Rusya’nın Ukrayna topraklarında başlattığı işgalin yol açtığı büyük mülteci dalgasından öncelikle etkilenen 9 doğu Avrupa ülkesi ortak bir mektupla Avrupa Birliği’nden maddi yardım talep etti.
Polonya, Çek Cumhuriyeti, Slovakya, Macaristan, Romanya, Bulgaristan ve üç Baltık ülkesi (Estonya, Litvanya ve Letonya) temsilcileri mültecilere sunulan barınma, gıda, eğitim ve ulaşım hizmetleri gibi ek sosyal yardımlar nedeniyle ülkelerinde ortaya çıkan ek harcamaları gerekçe göstererek karşılaştıkları maddi zorlukların Avrupa Birliği tarafından karşılanmasını istediler.
14 maddeden oluşan ortak mektup toplumsal dayanışmanın Avrupa Birliği’nin temel ilkelerinden biri olduğunu vurguluyor ve bu nedenle de Brüksel yetkililerinin hızla alacakları tedbirlerle mülteci akımından bire bir etkilenen doğu Avrupa ülkelerine yardım programlarını uygulamaya koyması gerektiğinin altını çiziyor.
Doğu Avrupa ülkeleri hükümetleri tarafından hazırlanan mektup mali yardımın yanı sıra, mülteci akımı nedeniyle söz konusu ülkelerde ekonomik dengelerin de değiştiğine işaret ederek, yapısal bazı tedbirler de öneriyor.
2021- 2027 ortak AB bütçesine ait proje ve fonların bir an önce uygulanmaya konulması ve de doğu Avrupa ülkelerinin bazı ödeme yükümlülüklerinin göçlerin neden olduğu zorluklar dikkate alınarak ertelenmesi de önerilen tedbirler arasında yer alıyor.
Ukraynalı mültecilerin sayısı 5 milyonu aştı
Birleşmiş Milletler Mülteciler Yüksek Komiserliği tarafından geçtiğimiz hafta yapılan açıklamaya göre savaşın başladığı Şubat ayından 19 Nisana kadar 5 milyonu aşkın Ukraynalı göçmen ülkesini terk etti.
Ukraynalı göçmenlerin yaklaşık yarısının tercih ettiği hedef ülke Polonya. Birleşmiş Milletler Yüksek Komiserliği tarafından açıklanan rapora göre savaştan kaçan 2 milyon 825 463 göçmen bu süre içinde Polonya’ya sığınmış.
Aynı dönem içinde Romanya’ya (757 bin 047), Rusya’ya (549 bin 805), Macaristan’a (471 bin 80), Moldova’ya (426 bin 964), Slovakya’ya (342 bin 813) ve Belarus’a (23 bin 759) geçiş yapmış.
Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü de (IOM) de Ukrayna içinde 7,1 milyon sivilin yerinden yurdundan edildiğini açıklamıştı.
BM, savaş başladığında çatışmaların tırmanması halinde 4 milyon mültecinin ülkeyi terk edeceği öngörüsünde bulunmuştu. Bugün ulaşılan rakamlar görüldüğü gibi tahminleri de aşıyor.
Yükü komşu ülkeler taşıyor
Birleşmiş Milletler Uluslararası Göç Örgütü tarafından açıklanan bu rakamlar mültecilerin öncelikle komşu ülkelere sığındığını net bir şekilde ortaya koyuyor. Doğu Avrupa ülkeleri kaleme aldıkları mektupta Avrupa Birliği’ne bu yükün eşit bir şekilde dağıtılmasını talep ediyorlar.
AB’nin orta ve doğu Avrupa’da bulunan dokuz üyesinin bu ortak çıkışının gerisinde, Temmuz ayında AB dönem başkanlığının Prag’a devredilecek olmasının da payı olduğu biliniyor.
Bir Orta Avrupa ülkesinin dönem başkanlığı yapacağı Avrupa Birliği’nde savaş ve mülteci coğrafyasının yakınlığının neden olduğu mali sorunların daha rahat bir şekilde çözülebileceği düşünülüyor.
Hepa Türkiye’ye göre, Türkiye’nin ihracatta en önemli stratejik partnerlerinden biri Macaristan. Peki, iki ülke arasındaki iş ilişkileri nasıl ilerliyor?
