Macaristan’da, eski Dışişleri Bakanı, AK Parti Antalya Milletvekili ve NATO Parlamenter Asamblesi (PA) Türk Delegasyonu Başkanı Mevlüt Çavuşoğlu’na, Türkiye-Macaristan ilişkilerinin geliştirilmesine sağladığı şahsi katkılar ve bölgesel çatışmaların barışçıl çözümü için yürüttüğü üstün çalışmalardan dolayı “Yıldızlı Liyakat Nişanı” takdim edildi.
KaynakÇ Szijjártó Péter Facebook
Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenen, Macaristan Devlet Protokolünden ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığından üst düzey yetkililerin katıldığı törende, Budapeşte Büyükelçiliği mensupları, Budapeşte’deki Türk kurum temsilcileri ve Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) üyesi ülkelerin Büyükelçileri de hazır bulundu.
Tören öncesinde Çavuşoğlu ve Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanı Peter Szijjarto baş başa görüşme gerçekleştirdi.
Kaynak: Szijjártó Péter Facebook
İki ülkenin milli marşlarıyla başlayan törende, Çavuşoğlu’nun bakanlara verilen Macaristan Devlet Liyakat Nişanlarının en üst kategorisindeki “Yıldızlı Liyakat Nişanı”na layık görülmesinin gerekçeleri okundu.
Budapeşte-Bişkek-Budapeşte direkt uçuşlarının başlatılmasının, yatırım ve turizm potansiyelinin daha da geliştirilmesi açısından, Kırgızistan için çok önemli olduğu belirtilen açıklama çerçevesinde uçuşlar başladı.
Macaristan Dışişleri Bakanı, Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya ek askeri yardım yapmasına karşı çıkacağını söyledi. Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto, Macaristan’ın Ukrayna’ya sağlanmış olan 10 milyon euroluk paranın kullanımına ilişkin rapor beklediğini belirtti.
Fotoőraf: Szijjártó Péter Facebook
Rus TASS haber ajansının aktardığına göre, Szijjarto, perşembe AB’li mevkidaşlarıyla Brüksel’de yapacağı toplantıya hareket etmeden önce açıklamalarda bulunarak, Avrupa Birliği’nin Kiev’e silah tedariki için daha fazla fon ayırma planlarına karşı olduğunu söyledi.
Gösteri dünyasında evlilik konusunda ilginç bir akım var. Bazı ünlü çiftler, öyle gösterişli törenler yapmak yerine sadece ailelerinin ve çok yakın dostlarının katıldığı daha dar kapsamlı sade törenlerle birbirlerine “ölüm onları ayırıncaya kadar” birlikte olma sözü veriyorlar.
Tabii bu kadarla kalmıyor. Sonra daha gösterişli ve günlerce konuşulan bir de düğün yapıyorlar. İşte bunun en yeni örneklerinden birini de moda dünyasının ünlü yüzlerinden Barbara Palvin ile oyuncu Dylan Sprouse sergiliyor.
GELİNİN MEMLEKETİNDE EVLENDİLER 29 yaşındaki Palvin ile 30 yaşındaki Sprouse, bundan bir ay önce nişanlandıklarını açıklamıştı. Bu duyurunun üzerinden çok zaman geçmeden de sürpriz bir şekilde hayatlarını birleştirdiler.
Genç çift, bu özel günleri için çok özel bir yeri tercih etti: Nikah da ardından gelen eğlence de Barbara Palvin’in memleketi Macaristan’ın başkenti Budapeşte yakınlarında gerçekleşti.
Barbara Palvin ile Dylan Sprouse’un nikahları genç modelin anne ve babasının bundan 34 yıl önce evlendiği kilisede kıyıldı. Geçtiğimiz cumartesi günü gerçekleşen evlilik törenine sadece 115 kişi katıldı.
