2026. Temmuz 31.
Türkinfo Blog Oldal 227

Budapeşte’de ‘Black Lives Mattter’ heykeli, sergilenmeye başlanmasından bir gün sonra indirildi

Heykeltıraş Péter Szalay tarafından ABD’de yaşayan Afro Amerikanlara uygulanan ırkçılık ve şiddete karşı oluşmuş “Black Lives Matter” hareketine adanmış bir sanat eseri, Macaristan’da sergilenmeye başlanmasından sadece bir gün sonra indirildi.

Euronews’ün haberine göre; New York’un Özgürlük Heykeli’ni gökkuşağı renkleriyle tasvir eden, sadece bir metre yüksekliğindeki 3 boyutlu basılmış çalışma, Viktor Orbán hükümetinde tartışmalara yol açtı. Perşembe günü başkent Budapeşte’de sergilenen ‘Lady Liberty’, dizini bükerek, sağ yumruğunu havada uzatarak ve üzerinde “Black Lives Matter” yazılı bir plak tutarken tasvir ediliyor.

Heykelin iki hafta boyunca sergilenmesi planlanmıştı. Szalay daha önce Euronews’e eserin halka açıldığı anda parçalanacağından emin olduğunu söylemişti.

Szalay, sanat eseri kaldırıldıktan sonra, “Gerçekten bunu bekliyordum, ancak heykelin kaderi aslında düşündüğümden daha da ilginçti. Yıkım, toplumda ne kadar bastırılmış bir öfke olduğunu gösteriyor. Aynı zamanda, insanların saf fikir ayrılıkları nedeniyle birbirleriyle ne kadar keskin bir şekilde yüzleşebildiklerini de gösteriyor” dedi.

“Gökkuşağı, vandalları şüphesiz çok rahatsız ediyor”

Daha sonra sanatçı, “Gökkuşağı, vandalları şüphesiz çok rahatsız ediyor. Bir İncil sembolü olmasına rağmen, yalnızca gökkuşağından rahatsız oluyorlar” diye ekledi.

Heykel, Macaristan başkentinin dokuzuncu bölgesinde yakın tarihte açılan bir kamu sanatı ihalesini kazanması sonrasında büyük tepkiye yol açtı.

Macaristan Genelkurmay Başkanı: Irkçı heykeli diken kişidir

Macaristan Genelkurmay Başkanı Gergely Gulyás, “Black Lives Matter, temelde ırkçı bir harekettir. Irkçı, bir BLM heykeline karşı çıkan kişi değil, onu diken kişidir” dedi.

Ancak bölge belediye başkanı Krisztina Baranyi hareketi savunarak, “BLM’nin ırkçılığa ve polis vahşetine karşı çıkma hedefleri, Macaristan’da da her yerde olduğu kadar önemlidir” dedi.
t24

European Shooting Stars Röportajları: Natasa Stork

Forrás: Stork Natasa Facebook oldala, Fotó: MTI / Cseke Csilla

Avrupa’da yer alan 37 ülkede film tanıtımı konusunda çalışan enstitüleri bir araya getirerek bir iletişim ağı oluşturan ve Avrupa Birliği’nin Yaratıcı Avrupa Medya Programı’yla desteklenen European Film Promotion (EFP), 2021 yılının European Shooting Stars (Avrupalı Yükselen Yıldızlar) programına seçilen 10 ismi açıkladı. Program kapsamında bu yıl, açıklanan 10 isim uluslararası basına, topluma ve film endüstrisine pandemi koşulları sebebiyle ilk kez çevrimiçi olarak üç günlük bir süre içerisinde tanıtıldı. 71. Berlin Film Festivali’nden bir hafta önce gerçekleştirilen etkinliklerde yer alan isimlerden biri de, Macaristan’ın Yabancı Dilde En İyi Film dalında yarışması için Akademi Ödülleri’ne gönderdiği Preparations to be Together for an Unknown Period of Time filminde Vizy Márta karakterini canlandıran, Altın Portakal Film Festivali’nde geçtiğimiz yıl bu rolüyle En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Natasa Stork’tu. Ekibimizden Zeynep Pınar Uçar, katıldığı bu etkinliklerde Natasa Stork ile keyifli bir sohbet gerçekleştirdi.

