! Bu Avrupa’nın kırmızı çizgisiydi ve ABD’nin Trump döneminde Rusya ile ona taviz vererek uzlaşma fikrine de şiddetle karşı çıkılıyordu.

Tarafların ellerinden gelen her çabayı kullanmaktan çekinmediği bu süreçte, alttan alta geri planda süren çatışmalar seçimlerin yaklaşmasıyla herkesin gözü önünde açık olarak cereyan eden operasyonlara dönüştü.

İstihbarat savaşları

Seçime birkaç hafta kala ilk hamle Batı’dan geldi! Avrupa’da araştırmacı gazetecilik yapan bir grup basın organının, Batılı istihbarata dayandırdığı bir bilgiye göre, Rusya seçim sürecinde Orban hükümetini desteklemeleri için Budapeşte Rusya Büyükelçiliğine askerî istihbarat örgütü GRU’ya bağlı uzman bir ekip göndermişti.

Bu bilgi hem Moskova ve hem de Budapeşte yetkilileri tarafından anında yalanlandı. Ancak Rusya’nın batı ülkelerindeki seçimlere internet, sosyal medya ve trollar ordusu ile müdahale etmeye çalışmasının daha önceki örnekleri hafızalardaydı. Bu nedenle bu iddia kafalarda yer etti.

Karşı hamle gecikmedi: Macaristan istihbaratı ve terörle mücadele merkezi Avusturya’dan Oschadbank üzerinden karayoluyla Ukrayna’ya para ve altın taşıyan iki minibüsü durdurdu, araçlardaki Ukrayna görevlileri tutuklandı, milyonlarca Euro’ya ve kilolarca altına el konuldu.

Ukrayna yetkililerinin bu paraların Ukrayna’ya gönderilen resmî AB yardımı olduğunu belgelemeleri bir işe yaramadı. Paralar Kiev’e iade edilmedi. Konu Macar kamuoyuna Ukrayna’nın kara para faaliyeti olarak lanse edildi. Hatta devlet medyasında bu paraların muhalif Tisza Parti’ye verilmek üzere ülkeye sokulduğu haberler de yayıldı.

Bir sonraki hamle Macar istihbaratını zor durumda bırakan bir ifşa oldu.

Macar Emniyet Teşkilatı İnternet Suçları Özel Takip Bürosu uzmanlarından Bence Szabo, özel araştırma haberleriyle tanınan Direkt36 adındaki bir haber sitesinin kameraları önünde, adını, rütbesini, bu çok özel ve gizli polis dairesindeki görevini de söyleyerek çok önemli bir operasyonu ifşa etmişti.

Anlattıkları endişe vericiydi: buna göre, Anayasa Koruma Örgütü adı verilen Macaristan İstihbarat servisi (Macar MİT’i) kimlikleri belirlenemeyen özel bir ekibe kurumsal destek vererek o dönem artık giderek güçlenen muhalif Tisza Parti’nin bilgi işlem merkezine sızmaya, bilgi işlem sorumlularını kendileri için çalışmaya ikna etmeye uğraşmışlardı.

Para vaatleri ve tehditler sonuç vermeyince Anayasayı Koruma Örgütü bu kişilerin dosyalarını “bu insanlar çocuk pornosu suçu işliyorlar” iddiasıyla İstihbarat Suçları Özel Takip Bürosu’na devretmiş, işlem başlatılmasını talep etmişlerdi.

Muhalif Tisza Parti görevlileri çocuk pornosu gibi, Macar kamuoyunda da asla hoşgörü gösterilmeyen bir töhmet altında bırakılmak isteniyordu.

Muhalefet partisi bilgi işlemcilerine ajanlık teklifi

Kameralara konuşan İnternet Suçları Özel Takip Bürosu uzmanlarından Bence Szabo “Ben vatandaşları korumak için çalışan onurlu bir polis memuruyum! Devletin görevi tüm vatandaşların güvenliğini sağlamaktır, bir siyasi partinin çıkarını kollamak değil! Birilerinin siyasi çıkarları için onurumu kirletmem.” demişti.

Macar Ulusal İstihbarat Teşkilatının kasıtlı bir şekilde, muhalefet partisinin halkın gözündeki itibarını düşürmek için komplolar hazırladığı haberi o günlerde kamuoyuna bir bomba gibi düşmüştü.

Elbette resmî makamlar bu haberi yalanladılar ve Bence Szabo gizli dosyaları açıkladığı için hainlikle suçlandı.

Ama ertesi gün de Tisza Parti bilgi işlem uzmanlarından biri olan 19 yaşındaki Daniel Hraboczki de söz konusu gelişmeleri, kendileriyle kimlerin nasıl ilişki kurmak istediklerini, partiye dair hangi bilgilere ulaşmayı talep ettiklerini, Anayasayı Koruma Örgütü’nün merkez binasında nasıl ifadesinin alındığını ve dahası yalan makinesine nasıl bağlandığını kameraların karşısında anlattı.

