Macaristan bunu neden yaptı?
Geçen haftaki Macaristan seçimleri, hepimize çok şeyler söylemeli…
Geçen haftaki Macaristan seçimleri, hepimize çok şeyler söylemeli…
BBC Budapeşte Temsilcisi, dostum, siyaset bilimci Dr.Tarık Demirkan, çok yetkin 2 analiz yaptı, üstüne benim ekleneceğim bir şey kalmadı.
Meslekte nerdeyse yarım yüzyılı devirmiş olan dostum yazar Sedat Ergin ise Hürriyet’de her zamanki gibi çok iyi çalışılmış bir analizle, bu seçimden genel sonuçlar çıkardı, beni düşündürdü.
Yine de sizlerle “Macaristan Olayı “nı paylaşmak istiyorum. Popülizmin, despot anlayışın nasıl yılankavi yol aldığını, bukalemun örneği araziye nasıl uyum sağladığını göstermeye değer diyorum.
O halde, gelin bir Macaristan analizi denemesine…
***
Macaristan, Orta Avrupa’nın 100 bin km2 ve 10 milyon bile olmayan (9.7 milyon) nüfuslu ülkesi. Ulusal geliri de orta büyüklükte ekonomi ölçüsü ( 194 milyar $ ). Kişi başına geliri neredeyse 20 bin Dolar ama bu da bir ortalama değer, bize çok şey söylememeli…
1945 sonrasında Sovyet İmparatorluğu’nun COMECON Bloku içinde yer aldı. 1956‘da ayaklandı, bu blok içinde bu bir ilk büyük ayaklanma idi ( D. Almanya’nın 1953 başkaldırısı daha küçük çaplı ve organize değildir, bu yüzden Macaristan için ‘’ilk’’ diyorum.) Sonra bu blok 1989’da dağıldı, Macaristan batılı liberal sistemi benimseyen yine ilk ülke oldu. 1990‘lı yıllarda doğu bloku içinde kapitalizm bu ülkede ilk kez dikiş tutturduğu ülkeydi. İhracatının beşte birini büyük dev şirketlerin otomobilleri oluşturuyor. Ciddi bir tahıl ve bitkisel yağ üreticisi. Bunu yetiştiren Macar ovaları, Şevket Süreyya Aydemir’in eserlerinde yer alır. Pinkofo tipi atların yetiştiriciliğinde dünya lideri.

Görünürde her şey tamam, peki işin zafiyeti nerede?
Bir kere kural olarak, diktatörlerin zafiyetten çok güç aradığının altını çizmek gerek.
Orban, ülkesinde sadece demokratik sistemi sakatlamakla kalmadı, ‘’ Orban‘ın Oligarkları’’ nı yarattı, adrese teslim bir ihale sistemi geliştirdi, bununla besledi ve beslendi.
İkincisi, yoksulluk ve Yaşar Kemal Usta’nın sözüyle, yoksunluk istatistiklerde öne çıkmaz, çok daha derindedir. Ülkede kırsal kesimi yoksuldur, ciddi sayıdaki çingene yurttaş, sistem nasiplerinin dışındadır. Dış Macar’ları buna eklemeli, sayısı 1,5 milyondur ve her zaman patlatılmaya hazır bir fünyedir.
İşte böylesi bir ülke olan Macaristan‘ı, 12 yıldır Orban adlı bir yasa tanımaz insanın demir eli ve onun güdümünde hareket eden Fidesz adlı parti idare ediyor.
Bu ortamın 12 yıldır seyircisi olan ülke muhalefeti, 3 Nisan Seçimleri için 6 parti olarak iradesini buluşturdu. Tek hedef, Orban‘ın devrilmesiydi.
Muhalefetin “zafer” değilse de, Başbakan Orban’ı devirmeyi umduğu Macaristan genel seçimlerinde işin tersi oldu, Orban siyasal iktidarını pekiştirdi. Muhalefetin tepe oluşumu ise parti tabanını oluşturan seçmenlerce anlaşılmadı. Dar bölge sistemi için aday belirlemede ‘’ön seçim‘’ yapıldı, seçmenlerin hiç benimsemediği kişiler aday oldu, katılımı bu çok düşürdü.
