Sağ popülizmin kutbu Viktor Orban, Macaristan’ın altılı ittifakını seçim sandığında devireli dört ay oldu. Birleşen muhalefete karşı üçte iki çoğunlukla fark attı ama geçen hafta binlerce protestocu ülke çapında sokaklara döküldü.
Çünkü popülist politikaların tahsilat zamanı geldi. Seçmene çekilen kıyakları vergi artışlarıyla toplama dönemi başladı. Vergi reformundan en ağır etkilenecek kesim küçük ve orta ölçekli işletme sahipleri olduğu için protestocular arasında çoğunluğu da onlar oluşturuyor.
Sokağa yansıyan tepki karşısında Başbakan Orban’ın milliyetçi retorik dozu arttı. En son “Biz Macarlar karışık ırk istemiyoruz, Avrupa’ya ilerleyen İslam medeniyetinin durdurulması lazım” açıklamasıda artırılmış ırkçı belagatin eseri.
***
İktidara karşı birleşen altılı ittifakla bizim altılı masa arasında çok paralellik kurulmuştu. İttifak bileşenlerinin rengiyle seçim sistemi ve ekonomik yaşam koşullarındaki farklara rağmen, Macaristan’daki olası seçim sonucunun Türkiye seçimlerine psikolojik etkisi olacağını söyleyenler bile çıktı.
Seçim bitti, bizim yorumcular analizleri rafa kaldırdı. Macaristan’da hayat devam ediyor ama kaldığı yerden değil; artık çok daha pahalı.Göstericiler Budapeşte’de Tuna üzerinde köprü işgal etti
Ankara Süleyman Demirel Anadolu Lisesi çok sesli korusu, Macaristan’ın Başkenti Budapeşte’de düzenlenen 6. Uluslararası Budapeşte Müzik Festivali’nde ülkemizi ve başkenti temsil etti.
Özlem Sultan Ozan Yılmaz’ın şefliğinde; ikisi yabancı dilde olmak üzere 9 eser seslendiren 50 kişilik çok sesli koro, farklı ülkelerden yüksek katılımın olduğu festivalde, dinleyenlere müzik ziyafeti sundu. Türk müziği ezgilerini uluslararası platformda başarılı bir şekilde seslendiren öğrenciler, festivale iştirak eden diğer ülkeler ile ev sahibi Macaristan temsilcilerinden övgü aldı.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, etnik Macarların yoğun olarak yaşadığı Romanya’nın Szekely bölgesinde bir konuşma yaptı.
Tuşnad Yaz Üniversitesi ve Kampını geleneksel olarak yıllardır ziyaret eden Orban, bu ziyaret esnasında yaptığı strateji belirleyen konuşmalarıyla da tanınıyor. Orban’ın bu kez de söyledikleri yeni tartışmalar başlattı.
“Batı Avrupa uygarlığı çıkmaz sokağa girdi”
Orban, özellikle Batı Avrupa Hıristiyan kökenli uygarlığın ideolojik nedenlerle kendi kendini imha eden bir süreç yaşadığına ilişkin görüşlerini burada da tekrarladı. Son dönemin gelişmelerinin çok merkezli bir dünya oluşturduğunu ve ABD, Çin, Asya ülkeleri, Rusya ve İslam ülkelerinin Avrupa’yı kıskaca aldığını belirtti.
Viktor Orban’a göre bu sürecin gerisinde Avrupa’yı ırksal karışıma zorlayan göç olgusu yatıyor. “Avrupa ikiye ayrıldı” diyen Orban, “Bir tarafta – batıda- Avrupa halklarının ve Avrupa dışı halkların temsilcilerinin yaşadığı ülkeler var. Bu ülkeler artık bir ulus bile değil. Bu ülkelerin büyük şehirlerinde yaşayanların % 50’si artık Avrupalı değil” diye konuştu.
Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde bu ırksal karışımın olmadığını ileri süren Orban, “Avrupalı halklarla karışıyoruz, ama Avrupa dışı halklarla karışmak niyetinde değiliz, buna asla izin de vermeyeceğiz” dedi.
Macar başbakanının bir saati aşkın bir süre devam eden uzun konuşması, Macaristan gündeminde çok önemli bir yer tuttu.