Zeynep Pınar Uçar: Preparations to be Together for an Unknown Period of Time filmi, bize sadece bir kez karşılaştığı bir adamla yaşamak için hayatından vazgeçen başarılı bir kadının hikâyesini anlatıyor. Üstelik de bu adam, sonunda ona daha önce hiç tanışmadıklarını söylüyor. Bu karakterde sizin ilginizi çeken neydi ve nasıl filmin bir parçası oldunuz?

Natasa Stork: Öncelikle, hikâyenin, doktorlar ve özellikle beyin cerrahlarından oluşan kendi çevresi, aynı zamanda da hikayedeki çift çok ilgi çekiciydi. Ana karakterin hem çok zeki ve akıllı bir kadın hem de çok savunmasız, çok duygusal biri olması ve belki de gerçek bile olmayan bir aşkın ortasında bulunuyor olması çok ilginç. Hikâyeyi duyduğumda henüz senaryoyu bile okumadan önce benim ilgimi çeken şey bu oldu. Ayrıca, yönetmen Lili Horvát çok özel, çok zeki, çok hassas bir kadın. Onunla ilk konuştuğumuz an, oyuncu seçimini birlikte gerçekleştirdiğimiz süreç harikaydı.

Zeynep Pınar Uçar: Çok ilginç olan bu karakterle ilgili biraz daha bilgi verebilir misiniz? Bir oyuncu olarak filmin tonunu korumak veya karakteri daha iyi bir şekilde canlandırmak için aldığınız özel bir karar var mıydı?

Natasa Stork: Yapabildiklerim şunlardı; beyin cerrahlarının kitaplarını okudum, ayrıca her hafta hastaneye gittim artık neredeyse orada çalışıyor gibiydim. Beyaz önlük giydim ve sabah 6’dan akşam 10’a kadar haftada bir gün oradaydım. Bir akıl hocam da vardı kendisi cerrahtı ve onun gününü takip ettim, bu bana çok yardımcı oldu. Bir süre sonra kendimi hastanede bir turist olarak değil de bu ekipteki doktorlardan biri gibi hissetmeye başladım. Ayrıca, biraz değişmem gerekiyordu çünkü bu karakter, benden biraz daha yaşlıydı ve onunla aramızda olan bu yaş farkını yapmacık olmayacak bir şekilde göstermenin bir yolunu bulmam gerekiyordu. Bu yüzden bu yaşta olan ve sevdiğim oyuncuları gözlemledim. Onları haftalarca izledim. Seçmelere bir hafta sonra gittiğimde yönetmenin “Evet Natasa, şimdi geçen haftadan 5 yaş büyüksün” dediğini hatırlıyorum.

Zeynep Pınar Uçar: Bu çok etkileyici!

Natasa Stork: Bu benim için çok mutlu bir andı.

Zeynep Pınar Uçar: Márta, sadece bir kere gördüğü bir adamla yaşamak için hayatını geride bırakarak çok cesur bir karar veriyor. Karakterle hangi yönlerden bağ kurabiliyorsunuz ve karakterin seçimleri hakkında ne düşünüyorsunuz?

Natasa Stork: Bu karakter, bana oyuncu olmak istediğimi aileme söylediğim günleri hatırlatıyor. Çünkü kişiliğim bir oyuncu olmaktan çok uzaktı. Fakat inatçıydım ve “Bunu yapmayı istiyorum ve kimse beni bunu yapmamaya ikna edecek bir şey söyleyemez” dedim. Karakterle bu konuda bir şekilde ilişki kurabildiğimi düşünüyorum.