Macar hükümeti bu gelişmeleri batılı müttefiklerinin istihbarat çalışmalarının bir sonucu olarak göstermeye çalıştı. Bu iddialarına kanıt olarak da bazı Macar gazetecilerin Avrupa Birliği ülkelerinde, o ülkelerin istihbarat örgütlerine yakın olduğu iddia edilen kişilerle olan telefon görüşmeleri kayıtlarını yayınladı.

İddialar reddedildi. Gazetecilerin haber yapmak amacıyla kim olursa olsun herkesle görüşebileceği savunuldu. Ama bu tartışma sürecinde kesinleşen şuydu: Macar istihbarat servisleri gazetecilerin telefonlarını dinliyor ve kayıt altına alıyorlardı.

Macar ve Rus dışişleri bakanlarının telefon konuşması dinleniyor

Aynı günlerde araştırmacı gazetecilik faaliyetleri sürdüren bazı yayın organlarında, Macar dışişleri bakanı Peter Szijjarto ve Rus meslektaşı Sergey Lavrov’un gizli bir şekilde kaydedilen telefon konuşmaları yayınlandı.

Macar dışişleri bakanı bu konuşmalardan birinde Rusya dışişleri bakanına o gün gerçekleşen AB toplantısı hakkında bilgi veriyor ve toplantının dokümanlarını da Moskova’daki Macar elçiliği yoluyla Lavrov’a göndereceğini söylüyor.

Bir başka telefon konuşmasında ise Macar dışişleri bakanı Rusya dışişleri bakanı Lavrov’dan dönemin Slovakya başbakanının Moskova’ya bir görüşme daveti alması için arabuluculuk yapmasını, Putin’le bu konuyu görüşmesini rica ediyor. Lavrov “Şu aralar zor görünüyor, ama elimden geleni yaparım” diyor.

Macaristan dışişleri bakanı Szijjarto’nun, o dönem seçimlere hazırlanan Slovakya’nın Orban ile yakınlığı herkesçe bilinen başbakanının Moskova ziyaretiyle ülkesinde prim kazanmasını istediği bu telefon konuşmasıyla ortaya çıkmıştı.

Macar hükümeti elbette bu konuşmaların gizlice dinlenmesini sert bir şekilde eleştirerek Brüksel’i suçladı. Yabancı istihbarat örgütlerinin yasa dışı bir şekilde Macar bakanın telefonunu dinlemesini protesto etti.

Uzmanlar ne diyor? 

Ekonomik anlamda da dışa bağımlı ve potansiyel olarak da zedelenmeye çok açık olan ve nüfusu Türkiye’nin dokuzda biri, yüzölçümü sekizde biri kadar küçük bir ülkenin, izlediği iddialı dış siyaset sayesinde dünyanın ilgi odağı haline gelmesi, güçlü ve ürkütücü dış düşmanlar kazanması, uzmanlara göre bu ülkeyi saldırılar karşısında savunmasız bırakabilir.

Bunlara bir de ülkedeki bölünmeyi eklediğimizde tehlikenin büyüklüğü daha kolay anlaşılır hale geliyor. Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarı, halkı karşıt kamplara ayırmaya ve her seçim döneminde bir iç ve dış düşman yaratmaya dayandırıldı.

Önce Amerikan milyarderi liberal Soros, sonra kaçak göçmenler, ardından Brüksel ve son olarak da Zelenski Macaristan’ı yok etmek, ulusal egemenliği ve milli kültürü ortadan kaldırmak isteyen dış düşman olarak tasvir edildi.

Külliyen sol, liberal ve sivil girişimler, ulusu ve bin yıllık din kültürünü parçalayıp yok etmeyi amaçlayan iç düşmanlar olarak damgalandı. Viktor Orban bir seçim konuşmasında sol, liberal ve sivil hareketlerin temsilcilerini ezilmesi gereken tahtakuruları olarak tanımladı. 

Dışarıda kültürel ve tarihsel süreç içinde oluşan doğal müttefiklere, yani Batı dünyasına sırt çevrilirken, ülke kamplara bölündü! Ulusal değer ve simgeler bir partiye mal edildi, o partinin dışında kalanlar, farklı görüşten olanlar ulusun bir parçası sayılmadı.

Gelinen nokta Macaristan açından, ülke ve Macar ulusu açısından son derece tehlikeli ve zedelenmeye açık bir ortam yarattı. 

Uzmanlar, seçimlerden zaferle çıkan liderin görevinin içerde yeni bir toplumsal mutabakat yaratmak, Orban’ın şimdiye kadarki siyasetinin açtığı halkı ikiye bölen derin hendekleri kapatmak ve dışarıda da kalıcı, anlaşılabilir, Batılı tarihsel müttefiklerine sadık bir dış politika izlemek olduğu konusunda hemfikirler.

Tarık Demirkan – Fayn

Avrupa’nın kaderini etkileyecek seçim… Orban gidiyor mu

Macaristan’da yarın yapılacak seçimler, yalnızca ülkenin yeni liderini değil, Avrupa’nın siyasi yönünü de belirleyecek dönemeç olarak görülüyor. Anketler, Orban’ın 16 yıllık iktidarının, sona erebileceğine işaret ederken; sonuçlar AB, ABD ve Rusya arasındaki dengeleri de doğrudan etkileyecek.