Türkiye’de ihracat potansiyeli hacmi olan markalara değerli ürün, hizmet ve teknoloji sağlamak amacıyla faaliyet gösteren Macaristan İhracatı Teşvik AjansıHepa Türkiye‘ye göre, Macaristan Türkiye’nin ihracatta en önemli stratejik partnerlerinden biri olarak öne çıkıyor. İki ülke arasında bilhassa son yıllarda kurulan ticari ilişkiler oldukça olumlu ilerliyor.
HANGİ FAALİYETLERİ YÜRÜTÜYOR?
Türkiye’deki ilk ofisini genel merkez ofisi olarak İstanbul’da 2015 yılında açan Hepa Türkiye’nin Ankara, Bursa ve İzmir’de bulunan toplam 4 ofisi bulunuyor. iki ülke arasında ticari ilişkilerin gelişmesi için sektör ve ürün bazında pazar araştırma raporlarının hazırlanması, yerel şirketlere Macar tedarikçi bulunması, Macar firmalara Türkiye’de distribütör bulunması konularının yanı sıra konferans, seminer, eğitim, sektör ve ülke günleri düzenleyerek Macar ürün ve hizmetlerinin tanıtılması, iş heyetleri için iş birliği fırsatlarına yönelik toplantılar düzenlenmesi ve Macar firmaların Türkiye’deki fuarlara katılmasını sağlamak yönünde çalışmaları da hayata geçiriyor.
İKİ ÜLKE ARASINDA KÖPRÜ VAZİFESİ GÖRÜYOR
Macaristan İhracatı Teşvik Ajansı Hepa Türkiye’ye göre; Türkiye’nin ihracatta en önemli stratejik partnerlerinden bir tanesi Macaristan, özellikle son yıllarda kurulan ticari ilişkiler oldukça olumlu ilerliyor. Bu iki ülke arasında bir köprü görevi gören firma, 2021’i hareketli geçirdi. Ticaret ve Sanayi Odaları ile Macar ekonomisi, Macaristan’a yatırım koşulları, iki ülke arasındaki ticari ilişkilere yer veren 8 farklı ülke bazında tanıtım günü organize etti.
Türkiye’nin sağlık, otomotiv ve tekstil sektörleri hakkında bilgi veren bir başka organizasyonu Macaristan Ticaret ve Sanayi Odası ile birlikte gerçekleştiren Hepa Türkiye, haziran ayında gerçekleşen Expomed Fuarı’na mevcut salgın koşullarından dolayı 7 Macar firma ile online katılım sağlarken, Antalya’da kasım ayının sonunda gerçekleştirilen tarım fuarına 12 Macar firma ile katıldı. Elektrikli taşıtlara yönelik Macar Kültür Merkezi’nde bir organizasyon gerçekleştiren ve organizasyon kapsamında 3 Macar firmaya ev sahipliği yaparak, organizasyona katılım sağlayan belediyeler ile tanışma imkanı oluşturdu. Bunun dışında, sağlık sektöründe startuplara yönelik yine Macar Kültür Merkezi’ndeki organizasyonu ile 6 Macar firmayı Türkiye’ye davet ederek, yerel hastane yetkilileri ile iş birliği imkanı yarattı.
Tarım ve gıda, sağlık ve tıp teknolojileri, bilgi ve iletişim teknolojileri (ICT), çevre ve su teknolojileri, makina-elektronik ve otomotiv, hafif sanayi ve kimyasallar bölgede en etkili olan iş alanları. Bu sektörler Macaristan’da öne çıkan ve Türk şirketlerine katma değer sağlayarak onların ticari büyümelerine, gelişmelerine ve ihracatlarına katkı sağlamada ön plana çıkıyor. HEPA bu noktada; karşılıklı ticaretin gelişmesine katkı sağlayarak ülke ekonomilerinin büyümesine destek olmak ve Macaristan’dan ürün tedarik etmek isteyen Türk firmalarına güvenilir tedarikçilerin bulunmasında rol üstleniyor.
Ortak projelerle farklı pazarlara açılmaları konusunda her iki ülkenin Eximbank’ı ile yakın iş birliği içinde ve projelere fon sağlanması konusunda Eximbank devreye girebiliyor. Türkiye’deki fuarlara Macar şirketlerin katılmasını sağlayarak Türkiye’deki şirketlerle buluşturuyor, tedarikçiyi Türk şirketlerine getirerek daha ulaşılabilir kılıyor ve ilişkileri kolaylaştırıyor.Türkiye’deki başta ihracat yeteneğine sahip KOBİ’ler olmak üzere tüm şirketler, Macar şirketlerinin sağladığı ürün ve hizmetlerle Türki Cumhuriyetler, Orta Asya ve Afrika’daki ticaretlerini güçlendirebilirler, iş olanağı yaratabilirler, Macar şirketlerle bu bölgelere birlikte açılabilirler.