Muhalefet ortak bir ‘’yol haritası ve program’’ yapamadı. Bunun yerine “kötüleme” esaslı Dr. Demirkan’ın sözleriyle ‘’program esaslı pozitif bir kampanya yerine, negatif seçim kampanyası” yürüttü. Kampanya, toplumu yakınlaştırmak yerine, ayrıştırdı.
Basını susturan ve açık bir Putin yanlısı olan Orban ise seçimlere beş kala çark etti ve “Savaşın dışında kalan Macaristan” sloganını işledi. Muhalefet için “Onlar ülkeyi savaşa sokacak” eleştirisini yaptı, bununla kalmadı, Rusya’ya karşı yaptırımlara katıldı. 400 bin Ukraynalının ülkeye sığınmasına zemin yarattı. Muhalefetin adı “NATO’cu ve Savaş Yanlısı”na çıktı.
Orban‘ın 12 yıldır sürdürdüğü “Herkese Yardım Eli” kampanyası, seçim öncesinde hızlandı… Asgari ücret yükseltildi… Akaryakıt için zam yasağı getirildi… Elektriğe fiyat zammı ertelendi…
Özetiyle, cömert bir “seçim ekonomisi” uygulandı. Bununla, Maastricht Kararları başta olmak üzere tüm AB Kriterleri çiğnendi.
Vaatlerden payına düşeni alan 1.5 milyon nüfuslu “Dış Macarlar” üstüne düşeni yaptı ve Orban’a oy verdi. Muhalefet partilerinin toplam oyu 2018 ‘e göre 1 milyon oy azaldı. Orban ise % 54 oy alarak, 136 koltuk ve rahat bir çoğunlukla, 12 yıllık iktidarına 4 yeni iktidar yılı ekledi.
Macaristan’ın seçim dersi, muhalefetin tek saf oluşturmasından daha önemli olanın “ortak bir program” olduğunu söylüyor.
Ortak bir program yetmiyor, bunun somut ve ikna edici olması gerekiyor.
Macaristan, popülist iktidarların elindeki “alet kutusu”nun sandığımızdan çok daha büyük ve zengin olduğunu anlatıyor. “Galibiyetimiz o kadar büyük ki, AB’yi bırakın, bizi ay’dan da görebilirler” diyen Orban haklıydı…
Şimdi iş, Roma Senedi ile oluşan Maastricht ve Lizbon Kararları ile şekillenen AB yönetiminin yaptırım uygulamasına geldi.
Ukrayna Vahşeti, 27 üyeli AB’ye balayı günlerinin geride kaldığını hatırlatmış olmalı…
Kenan Mortan
Sarı Şemsiye Ödülü İçin Yarışacak Filmler Açıklandı
21 – 27 Mayıs 2022 tarihleri arasında İzmir’de gerçekleşecek olan 8. Balkan Panorama Film Festivali’nde yarışacak filmler açıklandı.

21 – 27 Mayıs 2022 tarihleri arasında, Buca Belediyesi’nin ev sahipliğinde, T.C. Kültür ve Turizm Bakanlığı ve İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin destekleriyle İzmir’de gerçekleşecek olan 8. Balkan Panorama Film Festivali’nde yarışacak filmler açıklandı.
