2026. Ağustos 6.
Türkinfo Blog Oldal 378

Kafka’nın Kedileri

“Neredeyse polisiye türüne has heyecanların içine oturtulmuş ilginç bir psikoloji romanı… Kafka’nın yaşamıyla ilgilenenler için de, ilgilenmeyenler için de okumaya değer.” —Izabelle Carranza

Yazı bir paratoner, bir uyuşturucu, bir sakinleştirici ve hatta Freud’un yaptığı espriye göre, Kafka’nın kendi kendisiyle iletişime geçmesini sağlayan bir telgraf teliydi.

 

 

Yaşlı bir Yahudi, Budapeşte uçağında yolculara dağıtılan bir edebiyat dergisinin kapağında Kafka’nın fotoğrafını görür ve onun söylendiği gibi 1924’te ölmüş olamayacağını, zira kapaktaki adamı bu tarihten yirmi yıl sonra Auschwitz’de gördüğünü iddia eder. Derginin editörüyse, kendisine gelip bu inanılmaz hikâyeyi anlatan yaşlı adamı dinledikten sonra merakla araştırmaya koyulur. Esrarın yanıtını bulmak için Budapeşte’den hareketle, Auschwitz, Prag, Viyana, Berlin ve Oxford üzerinden Tel Aviv’e kadar gider.

Kafka’nın son günlerini geçirdiği Viyana yakınlarındaki sanatoryumda ve sonrasındaki yirmi yıl boyunca neler olmuş olabilir? Auschwitz’e gönderildiği tarihe kadar Kafka ne yapmış, nasıl hayatta kalmış, geçimini nasıl sağlamıştır? Her şeyden önemlisi de, henüz kimsenin okumadığı yepyeni şeyler yazmış olabilir mi?

Roman, Tel Aviv’de yaşanan tuhaf bir haneye tecavüz vakasının inanılmaz hikâyesi ve Brod’dan sekreteri Esther Hoffe’ye, Hoffe’den de kızlarına kalan Kafka mirasının kime ait olduğu, bu mirasın nerede kimler tarafından korunması gerektiğine dair bir tartışmayla son bulur.

“Bu adam 1924’te ölmedi. Şahidim çünkü onu tanıyorum. Onunla beraberdim. Auschwitz’de birlikte aynı marangozhanede çalıştık.”

Bir coğrafyaya ait olmanın, yurtsuzluğun, belki de daha doğrusu yurtsuzluk “hissinin”, tek tek bireyler, halklar, hatta edebi eserler üzerinde bile ne gibi etkileri olabileceğine dair genel bir izleği de olan Kafka’nın Kedileri, okuru hayal etmeye ve düşünmeye çağıran kışkırtıcı bir anlatı…

Devamı

Macaristan 27 gol attı!

Dünya kupaları tarihinde bir turnuvada en çok gol atan takım Macaristan, en çok gol yiyen ekip ise Güney Kore oldu.

 

 

Macaristan, dünya kupalarının en gollü turnuvası olan 1954 İsviçre’de çıktığı 5 maçta rakip fileleri 27 kez havalandırarak, bir şampiyonada en çok gol atan takım unvanını aldı.

Macarlar, mücadele ettikleri 2. grupta Güney Kore’yi 9-0, Batı Almanya’yı 8-3 yenerek, çeyrek finale yükseldi. Çeyrek finalde Brezilya’yı, yarı finalde de uzatmalarda Uruguay’ı aynı sonuçlarla 4-2 mağlup eden Macaristan, finalde ise grupta 8 gol attıkları Almanlar’a 3-2 yenilerek şampiyonluk şansını kaçırdı.

Almanya ise aynı turnuvada 25 gol atıp, bu alanda ikinci sıraya yerleşirken, Fransa da 1958 Dünya Kupası’nda 6 karşılaşmada 23 gole imza attı.