Hükümet yanlısı medya konuşmayı, Avrupa ve dünya analizi nedeniyle önemli bir dünya siyasetçisinin yorumları olarak değerlendirdi ve bunların geleceğe ışık tuttuğunu savundu.
Muhalefet ise böyle bir lideri olduğu için tehlikede olanın dünya değil, Macaristan olduğunu savundu.
Eski başbakanlardan ve ana muhalefet partisi lideri Ferenc Gyurcsany “Macaristan’ın en büyük trajedisi Orban’ın kendisi ve eğer kalacak olursa bu bizim sonumuz anlamına gelecek” dedi.
Konuşma sadece sol muhalefette değil, merkezde kalmaya ve FİDESZ’i anlamaya çalışan siyasetçiler arasında da tepki yarattı.
Eski siyasetçilerden Andras Schiffer, “Kültürlerin karışmasına karşı olabilirsiniz, ama dünyadaki insan ırkı tek ve bir bütündür, bunu ayırmaya başlarsanız, gideceğiniz yer, değerli ve değersiz ırklar ayrımı olur, ki bu düşünce dünyayı 20. yüzyılın en büyük yangınına götürmüştür” dedi.
“Trump ve Merkel görevde olsalardı Rusya Ukrayna savaşı olmazdı”
Orban, konuşmasında Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline de değindi.
Ukrayna’nın Rusya karşısında savaşı kazanamayacağını söyleyen Orban, ABD’ye savaşın bitmesi için yardım etme çağrısı yaptı.
Orban, Rusya’ya yönelik yaptırımların da işe yaramadığını savundu.
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Oleh Nikolenko, Orban’ın Rusya karşıtı yaptırımların başarısız olduğu yönündeki açıklamasına tepki gösterdi.
Nikolenko, Facebook’tan yaptığı açıklamada, “Yaptırımların Rusya’yı sarsmadığını söylemek, Rus propagandasının klasik bir örneğidir. Yaptırımlar, Rus askeri makinesinin Ukrayna’ya karşı savaşma kabiliyetini önemli ölçüde azalttığı için etkilidir. Ukrayna’ya silah sağlamak Ukraynalıların hayatını kurtarıyor” dedi.
Nikolenko, Orban’ın bu açıklamasının, Macaristan dışişleri bakanının daha fazla Rus doğalgazı talep etmek için Moskova’yı ziyaretinden bir gün sonra geldiğine de dikkat çekti.
Orban konuşmasında ABD’nin dünyayı yanlış değerlendirdiğini de kaydetti.
ABD’nin Rusya’yı en büyük hasım olarak görüp, tüm dünya ülkelerinin de buna göre dış politika belirlemesini talep ettiğini, oysa dünyanın dörtte üçünün kendi bölgelerinde çok farklı sorunları olduğunu belirtti.
Avrupa Birliği’ni ABD’nin bu politikasını hayata geçirmesine engel olamamakla suçlayan Orban, “Eğer savaş tehlikesinin ortaya çıktığı kritik anda Trump ve Merkel görevde olsalardı bu savaş başlamazdı” dedi.
“2030’a hazırlanıyoruz, çünkü o tarih bir milat olacak”
Viktor Orban, Batı dünyasının ekonomik ve sosyal sorunlarının hem ABD ve hem de AB için 2030 yılı civarında zirve yapacağını var saydı. Orban, özellikle Avrupa Birliği içinde sanayileşmiş kuzey ve borçlu güney arasındaki derin çelişkilerin o tarihte artık AB’de kaçınılmaz bir çatlak yaratacağını düşündüğünü açıkladı.
Macar başbakanına göre 2030 yılına kadar Batı Avrupa ülkelerine göre daha hızlı gelişen Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri o yıllardan itibaren Avrupa’nın kaderini de eline alabilir.
Ama bunun olabilmesi için Viktor Orban’a göre sınırların sıkı korunması, aile temelli ulusal kültürün savunulması ve bir an önce ordunun güçlendirilmesi gerekiyor.
