2026. Ağustos 4.
Türkinfo Blog Oldal 335

İstanbul Cup şampiyonları Timea Babos ile Kristina Mladenovic kupalarını kaldırdı!

TEB BNP Paribas İstanbul Cup Uluslararası Kadınlar Tenis Turnuvası’nı çiftlerde şampiyon tamamlayan Macar Timea Babos ile Fransız Kristina Mladenovic, ödüllerini aldı.

 

 

TEB BNP Paribas İstanbul Cup Uluslararası Kadınlar Tenis Turnuvası’nı çiftlerde şampiyon tamamlayan Macar Timea Babos ile Fransız Kristina Mladenovic, ödüllerini aldı.

Esenyurt’taki Spor Toto Tenis Park’ta yapılan final müsabakasının ardından gerçekleştirilen ödül törenine, Türkiye Tenis Federasyonu Başkanı Cengiz Durmuş ile TEB Kobi Bankacılığı Genel Müdür Yardımcısı Ali Gökhan Cengiz katıldı.

Organizasyonda şampiyonluğa ulaşan Babos-Mladenovic çiftine kupalarını Cengiz Durmuş verdi.

İkincilikle yetinmek zorunda kalan Alexa Guarachi (Şili)-Sabrina Santamaria (ABD) ikilisine ise ödüllerini Ali Gökhan Cengiz takdim etti.

Ödül töreninin ardından toplu fotoğraf çekimi gerçekleştirildi.

Devamı

‘Macaristan’da sınır kamplarındaki mülteciler aç bırakılıyor’

Macaristan’a iltica etmek amacıyla Sırbistan sınırından ülkeye giren yabancıların iltica başvurularının sonuçlanıncaya kadar tutuldukları sınır transit mülteci kamplarındaki koşullar Guardian’ın makalesiyle bir kez daha gündeme geldi.

Geçtiğimiz aylarda Macar Helsinki Derneği ve bazı diğer insan hakları savunucuları tarafından ortaya atılan, sınırlardaki mülteci kamplarında iltica başvurusu yapan insanların aç bırakıldıkları iddiaları Macar medyasında geniş yer bulmuştu.

En son Helsinki Derneği üyeleri iltica başvurusu yapan ve sekiz aydır kampta tutulan beş kişilik bir ailede anne ve babaya dört gün hiçbir gıda maddesi verilmediği için mahkemeye başvurmuştu.

Mülteci ailesi, sadece hasta çocukları için yemek verildiğini ve anne ile babanın çocuklardan kalan yemeklerle yetinmek zorunda olduklarını iddia ediyordu.

Macar Mahkemesi başvuruyu haklı buldu ve aileye derhal yemek verilmesi konusunda karar aldı.

Macar hükümeti sözcüsü Zoltan Kovac, Guardian’a verdiği demeçte, bir yandan bu iddiaları reddederken, diğer taraftan kabul ediyor. Sözcü sınır kamplarında “hak edenlere” yemek verildiğini, iltica başvurusu reddedilenlerin ise “yasalara göre” gıda maddesi haklarının olmadığını söylüyor.

“Bedava yemek yok! Beğenmeyen gider”

Kovac, “Bunu bir iş akdi gibi algılayın, sözleşme geçerli değilse, karşılığı da olmaz. Burada bedava yemek yok. Beğenmeyen Sırbistan’a doğru geri gidebilir” diyor.

Macar Helsinki Derneği eş başkanı Marta Pardavi şimdiye kadar mültecilerin aç bırakıldıkları 13 vaka tespit ettiklerini, bunların bir kısmında, resmi makamları yemek vermeye zorlayabilmek için Avrupa İnsan Hakları Mahkemesi’ne başvurduklarını söylüyor.

Helsinki Derneği, mültecilerin aç bırakılma uygulamasının 21. yüzyılda dünyada eşi benzeri olmayan utanç verici bir uygulama olduğunun altını çiziyor.

Macar hükümeti Avrupa’da mültecilere karşı en sert önlemleri alıp uygulayan hükümetler arasında. Sırbistan sınırını dikenli tellerle çeviren hükümet, adayların mülteci başvurularını da henüz Macar topraklarına girmeden yapmalarını sağlamak için sınırda mülteci kampları kurdu.

