2026. Ağustos 6.
Türkinfo Blog Oldal 366

Villányi borvidék

Beşiktaş’a Macar hakem

Beşiktaş’ın, UEFA Avrupa Ligi I Grubu’nda sahasında Sarpsborg ile karşılaşacağı müsabakayı Macaristan Futbol Federasyonu’ndan Tamas Bognar yönetecek..

 

 

 

 

Beşiktaş’ın, UEFA Avrupa Ligi I Grubu’nda sahasında Sarpsborg ile karşılaşacağı müsabakayı Macaristan Futbol Federasyonu’ndan Tamas Bognar yönetecek.

UEFA Avrupa Ligi’nde mücadele eden Beşiktaş’ın I Grubu’ndaki Sarpsborg maçının hakemleri açıklandı. Vodafone Park’ta 20 Eylül Perşembe günü oynanacak ve saat 19.55’te başlayacak karşılaşmada Macaristan Futbol Federasyonu’ndan Tamas Bognar düdük çalacak. Bognar’ın yardımcılıklarını Balazs Buzas ve Peter Kobor yapacak. dam Farkas ve Peter Solymosi ilave yardımcı hakem olarak görev alacak. Karşılaşmanın dördüncü hakemi ise Theodoros Georgiou olacak.

Devamı

AP seçimleri öncesi İtalyan sağından Macaristan sağına destek

İtalya Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini: “Eminim ki birkaç ay içinde (Macaristan Başbakanı) Viktor Orban’la birlikte kendimizi Avrupa’yı yönetirken bulacağız” “

 

 

(Muhtemel göçmen anlaşması) Almanya, bize Sophia misyonunun kurallarını değiştirmek konusunda yardım ederse, anlaşma imzalanacak”

ROMA (AA) – İtalya Başbakan Yardımcısı ve İçişleri Bakanı Matteo Salvini, 23-26 Mayıs 2019’da yapılacak Avrupa Parlamentosu (AP) seçimlerine atıfta bulunarak, “Eminim ki birkaç ay içinde (Macaristan Başbakanı) Viktor Orban’la birlikte kendimizi Avrupa’yı yönetirken bulacağız.” dedi.

İtalyan ANSA ajansının haberine göre, Salvini Avrupa Birliği (AB) Güvenlik ve Göç Toplantısı’na katılmak için bulunduğu Avusturya’nın başkenti Viyana’da gündeme ilişkin açıklamalarda bulundu.

Devamı

Kütahya Kültürünün İzleri Macaristan’da Tanıtıldı

Kütahya Dumlupınar Üniversitesi öğretim üyesi Dr. Öğr. Üyesi Pınar Yazkaç, Macaristan’ın Kaposvar Üniversitesinde ders verdi, sergi açtı.

 

 

Üniversitemizin Güzel Sanatlar Fakültesi Dekan Yardımcısı Dr. Öğr. Üyesi Pınar Yazkaç, Erasmus+ Personel Hareketliliği kapsamında Macaristan’daki Kaspovar Üniversitesinde ders verdi, sergi açtı ve ebru sanatını uygulamalı olarak tanıttı.

UNESCO Yaratıcı Şehirler Ağı’nda yer alan Kütahya’nın önemli kültürel miraslarından çini, nakış ve el sanatlarının daha iyi tanıtılması için Kaspovar Üniversitesinde üç ayrı sergi açan Dr. Öğr. Üyesi Pınar Yazkaç, üniversitemizin ve Kütahya’nın kültürel değerlerinin tanıtımına büyük katkı sağladı. Kütahya Folklorun mirasları Kütahya Danelerinin İğne Oyalarının ve Nakışlarının Fotoğraf sergisini Kaposvari Egyetem Müveszeti Kar – KB Galleri’de açan Yazkaç, ayrıca Kütahyalı Tasarımcı Cemile Gül’ün kıyafetlerinin fotoğraflarının yer aldığı Kütahya Kadın Kıyafetleri ve Folkloru ile üniversitemizin Sosyal Bilimler Enstitüsü yüksek lisans öğrencileri tarafından hazırlanan Kütahya Çini Motiflerinin Özgün Baskı Tekniğinde Yorumlanması konulu baskı sergilerini de sanatseverlerin beğenisine sundu.

Kaspovar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesinin Macar öğrencilerine uygulamalı olarak ebru sanatı dersi veren Pınar Yazkaç, İznik Çini Sanatını Kütahya’da yaşatan Mehmet Gürsoy’u ve onun çini sanatını anlatan bir konferans da düzenledi.

