Trabzonspor’un Ferencvaros maçının biletleri satışta
Trabzonspor’un UEFA Avrupa Ligi’nde deplasmanda Ferencvaros’a karşı oynayacağı maçın biletleri satışa çıktı.
Trabzonspor’un UEFA Avrupa Ligi’nde 8 Eylül Perşembe günü deplasmanda Ferencvaros ile yapacağı maçın misafir tribün biletleri satışa çıktı.
Bordo-mavili kulüpten yapılan açıklamada, UEFA Avrupa Ligi H Grubu’nda Macaristan temsilcisiyle Budapeşte’deki Groupama Arena’da oynanacak karşılaşmanın misafir tribün biletlerinin saat 17.00 itibarıyla satışa sunulduğu belirtildi.
Sınırlı sayıdaki biletlerin, e-bilet.trabzonspor.org.tr adresi üzerinden 700 lira (36 avro-37 dolar) bedelle satın alınabileceği, bilet satışının, misafir tribün kapasitesi dolana veya 5 Eylül Pazartesi günü saat 17.00’ye kadar devam edeceği kaydedildi.
Polonya, Almanya’dan 2. Dünya Savaşı nedeniyle 1,3 trilyon euro tazminat talep etti
Polonya, İkinci Dünya Savaşı’nın başladığı tarih olan 1 Eylül’de, savaşta verdiği zarar nedeniyle Almanya’dan tazminat talep etti.
Polonya’nın bu talebi iktidardaki Hukuk ve Adalet Partisi (PİS) lideri Jaroslaw Kaczyinski tarafından açıklanan bir raporla dünyaya duyuruldu.
Polonya iktidar partisi lideri tarafından tanıtılan raporda, savaşta verdiği zarar nedeniyle Almanya’dan talep edilen tazminat miktarı 1,3 trilyon Euro olarak yer aldı. Bu tutar Almanya’nın yıllık milli gelirinin yaklaşık üçte birine denk düşüyor.
Almanya ise Polonya’nın talebini reddetti.

Almanya’ya göre tazminat meselesi 1953 yılında Polonya’nın tazminat istemeyeceğini belirtmesiyle kapanmış ve 1990 yılında da ABD, İngiltere, Fransa ve Sovyetler Birliği arasında imzalanan Paris sözleşmesiyle nihai olarak sonlandırılmıştı.
Tazminat talebi ilk kez gündeme gelmiyor. Adalet ve Hukuk Partisi, Polonya’da iktidara geldiği 2015 yılından bu yana Almanya’ya karşı tazminat talep edilebileceğini defalarca gündeme getirmiş, ancak Almanya’ya yönelik resmi bir başvuruda bulunmamıştı.
Polonya savaşta 6 milyon kurban verdi
Kaczynski tazminat için istenen miktarın, savaşta Almanya’nın Polonya’ya verdiği zararın en asgari hesaplarla çıkarılmış sonucu olduğunu, aslında bu rakamın daha da artabileceğini de söyledi.
Alman ordularının Polonya’ya saldırmasıyla başlayan İkinci Dünya Savaşı’nda ve savaş dönemindeki Polonya işgalinde yarısı Yahudi asıllı olmak üzere yaklaşık 6 milyon Polonya vatandaşı hayatını kaybetmişti.
2 milyonu aşkın vatandaşının da Naziler tarafından çalışma kamplarına gönderildiği Polonya, savaşta en çok zarar gören, şehirleri yerle bir olan ülkelerin başında geliyordu.
Almanya Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü, Polonya’nın 1953’deki tazminattan feragat etme taahhüdünün geçerli olduğunu söyledi. Sözcü Almanya’nın İkinci Dünya Savaşı ile ilgili olarak politik ve ahlaki sorumluluğu bundan böyle de üstleneceğini, ancak tazminat ödemeyeceğini vurguladı.
Tazminat talebi neden şimdi gündeme geldi?
