2026. Nisan 6.
Türkinfo Blog Oldal 641

Kayseri-Miskolc Kardeş Şehir Oldu

Kayseri Büyükşehir Belediyesi ve Macaristan’ın 3. Büyük kenti Miskolc ile kardeş şehir protokolü Macaristan’ın Miskolc şehrinde düzenlenen törenle imza altına alındı.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki Başkanlığında Belediye meclis üyeleri,iş adamları ve basın mensuplarını Budapeşte havalimanında Macaristan İstanbul Başkonsolos’u Gabor Kiss ve Türk Macar İş adamları Derneği Başkanı Osman Şahbaz tarafından çiçeklerle karşılandı.

Yapılan Karşılama töreninin ardından Miskolc Belediye binasındaki tören alanına geçildi.

Gerçekleştirilen törende konuşan Miskolc Belediye Başkanı Dr. Kriza Akos kardeş şehir protokolünü imzalamanın gururu içerisinde olduklarını belirterek ” Heyetler aralarında komisyonlar kurarak şehirler arasında hangi dallarda iş birliği sağlanacaksa o yönde çalışmalara bir an önce başlamalıyız. Finansımız,bilgimiz ve genç nüfusumuz var Kayseri’ den gelen arkadaşlar döndüklerinde şehrimizi anlatsınlar.Sık sık bir araya gelip görüşülsün ki yatırımlar yapabilelim ‘dedi.

Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki ise yaptığı sunum ile Kayseri Büyükşehir Belediyesinin son yıllarda yaptığı hizmetleri ve yeni yapılan yatırımlar hakkında bilgiler verdi.

Burada açıklamalarda bulunan Kayseri Büyükşehir Belediye Başkanı Mehmet Özhaseki konuşmasında dostluğun pekiştirilmesi gerektiğini belirterek ‘Önümüzdeki günlerde biz bu imkanları karşılıklı olarak değerlendirmemiz ve toplantılar yapmamız gerekiyor. Burada tohum atmak önemli. Bir müddet sonra o tohum mutlak suretle bize meyve olarak geri döner. Biz burada akraba olduğuna inandıklarımızla yeniden buluşuyoruz. Bu bizim için önemli. Misafir on rızıkla gelir birini kendi yer dokuzunu ev sahibine bırakırmış. Biz buna inanan insanlarız. Karşılıklı olarak atılan bu dostluk köprüsünün kısa süre içerisinde karşılıklı yatırımlara dönüşmesini ümit ediyorum” dedi.

2013-05-22
http://www.sondakika.com

Ferenc II Rakoczy Yarabsan Çamurunda ne buldu?

Tekirdağ, ihmalkarlık ya da değerinin iyi anlaşılamamasından kaynaklanan hareketsiz bir sağlık turizmi potansiyeline sahiptir. Oysa, insanlar şifa bulmak amacıyla, yüzyıllardır ilin sağlık ve şifa nedeni olan yerlerine yönelmektedir. Bu alanlara en iyi örnek, Avşar içmeleri, Yarabsan çamuru ve Tepeköy maden su kaynağıdır. Bu şifalı suların bulunduğu yerlerden özellikle Yarabsan Çamuru, Türk Macar ilişkileri bakımından önemlidir. Her fırsatta bizim için önemli olduğunu belirttiğimiz Macar dostlarımızın buralarda hatıraları vardır.

Yıllar öncesinde, Macar dostlarımızdan, buraların önemli şifa kaynağı olduğunu dedelerinden duyduklarını öğrenince şaşkınlığımı gizleyememiştim. Benim kimseden duymadıklarımı anlatmışlardı. Araştırmasını yaptığımda, bu merkezdeki suların daha çok şifalı su adıyla bilinen “ Oligometalik “ su grubuna girdiğini öğrenmiştim. Killi Çamurun oluşturduğu Yarapsan çamur alanı diğer çamur alanları gibi yüzyıllardır kullanılmaktaydı. Ama, biz elimizdeki bu hazinenin farkında değildik.

