2026. Ağustos 4.
Türkinfo Blog Oldal 323

Almanya’nın silah ihracatında yüksek artış

Almanya Ekonomi Bakanlığı’nın verdiği yanıta göre Almanya’dan bu yıl silah satın almak isteyen ülkelerin başında da 1 milyar 760 milyon euro ile Macaristan geliyor.

Alman Federal Meclisi’nin Yeşiller milletvekili Omid Nouripour’un soru önergesine Almanya Ekonomi Bakanlığı’nın verdiği yanıta göre Almanya’dan bu yıl silah satın almak isteyen ülkelerin başında da 1 milyar 760 milyon euro ile Macaristan geliyor. Macaristan’ı 801 milyon 800 bin euro ile Mısır, 277 milyon 700 binle Güney Kore izliyor. Alman hükümeti 2018 yılının tamamında 4 milyar 800 milyon euroluk silah ihracatına onay vermişti.

Devamı >>>

mynet.com

Her çeviri evrensel renge yaklaştırır

Eğitim amaçlı gittiği Budapeşte’de bir Macar müzisyen sayesinde müziği ve edebiyatı hayatının bir parçası haline getiren Uzman Dr. Şalikoğlu’nun, birçok ismin eserlerinden oluşan iki dilde 3 müzik albümü ve Türkçe’ye çevirdiği 12 kitap bulunuyor.

Fizik Tedavi ve Rehabilitasyon Uzmanı Dr. Erdal Şalikoğlu, 1991 yılında Macaristan Budapeşte’ye eğitim amaçlı gitti. 64 yaşındaki Şalikoğlu, Macar müzisyen Kobzos Tamas Kiss ile tanışmasıyla müziği ve edebiyatı hayatının bir parçası haline getirdi.

Kobzos Tamas Kiss ile olan müzik yoldaşlığı, Âşık Veysel, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ve Bálint Balassi eserlerinden oluşan iki dilde 3 müzik albümü ve Macarca’dan Türkçe’ye çevrilen 12 kitap kazandırdı.

Hâlen uzman doktor olarak mesleğini sürdüren ve İstanbul Macar Kültür ve Dostluk Derneği Başkanı olan Şalikoğlu, 2013 yılından bu yana Macarcadan çeviriler yapıyor.

Şalikoğlu ile son yayımlanan çevirisi Çağdaş Macar Öyküleri Seçkisi üzerine konuştuk.

Macarcaya ilginiz nereden geliyor?

2015 yılında kaybettiğimiz Kobzos Tamas Kiss ile tanışmam benim için büyük şans oldu. Onun halk müziğimize olan ilgisi sayesinde yoğun türkü çevirileri yaptık, bu süreçte dil bilgim genişledi ve derinleşti. Bunun yanında yine o yıllarda tanıdığım diplomat dostum Miklós Emri’nin ‘Birbirimizi daha iyi tanıyalım’ sözü de dili hızlı ve iyi öğrenmem için önemli bir itici oldu.

Anadilden çeviri üzerine neler söylemek istersiniz? Çeviri yaparken nelere dikkat ettiniz?

Herkesin ortak görüşü olduğunu sanıyorum; çevirinin iyisi anadilden olanıdır. Her çeviri, metni evrensel ortak renge biraz daha yaklaştırır ve incelikleri törpüler, bir nevi kolaylaştırır. Anadilden yapılan çeviri ise bütün tuzakları içinde barındırır, ama renkli ve hoş olur. Macarcanın özelliğini koruyabilmesi için elimden geleni yaptım diyebilirim.

Seçkide yer alan isimlerin sizdeki etkisi nedir? Hangi ölçütlere göre belirlediniz bu isimleri?