AB’DEKİ EN DÜŞÜK VERGİ ORANINA SAHİP
Macaristan Türkiye’ye çok yakın bir coğrafya dolayısı ile hammadde, yarı mamul olarak Türkiye’ye fayda sağlayacak bir ülke konumunda. Avrupa’da her noktaya 24 saat içinde teslimat yapma imkanı bulunuyor. Söz konusu avantajlı coğrafi konumuyla da şirketlere sayısız yatırım ve ticaret fırsatı sunuyor. Bunun dışında Avrupa Birliği’ndeki en düşük vergi sistemi yine Macaristan’da.
Karşılıklı ilişkilerde Macaristan’ın Türkiye için önemli bir iş ortağı olmasının başlıca sebepleri tarihi ve kültürel bağlardan kaynaklanan köklü ilişkiler. 510 milyon nüfuslu bir pazara açılan kapı olması, gelişmiş teknik altyapı, yatırımcılar için cazip teşvik sistemi, Avrupa’daki stratejik konumu, açık ekonomi ve yatırım odaklı dış politika, nitelikli insan kaynağı, AB içerisinde yüzde 9 ile en düşük kurumlar vergisi oranına sahip olması, AB, BM, OECD, WTÖ, NATO, IMF, Avrupa Komisyonu’na üye olması şeklinde sıralanabilir. Tüm bunlara bağlı olarak Türkiye’den Avrupa’ya yatırım yapmak isteyen şirketler için Macaristan büyük avantajlar sunuyor. Bu avantajların farkına varan pek çok Türk şirketin, Macaristan’da yatırımı bulunuyor. Eğitimli ve kalifiye iş gücü, lojistik merkezi olması da diğer avantajları arasında. Güncelleme Tarihi: 23 Nisan 2022, 02:30
Geçtiğimiz hafta İstanbul’daki Macar Kültür Merkezi, “belgesellerin sıkıcı olduğu” efsanesini yıkacak olan “Şevkat Gizemi”nin galasına ev sahipliği yaptı. Gerçekten “gizemli” bir yolculuğa çıkan bir grup Macar, yazar, şair, senarist ve film yönetmeni yarı Türk yarı Macar Seyf Eddine Shawkat’ın hayatını kamuoyundan silmeye çalışıyor. O gerçekten kim?
Colossus (Romen Cluj-Naboca) etnograf Lorrand Borros, arkadaşı Ferenc Predo’dan, Koloseliler için özel bir halk dansı içeren Shawkat’ın “Madonna of Galotasseki” hakkında bir davetiye alır. O sırada Mısır’da yaşayan bu benzetme, Boros’un dikkatini gizemli figür hakkında daha fazla şey öğrenmeye çekiyor. İnsanların zihninde kalan bazı hatıralar ve tozlu arşivlerden alınan bilgilerle Boros, Macar ve Türk mirasının önemli bir figürü olan Şevket imajını oluşturmaya başladı.11 Nisan 2022 “Şevkat Gizemi”, Şevket ve eşi Anna, İstanbul, Türkiye’den bir sahne. (Fotoğraf İstanbul’daki Macar Kültür Merkezi’nin izniyle)
Belgeselin çekimleri sırasında, 1913’te çağdaş Türkiye’nin Kolezyum Büyükelçisi Ahmed D. Poros, Shawkat’ın Celadin Bay ve Cluj-Napoca’dan Macar aktris Gabriella Inks’in oğlu olarak dünyaya geldiğini keşfetti. İyi eğitimliydi, ancak drama ve film dünyasından güçlü bir şekilde etkilendi. Andre Rodriguez’in yönettiği 1943 yapımı Galodoseki Madonna filminin senaryosunu yazdı.