Dünya Kupası finallerinde bir turnuvada en çok gol atan takımlar ve attıkları gol sayıları şöyle:

Devamı

Estergon’da Tuna dertli akıyor

Bazı yerlerin mistik ve farklı bir havası vardır. Tarihi şehirlerde zaman geçirdiğinizde geçmişe yolculuk yapmamak mümkün mü? Dinlediğim türkünün etkisiyle olsa gerek Estergon Kalesi’ni merak ediyordum.

 

 

Budapeşte ve Estergon’u içine alan bir seyahat planlaması yaptım. Gidiş-dönüş 300 TL’ye bilet bulunca Estergon’a doğru yola koyuldum.

Farklı bir havası var Estergon’un… Özellikle Estergon Kalesi görkemli bir tepeye inşa edilmiş. Aslında Roma İmparatorluğu’ndan bu yana önemli bir ticaret şehri olarak da biliniyor. Kaleye çıkmadan önce Tuna Nehri üzerindeki köprüden geçerek Slovakya topraklarına geçtim. Eskiden sınır kapısı varmış. Bugün AB üyesi oldukları için herhangi bir sınır geçmeden direkt Slovakya’nın Tuna Nehri kenarındaki şirin kenti Sturova’ya, Maria Valeria Köprüsü’nden geçerek gittim. Tuna kenarında kafeler var. Buradan Estergon Kalesi’nin manzarası çok daha güzel. Kısa bir fotoğraf ve kahve molasından sonra yeniden karşıya geçip kaleye gittim. Şansımıza o gün hava sisli olduğu için fotoğraflarımız biraz puslu çıktı.

Devamı

İspanyol Sara’nın bisikletle dünya turunda 9’uncu durak Türkiye

Muhammet KAÇAR- Aytekin KALENDER/RİZE, (DHA)- İSPANYOL Sara Lago (25), ülkesinde üniversiteyi bitirdikten sonra hayali olan bisikletle dünya turu için yola çıktı, 9 ayda 9 ülke geçerek Türkiye’ye ulaştı. 2,5 aydır Türkiye’yi bisikleti ile turlayan genç kız, buluştuğu hemşire Yasenia Nomadic (31) ile Karadeniz’e geldi.

Türkiye turunda evlerde misafir edildiklerini, yollarda kendilerine ikramlarda bulunulduğunu anlatan ikili, Türklerin misafirperverliğine hayran kaldıklarını söyledi.

İspanyol Sara Loga, ülkesinde biyoloji mühendisliği okuduğu üniversite eğitimini tamamladıktan sonra, bisikletle dünya turu hayalini gerçekleştirmek için harekete geçti. İspanya’dan geçen yıl eylül ayında bisikletiyle yola çıkan Sara Loga, Fransa, İsviçre, Avusturya, Hırvatistan, Macaristan, Bosna Hersek, Karadağ, Kosova ve Bulgaristan’ı geçerek 2,5 ay önce Türkiye’ye geldi. Trakya, Marmara, Ege ve İç Anadolu’yu bisikletle dolaşan Sara, Türkiye’de buluştuğu arkadaşı hemşire Yasenia Nomadic (31) ile Karadeniz’e ulaştı. Karadeniz sahili boyunca illeri gezen ikili, Rize’de mola verdi.

Yol boyunca kamp kuran, çadırda kalan Loga ve Nomadic, yağmurlu havalarda ise davet edildikleri evlerde misafir oldu, yollarda kendilerine ikramlarda bulunuldu. İki arkadaş Türk insanının misafirperverliğine hayran kaldıklarını söyledi.

‘YOLCULUĞUMUN NE ZAMAN BİTECEĞİNİ BİLMİYORUM’

En büyük hayalinin bisikletle dünya turu yapmak olduğunu belirten Sara Loga, “Üniversite bitince tek başıma yola çıktım. 9 ülkeyi geçtim, Türkiye’ye geldim. Arkadaşım ile İzmir’de buluştum. O da benim gibi İspanya’dan yola çıkmıştı. Şimdi beraber turumuza devam ediyoruz. Yolculuğun tam olarak ne zaman biteceğini bilmiyorum. Henüz böyle bir karar vermedim. 10’uncu ülkedeyim.