Kaynak: Peter Mero Hivatalos Facebook Fotoğraf: Gábor Eszterle
MEDENİ DURUMUNDAKİ DEĞİŞİKLİĞİN SİMGESİ Bu kırmızı elbisenin Macarca’da “menyecske ruha” olarak adlandırıldığını söyledi Palvin. Güzel modelin düğünün sonunda kırmızı elbise giymesiyle ilgili anlattıklarına bir kulak verelim: ” Gece yarısından sonra gelinliğimi değiştirip bu kırmızı elbiseyi giymek zorundaydım. Çünkü o andan itibaren artık bir gelin değil bir erkeğin eşiyim.”
Barbara Palvin’in anlattığına göre düğünün sonunda giydiği o kırmızı elbise onun, medeni halindeki değişimin bir simgesi. Aslında bu “menyecske ruha” sözcüğünün de Macarca’da gelinlik anlamına geldiğini buraya not düşelim.
Türk edebiyatını dünyaya taşıyan on kişi bu yolculuklarını anlattı. Nane Lee, Lindita Latifi, Edit Tasnadi, Apollinari Avrutina, Justina Pilkauskaite, Galina Miskiniene, Arsalan Fasihi, Giampiero Bellingeri ve Melek Deniz-Ahmad Zakaria çifti hangi kitapları Türkçeye çevirdiğini, çevirdikleri kitapların kendi ülkelerindeki okurlarında nasıl karşılık bulduğunu dile getirirken aynı zamanda Türkçe kitap çevirilerinin zorlukları ile kolaylıklarına da değiniyorlar.
Orhan Pamuk’un Nobel Edebiyat Ödülü’nü kazanması ve Türkiye’nin 2008 Frankfurt Kitap Fuarı’nda konuk ülke olarak yer alması, Türk edebiyatının dünyaya açılması için bir dönüm noktası oldu. Pek çok yazarımızın kitapları başka dillere çevrildi. Edebiyat dünyamızda yazarlar kadar, bir dili diğerine aktaran çevirmenlerin ince işçilikleri de önem kazandı. Pek çok yazarımızın kitaplarını kendi dillerine kazandıran çevirmenler adeta bir köprü görevi görmeye başladı. Kitapları kaleme alan yazarların yanı sıra bu kitapları başka dillere aktaran çevirmenler de yazarlar kadar edebiyat dünyasında önemli bir yer almaya başladı.
Çevirmenler okuyucunun, zamanın ve dünyanın her köşesine dil engelini aşarak yolculuk yapmasının önünü açmaya başladı. Elbette bu hareketlenmede günümüz yazarları da dâhil olmak üzere çağdaş ve klasik eser ve isimler, Kültür ve Turizm Bakanlığı’nın başlattığı, kültür, sanat ve edebiyat alanındaki klasik ve çağdaş eserlerin yabancı yayınevlerince Türkçe dışındaki dillere çevrilmesi, yayımlanması ve tanıtılması esasına dayalı bir çeviri ve yayım destek programı olan TEDA projesinin payı da oldukça büyüktü.
