2026. Temmuz 29.
Türkinfo Blog Oldal 192

Polonya Başbakanı, sığınmacı krizinde Ankara’ya işaret etti: Belarus ve Rusya’yla tamamen senkronize ilerliyor

Kaynak: www.pikrepo.com

“Yardımlarımızın tek taraflı olduğunu gördük. Bundan hoşlanmadık”

Belarus’la aralarındaki sığınmacı krizine ilişkin konuşan Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, Türkiye’yi İstanbul ve Minsk arasında açık koridor bırakmakla ve Belarus’a sınıra binlerce sığınmacı götürmeye yardım etmekle suçladı.

Middle East Eye’da yer alan habere göre, Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, parlamentoda yaptığı açıklamalarda sığınmacı krizinden bahsetti.

Morawiecki, “Türkiye’nin eylemlerinin Belarus ve Rusya’yla tamamen senkronize ilerlediğini görüyoruz. Bizi rahatsız ediyor, bundan hoşlanmıyoruz” dedi.

Morawiecki, Ankara’ya suçlama yönelterek “Bir iki ay önce Türkiye bizimle yakın bir şekilde çalışmak istiyor görünüyordu. Yangınları söndürmek konusundaki yardımımız, Türk turizm sektörünü canlandırma konusundaki yardımlarımızın tek taraflı olduğunu gördük. Bundan hoşlanmadık.” dedi.

Avrupa Birliği’nden yetkililer, İstanbul’dan Minsk’e uçan Türk Hava Yolları uçakları ve Rusya’nın havayolu şirketi Aeroflot’un uçaklarının sığınmacılar ve mültecilerin geçişin görmezden geldiğini söylüyor.

THY söz konusu iddiaların temelsiz olduğu yanıtını verdi.

Kaynak: t24.com.tr

Macaristan Başbakanı Orban, Ankara’ya geliyor

Kaynak: flickr.com

Macaristan Başbakanı Orban, Türkiye-Macaristan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin beşinci toplantısı için Türkiye’ye geliyor.
Türkiye- Macaristan Yüksek Düzeyli Stratejik İşbirliği Konseyi’nin beşinci toplantısı, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan ve Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın başkanlıklarında 11 Kasım 2021 tarihinde (bugün) Ankara’da yapılacak.
İlgili bakanların katılımıyla düzenlenecek konsey toplantısında, Türkiye ile Macaristan arasındaki ilişkiler tüm veçheleriyle gözden geçirilecek; güncel, bölgesel ve uluslararası gelişmeler hakkında görüş alışverişinde bulunulacak.
Toplantı, Türkiye’nin stratejik ortağı ve müttefiki Macaristan’la ikili ilişkilerinin yanı sıra NATO, Avrupa Birliği ve Türk Konseyi başta olmak üzere çok taraflı platformlardaki iş birliğinin derinleştirilmesi yönündeki ortak iradenin teyidi niteliğinde olacak.

Kaynak: tr.sputniknews.com

5 soruda Polonya-Belarus sınırında göçmen krizi

Avrupa Birliği’nin (AB) yürütme organı olan Avrupa Komisyonu, Belarus lideri Aleksandr Lukaşenko’yu, göçmenleri kolay giriş vaadiyle AB sınırına toplamakla suçladı.

Komisyona göre Lukoşenko bu politikası kapsamında “insanlık dışı ve gangstervari” bir yaklaşım benimsedi.

Lukaşenko ise “sorunun mimarı olduğu” suçlamasını reddediyor.

Halen Polonya-Belarus sınırında en az 2 bin göçmen bulunuyor.

Son göçmen kriziyle ilgili merak edilen soruları yanıtladık.

1. Avrupa’ya yönelik yıllardır süren göçmen dalgasında rota neden kıtanın kuzeyine çevrildi?

2015 yılında başlayan son büyük göç dalgası Afrika, Orta Doğu ve Afganistan kökenlileri Avrupa Birliği (AB) ülkelerine yönelten bir göçmen akımıydı. O yılların ana göç rotası Akdeniz ya da Balkan ülkeleri üzerindendi. 2015 yılının Nisan ayında Akdeniz’de mültecileri taşıyan beş geminin batması ve 1200 mültecinin hayatını kaybetmesiyle göçmen krizi AB’nin de ana sorunlarından biri haline geldi.

Başta Macaristan olmak üzere, Slovenya, Slovakya gibi özellikle bazı Orta Avrupa ülkeleri Brüksel’le çatışmayı da göze alarak kendi sınırlarını dikenli tellerle göçmen akımına karşı kapatma yolunu izlerken, AB de Avrupa Sınır ve Sahil Koruma Teşkilatı’nın (Frontex) yardımıyla krize karşı merkezi önlemler almaya çalıştı. Öncelikli hedef Akdeniz’deki yasadışı geçişlerin engellenmesiydi.