Devamı

Macaristan 1-2 Avustralya / Maç Özeti

Dünya Kupası’nda mücadele edecek Avustralya hazırlık maçında Macaristan’ı 2-1 mağlup etti.

 

 

 

Bert Van Marwijk yönetimindeki Avustralya şansınında yardımıyla galibiyete ulaşırken maçın yıldızı Avustralya kalecisi Mathew Ryan oldu.

İlk yarıda çok fazla hata yapan Avustralya ikinci yarı toparlanarak oyunda kontrolüe eline geçirdi.

74. dakikada Arzani’yle öne geçen Avustralya, 88. dakikada Trent Sainsbury’nin kendi kalesine attığı golle avantajı elinden kaçırdı.

Ancak bu kez şans Avustralya’ya güldü ve 90+2’de Tamas Kadar’ın kendi kalesine attığı golle galibiyet ulaştı.

Avustralya Dünya Kupası’nda ilk maçında 16 Haziran’da Fransa’yla karşılaşacak.

Devamı

Tekirdağ’da festivale özel rakoczi anma pulu

TEKİRDAĞ,(DHA)-TEKİRDAĞ Büyükşehir Belediyesi tarafından organize edilen 52. Kiraz Festivali için hazırlıklar hız kesmeden devam ediyor.

 

 

1-4 Haziran tarihleri arasında üç ilçede düzenlenecek festival için programlar şekillenmeye başladı. Süleymanpaşa, Şarköy ve Muratlı ilçesinde düzenlenecek olan festivalde vatandaşlar imza günleri, söyleşiler, sergiler, kültürel ve sanatsal etkinliklerle festivale doyacak.
PULLAR FESTİVAL BOYUNCA ÜCRETSİZ DAĞITILACAK

Tekirdağ Büyükşehir Belediye Başkanı Kadir Albayrak, PTT Süleymanpaşa Şube Müdürü Hatice Atik ile Festivale özel pul üretilmesi için sözleşme imzaladı. Festival için özel üretilecek olan Rakoczi Anma Pulu 14. Macar Günleri ve Prens Rakoczi’nin naaşının Macaristan’a nakledilmesinin 110. Yılı nedeniyle özel olarak hazırlanarak 52. Kiraz Festivalinde vatandaşlara hediye edilecek. 52. Kiraz Festivali için özel olarak hazırlanan pul 250 adet üretilecek. Festival boyunca vatandaşlara ücretsiz olarak dağıtılacak olan ve sınırlı sayıda üretildiği için değer taşıyan pullar Süleymanpaşa PTT Şubesi’ne mektup göndermek için gelen vatandaşlara verilecek.
Devamı

Budapeşte Nazım Hikmet’i andı

Szabadság!

Ne güzel kelime…

Şair de benim gibi Macarca bilmiyormuş. Bildiği tek bir sözcük: Szabadság! Anlamı?

Birkaç ipucu vereyim: Brave Heart… Mel Gibson… Son sahne… Evet! Freedom…

Yani ÖZGÜRLÜK.

1950’lerde Macaristan’da insanlar birbirlerini “Özgürlük” diyerek selamlıyorlarmış.

Nazım Hikmet sayesinde Macarca bir kelime daha öğrendim.

Türkinfo’yla yolum aslında bundan bir önceki toplantıda kesişmişti. Benczúr sokağında çok güzel bir binada yapılmıştı. Posta çalışanları sosyal tesisinde. Sigetvardaki Kanuni Sultan Süleyman’ın mezarı hakkında bir film seyretmiştik.

Pilav Günü Budapeste

O etkinliğin sonunda Tarık Demirkan’a (Türkinfo Vakfı başkanı) teşekkür edip, tanışmak istedim. Bana bir ay sonraki etkinliğin gençler için olacağını söyledi.

