2026. Ocak 22.
Türkinfo Blog Oldal 146

Macaristan’da OHAL kapsamında büyük şirketlere özel ek vergiler getirildi, ‘Hane Fonu’ ve ‘Savaş Fonu’ kurulacak

Macaristan’da “savaş tehlikesi” gerekçesiyle ilan edilen OHAL’in ardından alınan ilk tedbirler Başbakan Viktor Orban tarafından sosyal medya üzerinden yayınlanan bir videoyla açıklandı.

Orban, sınırlarının ötesindeki savaşın bir süre daha devam edeceğini ve Avrupa Birliği tarafından uygulanan ambargo politkasının da değişmeyeceğini öngörerek ulusal ekonomi düzeyinde ciddi önlemler alındığını duyurdu.

Macaristan’da bankalar, sigorta şirketleri, market zincirleri, enerji ve ticaret şirketleri, telekomünikasyon ve havayolları şirketleri için ek vergiler getirildi.

Orban bu vergilerin 2022 ve 2023 yılları için geçerli olmasının planlandığını söyledi.

Bu özel vergilerin miktarı ve ayrıntıları hakkında ise henüz bir açıklama yapılmadı.

Vergilerin tam olarak hangi şirketleri kapsayacağı konusunda da bir liste yayımlanmadı.

Özel vergi neden gerekiyor?

Başbakan Orban savaş, artan enflasyon ve yükselen faiz oranları nedeniyle söz konusu sektörlerdeki şirketlerin kârlarının olağanüstü oranda arttığını ve bu nedenle de onlardan toplumsal sorumluluklarını yerine getirmelerinin beklendiğini vurguladı.

Macar ekonomisinin en önde gelen şirketlerinin vergilendirildiği bu yeni önlemler paketiyle ciddi bir kaynak aktarımı sağlanacağı hesapları yapılıyor.

Başbakan Orban toplanan bu yeni kaynakla “Hane Fonu” ve “Savaş Fonu” adı altında iki ayrı fon kurulacağını açıkladı.

Bu fonlardan ilki hanelerde vatandaşlar tarafından tüketilen elektrik, doğal gaz ve su hizmetleri için gelen faturalardaki artışın bir kısmının devlet tarafından karşılanması amacıyla kullanılacak.

Macaristan’da bir süredir vatandaşların evlerinde tükettikleri komünal hizmetlerin faturalarının bir kısmı zaten devlet tarafından üstleniliyordu. Yorumcular enerji fiyatlarının artması nedeniyle bu uygulamanın devlet üzerinde çok büyük bir yük oluşturduğunu saptıyorlardı. Hane fonu işte devlet üzerindeki bu ek gideri yeni özel vergi yoluyla büyük şirketlere aktarmayı amaçlıyor.

Savaş fonu ise ulusal savunma sanayinin güçlendirilmesini amaçlıyor. Macaristan bir süredir savunma sanayisini güçlendirmek için Türkiye de dahil pek çok ülkeyle işbirliği faaliyeti içinde.

Basına yansıyan haberlere göre Macaristan, Türkiye’de üretilen İHA ve SİHA’lara ilgi gösteriyor.

Öte yandan Macaristan hüklümetinin Alman savunma sanayii ile de ortak zırhlı araç üretimi projelerinin artık hayata geçirilme aşamasında olduğu da biliniyor. Savaş Fonu’nun işte bu çalışmaların da mali kaynağını oluşturması bekleniyor.

