Budapeşte Orban rejiminin sonunu şenlikle kutluyor

9 Mayıs Avrupa Birliği tarafından resmen ilan edilen Birlik ve Barış günü. Avrupa’nın Hitler Faşizminin neden olduğu büyük savaştan ve felaketten kurtulduğu günün yıldönümü.

9 Mayıs şimdi ilginç bir şekilde Macaristan’da Viktor Orban hükümetinin seçimlerle iktidarı kaybettiği ve muhalefetin lideri Peter Magyar’ın, “FİDESZ iktidarını değil, Orban rejimini bitiriyoruz”  sloganıyla yeni hükümeti kurduğu gün olarak anılacak.

Ülke yüzünü Avrupa’ya ve temel hak ve özgürlüklere dönüyor

Seçimlerden sonra Viktor Orban’ın katılmadığı 9 Mayıs Cumartesi gün gerçekleşen yeni parlamentonun ilk oturumunun, cumhurbaşkanının çoğunluk lideri olarak Peter Magyar’a görev vermesinin, hükümetin açıklanmasının ve törenlerin büyük bir özenle hazırlandığı anlaşılıyor. Her adım bir mesaj, her ayrıntı toplumsal anlamda verilen bir güvence içeriyor.

Macar parlamentosunda yeni hükümetin and içme töreninde Macar Ulusal marşını, Transilvanya etnik Macarlarının ulusal marşı takip ediyor. Bu milli değerleri tekeline almaya çalışan Orban’a net bir yanıt. Yeni hükümet komşu ülkelerde yaşayan ve etnik azınlık oluşturan Macarların haklarını korumaya devam edecek.

Ardından Avrupa Birliği marşı geliyor. Orban hükümetinin Budapeşte ve Brüksel arasında yarattığı gerginlikten sonra Avrupa Birliği marşı ve Parlamento gönderine AB bayrağının tekrar çekilecek olması da çok önemli bir mesaj: tartışmasız Avrupalıyız, demek istiyor yeni hükümet.

Ve törenlerdeki son mesaj da, Macaristan’da hep el altta kalan, kısıtlamalardan ve kemer sıkmalardan hep en önce payına düşeni alan Çingenelere yönelik: Bu etnik azınlığın ulusal sembolü olarak bilinen bir türkü de törenlerde okunuyor! Bununla “yeni dönemde sizin de özel bir yeriniz olacak” deniyor.

Viktor Orban ne yapacak?

Seçimlerin ardından birkaç gün ortada görünmeyen Fidesz liderinin ülkeden kaçacağı, kızının ve birkaç yıl içinde ülkenin en zenginlerinden biri haline gelen damadının seçimlerden önce taşındığı Amerika Birleşik Devletleri’ne yerleşeceği dedikoduları almış yürümüştü.

Ancak Orban’a yakın çevreler, ülkede son on altı yılın kaderini tartışmasız bir şekilde belirleyen FIDESZ’in popülist ve otoriter liderinin ABD yolculuğu planlarını yalanlamamakla birlikte, Orban’ın sadece bir süreliğine, dünya kupası maçlarını izlemek için Amerika’da olacağını açıklamışlardı.

Bunun ardından ise Orban’ın parlamentoya girmeyeceği, ancak partisinin yeniden örgütlenmesi sürecine sahada destek vereceği haberleri gelmişti.

Orban’ın geri çekilmesi FİDESZ çevresinde de endişe yaratmadı değil. Çünkü küçük bir parlamenter grupla meclise girecek olan Fidesz üzerinde, ortaya çıkacak yolsuzluk dosyaları nedeniyle büyük bir baskı oluşacağı kesin.

Seçim yenilgisinden hala kalıcı dersler çıkaramayan FİDESZ yöneticilerinin şaşkınlığı, seçmenler arasında da etkisini göstermişe benziyor: seçimden iki hafta sonra yapılan anketlerde bu partiye verilen desteğin % 21’lere indiği ortaya çıktı.

Daha da önemlisi, yine anketlere göre halkın % 64’ü Viktor Orban’ın yargı önünde hesap vermesinin doğru olacağını düşünüyor.

Bu iki veri, seçimlerde “hesap soracağız!” vaadini her fırsatta dile getirerek seçmenden destek isteyen ve alan Peter Magyar’ın icraatlarında da kararlı bir şekilde bu vaadinin arkasında durabileceğini gösteriyor.

Yani önümüzdeki dönemde Orban’ı, FİDESZ yöneticilerini ve Oligarkları zorlu günler bekliyor.

Devletin kilit noktalarını tutan Bürokratlar ne yapacak?

Bilindiği gibi Peter Magyar, seçim zaferinin ardından cumhurbaşkanı da dahil olmak üzere devletin kilit noktalarındaki bürokratlara 31 Mayıs tarihine kadar istifa etmeleri çağrısında bulunmuştu.  Eğer görevlerini bırakmayacak olurlarsa, gerekirse anayasayı da değiştirerek azledileceklerini açıklamıştı.

Gelinen noktada, FİDESZ’in son yıllardaki özel operasyonlarıyla devletin kilit noktalarına, hem de sekiz on yıllığına beton gibi çakılan FİDESZ’e yakın bu kadroların görevlerini bırakmayacakları anlaşılıyor.

