Doğa bizi affedecek mi?
Macar sanatçı kolektifi IN SITU’nun İstanbul’da gerçekleşen “Tuna Nehri’nin Adalar Bölgesi’nden Sahaya Özgü Sanat” sergisi “Peki ne zaman doğa için hep birlikte mücadele edeceğiz?” sorusunu gündeme getiriyor.
Seray Şahinler – İklim krizinin zirve yaptığı son on yılda bu soruna çare ararken en büyük sorumluluğu sanatçıların üstlendiğini görüyoruz. Çağın belki de en büyük meselesini dert eden sanatçılar; yangınla, depremle, sellerle geçen süreçte antroposene daha çok eğiliyor artık. Solo sergilerin yanı sıra sanatçı inistiyatifi ve kolektifleri de yeni projelerle safları sıklaştırıyor.
Fenerbahçe’de yeni gündem Macaristan
Almanya’yı deplasmanda yenen Macaristan Milli Takımı, dünya futbolunun yeni gözdesi…
Fenerbahçe’nin Macar Milli Takımı’ndan kaçırmayı başardığı Attila Szalai değerini şimşek hızıyla artırırken sarı-lacivertlilerin scoutları bizzat Başkan Ali Koç’un talimatıyla bu ülke için araştırmalarını hızlandırdı.
Sadece Macaristan A Milli Takımı’nda değil U-21 ve U-19 milli takımlarında da forma giyen potansiyelli oyuncular için bir rapor hazırlanmasını talep etti.
Bu araştırma kapsamında Fenerbahçe’nin scoutlarının gözüne çarpan ilk isim Belçika’nın Lommel takımında forma giyen Zalan Vancsa oldu. Geçen sezon 16 yaşındayken kendisine Belçika ekibi tarafından 3 milyon euro bonservis ödenen Vancsa için Fenerbahçe scoutları çok ekstra bilgiler paylaştı.
Seçimli otokrasi!
Mehmet Y. Yılmaz
23 Eylül 2022
Her şey, hepimizin gözünün önünde olup bitiyor. Macaristan’dan çok daha iyi bir durumda değiliz.
Avrupa Parlamentosu (AP), Macaristan‘ın “demokratik” bir ülke olmadığı ile ilgili bir karar tasarısını kabul etti.
Macaristan’ın yönetim biçimi artık “seçimli otokrasi” olarak kabul ediliyor.
Macaristan, Anayasal sisteminin işleyişi, seçim sistemi, hukukun üstünlüğü, yargının bağımsızlığı, yolsuzluk, cinsel ayrımcılık ve medyanın kısıtlanması konularında AB tarafından eleştiriliyor.
Böylece, Türkiye’de uzunca bir süredir geçerli olan bir yanılgıyı düzeltme olanağına da sahip olmuş bulunuyoruz: AB üyeliği, tek başına demokrasinin ve demokratik hakların garantisi olamıyormuş!
İşte gördüğünüz gibi AB üyesi bir ülke var, AB’nin “ortak değerler sistemine” aykırı ne varsa yapabiliyor, “seçimli otokrasi” ile yönetiliyor.
Bir kez daha ortaya çıkıyor ki asıl olan her ülkenin kendi iç dinamiği.
Kendi ülkende, kendi demokratik kurumlarını güçlendirmediğin, otokratik, teokratik akımları marjinalize edemediğin zaman istediğin kadar AB üyesi ol, durum değişmiyor.
AP’nin bu kararı, adını bir türlü tam olarak koyamadığımız Erdoğan rejimine de bir tür “isim babalığı” yapıyor: Seçimli otokrasi!
Macaristan’a yöneltilen, yukarıda saydığım eleştirilerin birebir aynısını Türkiye için de yapmak mümkün.
Anayasa uzunca bir süredir uygulanmıyor. Meşruiyetini Anayasa’dan alan yürütme ve yargı sanki Anayasa yokmuş gibi davranıyor.
Anayasa’nın garanti altına aldığı özgürlükler kullanılamadığı gibi, Anayasa Mahkemesi kararlarına uymamak gibi tutumlar artık sıradan uygulamalar haline gelmiş durumda.
Hukukun üstünlüğü diye bir mefhuma da artık çok uzağız.
Yargı bağımsız değil, rejimin beğenmediği kararları veren hakimlerin hiçbir güvenceleri yok.
Yargılamalar sürerken mahkeme heyetleri değişebiliyor, daha önce beraat etmiş kişiler, aynı suçtan bir kez daha yargılanarak mahkûm edilebiliyor.
“Hâkim gözetimindeki serbest seçimlerin”, Seçim Kanunu’nda yapılan değişikliklerden sonraki akıbetinin ne olacağını önümüzdeki seçimde izleyeceğiz.
Yolsuzluk, medya üzerindeki baskılar ve İstanbul Sözleşmesi’nden çekilme kararıyla zirvesine çıkan cinsiyet ayrımcılığı üzerine de çok söz söylememe gerek yok.
Her şey, hepimizin gözünün önünde olup bitiyor.
Bu konularda Macaristan’dan çok daha iyi bir durumda değiliz.