Basının giremediği kamplar

Bu kamplar “transit kamp” olarak adlandırılıyor ve burada başvuru yapan mülteciler, temsili olarak henüz Macaristan dışındaymış gibi kabul ediliyor.

Oysa transit kamplar Macaristan sınırları içinde bulunuyor. Prefabrik konutlardan oluşan ve çok sıkı korunan bu kamplara basının girmesine izin verilmiyor.

Başvuru yapan adaylar hakkında gerçekleştirilen soruşturmada eğer koşullarının sığınma hakkı alabilmek için yeterli olmadığına karar verilirse, mülteciler Sırbistan’a doğru sınır dışı ediliyor.

Ülkeye kaçak giren mülteciler ise “suç işledikleri” için mülteci başvurusu yapamıyor ve hapis cezasıyla cezalandırılıyor.

Macar makamları transit mülteci kamplarına Sırbistan istikametinden gelenlerin başvurularına da sınırlamalar koydu.

Kamptaki 101 kişiden 61’i çocuk

2017 yılında günde yüz başvuru kabul edilirken, bu sayı zaman içinde günde 15 başvuruya kadar düşürüldü.

Bu ise Sırbistan tarafında mültecilerin çok kötü koşullar içinde bekledikleri ve hiçbir temel ihtiyaca yanıt vermeyen baraka ve çadır hayatının başlamasına neden oluyor.

Mülteci kamplarındaki sefaletin boyutlarını incelemek için Nisan ayı başlarında Röszke Transit Mülteci Kampını ziyaret eden Macar parlamentosunun iki üyesinin açıklamaları da uzun bir süre Macar basınında yer almıştı.

Bernadett Szel ve Szabolcs Szabo, dikenli tellerle çevrili kampın, ‘bir mülteci kampından çok bir hapishaneye’ benzediğini söylemişlerdi.

İki parlamenterin kampın girişinde hazırladıkları videoda, kampta 61’i çocuk toplam 101 kişinin tutulduğu vurgulanıyordu.

Tarık Demirkan BBC

Kütahyalı İşadamı Güral’a, Macaristan Cumhurbaşkanlarından İki Altın Madalya

Güral Porselen Yönetim Kurulu Başkanı ve Macaristan Fahri Başkonsolosu Kütahyalı iş adamı İsmet Güral, 26 yıldan beri Türk-Macar dostluğuna katkıları nedeniyle Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Shcmitt, aynı ülkenin Cumhurbaşkanı Janos Ader’den, Macaristan’ın en yüksek ödülü altın madalya alan tek…

 

 

Güral Porselen Yönetim Kurulu Başkanı ve Macaristan Fahri Başkonsolosu Kütahyalı iş adamı İsmet Güral, 26 yıldan beri Türk-Macar dostluğuna katkıları nedeniyle Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Shcmitt, aynı ülkenin Cumhurbaşkanı Janos Ader’den, Macaristan’ın en yüksek ödülü altın madalya alan tek Türk işadamı unvanına sahip oldu.

26 Yıldan beri Macaristan’ın Ege Bölgesi Fahri Başkonsolosu olarak görev yapan İsmet Güral’a ilk olarak 2011 yılında Kütahya’ya gelen Macaristan Cumhurbaşkanı Pal Shcmitt tarafından özel bir törenle, Macaristan’ın en yüksek ödülü,” Macaristan Liyakat Nişanı” olan”Altın madalya” verildi.

Daha sonra 2015 Yılında Kütahya’ya gelen Macaristan Cumhurbaşkanı Janos Ader tarafından Güral’a ikinci defa Macaristan’ın en yüksek nişanı “altın madalya” törenle takdim edildi

Devamı

Çin’in İpek Yolu projesinde ikinci zirve

Çin’in yeni İpek Yolu olarak nitelendirilen “Bir Kuşak, Bir Yol” projesinin ikinci zirve toplantısı Pekin’de yapılıyor. Proje, bazı Batılı ülkelerde “Çin’in nüfuzunu artırma çabası” olduğu gerekçesiyle şüphe yaratıyor.

 

 

Çin’in modern İpek Yolu olarak adlandırılan “Bir Kuşak, Bir Yol” projesinin ikinci zirvesi Pekin’de toplanıyor. İki gün sürecek toplantıya yaklaşık 100 ülkeden devlet ve hükümet başkanları ile bakanlar katılıyor. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin, İtalya Başbakanı Giuseppe Conte, Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Avusturya Başbakanı Sebastian Kurz gibi liderlerin beklendiği toplantıda Türkiye’yi Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Cahit Turhan temsil ediyor. Beyaz Saray’dan yapılan açıklamaya göre, ABD ise Pekin’e temsilci göndermiyor.