Koloswar, Shawkat’ın hayatı için büyük önem taşıyor ve “The Shawkat Mystery” belgeselinin başlangıç noktası. Bir zamanlar Macaristan Krallığı’nın bir parçası olan bir yeri düşünün ve sonra 1920’lerde Romanya’nın altında başka bir kurala yükseldiniz. Bu önemli şahsın belgeseli dışında “Şevkat Gizemi”, iki dünya savaşı arasındaki Orta Avrupa tarihinin büyük bir bölümünü gözler önüne seriyor. Bu anlamda, bu belgeselin benzersizliği, gerçekleri ve tarihi sunmanın çok ötesine geçmesidir. Gerçeklerden ve tarihten dönüştürülmüş bir sanattır.
Gelen son dakika haberlerine göre Bakan Muş: Macaristan’da 700 milyon dolar yatırım söz konusuTİCARET Bakanı Mehmet Muş, “Üçüncü ülkeler üzerinden yapılan yatırımlar da dikkate alındığında, ülkemizin Macaristan’da 700 milyon dolar yatırımı söz konusudur.
Bakan Muş: Macaristan’da 700 milyon dolar yatırım söz konusu
TİCARET Bakanı Mehmet Muş, “Üçüncü ülkeler üzerinden yapılan yatırımlar da dikkate alındığında, ülkemizin Macaristan’da 700 milyon dolar yatırımı söz konusudur. Halihazırda devam eden ve önümüzdeki dönemde planlanan yatırımlarla birlikte bu rakamın 3 milyar doları aşmasını öngörüyoruz” dedi.
Kaynak: haberler.com
Ticaret Bakanı Muş, Türkiye-Macaristan Ortak Ekonomi ve Ticaret Komisyonu (JETCO) programı kapsamında Macaristan Dışişleri ve Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile bir araya geldi. İki bakan, görüşmenin ardından ortak basın toplantısı düzenledi. Bakan Muş, Türkiye ile Macaristan arasında kökleri yüzyıllar öncesine dayanan dostane ilişkilerin son yıllarda stratejik nitelik kazandığını belirterek, “2 ülke hem uluslararası platformlarda hem de Avrupa Birliği ile Türk Devletleri Teşkilatı gibi bölgesel platformlarda birbirlerinin çıkarlarını koruma noktasında yakın bir iş birliği içerisindedir. Devlet başkanlarımız ve bizlerin arasında son derece içten ve güçlü bir diyalog var. Ülkelerimiz arasındaki dostluk anlaşmasının yürürlüğe girişinin 100’üncü yıl dönümü münasebetiyle 2024 yılını Türkiye-Macaristan Kültür Yılı olarak kutlayacağız” dedi.
022 Macaristan seçimlerinin yankıları yalnız Macaristan’da değil, Türkiye’de de sürüyor. Macaristan ve Türkiye ekonomik, kültürel ve tarihsel olarak birbirilerinden oldukça farklı iki ülke olsalar da özellikle son on yılda maruz kaldıkları popülist yönetimler ve demokratik gerileme süreçleri açısından benzetiliyor ve yeniden demokratikleşme girişimleri açısından kıyaslanıyorlar. Bu sebepten, 2019 seçimlerinde Türkiye muhalefetinin elde ettiği seçim başarısı Macar muhalefetine ilham olmuştu. Aynı sebepten Macaristan’daki 2022 genel seçimleri Türkiye tarafından yakından izlendi, izleniyor ve Macaristan muhalefetinin mağlubiyeti anlaşılmaya çalışılıyor.
Macaristan seçimleri Türkiye cephesinden incelenedursun, peki ya Macar muhalefetinin bu mağlubiyetle ilgili özeleştirileri ne şekilde oldu? Onlar işlerin nerede ters gittiğini düşünüyor? Hatalı olan başbakan adayları mıydı? Yoksa kampanya mesajları mı? Ya da çok partili ittifak sistemi mi?