Macaristan’da halk yaın sandığa giderken, 2010 yılından bu yana koltuğunu koruyan Başbakan Viktor Orban son 16 yılın “en zorlu” yarışına hazırlanıyor. Anketler, iki yıl önce kurduğu Tisza Partisi ile siyaset sahnesine çıkan ve geçmişte Orban destekçisi olduğu bilinen Peter Magyar’ın Orban’ı geride bırakarak ülkenin yeni lideri olacağını gösteriyor. Avrupa Birliği, Ukrayna konusunda Rus işgaline karşı ‘çatlak ses’ olarak gördüğü Orban’ın kaybetmesini, ABD ve Rusya ise Orban’ın koltuğunu korumasını istiyor.10 milyon Macarın tercihinin yeni başbakanı seçmenin ötesinde Avrupa’nın Washington ve Moskova ile ilişkilerinde de belirleyici olması bekleniyor.

Avrupa’nın geleceği açısından kritik seçimin arefesinde Magyar’ın yüzde 57 civarında oy alacağını gösteriyor. Aynı ankete göre Orban’ın alması beklenen oy oranı ise yüzde 40 seviyelerinde. Anket sonuçlarının sandık tarafından da doğrulanması halinde, Macaristan’ın 199 sandalyeli parlamentosunda muhalefet yaklaşık 140, Orban’ın partisi ise 50 sandalye kazanmış olacak.

ABD VE RUSYA ORBAN’IN SAFINDA

Macaristan seçimi sadece ülke halkını değil, dünyaya yön vermek isteyen devletleri de harekete geçirmiş durumda. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, hafta içi Budapeşte’ye giderek Orban’ın düzenlediği “Macar-Amerikan Dostluk Günü” mitingine katılmış, ABD olarak Orban’ın kazanması için ellerinden geleni yapacaklarını söylemişti. Orban’ın kazanmasını isteyen ikinci önemli güç ise Rusya. Kremlin yönetimi, Orban’ın kazanması halinde Macaristan’ı Avrupa’nın enerji dağıtım merkezi yapacaklarının ve Ukrayna üzerinden geçecek petrol boru hatlarının açılmasıyla ucuz enerji sağlayacaklarının sözünü vermiş durumda.

Kaynak ve devamı hurriyet.com.tr

‘Seçilmesi için her şeyi yapacağız’: ABD neden Macaristan Başbakanı Orban’a tam destek veriyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pazar günü seçimlerin yapılacağı Macaristan’ı ziyaret etti.

JD Vance 7 Nisan’da başkent Budapeşte’de Başbakan Viktor Orban ile bir araya geldi.

Vance basın mensuplarıyla dolu görüşme salonda, ABD Başkanı Donald Trump’la herkesin önünde bir telefon görüşmesi yaptı ve Orban’a desteğini açıklamasının ardından net bir mesaj verdi:

“Biz Viktor Orban’ın yeniden seçilmesi için her şeyi yapacağız!”

Bu cümle, Vance’in, Trump’ın iki haftalık ateşkes öncesi “İran’ı taş devrine döndüreceğiz” tehdidi arasında, neden her şeyi bırakıp bu küçük Avrupa ülkesine, Macaristan’a resmi bir ziyaret yapma gereğini duyduğunun açıklamasıydı.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban ve ABD Başkan Yardımcısı JD Vance

Küresel model değişikliğinde Macaristan’ın önemi

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 16 yıllık iktidarı sırasında ülkede yeni bir siyasi model yarattı.

Orban’ın “liberal olmayan demokrasi” adını verdiği bu rejim, 1970’li ve 1980’li yıllardan itibaren ağırlık kazanan ve sosyalist toplumların çöküşünün ardından dünyaya damgasını vuran liberal demokrasilerin alternatifi olma iddiasını taşıyordu.

Liberal dünya görüşü hukuk devletini, siyasette çoğulculuğu, azınlık haklarını, kadın özgürlüğünü, iklim ve çevre korumacılığını hedeflerken, ekonomide ise piyasanın mutlak egemenliğini öngörüyordu.

Devleti küçülterek toplumsal denge arayışlarının dışında tutma ve diğer yandan da gelir dağılımında belirleyici olma hakkını piyasaya teslim etme rahatlığı, Batı dünyasında görülmemiş zenginliğe sahip bir elit yaratmıştı.

Ancak bu orta kesimleri zor durumda bıraktığı gibi, dar gelirlileri de kaderlerine terk ediyordu.

Öte yandan Çin ve bazı diğer Asya ülkeleri gibi, genel insan haklarına, sosyal haklara ve işçi haklarına çok önem vermeyen ülkeler ekonomik hamlelerinde olağanüstü başarılı olmuş ve küreselleşen dünya ekonomisinin motoru olma ivmesini yakalamışlardı.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın “liberal olmayan demokrasi” adını verdiği ve daha sonra Trump tarafından öve öve bitirilemeyen bu model, liberal demokrasilere alternatif olarak ortaya atılmıştı.