Macaristan’da bulunduğu 3-7 Eylül tarihlerinde üniversitemizi ve Kütahya ilinin tanıtımını en iyi şekilde yapan Yazkaç, ziyaretinin iki ülke ve üniversiteler arası iletişim ve ortak işbirliği açısından oldukça faydalı ve verimli geçtiğini Kütahya Dumlupınar Üniversitesi olarak; Türkiye’yi, Kütahya ilinin kültürel mirasını, kültürünü ve sanatını tanıtmak, Türkiye’nin diğer ülkeler ile dostluğunu ve kültürel alışverişini geliştirmek ve arttırmak amacıyla bu serginin önemli olduğunu ifade etti.

Yazkaç, Kapoşvar Üniversitesi Güzel Sanatlar Fakültesi Dekanı Prof. Dr. Pal Hatos ile öğretim üyeleri Prof. Dr. Peter Appelshotter ve Prof. Dr. Erzsebet Lieber’i 1.Uluslararası Ahmet Yakupoğlu Şehir, Sanat ve Tasarım Sempozyumu’na davet ederek ziyaretini tamamladı.

Devamı

Günün düşüncesi: Macaristan (nereden nereye)

Rapor, tasarı, sonra oylama ve karar, Avrupa siyaset sahnesinde ilginç bir bölünmeye, bu arada bazı kayma ve tavır değişikliklerine yol açtı. Karar öncesinde AP’de konuşan Viktor Orban, tahmin edilebileceği gibi kendisini ve hükümetini gene milliyetçi bir söylemle savundu. Macaristan’ın “içişlerine müdahele”den, “şantaj”dan ve “hakaret”ten dem vurdu. Ama AP merkez-sağının çoğu tarafından terkedilmekten kurtulamadı.

Dün, yani 12 Eylül, Türkiye’nin yakın tarihindeki en sert askerî müdahelenin 38. yıldönümüydü. 1980’de Macaristan neredeydi peki? Hemen bütün diğer Doğu Avrupa ülkeleri gibi, Sovyetlerden klonlanmış bir komünist tek parti diktatörlüğünden çıkıp çoğulculuğa, seçimlere, kuvvetler ayırımına ve insan haklarına dayalı, normal diyebileceğimiz bir parlamenter demokrasiye kavuşmaya çalışıyordu. Bir bakıma bu açıdan avantajlıydı da. Zira gerisinde 1956 ayaklanması vardı. Sovyet tanklarınca ezilmişti gerçi. İktidarda ve parti lideriyken halkın safına geçen İmre Nagy, sığındığı Yugoslav elçiliğinden bir hileyle çıkartılmış, kendisine verilen söz hilâfına tutııklanıp önce Rusya’ya kaçırılmış, sonra geri getirilip kapatıldığı hapishanede gizlice yargılanarak kurşuna dizilmiş — ama unutulmamıştı (Türkiye’de Terakkiperver Fırka’nın, Takrir-i Sükûn’un, Yassıada idamlarının unutulmaması gibi). Geçmişin mücadelesi, bugünü besliyordu.

Oldu nitekim. 1979-80 dalgasında Çekoslovakya, Polonya, Doğu Almanya, Bulgaristan, Romanya, Yugoslavya ve Arnavutluk “halk demokrasileri” peşpeşe yıkılırken Macaristan da kavuştu özgürlüğüne. Ama sonrası pek iyi gelmedi gibi. Zigzaglı bir seyirden sonra, Polonya’da, Belarus’ta, Ukrayna’da ve tabii en başta Rusya’nın kendisinde olduğu gibi Macaristan’da da, giderek sağa kayan bir milliyetçileşme yeni bir otoritarizmin iktidar temelini oluşturdu. Göçmen ve her türlü yabancı düşmanlığı  alıp yürüdü. ABD’de Trump, İngiltere’de (Nigel Farage ve Boris Johnson başta olmak üzere) Brexit’çiler, Hollanda’da Geert Wilders, Fransa’da Marine Le Pen, Almanya’da AfD, son seçimlerde yüzde 18’e yaklaşan neo-Nazi “İsveç Demokratları” ile aynı familyaya mensup Fidesz partisi ve lideri Viktor Orban, iktidarını tamamen bu milliyetçilik yükselişine dayandırdı.