Bu seçki İstanbul Macar Kültür Merkezi’nin bir projesi. Projeyi kültür merkezinin bir önceki müdür yardımcısı Áron Sipos ve şimdiki müdür yardımcısı Balázs Szőllőssy hazırladı. Bana aktarıldığı kadarıyla seçki kriterleri, Türkçe’ye çevrilmemiş öykücülerden olması ve de günümüz Macar edebiyatını farklı bir yönüyle de temsil etmesiydi. Bu nedir diye sorarsanız; Macar edebiyatı dendiğinde, aslında farklı coğrafyalarda birden fazla edebiyat söz konusu. Birinci Dünya Savaşı’nın ardından Macaristan’ın çok parçaya bölünmesi sonucu, günümüzde Romanya, Slovakya, Hırvatistan, Sırbistan gibi ülkelerde kayda değer yoğunlukta Macar azınlıkları oluşmuştu. İşte seçkide bu farklı coğrafyaların bulunmasına özen gösterildi diyebilirim.

Edebiyatın yanında Türkçe-Macarca olarak türküler söylüyorsunuz. Bu çalışmalarınızdan da söz eder misiniz?

Macar kültürüne bu kadar yakınlaşmam aslında müzik üzerinden gerçekleşti.
Aşık Veysel, Yunus Emre, Pir Sultan Abdal ve Bálint Balassi eserlerinden oluşan, iki dilde 3 müzik albümünün dışında da karşılıklı iki dile çeviri çalışmalarımız oldu ve sayısız konserde seslendirildi. Halen de, Tamás’ın öğrencileri ile bu çalışmalarımız sürüyor. Bu tür çalışmaları en değerli biçimde sürdürdüklerini bildiğim iki kardeşimin adını burada da anmak isterim. Majda Mária Guessous ve Balázs Sudár. Çok sayıda Anadolu türküsünü bu dostlarımın ağzından Budapeşte’de dinleyebilirsiniz. Çalışmaların ortak özelliği, Macar ve Türk kültürünü olası en özgün biçimde yansıtıyor olmaları. Zaten amaç da bu: “Birbirimizi daha iyi tanıyalım.”

Kadir İncesu

birgun.net

 

Macaristan’ın Osmanlı’dan kalan eserlerinden, Malkoç Bey Camii

Siklós Macaristan’ın güneyinde, Baranya bölgesinde Villány Dağlarının güneyinde, başkent Budapeşte’den de 250 km uzaklıkta küçük bir şehirdir.

Siklós Osmanlı döneminden kalan, Malkoç Bey Camisiyle ünlüdür.

Bu cami, Osmanlı döneminde burada yaşayan Malkoç Bey tarafından 16. yüzyılda (1543-1565) inşa edilmiştir.

Bina 1993 yılında Europa Nostra ödülünü kazandı.

Cami, Cumartesiden Perşembeye kadar müze olarak faaliyet göstermektedir ve turistler tarafından ziyaret edebilebilir.

Cuma ve bayram günlerinde ise şehirde yaşayan Müslümanların ibadetine açıktır.

Katalin Kollár – Türkinfo

Kanuni Sultan Süleyman: Macaristan’da mezar çevresinde Osmanlı kasabasının kalıntıları bulundu

Macar tarihçi ve arkeologların 2013 yılında başlattığı Kanuni Sultan Süleyman’ın kayıp mezarının bulunması projesinde sona gelindi. Araştırmalar, mezarla birlikte izleri büyük oranda kaybolmuş büyük bir Osmanlı kasabasının kalıntılarının da bulunmasıyla sonuçlandı.

Kanuni Sultan Süleyman’ın mezarı, Zigetvar yakınlarındaki ‘Üzüm Tepesi’ndeydi. Araştırma ekibi, bu tepenin aynı zamanda 1566’daki Zigetvar Kalesi kuşatması esnasında, karargâhın ve padişah otağının kurulduğu yer olduğunu gün ışığına çıkardı.

Osmanlı İmparatorluğu’nun topraklarını 46 yıllık padişahlığı sırasında büyük oranda genişleten Kanuni, hayatını bu tepede kaybetti. Kalenin fethi gerçekleşinceye kadar, yani birkaç günlüğüne ölümü askerden gizli tutulmuş ve burada gizlice toprağa verilmişti.

Zigetvar Kalesi’nin ele geçirilmesinin ardından da padişahın naaşı İstanbul’a nakledilmişti.

Kanuni’nin türbesi nasıl unutuldu?