İlk aklıma gelen zamanlamanın iyi olmadığıydı, öğrenciler seneyi kapatıp yaz tatiline gireceklerdi. Ama bunu söylemedim.

Tarık ağabey, “bir sonraki etkinlik konusu için önerilerinizi bekliyorum, düşünün” dedi. Düşündüm taşındım ve bir şey önermedim!

Önerecektim aslında, ama Türkinfo benden önce davrandı. Facebook’da etkinlik açtılar. Tarık ağabeyin gençlik için düşündüğü program; Nazım Hikmet üzerineydi!

Çok sevindim!!!

Benim gibi edebiyata, şiire düşkün bir gençseniz, üstüne üstlük Budapeşte’de olup Sevgili şairinizin de bir zamanlar aynı şehirde bulunduğunu öğrendiyseniz, Türkinfonun konu seçimi için tek bir düşünceniz olabilir: “TAM İSABET”.

Beklentim yüksekti. Çünkü; duyuruda, Nazım’ın arkadaşı Gün Benderli ve “Nazım’ın Macar Toprağı” kitabının yazarı Sunahan Develioğlu’nun konuşmacı oldukları belirtiliyordu.

Hemen duyuruyu mümkün olduğunca yaymayı ve salonu doldurmayı kendime amaç edindim.

Bir sandalye bir sandalyedir diyerek arkadaşım Fatih’e gönderdim. Altına da not düştüm: “Salonu boş bırakmayalım sen de tanıdıklarına gönder”. Pat, cevap geldi: “ Oğlum! Nazım diyorsun…Ben kaydımı yaptım. Salonu falan boş ver sen. Sen de yaptır. Sonra ayakta kalıp benim yerimi isteme!”

Fatih haklı. Salon full. Ben de bir sandalye kaptım, yanımdakine de Türk teyzeler gibiçantamı koydum (Fatih için). Etkinlik mekanı sade, beyazlar içinde, spor salonunu andıran bir yer. Oldukça sıcak. Fatih gelmedi.

Hazırlıklar sürüyor. Kablo değişti. Bilgisayar bağlandı. Mouse geldi. Görüntü gitti. Mavi ekran çıktı. Fatih yine yok. Etkinlik yaklaşık yarım saat rötarlı başladı. Fatih’e sunduğumuz zaman bu kadardı. Çantamı sessizce kaldırdım.

Tarık Demirkan mikrofonu eline aldı ve programın akışı hakkında kısaca bilgi vererek, Nazım Hikmet’in hayatından kesitler aktardı. Şairin hayatı hakkında çok bilinen yanlışları ya da bilinmeyenleri açıklığa kavuşturdu. “Bu memleket bizim” şiiriyle bitirerek mikrofonu devretti.

Sıra György Felföldy’deydi; Nazım Hikmet’in Macaristan üzerine yazdığı “Macar Toprağı” şiirini okumaya başladı. Ama Macarca! Anlamadığım bir dilde okunan bu şiir, tuhaf olmanın yanı sıra etkileyiciydi.

György Felföldy’i tanıyorum. Opera sanatçısı, bir koronun solisti. Kilisede verdiği konseri izleme fırsatı bulmuştum. Çok güzel söylüyordu. Ama artık eminim ki, en az opera kadar Nazım Hikmet’in şiirleri de yakışıyor sesine.

Sıra Sunahan Develioğlu’nda. Türkinfo’daki yazılarından biliyoruz. Sunumuna fotoğraflar eşliğinde başladı. Macaristan’daki arşivlerden bulup fotokopisini aldığı eski gazete küpürleriyle beni hiç bilmediğim bir yere, Nazım Hikmet’in Macaristan’ına sürükledi:

Şair, 13yıl hapis yattıktan sonra, özgürlüğünü çok zor elde etmişti. Bunun için olsa gerek Budapeşte’ye ayak basar basmaz ilk gittiği yer; Özgürlük anıtı. Çelenk bırakmış. Oysa ben ilk gittiğimde bütün turistler gibi sadece fotoğraf çekmiştim. Ama bir dahaki sefere Nazım için çiçek bırakacağım.