Geçtiğimiz hafta Reform Enstitüsü’nün gerçekleştirdiği bir toplantıda Macaristan Sosyalist Partisi milletvekili Attila Mesterhazy bu soruları değerlendirdi ve muhalefet ittifakı adına bazı özeleştiriler yaptı. Macaristan muhalefetine yönelik bu değerlendirmeler Türkiye muhalefeti için de uyarıcı nitelikte. Bunları şu şekilde özetlemek mümkün:
Krizlerin seçimlere etkisi
Macaristan’da seçim öncesi Türkiye’dekine benzer bir ekonomik kriz yoktu ama Ukrayna savaşının yarattığı bir kaygı ortamı vardı. Başbakan Victor Orban bu durumu bir güvenlik krizi olarak tanımladı ve böylece sağ siyasetçilerin güvenlik krizleri karşısındaki doğal üstünlüğünden faydalandı. İktidarı istikrar, muhalefeti belirsizlik olarak sunmak suretiyle kararsız seçmeni giderayak kendine çekti. Benim de bir süredir vurgulamaya çalıştığım gibi, sahip oldukları medya kontrolü ve asimetrik propaganda imkanının da katkısıyla, otokratik iktidarların değil dış kaynaklı krizler, kendi politikaları sonucu oluşan krizleri dahi kendi lehlerine çevirmeleri olasıdır. Bundan kaçınmanın tek yolu da muhalefetin krizin altını çizmekle kalmayıp, ülkeyi krizden daha hızlı ve ustalıklı çıkarabilek seçenek olduğuna seçmeni ikna etmesidir.
Çok partili ittifaklar
İttifak ve koalisyonların demokrasiye potansiyel katkıları büyüktür. Özellikle kutuplaşmış, çok sesliliğin ve toleransın siyasi kültüre çok yerleşmemiş olduğu toplumlarda, koalisyon pratiği çok kıymetlidir. Bu ortaklıklar “araçsal” motivasyonlarla başlamış bile olsa, eğer yeterince uzun sürdürülebilirlerse bir müddet sonra amacın kendisi olacak, yani demokratik bir kültür oluşturmaya başlayacaklardır. Kabul edilmesi zor talepleri rafa kaldırma, kabul edilebilir olanda uzlaşma, bir başka deyişle ılımlılaşma deneyimi, demokrasi kültürü için hazinedir. Fakat bu uzun soluklu bir süreç olduğundan ilk başlardaki çok parçalı tablo seçmene belirsizlik ve istikrarsızlık olarak yansıyabilir. Nitekim Macaristan’daki 6 partili ve içinde sağ ve sol uçları bulunduran muhalefet sanki iktidara gelir gelmez dağılacak ve iş yapamayacamış gibi yorumlandı. Oysa uzlaşıya ulaşmış ve “yönetmeye hazır” olduklarına dair şüphe bırakmamaları gerekirdi.
Ortak mesaj
Yukarıdaki faktörlerle ilgili olarak muhalefetin, hele de çok partili ise ve hele de medya üstünde orantısız kontrol sahibi bir iktidara karşı rekabet ediyorsa, kısa, net, ve çarpıcı bir ortak mesajının olması çok önemlidir. Macaristan’da iktidar “Savaş ya da barış” şeklinde tek bir mesajla kendini özetlemişti. Bu mesajı da medya üstünlüğü sayesinde her kanaldan seçmene iletmişti. Çok partili muhalefetin ise mesajları da çok çeşitliydi ve zaten seçmene erişecek kanal bulmakta güçlük çekerken bir de bu mesajlardaki çok seslilik devreye girince, söz konusu netlikten uzak kalınmıştı. Bir başka şekilde ifade edecek olursak, otoriter iktidarın güven ve istikrarı vurgulayan tek ve net mesajına karşı muhalefetin umut ve değişim duygularını ileteceği tek ve net bir mesajı olmalıdır ve bu mesaj asimetrik medya koşullarına rağmen seçmene ulaştırılabilmelidir. TV kanalları müsait değilse sosyal medyada, billboardlarda, afişlerde, gerekirse giyim eşyalarının üzerinde, o tek cümlelik (hatta bazen tek kelimelik) mesaj birçok kanaldan seçmene iletilmelidir.
Seçim ekonomisi
Ekonomik koşulların popülist iktidarlarda uzun vadede sorun yaratması beklenen bir durumdur. Seçmene kısa vadede hoş gelecek ve dolayısıyla yeniden seçilme imkanı sağlayacak, fakat uzun vadede maliyetli ve sürdürülmesi zor ekonomik politikalar popülist iktidarların alameti farikasıdır. Araştırmalar populist iktidarlar başa geldikten ortalama 10 sene sonra ekonominin net olarak kötüleştiğini göstermektedir. Ne var ki seçim arifesi uygulanan “seçim ekonomileri” yani, seçim öncesi gençlere, ailelere, emeklilere para transferleri yapmak, maliyetleri seçim sonrasına erteleyerek doğal gaz, elektrik, petrol gibi kaynakları sübvanse etmek, seçmenin ekonomi yönetimine dair algısını etkileyebilmektedir. Orban da seçimden önceki aylarda bunu uygulamış ve gerçekten de bu dönemde iktidar ve muhalefet oylarının arası hızla açılmıştır.