Sarı Şemsiye Ulusal Uzun Metraj Film Yarışması:
- Sabırsızlık Zamanı (Time Of Impatience) Yön. Aydın Orak
- Koridor (The Corridor) Yön. Erkan Tahhuşoğlu
- Çatlak (Fractured) Yön. Fikret Reyhan
- Bembeyaz (Pure White) Yön. Necip Çağhan Özdemir
- Okul Tıraşı (Brother’s Keeper) Yön. Ferit Karahan
Sarı Şemsiye Uluslararası Uzun Metraj Film Yarışması:
- The Ladder (Merdiven) Yön. Vlad Paunescu (Romanya)
- Only Human (Sadece İnsan) Yön. Igor Ivanov (Makedonya)
- So She Doesn’t Live (O Artık Yaşamiyor) Yön. Faruk Lončarević (Bosna Hersek)
- Perfect As You Are (Senin Gibi Mükemmel) Dir. / Yön. Peter Varsics (Macaristan)
- Heavens Above (Yukarısı Cennet) Yon. Srđan Dragojević (Sırbistan)

Sarı Şemsiye Dario Moreno Film Yarışması:
- Once Were Humans (Bir Zamanlar İnsanlardı) Yön. Goran Vojnović (Slovenya)
- The Hero In Me (İçimdeki Kahraman) Yön. Sinan Sertel (Türkiye)
- The Spring Poem (İlkbahar Şiiri) Yön. Natalija Avramović (Sırbistan)
- Eviction (Tahliye) Yön. Mate Bence Fazekas (Macaristan)
- The Vanished (Kayıp) Yön. Arben Tachi (Makedonya)

Bu yılki festivalde 100’ün üyerinde filmin Türkiye’de ilk defa gösterilmesi planlanmaktadır. Daha detaylı bilgi için festivalin resmi sayfasını ziyaret edebilirsinz: www.bpff.com.tr
Kaynak: beyazperde
Mimar Sinan’ın şifreli kitabesini çözdü
Her 9 Nisan günü büyük Türk mimarı Mimar Sinan’ı Anlamak ve Mimarlar Günü olarak kutlanıyor. Bir Osmanlı yeniçerisiyken tarihe iz bırakan bir mimara dönüşen Mimar Sinan’ın yapıtları günümüzde de göz kamaştırıyor. Mimar Sinan üzerine araştırmalar yapan Türk Mimârîsi Araştırma Merkezi’nden Yüksek Mimar Mehmet Emin Yılmaz, Macaristan’da sürdürdüğü çalışmalarda önemli bir bilgiye eriştiğini açıkladı. (Milliyet)

İstanbul – Osmanlı tarihçisi Avusturyalı Joseph von Hammer’ın 1809’da Viyana İmparatorluk Kütüphanesi’nde bir Osmanlı kitabesiyle ilgilendiğini ve kitabenin kopyasını bakır levhaya çıkartarak Fundgruben Des Orients (Şark’ın Hazineleri) Dergisi’nde yayınladığını belirten Yılmaz, o tarihten beri kayıp olan ve hangi esere ait olduğu bilinmeyen kitabeyi tanımladıklarını söyledi.
Yılmaz, “Macaristan’daki 150 yıllık Osmanlı döneminde Budapeşte’de 67 cami ve mescit inşa edildi. Mimar Sinan’ın ise Budapeşte’de bir cami ve türbe yaptığını biliyoruz. Bu caminin en önemli özelliği Mimar Sinan’ın Macaristan’daki tek eseri olmasıdır. Hammer’ın bulduğu ama nerede olduğunu bilmediğimiz kitabenin Mimar Sinan’a ait olduğunu ortaya çıkarttık” dedi.
Kitabedeki şifreli tarihi ebced (harf ve rakam sembolleri) hesabıyla çözdüğünde 1570’e ulaştığını belirten Yılmaz, adı geçen Mustafa Paşa’nın da meşhur Sadrazam Sokollu Mehmed Paşa’nın yeğeni Budin Beylerbeyi Sokollu Mustafa Paşa olduğunu açıkladı.
Macaristan’da çalışmalarını sürdüren Mehmet Emin Yılmaz, Budapeşte’de Osmanlı döneminin 1686’da sona ermesiyle diğer eserler gibi Mimar Sinan’ın eseri Mustafa Paşa’nın camisinin de Avusturyalıların yok ettiğini söyledi. Yılmaz, “Avusturyalılar, Türk sanatının en güzel örnekleri olan kitabeleri ve mezar taşlarını sökerek savaş ganimeti olarak ülkelerine götürmüş. Viyana’ya götürülmüş olabilir” dedi.