İtalya’nın organizasyonuyla gündeme gelen ve askeri birliklerin görev yaptığı Poseydon Deniz Harekatı ve sonra da AB’nin Akdeniz’i kontrol almaya yönelik büyük yatırımlarıyla gerçekleşen Triton Deniz Harekatı’yla mülteci akımı büyük ölçüde engellendi.

Buna paralel olarak Frontex, Balkan ülkelerinde de önlemler aldı. Yunanistan-Türkiye ve Bulgaristan- Türkiye sınırlarına dikenli tellerle geçişleri kısmen engelleyen duvarlar çekildi. Adalar üzerinden geçişleri kontrol altına almak için AB fonlarıyla sahil güvenlik birimleri kuruldu, bu birimler zamanla genişletildi.

Ve son olarak burada anılması gereken önemli bir gelişme de AB ve Türkiye arasında 18 Mart 2016 tarihinde yürürlüğe giren “Göçmen mutabakatı” oldu. Bu anlaşma Türkiye topraklarına giren yaklaşık 3 milyon mülteciye bulundukları alanlarda barınma ve yaşama imkânları sunarak Türkiye üzerinden AB’ye yönelik göç dalgasının önünü kesti.

2020 yılından itibaren göç dalgası Akdeniz’den kuzeye, Belarus istikametine döndü. Bu gelişmenin gerisinde 2020 yılında çok tartışmalı bir seçimle ve muhaliflerini hapse atarak iktidarı elinden bırakmayan Belarus lideri Aleksandr Lukaşenko’nun olduğu söyleniyor.

2. Polonya ve Baltık ülkeleri kaçak göçmen akımına karşı ne gibi önlemler aldı?

Göç rotasının Avrupa’nın kuzeyine dönmesiyle, Belarus’la sınırları olan ülkelerin zor durumda kalacakları açıktı.

Polonya ve Baltık ülkeleri de önlemler almakta gecikmediler. Önce Polonya, ardından da Litvanya sınırları boyunca duvarlar ve dikenli tel örgülerden oluşan engeller inşa etmeye başladılar.

Polonya zaman geçirmeden sınır önlemleri alınması kapsamında bölgesel olağanüstü hal ilan etti. Sınır koruma birliklerinin yanı sıra, gerekirse ordu birliklerini de harekete geçireceğini açıkladı.

Bu süreçte ilginç noktalardan biri de, pek çok konuda Varşova yönetimiyle tartışmalar yaşayan AB’nin sınır güvenliği konusunda Polonya’ya tam destek vermesiydi.

Belarus sınırının kapatılması için gerekli olan 407 milyon dolarlık proje AB tarafından finanse edildi. AB eğer Polonya ihtiyaç duyarsa sınır güvenliğini sağlamak için Frontex örgünden kadro desteği de verilebileceğini açıkladı.

Polonya ve Baltık ülkelerinin aldıkları önlemler normal koşullarda sınır güvenliğinin sağlanması için yeterliydi. Ancak binlerce kişinin, Belarus topraklarında merkezi ve açık bir şekilde organize edilen göç dalgasını sorunsuz bir şekilde engellemek için yeterli değildi.

Buna rağmen Polonya ve Baltık ülkeleri sınırı tamamen kapatarak ve sınıra askeri birlikler göndererek mülteci akımını kontrol altına almayı başardılar.

3. Polonya’nın öncelikle Belarus’u ve bu ülkeyi desteklediği için Rusya’yı, “ülkeyi göçmen baskısı altında bırakmakla” suçlamasında gerçeklik payı var mı?

2020 seçimlerindeki tavrı nedeniyle çok eleştirilen ve ardından bir Ryanair uçağını muhalif bir gazeteciyi taşıdığı için zorla indiren Belarus, AB tarafından yaptırımlarla karşı karşıya bırakılmıştı.

Belarus lideri Lukaşenko ise AB’yi açıkça tehdit etmiş ve bu yaptırımlara karşılık olarak ülkenin mülteci politikasını AB’yi zor durumda bırakmak için değiştireceklerini ilan etmişti.

Belarus’un tavrı Rusya tarafından da destekleniyordu. Putin’in en önemli muhaliflerinden siyasetçi Aleksey Navalni’nin zehirlenmesinin ardından AB’nin yaptırım uyguladığı Rusya açısından da göçmen akımıyla AB’yi zor durumda bırakmak uygun bir taktik gibi görünüyordu. Rusya, Lukaşenko’dan bu konuda desteğini esirgemeyeceğini net bir şekilde ifade etti.