Orban güçlü bir ulus ve güçlü bir devlet hedefliyor. “Hazırlıklı olmalıyız, dünyanın herhangi bir köşesinde herhangi bir Macarın ayağına basıldığında biz buradan müdahale edebilmeliyiz” diyor.
Covid-19 kısıtlamalarının kaldırılması sonrası yüksek talep nedeniyle Schengen vizesi başvurularının eylül ayına kadar karşılanamayacağı belirtiliyor.
SchengenVisaInfo.com, henüz vize başvurusu yapmamış kişilerin büyük olasılıkla eylül ortasına kadar randevu bulamayacağını bildirdi.
Seyahat endüstrisi yöneticilerine göre şu anda 26 Schengen Bölgesi ülkesinde temmuz ve ağustos için boş yer yok. Sadece birkaç ülkenin ağustos ayı için müsait yerleri olabileceği kaydedildi.
Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerden gelen yolcular, Schengen Bölgesi’ne girmek için bu vizeye ihtiyaç duyuyor.
Ülke büyükelçiliklerinin belli sayıda vize randevusu verdikleri ve talep yüksek olsa bile bu sabit sayının artırılmadığı biliniyor.
“Schengen vizesi alamayanlar Türkiye’yi tercih ediyor”
Seyahat şirketleri, Schengen Bölgesi için vize bulamayan yolcuların Türkiye, Malezya, Tayland, Endonezya ve Mısır gibi diğer destinasyonlara gitmeyi düşündüğünü kaydetti.
Önceki aylarda büyükelçiliklerin vize başvurularını işleme koyması çok uzun sürdüğü biliniyordu. Ancak, ek personel istihdam edildiği için genel olarak, vize başvuruları 15 iş günü içerisinde sonuca bağlanıyor.
Schengen vizesi, bir kişinin herhangi bir Schengen Bölgesi ülkesine turizm veya ticari amaçlarla 90 güne kadar girmesine izin veren kısa süreli bir vize.
AB’ye turizm amaçlı seyahat etmeyi planlayanların turist vizesine başvurmaları gerekiyor. Turist vizesi, üçüncü ülke vatandaşlarının altı aylık bir süre içinde en fazla 90 gün boyunca Schengen Bölgesi’ne girmelerine izin veriyor.
Türkiye’den vize başvuruları neden geri çevriliyor?
Türkiye’den Avrupa Birliği ülkelerine yapılan turistik vize başvurularının reddedilme oranı son yıllarda artış gösterdi. Vize başvuruları reddedilenler durumdan şikayetçi olurken Türkiye, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne (AKPM) Schengen Vize sisteminin kötüye kullanıldığına dair bir rapor sundu.
Macaristan merkezli hava yolu şirketi Wizz Air’ın yetkilileri Türkiye Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nü (SHGM) ziyaret etti.
Macaristan merkezli hava yolu şirketi Wizz Air’ın yetkilileri Türkiye Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nü (SHGM) ziyaret etti.
SHGM Genel Müdürü Prof. Dr. Kemal Yüksek’i makamında ziyaret eden Wizz Air Group yetkilileri, kısa bir sunum yapılarak, Türkiye’ye gerçekleştirilecek olası operasyonlar, ilave yolcu ve turist katkıları ile iş birlikleri konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.
SHGM’den yapılan açıklamada, tarafların 9-10 Ağustos 2022 tarihlerinde üst düzey bir katılımla, potansiyel gelişmeler ve fırsatların değerlendirilmesi amacıyla bir toplantı gerçekleştirilmesi konusunda mutabık kalındığı belirtildi.
Son birkaç yıldır Macaristan’daki yeni yasalar ve yasal düzenlemelerle temel haklarının kademeli olarak ellerinden alındığından yakınan LGBTİ+ topluluğu, 2022 yılı yürüyüşüne “Geleceğini geri al!” sloganı altında bir gövde gösterisi yapmak için hazırlandı.
Muhafazakar ve milliyetçi kesim ise Onur Yürüyüşü katılımcılarını şehrin ana meydanlarına sokmamak için hazırlık yapıyor.
Pride düzenleme komitesi, şehrin merkezindeki Andrássy caddesi boyunca gerçekleştirmeyi düşündüğü geleneksel yürüyüş güzergahını elde edebilmek için başvuruda bu yıl da geç kaldı.