Zeynep Pınar Uçar: Çok ilginç bir tona sahip olan Preparations to be Together for an Unknown Period of Time, aynı zamanda Macaristan’ın Yabancı Dilde En İyi Film Kategorisi için gönderdiği filmdi. Film, Antalya Altın Portakal Film Festivali’nde de ödül aldı. İzleyicilerin hikâyeye yönelik reaksiyonlarından biraz bahsedebilir misiniz?

Natasha Stork: Pek çok insan filmi sevdiğini söylediği için aldığımız tepkiler benim için mutluluk vericiydi. İzleyici hikâyeyle bağ kurabildi ve ayrıca eleştirmenlerden de iyi eleştiriler aldık. Seyircinin beğenmediği fakat eleştirmenlerin sevdiği ya da bu durumun tam tersinin yaşandığı filmlerim oldu. Fakat bu filmdeki şanslı durum, iki taraftan da iyi şeyler duymuş olmam oldu.

Zeynep Pınar Uçar: Bu karakterle olan ilişkinizden bahsettiniz ama hiç oynadığınız herhangi bir karakteri ve karakterin eylemlerinin ardındaki motivasyonlarını anlamakta zorluk çektiniz mi?

Natasha Stork: Aslında evet. Geçen yıl İncil’de geçen hikâyenin sonunda babasına tecavüz eden bir karakteri oynadım. Bu, İncil’de geçen bir nefret hikâyesiydi. Oyuncu olarak benim için o noktaya varmak, bu davranışın ardındaki motivasyonu anlamak inanılmaz derecede zordu. Fakat elbette ki bir oyuncu olarak bazen anlamadığımız durumlar ve karakterlerle yüzleşmemiz gerekebiliyor.

Zeynep Pınar Uçar: Peki Márta konusunda hiç böyle bir şey yaşadınız mı?

Natasha Stork: Hayır, onu çok iyi anladım.

Zeynep Pınar Uçar: Bugün burada bu yılın Yükselen Avrupalı Yıldızları’ndan biri olarak bulunmak nasıl bir his?

Natasha Stork: Burada olmaktan büyük mutluluk duyuyorum ve bu bana karantina döneminin ortasında verilen çok büyük bir hediye. Onur duyuyorum. Sizinle, buradaki tüm insanlarla ve programa seçilen diğer arkadaşlarımla tanışmak çok güzel. Yani bu harika bir his.

Zeynep Pınar Uçar: Gelecek için planınız nedir, herhangi bir yeni proje üzerinde çalışıyor musunuz? Ayrıca aklınızda gelecekte birlikte çalışmak istediğiniz bir isim var mı?

Natasha Stork: Daha yeni iki film bitirdim, bu yüzden bir sonraki filmimin ne olacağını henüz bilmiyorum. Bu yıl ikiz karakterleri canlandırdığım bir film çektim, bu çok ilginç ve harika bir deneyimdi. Ayrıca geçen hafta, atlarla ilgilenen bir veterineri oynadığım kısa bir film çektim. Bu yüzden atları idare etmem gerekti. Açıkçası beni sırada neyin beklediğini gerçekten bilmiyorum.

Zeynep Pınar Uçar: Bu keyifli röportaj için çok teşekkür ederim, sizinle tanışmak bir zevkti.

Natasha Stork: Tanıştığımıza çok memnun oldum Pınar.

Kaynak: filmloverss.com

Budapeşte zirvesi: Muhafazakar popülist partiler, Avrupa Parlamentosu’nda yeni bir grup kurmayı hedefliyor

Perşembe günü Avrupa siyaseti açısından etkileri çok büyük olabilecek bir zirve toplantısı gerçekleşti.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın ev sahipliği yaptığı zirveye, Polonya iktidar partisi PiS’in önde gelen siyasetçilerinden ve Polonya Başbakanı Mateus Morawiecki ve İtalya’da mevcut hükümeti oluşturan geniş koalisyona destek veren aşırı sağcı Lig partisi lideri Matteo Salvini katıldı.