Tarık Demirkan – BBC

Soulwave – Sorstalan

Bursa’dan Budapeşte’ye: Osman Şevki Bey

Yazar: HALİL SOLAK

Osman Şevki Bey 1889 doğumlu bir Bursalı. Askeri doktor olarak Balkan, I. Dünya ve Kurtuluş savaşlarına katıldı. İlmi araştırmalar için Millî Savunma Bakanlığı adına Cumhuriyet tarihinde Keşiş dağına ilk tırmanışı gerçekleştirdi. Dağın heybetinden etkilenen ve “Ne ulu dağ!” ifadesini kullanan Osman Şevki Bey, İstanbul’a dönünce verdiği raporda Keşiş dağının adının Uludağ olarak değiştirilmesini teklif etmiş, Mareşal Fevzi Çakmak’ın emriyle de Keşiş dağının adı Uludağ’a çevrilmişti. 1934’te çıkan soyadı kanunuyla kendisi de Uludağ soyadını alacaktı.

İlklerin Adamı

Osman Şevki Uludağ doktorluk kariyerinin yanı sıra güzel sanatlarla da ilgilenmişti: Ta‘lik ve nesih yazılarda gayet başarılıydı, sulu boya resimler yapıyordu, güzel şiirler yazıyordu, aynı zamanda musikişinastı: Yüzü aşkın bestesi vardı. Uludağ, hayatında pek çok ilki de barındırıyor: Türkiye’nin ilk radyologlarından, tıp tarihi ve antropolojiyle ilgili yazı yazan ilk kişi. Osmanlı tıp tarihine dair çalışmaları dışında Bursa ve Uludağ, Yeşil Cami, Uludağ Tapınakları, Keşişleri ve Dervişleri adlı kitaplarıyla şehrine dair borcunu ödemiştir.

Viyana Yolculuğu

1935’te milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi’ne giren Uludağ, bir yıl sonra bir rahatsızlık geçirir. Yazdıklarından, daha çok psikolojik olduğu anlaşılan hastalığının tedavisi için hocası Prof. Tevfik Sağlam’ın “Vakit kaybetmeden Viyana’ya git, orada 1-1,5 ay kadar hiçbir şeyle uğraşmadan kal. Fakat acele et” tavsiyesine uyarak meclisten izin aldı. Kısa sürede seyahat hazırlıklarını tamamladı. O devirde Viyana’ya gitmek için birkaç yol vardı. Osman Şevki Uludağ Karadeniz’den Köstence’ye, oradan Bükreş-Budapeşte üzerinden Viyana’ya gitmeyi tercih ederek yola koyuldu.

Parklar, Müzeler, Kütüphaneler

Uludağ, güzergâhın her adımında molalar veriyor, bulunduğu şehrin tarihi yapılarını, müzelerini, parklarını geziyordu. Ayrıca kütüphanelerde de Türk tıp tarihini aydınlatacak elyazmalarının peşindeydi. Budapeşte’ye geldiğinde ziyaret ettiği yerlerden biri de Gülbaba türbesiydi. Evliya Çelebi’nin anlattığına göre Gülbaba bir Bektaşi dervişiydi. Amasya’nın Merzifon ilçesinde doğmuştu. Fatih, II. Bayezid, Yavuz ve Kanuni dönemlerindeki pek çok savaşa katılmış ve 1541’de Budin seferinde şehit olmuştu.

Çiçekli Bahçe İçinde Bir Türbe

Budin fethedildikten sonra Osmanlı Türklerinin Gültepe ya da Gülbababayırı dedikleri, Budapeşte’nin Buda yakasındaki yere defnedilen Gülbaba’ya Budin Beylerbeyi bir türbe yaptırmıştı. Evliya Çelebi türbeyi “Yaz ve kış meydanlarında çeşitli şamdan, çerağ, kandiller, buhurdanlar, gülâbdanlar vardır. Kara ve deniz seyyahları mermer kapı ve duvarlarına pek çok beyitler yazmışlardır” şeklinde anlatıyor. Ayrıca Gülbaba’nın çiçekli bir bahçe içinde kurşun örtülü bir kubbe altında yattığını söylüyor.