Sürgün yıllarını Tekirdağ’da geçiren Macar Prensi Ferenc II. Rakoczy , 1720 yılında geldiği Tekirdağ’da, üç ay gibi kısa süre içinde çamurunun yararını duymuş ve bundan yararlanmıştı. Romatizma ağrılarından çok ızdırap çeken Prens, en sadık adamı ve kalem müdürü, Macar Edebiyatı’nın Goethe’si sayılan, Rodosto’nun sosyal yaşamı hakkında bize ayrıntılı bilgiler veren, “ Türkiye Mektupları “ adlı eserin yazarı Mikes Kelemen’le birlikte on yıl kadar Yarabsan çamuruna giderek acılarını dindirmiştir. Her dönemde, bir çok ziyaretçisi bulunan çamur alanı , Grek papazlarının iyi bir geçim kaynağıydı da. Bu alanlarda bulunan papazlar, para kazanmak amacıyla once suyu okurlar, daha sonra da çamura yatılırdı.

Günümüzde bile, çevre köylerden buralara gelip, sağlık amacıyla yararlanan kişilere rastlanmaktadır. Bilindiği gibi, magnezyumlu, sülfatlı ve bikarbonatlı radyoaktivitesi bulunan sular, böbrek, bağırsak tembelliği, eklem ve romatizmal rahatsızlıklara iyi gelmektedir. Yarapsan çamur alanı da bu tür özelliklere sahiptir. Çamur banyolarında, deriden emilen mineral ve elementlerin vücutta gereken etkiyi gösterdikleri bilinmektedir. Bu özellikleri dikkat çeken çamur ve su bilimadamları tarafından incelenmiş, bilim dünyasına tanıtılmıştır. Kimyasal analizleri labaratuvar koşullarında yapılan Yarabsan çamuru’na bir çok insanın ve Tekirdağ için ayrı bir yeri olan Ferenc II Rakoczy’nin sağlık amacıyla gitmesinin nedenlerini yapılan araştırmalar teyit etmektedir. Radyoakitivtesi son derece düşük olan çamur, dermatolojik koruyucue, kozmetik dejeneratif romatizmal tedavi amaçlı kullanılabilecek Peloid çamur,mineral açısından çok zengindir. İnsan sağlığı bakımından sayısız yararları olan çamur alanı aynı zamanda Türk Macar ilişkilerinde Rakoczy’nin anılarını taşıyan bir yer olarak da ayrı bir önem arzetmektedir. Bu alanlarda yapılacak, projesini düşündüğümüz düzenlemelerle, hem sağlık turizminin canlandırılması, hem de Macar dostlarımızın anılarının yaşatılması giderek önemli hale gelmektedir.

30.04.2009 tarihinde “Yarabsan Çamuru projesini hayata geçireceğiz “ diye söz veren Sayın Belediye Başkanımızın verdiği sözün gerçekleşmesini diliyoruz… Çok yakında, Macaristan’dan aldığım davet üzerine konferans vermek amacıyla Macaristan’a gideceğim, Macarlar’ın bu alanlarda yatırım yapmak istediklerini yakınen bilmekteyim. Bu nedenle, yarabsanı da içeren konferansımda, bu konuya özellikle değineceğim. Bundan sonraki yazımda, Macar Dostlarımıza bir Tekirdağ’lı olarak duyduğum bağlılığın göstergesi olan kültürel çalışmalarımı sizlerle paylaşmaya çalışacağım.

2011-07-11
Ibrahim Uzun

9. Macar Günü Anma Etkinlikleri

rodostocserifaszoborTekirdağ’daki Rakoczi Müzesi’ne 15 gün önce hayatını kaybeden Mikes Kelemen araştırmacısı Lajos Hopp adına anı plaketi konuldu. Tekirdağ Macar Dostluk Derneği 9. Macar Günü ve Mikes Kelemen’in 250. Ölüm Yıl Dönümü Anma Etkinlikleri kapsamında, Tekirdağ’da Rakoczi Müzesi’ne 15 gün önce hayatını kaybeden Mikes Kelemen araştırmacısı Lajos Hopp adına anı plaketi konuldu ve “Bilinmeyen Mikes” konulu bilimsel toplantı düzenlendi.