Toplantının amacı, Avrupa’da merkez sağdan giderek uzaklaşan muhafazakar popülist siyasetlerin kendi aralarında bir birlik oluşturarak Avrupa Birliği içinde bir çekim merkezi yaratmaları ve Avrupa Parlamentosu’nda yeni ve güçlü bir parlamento grubu oluşturulmasıydı.

“Avrupa’nın yeni Rönesansı için tarihi toplantı”

İki saat süren zirve toplantısının ardından yapılan ortak açıklamada, üç liderin hemen her konuda anlaştıkları ve sıkı bir ittifak için yola çıktıkları ilan edildi.

Toplantıya ev sahipliği yapan Viktor Orban, Avrupa’da merkez sağın son zamanlarda solla işbirliği içine girdiğini ve bu siyaseti onaylamayan milyonlarca insanın kendisine yeni bir yol aradığını söyledi. Orban, bu insanları temsil etmek için yola çıktıklarını vurguladı.

Polonya Başbakanı Morawiecki de AB’nin tamamen dağılma süreci içinde olduğunu, yönetici elitin halkı değil, bazı projeleri temsil ettiklerini, Avrupa’da özgürlük, demokrasi ve aile gibi temel değerleri öne çıkaracak yeni temsilcilere ihtiyaç olduğunu söyledi.

Morawieczki, Avrupa’da ulusal çıkarların, ulus devletlerin güçlenmesiyle gerçekleşebileceğini savundu. Polonya Başbakanı, birilerinin “Avrupa’yı talan etmek istediklerini” ve kendilerinin de buna alternatif olacakları mesajını verdi.

Eski başbakan yardımcısı ve içişleri bakanı görevlerinde bulunmuş italyan Lig partisi lideri Salvini de Avrupa’yı “tarihin en karanlık döneminden aydınlığa çıkarmak için” yola çıktıklarını söyledi.

Salvini, Avrupa’yı yönetenlerin Hıristiyan değerlerden, özgürlük ve aileden uzaklaştıklarını, İslama ve göçmenlere dur diyemediklerini, bunu kendilerinin yapacağını vurguladı.

Zirveye katılan liderler neyi hedefliyor?

Avrupa’da merkez sağdan uzaklaşan, muhafazakar ve popülist açılımlarıyla tanınan bu liderlerin ve partilerinin ortak özellikleri şu iki noktada özetlenebilir:

Avrupa Birliği’nin merkezi uygulamalarına karşı ulus devleti savunarak direnmek ve Avrupa’nın tarihsel temelini oluşturduğunu düşündükleri Hristiyan değerleri bozduğuna inandıkları İslama ve mültecilere karşı en sert tedbirlerle karşı çıkmak.

Bu nedenle bu liderler Avrupa’da geleneksel Hıristiyan demokrat politikalar doğrultusunda siyaset yapan merkez sağ partilerden son yıllarda süratle uzaklaştılar.

Demokrasi, insan hakları, hukuk devleti ve mültecilere karşı ılımlı politika doğrultusunda sol partilerle koalisyon yapmaktan da çekinmeyen geleneksel sağ partileri Avrupa’nın Hıristiyan değerlerine ihanet etmekle suçladılar.

Avrupa’nın yeni Rönesansı için işbirliği yapacaklarını deklare eden siyasetçiler, Avrupa Birliği’nin Hıristiyan değerler ve ulusal gelenekleri doğrultusunda yeni bir rotaya girmesi için yeni bir program hazırlayacaklarını belirterek AB’nin yönetimine de talip olduklarının mesajını verdiler.

Yeni oluşumun şansı ne?