Doğru aday
Gelelim en can alıcı konuya. Kurumların zayıf olduğu pek çok ülkede olduğu gibi, Macaristan’da da “aday” faktörü 2022 seçimlerinde fazlasıyla önem kazanmıştı. Muhalefetin başbakan adayı Marki Zay’ın yedi çocuklu, dindar kimliğiyle muhafazakar Orban taraftarlarını kendine çekerken, diğer taraftan da muhafazakarlığa getirdiği modern yorum sayesinde sol kesimden oy alabileceği umulmaktaydı. Fakat sonuç öyle olmamıştı. Zay’ın göçmenler, aile, cinsiyet gibi konulardaki modern yorumu muhafazakar seçmene hitap etmemiş, muhafazakar mesajları ise sol seçmeni uzaklaştırarak protesto oyu kullanmaya itmişti. Neticede Zay her iki tarafa da yaranamamıştı. İlaveten, siyasal iletişimdeki eksiklikleri, sonuçlarını çok tartamadan sarf etmiş bulunduğu birkaç cümle (Ukrayna’ya asker ve silah yardımı yapabileceği gibi) Orban tarafından muhalefeti köşeye sıkıştırmak için kullanılmıştı. İktidarın medya üzerindeki kontrolü sayesinde muhalefetin bir hatası iktidar medyası tarafından orantısız boyutlara taşınabiliyordu. Şartlar böyle olunca, Mesterhazy’nin ifadesiyle muhalefet adayının “disiplinli bir iletişimci” olup kısıtlı medya görünürlüğünü sıfır hatayla kullanabilmesi, iktidardan gelecek hamleleri kıvrak bir biçimde bertaraf edebilmesi çok şeyi değiştirebilirdi.
Peki doğru aday nasıl biri olmalıdır? Aslına bakılırsa, doğru adayın uzun boylu bir tarifi de yoktur. Muhalefet adayı, oy aritmatiğiyle ya da adayın “özgeçmişine” göre değil seçmene verdiği duyguya göre belirlenmelidir. Kağıt üzerinde gerekli koşulları yerine getirdiği düşünülen bir lider, seçmende beklenen duyguyu yaratamayabilir. Özetle, adayın seçmenin kalbine hitap edebilmesi önemlidir. Mesterhazy’nin de ifade ettiği gibi, seçmen adaya çekim duyuyorsa zaten görmek isteyeceği çeşitli vasıfları ona projekte edecektir.
O halde en son olarak şunu söyleyelim. Otoriter iktidarların seçimleri adaletsiz bir yarış haline getirdiklerini biliyoruz. Ama unutmamak gerekir ki, otoriter iktidarlar bile, belli bir oranda seçmen rızası olmadan iktidarda kalamazlar. Bu yüzden belki de tüm seçim stratejilerinden daha mühim olan, seçmenle gönül bağını kurabilmek ve aynı anda hem heyecan hem de güven duygularını verebilmektir. Seçmenin kalbinde kazanan, er ya da geç galip çıkacaktır.
Dışişleri Bakanı Çavuşoğlu, “1923’te Türkiye Cumhuriyeti adıyla imzaladığımız ilk anlaşma, Macaristan’la dostluk anlaşmasıdır. Cumhuriyetimizin ilanından sonra 1924’te Ankara’da ilk sefaretlerden bir tanesi Macaristan Büyükelçiliği oldu.” dedi.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto, Macaristan’ın Ankara Büyükelçiliğinin yeni binasının temel atma töreninde konuşma yaptı.
Çavuşoğlu, “Cumhuriyetimizin ilk yıllarında inşa edilen Macaristan’ın Büyükelçilik konutu, yaklaşık bir asırdır Macaristan’a ve ilişkilerimize hizmet ediyor. Temelini atacağımız yeni binalar da inşallah önümüzdeki asır boyunca ilişkilerimize güç katacaktır.” diye konuştu.
Macaristan ile Türkiye’nin tarihi ilişkilerinin olduğunu kaydeden Çavuşoğlu, son yıllarda iki ülke ilişkilerinin çok önemli bir noktaya geldiğini söyledi.