Bu modelde seçimler vardı ama seçimlerle iktidara gelen parti ülkede adım adım otoriter bir yapı oluşturuyordu.

Temel hak ve özgürlükler, vatandaşların maddi manevi güvence taleplerinin önüne geçemezdi.

Eğer ulusal egemenlik ve güvenlik söz konusu olursa temel hak ve özgürlükler geri plana itilebilirdi.

Devletler her durumda kendi çıkarları doğrultusunda hareket eder, uluslararası hak hukuk ve adalet, ulusal çıkarların önüne geçemezdi.

Gerekirse uluslararası anlaşmalar, sözleşme ve mutabakatlar da devre dışı bırakılabilirdi.

Elbette bu modelde ulusal çıkarların ne olacağına da liderler karar verirdi.

Lider, yarattığı ve kendisine derinden bağlı bir “milli elit” ile ülkenin ekonomik ve siyasi kontrolünü elinde tutar; parlamento, anayasa mahkemesi, basın, ulusal yargı, üniversiteler ve diğer önemli ülke kurumları ikinci plana itilir ve önemsizleştirilirdi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban

Orban modeli nasıl yaygınlaştı?

Viktor Orban’ın bu teorik temeller üzerinde Macaristan’da 16 yıl boyunca hayata geçirdiği siyasi model Avrupa ülkelerinde de takipçiler buldu.

Model bazı Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde hükümet düzeyinde uygulandı, bazı Batı Avrupa ülkelerinde ise radikal sağ partilerin kitleselleşmesinin yolunu açtı.

Elbette bu modelin yaygınlaşmasında, Avrupa Birliği (AB) üyesi Macaristan’ın Rusya, Çin ve Türkiye ile stratejik ilişkiler geliştirmesinin de büyük rolü oldu.

Ama kuşkusuz Orban rejiminin dünya çapında orijinal bir model olarak takdir edilmesinde en büyük pay, benzer görüşlere sahip Trump’ın ABD’de 5 Kasım 2024’te ikinci kez başkan seçilmesiydi.

Trump’ı iktidara taşıyan MAGA (Make Amerikan Great Again-Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketi, pek çok konferansını Budapeşte’de gerçekleştirdi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 7 Nisan’da Orban ile yaptığı görüşmeler sonrası “Orban ve Trump, Batı medeniyetlerini korudular” ve “Orban modeli Avrupa ülkeleri için örnek alınacak bir model olmalı” derken kastettiği de buydu.

Tisza Partisi lideri Peter Magyar

Macaristan seçimlerinin temel sorusu: Otoriter rejimlerden seçimlerle geri dönüş mümkün mü?

Orban’ın “liberal olmayan demokrasi” adını verdiği otoriter rejimlerle ilgili en büyük tartışma, bu rejimlerin seçimlerle, yani demokratik hakların kullanımı yoluyla oluşmasına rağmen, daha sonra demokratik hakların tırpanlanması nedeniyle geri dönüşün mümkün olup olmadığı sorusu etrafında sürüyor.

Bazılarına göre bu rejimlerde seçimlerin yapılıyor olmasına rağmen geri dönüş çok zor, hatta imkansız.

Devlet partisi haline gelen iktidardaki parti, devletin tüm kaynaklarını kullanarak gücünü mutlaklaştırıyor.

Tek elden idare edilen ulusal basın ve medya, tek tip söylemini ülkenin en ücra köşelerine kadar ulaştırıyor. İktidar propagandasının gürültüsü her türlü muhalif sesi bastırıyor.

Devlet ihaleleri ve yolsuzluklar eliyle yaratılan yeni elit iktidar partisi için muazzam bir mali kaynak yaratıyor. Bu kaynaklar propaganda alanında fütursuzca kullanılabiliyor.

Siyasallaşan ve iktidar partisi çıkarları doğrultusunda çalışan yargı, adalet sistemine olan güveni sıfırlıyor, muhalefetin haklı talepleri yargının zırhına çarpıp etkisizleşiyor.

Ama tüm bunlara rağmen Macaristan’da yapılan son kamuoyu yoklamaları, Orban’ın rejimine muhalefet eden Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin seçimi kazanma şansının yüksek olduğunu gösteriyor.

Macaristan’da Pazar günkü seçim öncesi kamuoyu araştırma kuruluşu Medián tarafından hvg.hu için hazırlanan ve sonuçları 8 Nisan’da yayımlanan ankete göre, Tisza 199 sandalyeli parlamentoda 138-143 sandalye kazanabilir.

Tisza böylesi bir zafer kazanırsa, anayasayı değiştirmek için gereken 133 sandalyelik (üçte iki) süper çoğunluğu da sağlamış olacak.

Median, 2022’deki seçimleri en doğru tahmin eden araştırma kuruluşlarından.

Macaristan’da hükümete yakın kamuoyu araştırma şirketlerine göre ise iktidar partisi Fidesz önde ancak görünen o ki, Başbakan Viktor Orban, 16 yıllık iktidarı boyunca karşılaştığı en büyük siyasi meydan okumayla karşı karşıya.