Üç ülkenin muhafazakar ve popülist liderleri aslında Avrupa’da son dönemlerde güçlü bir toplumsal taban oluşturan milliyetçi, göçmen karşıtı ve çok kültürlülüğe tepkili ciddi bir toplumsal kesimin liderliğine talip oluyorlar.

Macaristan’da uzun bir süredir iktidarda olan ve seçimlerde %50 civarında oy alan FİDESZ lideri Viktor Orban, hem mültecilere karşı sert tavırlarıyla ve hem de AB içinde Vişegrad Ülkeleri olarak tanınan dört Orta Avrupa ülkesini bir araya getiren entegrasyonun temelini atmasıyla gücünü kabul ettiren bir lider.

Orban tarafından “demokrasinin liberal olmayan modeli” olarak çerçevesi çizilen ve Macaristan’da on yıldır uygulanan rejim, karşıtları tarafından popülist ve otoriter olarak tanımlansa Orta ve Güney Avrupa’nın sorunlu demokrasilerinde taraftar buldu.

Orban’ın FİDESZ partisinin Avrupa Parlamentosu üyelerinin geçtiğimiz aylarda, Orban rejimi ve AB arasındaki gerginlikler sonucunda Avrupa Parlamentosu Halkçı Partiler Grubundan ayrılmasının ardından, Avrupa Parlamentosu içinde yeni bir grubu oluşturulması konusu gündeme getirildi.

Avrupa Parlamentosu’nda yeni muhafazakâr grup

Bugün Avrupa Parlamentosu’nda milliyetçi, ulus-devlet yanlısı, İslam ve çok kültürlülük karşıtı ilkeler doğrultusunda siyaset yapan partileri bir araya getiren iki grup var.

Bunlardan biri Polonya PiS partisi tarafından liderliği sürdürülen ECR (Muhafazakârlar ve Reformcular) gurubu, diğeri de İtalyan Lig partisinin başını çektiği ID (Kimlik ve Demokrasi) grubu.

Bu iki grup aralarında bazı görüş ayrılıkları olsa da milliyetçi, popülist ve AB entegrasyon politikasına eleştirel yaklaşan partilerden oluşuyor.

Viktor Orban, işte Avrupa Parlamentosu içinde bu iki grubu bir araya getirmeye çalışıyor.

Orban, 2018 yılında da bu partileri AP içinde bir araya getirmeye çalışmış, ancak bunda başarılı olamamıştı. Zira Polonya iktidar partisi (PiS) İtalyan Lig partisini “fazla Rusya yanlısı” bulmuştu.

Eğer bu girişim bu kez başarılı olursa Avrupa Parlamentosu içinde bir anda Halkçı Partiler Grubu’nun ardından en fazla üyeye sahip olan ikinci parlamento grubu ortaya çıkacak.

Zira Avrupa Parlamentosu’nda ECR’nin 61, ID’nin 76 ve Macarların da 12 üyesi var. Yani toplamda bu grup Avrupa Parlamentosunda 149 üyeye sahip olacak.

Böylesi bir güç birliği ise Avrupa’da yeni bir çekim merkezinin doğacağı anlamına gelebilir.

Tarık Demirkan- BBC

Szalai asist yaptı Macaristan farklı kazandı

Fenerbahçe‘nin devre arası transfer döneminde 2 milyon euro bonservis ödeyerek Güney Kıbrıs ekibi Limassol’dan alıp kadrosuna kattığı ve geldiği günden bu yana taraflı tarafsız herkesin beğenisini kazanan Macar stoper Attila Szalai, milli takımında da firesiz oynuyor.

23 yaşındaki stoper Dünya Kupası Elemeleri’nde Macaristan‘ın Andorra, Polonya ve San Marino maçlarında 90’ar dakika forma giydi ve hocasının değişmez oyuncularından biri olduğunu gösterdi. Son dönemde Avrupa takımlarının da ciddi şekilde ilgisini çeken Szalai böylece uluslararası arenada da kendisini göstermiş oldu. Macar savunmacı Andorra maçında takımının 4. golünde de asisti yapan isimdi.