Çin’in 2013 yılında duyurduğu “Bir Kuşak Bir Yol Projesi” ile Asya, Afrika ve Avrupa arasında ulaşım, sanayi ve ticaret ağı oluşturulması hedefleniyor. Proje kapsamında Çin devletine ait şirketler tarafından yapılması planlanan kara ve demiryolları ile limanların finansmanının Çin bankalarının vereceği milyarlarca euroluk krediler ile karşılanması öngörülüyor.

Ancak Çin’in bu planları Batı’da endişe yaratıyor. Özellikle bazı Batılı hükümetler, Çin’in milyarca euroluk yatırım projeleri ile dünyada nüfuzunu artırmaya çalışmasından ve bu projelerin gelişmekte olan ülkelerin yüksek oranda borçlanmasına yol açmasından kaygı duyuyor.

Devamı

Géza Csáth aslında kimdi?

Okuyacağınız kısa ve hazin hayat hikâyesi genç yaşta hayatına son veren bir edebiyat ve müzik dehasının hikâyesidir…

 

 

Dâhi insanların niçin akıl kârı olmayan şeyler yaptığı bilim çevrelerinde sıkça tartışılan bir konudur. Tesadüf bu ki Géza Csáth’ın Türkçeye ilk defa çevrilen öykülerini okuduğum sırada bu sorunsalın yeniden gündeme getirildiği bir makaleye denk geldim.[1] Tesadüf diyorum, çünkü Géza Csáth mahlasıyla yazan József Brenner’ı da aptallık yapan dehalar sınıfına yerleştirebiliriz.

Şimdi hiç acele etmeden, yazardan yapıtına giden kısa bir yolculuğa çıkalım: 13 Şubat 1887’de Subotica’da (bugünkü Sırbistan sınırları içinde) doğan Brenner, daha sekiz yaşındayken annesini kaybeder. Annesini kalp rahatsızlığından kaybettiği dönemde çok iyi keman çalsa da o ressam olmak ister. Ancak öğretmenlerinin onun çizimlerini beğenmemesi üzerine dil bilgisi eğitimi alarak yazmaya başlar. Dehasını ilk gençlik çağlarında belli eden genç József; Szechenyi, Vorosmarty, János Arany ve Mihály Szabolcska gibi Macar edebiyatının önemli isimleri üzerine yazdığı makalelerle sanat çevrelerinde dikkat çekmeye başlar. İlk makalesini de 15 yaşında Bacska Gazetesi’nde yayımlatır. Genç yaşına rağmen derin bir müzik bilgisine sahip olan Brenner, müzik eleştirmenliğinin de üstesinden gelmeyi başarır.

Devamı

Türk Konseyi Türk Üniversiteler Birliği Ahmet Yesevi Üniversitesi Ev Sahipliğinde Yapıldı

Türk Konseyi Türk Üniversiteler Birliği 4. Genel Kurulu Dönem Başkanı Hoca Ahmet Yesevi Uluslararası Türk-Kazak Üniversitesi ev sahipliğinde gerçekleştirildi.

 

 

Türk Üniversiteler Birliği 4. Kurul rektörler toplantısı Türk Konseyi Genel Sekreter Yardımcısı Dr. Ömer Kocaman’ın moderatörlüğünde üye üniversitelerin temsilcilerinin katılımlarıyla Türkistan Yerleşkesi Rektörlük Senato salonunda yapıldı.

Toplantıda konuşan Genel Sekreteri Bağdat Amreyev Türk Konseyinin, Türkiye ve Azerbaycan’ın girişimleriyle 2019 kurulduğunu ve bu 10 yıllık süre zarfında diğer Türk Cumhuriyetlerinin katılımlarıyla büyük bir yapıya kavuştuğunu ifade etti. siyasi, sosyal, eğitim, bilim, kültür, ekonomik vb. alanlarda işbirliklerinin geliştirilmesi Türk Konseyinin en önemli hedefleri arasında yer aldığına dikkat çeken Amreyev, bu anlamda Türk Dünyası’nda birlik ve beraberliğinin sağlanması adına önemli rol üslendiklerini vurguladı.