Ülkede yıllardır tozlu raflarda bekletilen yolsuzluk dosyalarının hemen işleme konulması, Avrupa Birliği ile olan anlaşmazlık konularında yeni hükümetin işine gelecek adımların atılması, devletin bu kilit noktalarındaki bürokratların liyakat ilkesini hatırladıklarını ve Peter Magyar’a ve onun hükümet politikasına sadık kalacakları mesajlarını verdiklerini hissettiriyor.

Ancak Peter Magyar’ın bununla yetinmeyeceği açık! Hızla yeni hükümetin yeni politikasına uyum yapacakları mesajı veren Orban döneminin en üst düzey bürokratlarına güvenmediğini ve görevlerinden azledileceğini açıkça söylüyor.

Oligarklar panik içinde

Araştırmacılara göre Orban rejiminin bu kadar hızlı bir şekilde çökmesinin gerisinde devlet kaynaklarının çok da gizli kapaklı olmasına özen gösterilmeden yandaşlara dağıtılması yatıyordu.

On altı yıllık iktidar döneminde giderek daha cüretkâr bir hal alan ve de “ulusal girişimciler yaratıyoruz” sloganıyla yasallaştırılmaya çalışılan bu süreç, milli servetin çok önemli bir kısmının eş, dost, akraba, yandaştan oluşan çok küçük bir azınlığın elinde toplanmasına neden olmuştu.

İşte oligark adı verilen, ve sadece Macaristan ölçülerinde değil, Avrupa düzeyinde de en zenginlerle yarışan bu zümre şimdi bir panik yaşıyor.

Orban hükümetin propaganda işlerini yürüten şirketler grubunun son on yıl içinde Euro üzerinden milyarder olan sahibi geçtiğimiz günlerde muhalif bir kanalda gözyaşları içinde kameraların karşısına çıktı.

Kırklı yaşlarındaki Gyula Balasy ülkeyi terk etmek istemediğini, şirketlerini ve servetinin bir kısmını da devlete bağışladığını, elindeki noter belgesini sallayarak ilan etti.

Ancak oligarkın gözyaşları kimseyi ikna etmedi. Kendi cephesinden çok eleştiri alırken, muhalefet kampı ise, dile getirilen pişmanlık için geç kalındığını söylüyordu.

Yine Forbes listelerine göre ülkenin en zenginleri arasında ilk ona giren ve tam seçimler öncesinde muhalif TISZA partisini destekleyen açıklamalarıyla Orban taraftarları arasında şaşkınlık yaratan György Waberer’e karşı Magyar’ın takındığı tavır da oligarkları endişeye sevk ediyor.

Waberer bir soru üzerine seçimden bir yıl önce TİSZA partisini maddi olarak da desteklediğini açıklamıştı. Bunun üzerine Peter Magyar da, bağış kayıtlarını incelediğini, gerçekten de Waberer’in partisine bağış yaptığını, ancak bunun seçimlerden bir yıl önce değil, dört gün önce gerçekleştiğini ve bu yardımın kendisine iade edileceğini söyledi. Peter Magyar “biz halkın partisiyiz, oligarklarla anılmak istemiyoruz” dedi   

Macaristan Orta ve Doğu Avrupa’daki fabrika ayarlarına dönüyor

Yeni hükümet ülke içinde yurttaşların temel hak ve özgürlüklerini garanti altına alan hukuk devleti kurumlarını tekrar yapılandırmayı hedefliyor. Uluslararası öncelikler arasında ise Avrupa Birliği ile olan dostane ilişkileri ve Batı ülkeleri ile olan kader birliğini kırmızı çizgi olarak ilan etmek var.

Bunun bir gereği olarak da Peter Magyar daha resmen başbakan olarak göreve başlamadan Brüksel’i ziyaret etti ve yetkililerle görüştü. Bu görüşmelerden çıkan sonuç, Macaristan’ın hakkı olan, ancak Orban dönemindeki bazı uygulamalar nedeniyle kesilen fon ve yardımların hepsini değilse de önemli br kısmını geri alabileceği yolunda. Çünkü Avrupa Birliği Macaristan’daki yeni rejimin güçlenmesi için elinden gelen yapacak.

Viktor Orban AB yönetimi ile olan ilişkisini anlatırken bir benzetme yapmış kendisini “Brüksel’in tekerlerine çomak sokan siyasetçi” olarak tanımlamıştı. Brüksel elbette onu uzaklaştıran Peter Magyar’dan memnun.

Ama Peter Magyar’ın Brüksel’in her dileğine onay verip baş sallayan bir lider olmayacağı da açık. Magyar, Ukrayna’nın hızlandırılmış AB üyeliği için görüşmelere açık olacağını, ancak Macaristan’ının onayının alınabilmesi için Kiev’in Ukrayna’da yaşayan Macarlar için çok önemli reformlar gündeme getirmesinin gerekli olacağını söyledi. Bu ise Budapeşte’deki yeni yönetimin de ancak önemli müzakerelerden sonra Ukrayna’ya onay verebileceğini ortaya koyuyor.

Tarık Demirkan – Türkinfo

LEAVE A REPLY

Please enter your comment!
Please enter your name here