Onun için Türkiye’nin bugünkü yönetim biçimini de “seçimli otokrasi” olarak tanımlayabiliriz.
O seçimi doğru dürüst yapabileceğimiz her ne kadar şu an için meçhul olsa da!
“Cari fazla” mı dediniz?
“Türkiye Baş Ekonomisti” Recep Tayyip Erdoğan, New York’ta iş insanlarına Türkiye Ekonomi Modeli’ni anlattı.
Erdoğan, bu modelin yatırım, istihdam, üretim, ihracat, cari fazla yoluyla ülkeyi büyütme üzerine kurulduğunu söyledi.
Türkiye ile ABD arasındaki ilişkilere de değindi.
“Amerika’dan Türkiye’ye yönelik doğrudan yatırımlar 14,1 milyar dolara ulaştı” dedi.
Bu sözlerini okuyunca “demek ki” diye düşündüm, “Türkiye ekonomisini batırmak için operasyon çeken dış güçlerden biri ABD değilmiş.“
Biliyorsunuz, Baş Ekonomist Erdoğan’ın ülkemizi uçurmasının önündeki en büyük engellerden biri “dış güçler”.
ABD’ye kadar gidip, orada kimseye bu nedenle posta koymadığına ve tam tersine adamlara bir de yemek ısmarladığına göre “dış güçler” arasında ABD yok sanırım.
Ancak Erdoğan’ın “cari fazla yoluyla büyüyoruz” demesi, etkilemeye çalıştığı iş insanları nezdinde nasıl bir etki yarattı bilmiyorum.
Karınlarını tutarak kahkaha atmadıklarına göre nazik insanlarmış diye düşünebiliriz.
Bıyık altından gülmüş olabilirler tabii.
Türkiye ekonomisi ile ilgili fikri olan herkesin bildiği gibi Türkiye’nin en önemli sorunlarından biri cari açık vermesi ve bunun borç yoluyla finanse ediliyor olması.
Merkez Bankası’nın yayınladığı rakamlara göre geçtiğimiz Haziran ayında cari açık 3 milyar 460 milyon dolar oldu.
Böylece yılın ilk 6 ayındaki açık 32 milyar 700 milyon doları buldu.
Erdoğan, kendisini iktisatçı zannederek, “Nass var” prensibiyle ekonomiye müdahale ettiğinde, yandaş medyada ihracatın artacağı ve cari fazla verilebileceği hayali kurulmuştu.
Ancak değişen bir şey olmadı, cari açıktaki artış daha da hızlandı.
Yanındaki danışmanları böyle bir şeyi söylemeye cesaret edecek çapta değiller ama ben buradan kendisini uyarayım:
O tür yemeklere davet edilenler, domates – patates zamlarını Bey Kemal’in yaptığını zanneden bidon kafalılardan değiller.
Bu tür sözleri yurtta düzenleyeceğiniz mitinglere saklayın, oralarda böyle uyduruk açıklamalarla mahcup olmayın.
Ne de olsa Türkiye Cumhuriyeti’ni temsil ediyorsunuz, aklınızdan çıkarmayın.
Mübarek Cuma Soruları – 44
Üç haftalık bir aradan sonra sorularımı bir kez daha hatırlatayım.
Bu soruları bir yıldan fazla bir zamandır soruyorum bakalım iktidar değişmeden bir yanıt alabilmemiz mümkün olacak mı?
İçişleri Bakanı Süleyman Soylu, bir politikacının mafyadan maaş aldığını açıkladı.
Sonradan anladık ki bu kişi AKP’li bir politikacı imiş.
Bu adamın kim olduğunu bilip, ismini açıklamamak “soylu” bir davranış sayılmaz diye düşünüyorum.
Üstelik bu kişinin kim olduğunu bilen bir de savcı var, elindeki dosyayı işleme koymuyor bir türlü.
Bu AKP’li politikacı kim?
Kendisine gazeteci süsü veren birisi, iş adamı Sezgin Baran Korkmaz’dan (SBK), İçişleri Bakanı Soylu’ya verilmek üzere 10 milyon Euro istedi.
Böyle bir paraya ortak olmak da “soylu” bir davranış sayılır mı?
SBK, avanta alabilmek için “kendisine operasyon çekilirken bazı adamlarının içeride rehin tutulduğunu” da söylüyor.
SBK’nın adamlarını rehin tutan güvenlik görevlilerinin cebinde Ayetü’l Kürsi var mıydı acaba? Abdest durumları neydi?
Adalet Bakanı Yardımcısı yapılan bir savcı ile bir hâkim, olmayan bir MASAK raporunu gerekçe göstererek, Sezgin Baran Korkmaz’ın mal varlığı üzerindeki tedbiri bir an için kaldırdılar.
Böylece 150 milyon dolarlık mal bu sayede uçup gidiverdi.
Savcı ve hâkim bu işi yukarıdan gelen bir emirle mi yaptılar, doğrudan doğruya rüşvet mi aldılar?
Bu eylemlerini “soylu bir eylem” olarak tasnif edebilir miyiz?