Devamı

Macaristan Dışişleri Bakanı Szijjarto: S-400 Türkiye’nin kendi kararı, bizim işimiz değil

Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Türkiye’nin Avrupa Birliği (AB) üyeliğine ilişkin, “Son derece dürüst olmamız gerek çünkü biz Türkiye’ye, Türk halkına ve liderinize saygı duyuyoruz. AB’nin Türkiye ile oynadığı oyunlardan gerçekten hoşlanmıyoruz çünkü bu bir saygısızlık göstergesi” dedi. S-400’ler için ise “Türkiye’nin kendi kararı, bizim işimiz değil” diyerek çok kritk cümleler kurdu.

Szijjarto, New York’ta AA muhabirine Türkiye-Macaristan ilişkileri, Türkiye’nin AB üyeliği ve gündeme ilişkin konular hakkında açıklamalarda bulundu.

İki ülke arasındaki ilişkileri dostluk, stratejik ortaklık ve ekonomik refah olarak üç başlıkta sınıflandıran Peter Szijjarto, “Birincisi kesinlikle sizin lideriniz ve bizim başbakanımız arasındaki kişisel dostluk, Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu ve benim aramdaki dostluk ve iki ülke arasındaki dostluk.” diye konuştu.

Türkiye ve Macaristan’ın NATO üyesi olmaları nedeniyle de aralarında stratejik bir dostluk bulunduğunu belirten Szijjarto, ekonomik ilişkilere dair ise şunları söyledi: ”Türkiye, Macaristan’ın çok önemli ticaret ve ekonomik ortağı. İki yıl önce, Cumhurbaşkanı Erdoğan, Macaristan ve Türkiye arasındaki ticaret hacminin kısa sürede 5 milyar dolara çıkarılması hedefi koydu. Şu an 3 milyar dolar gerideyiz, yaklaşıyoruz ama hala hedefe ulaşmadık. Amacımız en kısa sürede 5 milyar dolara ulaşmak ve Macaristan’a daha fazla Türk yatırımcı çekmek.”

”Türkiye ile AB arasında stratejik ittifak oluşturacak başka bir yol aramalıyız”

Türkiye’nin AB üyeliği ve müzakerelerin durmasına ilişkin de değerlendirmede bulunan Szijjarto, sözlerini şöyle sürdürdü: ”Son derece dürüst olmamız gerek çünkü biz Türkiye’ye, Türk halkına ve liderinize saygı duyuyoruz. AB’nin Türkiye ile oynadığı oyunlardan gerçekten hoşlanmıyoruz çünkü bu bir saygısızlık göstergesi. Dürüst olmak gerekirse AB içinde Türkiye’nin AB üyeliğini kesinlikle veto edecek ülkeler var, uzlaşı yok ve veto edecek üyeler arasında büyük ülkeler var. Bu yüzden Türkiye ile AB arasında bir tür stratejik ittifak oluşturacak başka bir yol aramalıyız. Türkiye dünyanın ilk on ekonomisinden biri olmaya yaklaşıyor, milyonlarca göçmene ev sahipliği yaparak ve AB topraklarına girmelerine müsaade etmeyerek AB’nin güvenliğinde son derece önemli bir rol oynuyor. Bu nedenle AB ile Türkiye arasında stratejik bir ortaklığa, stratejik iş birliğine ihtiyacımız var. Çünkü AB’nin özellikle de Avrupa Komisyonunun Türkiye’ye davranış şekli kabul edilemez, adil değil ve bu bir saygısızlık. Bu konuda açıkça konuşmalıyız, AB’de Türkiye’nin üyeliğine kesinlikle karşı çıkacak güçlü ve büyük ülkeler var, bu bir gerçek ve dikkate alınması gerek.”