CNNTürk
Brüksel ve Budapeşte arasında ipler geriliyor
Avrupa Birliği Komisyon başkanı Ursula von der Leyen, “Eğer Macaristan Viktor Orban’ın açıkladığı gibi Rusya’dan aldığı doğal gaz karşılığında, ödemeyi Ruble üzerinden yaparsa, bu Avrupa Birliği’nin uyguladığı yaptırımların delinmesi anlamına gelir” dedi.
Komisyon başkanı bu açıklamayı, hafta içinde Rusya devlet başkanı Putin ile bir telefon görüşmesi gerçekleştiren Viktor Orban’ın, “gerekirse Rusya’ya aldığımız doğal gazın ödemesini Ruble olarak da yapabiliriz” vaadi üzerine yapma gereğini duydu.
Van der Leyen, “Putin’in bu konudaki önerisini inceledik. O diyor ki, bizden alışveriş edenler önce ellerindeki Euro’yu Ruble’ye çevirsinler faturaları bu yoldan ödesinler. Biz de diyoruz ki, bu Avrupa Birliği’nin Rusya’ya karşı uyguladığı önlemleri delme anlamına gelir. Macaristan şimdiye kadar ortak olarak aldığımız yaptırım kararlarını uyguladı. Şimdi de uygulayacağını düşünüyoruz.”
Orban’ın zafer kazandığı seçimin ardından gerginlik arttı
Geçtiğimiz Pazar günü Macaristan’da Orban’ın büyük bir farkla kazandığı seçimlerin ardından Budapeşte ve Brüksel arasında gerilim yükselmişti.
Pazar gecesi zaferini ilan ettiği konuşmasına “öyle bir başarı kazandık ki, bu değil Brüksel’den, Ay’dan bile duyuldu” diye başlayarak Avrupa Birliği yönetimine açık mesaj veren Viktor Orban, üç gün içinde yanıtını da almıştı.
Bu şu anlama geliyordu; Macaristan uzun süredir devam eden yolsuzluk iddiaları soruşturması temelinde “hukuk devletinin ihlali” nedeniyle yaptırımlarla karşı karşıya kalacaktı ve ilk etapta da her üye ülkeye verilen AB fonları dondurulmaya devam edilecekti.
Sorun nasıl çözülebilir?
Budapeşte ve Brüksel arasındaki gerilim nasıl azaltılabilir, sorun nasıl çözülebilir? Bu soru elbette hem Macaristan’da ve hem de Avrupa Birliği düzeyinde önemle üzerinde durulan bir soru.
Macaristan başbakanı, ülkesinin enerji bakımından Rusya’ya tam anlamıyla ihtiyacı olduğunu ve Macar ekonomisinin Rusya doğal gazından mahrum kalma lüksüne dayanamayacağını söylüyor.
Ancak Macar başbakanı kamuoyuna bu kadar net konuşmasına rağmen, Macar parlamenterler Avrupa Parlamentosunda geçtiğimiz Perşembe günü yapılan oylamada, Rusya’ya karşı yaptırımlara “evet” oyu kullandılar.
Macar hükümeti yaptırımları, özünde karşı çıkmalarına rağmen desteklediklerini, çünkü AB içinde sorun yaratmak istemediklerini vurguladı. Avrupa Birliği temsilcileri ise Macaristan’ın bu tavrını önemli bulduklarını ve AB içindeki ortak tavrın süreceğini umut ettiklerini belirtiyorlar.
Elbette, tüm ülkelerde olduğu gibi, Macaristan’da da acil durumlar için doğal gaz stokları var, ve bu stoklar kullanıma açıldıktan sonra altı ay kadar ülke ihtiyacını karşılayabiliyor.
Yani Rusya’dan doğal gaz alımı sorununun bugünden yarına çözülmesi gerekmiyor. Ancak anlaşılan pek çok bakımdan sorunlu olan Avrupa Birliği ve Macaristan ilişkilerinde Rusya’dan doğal gaz alımı ve ödeme biçimi de pazarlıkların içinde yerini alan yeni bir gündem maddesi oluşturuyor.