Dün, yani 12 Eylül Salı günü, Avrupa Parlamentosu’nda kritik bir oylama yapıldı  Macaristan hakkında. Hollanda Yeşilleri’nden Judith Sargentini’nin raporundan hareketle, AP benzersiz bir adım attı.  Üçte ikiyi aşan bir çoğunlukla, Avrupa Birliği’nin “temel değerleri”ni ihlâl ettiği sonucuna vardığı Macaristan’ı ağır bir şekilde kınadı ve hakkında disiplin önlemleri alınmasını Avrupa hükümetlerine tavsiye etmeye karar verdi. Avrupa Parlamentosu kararının temelini, Orban hükümetinin göçmenlere kapıyı hemen tamamen kapatması, hattâ sığınmacılara yardım eden avukat ve aktivistleri “kanun dışı” sayan yeni bir yasa çıkarması, inanç ve ifade özgürlüğünü kısıtlaması, akademik özgürlüğü ve örgütlenme hakkını baskı altına alması, mahkemelere müdahelesi, azınlık (Roma ve Yahudi) haklarını tanımaması… gibi gerekçeler oluşturdu.

Rapor, tasarı, sonra oylama ve karar, Avrupa siyaset sahnesinde ilginç bir bölünmeye, bu arada bazı kayma ve tavır değişikliklerine yol açtı. Karar öncesinde AP’de konuşan Viktor Orban, tahmin edilebileceği gibi kendisini ve hükümetini gene milliyetçi bir söylemle savundu. Macaristan’ın “içişlerine müdahele”den, “şantaj”dan ve “hakaret”ten dem vurdu. Buna rağmen muhafazakârlar arasında ciddî bir çatlak belirdi. AP’nin merkez-sağ grubunun lideri Manfred Weber, müttefiki olageldiği Orban’ı bu sefer terketti ve disiplin önlemleri alınmasını içeren Madde 7’nin harekete geçirilmesi lehinde oy kullanacağını açıkladı.  Buna karşılık asıl milliyetçi-muhafazakârlar bir kere daha Orban’la saf tutttu. Merkez-sağ gruptan Forza Italia ile bazı Bulgar ve Alman sağcılarına ilâveten Brexit’çi İngiliz Muhafazakâr Parti mensupları Budapeşte’ye arka çıktı. Gene İngiltere’den Nigel Farage kabahati AB’nin “otoritarizmi”ne buldu. İslâmofobisiyle ünlü Geert Wilders, Macaristan’ı bütün Avrupa’ya “örnek” gösterdi. Orban’ı “kahraman” ilân etti ve Nobel Ödülü’ne hak kazandığını savundu.

Bir yanda Amerika’nın “yaptırım” ve diğer yanda Rusya’nın “İdlib” baskılarına maruz kalan Türkiye’nin, başından beri en makul alternatif olan, ama geçmişte biraz fazla zıtlaştığı Avrupa Birliği’ne şimdi yeniden yaklaşmaya çalışmak dışında ciddî bir alternatifinin kalmadığı, giderek daha fazla konuşuluyor.

Peki, nasıl olacak bu? Hangi değerler ve uygulamalarla? AP ile Macaristan (ya da AP ile Polonya) arasındaki zıtlaşmanın, Türkiye neresinde? 12 Eylül 1980’in 38. yıldönümünde, AP’deki 12 Eylül 2018 oylaması Türkiye’de herhangi bir yankı uyandırdı mı? Farkında değilim doğrusu.

Halil Berktay – Serbestiyet

Avrupa Parlamentosu’nun cezai yaptırım sürecine başlama kararı Macaristan’da nasıl karşılandı?

Macaristan’da hükümet, Avrupa Birliği’nin, ‘demokratik prensiplerin ihlal edildiği’ gerekçesiyle Macaristan’ı mahkum eden kararını ‘Macaristan’a karşı bir intikam hareketi’ olarak değerlendiriyor.

Hükümetin stratejisine uygun olarak, hükümet yanlısı medya Avrupa Parlamentosu kararının arkasında Macaristan’ın mültecilere karşı aldığı kararlı tavrın yattığı tezini işliyor.

Hükümet yanlısı açıklamalarda bir yandan bu kararın ahlaki olmadığı, çünkü Avrupa Birliği’nin mülteci karşıtı tavrıyla aslında Avrupa’yı koruyan bir ülkeye haksızlık ettiği savı vurgulanıyor.

Diğer yandan kararın Avrupa yasal mevzuatına da uymadığı da ileri sürülüyor.

Çünkü Macaristan’daki Avrupa Birliği hukukçularının tezine göre Avrupa Parlamentosu’nda bir ülkeye karşı alınan böylesi bir kararın geçerli olabilmesi için parlamentonun üçte iki çoğunluğu gerekiyor.