Sunahan Develioğlu konuşmasında, şairin seyahatleri hakkında fabrika işçilerine sorduğu sorulardan, ziyaret ettiği sosyalist çocukların kampına kadar ayrıntılı bilgiler verdi. Buda tarafındaki “çocuk trenine” de gitmiş. Sosyalist çocuk kampı artık yok ama tren hala aktif. Merak ettim. Pazar günü gideceğim. Sunahan Develioğlu sunumunu Postacı şiiriyle bitirdi..

Mikrofon Gün Benderli’ye geçmeden arada György Felföldy’den Nazım Hikmet’in bir başka şiirini dinledik. Ne dinlediğimizi bilmiyorum ama yine kulağıma çok güzel geldi. Mavi Gözlü Dev şiiriymiş. Macarcayı sevmeye başladım galiba.

Ve mikrofon Gün Benderli’de. Şairle ilgili anılarını dinleyeceğiz:

Nazım Hikmet’in hayatına nasıl girdiğiyle başladı ve tanışmasına kadar olan süreci bize birinci ağızdan dinleme fırsatı sundu. Bizzat tanışmadan önceki kısmı anlatırken “Nazım Hikmet” diyerek bahsetmesi, tanıştıktan sonraki kısmı anlatırken “Nazım Abi” diye devam etmesi şairin onun için gerçekten de sonradan kazanılan bir abi olduğunu kanıtlar nitelikteydi.

İlk defa Berlin festivalinde tanışmışlar. İkinci buluşmasında, Nazım Hikmet’le birlikte Pablo Neruda, Konstantiv Simonov ve birçok önemli dönem şairiyle aynı masaya oturmak ve onların gündelik yaşantılarına şahit olmak şerefine ulaştığını söyledi.

Gün Benderli, Macaristan’da kalmasını ve radyoda çalışmasını sağlayanın Nazım abisi olduğunu belirtti. Yine bu güne kadar gelen Nazım’ın kendi sesinden şiirlerinin en zor şartlarda kaydını yapan üç kişiden birisinin de kendisi olduğunu öğrendim. Bunu öğrenince gerçekten çok şaşırdım. Çocukluğumdan beri evimde bulunan ve annemin de çok sevdiği Nazım’ın sesinden şiirler CD’sinin kaynağı karşımda oturuyordu. Bu benim için gerçekten de günün anlam ve önemiydi.

Karşımızda Nazım hakkında saatlerce konuşabilecek donanıma sahip insanlar olmasına rağmen anma gecesi sıkıcı olamayacak kadar kısa, anılara, fotoğraflara şiirlere ve anekdotlara yer verebilecek kadar yeterliydi.

Sunumu dikkatimi ve ilgimi hiç kaybetmeden izleyebildim. Sonrasında gelen soru ve görüşlerden, salondaki pek çok kişinin aynı merakı koruduğunu anladım. Gece sonundaki pilav da geceye yakışır lezzetteydi. Türkinfo pilav dahil beklentilerimi dolu dolu karşıladı.

Tahsin Senhür Yüksel

Fotoğraflar: Alptekin Atik, Tahsin Senhür Yüksel

Firardaki ayı yakalandı

Macaristan’ın Bükk Doğa Parkından kaçan ayı bir haftalık bir firarın ardından, parktan 250 kilometre mesafede yakalandı.

Doğal Parkın sınırlarını geçerek insanların yaşadığı bölgelerde görünen ayı, Macaristan’da tam bir heyecan yaşattı.

Hayvan severlerin, öldürülmemesi için bir kampanya da başlattığı kaçak ayı, bir hafta sonra kaçtığı bölgeden 250 km uzakta, Sandorfalva köyü yakınlarında yakalandı.