Macar Bilimler Akademisi Edebiyat Araştırmaları Enstitüsü Müdürü Prof. Dr. Tüskes Gabor, burada yaptığı konuşmada, Edebiyat Komisyonu ve Türk Macar Dostluk Derneği olarak, Lajos Hopp adına Rakoczi Müzesi’ne anı plaketi koymaya karar verdiklerini belirtti. Hopp’un hayatını 1720 ile 1761 yılları arasında Tekirdağ’da yaşamış olan Mikes Kelemen’e adadığını belirten Gabor, Hopp’un olağanüstü bir edebiyat bilimci olduğunu ifade etti. Plaketi bu nedenle Mikes Kelemen’in 250. ölüm yıl dönümünde koyduklarını söyleyen Gabor, Hopp’un Mikes Kelemen’in hatıratlarının toparlanmasında büyük katkısı olan bir bilim adamı olduğunu ifade etti. Gabor, şöyle konuştu: “Lajos Hopp, Mikes Kelemen’in yazdığı mektupları derleyen bir çalışma yaptı. Ayrıca Kelemen hakkında yazılan yazıları da toparlamıştır. Bunların içinde Rakoczi’nin yazdığı eserler de yer alıyor. Bütün bu çalışmaları yaparken, birçok kez Tekirdağ’a gelmiş ve bazı kaynaklara ulaşmaya çalışmış. İbrahim Müteferrika’nın yazığı yayınlara da ulaşmış ve bunlardan da faydalanmış. 1976’da Rakoczi’ye ait İstanbul Üniversitesi Kütüphanesi’nde çok değerli eserlere ulaşmış. Araştırmacı Hopp, bundan 15 gün önce Paris’te vefat etti, ancak bizlere çok büyük araştırma eserleri bıraktı. ” Konuşmaların ardından, Tekirdağ Valisi Zübeyir Kemelek, Gabor’a teşekkür plaketi sundu. Törene Tekirdağ Belediye Başkanı Adem Dalgıç, İl Kültür ve Turizm Müdürü Mehmet Altaş, Tekirdağ Macar Türk Dostluk Derneği Başkanı Güneş Gürseler, Budapeşte Macar Türk Dostluk Derneği Başkanı İstvan Vasary da katıldı.

RAKOCZİ ANITI

Törenin ardından, Tekirdağ’a gelen Macar heyet, Macar Özgürlük Kahramanı 2. Rakoczi Ferenc’in şifa bulmak için gittiği Yarapsan çamurunun bulunduğu bölgeye yapılan anıtı ziyaret etti. Tekirdağ Belediye Başkan Yardımcısı Sinan Çetiz, anıt önünde yaptığı konuşmada, daha önce Rakoczi’nin aynı yerde bir anıtının bulunduğunu bildirdi. Ancak, bazı kişilerin bu anıta zarar verdiğini anlatan Çetiz, bu zarardan sonra tüm kurumların anıtın telafisi için çalıştığını söyledi. Tekirdağ’da, Nijat Ayvaz’ın da içerisinde bulunduğu bir grup sanatçının, anıta koyulacak mermer taşı seçtiğini anlatan Çetiz, şunları kaydetti: “Anıtımız tamamlandığında, yeşillikler içinde, barışı temsillen, beyaz, üçgen bir prizma olacak. Bundan sonraki süreçte anıtın bakımı tamamen Tekirdağ Belediyesine ait. Bu anıtla Türk Macar ilişkileri çok daha sağlam şekilde gelişecek. Biz, Macarları temsillen anıtın arkasına dikilmesi için Macaristan’dan yedi fidan istiyoruz. Onları burada bakıp büyüteceğiz. Bu ağaçlar Türk Macar dostluğunu simgeleyecek. ” Konuşmanın ardından Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Istvan Szabo, Çetiz’e anıt için Macaristan’dan yedi fidan getirme sözü verdi.

FERENC RAKOCZİ

Ferenc Rakoczi, 27 Mart 1676’da Macaristan’ın Zemplen iline bağlı Borsi beldesinde doğdu. Avusturya sarayına devşirme olarak götürülen Rakoczi, 6-7 yaşlarına geldiğinde dini eğitim alması için Vatikan’a gönderildi. Ergenlik çağına geldiğinde Avusturyalıların Macaristan’ı işgal edeceğini anlayan Rakoczi, Fransa’ya geçti. 1701’de Fransa’nın yardım ve desteğini de alan Rakoczi, ülkesine dönerek Macar bağımsızlık savaşının başına geçti. 1711’e kadar sürdürdüğü Macar bağımsızlık mücadelesinde, vaat edilen yardımların gelmemesi üzerine, 1717’deki Viyana bozgunundan sonra ailesini ve çocuklarını Fransa’da bırakarak, 250 kişilik maiyetiyle Çanakkale’nin Gelibolu ilçesine geldi. Edirne ve İstanbul’da yaşamını sürdüren Rakoczi, 1720’de gönderildiği Tekirdağ’da 8 Nisan 1735’te yaşamını yitirdi. Tekirdağ’da adına yapılmış bir Çeşme bulunan Rakoczi’nin mezarı, İstanbul’da Saint Benoit Lisesindeki şapelde bulunuyor.