Bir zamanlar Kanuni’nin geçici olarak toprağa verildiği, iç organlarının defnedildiği bu mezar, daha sonra bir türbe haline gelmiş ve Osmanlı’nın Macaristan’da hüküm sürdüğü 150 yıl boyunca önemli bir ziyaret yeri oldu.

Avusturya ordularının Macaristan topraklarını Osmanlı’dan geri almasının ardından ise türbe yıkıldı. Aradan geçen yüzyıllar içinde de hâlâ konuşulsa da artık yeri bilinmeyen bir mekân haline geldi.

Pécs Üniversitesi bilim insanı Dr. Norbert Pap öncülüğünde başlatılan, Türk İşbirliği ve Koordinasyon Ajansı (TİKA) ve Macar Bilimler Akademisi’nin (MTA) finansman ve bilimsel desteğiyle süren çalışmalar, birkaç yıl içinde sadece türbenin yerini tespit etmekle kalmadı, o güne kadar bilinmeyen bir kasabayı da ortaya çıkardı.

Kanuni’nin türbesinin bulunduğu kasaba merkezinin, araştırmalar temelinde oluşturulan görüntüsü

“Üzüm Tepesi”nde bulunan türbenin izleri, araştırmacıları türbe etrafında Osmanlı tarafından kurulan bir kasabaya götürdü.

Kasabının, etrafı hendek ve duvarlarla çevirili merkezinde bir türbe, bir tekke, bir cami ve bir kışla vardı. Kasaba, ilk olarak bu tesislere hizmet vermekle yükümlü insanların yerleştiği ve zamanla genişleyen iki mahalleden oluşuyordu.

1664’te Evliya Çelebi, seyahatnamesinde kasabadaki binaların bir kısmının inşasının devam ettiğini yazdı. 1683’te Viyana seferi yolunda Kara Mustafa Paşa da burayı ziyaret etti ve hemen türbenin yanındaki binada konakladı.

‘Tarihle barışmak halklar arasında da barış sağlar’

Kanuni Sultan Süleyman türbesi ve çevresinde kazının tamamlanarak tüm binaların kalıntılarının ana hatlarıyla ortaya çıkarılması, Osmanlı tarihindeki bir boşluğu dolduruyor.

Ancak türbe sadece Türkler açısından değil, 16. yüzyılda başlayarak yaklaşık 150 yıl boyunca Osmanlı egemenliği altında yaşayan Macarlar açısından da büyük öneme sahip.

Macarlar, “tarihle barışmanın halklar arasında da barış sağlayacağına” inanıyor. Macaristan’da hem hükümet hem de uzmanlar, gelecek yıllarda Kanuni Sultan Süleyman türbesinin çok önemli bir ziyaret merkezi olacağı görüşünde.

2019 bitmeden, Türkiye ve Macaristan’dan devleti temsilen üst düzey katılımın da gerçekleşeceği bir törenle, Kanuni Sultan Süleyman türbesinin resmen açılışının yapılması planlanıyor.

The Sign – Ő

Macaristan-Ukrayna arasında gerilim

Kiev parlamentosunun yaklaşık iki yıl önce kabul ettiği ve ülkedeki azınlıkların Ukraynaca eğitim almalarını öngören ‘eğitim kanunu’ sonrası bozulan ilişkilerde düzelme beklenmiyor. Proşenko’yu Macar düşmanı siyaset izlemekle suçlayan Budapeşte yönetimi, Ukrayna’nın yeni lideri Zelensky’i bir fırsat olarak görüyor.

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto’nun, Ukrayna’daki yeni yönetimin ülkede yaşayan Macar azınlığa yönelik tutumunu değiştirmesi halinde iki ülke arasındaki ilişkilerin düzeleceğini açıklaması, dikkatleri taraflar arasında yaklaşık 2 yıldır devam eden krize çekti.

Ukrayna parlamentosunun 5 Eylül 2017’de kabul ettiği, ülkedeki azınlıkların Ukraynaca eğitim almalarını öngören ”eğitim kanunu”na, Szijjarto’nun “Ukrayna, eğitim kanununda yaptığı düzenlemeyle Macaristan’ı sırtından bıçakladı.” şeklindeki tepkisi sonrası bozulan Macaristan ve Ukrayna ilişkilerinde kriz devam ediyor.