Lukaşenko’nun 2020 yılı başında “Göçmenlerin AB üye ülkelerine gidişi artık Belarus yetkilileri tarafından engellenmeyecek” açıklamasının ardından bu ülkeden Polonya ve Baltık Cumhuriyetleri, özellikle de Litvanya istikametinde harekete geçen göçmen sayısının artması arasında doğrudan bir bağlantı var.

Akdeniz ya da Ege Denizi üzerinden hem dalgalarla boğuşarak ve hem de AB sınır güvenlik muhafızlarına yakalanmamaya çalışarak süren zorlu mülteci akımı yerine bu tarihten itibaren mülteciler, pek çok ülkeyle vizesiz seyahat anlaşması olan Belarus’a gidip oradan karayolu üzerinden Polonya’ya ya da Baltık ülkelerine geçmeyi tercih eder duruma geldiler.

Litvanya’ya 2021’in sadece iki ayında gelen göçmen sayısı, 2020 yılında gelen tüm göçmenlerin sayısından 50 kat fazlaydı.

4. Avrupa Birliği son krizde nasıl bir politika izledi?

AB’nin merkezi göçmen politikasında 2015 yılındaki ilk göçmen akımından bu yana değişiklikler yaşandı.

İlk aylarda AB içinde özellikle Macaristan tarafından temsil edilen “ulusal sınırların korunması” politikasına karşı çıkan, AB’nin dış sınırların güvenliğine önem veren strateji, Akdeniz ve Ege Denizi üzerinden teknelerle devam eden göçman akımının bir türlü engellenememesi üzerine terk edildi.

Daha sonraki yıllarda AB bir yandan Schengen dış sınırlarını güçlendirmeye çalışarak, ama öte yandan zaman zaman üye ülkeler arasındaki sınırlarda da kontroller uygulayarak bir tür kademeli göçmen filtre sistemini devreye sokmaya çalıştı.

Öte yandan Türkiye ile olan göç anlaşmasının da yenilenmesiyle AB’ye yönelik göçmen akınının önüne geçilmeye çalışıldı.

Özellikle Almanya’nın, kontrollü bir şekilde ve çok sayıda göçmen kabul etme tercihi, diğer ülkeler tarafından izlenmedi. AB’nin mülteci kotası önerisi de bir türlü hayata geçmedi.

Vişegrad ülkeleri olarak adlandırılan dört Orta Avrupa ülkesinin (Çek Cumhuriyeti, Macaristan, Slovakya ve Polonya) topraklarına Brüksel’in kesin tavrına rağmen mülteci kabul etmeyeceklerini ilan etmeleriyle “göçmen sorunu” AB’nin iç işleyişini ve istikrarını tehlikeye sokan en büyük risk faktörü haline geldi.

Bunun da etkisiyle 2021 yılında AB’nin göçmen politikasında değişiklikler gözlemlendi. AB, Polonya’da ve Bulgaristan’da göçmenlere karşı duvar ve tel örgüler inşasına onay ve hatta destek vererek göç politikasında yeni bir rota çizdi.

5. Avrupa’ya yönelik göçmen akımı, AB ülkelerinde siyaseti nasıl etkiliyor?

Gözlemciler ve siyaset uzmanları Avrupa ülkelerinde son 10 yılda giderek yükselen milliyetçilik ve bir türlü denetlenemeyen göç akımı arasında doğrudan bir bağlantı olduğu kanısındalar.

Başka ülkelerden, farklı kültürlerden insanların herhangi bir denetime de uğramadan Batı toplumlarında birden ortaya çıkmaları bu ülkelerdeki toplumsal mutabakat açısından bir risk olarak değerlendiriliyor.

Milli değerler doğrultusunda siyaset yapan partiler ülke sınırlarının kapatılmasını, yabancılara ülkede yaşama ve çalışma izni verilmemesini savunuyorlar.

Milliyetçi siyasetler denetimsiz bir şekilde ve zor kullanarak ülkeye girmeye çalışan yabancılara karşı duyulan korkuyu siyaset alanında oya tahvil etmeye çalışıyorlar.

Bu gelişme özellikle de ülkede yabancıların oranının az olduğu, dolayısıyla yabancı kültürlerin bilinmediği Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde çok daha belirgin.