Uluslararası siyaset yorumcuları Polonya tarafından gündeme getirilen ve miktarı çok yüksek olan böylesi bir tazminatın ödenmesinin mümkün olmadığını ve bunu Polonya liderleri tarafından da bilindiğini düşünüyorlar.
Peki o zaman, bu kadar yıl sonra ve kriz döneminde bu talep neden gündeme getirildi?
Uluslararası siyaset yorumcularına göre bu talebin gündeme getirilmesinin asıl nedeni Polonya’ya Avrupa Birliği tarafından verilen yapısal dönüşüm fon ve yardımlarının bu ülkedeki hukuk ihlalleri nedeniyle kesilmesi.
Yorumcular, “Polonya ikinci bir tartışma ve pazarlık konusu açarak Avrupa Birliği’nden alacağı yardımların musluğunu yeniden açmayı deniyor olabilir” diyor.
Polonya’daki muhalefete göre tazminat talebinin bir nedeni de iktidarın ülke içinde destek kazanma çabası.
2023 yılı sonbaharında gerçekleşecek genel seçimlere giderken iktidar partisinin seçim kampanyasına tazminat talebiyle başladığını düşünenlerin sayısı da az değil.
Tarık Demirkan – BBC
Tartışma yaratan bir rapor: Kadınlar üniversite mezunu oldukları için mi çocuk doğurmuyorlar?
Macaristan’da Sayıştay tarafından hazırlatılan ve kadınların durumunu ele alan bir rapora göre, toplumda doğum oranlarının azalmasının nedeni kadınların yüksek öğrenimde uzun bir süredir çok yüksek oranlarda temsil edilmeleri.

Rapor 2010 yılından itibaren üniversiteye giren gençler arasında kızların oranının erkeklerden fazla olduğunu ve bu eğilimin 2022 yılında da devam ettiğini, üniversiteyi kazanan geçlerin % 54.3’ünün kız öğrenci olduğunu tespit ediyor
Rapora göre üniversite mezunu kızların normal aile düzeni kurması son derece zor olduğunu iddia ediyor. Bu durum ise doğurganlığın ve dolayısıyla toplumda nüfusun azalmasına neden oluyor.
Rapor toplumsal değerleri de ikiye ayırıyor ve Macaristan’da var olan eğitim sisteminin kızlara özgü değerlere önem verdiğini ileri sürüyor. Rapora göre duygusallık ve sosyal olgunluk, çalışkanlık, söz dinleme, monotonluğu kabul etme, iyi konuşma iyi yazma gibi genellikle “kızlara özgü” değerler, matematik, teknik bilgi, mantık, teknolojiye yatkınlık, risk üstlenme gibi “erkeklere özgü” değerlere kıyasla eğitim sisteminde daha ön plana çıkıyor. Bu ise kızların okullarda daha başarılı olmasına neden oluyor.
Rapor eğitim sisteminin tümden değiştirilmesini, erkeklere özgü değerlere göre yeniden elden geçirilmesini öneriyor, “bu olursa ekonomi de güçlenir” saptamasını yapıyor.
Rapora göre eğitim sisteminde başarılı olan kadınlar yaşamda kariyerlerini ön plana çıkarıyor ve bu nedenle evlenmiyor, ya da evlense bile geç evleniyor, geç ve az çocuk doğuruyor.
Rapor ve içerdiği tezler Macaristan’da ciddi bir tartışma yarattı.
Raporu eleştirenler bu raporda yer verilen görüşlerin kadınların toplumsal eşitlik için mücadele vermeye başladıkları 20. yüzyılın başlarındaki muhafazakâr görüşleri yansıttığını vurguluyorlar. Rapor kadın örgütleri tarafından reddediliyor.
Raporun bağlayıcı resmi bir hükmü yok. Ancak Sayıştay gibi bir kurum adına hazırlanan ve yayınlanan bir rapor olması nedeniyle belge toplumda oldukça büyük bir yankıya neden oldu.