İstanbul’dan Giden Seccadeler

Gülbaba ve türbesine dair bilgileri borçlu olduğumuz rahmetli âlim Semavi Eyice’ye göre bu yıllarda Budin’in en büyük Müslüman mezarlığı türbenin çevresindeydi. Budin kaybedildikten sonra bu mezarlık da ortadan kaldırılmıştır. Osmanlı Devleti, son yıllarında bu türbeyle ilgilenilerek tamir ve tefrişi için yardımda bulunmuştur. 1926-1927 yıllarında Budapeşte’de başşehbender olarak görev yapan Çağlayanlar yazarı Ahmed Hikmet Müftüoğlu türbenin içini İstanbul’dan getirilen seccadelerle döşetmiştir.

Öğle Vakti Gülbaba’da

Osman Şevki Uludağ bir öğle vakti, “bu Yeniçeri babası Bektaşinin türbesi Budapeşte’de yegâne Türk eseri olarak kalmış” dediği türbeyi ziyaret etti ve günlüğüne şu ilginç bilgileri not düştü:

“Öğrendiğime göre Macarlar bir gün Gülbaba türbesinin Türkler için Mekke gibi bir hac yeri olacağı zannında imişler. Güya Gazi, Türkleri Mekke’ye gitmekten men etmiş, Türkler de şimdiden sonra hacı olmak için Gülbaba’yı ziyaret edeceklermiş. Bir kısım Macarlar bu hayalin bir gün tahakkuk edeceğini ve her sene Budapeşte’ye yüzbinlerce Türk’ün gelip hacı olacaklarını bekliyorlarmış ve hatta bunun şimdiye kadar niçin tahakkuk etmediğine şaşırıyorlarmış.” (İrem Ela Yıldızeli, Büyükdedem Dr. Osman Şevki Uludağ-1915 Çanakkale ve 1936 Viyana Günlükleri, Pan, 2010).

Osman Şevki Bey, Budapeşte’den Viyana’ya doğru gidedursun, bazen küçük ve sevimli bir seyahatnamenin satır aralarında dolaşmak kalın, kocaman bir tarih cildini okumaktan daha verimli olabiliyor.

Ne dersiniz?

Kaynak ve fotoğraflar


AKM, Beyoğlu Kültür Yolu Festivali’nde birçok etkinliğe ev sahipliği yapacak

Beyoğlu Kültür Yolu Festivali kapsamında düzenlenen konserlerden sergilere, söyleşilerden film gösterimlerine, çocuk atölyelerinden açık hava konserlerine geniş yelpazede çok sayıda etkinlik sanatseverlerle buluşacak.

Kültür ve Turizm Bakanlığı tarafından 28 Mayıs-12 Haziran tarihlerinde ikincisi düzenlenen Beyoğlu Kültür Yolu Festivali kapsamında Atatürk Kültür Merkezi‘nde (AKM) konserlerden sergilere, söyleşilerden film gösterimlerine, çocuk atölyelerinden açık hava konserlerine geniş yelpazede çok sayıda etkinlik sanatseverlerle buluşacak.

Kaynak: https://cziffrafesztival.hu/

Festival kapsamında Macaristan’ın önde gelen ve birçok ödüle sahip piyanisti János Balázs, dünyaca ünlü Macar besteci Ferenc Liszt‘in İstanbul’u ziyaretinin 175. yılında bir konserle Türkiye’de ilk kez 8 Haziran’da müzikseverlerle buluşacak.

Detaylar: akmistanbul.gov.tr

Kaynak

Macaristan Başbakanı Viktor Orban neden OHAL ilan etti?

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 3 Nisan’da yapılan ve birleşik muhalefete karşı büyük bir zafer kazandığı seçimler sonrası yeni kabinesini açıkladı. Orban bu açıklamasının üzerinden 24 saat bile geçmeden dün sürpriz bir çıkış yaptı ve “savaş durumu” nedeniyle ülkede olağanüstü hal (OHAL) ilan edildiğini duyurdu.