Avrupa Parlamentosu, Avrupa Birliği’nin (AB) Macaristan’a demokratik kuralları düzenli olarak ihlal ettiği gerekçesiyle cezai süreç başlatmasına karar vermişti.

Strasbourg’daki Genel Kurul Toplantısı’nda yapılan oylamada, 197’ye karşı 448 üye, cezai yaptırımlar lehine oy verdi. 48 üye çekimser oy kullandı.

Macaristan’ın AB içindeki oy hakkı askıya alınabilir.

Başbakan Viktor Orban liderliğindeki hükümet, medya kuruluşlarına ve azınlıklara yönelik baskı uygulamak ve hukukun üstülüğü ilkesini ihlal etmekle suçlanıyor. Orban ise bu iddiaları reddediyor.

Karar geçerli mi?

Macaristan’a karşı alınan ve cezai yaptırım sürecinin başlatılmasını öngören karar ise sadece 448 parlamenter tarafından desteklendi.

Ama 448 kişi 750 kişilik Avrupa Parlamentosunun üçte ikisine değil, sadece % 60’ına denk düşüyor.

Macar hukukçular, Avrupa Parlamentosu’nun bu kararı geçerli kılabilmek için bu defalık özel bir önlem aldığını ve çekimser oyları hesaba katmadığını öne sürüyorlar ve bu nedenle de Macaristan’ın kararı geçersiz kılmak için Avrupa Mahkemesine başvurabileceğini vurguluyorlar.

Muhalefet ne diyor?

Muhalefet ise bu kararı selamladı ve Avrupa Birliği’nin Macaristan’la ilgili aldığı bu kararın aslında Orban rejiminin AB tarafından mahkum edilmesi anlamına geldiğini söyledi.

Ana muhalefet partisi milliyetçi Jobbik sözcüsü Adam Mirkoczki, Avrupa Birliği’nin Macaristan’la ilgili raporundaki eleştirilerin haklı gerekçeleri olduğunu ve bu nedenle de karşı oy kullanılamayacağını söyledi.

Sosyalistler de rapora evet oyu vereceklerini daha önce açıklamışlardı.

Ancak Macaristan’daki genel kanı, Avrupa Birliği’nin bu tavrının Macaristan’da olup bitenleri çok etkilemeyeceği yönünde.

İktidar partisi yanlıları, Brüksel’in kararının gerisinde intikam duyguları olduğunu söylüyor.

Onlara göre Macar hükümetinin program ve uygulamaları tamamen Macar halkının desteğine dayanıyor.

Bu nedenle Brüksel’in bu kararı bir tür egemenlik haklarına müdahale anlamına geliyor.

Kararı selamlasalar da muhalefet yanlıları da aslında çok iyimser değil.

Çünkü uzmanlar Avrupa Birliği içinde bir ülke hakkında cezai işlem başlatılmasının mevzuata göre çok zor ve uzun bir süreç olduğunun altını çiziyor ve bu yolla Macar hükümetinin yola getirilebileceğine çok inanmadıklarını dile getiriyorlar.

BBC- Tarık Demirkan

Éva’nın öyküsü (1.)

Budapeşte’nin içimi titreten mimari ayrıntılarından, mesela balkonun kenarına oturtuluvermiş o çocuk heykelinden,

Ya da,

Tuna’nın binlerce yıldır taşıdığı alüvyonlarla oluşturduğu adacıklarından,

Ya da,

Avrupa’nın ortasında beyaz porselen tabakta duran kayısı güzelliğindeki, öylesine düz, bereketli ve uçsuz bucaksız ovalarından,

Ya da,

topraklarında yaşayan geyiklerden, ceylanlardan, kara leyleklerden,

Ya da,

Yeşilin hemen her tonunu görebildiğim ormanlarından çooook daha önemlidir: Macarlar!

Macaristan’ı Budapeşte’yi, şehrin bir yakası olan Peşte’yi anlatıyorum. Oysa şöyle bir gerçek var ki, Macar halkını sevmesem, Macaristan’ı böylesine sevemezdim. Bu nedenle bir süredir Macarları yazmak istiyor ve fakat nereden nasıl başlayacağımı bilemiyordum.

Pek çok, kıymetli Macar arkadaşım var, onları mı tanıtayım?

Tanımadığım Macarlar hakkında mı yazayım?

Bu ve benzeri soruların cevaplarını kafamda düzene koymaya uğraşırken, her zaman olduğu gibi “Éva’nın hikayesi” hesapsızca gelip oturuverdi aklımın sayfasına.

