İsrail, EURO 2024 Eleme maçlarını Macaristan’da oynayacak
UEFA, 2024 Avrupa Futbol Şampiyonası (EURO 2024) Elemelerinde yer alan İsrail’in iki maçını Macaristan’da oynayacağını duyurdu.
UEFA’dan yapılan açıklamada, I Grubu’nda yer alan İsrail’in 15 Kasım’da İsviçre, 18 Kasım’da ise Romanya ile yapacağı eleme maçlarının Felcsút kentindeki Pancho Arena’da oynanacağı kaydedildi.
3 bin 816 kişilik stattaki maçlar, seyircili olacak.
UEFA, İsrail’deki mevcut güvenlik durumu nedeniyle ülkede yapılması planlanan tüm müsabakaları ertelemişti.
Özgürlük savaşçısı Petöfi İstanbul’da
Macarların bağımsızlık ve özgürlük savaşının şairi Petöfi’nin 200. doğum yıldönümünde “Petöfi İstanbul’da Sergisi”ni açan ressam Haydar Özay “Petöfi’yi resim sanatı yoluyla insanlara göstermeye çalışıyorum” diyor.
68 Kuşağı şairlerinden Özkan Mert, şiirlerinden dolayı hapis cezası kesildiğinde İsveç’e sürgüne gitmek zorunda kalırken bunu anlatan şiirinde şöyle yazmıştı: “Yarım ekmek, biraz zeytin/ve Sandor Petöfi’nin/şiirleri vardı/çantamda”. Macarların bağımsızlık ve özgürlük savaşının şairi 120 yıl sonra benzer bir kavgayı veren 68 Kuşağına da esin veriyordu. Petöfi bugünlerde doğumunun 200. yılında bu kez bir ressama esin veriyor ve Haydar Özay’ın “Petöfi İstanbul’da Sergisi”nin konusunu oluşturuyor. Macar Kültür Merkezi’nde açılan sergi 15 Kasım’a kadar sanatseverlere kapılarını açık tutuyor. Türkiye’de ilk kez açılan Petöfi sergisinin ressamıyla, esin kaynağı bu özgürlük savaşçısı şairi ve sergiyi konuştuk.
Sizi Petöfi’yi resimlemeye götüren düşünceler nelerdi? Petöfi çalışmalarında hangi temaları işlediniz?
Sandor Petöfi, 30 yıldır okuduğum asla unutmadığım bir Macar şair. Olağanüstü şiirleri ve destansı hayatı yıllardır resimler yapmam için esin verirdi. Özellikle Tahsin Saraç’ın 1973 tarihli Petöfi çevirileri, ardından Necmi Seren’in 1943 tarihli çevirileri şairin dünyasına yaklaşmamı sağladı. Sergide resme yol açan şiirler resimlerin yanlarında en iyi çevirilerle yer alıyor. Bu şiirler Petöfi’nin dünyasına girmek için izleyicilere ipucu sunuyor. Yakın zamanda Türkçe iki yeni Petöfi kitabı yayınlandı ve sergiyle birlikte bu 19. yüzyıl devrimci şairinin ülkemizin kültürel zenginliğine katılması sağlandı.
Devamı Kaynak: birgun.net
Macaristan Başbakanı Orban: “Türkiye olmadan uzun süreli barış Avrupa için mümkün değil.”
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Avrupa’nın Ukrayna’daki stratejisinin “bir felaket” oluğunu belirterek “Avrupa’da yeni güvenlik mimarisinin zamanı geldi. Türkiye kesinlikle bunun içinde olmalı. Türkiye olmadan uzun süreli barış, Avrupa için mümkün değil.” dedi.
Orban, ülkesinin gözlemci sıfatıyla katıldığı Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 10. Zirvesi’nde konuştu.