Helikon Kiadó Facebook sayfası: soldan Krisztian Nemes çevirmen, Orhan Pamuk, Edıt Tasnadi çevirmen
Türkçeden Macarcaya yüze yakın kitap çevirdim
Macar Türkolog Edit Tasnadi, en büyük arzusunun dilci olmak olduğunu söylüyor ve 1961 yılında liseyi bitirdiğinde üniversitede sadece iki branşın mecburi olduğunu söylüyor. “Benim için vazgeçilmez görünen Macar Dil ve Edebiyatı branşı yanına Türkolojiyi seçtim ve böylece Budapeşte ELTE Üniversitesi’nde dünyanın en eski Türkoloji kürsüsünün öğrencisi olup beş yıl boyunca Türk filolojisi alanında bilgilenmeye çalıştım” diyor. Macar Radyosunde Türkçe Yayınlar Servisi beş yıl boyunca ayrı ayrı Türk lehçeleri arasında dil karşılaştırma işleriyle uğraştıktan sonra Türkçe öğrendiğini anlatan Tasnadi, aynı zamanda radyoda oynanmak üzere pek çok Türk tiyatro metnini Macarcaya çevirmiş. Çeviriye başlamasının da bir raslantı olduğunu dile getiriyor ve şu sözlerle anlatıyor: “Radyomuzun misafir yazarı Fahri Erdinç’i Európa Yayınevine götürmekle görevlendirildim. Konuştuğu editör hanım bir Türk öykü antolojisini hazırladıklarını söyleyerek Yaşar Kemal’ın ’Sarı Sıcak’ öyküsünü prova olarak çevirmemi istedi. Hocalarla konuştum, kendi cümlelerimi defalarca düzelttim. Provadan geçtim, beş öykü daha verdiler bana. Hatta sonradan öğrendim ki bütün adaylar bu öykü ile sınanmış ve antolojide benim çevirime ver verilmiş. İlk acemi işimin beğenilmesi ise beni çok motive etmişti.” “İlk çevirilerden bu yana dile kolay yarım yüzyıllık bir dönem geçti” diyen Tasnadi, ilk roman çevirisinin Yaşar Kemal’in “Ortadirek” kitabı olduğunu söylüyor ve Türkçeden Macarcaya yüze yakın kitap çevirdiğini söylüyor.
Tasnadi, “Yunus Emre, Yaşar Kemal, Bekir Yıldız, Melih Cevdet Anday, Sait Faik Abasıyanık, Tarık Buğra, Turan Oflazoğlu, Orhan Asena, Sabahattin Kudret Aksal, İlber Oraylı, Perihan Mağden, Cem Mumcu, İskender Pala, İhsan Oktay Anar, Orhan Pamuk, Oya Baydar, Yalvaç Ural, Gül İrepoğlu, Levent Mete, Hatice Meryem, Mario Levi, Mehmet Baydur, Ceyhun Atuf Kansu, Tuna Kiremitci, Mehmet Zaman Saçlıoğlu, Bige Güven Kizılay, Demokan Atasoy ve Sabahattin Ali gibi pek çok ismin kitaplarını çevirmiş. Tasnadi, “Ayrıca güzelim Türk halk masallarından dört seçkimin çıkmış olması da mutluluk kaynağıdır benim için” diyor.
ÇEVİRMEN BİR NAKLİYATÇI GİBİ ÇALIŞIR
Macaristan’da eğer bilinen bir yazar değilsen popüler olmanın zor olduğunu söylüyor Tasnadi ve şunları anlatıyor: “Macaristan küçük bir ülke. Nüfusu da dokuz buçuk milyon kadar. Dolayısıyla piyasası da küçük. Bu nedenle yanın evlerini bir Türk eserini çıkarmaları için ikna etmek çok zor.
En etkileyici yol elbette maddi destek bulmak” Tasnadi, Türkçe kitap çevirilerinin zorluklarını ise şöyle sıralıyor: “Yaşar Kemal’in, Ortadirek kitabındaki lehçe kelimelerin, Perihan Mağden’in romanlarındaki argo kelimelerin ya da İskender Pala’nın Babil’de Ölüm İstanbul’da Aşk kitabındaki kimi Osmanlıca alıntılarının anlamını bulmak bazen araştırmalar gerektirir ama çözülmez bir iş değil. Beni en çok uğraştıran belki de Türkçenin ve Macarcanın çok farklı cümle yapısı. Özellikle uzun cümleleri, Macarcada çok farklı biçimde adeta yeniden yaratmak gerekir. Fakat işin güzelliği de işte budur. Çevirmen olarak ben kendimi bir nakliyatçı olarak görüyorum. Bir edebiyat eseri içerik ve biçimden ibaret ise, bizim ödevimiz, içeriği kaynak dilin verdiği biçimden olduğu gibi amaç dildeki uygun bicime nakletmektir.