Geçen sene olduğu gibi bu yıl da o bölgede etkinlik hakkı, aynı güzergah için başvuran milliyetçi aşırı sağ “Mi Hazánk” (Bizim Vatan) partisinin oldu.
Ancak Bizim Vatan partisi rezerve ettiği bölgede bugün hiçbir etkinlik düzenlemeyeceğini duyurdu. Açıklamada, “Biz şehrin merkezini normal vatandaşlarımıza bırakıyoruz” ifadeleri yer aldı. Diğer muhafazakar ve milliyetçi kesimle birlikte radikal sağın, Onur Yürüyüşü’ne katılanları rahatsız edebilmek için, göstericilere yakın köşe başlarında “karşı gösteriye” hazırlandıkları sır değil.
Macaristan’daki miting ve gösteri yasalarına göre, herhangi bir toplumsal derneğin, partinin, hatta şahsın şehrin herhangi bir yerinde gösteri yapmak için izin alması gerekmiyor. Sadece resmi makamlara nerede ve ne zaman gösteri düzenlemek istediğini bildiriyor.
Ancak bu bildirimin de bir süresi var. Bir toplantı ya da yürüyüş için başvuru, gösteri tarihinden en erken 3 ay, en geç de 48 saat önce yapılabiliyor. İşte milliyetçi radikal Bizim Vatan partisi de bu olanağı kullanarak, geçen yıl olduğu gibi bu yıl için de, gösteri tarihinden 3 ay önce, bildirim yapma periyodunun başladığı ilk dakikalarda Pride Yürüşü güzergâhında, Pride ile aynı tarihte bir etkinlik yapacağını ileri sürerek o bölgeyi rezerve etti.
Pride Komitesi de zorunlu olarak yürüyüş için başka bir bölge saptadı. Tuna kıyıları boyunca devam edecek olan Pride yürüyüşü, anlamlı bir yerde “Özgürlük Meydanında” (Szabadsgág tér) son bulacak.
Eşcinsel hakları ne durumda?
Son birkaç yıldır Macaristan’daki gelişmeler LGBTİ+ kesimini oluşturan vatandaşların haklarının tırpanlanması olarak nitelendiriliyor ve Macar hükümeti bu nedenle eleştiriliyor.
Geride kalan yıl, bir masal kitabı, toplumsal sosyal ve cinsel farklılıklar içeren masalları çocukların gündemine getirdiği için önce Bizim Vatan partisi sempatizanları tarafından toplanıp yakılmış, sonra da resmi kurumlarca masal kitabının kütüphanelerden çıkarılması ve “poşette” satılması kararı alınmıştı.
Ardından LGBTİ+ hakları daha ciddi bir darbe aldı: Aile ve çocukları daha iyi koruma gerekçeleriyle, eşcinsel kişilerin oluşturduğu ailelerde çocuk evlat edinme ve çocuk büyütme hakları yasal düzenlemelerle olanaksızlaştırıldı. “Aile bir anne ve bir babadan oluşur” cümlesi anayasaya kadar girdi.
En son darbeyi ise, Nisan ayında anayasaya da girmesi için halk oylamasına sunulan, ancak yeterli oy kullanma oranına ulaşılamadığı için anayasal bir madde haline gelmeyen yeni “Aile ve Çocukları koruma yasası” vurdu.
Bu yasa muhafazakâr kesimlere göre toplumun “sağlıklı” aile yapısını ve çocuk haklarını korumayı hedefliyor. LGBTİ+ kesimler için ve toplumda temel hakların korunmasını savunanlar açısından ise yasa tartışmasız bir şekilde eşcinselleri ve diğer LGBTİ+gruplarını görünmez kılmaya, toplum dışına itmeye çalışıyor.
Avrupa Parlamentosu ve AB Komisyonu bu yasayı toplum içinde bazı kesimlerin haklarını tırpanlayan bir yasa olarak görüyor ve AB temel mevzuatını ve temel insan haklarını ihlal ettiği gerekçesiyle yasanın derhal geri çekilmesini talep ediyor.