Geçen aylarda inişli çıkışlı gelişmeler yaşandığını, Türk devletleri açısından olumlu gelişmelerin olduğunu belirten Orban, “Avrupa’da ikilem yaşanıyor. Avrupa’nın siyasette zorluklarla karşı karşıya olunduğunu söyleyebilirim. Avrupa perspektifinden küresel güvenlik konusu hiç bu kadar kötü olmamıştı. Soğuk savaştan beri bu kadar zor bir güvenlik durumuyla karşı karşıya kalmamıştık.” ifadelerini kullandı.
Bir yıldan uzun zamandır devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, Orta Doğu’daki silahlı çatışmaların, AB ülkelerine yönelik silahlı tehditlerin, göç dalgalarının Avrupa siyasetini zorladığını vurgulayan Orban, Avrupa’nın ekonomi ve Ukrayna’daki savaş konularında yol ayrımında olduğunu söyledi.
Orban, Avrupa’da ekonomi politikası konusunda farklı fikirlerin olduğuna işaret ederek “Avrupa’nın çıkarına olan nedir? Bir küresel ekonomi bloku oluşturmak mı yoksa farklı ekonomiler arasında bağlantılılığı artırmak mı? Bir ekole göre blok yaratılmak isteniyor. Önce Avrupa-Rusya ekonomik işbirliği kesildi. Şimdi farklı düşünülüyor. Bu ilişki Çin ile de kısıtlanmak isteniyor. Buna, ‘riskten kaçınmak’ deniyor. Başka bir ekol daha var, Macaristan buna da yakın. Biz işbirliğini güçlendirelim diyoruz. Birbirimize bağlıyız. Birbirimize ihtiyacımız var. Rekabetçi olabilmek için yapılacaklar var. Macaristan şuna inanıyor. Gelecek dönemde global bağlantılılığın artırılması, güçlendirilmesi lazım.” değerlendirmesini yaptı.
Macaristan’da homofobik yasağı uygulamayan müze müdürü görevden alındı
Macaristan Kültür Bakanlığı, LGBTİ+ içeriklerin olduğu dünya basın fotoğrafları sergisini 18 yaşın altındaki kişilerin de ziyaret etmesine izin verdiği gerekçesiyle müze müdürünü görevden aldı.

Reuters’ın haberine göre, Macaristan’da faşist Mi Hazank (Anavatanımız) partisi, ülkede LGBTİ+ içeriklerin 18 yaşın altındaki kişilere erişimini yasaklayan yasal düzenlemeye atıfta bulunarak hükümetten inceleme başlatmasını talep etmişti. Parti, talebinde, 2021 yılında yürürlüğe giren, 18 yaş altı kişilerin erişimine açık kitap ve filmlerde ‘eşcinselliğin gösterilmesi ve teşvik edilmesini’ yasaklayan yasaya atıf yapmıştı. Kültür ve İnovasyon Bakanı, bugün müze müdürünün görevden alındığını açıkladı.
‘KURUMUN YASAL YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEDİ’
Bakanlıktan yapılan açıklamada, Ulusal Müze Müdürü Laszlo Simon’un ‘kurumun yasal yükümlülüklerini yerine getirmediği’ gerekçesiyle görevden alındığı ifade edildi. Simon da Facebook hesabından haberleri doğrulayan bir paylaşım yaparak ‘müzenin kasıtlı olarak hiçbir yasaya aykırı hareket etmediğini’ söyledi. Simon, müzenin ‘zaman kaybetmeden’ yaş sınırlamasıyla ilgili uyarıyı internet sitesinde yayınladığını bildirdi.
Budapeşte 100. yıl kutlamaları izlenimleri
Yazıya başlamadan önce belli hazırlıklarım vardır. Az da olsa yanımda çikolata bulundururum. Bir de konuya uygun bir müzik seçerim. Ben çalışırken, fonda usul usul çalsın. İyi oluyor.
Bu defa başlamazdan evvel– açık söyleyeyim biraz da gaza gelirim umuduyla- Onuncu Yıl Marşı’nda karar kıldım.
Cemal Reşit Rey’in eseri.