Tarık Demirkan BBC
Macaristan’da enflasyon 15 yılın zirvesinde
Macaristan’da enflasyon seçim öncesi rekor harcamalar, para birimindeki değer kaybı ve petrol fiyatlarındaki yükseliş gibi etkilerle Mart’ta yükselişini sürdürdü
Ülkede TÜFE Mart’ta yıllık yüzde 8.5 ile 2007’den beri en büyük artışı kaydetti. Bloomberg anketine katılan ekonomistlerin medyan tahmini yüzde 8.8’di.
Çekirdek enflasyon da yıllık bazda yüzde 9.1 ile yaklaşık 21 yılın en hızlı artışını kaydetti.
Rusya’nın Ukrayna’yı işgalinin enflasyonist baskıları artırması yükselişte etkili oldu. 24 Şubat’ta başlayan işgal sonrası Macar para birimi forint euro karşısında yüzde 5’e yakın düşüşle en fazla değer kaybeden gelişen ülke para birimi oldu.
AB’den seçim zaferi kazanan Orban’a yaptırım hamlesi
AB, Macaristan’daki Orban yönetimine karşı ‘hukuk devleti kurallarının ihlali’ nedeniyle yaptırım işlemlerine başlandığını açıkladı.
Macaristan’da Başbakan Viktor Orban’ın seçim zaferinin yankıları daha dinmeden Avrupa Birliği (AB) beklenen adımı attı.
BBC Türkçe’den Tarık Demirkan’ın haberine göre Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula von der Leyen Salı günü Macaristan’a karşı hukuk devleti kurallarının ihlal edilmesi nedeniyle yaptırım işlemlerine başlandığını açıkladı. Avrupa Parlamentosu’nda konuşan Ursula von der Leyen bir soru üzerine, AB’nin Macaristan ile pek çok konuda ihtilafları bulunduğunu ama en önemli konunun da ülkedeki yolsuzluk iddiaları olduğunu söyledi.
Macaristan’a verilen AB yardımlarının ödenmesi, hukuk devleti ihlalleri iddiaları üzerinde geçen yıl durdurulmuştu.
Von der Leyen, sorumlu komisyon üyesi Johannes Hahn’ın Macar hükümeti yetkilileri ile resmen görüştüğünü ve komisyonun işlemlerinin başlatıldığına dair belgeleri de Budapeşte’ye gönderdiğini söyledi. Von der Leyen’in bu açıklaması üzerine Macar ulusal para birimi forint yüzde 5 değer kaybetti.
ORBAN, AB’YE MEYDAN OKUMUŞTU
Bu gelişme akla iki gün önce Macaristan’da seçimleri kazanan Başbakan Viktor Orban’ın, seçim zaferini kutlarken yaptığı konuşmada sözlerine Brüksel’e meydan okuyan şu cümlelerle başlamasını getirdi: “Öyle bir zafer kazandık ki, değil Brüksel’den, Ay’dan bile görülür”
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 12 yıllık iktidarı süresince pek çok kez Avrupa Birliği’ni karşısına almaktan çekinmemişti. Budapeşte ve Brüksel arasında yaşanan atışmalar, elbette her iki taraf açısından da farklı açılardan değerlendiriliyordu.
AB, Macaristan’da Orban iktidarı dönemine ait uygulamaları çoğu kez kaygıyla izliyor ve bunların bir kısmının AB’nin temel mevzuatıyla çelişkiler oluşturduğunu, AB’nin temelini teşkil eden sözleşmedeki hukuk devleti ilkelerinin çiğnendiği kaygıları yarattığını söylüyordu.
SORUŞTURMA TALEBİ REDDEDİLMİŞTİ
Avrupa Birliği özellikle AB fonlarının Macar hükümeti tarafından şaibeli bir şekilde dağıtıldığı iddiaları üzerinde duruyordu. Bu konuda hazırlanan bazı raporlar (OLAF raporu), bu iddiaları doğruluyordu.