Ancak Macar hükümeti yasayı geri çekmek bir yana, Anayasal bir madde haline de getirmeyi deneyince AB komisyonu da tartışmada karara varması için konuyu Lahey Adalet Divanı’na havale etti.
18 Temmuz’da ise Budapeşte’de ABD’den Uruguay’a kadar 42 büyükelçilik ve yine Budapeşte’de faaliyet gösteren 11 uluslararası kültür merkezi ortak bir deklarasyon yayınlayarak LGBTİ+ haklarını ve Budapeşte Onur Yürüyüşü’nü desteklediklerini açıkladılar.
Dünya genelinde 124 ülkenin Satranç Federasyonuna kayıtlı 8 bin 532 kadın sporcu bulunurken, Türkiye 65 kadın oyuncu ve 2 bin 450 puanla dünya listesine 15. sıradan giriş yaptı.
BESTENİGAR KARA
Bugün Dünya Satranç Günü… Birleşmiş Milletler Eğitim, Bilim ve Kültür Örgütü (UNESCO) tarafından 20 Temmuz 1966’da ilan edilen Dünya Satranç Günü’nün bugün 56. yıl dönümü kutlanıyor. Peki kadınların satrançta ne kadar etkin olduğunu biliyor muyuz? Pek çoğumuz kadınların satranç başarısını Netflix dizisi “The Queen’s Gambit” ten tanımış olsak da başarı uzakta değil, Türkiye Satranç Federasyonu’nun Başkanı da bir kadın.
“20 Temmuz Dünya Satranç Günü’nün 56. yıl dönümü kutlu olsun” başlığıyla bir kutlama mesajı yayınlayan Türkiye Satranç Federasyonu Başkanı Gülkız Tülay, “Türkiye bir satranç ülkesidir! Bu sporu bu ülke çok sevdi” diyor, ve takımların başarılarını anlatıyor.
Dijital veri platformu Turboard’un; Dünya Satranç Federasyonu (FIDE) 2020 yılı ağustos ayı verilerinden derlediği sıralamaya göre, Türkiye 65 kadın oyuncu ve 2 bin 450 standart puan ile Dünya Kadın Satranç Sporcuları listesinde 15. sırada yer alıyor.
Dünya genelinde 124 ülkenin Satranç Federasyonuna kayıtlı 8 bin 532 kadın oyuncunun yer aldığı listede; 214 sporcu ve 2 bin 675 standart puan ile Macaristan ilk sırada yer alıyor. Macaristan’ı; 1.687 oyuncu ve 2 bin 582 standart puan ile Rusya ve 198 oyuncu ve 2 bin 658 puan ile Çin takip ediyor.
Macaristan’da Parlamento, Avrupa Birliği (AB) Parlamentosunun yetkilerini azaltmak için hazırlanan bir yasa teklifini oylayarak kabul etti. Aşırı sağcı Başbakan Viktor Orban hükümetinin sunduğu teklif, 130 lehte ve 50 aleyhte oyla kabul edildi.
Avrupa Parlamentosunun Avrupa demokrasisini “çıkmaza” soktuğunu öne süren metinde AB’nin yasama organının gücünün azaltılması çağrısında bulunuluyor. Karar, somut olarak, Brüksel’in üye ülkelerden uygulamasını istediği yasaları Macaristan’ın yürürlüğe koymamasına “yeşil ışık” yakıyor. Ayrıca, Avrupa Parlamentosunun Macaristan’ı etkileyen yasalar hazırlama kabiliyetini azaltıp bloğun gücünü zayıflatmasını hedefliyor.
“Avrupa demokrasisi, Avrupa Parlamentosunun içine sürüklendiği çıkmaz sokaktan kurtarılmalıdır. Avrupa Birliği değişmelidir çünkü çağımızın zorluklarına karşı hazırlıksızdır” ifadelerinin kullanıldığı kararda ayrıca AB milletvekillerinin seçmen yerine ulusal hükümetler tarafından göreve getirilmesi gerektiği de vurgulanıyor.
A weboldalon cookie-kat használunk, amik segítenek minket a lehető legjobb szolgáltatások nyújtásában. Weboldalunk további használatával jóváhagyja, hogy cookie-kat használjunk.