Sözler; Faruk Nafiz Çamlıbel-Behçet Kemal Çağlar…
Kenan Doğulu’nun “sevimli hale getirdiği müzik” yazıda eşlikçim.
tattaatatiiiitatataaa …
Bayraklar eller havayaaaa bugün coşkuluyuz …
Bugün mutluyuz bugün bayramımız vaarrr…
çıstakçıstak…
Çıktık açık alınla ooon yılda her savaştan…
On yılda on beş milyon genç yarattık her yaştan…
Demir ağlarla ördük anayurdu dört baştan…
Demirağ mı kalmış…Tren, hele de hızlı tren hiç güzel çağrışımlar yaratmıyor bende. Beş yıl önceki Çorlu tren kazası mesela… O trende ölen Arda Sel’in annesi Mısra Öz’ün hak arama mücadelesi…
Demirağlarda takılı kaldım. Marşın sözleri gayya kuyusu gibi beni içine çekiyor. Çok sevdiğim garlardan soğumama neden olan 2015 Ankara Gar katliamı! İŞİD’in patlattığı canlı bombalar neticesinde ölen 104 insan.
On yılda yarattığımız on beş milyon genci nasıl da heba ettik…
Bunlardan bahsetmenin sırası mı?
Mutlu bir 100. yıl yazısı yazacağım.
Müziği değiştireyim.
Kenan Doğulu yaramadı bana…
Zaten bu marşın sözleri eskidi diye ellinci yıl marşını ezberlettirmişlerdi.
Yıl 1973. Zihnim İstanbul Erkek Lisesi’nin konferans salonuna ışınlandı şimdi.
Cumhuriyetin ellinci yıl kutlamalarına hazırlanıyorduk.
Hocanın adı, neydi, neydi?
Üstünden elli yıl geçmiş hatırlamam tabii.
Ama lakabı hala aklımda.
“Kıllı” öğretmişti ellinci yıl marşını.
Beste Necil Kazım Akses.
Söz Bekir Sıtkı Erdoğan:
Müjdeler var yurdumun toprağına taşına
Erdi Cumhuriyetim elliiii şeref yaşına
Bu rüzgârla şahlanmış dalga, dalga bayrağım…
Cumhuriyet özgürlük insanca varlık yolu
Atatürk’ün çizdiği çağdaş uygarlık yolu…
Yaşasın hür ulusun, soylu gencim, benliğim
Yaşasın şanlı ordum, sarsılmaz güvenliğim…
Bu marşı gururla söylediğim 1973’den tam yedi yıl sonra 80’de darbe oldu, gençler hapishanelere tıkıldı, reşit olup olmadığına bakmaksızın Erdal Eren’in boynuna ipi geçirenler, “asmayalım da besleyelim mi” dediler. Ellinci yıl marşı da iyi gelmedi bana…
Son bir hamle daha. Bir Cemal Reşit Rey, Necil Kazım Akses kısaca bir Alex değilse de Norm Ender’e şans vereyim. “Parla”nın sözü, bestesi kendisine ait:
Ram, pam,ram,pa-pa-pam…
Yürüyoruz arkadaş-lar, içimde bir telaş var
Bu kutlu gün bizim; zafer düğün bizim; zafer, düğün bizim
Görüyoruz arkadaş-lar darbeler, savaşlar
Sırtımız yere gelmiyor bizim…mavi gözlerin gibi biz bu yurda aşığız..Duysuuuun cihan duysuuuun biriz… Parlaaaa hilal ve yıldızım/parla beyaz ve kırmızım/ Sensin yolum cumhuriyet/parlaaaaa 100 yaşındasın…
Müzik şirketi babala tv imiş. Babala’nın sahibi Oğuzhan Uğur daha da zengin oldu. Olsun tabii, gözümüz yok. Mesele o değil de… Youtube’dan izlediğim Norm Ender’in marşını sunduğu programda; gazeteci Özlem Gürses uzatılan mikrofona şöyle diyor:
“Çok sönük geçiyor yüzüncü yıl, ben bundan çok şikayetçiyim, bambaşka bir yüzüncü yıl hayal etmiştim”.