Ukrayna’nın eğitim kanununda yaptığı düzenlemeyle, ülkede yaşayan 150 bin civarında Macar azınlığın haklarının ihlal edildiğini öne sürerek tepki gösteren Macaristan, 5 Eylül 2017 öncesinde Ukrayna’nın özellikle Avrupa Birliği (AB) entegrasyonuna ciddi destek verirken, bu tarihten sonra NATO-Ukrayna ilişkileri başta olmak üzere uluslararası platformlarda Ukrayna karşıtı bir duruş sergilemeye başladı.

”Eğitim kanunu” ile Ukrayna’da Macarca eğitim veren 71 okulun faaliyetinin tehlikeye girdiğini savunan Dışişleri Bakanı Szijjarto, 26 Eylül 2017’de yaptığı açıklamada, ülkesinin, Ukrayna’nın Avrupa entegrasyon sürecinde ilerlemesini sağlayacak tüm adımları veto edeceğini söyledi.

MACARİSTAN’DAN UKRAYNA’YA NATO VETOSU

”Eğitim kanunu” ile başlayan kriz 2 yıllık süre içinde, birçok defa iki ülkenin karşılıklı olarak birbirlerine nota vermesi ve hatta bir dönem karşılıklı olarak diplomatların iki ülke tarafından “istenmeyen kişi” ilan edilmeleri krizi büyüttü.

Macar hükümetinin, 2017 Aralık ayında düzenlenmesi planlanan NATO-Ukrayna Komisyonu Zirvesini Ukrayna’nın ”eğitim kanunu” dolayısıyla veto edip, Ukrayna’nın, NATO ile olan iş birliğini tekrar düzeltmesi için yeni ”eğitim kanunu” geri çekmesi şartını öne sürmesi o dönemde çok tartışılmıştı.

UKRAYNA, MACARİSTAN BAŞKONSOLOSU’NU İSTENMEYEN KİŞİ İLAN ETTİ

Ukrayna’nın Berehove kentinde faaliyet gösteren Macaristan Başkonsolosluğunda Macar vatandaşlığı alan kişiler için düzenlenen yemin töreninin gizli kamerayla kaydedilip, 20 Eylül 2018’de sosyal medyada paylaşılmasından ardından Berehove Başkonsolosu’nun Ukrayna tarafından 4 Ekim’de “istenmeyen kişi” ilan edilmesi iki ülke arasında ilişkilerin gerilmesine neden olmuştu.

Macar diplomatın hukuk dışı bir iş yapmadığını savunan Macar hükümeti de aynı gün Ukrayna’nın Budapeşte Büyükelçiliği bünyesinde görevli konsolosu ”orantılı cevap” kapsamında “istenmeyen kişi” ilan etmiş ve 72 saat içinde ülkeyi terk etmesini istemişti.

Ukrayna’da bir internet sitesinde Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto ile birlikte 300 Macar’ın Ukrayna düşmanı olarak nitelendirilip “ölüm listesi”ne alınması, Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın, Ukrayna’nın NATO ve AB üyeliğinin halihazırda gerçekçi olmadığı şeklindeki açıklaması, Romanya’da yaşayan Macar azınlığı temsil eden siyasi parti Romanya Macar Demokrat İttifakı (RMDSZ) Başkanı Hunor Kelemen’in Ukrayna’ya girişinin yasaklanması gibi benzer birçok olaydan dolayı iki ülke arasında çeşitli krizler yaşandı.

Macar hükümeti son olarak 25 Nisan’da Ukrayna parlamentosunda kabul edilen, ”dil yasası” olarak bilinen Ukraynacayı devlet kurum ve kuruluşlarında kullanımını zorunlu hale getiren yasaya, ülkede yaşayan Macar azınlığın haklarını ihlal edeceğini savunarak tepki göstermişti.