Uluslararası Şeffaflık Örgütü’nün (Transparency International) 2022 araştırmasına göre Macaristan AB içinde yolsuzlukların en fazla olduğu ikinci ülkeydi. Avrupa Birliği iddiaların daha iyi bir şekilde soruşturulabilmesini öneriyordu. Bunun yolu ise Macaristan’ın AB tarafından kurulan ve ülkeler bazında soruşturma yetkilerine de sahip olan Avrupa Savcılığı’nı kabul etmesi ve bu kuruma Macaristan topraklarında da soruşturma izni vermesiydi. Macaristan hükümeti ise bu talebi reddetti.
sozcu.com.tr
AB, Macaristan’da nerede hata yaptı?
Macaristan’da geçen pazar günü yapılan seçimi muhafazakâr Fidesz Partisi’nin lideri Viktor Orban’ın rahatça kazanması bir sürpriz yaratmasa da, bu sonuç yine de bütün Avrupa’da geniş bir şekilde yankılandı. Avrupa Birliği içinde de ciddi bir sarsıntı söz konusu.
Sarsıntı, çünkü seçimin sonucu AB’yi, bünyesi içinde birliğin kurallarına meydan okuyan, aynı zamanda otoriterleşmeye kayan ve seçimde kendisine karşı açıktan kampanya yürüten bir yönetime nasıl karşılık vereceği sorusuyla karşı karşıya bıraktı.
AB’nin önünde bir Macaristan, daha doğrusu Viktor Orban meselesi de var artık.
ORBAN SEÇİMİ OYUNU ARTIRARAK KAZANDI
Orban, seçimi altı muhalefet partisinin kendisine karşı oluşturduğu büyük ittifaka fark atarak, üstelik 2018’deki seçime kıyasla oyunu artırarak kazandı. Bir önceki 2018 seçiminde oyların yüzde 49.27’sini alan Orban, bu kez oy oranını yüzde 54.18’e çıkarttı. Toplam 199 sandalyeli parlamentodaki milletvekili sayısı da 133’ten 136’ya yükseldi. Kendisine karşı ittifakın oy toplamı ise yüzde 34.22’te kaldı. İttifak 55 sandalye alabildi.
Böylelikle, Orban 2010’dan itibaren girdiği seçimleri kesintisiz bir şekilde dördüncü kez kazanmış oluyor.
Yapılan değerlendirmelerin çoğu seçimin adil rekabet koşullarında gerçekleşmediği noktasında birleşiyor. Zaten 12 yıllık iktidarı döneminde yargıyı önemli ölçüde kendisine yakın bir çizgide yeniden kurgulayan, ülkedeki geleneksel medya mecraları üzerinde büyük bir kontrol elde eden Orban’ın seçim kampanyası sırasında devlet imkânlarından da geniş bir şekilde yararlandığı bir sır değil.
Örneğin, TV yayınlarında muhalefet partileri çok az süre alabildi. Keza kampanya sırasında billbordlarda Orban’ın Fidesz Partisi ülke genelinde 20 bin billboarda çıkabilirken, muhalefet ancak 2 bin billboarda ulaşabilmiş.
SEÇMEN İÇİN HAZİNE’NİN MUSLUĞUNU AÇTI
Sandıkta Orban’ın lehine işleyen önemli faktörlerden birinin ekonomi olduğu anlaşılıyor. Önceki gün The New York Times’da “Batırılamaz Viktor Orban” başlıklı yazısında seçimi analiz eden Budapeşte’deki “Politika Çözümleri“ isimli düşünce kuruluşunun direktörü Andras Biro-Nagy’nin değerlendirmesinde ekonomi boyutu geniş bir vurgu alıyor.
Macar siyaset bilimci, pandeminin yol açtığı hayat pahalılığının ardından Orban’ın seçimden önce devlet bütçesinden harcamaları artırarak bir dizi adım attığını, bu çerçevede vergi indirimlerine gittiğini, asgari ücreti yükselttiğini, akaryakıt ve bazı temel gıda ürünlerinin fiyatlarını dondurduğunu hatırlatıyor. Uzmana göre, bütçeye ağır bir yük getirecek olmasına karşılık, Orban başvurduğu bu önlemlerle ekonominin kötüye gittiği algısını seçimden hemen önce değiştirebildi.