”Rusya ve Çin ile ilişkilerde Avrupa siyasetinde büyük bir ikiyüzlülük var”

Szijjarto, Türkiye’nin AB’den uzaklaştığı, Rusya ve Çin ile yakın ilişkiler kurduğu yönündeki eleştiriler hakkında ise şunları kaydetti: ”Türkiye ile iki taraflı stratejik iş birliği ve çok iyi bir anlayışa sahip olduğumuz için AB  ile arasındaki iletişim kanallarının daha az dinamik olması ya da kapanması yazık olur. Güvenlik ve ekonomik nedenler, Türkiye ve AB arasında stratejik bir iş birliği gerektiriyor. Türkiye’ye yönelik eleştiri ve suçlamalara gelince ise bunların çoğunun adil olmadığını düşünüyoruz ve ön yargılı buluyoruz. Macaristan’a da adil olmayan, ön yargılı suçlamalar yöneltiliyor. Sayın Çavuşoğlu NATO dışişleri bakanları toplantılarında dürüstçe ve adil bir şekilde konuşuyor ve bu açıkçası hoşuma gidiyor. Öte yandan sizi ya da bizi Çin’e yakın olmakla suçlayanların Çin ile ilişkileri bizimkinden çok daha yakın. Çin’in AB ile ticaretinin yüzde 90,1’i Batı Avrupa ülkelerine ait, Çin’e 300 adet Airbus’ı Macaristan satmıyor. Rusya ve Çin ile ilişkiler söz konusu olduğunda Avrupa siyasetinde büyük bir ikiyüzlülük var. Çünkü Rusya’yı ve Çin’i sert eleştiren ve bizi onlara yakın olmakla suçlayan ülkeler Çin ile yüz milyarlarca avro değerinde iş yapıyor.”

“Avrupa’nın güvenliği Türkiye ile başlıyor” 

Türkiye ve AB arasında 2015 yılında imzalanan göçmen anlaşmasına da değinen ve bu anlaşma imzalanmasaydı AB’nin çok büyük bir güvenlik sorunuyla karşı karşıya kalacağını ifade eden Szijjarto, ”Avrupa’nın güvenliği Türkiye ile başlıyor. Bu yüzden, Avrupa’nın Türkiye’yi, liderini eleştiren yaklaşımlarından hoşlanmıyorum çünkü bir taraftan eleştiriyoruz, bir yandan da bizi korumanızı bekliyoruz” diye konuştu.

Yaklaşık 4 milyon mülteci ve göçmene ev sahipliği yapan Türkiye’nin çabalarına saygı duyduğunu belirten Szijjarto, Suriye’ye komşu ve çok sayıda mülteciyi barındıran Türkiye, Ürdün, Lübnan ve Irak Kürt Bölgesel Yönetimi’ne desteğin artırılması gerektiğini vurguladı.

Szijjarto, Türkiye ve AB arasında imzalanan göçmen anlaşmasında yer alan Türkiye’ye 3 milyar dolarlık yardımın yapılmamasının utanç olduğunu ve bunun ödenmesi gerektiğini söyledi.

”Türk vatandaşlarının vizesiz seyahatine karşı değiliz”

Türk vatandaşlarının AB’ye vizesiz seyahat etmesine ilişkin ise Szijjarto, ”Vizesiz seyahate karşı değiliz çünkü Türkiye ile çoğunlukla ekonomik nedenlere dayanan dinamik ve aktif bir değişim istiyoruz. Macaristan, Schengen bölgesinde ama AB ile ortak bir yükümlülük içinde ve vize rejimiyle ilgili tek taraflı kararlar veremeyiz.” dedi.

Szijjarto, Macaristan’ın Türk iş adamları, öğrenciler ve sporculara vize konusunda öncelikler verilmesi için elinden geleni yaptığını ifade etti.

”S-400, Türkiye’nin kendi kararı, bizim işimiz değil”

Türkiye’nin Rusya’dan S-400 hava savunma sistemi satın almasına yönelik hem ABD hem de AB’den gelen eleştirilere ilişkin ise Szijjarto, hem NATO, hem AB üyesi olarak şu değerlendirmede bulundu: ”Öncelikle dürüst olmak gerekirse bazı ülkelerin dünyada herkese ders veren, nasıl kararlar almasını, nasıl yaşamalarını söyleyen tavrından bıkkınlık geldi. Bu tür eleştiri, yargılama, tavsiye Macaristan’dan hiçbir zaman duymayacaksınız. Bu sizin kararınız. Ne tür silahlar alacağınız bizim işimiz değil bu yüzden bu konuda bizden hiçbir şey duymayacaksınız. Öte yandan ABD, NATO’da en büyük orduya sahip, Türkiye ise en büyük ikinci orduya. Askeri olarak İttifak’ı korumaya gelince en büyük sorumluluğu bu iki ülke üstleniyor. NATO’nun en büyük iki ordusuna sahip bu iki ülkenin herhangi bir konuda çatışması korkunç olur. Umarım her türlü siyasi, ekonomik ve askeri yaptırımdan kaçınırız çünkü bu durum şu an içinde olduğumuz durumdan daha kötü bir duruma neden olur.”