MİKES KELEMEN

Mikes Kelemen, 17 yaşında Macar Özgürlük Savaşı önderi Ferenc Rakoçzi’nin yanına verildi ve Gelibolu’da Türk topraklarına ulaştı. 24 Nisan 1720’de dönemin dış politikası gereği 3. Ahmet’in bilgisi dahilinde Tekirdağ’a yerleştirildiler. Tekirdağ’da geçirdiği yıllarda birçok mektup yazan Kelemen, 16 Ocak 1735 tarihli bir mektubunda, Türkiye ile ilgili, “Tanrı bizi buraya, başkasına iyilik etmesini bilen bir millet arasına getirdi ve onların eliyle rızkımızı bol bol veriyor ki dolayısıyla bu ellere de şükran borcumuzdur… ” ifadelerini kullandı. Mikes Kelemen, 2 Ekim 1761’de Tekirdağ’da vebadan hayatını kaybetti. – TEKİRDAĞ

2011-06-22

“Bizim milletimizin gönlünde Macaristan’n ayrı bir yeri var”

Kavaklı Belediyesi ile kardeş şehir ilişkilerinde bulunan Szabadbattyan Belediyesi, Kavaklı Belediye Başkanı İnci Tunç’un daveti üzerine, 23 Nisan Ulusal Egemenlik ve Çocuk Bayramı’nı görerek, Kırklareli’ni ziyaret etmek amacıyla Kırklareli’ne geldi.

Macaristan heyeti, Kavaklı Belediye Başkanı İnci Tunç nezaretinde, Kırklareli’nde bir dizi ziyaretlerde bulunarak, Kırklareli Valisi Cengiz Aydoğdu’yu da makamında ziyaret etti. Szabadbattyan Belediye Başkan Vekili Matraı Csaba, Vali Aydoğdu’ya günün anısına, Szabadbattyan Şehrinde Türklere ait bir kulenin plaketini ve çeşitli hediyeler vererek;“Değerli zamanınızı bizlere ayırarak makamınıza kabul ettiğiniz için teşekkür ederim. Kavaklı ile kardeş şehir olma planımızı ilerletmek istiyoruz bu amaçla buraya geldik.

Bizim buradaki ziyaretlerimiz, bizleri öylesine mutlu etti ve buna da inanıyoruz ki iki halk arasında çok büyük bir yakınlık var. Gerçek şu ki, iki halk belki birbirimizden uzak kaldık ama bizlerden kalan kültüre sizler, sizler kalan kültürlere de bizler değer veriyoruz. Kendi halkımız olarak bu değerleri ileriye götürerek gençlerimize aşılamaya çalışacağız ve bu kardeşlik daha da güçlenecek.”dedi. Vali Cengiz Aydoğdu’da yapılan ziyarette günün anısına bir hediye sunarak; “Bizde kendilerini İlimizde görmekten büyük memnuniyet duyuyoruz. Sayın Başkanın konuşmalarında ifade ettiği gibi, Macaristan ile Türkiye biraz uzaklaşsa da, Türk halkı hiçbir zaman Macaristan’ı unutmadı. Bizim milletimizin gönlünde Macaristan’n ayrı bir yeri var. Macaristan’ın bağımsızlığı, hürriyeti ve gelişmesi bizim her zaman istediğimiz bir şey olmuştur.