Uzaktan atılan uyuşturucu iğne ile bayıltılan ayı yaşadığı parka geri götürülecek.

 

 

Tekirdağ Macar günlerinde kültür köprüsü kuruldu

Türkiye’de Macar olmak iyi hissettiriyor

54. Tekirdağ Uluslararası Kiraz Festivali kapsamında, bu yıl 16’ncısı organize edilen Tekirdağ Macar Günleri programı, Rakoczi Müzesi’nde gerçekleştirildi.

Tekirdağ Türk Macar Dostluk Derneği’nin düzenlediği 16. Tekirdağ Macar Günü programı saat 17’de Rakoczi Müzesi önünde saygı duruşu ve İstiklal Marşı’nın okunması ile başladı.

Rakoczi Anıtı’na Macaristan Ankara Büyükelçisi Gabor Kiss ve Türk Macar Dostluk Derneği Başkanı Güneş Gürseler ve Macaristan Tekirdağ Fahri Konsolosu Erdoğan Erken’in çelenk bırakmasının ardından açılış konuşmasını Tekirdağ Türk Macar Dostluk Derneği Başkanı Güneş Gürseler yaptı.

Gürseler, “Tekirdağ’ın en büyük hemşerilerinden biri Macar Prensi Ferenc Rakoczi’dir. Cumhuriyetle taçlanan tarihimizin mimarları Namık Kemal, Yahya Kemal, Mustafa Kemal, 19’uncu Fırka ve 57’nci Alay ile Çanakkale Zaferi’ndeki etkisi nedeniyle Tekirdağ’ın tarihimizde çok önemli bir yeri var. Sayın Büyükşehir ve Süleymanpaşa Belediye Başkanlarımızın bu kente tarih ve kültür anlamında yaptığı katkıları, açılan müzeleri de yakından biliyor ve teşekkür ediyorum. Sizler için güzel bir program hazırladık. Hepinize hoş geldiniz diyorum,” ifadelerini kullandı.

Devamı

Dünya Kupası Tarihi: 1934

1934 İtalya’da yapılan ikinci Dünya Kupası’nı ev sahibi İtalya kazandı. Avrupa’da düzenlenen ilk Dünya Kupası’na 16 takım katılırken, son şampiyon Uruguay, protestoda bulunup İtalya’ya gitmedi. Mısır, Dünya kupalarına katılan ilk Afrika ülkesi olarak tarihe geçti.

 

 

Güney Amerika ülkesi Uruguay’da yapılan ilk Dünya Kupası’ndan 4 yıl sonra organizasyon Avrupa’ya taşındı ve ev sahibi İtalya oldu.

İsveç ile Dünya Kupası düzenlemeye aday olan İtalya, seçimi kazanarak ikinci Dünya Kupası’nı düzenlemeye hak kazandı.

İtalya 1934’e toplam 16 ülke katıldı. Avrupa’dan 12, Güney Amerika’dan 2, Afrika ve Kuzey Amerika’dan ise birer ekip, İtalya’da mücadele etti.

Avrupa’dan Avusturya, Belçika, Çek Cumhuriyeti, Fransa, Almanya, Macaristan, İtalya, Hollanda, Romanya, İspanya, İsveç ve İsviçre, Güney Amerika’dan Brezilya ve Arjantin, Kuzey Amerika’dan ABD ve Afrika’dan da Mısır 1934 Dünya Kupası’na katılan ülkeler oldu.

– Uruguay protesto etti

Son dünya şampiyonu Uruguay, İtalya’daki Dünya Kupası’na katılmadı.

Kendi ülkesinde düzenlenen ilk dünya kupasına birçok Avrupa ülkesinin gelmemesini protesto eden Uruguay, İtalya’daki organizasyona katılmayı reddetti.

– Mısır ilk Afrika ülkesi oldu

Devamı

16,474FansLike
639FollowersFollow