Oğuzhan yanıtlıyor:“ Sönük geçmesinin sebebi de”…
Sonra sessizlik.
Oğuzhan’ın yukarı kaldırdığı kaşlarından, yana eğdiği başından, Özlem’in gülümseyerek başını aşağı yukarı oynatarak onaylamasından sebebi arif olan seyirci anlıyor. “Silivri soğuktur şimdi” lafındansa bu jest-mimik oyunlu yanıtı yeğlerim. O laftan nefret ediyorum çünkü.
Cumhuriyetin yüzüncü yılında sindirilmenin, korkunun imparatorluğu hüküm sürüyor.
Bayrak sallamakla, kırmızı giymekle, marşlarla olacak gibi değil. Artık bırakalım hamaseti.
Eşit yurttaşları olacağımız demokratik bir cumhuriyet üzerine düşünelim. Sözümüzü çekinmeden söyleyebildiğimiz, hukuka inandığımız bir ülkede kazanımlarımızı elden bırakmadan Cumhuriyeti daha da yükseltelim.
Marşlarla falan kendimi gaza getirme çalışmalarım sonuçsuz kaldı. Türkinfo Vakfı’nın düzenlediği geceye dair izlenimlerimi olduğu gibi düzden aktarıyorum:
30 Ekim 2023 Pazartesi günü Türkinfo Budapeşte’de bir akşam yemeği düzenledi. Maksat birlikte olmak, birlikte Cumhuriyetin 100. Yılını kutlamaktı.

Cumhuriyet bayramı kutlaması için 29 Ekim yerine 30 Ekim tarihinin seçilmesinin nedeni, Büyükelçiliğimiz tarafından düzenlenen resepsiyon ile çakışmaması içindi. Yemek ve bayram kutlaması için tarih saptarken; Türkiye’de bir gün öncesinde Filistin ile dayanışma mitingi düzenleneceğini, kutlamaların çeşitli tarihlere yayılarak çeşitli yerlere dağıtılarak yapılacağını bilmemiş, bilememiştik.
Yemek 13. Bölgedeki Boğaziçi Etterem’ de gerçekleşti. Yüz yirmi kişi lokantanın içine sığamadık, dışarıya taştık. Gençler fedakârca dışarıda oturdular. Salon ve masalar bayraklarla donatılmıştı.
Fındık lahmacunlar dağıtılırken Vakfın Başkanı Tarık Demirkan kısa bir konuşma yaptı. Macar katılımcılar için konuşma metninin Macarcası da masalara dağıtıldı. Lahmacunlar soğuk, Adana kebap sıcaktı. Türkinfo gönüllüleri ile, davetimize icabet eden arkadaşlarımızla yeni rakılarımızı tokuşturduk. Masadaki Macarlar rakıya ne kadar su koymaları gerektiğini sordular.
Macaristan’ın eski Ankara Büyükelçisi Gábor Kiss ve sevimli eşi Dóra, başyazarımız Flesch István da aramızdaydı.
Gecenin sponsoru Synergy şirketiydi. Şirket çalışanlarına ayrılan masalarda sarışın olmayan başlı erkeklerin çoğunlukta olduğunu gördüm. Orta masalarda ise kırmızı beyaz elbiseli sarı saçlı Macarlar göze çarpıyordu.
Attaşe Kft kurucusu Naci Bey sayesinde Macarlar pistte Ankara havası oynuyor, at kuyruklu Macar davulcu, bütün parçalara aynı 9/8 ritmsizliği ile eşlik ediyordu. İşte tam o esnada olay mahallini terk ettim ve dışarıya, gençlerin yanına kaçtım.
Yazı bitti.
Bursalı post rock grubu She Pas Away’i dinleyeyim. Linki eklesem telif yemem değil mi?
Sunahan Develioğlu




