Geceyarısından itibaren yürürlüğe giren yeni OHAL’in hangi önlemler içereceği, ülkede kısa ya da orta dönemde ne gibi yeni uygulamalar gündeme getireceği henüz bilinmiyor. OHAL önlemleri bugünden itibaren açıklanacak.

Ancak beklendiği gibi siyasi gözlemciler bu uygulamanın hangi nedenlerle gerekli görülmüş olabileceği üzerine yorumlar yapıyor ve olası önlemler paketini tahlil etmeye çalışıyorlar.

OHAL uygulaması ne anlama geliyor?

OHAL, anayasaya göre ülke yönetiminin parlamento kararlarıyla değil, hükümet tarafından çıkarılan yasa hükmündeki kararnamelerle yürütülebilmesi anlamına geliyor.

Hükümet normal koşullarda günlük icraatının ötesinde, uygulama ve dönüşümleri, ya da tüm toplumu ilgilendiren yasak ve kısıtlamaları hayata geçirebilmek için yasalar ve anayasa tarafından belirlenen yolu izlemek zorunda.

Yani örneğin yeni bir vergi paketinin çıkarılabilmesi, ya da yeni bir yasağın uygulanabilmesi için olağan koşullarda bu konunun parlamentoya sunulması, görüşülmesi ve parlamentoda oylanarak onaylanması gerekiyor.

Aslında Macaristan Parlamentosu’nda Viktor Orban’ın lideri olduğu FIDESZ – Hristiyan Demokrat ortaklığı üçte iki oy çokluğa sahip, Yani iktidar istediği her konuda rahatça yeni yasa çıkarma, gerekli gördüğü her alanda yeni kısıtlamalar uygulama yetkisine sahip. Meclisten geçiremeyeceği yasa yok.

OHAL’e neden gerek duyuluyor?

OHAL kararnameleriyle ülke hızlı, sessiz ve kontrol edilebilir şekilde yönetilebiliyor.

Başbakan Orban’ın imzaladığı kararname beş dakika sonra yürürlükte olabiliyor. Bu kararnamenin içerdiğini halk daha sonra, yani kararnamenin uygulanmasıyla, pratikte görerek, yaşayarak hissederek anlıyor.

Konu parlamentoda görüşülmediği için üzerinde konuşulmuyor, kamuoyunda tartışılmıyor.

Bu süreçte medyanın konumu da çok önemli: ulusal medya ana hatlarıyla hükümet tarafından yönlendirildiğinden, pek çok gelişme basın tarafından “görmezden geliniyor”, olumsuzluklar üzerine konuşulmuyor, olumluluklar vitrine çıkarılıyor, dolayısıyla hükümet icraatının içeriği, sadece bir başarı propagandası olarak halka yansıtılıyor.

OHAL neden eleştiriliyor?

Demokrasiyle yönetilen ülkelerde derin ekonomik krizler ya da savaşlar nedeniyle zaman zaman OHAL ilan edilebiliyor.

Covid-19 salgını da bu tür olağanüstü dönemlerden biri olarak, kimi ülkelerde ülke idaresinde yasaların ve özgürlüklerin kısmen ya da tamamen askıya alınmasına neden olmuştu.

Sokağa çıkma yasaklarından, toplanma ve bir araya gelme özgürlüklerinin kısıtlanmasına, ve hatta bazı ülkelerde aşı olma zorunluluğuna kadar vatandaşların temel hakları ciddi ölçülerde daraltılmıştı.

Ve bu da, krizlerin aşılması sürecinde dünya kamuoyu tarafından olağanüstü dönemin olağandışı önlem paketi olarak normal karşılanmış, krizlerin atlatılmasıyla da normal hayata geri dönülmüştü.

Ancak otoriter eğilimli siyasi hareketlerin iktidarda olduğu ülkelerde OHAL uygulamalarının “amaç dışı” kullanıldığı eleştirileri de yer yer gündeme geldi.