Şimdi de klavyeye, oradan da ekrana akıyor satırlar:

Macaristan’ın kuzey doğusundan Éva’nın öyküsünü anlatacağım.

Artık gümbürtülü şakırtılı yağmurlar başladı. Ardından gelen güneşli günler geçip giden yaz mevsiminin son hediyesi.  Fazla sürmeyeceğini bildiğimden bu fırsatı kaçırmak istemedim ve yağmurların ardından güneşin açtığı ilk gün Nyíregyháza’ya gidecek olan arkadaşımın arabasındaki boş koltuğa hemen kuruldum.

Çok merak ettiğim, bunca senedir isteyip de bir türlü göremediğim Macaristan’ın Kuzey doğu’suna gidiyordum. Bu bölge Slovakya ve Ukrayna sınırlarına yakın. Üç günlük tatilimde Nyíregyháza’dan başka, Sátoraljaújhely, Sárospatak şehirlerini gezecek, Zemplén dağlarının çevrelediği meşhur Tokaj bağlarını görecek, Aszú şaraplarından tadabilecek ve nehir kenarındaki bir kamp alanında konuşlanıp, ırmakta yüzebilecektim.

Éva’yı işte bu gezi sırasında tanıdım. Arkadaşlığımızın mazisi taş çatlasın yirmi gün…

Éva Horváth matematikçi ve fizikçi. İki yetişkin oğlu var. Kocası Tibor, Felsőberecki’nin belediye başkanı. Üçyüz kişilik nüfusa sahip bir köyde yaşıyorlar. Evinden on kilometre uzaklıktaki Sátoraljaújhely’deki meslek lisesinin ortaokul kısmında öğretmenlik yapıyor. İşte burası çok ilginç: Éva her gün işinden evine, evinden işine koşarak gidiyor!

İŞTEN EVE, EVDEN İŞE KOŞUYOR

Akşam kamp ateşi başında sohbet ederken iyi anlamadım mı acaba diye teyit etmek istiyorum ve “Ben de yıllarca evden işe- işten eve koşup durdum” diyorum. “Yok öyle değil” diyor, “ben düzden koşuyorum”:

“Otobüse de biniyorum tabii ama çoğunlukla koşarak gidip geliyorum” diyor. Bu koşan kadın daha da ilgimi çekiyor… Hobisiymiş… Okul yolunda koşmadığı zamanlar, Bodrog ırmağının kıyısındaki doldurulmuş alanda koşuyormuş.

Éva kırk yaşından sonra koşmaya başlamış. Yedi yıldır koşuyor. Geçen sene onun hayalini bilen öğrencileri, sene sonunda veda ederlerken, içindekini yüksek sesle okumasını rica ederek bir zarf vermişler. Gerisini şöyle anlatıyor Éva:

ANLAMLI HEDİYE

“  Zarfın içinden çıkan A4 ‘de 32.Budapeşte yarı maratonuna katılımımın onaylandığı yazıyordu. Çığlık atmışım… O güne kadar ancak 18 km koşmuştum 21.096 km yi nasıl koşacağımı bilmiyordum. Aklımda sadece yarışı tamamlayabilmek vardı. Formamın üzerindeki yarış numaramın altında “ÖĞRETMEN” yazıyordu.

“Yarış 10 Eylül 2017 de saat 9 da Şehir Parkından başladı. Kahramanlar Meydanına geldiğimde benim küçük hayran kulübümün yüzlerindeki mutluluğu gördüm “Haydi Öğretmen” diye bağırıyorlardı. Üçyüz metre kala bacaklarım uyuştu, hissetmiyordum. Pes etmeyecektim. Yorgunluktan final çizgisini göremedim. Yanımdaki koşucuya sordum “vardım mı?” diye. Gülümsedi. O zaman anladım ve yürümeye başladım.2 saat 19 dakikada tamamlamışım. Madalya boynuma geçtiğinde öyle coşkulu bir durumdaydım ki tekrarlamaya karar verdim. “

“Yarı maratona bu sene de katılıyorum. 5374 numara ile 9 Eylül’de Budapeşte’de koşacağım”.

Yarı maratonda destekçisi olmaya söz veriyorum. Eylül Pazar günü Budapeşte’de Éva’ya tezahürat yapacağım. Öğrenciler yerine bu defa ben bağıracağım: Haydi Öğretmen!

Şimdilik bu kadar olsun. Yazının devamı ; “Budapeşte Yarı maratonundaki öğretmen” ikinci bölümde…

 

Sunahan Develioğlu

Türkinfo

Nádudvar

16,474FansLike
639FollowersFollow