”DEAŞ’a Avrupa’dan katılanlar kesinlikle dönmemeli”

Avrupa’dan Suriye ve Irak’a giderek DEAŞ’a katılanların AB ülkeleri tarafından geri alınıp, yargılanıp yargılanmayacağına dair soru üzerine Szijjarto, Macaristan’dan Suriye ve Irak’a giden olmadığını, Avrupa’dan ise 5 bin kişinin bu ülkelere gittiğini ancak bunların Avrupa’ya kesinlikle geri dönmemesi gerektiğini, dönerlerse Avrupa’nın güvenliğini tehlikeye atacaklarını vurguladı.

(AA)

Çatalhöyük’ün DNA’sı çözüldü

9 bin yıllık geçmişi olan Konya Çatalhöyük’teki 10 mezarda bilim insanlarının yaptığı DNA araçtırmalarından şaşırtıcı sonuçlar çıktı. Yapılan araştırma bölge halkıyla Kuzey Marmara ve Avrupa halklarının DNA yakınlığını ortaya çıkardı.

Polonya Ulusal Bilim Merkezi (Polish National Science Center) tarafından verilen destekle gerçekleşen çalışma, genetik dergisi Genes’te yayımlandı. İki Türk bilim insanının da yer aldığı araştırma ilginç sonuçlar ortaya çıkardı.

Araştırmada “Çatalhöyük sakinlerinin diğer Orta Anadolu Neolitik bireyleriyle genetik yakınlıklar bu grubun, Marmara bölgesinden gelen Neolitik, Yakın Doğu Orta Neolitik ve Kalkolitik popülasyonlarıyla yakından ilişkili olduğunu göstermektedir. Bu sonuçlar Neolitik’in yayılışıyla ilgili genel kabul görmüş göç yönünü desteklemektedir” denildi.

AVRUPALILAR KONYALI MI?

Hürriyet gazetesinden Ömer Erbil haberinde, yıllardır “Avrupa kültürünün temeli Çatalhöyük’tür” tezini savunan Prof. Dr. Mehmet Özdoğan’ın görüşlerine de yer veriliyor. Özdoğan, “Arkeolojik çalışmalarla bu durumu daha önce belirlemiştik. Söylediklerimiz safsata değil bilimsel verilerdi. Göçlerle, kültürel etkilerle, kız alıp vermeyle Avrupa’yla bir etkileşim olduğu belliydi. DNA araştırmaları genişledikçe iyice netleşmeye başladı. DNA sonuçları arkeolojik bilimsel verileri teyit etti. Göç dalgası M.Ö. 7400’lerde başladı binlerce yıl devam etti” dedi.

ANAERKİL Mİ ATAERKİL Mİ?

Araştırmayla ayrıca ‘Çatalhöyük’te anaerkil bir toplum hâkimdi’ fikri şimdilik çürümüş oldu. Neolitik yani insanların yerleşik hayata geçip tarıma başladığı dönemde, insan topluluklarının anaerkil oldugunu ve Ana Tanrıça’ya taptıklarını düşünenlerin sayısı azımsanmayacak kadar fazla. Çatalhöyük’te 2016’da bulunan ‘Ana Tannça’ heykeli bir çeşit tanrıça inancına ait olma fikrini güçlendirdi ve bunun bir kanıt olduğu yönünde fikirler ortaya atıldı.

Çatalhöyük’te aynı evde gömülü olan 10 mezarda yapılan DNA araştırmasında akrabalık ilişkisi tespit edilemedi. Anne tarafından farklı soylardan geldikleri değerlendiriliyor. Mezarda diş ve kemik fenotiplerine göre biyolojik yakınlığı olan bireylerin, birçok ayrı binaya yayılmış olduğu görünüyor. Bu sonuçlarla Çatalhöyük’te anaerkil toplum fikrinin yeni araştırmalar çıkana kadar çürütüldüğü belirtiliyor.

16,474FansLike
639FollowersFollow