Devamı

Yabancı e-ticaret devleri, ‘Türk IT’ci avında

Kaynak: www.pikrepo.com

Türkiye, teknolojiyi sadece kullanan bir ülke olmaktan çıkıp artık global çapta tercih edilen yazılımcı ve IT elemanları yetiştiren bir ülke oldu. Yurtdışındaki dev e-ticaret siteleri, iki kat maaş teklifiyle, hızlı ve sorunsuz iş çıkaran Türk IT’cilerin peşine düştü. Türkler yurtdışında bu alanda Hintlilerden sonra ikinci sıraya yükseldi.

Pandemi nedeniyle geçen yıl zirveye yerleşen e-ticaret ve e-ihracat, bu alanda faaliyet gösteren şirketlerin ‘beyni’ olarak kabul edilen IT (Enformasyon Teknolojileri) uzmanlarını yıldız yaptı.

Şirketlerin bilişim sistemini ayakta tutan, yazılımlarını yapan IT’ciler hem Türkiye’de, hem de yurtdışında paylaşılamıyor. Türkiye’deki bazı pazaryeri firmaları, en iyi IT elemanlarını İngiltere, Macaristan ve Polonya’ya kaptırırken, Türk şirketleri de kendi aralarında yarışıyor. Yurtdışına transfer olan IT’ciler Türkiye’deki maaşlarının neredeyse iki katı kadar maaş teklifi alıyor. E-ticaret sadece yurtdışında değil Türkiye’de de gelişiyor. Öte yandan bugüne kadar sadece konteyner ihracatı yapan birçok Türk şirketi şimdi e-ihracata başlıyor. Durum böyle olunca da herkes, IT yöneticisi, IT mühendisi ve yazılımcı arıyor.
Yabancılar Türkleri kapıyor

Bugün kadar teknolojiyi sadece kullanan taraf olan Türkiye, artık global çapta tercih edilen yazılımcılar yetiştirmeye başladı. ABD ve AB’ye göre Türk IT çalışanlarının daha analitik, daha hızlı ve sorunsuz iş çıkarması tercih sebebi oluyor. Hintli yazılımcı ve IT çalışanlarından sonra Türkler ikinci sıraya yerleşmiş durumda. Üçüncü sırada ise Doğu Avrupalı IT’ciler olduğu ifade ediliyor.

Ergene Consulting Genel Müdürü Murat Ergene, özellikle bilişim sektörünün gelişmesinin yazılım geliştirme alanında çok büyük açıklara yol açtığını söyledi. Türkiye dahil tüm dünyada e-ticaret ve e-ihracatın arttığını belirten Ergene, “Şu anda şirketler deli gibi IT’ci arıyor. Birçok öncü Türk şirketinde özellikle IT alanındaki yazılım geliştirmeyle ilgili çok büyük alımlar başladı. E-ticaret sitelerinin daha iyi çalışması gerekiyor bu dönemde. Ama kargo lojistik şirketlerinin de işleri arttı. Onların da kargo lojistik işlerinin gelişmesi gerekiyor. Onlar da IT’ye bağlı” diyor.

Ergene, Türkiye’deki bazı pazaryeri firmalarının insan kaynakları yöneticilerinin, ‘IT’de bizim rakiplerimiz Türkiye’de değil. Biz Türkiye’de adam kaybetmiyoruz, yurtdışına adam kaybediyoruz’ dediklerini söylüyor. Polonya, Macaristan, İngiltere’nin IT çalışanı alanında açıkları olduğunu söyleyen Ergene, “Bu ülkelerde ve hatta dünyada pandemiyle birlikte online ticaret, online ihracat çok arttı. Şirketlerin de bu alandaki en gerekli elemanları IT’ciler. Dolayısıyla yurtdışındaki bu ülkelerden Türk IT’cilerine yoğun bir ilgi başladı. Artık evden de çalışma serbest hale gelince, bizim IT’cilere neredeyse iki katı ücret teklif ederek şirketlerine transfer ediyorlar. Yeni mezunlara bile bin ila 2 bin dolar arası maaş veriyorlar. Hem evden çalışıyorlar, hem iki kat maaş alıyorlar. Böyle bir pazar doğdu. Arz az, talep çok. Böyle olunca da şirketler bünyelerinde çalışan tutmakta zorlanıyor. Dünyada da IT’ci alanında bir açık var” diye konuşuyor.