Fidesz kökenli Peter Magyar, Şubat 2024’te, eşinin de istifasına neden olan bir çocuk istismarı vakasındaki af skandalı sonrası hükümetin yolsuzluklarına ve yönetim tarzına tepki göstererek partiden ayrılmıştı.

Magyar, atıl durumdaki Tisza Partisi’ni devraldı, kısa sürede dev bir halk hareketi yarattı, 2024’teki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 29,6 oy alarak dikkat çekti.

Sosyal medyayı çok etkin kullanan Magyar, Orban’ı “elitlere hizmet etmekle” suçluyor ve değişim vadediyor.

Magyar, ABD’nin Orban’a açık destek vermesiyle ilgili olarak ise seçimleri işaret etti, “Macaristan’ın kaderi Washington’da, Moskova’da ya da Brüksel’de değil Budapeşte’de belirlenecek” dedi.

  • Tarık Demirkan BBC

Macaristan’da 16 yıllık Orban dönemine son vermeyi hedefleyen Peter Magyar kimdir, seçim vaatleri neler

Macaristan’da Pazar günü yapılacak genel seçimde 16 yıllık Viktor Orban dönemine son vermeyi hedefleyen 45 yaşındaki Peter Magyar, siyasetteki hızlı yükselişiyle dikkat çeken bir isim.

1981 doğumlu Peter Magyar aynı zamanda Avrupa Parlamentosu üyesi

Magyar, Hukuk Fakültesi’nde öğrenci olduğu yıllarda ve ardından genç bir avukat olarak, Başbakan Orban’ın partisi Fidesz’in (Macar Sivil Birliği) gençlik kollarında çalıştı.

2003 yılında kendisi gibi yine geleceği parlak görülen ve daha sonra Macarsitan Adalet Bakanı da olan Judit Varga ile evlendi.

2023’e kadar evli kalan ve üç çocukları olan çiftin boşanma süreci ve birbirlerine yönelttikleri suçlamalar kamuoyunda geniş yankı buldu.

Magyar, Fidesz hükümetinin genç bürokratlarından biri olarak devlet kurumlarında yöneticilik de yapmıştı.

Şubat 2024’de Varga’nın bir çocuk istismarı vakasındaki af skandalına karışması sonrası, Orban’ın çevresinden uzaklaştı.

Macaristan’ı sarsan çocuk istismarı skandalı

Macaristan’da Çocuk Esirgeme Kurumu’na ait bir yurtta istismara karışan okul müdürünün, Fidesz’te etkili ve itibarlı yakınları sayesinde cumhurbaşkanlığı affından yararlandığı ortaya çıktı.

Bu olayın gazeteciler tarafından ortaya çıkarılması sonrası, Cumhurbaşkanı Katalin Novak ve dönemin adalet bakanı Judit Varga istifa etmek zorunda kaldı.

Toplumu derinden sarsan af skandalı, Fidesz tabanında da sarsıntılara neden oldu.

Zira istifaların nedeni, arka plandaki karanlık ilişkiler zincirinin araştırılmasının engellenmesiydi.

Peter Magyar o dönem kamuoyunda pek tanınmıyordu. O günlerde istifa eden Adalet BVakanı Judit Varga’nın eski eşi sıfatıyla Macaristan’ın önemli podcast yayınlarından “Partizan’a çıktı.

Aslında Magyar’ın amacı, günah keçici ilan edilen ve soruşturma zincirinin daha yukarılara çıkmasını engellemek amacıyla kurban edildiği düşünülen eski eşini korumaktı.

Ancak Magyar’ın heyecanlı ama Macaristan’daki siyasi durumu, yolsuzlukları, karanlık ilişkileri, hükümetin çaresizliğini, gerçekçi ve soğukkanlı bir dille analiz eden konuşması ülkede çok büyük ilgi gördü.

Macaristan’ın eski adalet bakanı Judit Varga, Peter Magyar’ın eski eşi

O günlere dek neredeyse kimsenin tanımadığı bu genç avukat birkaç hafta içinde hedefini büyüttü.

Şubat 2024’deki ilk podcast yayınında “Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Bu çok iyi bir şaka olur” yanıtını vermişti.

Aynı Magyar, 15 Mart 2024’te Fidesz ve hükümet çevreleri ile tüm ilişkilerini kestiğini duyurdu ve siyasete atılacağını ilan etti.

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri yaklaşıyordu ve Magyar ve çevresindekilerin yeni bir parti kurup seçimlere katılmak için zaman yoktu.

Bunun yerine atıl durumdaki partilerden birini sahiplendiler.

Tisza Partisi (Saygı ve Özgürlük) Partisi böylece Orban’a karşı o güne kadar görülen en büyük muhalefet hareketinin partisine dönüştü.

Parti, Haziran 2024’te yapılan AP seçimlerine katıldı ve yüzde 29 oy alarak ikinci oldu.