Macaristan’da Covid salgını dönemindeki OHAL uygulaması da bunlardan biriydi. OHAL kararnameleriyle salgına ve ülke sağlık sisteminin işleyişine dair verilerin, vaka ve ölüm istatistiklerinin açıklanmasının denetim altına alınması, enformasyon akışının durdurulması o dönem çok eleştirilmişti.

Ya da daha önemlisi, salgınla uzaktan yakından alakası olmayan bir başka alanda alınan önlemlerdi: Hükümet bir kararnameyle covidi bahane ederek belediyelerin gelirlerinin önemli bir kısmına “el koymuştu” ve söz konusu belediyelerin çoğunluğu muhalif belediyelerdi. Hükümet yanlısı belediyeler ek fonlarla desteklenirken, muhalif belediyeler böylece hizmet veremez hale getirilmişti.

Geçmişte uygulanan OHAL, Orban‘a başarı getirdi mi?

Macaristan’da Orban yönetimi açısından Covid dönemindeki OHAL uygulaması halk nezdinde hükümete duyulan güveni ve desteği arttıran bir süreç olarak tarihe geçti.

Hükümet bu dönemde bazı temel gıda maddelerinin, konutlar için elektrik, gaz faturalarının ve benzinin fiyatını sabitleyerek dar gelirli kesimlerin desteğini aldı. Aile yardımları, evlilik ve çocuk destekleri ile de toplumun orta direğinin güvenini sağladı.

Orban’ın son seçim başarısında bu önlemlerin payı büyüktü.

Oysa Covid-19 salgınıyşa mücadelenin Macaristan açısından çok önemli başarısız yanları da olmuştu: Mesela salgında ölüm istatistikleri nüfusla orantılandığında Macaristan dünyada ölüm vakalarının en yüksek olduğu birkaç ülke arasındaydı. Ancak OHAL yasakları bu gerçeklerin konuşulup tartışılmasına imkân vermedi.

Başbakan Orban’ın yeni hükümetini kurmasının ardından hiç vakit kaybetmeden savaşı işaret ederek OHAL ilan etmesinin gerisinde ülke içindeki bu gerçekler yatıyor.

OHAL ne kadar sürebilir?

Yeni dönemde hangi önlemlerin gündeme geleceği önümüzdeki günlerde netleşecek. Ancak OHAL’e gerekçe olarak “savaş” olgusuna atıf yapılırken, Orban açısından çok yönlü ve çok taraflı bir savaşın kastedildiği de unutulmamalı.

Bir yandan gerçekten hemen sınırların ötesinde Rusya’nın Ukrayna’ya karşı başlattığı, üç aydır devam eden ve sonu hala görünmeyen bir savaş var.

Diğer yandan ise ABD, NATO ve Avrupa Birliği (AB) tarafından koordine edilen ve Rusya’ya karşı Batı ülkelerinin enerji ve hammadde bağımsızlığını sağlamayı hedefleyen, ortak savunmayı koordine etmeyi amaçlayan bir kavga var.

Ve son olarak AB içinde yıllardır devam eden Macaristan ve Polonya gibi hukuk devleti kurallarını ihlal ettikleri öne sürülen doğu bölgelerindeki “haylaz üyeleri” yola getirmeye yönelik bir mücadele var.

Orban’ı OHAL döneminin kıvrak idare mekanizmasını kullanarak Macaristan’ı seferber etmeye yönelten dış gerçekler de bunlar.

Yani Macar kamuoyu bu kez uzun süreli bir OHAL’e hazırlanabilir.

Tarık Demirkan – BBC

Macaristan’dan Enerji Yatırımı Talebi

Macaristan, Avrupa Birliği’nin (AB) Rus petrolüne ambargo uygulamaya başlamasından önce enerji yatırımı yapması talebini yineledi. Macaristan’ın bu talebi, Ukrayna’yı işgal etmesi nedeniyle Rusya’ya uygulamayı planladığı yaptırımları hızla onaylamaya çalışan AB’yle zıtlaşması anlamına geliyor.