HALKI DÜŞMANLARDAN KORUMA SÖYLEMİ
Biro-Nagy’nin özellikle altını çizdiği bir faktör, Orban’ın siyasi mesajında, iletişim stratejisinde kendisini Macar halkı karşısında “koruyucu” bir kimlik üzerinden tanımlamış olmasıdır. Orban, her seferinde halkı demografik değişikliklerden, kültürel dönüşümlerden, ekonomik krizlerden koruduğu söylemini ön plana çıkartıyor.
Macar analizci, bu çerçevede Orban’ın geçen on yıl zarfında “düşman” olarak tanımladığı göçmenlere, AB kurumlarına, George Soros’a, sivil toplum kuruluşlarına, IMF’ye, Batılı liberallere karşı mücadele yürüttüğünü anlatıyor.
Ve Orban’ın özellikle kırsal kesimde zaten kuvvetli olan desteğini bu seçimde iyice sağlamlaştırdığı ortaya çıkıyor. Muhafazakâr değerleri sahiplenmesi Orban’ın siyasi kimliğinin önemli bir öğesi.
Son seçimde başvurduğu ilginç bir taktik hamle, aynı zamanda ülkenin eğitim politikalarında çocuklara ailenin izni olmadan cinsel yönelim konularının öğretilip öğretilmemesi gibi soruların da yöneltildiği bir referandumun da yapılmasıydı. Orban, bir anlamda seçimi bir alt tema olarak dolaylı bir şekilde LGBT başlığı üzerinden de bir referanduma dönüştürmüş oldu.
Ayrıca Fidesz liderinin bir başka hamlesi, Ukrayna’daki savaşı da kendi lehine kullanmaya çalışmış olması. Muhalefet açıktan Ukrayna’nın yanında yer alıp Rusya’ya yüklenirken, Orban muhalefeti “ülkeyi savaşa sürüklemek”le eleştirip kendisini “barış ve istikrarın güvencesi” olarak takdim etmiş. Aslında hem NATO hem de AB’ye üye bir ülkenin lideri olarak her iki örgütte de alınan kararlara katılmakla birlikte, iyi ilişkilere sahip olduğu Rusya lideri Vladimir Putin karşısında köprüleri atmaktan kaçınan bir çizgi izlemiş.
MUHALEFET CEPHESİ NEDEN BAŞARISIZ OLDU
Buraya kadar aktardıklarımız, Orban’ın seçimi kazanmaya dönük kendi cephesinde izlediği stratejiyi anlatıyor. Peki “Muhalefet ne yaptı?” sorusuna bakıldığında, o cephede bir başarı öyküsü belirmiyor. Soldan sağa geniş bir siyasi yelpazeye yayılan altı partili ittifakın muhalefetin Orban karşıtlığında buluşmak dışında etkili bir performans ortaya koyamadığı konusunda genel bir görüş birliği var.
Bu konuda kaleme alınmış en bilgilendirici yazılardan biri, Budapeşte’de yaşayan gazeteci-çevirmen Tarık Demirkan tarafından geçen salı günü BBC Türkçe Servisi’nin web sitesinde “Orban karşısında birleşik muhalefet neden başarısız oldu?” başlığıyla yayınlandı.
Demirkan, son derece detaylı değerlendirmesinde muhalefetin kaybetmesinin gerisinde, zayıf bir başbakan adayı çıkartılması, muhalefet liderlerinin kendi aralarındaki çekişmelerin yarattığı güvensizlik, parti tabanlarının diğer parti adaylarını benimsememesi, negatif seçim kampanyası izlenmesi gibi bir dizi neden sıralıyor.
Yazar, muhalefet partilerinin oy toplamının bir önceki seçimdeki oylarının da altına düştüğüne dikkat çekerek, siyaset aritmetiğinin Macaristan’da “5 artı 1 eşittir 6” sonucunu vermediğini belirtiyor.