Fidesz ve ittifak ortağı Hristiyan Demokrat Halk Partisi (KDNP) oyların yüzde 45’ini alsa da, Magyar kısa sürede önemli bir başarıya imza atmıştı.

‘Teflon siyasetçi’

Birden Macaristran’da ilgi odağı olan Peter Magyar, başta Fidesz tarafından ciddiye alınmadı. Devlet televizyonu ve medyası ondan bahsetmedi.

Başbakan Viktor Orban ve Fidesz’in önde gelen strateji uzmanları, Magyar’ın saman alevi gibi parlayıp söneceğini düşünüyor, onun hakkında görüş belirtmeyi gereksiz görüyorlardı.

Ancak Peter Magyar, karizmatik bir genç siyasetçiydi. Hitabet yeteneği de vardı. Ve Magyar’ın yıldızı özellikle sosyal medyada kısa sürede başladı.

2022’deki genel seçimde “altılı masa” olarak bilinen birleşik muhalefete destek veren ve hayal kırıklığına uğrayan Orban karşıtı seçmen, henüz bir partisi bile olmayan Magyar’ı kurtarıcı olarak görmeye başladı.

Bu nedenle de Orban’ın yeni rakibi aslında çok ciddiye alınmalıydı ve bunun üç nedeni vardı:

  • Birincisi, geldiği yer Viktor Orban’ın tabanını da oluşturan sağ, muhafazakâr kesimdi ancak bu kesimin Orban’ın uygulamaları nedeniyle hayal kırıklığına uğramış, temiz toplumu, hukuk devletini ve Avrupa Birliği’ni (AB) savunan ve hiç de azımsanmayacak bir bölümüydü. Magyar, Orban rejimine dair her şeyi biliyor, gerektiğinde de ortaya dökmekten çekinmiyordu. Tepkisel çıkışıyla toplumda çoğunluğu oluşturan sağ, muhafazakâr seçmeni bölmüştü.
  • İkincisi, Peter Magyar kişi olarak, diğer muhalefet partilerinin liderleriyle kıyaslandığında “sicili temiz” bir siyasetçiydi. Onu eski rejimle, 1990 öncesi dönemin siyasi kalıntısı hareketlerle suçlamak mümkün değildi. O yıllarda henüz bir çocuktu.
  • Üçüncüsü de Magyar, Orban gibi, onun bir zamanlar iktidara gelirken yaptığı gibi genç, dinamik ve hırslı bir siyasetçi olarak göz dolduruyordu. Yolsuzlukları kanıtlarıyla açıklıyor, net vaatlerde bulunuyor, öğretmensiz kalan okulları, çökmekte olan hastaneleri, çocukların istismar edildiği çocuk esirgeme kurumlarını ziyaret ediyor ve her hareketiyle halkta karşılık bulan gündem yaratıyordu.

Tüm bu nedenlerle iktidarın ağır propaganda mekanizması Magyar’a karşı harekete geçti.

Magyar için “Önce eşine şiddet uyguluyor” dendi, sonra bir eğlence yerinde olay çıkardığı ve birisinin elinden telefonunu alıp Tuna Nehri’ne fırlattığı iddia edildi.

Bir zamanlar çalıştığı devlete ait finans kurumunda şaibelere neden olduğu öne sürüldü.

Daha sonra da Fidesz ile bağlantıları ortaya çıkan eski sevgilisi tarafından gizlice kaydedilen ses kayıtları açıklandı. Magyar’ın seçmeni küçümsediği, asıl niyetini sakladığı propagandası yapıldı.

Ama ortaya atılan hiçbir iddia Magyar’a karşı duyulan güveni etkilemedi.

Magyar hakkında iktidar tarafından yaratılmaya çalışılan imaj tutmadı.

Hiçbir şaibe ve suçlamanın ona kalıcı olarak zarar vermemesi nedeniyle Magyar’a “teflon siyasetçi” lakabı takıldı.

İktidarın son kozu: ‘Seks videosu’

Seçimlere altı hafta kala ise bu kez Tisza Partisi’nin genel başkan yardımcısı Mark Radnai adına kurulan sahte bir internet sitesinde “yakında…” başlığı ile bir fotoğraf yayımlandı.

Fotoğraf otel odasına benzeyen bir odayı tasvir ediyordu. Ortasında dağınık bir yatak duruyordu.

Yakında bu sitede muhalefet liderinin bir seks videosunun yer alacağı iddia edildi.

Magyar’ın bu odada yatakta biriyle seviştiği ve bu anların görüntülerinin yayımlanacağı öne sürüldü.

Radnai ise sitenin kendisiyle alakası olmadığını, dolayısıyla suç işlendiğini söyledi ve site için yayın yasağı istedi.

Resmi makamların yanıtı ise “Suç işlenmeden bir site yasaklanamaz. Eğer ilerde sitede bir yasa ihlal edilirse, bundan zarar gören kişi mahkemeye başvurabilir” oldu.