Devamını oku

Kaynak: www.dunya.com

Macaristan’da Kovid-19 aşısı yapılanların sayısı 2 milyonu geçti

Görüntü kaynağı: www.pikepo.com

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, ülkede yeni tip koronavirüse (Kovid-19) karşı aşılananların sayısının 2 milyonu geçtiğini açıkladı.

Orban, Facebook hesabından yaptığı paylaşımda, ”2 milyon vatandaşımız aşılandı. Bir adım daha ilerideyiz.” ifadelerini kullandı.

– Çin ve Rusya ile aşı anlaşması yapan ilk AB ülkesi

Rusya ve Çin ile aşı anlaşması yapan ilk Avrupa Birliği (AB) ülkesi olan Macaristan, Pfizer, Moderna, AstraZeneca, Sputnik V ve Sinopharm aşılarının kullanımına onay vermişti.

Macaristan, Çin’den 5 milyon, Rusya’dan da 2 milyon doz Kovid-19 aşısı satın alma konusunda anlaşmıştı.

Başbakan Orban’a Çin’in Kovid-19’a karşı geliştirdiği Sinopharm aşısı uygulanmıştı.

Macaristan’da son 24 saatte 4 bin 609 yeni vaka tespit edildi. Vaka sayısının 645 bin 733’e çıktığı ülkede, virüs nedeniyle yaşamını yitirenlerin sayısı ise 274 artarak 20 bin 435’e yükseldi.

Kaynak: www.cnnturk.com

Samsung, Avrupa’da elektrikli araç bataryalarına 1 milyar dolar yatırım yapacak

Güney Koreli teknoloji devi Samsung, elektrikli araçlar için batarya üretimine yaklaşık 1 milyar dolar yatırım yapacağını duyurdu.

Son yıllarda oldukça popüler hale gelen elektrikli otomobil pazarına, birçok teknoloji şirketi ilgi duyuyor ve dev yatırımlar yapıyor.

Bu şirketlerden biri olan Güney Koreli teknoloji devi Samsung, elektrikli araç bataryalarına yatırım yapmaya devam ediyor.

Şirket, özellikle Avrupa bölgesinde gelecekte batarya talebinde artış yaşanmasını bekliyor ve otomobil üreticilerinin ihtiyaçlarına yanıt vermek istiyor.

1 MİLYAR DOLARLIK YATIRIM

Macaristan fabrikasındaki üretim kapasitesi iki katına çıkaracak Samsung, buraya yaklaşık 1 milyar dolarlık dev yatırım yapacak.

Kapasite artırımı, Samsung’un her yıl yaklaşık 1 milyon elektrikli araç bataryası üretmesine olanak tanıyacak. Bu sayede şirketin eli, diğer rakiplerine göre oldukça güçlü hale gelecek.

SAMSUNG’UN HEDEFİ LİDERLİK

Audi, BMW ve Volkswagen gibi birçok Avrupalı otomobil üreticisi, tamamen elektrikli araçlara geçiş planları yaparken, bataryalara olan ihtiyaç her geçen gün artacak.

Bunun farkında olan Samsung, batarya üretimini ciddi oranda arttırarak pazara liderlik etmeyi hedefliyor.

ensonhaber.com

16,474FansLike
639FollowersFollow