Photo by Zbynek Burival on Unsplash

AB Komisyonu, bu ayın başında Rusya’ya karşı yeni bir yaptırım paketi önerisi getirmişti. Ancak yaptırımlar henüz devreye girmedi. Macaristan, yaptırım planına en çok karşı çıkan ülke.

Macaristan Adalet Bakanı Judit Varga, Pazartesi günü Brüksel’deki bakanlar toplantısında önce gazetecilere yaptığı açıklamada, “Önce çözüm, sonra yaptırım” dedi.

Macaristan Adalet Bakanı’nın bu açıklaması, AB liderlerinin 30 Mayıs’taki zirve toplantısından önce yaptırım anlaşmasına varmak için bazı AB hükümetlerinin yaptığı çağrıya ters düştü.

Devamı

Tuna’nın Nostaljik Şehri Budapeşte

Macaristan’ın başkenti Budapeşte, olağanüstü mimarisi, doğal güzellikleri, leziz tatları ve sahip olduğu termal kaynaklarıyla kalbinizi fethediyor.

Gotik, Barok ve Rönesans tarzında inşa edilen şehirde gündüzleri Orta çağ havasını solurken, geceleri ise tablo gibi manzarasıyla büyülendiğiniz, baktıkça bakasınız gelen bir şehir karşınıza çıkıyor.

Uzun yıllar ayrı şehirler olarak anılan Peşte, Buda ve Obuda 1873 yılında birleşerek Budapeşte adını alıyor. Roma kalıntılarına göre Obuda şehrin asıl merkezi, “Eski Buda” olarak geçiyor. Tuna nehrinin ikiye ayırdığı bu güzel şehrin batı kısmı Buda doğu kısmı ise Peşte. Buda kısmı alçak dağ sırası üzerinde daha çok tarihi gezilecek yerleriyle ön plandayken Peşte ise daha çok şehir merkezi ve eğlenceli gece hayatıyla ön plana çıkıyor.

Photo by Bence Balla-Schottner on Unsplash

Budapeşte’de 23 idari bölge bulunuyor. Şehirdeki bölgeler Paris’teki gibi spiral yönlü devam ediyor. Mesela havalimanına indiğinizde 18.bölgedesiniz, şehir merkezine doğru ilerledikçe bölge numaraları da değişiyor.

Konaklama Budapeşte’de konaklamak için şehrin her iki tarafında da her bütçeye uygun oteller mevcut, özellikle 1.bölge, 5.bölge ve 6.bölge ön plana çıkıyor. 1. Bölge olarak bilinen Kale bölgesinde kalırsanız Budapeşte’nin en güzel manzaralarına eşlik edebilirsiniz.

Buda Kalesi, Budapeşte Tarih Müzesi, Balıkçı Tabyası, Gellert Tepesi, Matthias Kilisesi bu bölgede yer alıyor. 5.bölge Belvaros Lipotvaros ise şehri yürüyerek keşfetmek için merkezi konumuyla ön plana çıkıyor. Budapeşte Parlamento Binası, Tuna nehrindeki ayakkabılar, Aziz Stephan Kilisesi, Zincir Köprü, ünlü alışveriş caddesi Vaci Utca, Budapeşte Eye olarak geçen şehrin simgelerinden dönme dolap bu bölgedeki başlıca gezilecek yerler arasında bulunuyor. 5.bölge Budapeşte’nin diğer bölgelerine göre 1.sınıf restoranların ağırlıkta olduğu hem otel hem de emlak fiyatları açısından yüksek rakamlı bölgesi diyebiliriz.