Peter Magyar bunun üzerine açıklama yaptı, “İktidar propagandası rezil bir yola girdi” dedi ve ekledi:

“Ben yalnız yaşayan genç bir erkeğim ve cinsel hayat yaşadığımı da inkâr etmiyorum. Ama gizli çekimlerle hakkımda video yayınlamak özel hayatıma ahlaksız bir saldırı olur.”

Diğer muhalefet partilerinden Magyar’a destek

Macaristan’da geleneksel muhalefet blokunda yer alan birçok parti, oyların bölünmesini önlemek ve Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarına son verebilmek amacıyla seçimlere katılmayacaklarını açıkladı.

Momentum, MSZP (Sosyalist Parti), LMP (Yeşiller), Párbeszéd (Diyalog) ve Jobbik, “muhalefetin en güçlü adayı” destekleme kararı aldı.

Yani 2022’de yüzde 35 oy alan “altılı masa”, eski başbakanlardan Ferenc Gyurcsany’in liderliğindeki Demokratik Koalisyon Partisi dışında, dolaylı olarak Peter Magyar’a destek vermiş oldu.

Kamuoyu araştırmaları, Gyurcsany’in partisinin de yüzde 5’lik barajı aşarak parlamentoya giremeyeceğini gösteriyor.

Bu da Macaristan’da eski muhalefet partilerinden hiçbirinin parlamentoda yer alamayacağı ve 1990’dan sonra ülkede siyaset sahnesindeki Fidesz dışındaki tüm aktörlerin sahneden çekilmesi anlamına gelecek.

Peter Magyar hem seçimi kazanmak hem de gerekli anayasa değişikliklerini yapmak için parlamentoda üçte iki çoğunluk sağlamak istiyor

Magyar’ın vaatleri neler?

Peter Magyar, seçimi kazanmaları halinde sadece hükümet kurmakla kalmayacaklarını ve Orban rejimini de “adım adım çözeceklerini” iddia ediyor.

Magyar, seçimi kazanması halinde uygulayacağını açıkladığı ve bazıları ancak parlametonda üçte iki çoğunluğun sağlanması halinde hayata geçirilebilecek eylem planı şöyle:

  • AB’yle ilişkiler normalleştirilecek. Avrupa Savcılığı, Macaristan’da da kurulacak.
  • AB’yle en büyük çatışma noktası olan hukuk devleti uygulamalarına geri dönülecek. Macaristan hakkı olan AB fonlarına tekrar kavuşacak.
  • Başbakanlık görevi sadece iki dönem yani sekiz yıl üstlenilebilecek. 16 yıldır görevde olan Viktor Orban bu süreyi aşmış kabul edilecek, yani Orban’a siyaset yasağı getirilmiş olacak.
  • Orban hükümeti tarafından önce kaçak göçmenler nedeniyle ilan edilen, sonra da pandemi ve Ukrayna savaşı gerekçesiyle sürdürülen olağanüstü hal kaldırılacak. Ülke kararnamelerle değil, parlamentodan çıkacak yasalarla yönetilecek.
  • Devlet kurumlarına, kilit mekanizmalarına yerleştirilen Fidesz’in kadroları tek tek görevden alınacak
  • Devlet televizyonun haber dairesi derhal feshedilecek. Bağımsız yayıncılık için devlet radyo ve televizyonları yeniden yapılandırılacak.
  • Yolsuzlukla Mücadele Bakanlığı kurulacak
  • Kamu ihaleleri, yandaş iş insanlarına verilen destekler ve AB fonlarının geçmişte nasıl dağıtıldığı denetlenecek.
  • Fidesz çevrelerine aktarıldığı tespit edilen ulusal servetin geri alınması için özel takip birimleri ve soruşturma savcılıkları kurulacak.

Füzéri vár

PoWeR – Mélyben

Macaristan’da seçim öncesi ‘TürkAkım’ gerginliği: Orban ve rakibi Magyar ne diyor?

Rusya’dan Orta Avrupa’ya Türkiye üzerinden gaz taşıyan TürkAkım Boru Hattı yakınlarında dün bulunan patlayıcı maddeler etkisiz hale getirildi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Sırbistan’daki gelişme sonrası Ulusal Savunma Konseyi’ni acil toplantıya çağırdı.

Toplantıda, hattın Macaristan topraklarından geçen kısmının ordu tarafından korunması kararlaştırıldı.

Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto hattın korunması için Macaristan, Rusya, Türkiye ve Sırbistan arasında mutabakata varıldığını duyurdu.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban bugün Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ile birlikte TürkAkım Boru Hattı’nı koruyan askeri birlikleri denetledi ve basın toplantısı düzenledi

Macaristan’da muhalefet ise Başbakan Viktor Orban’ı 12 Nisan Pazar günü yapılacak genel seçim öncesi “gereksiz bir gerginlik ve korku ortamı yaratarak seçmenleri manipüle etmekle” itham ediyor.

Viktor Orban’ın seçimdeki en büyük rakibi Peter Magyar, başbakanı, “Rus danışmanlar tarafından yönlendirilerek panik yaymakla” suçladı.