Çavuşoğlu, Macar kökenli komutanların Osmanlı ordusunda görev yaptığını hatırlatarak “1923’te Türkiye Cumhuriyeti adıyla imzaladığımız ilk anlaşma Macaristan’la dostluk anlaşmasıdır. Cumhuriyetimizin ilanından sonra 1924’te Ankara’da ilk sefaretlerden bir tanesi Macaristan Büyükelçiliği oldu, dünyada Türkoloji bölümünün açıldığı ilk ülke Macaristan’dır. 2024 yılını, Macaristan-Türkiye Kültür Yılı ilan ettik.” ifadelerini kullandı.
Türk milletinin Macaristan’a ve Macar halkına büyük sevgisi olduğunu söyleyen Çavuşoğlu, Macaristan’ın gözlemci üyesi olduğu, Türk Devletleri Teşkilatına sağladığı katkıyı çok önemsediklerini belirtti.
Çavuşoğlu, Macaristan’la ekonomik ilişkileri de geliştirdiklerini ve bu ülkedeki Türk firmalarının yatırımlarının sürekli arttığını belirterek şöyle devam etti:
“Macaristan’da özellikle müteahhitlik projelerini de Türk firmaları üstlenmeye başladı. Son yıllarda 700 milyon doların üstünde bir değerde projeleri Türk firmaları gerçekleşti ve Macaristan’a, Türk firmalarına duydukları güven ve destek için huzurlarınızda çok teşekkür ediyorum. 2021’de ikili ticaret hacmimiz daha da arttı, yüzde 11 oranında bir artış, 3 milyar doları geçti, hedefimiz ise 6 milyar. Bu doğrultuda birlikte çalışmaya devam edeceğiz.”
Macaristan’a yeni bir büyükelçinin ismini açıkladıklarını belirten Çavuşoğlu, resmi prosedürleri tamamladıktan sonra Gülşen Karanis Ekşioğlu’nu Budapeşte’ye göndereceklerini kaydetti.
“İş birliğinin geliştirilmesi her zaman Macar dışişlerinin odağındadır”
Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto da Bakan Çavuşoğlu’na törene katılımı için teşekkür etti.
Bugün dünyada son derece büyük gelişmeler yaşandığını ifade eden Szijjarto, “Biz orta Avrupa ve güneydoğu Avrupa’daki gelişmelere alışığız, sanırım hepimiz savaşın olmamasını ümit ediyorduk hayatımızda ama her şey bu sene farklı gelişti.” dedi.
Szijjarto, bu şartlar altında istikrar ve öngörü getiren her şeyin değerlendiğini belirterek “Macaristan ve Türkiye arasındaki iş birliği ve stratejik ortaklık böylesine öngörülebilir bir ilişkidir, iş birliğinin geliştirilmesi her zaman Macar dışişlerinin odağındadır ve temin ederim ki böyle de kalacaktır.” diye konuştu.
Dış politikalarının karşılıklı saygı temelinde ortaklarına yaklaşmak olduğunu aktaran Macar Bakan Szijjarto, “Saygı gösteriyoruz ve bekliyoruz. Macaristan ve Türkiye ilişkilerinde bu karşılıklı saygı başarının temelini ifade eder ve önümüzdeki yıllarda da garantisidir.” değerlendirmesinde bulundu.
Bakan Szijjarto, Türkiye’nin çabalarıyla Ukrayna savaşının bir an evvel bitmesinde sonuç alınacağını umduklarını ifade ederek “Türk dostlarımıza giderek artan göçün önlenmesinde güveniyoruz.” ifadesini kullandı.
İkili ticaret hacminin de geçen sene rekor kırdığına dikkati çeken Szijjarto, Macaristan’a giden doğal gazın ana taşıyıcılarından biri olması nedeniyle Türkiye’nin Macaristan’ın enerji arzındaki katılımına saygı duyduğunu aktardı.
Peter Szijjarto, Türkiye’nin ekonomik ve siyasi ağırlığının artmakta olduğunu belirterek “Bu da ikili ilişkileri değerlendirmekte. Macar diplomasisine daha fazla görev yüklemekte. Ben bakan olduktan sonra Türkiye’de çalışan Macar diplomatların sayısını iki katına çıkardık.” dedi.
Ayrıca törene, iş insanı Adnan Polat ve birçok ziyaretçi katıldı.
A weboldalon cookie-kat használunk, amik segítenek minket a lehető legjobb szolgáltatások nyújtásában. Weboldalunk további használatával jóváhagyja, hogy cookie-kat használjunk.