Elbette bu yeni biçim üslubuyla aslıyla eşdeğer olmalı. Bu iş ise çevirmenin ana diline hakim olmasını gerektirir ve bu da bir tür yaratmadır. Çeviri sevgi, sabır, bilgi ve yetenek ister. Çeviriye inanırım. Dilden dile başka yazınsal iletişim aracımız yok zaten.”
Türkiye Güreş Federasyonundan yapılan açıklamaya göre, başkent Budapeşte’de gerçekleştirilen organizasyonda grekoromen stil 72 kiloda mücadeleler yapıldı.
Milli güreşçi Selçuk Can, Kazak Daniyar Kalenov’u 5-1 mağlup ederek bronz madalya kazandı.
Yarışmanın ikincisi Özbekistan, üçüncüsü Bulgaristan olurken TÜRKSOY Özel Ödülü’nü ise Macaristan aldı. Halk oylaması ile belirlenen seyirci özel ödülüne de Kuzey Osetya layık görüldü.
Bursa’da bu yıl 35’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması’nda Meksika ekibi birinci oldu. Yarışmada 17 ülkeden 650 dansçı performanslarını sergiledi. Yarışmanın ikincisi Özbekistan, üçüncüsü Bulgaristan olurken TÜRKSOY Özel Ödülü Macaristan’a verildi. Seyirci oylamasıyla belirlenen seyirci özel ödülü ise Kuzey Osetya’ya gitti. Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, yarışmanın barış ve kardeşlik mesajlarının önemine vurgu yaparak, Bursa’nın Türkiye’nin kültür elçiliğini yaptığını belirtti.
Bursa’da bu yıl 35’incisi gerçekleştirilen Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması’nın birincisi Meksika oldu.
Bursa Büyükşehir Belediyesi adına Bursa Kültür Sanat ve Turizm Vakfı (BKSTV) tarafından Kültür ve Turizm Bakanlığının destekleriyle gerçekleştirilen 35. Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması’nda 17 ülkeden 650 dansçı performanslarını sergiledi.
Kültürpark Açıkhava Tiyatrosu sahnesinde 5 gün boyunca gerçekleştirilen yarışmada tüm ülkelerin dansçıları 5’er dakikalık gösteriler sundu. Kıyasıya geçen yarışmayı Meksika ekibi kazandı.
Yarışmanın ikincisi Özbekistan, üçüncüsü Bulgaristan olurken TÜRKSOY Özel Ödülü’nü ise Macaristan aldı. Halk oylaması ile belirlenen seyirci özel ödülüne de Kuzey Osetya layık görüldü.
Yarışmanın birincisine ödülünü veren Bursa Büyükşehir Belediye Başkanı Alinur Aktaş, Bursa’nın hem nüfus yapısıyla hem de diğer ülkelerle olan kardeşlik bağlarıyla adeta Türkiye’nin kültür elçiliğini yaptığını bildirdi.
Aktaş, Uluslararası Altın Karagöz Halk Dansları Yarışması’na 35 yıldır ev sahipliği yapmaktan gurur duyduklarını dile getirerek, şunları kaydetti:
“Dansçılar Bursa’dan dünyaya barış mesajları verirken biz de Bursa’da konuklarımızı en iyi şekilde misafir ettik. 5 gün süren bu serüven sonunda tabi ki bir birinci oldu ama her zaman olduğu gibi kazanan yine dostluk, barış ve dünya toplumlarının kardeşliği oldu. Bu festivalin ana gayesi barış ve kardeşliktir. Biz buradan Türkiye ve Bursa olarak barıştan ve kardeşlikten yana olduğumuzu tüm dünyaya haykırıyoruz. Bu barış meşalesinin daha da güçlenerek devam edeceğine inanıyorum.”
A weboldalon cookie-kat használunk, amik segítenek minket a lehető legjobb szolgáltatások nyújtásában. Weboldalunk további használatával jóváhagyja, hogy cookie-kat használjunk.