Tarık Demirkan – BBC

Igal

Prove: Karambol

Osmanlı’nın izinde Macaristan ‘Tuna Nehri akmam diyor…’

Macaristan’la ta Orta Asya’ya uzanan ve aynı köklerden başlayan ortak bir tarihimiz var. Yüzyıllar boyunca da hep kesişmiş yollarımız. Bu hafta 200 yıl Osmanlı hâkimiyetinde kalan ülkedeki bu izlerin peşine düşelim istiyorum hep birlikte. Gezerken her adımda bir olduğumuzu hatırladığım bu toprakları tanıdıkça eminim siz de bana katılacaksınız.

Macaristan’ın hem siyasi hem de turistik merkezi olan başkent Budapeşte’nin ilk sakinleri Romalılarmış. 451’de Attila’nın önderliğinde Hunlar gelmiş. Attila’nın ele geçirdiği Roma kolonisi 9’uncu yüzyılda Macarların başkenti olmuş. Hem Macarların hem de Türklerin ataları, Orta Asya’dan 10 kavim olarak yola çıkmışlar. Sonra bunların 7’si Karpatlar’ı geçip Macaristan’ın şimdiki topraklarına gelmiş, 3’ü de Anadolu’ya gitmiş. Macarların Karpat Dağları’nı geçmeden önce Türklerin yakınında yaşadığı ve On Ogur Kavimlerarası Birliği’nin parçası olduğu düşünülüyor.

16’ncı yüzyılda, Osmanlı’nın Balkanlar’daki gücü giderek artarken yollar bir kere daha kesişmiş. Kanuni Sultan Süleyman’ın Belgrad’ı almasının hemen ardından yapılan Mohaç Savaşı’nda Macar kralı yaşamını yitirmiş ve Osmanlı başkent Budin’e girerek bağımsız Macaristan Krallığı’nı sona erdirmiş. Anadolu’yu yurt edinmişiz ama Balkanlar’a da kök salmışız bu tarihten itibaren.

Devamı

Millet Kütüphanesi’ndeki Müteferrika Sergisi’ni 50 bini aşkın kişi gezdi

Cumhurbaşkanlığı Milleti Kütüphanesi‘ndeki Matbaanın Ön Sözü: “Basmacı İbrahim Efendi” Müteferrika Sergisi‘ni, açıldığı 7 Eylül’den bugüne 50 bini aşkın kişi ziyaret etti.

Turhal, Müteferrika’nın Macar asıllı devlet adamı olduğunu anımsatarak, “Sergimizi önemli kişiler de ziyaret ediyor. Gerek kendi devlet ricalimiz, gerek başka ülkelerin de önemli devlet mensupları ziyaret ediyor. Yakın bir tarihte de Türkiye’ye gelecek Macaristan Başbakanı Victor Orban kütüphaneyi ve sergiyi ziyaret edecek.” dedi.

Fotoğraf: Mehmet Ali Özcan – Anadolu Ajansı

Millet Kütüphanesi Sergi Sorumlusu Talha Turhal, AA muhabirine, daha önce yapılan çalışmalarda Müteferrika Matbaası’nda basılan 16 kitabın bir araya getirildiğini ancak bu sergide 17 eserin tamamının bulunduğu belirtti.

Devamı

Polonya – Belarus sınırında göçmen krizi derinleşiyor

8 Kasım Pazartesi günü Belarus topraklarından Polonya sınırına doğru yürüyüşe geçen ve sayısı binlere ulaşan göçmen kafilesi, Polonya sınır bölgelerinde olağanüstü önlemlerin alınmasına neden oldu.

Polonya – Belarus sınırındaki Bruzgi sınır kapısına doğru dört şeritli otoban üzerinde trafiği de engelleyerek hareket eden kaçak göçmenlerin sınıra yaklaşmaları üzerine Polonya sınır güvenlik kuvvetleri alarma geçirildi.

Polonya hükümeti 30 bin kişilik bir özel kuvveti de Belarus sınırına yönlendirdi.

Öğle saatlerinde olağanüstü göçmen kriz toplantısı sonrası yapılan hükümet açıklamasında Polonya’nın sınırlarını korumaya kararlı olduğu; göçmenlerin sınır kapılarını zorlaması durumunda olayların büyüyeceği ve istenmeyen gelişmelerin meydana gelebileceği vurgulandı.

Bu açıklamayla aynı saatlerde Polonya hükümeti Belarus sınırına takviye askeri kuvvetler de gönderdi.

Polonya Başbakanı Mateusz Morawiecki, “Polonya sınırı sadece haritada bir çizgi değildir, bu sınırı korumak için milyonlarca Polonyalı hayatını vermiştir. Bu kararlılığı sürdüreceğiz, sınırdan kimse izinsiz geçemeyecek” dedi.

Polonya’nın yanı sıra Litvanya hükümeti de kaçak göçmenlerin ülkeye girişini engellemek için alınması gereken önlemlerin masaya yatırıldığı olağanüstü bir toplantı yaptı.