Orban ise “Ukrayna-Avrupa Birliği-Almanya” ekseninin, Macaristan’ın ucuz Rus yakıtı almasını engellemek ve yaklaşan seçimlerde kendi “kukla” başbakanları Magyar’ı dayatmak için komplo kurduğunu öne sürüyor.

Orban ayrıca Magyar’ın seçimi kazanması halinde, kuracağı hükümetin Macaristan’ı “Avrupa’nın Rusya’ya karşı açtığı savaşa sürükleyeceğini” savunuyor.

Patlayıcılar kime ait?

TürkAkım Boru Hattı’na birkaç yüz metre mesafede sırt çantaları içinde patlayıcıların bulunduğu nokta, Sırbistan’ın Kanija şehri yakınlarında ve Macaristan sınırına 15 kilometre uzakta.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksander Vucic, boru hattı yakınlarında patlayıcı maddeler bulunmasının “ülkenin enerji altyapısına yönelik bir suikast girişimi” olabileceğini söyledi.

Orban’la iyi ilişkileri olan Vucic’in açıklaması sonrası Macar uzmanlar araştırma yapmak üzere olay gerine gitti.

Orban ve Vucic aynı zamanda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın iki siyasetçi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban bir süredir, Ukrayna’nın ülkesinin ulusal enerji kurumlarına saldırı girişimlerinde bulunabileceğini iddia ediyor.

Macaristan hükümeti son gelişme sonrası Ukrayna’yı suçlamadı ancak hükümete yakın medyada çıkan bazı haberler, Sırbistan’da yaşananların Ukrayna ile ilişkilendirilebileceğini gösteriyor.

Sırbistan medyasında ise patlayıcıların ABD menşeli olduğu ve hedefin de ülkedeki bir gaz deposu olabileceği yönünde haberler yayımlandı.

Sırbistan Ulusal Askeri Güvenlik Kurumu (VBA) Başkanı Duro Jovanic, patlayıcıların ülkesindeki bazı kaçak göçmen gruplarına ait olduğunu, kimliği tespit edilen bir kişinin arandığını ve olayın Ukrayna ile bağlantısının olmadığını söyledi.

Macaristan’da muhalefetteki Tisza partisinin lideri Peter Magyar

Macaristan-Ukrayna gerginliği seçim malzemesi mi yapıldı?

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Rusya-Ukrayna savaşının 4 yıldan uzun süredir devam etmesinin sorumlusu olarak Kiev yönetimini görüyor.

Viktor Orban, Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya yardım etmesinin ve Rusya’ya karşı alınan ambargo kararlarının uygulanmasını da, Macaristan’ın veto hakkını sistemli şekilde kullanarak engelliyor.

Budapeşte-Kiev hattındaki gerginlik, Macaristan’da yapılacak genel seçim öncesi arttı.

Orban, Ukrayna’nın Macaristan’ın elektrik enerji santrallerine, doğal gaz ve petrol tesislerine saldırı düzenleyebileceğini iddia ederek, tüm bu tesislerin Macar ordusu tarafından korunacağını duyurdu.

“Ukrayna’nın olası saldırısıyla Macaristan’ın savaşa sürüklenmek istendiğini” savunan Orban, bunun engellenmesinin tek yolunun, kendisinin genel seçimden yeniden galip çıkması olduğunu vurguluyor.

16 yıldır Macaristan’ı yöneten Orban’ın seçim kampanyasında verdiği en önemli mesaj, “Beni seçerseniz, çocuklarınız cephelerde savaşmaya gönderilmeyecek”.

Macaristan’da muhalefet de işte bu nedenle Orban’ı “gereksiz bir gerginlik ve korku ortamı yaratarak seçmenleri manipüle etmekle” suçluyor.

Tarık Demirkan – BBC

Sándor Márai: Bolzano’da Son Sahne

Ünlü Giacomo Casanova hapisten kaçtıktan sonra Bolzano’ya sığınır ve burada Venedik’in puslu kanallarından uzak, sınır kasabasının taş sokaklarında geçmişin hayaletleriyle karşılaşır: Yıllar önce ardında bıraktığı, şimdi bir kontun eşi olan Franceska artık başkasının dünyasında, başkasının yasalarıyla çevrili bir hayat sürmektedir. Giacomo ise bir kahraman değil, kendi ihtişamının gölgesinde yaşayan bir adamdır. Onun dönüşü hem geçmişte kalmış bir aşk hikâyesini hem de zamana, iktidara ve geçmişe karşı girişilen bir düellonun fitilini ateşleyecektir.

Márai bu romanda maceranın değil, karakterin içsel çöküntüsünün peşinden gider: Bolzano’da Son Sahne görkemin yitirilişini, arzunun gururla, geçmişin bugünle çatışmasını lirik ve keskin bir dille işleyen derinlikli bir metin.

“Sándor Márai, çökmekte olan bir dünyanın keskin gözlemcisi ve anlatıcısıydı.”

Le Monde

Künye
ISBN9789750766626
Ürün AdıBolzano’da Son Sahne
YazarSándor Márai
ÇevirmenTarık Demirkan
YayıneviCan Yayınları
16,474FansLike
639FollowersFollow