Mayıs’ın ilk günlerinde 4 parrtişen oluşan Ilie Bolojan Hükümeti 281 oyla ‘’ Güvensizlik’’ oyu aldı ve devrildi. Oysa Bolojan Hükümeti Haziran 2025’de ‘’ güven oyu’’ almasının üstünden henüz 10 ay geçmişti.
‘’Şimdi ne olur?’’ bizim sorunumuz değil…
Konu daha derin.
Türk İNFO’ya yakın günlerde yaptığım bir yorumda 1989 sonrası Doğu Avrupa’nın konumunu şöyle yorumladım:
– Her şey ‘’piyasa’’ manivelasına bağlandı. Gölge fiyatlar bir anda ‘’ gerçek fiyata’’ dönüşüverdi. Freiburg Okulu olarak anılan Ordo Liberallerin ‘’piyasa özgürlüğü, sosyal eşitlik gerektirir’’ tesbiti unutuldu.
‘’Unutturuldu’’ demek daha doğru olacak…
Zira, batılı daha doğrusu Anglo-Sakson düşünceye egemen olan ‘’pragmatizm’’ piyasayı ve fiyatların varlığını ‘’yeterli’’ olarak kabul etti.
Başta Merkez Bankası gibi gerekli olan kurumlar ‘’şeklen’’ var edildi. Kamusal mülkiyetin yeni sahipleri ya ‘’besleme aparatçikler’’ ya da yabancı sermaye oldu. Yoğun bir ‘’ işten çıkarma ‘’ uygulandı.
Bu ‘’demokrasi anarşisi’’ döneminde, önce Polonya, Macaristan, sonra da Romanya, Bulgaristan AB üyesi yapıldı. AB siyasetinin fiili lideri Bayan Merkel’in Bulgaristan ve Romanya için ‘’ Onlar bizim arka bahçemiz, üyeliklerine mecburuz ‘’ sözleri akıldadır.
Bu 35 yıl boyunca kendisini ‘’ortada kalmış’’ hisseden halkın ‘’deli fişek’’ gibi ne idüğü belirsizlere oy vermesine hiç şaşırmamak gerek…
Romanya’nın ekonomik çukuru çok büyük… Üstelik Bolojan Hükümeti’nin koalisyon ortağı sosyal demokratlar (PDS) aslında eski komünistler. Burada şaşırtıcı olan, PDS’nin radikal aşırı sağcılarla işbirliği yaparak hükümeti devirmeleri.
Gerekçe?
Romanya’da bütçe açığı %9. Büyüme var(% 0.9) ama yetersiz ve oran düşüşte Devlet makinesi çok büyük ve çok pahalı çalışıyor.
Hükümet bunun için önce 141 no’lu yasayla Tüketim Vergi oranını(KDV) arttırdı, gene loran %19’dan 21’e çıktı. Ama başta gıda bir çok ürünün KDV oranı sabit kaldı. Devlet makinesini ‘’reforme etmeye’’ başladı. Özel emeklilikleri budadı. Ortalama emekli maaşı 500-600 Euro arasında değişirken, yargı mensupları 5,000 Euro alabiliyordu, bunu önledi.

Bütün bunlar, 423 Milyar $’lık bir milli gelir büyüklüğüne ulaşmış bir ülkede bir hükümetin devrilmesi için yeterli neden değildi….
Ama ülkede fiyatlar almış yürümüş ve nerdeyse % 10’a ulaşmıştı ( %9.6). Bununla ‘’AB’nin En Yükseği ‘’ konumundaydı. İşte bu konumda ülkenin yönetimi spekülasyona ve olumsuz bilgilenmeye( dezenformasyon) açıktı..
Bitmedi: Romanya’da Meclis’de temsilcisi olan 9 siyasi parti var. 4’ü hükümeti oluşturuyor. 4’ü ise muhafette. Hükümet sadece küçük bir partinin (PUSL) dış desteği ile ayakta duruyor.
Bu yıl 20.yaşına basan anlamlı edebiyat dergisi Sözcükler ‘de Prof. Cevat Çapan hocanın anlamlı bir kavramıyla karşılaştım: Yalnız Kalabalık… Hoca bu kavramı Prof.D.Riesman’ın kitabından uyarlamış. Buna göre 2 türlü insan var: Kendi içinden yönlenebilen insan, bir de dıştan yönlendirilen insan. Çapan hoca buradan hareketle ‘’Denebilir ki,dünya nüfusunun büyük bir çoğunluğunun, hep başkalarının yönlendirdiği , başkasının değerlerine, başkasının değerlerine, başkalarının kalıplarına göre düşünen, değer yargıları kendi öznel değer yargıları olmayan insanlar.
Cevat hoca çok yaşa… Bu kavram, günümüz insanını o denli iyi anlatıyor ki…
Böylesi bir durumda ‘’iletişim siyaseti’’ nin yeri büyük. Hükümeti oluşturan güç (erk) ne yapıp / ne yapmadığını açıklıkla ve bıkmadan anlatmak zorunda.
Bu da kuşkusuz siyasetçinin hem donanımlı / hem de ahlaken yeterli olmasını gerektiriyor.
Bunlar bir yana itilip, o veya bu çıkar grubuyla ‘’kliantelist’’ ( çıkar esaslı ) siyaset yaparsa, işin beklenen ‘’son’’ u bu oluyor.
Romanya Cumhurbaşkanı Dan’ın ‘’Romanya er-geç bir Batı yanlısı hükümet kuracaktır ‘’ sözlerini bir yeni siyasete ‘’davetiye’’ olarak anlamak istiyorum.
Benzeri bir tehlikenin Macaristan için de geçerli olduğunu ‘’ Adalet Bakan Adayı’’ için anladık.
Doğu Avrupa hükümet oluşturmadan önce, demokrasinin temel değerlerinde buluşmuş bir siyaset sistemi kurmaları gerekiyor.
Kenan Mortan




