Avrupa son 500 yılın en büyük kuraklığıyla karşı karşıya
Küresel Kuraklık Gözlemevi’nin yaptığı araştırmaya göre Avrupa’nın üçte ikisi ciddi kuraklık tehdidiyle karşı karşıya; bu da son 500 yılda görülen en büyük kuraklık.
Küresel Kuraklık Gözlemevi (Global Drought Observatory) Avrupa’yla ilgili son raporunu yayımladı. Buna göre kıtanın yüzde 47’sinde toprak kurudu ve durum “yüksek alarm seviyesine” yükseldi.

Kıtanın yüzde 17’si ise bitkilerin ve yeşil alanların “zorluk çektiğine dair belirtilerin olduğu” alarm seviyesinde.
Raporda, kuraklığın ekin verimliliğini etkileyeceği; orman yangınlarını artıracağını ve Avrupa’nın güneyindeki bazı bölgelerde aylarca sürebileceği konusunda uyarılar da var.
Önceki beş yıla göre Avrupa Birliği (AB) hasat tahminleri mısır için yüzde 16; soya fasulyesi için yüzde 15 ve ayçiçeği için yüzde 12 oranında düştü.
Kuraklık Gözlemevi, Avrupa Komisyonu’nun araştırma kanadının bir parçası. Rapora yanıt veren Avrupa Komisyonu, “Mevcut kuraklık durumunun son 500 yılın en kötüsü olduğunu” ifade etti.
Araştırma Komiseri Mariya Gabriel, “Bir süredir devam eden aşırı sıcaklar ve su kesintileri “Tüm AB genelinde su seviyelerinde ciddi bir baskı yarattı” açıklaması yaptı:
“Halihazırda normalin çok üzerinde Orman Yangınları görüyoruz ve bunun ekin üretimine ciddi bir etki yaptığını görüyoruz. İklim değişikliği her yıl şüphesiz bir şekilde daha gözle görülür hale geliyor.”
NEHİRLER KURUDU
Rapora göre Avrupa’daki nehirlerin tümü bir miktar kurudu.
İlk aşamada deniz taşımacılığını vuran bu kuruma, son dönemde zaten krizde olan enerji sektörünü de etkilemeye başladı. Hidroelektrik güç yüzde 20 oranında düştü.
“Aşırı kuraklık” yıl boyu birçok bölgede zaman zaman görüldü ancak “Ağustos itibariyle genişlemeye ve daha da kötüye gitmeye başladı.” Akdeniz kıyılarında aşırı kuraklığın Kasım ayına kadar devam etmesi bekleniyor.
Raporda İtalya, İspanya, Portekiz, Fransa, Almanya, Hollanda, Belçika, Lüksemburg, Romanya, Macaristan, Sırbistan’ın kuzeyi, Ukrayna, Moldova, İrlanda ve İngiltere’nin durumun her geçen gün daha da kötüye gittiği belirtiliyor.
Avrupa genelinde kuruyan nehirlerde İkinci Dünya Savaşı’ndan bu yana görülmeyen batık gemiler ortaya çıkarken bazı bölgelerinde kuraklık ilan edilen İngiltere’de de bazı ağaçların yaprakları sarardı, dökülmeye başladı. Bu durum, sıcağın etkisiyle ortaya çıkan “yalancı sonbahar” olarak adlandırılıyor.
Hürriyet
Rusya’nın Macaristan’a iki yeni nükleer reaktör inşa etmesine onay verildi
Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Macaristan Atom Enerji Ajansı’nın tüm ön denetim ve araştırmalarını tamamladığını ve Paks şehrindeki nükleer santrale iki yeni reaktör eklemek için yeşil ışık yaktığını söyledi.
Dışişleri Bakanı Szijjarto, ön hazırlıklar boyunca ajansın projeyle ilgili 400 bin sayfalık belgeleri tek tek incelediğini, reaktör inşaatının güvenlik de dahil her bakımdan ulusal ve uluslararası kriterlere uygun olduğuna karar verildiğini açıkladı.