Kaçak göçmenler neden Belarus’u tercih ediyor?

Son aylarda aslında Orta Doğu ve Afganistan kökenli göçmenlerin rotalarını Asya’ya çevirdikleri, Rusya, Türkiye ve Belarus üzerinden Avrupa Birliği’ne (AB) girmeyi deneyecekleri üzerine haberler yayımlanıyordu.

Haftalardır Belarus – Polonya sınırındaki ormanlık alanlarda kamp yapan göçmenlerin kış öncesi harekete geçmeleri bekleniyordu.

AB ülkelerinin sınırlarından girmeye çalışan kaçak göçmenlerin İtalya ya da Türkiye -Yunanistan sınırı yerine Belarus’u tercih etmelerinin gerisinde, bu ülkenin Türkiye de dahil pek çok ülkeyle vize sorununun olmamasının yanı sıra Belarus lideri Aleksandr Lukaşenko’nun AB ile yaşadığı gerginliklerin ardından AB’yi zor durumda bırakmaya yönelik politikasının olduğu biliniyor.

Lukaşenko’nun Belarus’taki otokratik koşulları eleştiren ve yaptırım uygulayan AB’yi zor durumda bırakmak için “mülteci kartını” oynamaya karar verdiği de bir sır değil.

Bugün Polonya’ya doğru harekete geçen binlerce mülteciye -haber ajanslarının geçtiği görüntülerden de rahatça izlenebileceği gibi- silahlı Belarus ordusu askerleri eşlik etti.

Bazı haber ajanslarına göre mültecilerin sınır bölgelerine taşınması da Belarus askeri araçlarıyla sağlandı.

AB nasıl önlemler alıyor?

AB mültecilerin denetimsiz bir şekilde topraklarına girmesine izin vermiyor.

Polonya, AB’nin de maddi desteğiyle son haftalarda Belarus sınırına dikenli tel örgüler çekti.

Benzer önlemler Litvanya tarafından da alındı. Litvanya – Belarus sınırının önemli bir kısmı duvarlarla çevrildi.

Tarık Demirkan – BBC

Tülay Başaran Lisesi öğretmenleri Macaristan’da

Kaynak: www.gazetenizolsun.com

Samsun Tülay Başaran Anadolu Lisesi öğretmenleri, Avrupa Birliği’nin(AB) en önemli eğitim projesi olan ERASMUS kapsamında Macaristan’a gitti.

Yükseköğretim kurumlarının iş birliğini, öğrenci ve akademisyenlerin kısa süreli olarak bu iş birliği çerçevesinde farklı ülke ve üniversitelerde deneyim kazanmasını teşvik eden Avrupa Birliği Projesi ERASMUS, Samsun’daki eğitim kurumlarında da başarıyla yürütülüyor. Bu kapsamda Samsun Tülay Başaran Anadolu Lisesi’den bir grup öğretmen, Erasmus KA299 Dinler Dünyası Öğrenci Hareketliliği (Die Wilt Der Religionen) kapsamında yürütülen projenin ilkini Macaristan’da gerçekleştirdi. BUDAPEŞTE’DE BULUŞTULAR Tülay Başaranlı öğretmenler, Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de, proje ortağı olan Macar meslektaşlarıyla bir araya geldiler. Her 2 ülkenin öğretmenleri, başkent Budapeşte’nin tarihi ve turistik yerlerini gezdikten sonra proje kapsamında belirlen çeşitli toplantılara katılarak fikir alış verişinde bulundu. DİNLERARASI HOŞGÖRÜYÜ YAYMAK Gezinin çok yararlı geçtiğini belirten Tülay Başaran Anadolu Lisesi öğretmenleri, “Dinler Dünyası Öğrenci Hareketliliği (Die Wilt Der Religionen), dinlerin tanıtılmasının yanısıra dinlerarası arasındaki hoşgörünün yayılmasını sağlamayı hedefleyen bir proje. İlki Macaristan’da gerçekleşti. Projenin ortağı olan öğretmenlerle tanışma ve kenti gezme imkanı bulduk. Bunun yanı sıra porojeyle ilgili toplantılar da yaptık. Osmanlı’nın çok uzun yıllar hüküm sürdüğü tarihi başkent Budapeşte’de olmak gerçekten heyecan vericiydi” dediler. Tülay Başaranlı öğretmenler, rojenin devam edeceğini, Macaristan’ın ardından Bulgaristan ve Almanya programlarının da olduğunu belirttiler.

Kaynak: www.gazetenizolsun.com

16,474FansLike
639FollowersFollow