Detaylar

Macaristan Başbakanı Orban’dan muhafazakârlara “iktidar stratejisi”: Kendi medyanız olsun

“Tanrı, Vatan, Aile” sloganlı toplantıda yer alan Orban, iktidara gelmek ve iktidarda kalmaya dair konuşma yaptı.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, ABD’li muhafazakârlara yaptığı konuşmada, iktidara giden yolun “kendine ait medyaya sahip olmaktan geçtiğini” söyledi. Orban, Macaristan’da kendisi ve partisinin medya üzerinde kontrol sahibi olduğunu anlattı. 

The Guardian’da yer alan habere göre, Macaristan’da 3 Nisan’da gerçekleşen seçimlerde dördüncü kez seçilen Viktor Orban, Budapeşte’de düzenlenen ABD Muhafazakâr Siyaset Eylem Konferansı’nın (CPAC) özel bir toplantısına konuşmacı olarak katıldı. “Tanrı, Vatan, Aile” sloganlı toplantıda yer alan Orban, iktidara gelmek ve iktidarda kalmaya dair konuşma yaptı.

Muhafazakârlara seslenen Orban “Washington ve Brüksel’deki kurumları geri almalıyız. Birbirinde müttefikler bulup birliklerimizin hareketini birlikte koordine etmeliyiz” dedi.

Devamı

14 ülkeden diplomat “Osmanlı Arşivlerini ve Kültür Varlıklarını İnceleme Gezisi”ne katıldı

Dışişleri Bakanlığı, Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı, Milli Saraylar İdaresi Başkanlığı ile Kültür ve Turizm Bakanlığı iş birliğiyle, 14 ülkeden büyükelçi ve diplomatik misyon temsilcilerinin de katıldığı “Osmanlı Arşivleri ve Kültür Varlıklarını İnceleme Gezisi” düzenlendi.

Dışişleri Bakanlığı Yurt Dışı Tanıtım ve Kültürel İşler Genel Müdürü Büyükelçi Deniz Çakar, Kağıthane’deki Cumhurbaşkanlığı Devlet Arşivleri Başkanlığı kongre salonunda yapılan açılış konuşmalarından sonra, geziyle ilgili AA’ya açıklamalarda bulundu.

Çakar, “Türkiye’deki arşivler bugün itibarıyla 135 milyon doküman barındırıyor. 400 bin civarında da kayıt altına alınmış kayıt defterleri var. Bu dünya çapında üst seviyelerde yer alan teknolojik bir başarı, bir birikim. Arşiv iş birliği imzalamış ülkelerin büyükelçilerine ve diplomatlarına bir davetiye gönderdik. Davetimizi kabul ettiler ve geziye katılım gösterdiler.” ifadelerini kullandı.

Büyükelçi ve diplomatlara Osmanlı arşiv belgeleri takdim edildi

Ziyarete katılan, Rusya Büyükelçisi Aleksei Erkhov, İran İslam Cumhuriyeti Büyükelçisi Mohammad Farazmand, Meksika Büyükelçisi Jose Luis Martinez y Hernandez, Guatemala Büyükelçisi Jairo Estrada, Arnavutluk Büyükelçisi Kastriot Robo, Panama Büyükelçisi Mariela Sagel Rosas, Şili Büyükelçisi Rodrigo Arcos, İtalya Büyükelçisi Giorgio Marrapodi, Mısır Büyükelçiliği Misyon Şefi Amr Elhamamy, Japonya Büyükelçiliği Elçi-Müsteşarı Takero Aoyama, Peru Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Patricia Beatriz Duran Cotrina, Ukrayna İstanbul Başkonsolosu Roman Nedilskyi, Kırgız Cumhuriyeti İstanbul Başkonsolosu Lira Sydykova, Macaristan Büyükelçiliği Arşivden Sorumlu Diplomatı Gaspar Katko‘ya, ülkeleri ile Osmanlı Devleti’nin ilişkilerine ilişkin arşiv belgeleri takdim edildi.

Detaylar ve video

16,474FansLike
639FollowersFollow