Bu soruları yanıtlayan soylu, yanıtlamayan soysuzdur gibi bir şey söylemeyeceğim.
Önce yanıtları alalım, sonra bu yanıtlara bakıp soy – sop bahsine gireriz.
Mehmet Y. Yılmaz
23 Eylül 2022
Böcek toplayan Macar’a 109 bin lira ceza
Hatay’da izinsiz böcek toplayan Macaristan vatandaşı 109 bin liralık idari para cezası ile cezalandırıldı.
İl Jandarma Komutanlığı Çevre, Doğa ve Hayvanları Koruma Timi ile Arsuz İlçe Jandarma Komutanlığı ekipleri tarafından Kale Mahallesi’nde icra edilen önleyici kolluk faaliyeti esnasında yaya olarak yolda seyreden şüpheli şahıs durduruldu.
Macaristan uyruklu olduğu belirlenen ve araştırma izni bulunmayan Z.Z.’nin (55) sırt çantasında yapılan aramada, çanta içerisinde böcekleri saklamada kullandığı 5 adet camlı kafes ve 3 adet küçük ahşap sepet, 3 tüp kimyasal madde ile içerisinde böcek ve bitki bulunan 3 şişe sıvı, 1 adet fotoğraf makinesi, 1 adet kafa lambası, 1 adet el teleskobu ve 2 adet bıçak bulundu. Olayla ilgili Macaristan vatandaşı Z.Z. izinsiz böcek topladığı için 109 bin liralık idari para cezasıyla cezalandırıldı.
Akademik bağımsızlık, işte bütün mesele bu!
Avrupa Parlamentosu, akademik özgürlüklerin AB antlaşmalarına dahil edilmesini istiyor. Yani, üniversitelerin otonomisi ve araştırma özgürlüklerini sınırlandıran bir ülke doğrudan AB karşısında hesap verebilir hale getirilmeli, bir nevi “gözü önceden korkutulmalı”. Peki akademik özgürlük nedir? Akademik özgürlük, demokrasinin bir diğer asli bileşeni olan ifade özgürlüğünün “ikiz kardeşidir”, demokrasi kültürünü sürdürmenin ve korumanın yoludur.
Boğaziçi Üniversitesi öğretim üyelerinin yağmur, kar, fırtına, çöl sıcağı demeden rektörlüğe sırtlarını çevirerek üniversitenin neredeyse iki yıldır atanmış bir rektör tarafından keyfi şekilde yönetilmesini Kabul Etmiyoruz, Vazgeçmiyoruz demelerinin 424.günü.
Geçtiğimiz günlerde üniversitenin çok sevilen hocalarından biri ve Bilgi Teknolojileri Kurulu (BTK) üyesi Prof. Dr. Tuna Tuğcu’nun 3 ay daha görevden uzaklaştırılmasına karar verildi.
Haziran ayında BTK üyesi dört öğretim üyesi -Prof. Dr. Yavuz Akpınar, Prof. Dr. Emre Otay, Prof. Dr. İbrahim Semiz ve Prof. Dr. Tuna Tuğcu- hakkında ceza ve disiplin soruşturmaları açılmış ve üç ay süreyle görevden uzaklaştırılmışlardı.
Macaristan sokak bando grubu ‘Band Of Streets’ İstanbul’da
Macaristan sokak bando grubu ‘Band Of Streets’ Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi’nin davetiyle İstanbul Kent Sanat’ın ev sahipliğinde üniversitenin Taksim yerleşkesinde ve Şişhane Meydanı’nda konser verdi.
Geçmişten günümüze birçok eseri seslendiren ‘Band Of Streets’ müzik topluluğu, İstanbul ayağındaki konserini İstanbul Kent Sanat’ın ev sahipliğinde İstanbul Kent Üniversitesi’nin Taksim yerleşkesinde gerçekleştirdi. Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi’nin davetiyle gelen grup üniversitenin bahçesinde kısa bir konser verdi. Sonrasında Şişhane Meydanı’nda konserine devam eden grup, vatandaşlar tarafından büyük ilgi gördü. İlk konserini Kocaeli’de veren grup İstanbul’dan sonra Bursa ve Ankara’ya gidip konser verecek.
Modern Bir Binbir Gece Masalı: Üç Bin Yıllık Bekleyiş
Tilda Swinton eşliğinde fantastik bir Doğu seyahati.
Macar film kuramcısı Bela Balazs, eski filmlere ilişkin şöyle yazar: “Özellikle en derin trajedilere kahkahalarla güleriz ve böyle antikalıkların yalnızca 20-30 yıl önce ciddiye alındığına pek inanmayız. Peki ama neden? Nedeni, filmde gördüğümüz şeyleri kendimizle ilişkilendirmemizdir, o henüz ‘tarih’ olmamıştır. Yakın geçmişteki kendimize güleriz. Henüz güzel ve değerli bir eski kostüm değildir, ne kadar tuhaf olursa olsun, o bize komik gelen şey, geçen yılın modasıdır.”






