Ukrayna’nın bir önceki Cumhurbaşkanı Petro Proşenko’yu Macar düşmanı siyaset izlemekle suçlayan Budapeşte yönetimi, yaşanan tüm krizlere rağmen, Ukrayna’daki siyasi değişimi ve yeni Cumhurbaşkanı Vladimir Zelensky’i iki ülke arasındaki ilişkilerin iyileşmesi açısından bir fırsat olarak görüyor.

Nepszava gazetesi yazarı Laszlo David, Ukrayna-Macaristan ilişkilerine yönelik AA muhabirine yaptığı değerlendirmede, halihazırdaki durumun ne Macaristan ne de Ukrayna’nın çıkarına olmadığını ancak iç politika nedenlerinden dolayı iki tarafın da geri adım atmak istemediğini söyledi.

Macaristan’ın konu ile ilgili duruşunu değiştirmesinin beklenmediğini belirten Laszlo, Ukrayna Cumhurbaşkanı Zelensky’nin ise seçimler öncesinde ”eğitim kanunu”nu inceleme sözü verdiğini ve Ukrayna’da yaşayan Macarların da büyük bir kısmının kendisine oy verdiğini söyledi.

Devamı>>>

www.posta.com.tr

Macaristan’da Paks-2 NGS’de ilk inşaat ve montaj işleri başladı

Rosatom’un mühendislik bölümü ASE EC JSC tarafından Macaristan’da kurulmakta olan Paks-2 NGS’nin inşaat ve montaj üssünün kurulmasına yönelik çalışmalar başladı.
Rosatom’un mühendislik bölümü ASE EC JSC tarafından Macaristan’da kurulmakta olan Paks-2 NGS’nin inşaat ve montaj üssünün kurulmasına yönelik çalışmalar başladı.

Çalışmaların başlaması dolayısıyla düzenlenen törene, Paks NGS’nin genişlemesinden sorumlu Bakan Janosh Shuli, ASE EC JSC’nin Kıdemli Başkan Yardımcısı ve Paks – 2 NGS’nin Yapım Müdürü Alexander Khazin, Paks – 2 NGS’nin Genel Müdürü Istvan Lenkei ile ilk tesislerin inşaatından sorumlu KSZ Group Şirketi’nin inşaat bölümünün direktörü Zoltan Sharai katıldı.
Çalışmalar çerçevesinde idari binalar, montaj atölyeleri, depolar gibi toplamda 80’den fazla yapı inşa edilecek. Tüm bu yapılar önümüzdeki süreçte iki nükleer güç ünitesinin kurulumu için gerekli olacak.

Paks NGS’nin genişlemesinden sorumlu Bakan Janosh Shuli, “Macar ekonomisinin uzun vadeli rekabet gücü açısından, Macar işletmelerine ve halka ucuz yerli elektrik sağlanması son derece önemlidir” dedi. Nükleer santrallerin karbondioksit emisyonu olmadan endüstriyel ölçekte elektrik ürettiklerini belirten Shuli, bu nedenle, Macar iklim politikasının temelinin, nükleer enerjinin uzun süreli korunması ile birlikte güneş enerjisi payının artması olduğunu söyledi. Şu anda ülkenin elektrik ihtiyacının üçte birinin Macaristan’a komşu ülkelerdeki kömür istasyonlarında üretilen elektriğin satın alınmasıyla sağlandığını hatırlatan Bakan Shuli, “Bu nedenle, Paks-2 NGS projesi sadece iklim koruma hedeflerine ulaşmak için değil, aynı zamanda ithalat bağımlılığını azaltmak için de kilit öneme sahiptir. Macar Enerji ve Enerji Altyapısını Düzenleme Kurumu’nun (MEKN) son raporuna göre Macaristan, Bulgaristan’dan sonra AB ülkeleri içinde ucuz elektrik açısından ikinci sırada yer alıyor. Bu değerli yeri korumak için, enerji sepetindeki atom enerjisinin payını uzun vadede tutmak gerekir. Bu nedenle, yeni güç ünitelerinin kurulması özellikle önemlidir” diye konuştu.

Devamı>>>

www.haberler.com

16,474FansLike
639FollowersFollow