Bakana göre yeni nükleer reaktörünün inşaatına önümüzdeki haftalarda fiilen de başlanacak.
Rusya’nın nükleer enerji kurumu Rosatom tarafından inşaatı gerçekleştirilecek olan reaktörlerin 2030 yılında devreye girmesi planlanıyor.

Yeni reaktörlere neden ihtiyaç duyuldu?
Orta Macaristan’da Tuna boyundaki kentlerden biri olan Paks şehri, 1969-87 yılları arasında inşa edilen ve dört reaktör içeren nükleer santralıyla Macaristan elektrik enerji ihtiyacının yaklaşık yüzde 40’ını karşılıyor.
Daha da önemlisi, Macaristan yıllık elektrik enerji tüketiminin yüzde 30’nu ithalat yoluyla karşılıyor ve bu oranla Avrupa’da elektrik enerjisinde dışarıya en bağımlı ülkeler sıralamasında ilk sıralarda yer alıyor.
Avrupa Birliği tarafından öngörülen elektrik enerjisinde yüzde 90 karbonsuz üretim amacına ulaşılmasının yolunun Macaristan açısından Paks nükleer santralinin genişletilmesinden geçtiği, ülkede genel kabul gören bir değerlendirme.
Macar hükümeti 2014 yılında Rusya ile bir anlaşmaya varmış ve iki yeni reaktörün, bir zamanlar Paks nükleer santralını inşa eden Rusya’nın Rosatom şirketi tarafından gerçekleştirilmesi konusunda mutabakat doğmuştu.
Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı sonrasında Rusya’ya karşı gündeme gelen yaptırımlar nükleer enerji sektörünü kapsamadığından Macaristan’da inşaat hazırlıkları sürecinde olan nükleer reaktör konusu tartışma konusu yapılmamıştı.
Muhalefet yeni reaktörlere neden karşı?
Macaristan’da muhalefet partileri Paks 2 adıyla anılan iki yeni nükleer reaktörün Rusya tarafından inşa edilmesine şiddetle karşı çıkıyor ve sözleşmenin iptalini istiyor.
Muhalefetin uzlaşmaz tavrının gerisinde Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısı yatıyor.
Muhalefet, iki yeni reaktörün Rusya tarafından inşa edilecek olmasını, Macaristan’ı uzun vadede enerji bakımından tamamen Rusya’ya bağlı hale getireceği kanısında.
“Moskova istediği zaman şalteri indirebilir” diyen muhalefet, bunun nedeni olarak da reaktörlerin Rus teknolojisi ile işletilmesini ve bu reaktörlerin çalışması için gerekli uranyumun Macaristan’daki yeni yataklardan yine Rus şirketleri tarafından çıkarılmasını gösteriyor.
Yeni nükleer blokların inşasına karşı getirilen tezlerden biri de projenin mali çerçevesi. İki yeni nükleer blok Macaristan’a 12,5 milyar Euro’ya mal olacak ve bu tutarın 10 milyarı yine ayrı bir kredi sözleşmesi uyarınca Rusya tarafından karşılanacak.
Ancak muhalefet sözleşmeye göre kredi için belirlenen faiz oranlarının uluslararası piyasada bulunabilecek faiz oranlarından bir hayli yüksek olduğunu iddia ediyor.
Yeni sözleşme hakkında tartışılan konuların pek çoğu net bir şekilde ele alınamıyor, çünkü nükleer blokların inşaatı ile ilgili sözleşmelerin ayrıntıları 30 yıllık bir süre için devlet sırrı olarak saklanacak, açıklanamayacak.
Hükümetin bu kararı, daha sonra Anayasa Mahkemesi tarafından da onaylandı.
BBC – Tarık Demirkan





