AB-ORBAN İLİŞKİSİNİ GERİLİMLİ DÖNEM BEKLİYOR
Seçim sonrasındaki dönemin en kritik sınamalarından biri artık birbirlerine karşı neredeyse iki hasım gibi konumlanmış olan Orban ile AB arasındaki ilişkide beliriyor.
Bunun nedeni, AB’nin Orban’ın otoriterleşmeye yönelmesinden duyduğu rahatsızlığın yanı sıra AB kurumlarıyla Macaristan arasında ciddi anlaşmazlıkların patlak vermiş bulunması. Avrupa Komisyonu Başkanı Ursula van der Leyen’in geçen salı günü Macaristan’a karşı “hukuk kurallarının ihlali” gerekçesiyle yaptırım işlemlerine başlandığını açıklaması yeni dönemin çalkantılı geçeceğinin habercisi oldu. AB fonlarının askıya alınması sonucunu doğurabilecek bu yöntem AB’de ilk kez işletiliyor.
Macaristan’a verilen AB fonlarının dağıtılmasında yolsuzluk yapıldığı yolundaki iddiaların soruşturulması konusundaki görüş ayrılıkları, sorunlardan bir diğerini oluşturuyor. Her halükârda Brüksel’de Macaristan’ın birçok alanda AB mevzuatına uymadığı hususunda kuvvetli eleştiriler söz konusu.
Buradaki temel problem, özellikle bugün AB tarafından mesele edilen otoriterleşme yönelişinin Macaristan’da birden ortaya çıkmamış olmasıdır. 2010’dan itibaren bu yönde adım adım yol alan Orban karşısında uzun süre seyirci kalan AB, duruma müdahil olmaya çalıştığında Macar liderin tasarladığı yönetim modeli önemli ölçüde yerleşmişti.
AB’nin sorunu, geçmişte üye ülkelerin birliğin kurallarından, normlarından, değerlerinden uzaklaşma eğilimlerini zamanında fark edip önleyici bir tutumla müdahale edebilme yeteneğini sergileyememesidir.
Sonuçta Macaristan’ın 2004’te tam üye olmasından sonra ülkesi AB fonlarını alarak refahını artırırken; aynı zamanda AB mevzuatından ve değerlerinden uzaklaşmaya başlayan, bunu yaparken AB’ye kafa tutan, böylelikle içteki siyasi konumunu da sağlamlaştıran bir siyasetçi Viktor Orban.
AB’nin Orban’la nasıl baş etmeye çalışacağı, aralarındaki ilişkinin nasıl seyredeceği önümüzdeki dönemin tansiyonlu bir konusu olacaktır.
Sedat Ergin
20 ürüne Macaristan formülü
Enflasyonla mücadele kapsamında AKP’nin ekonomi kurmayları yeni bir adım atmak için çalışmalara başladığı iddia edildi. Un, yağ, şeker, bakliyat, bebek bezi, temizlik maddeleri gibi ürünlerde yıl sonuna kadar fiyatların sabitlenmesi gündeme gelebilir.
AKP’nin ekonomi kurmaylarının enflasyonla mücadele için bazı ürünlerin fiyatlarının sabitlenmesi fikrini öne sürdü.
Macaristan Rus doğal gazını Ruble ile almaya hazır olduğunu açıkladı
Macaristan hükümeti, Moskova’ya doğal gaz için Rus para birimi Ruble üzerinden ödeme yapmaya hazır olduğunu duyurdu.
Bu konuda Avrupa Birliği saflarını kırmış olan Macaristan Başbakanı Viktor Orban düzenlediği basın toplantısında, Macaristan’ın Rusya’nın talep etmesi halinde sevkiyatları Ruble olarak ödeyeceğini söyledi.
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, Ruble olarak ödenmediği takdirde Avrupa’yı gaz arzının kesilmesi riskiyle karşı karşıya oldukları konusunda uyarmıştı.