Bizim tarihimizde Macaristan Avrupa’nın kilidi olarak anlatılır. Türk Devlet felsefesi, Macaristan bağımsız olursa, Avrupa huzur içinde olur. Bugün için Avrupa Birliği’nin dengesinin Macaristan’ın Avrupa Birliği’ne üye olmasına bağlıyoruz ve çok önem veriyoruz. En az kendi ülkemizin Avrupa Birliği’ne üye olması kadar Türk halkını sevindiren bir gelişme olmuştur Macaristan’ın Avrupa Birliğine üye olması. Bugün burada iki belediyenin kardeşliğinden söz ediyoruz. Çok sevindirici bir şey bu. Biz biliyoruz ki iki halkında kardeşliği söz konusu. Netice olarak İlimize hoş geldiniz diyoruz. Sizler esasında bizlerin misafirleri değil, kardeşlerimizdir. Kendi ülkelerinde gibi rahat edip, İlimize gezerek hoş vakit geçirmelerini ümit ediyorum.”dedi. (s)

2011-05-26

Macaristan Büyükelçisi Osmaniye’deydi

OTso Başkanı Arif Taşkaya’nın karşıladığı Macar diplomatlara Türk kahvesi ve Osmaniye yerfıstığı ikramında bulunuldu. Ziyarette Macaristan ve Türkiye ile Osmaniye üzerinden nasıl bir dayanışma ve ticari bağ kurabileceği değerlendirildi. Macaristanlı vatandaşları kardeşleri gibi gördüklerini kaydeden OTso Başkanı Taşkaya, “Türkiye’de en çok nüfus çeşitliliği bulunan illerden birisi de Osmaniye’dir. Adeta küçük Türkiye modeli gibi her şehirden ve her kesimden insanların bir arada kardeşçe yaşadığı bir şehirdir. Macaristan’ın da çalışmalarımıza ortak olması ve destek kardeş şehirleraracılığıyla destek vermesi için uygun zemin oluşturulmasını istiyoruz.” dedi. Büyükelçi Stabo da gelişim ve destekleme anlamındaki her düşünce ve projeye katkıda bulunmaktan büyük memnuniyet duyacaklarını belirterek, Macaristan halkının da Türk halkını kardeş gibi gördüğünü söyledi

2011-02-24
osmaniyevizyon.com

Türk Macar Dostluğu Kartepe’de Pekişiyor

Gecede, Kocaeli Valisi Ercan Topaca, Macaristan Ankara Büyükelçisi Istvan Szabo, Macaristan İstanbul Başkonsolosu Andreos Gyenge, AK Parti Kocaeli Milletvekili Azize Sibel Gönül, Vali Yardımcısı Hıdır Kahveci, Kartepe Kaymakamı Mustafa Ünaldı, Kartepe Belediyesi Başkan Vekili Tacettin Akyol, Kartepe Belediyesi Başkan Yardımcısı Nilgün Yıldırım, Büyükşehir Belediyesi Başkan Vekili İlyas Şeker, İl Kültür ve Turizm Müdürü Adnan Zamburkan, Thököly İmre Dostluk Derneği yöneticileri ve çok sayıda Türk Macar dostu hazır bulundu.

Thököly İmre Dostluk Derneği’nin girişimi ile Thököly İmre’nin anıtının bulunduğu Kartepe İlçesi Karatepe Köyü’nde ‘Tökeli İmre – İlona Zrinyi Anı Evi’nin kurulması için bir proje hazırlandığını bildiren Macaristan Ankara Büyükelçisi Istvan Szabo, bu konuda destek istedi. Kocaeli Valisi Ercan Topaca da, Macaristan ile olan dostluğun eskilere dayandığını hatırlatarak, iki ülke arasında dostluğun yapılacak olan bu proje ile daha da artacağına inandığına dikkat çekti. Konuşmalar ardından, Macar sanatçılar Majda Maria ile Leonarda Jeszensky ve Erdal Şalikoğlu’nun sahne aldığı dostluk konseri büyük bir ilgi ile takip edildi.

2010-12-01
www.sondakika.com

Gaziantep’in kardeşleri çoğalıyor

Daha önce çeşitli ülkelerdeki 8 şehir arasında ‘kardeş şehir protokolü’ imzalayan Gaziantep, Güney Kore’nin Seongnam, Rusya Federasyonu’na bağlı Özerk Adige Cumhuriyetinin Başkenti Maykop, Kosova’nın Prizren, Macaristan’ın Szeged ve Lübnan’ın Tripoli şehirleri ile kardeş şehir olmaya hazırlanıyor. Gaziantep Büyükşehir Belediye Meclisi toplantısı yapıldı. Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Ünsal Göksen’in başkanlık ettiği toplantıda, gündemdeki 22 madde görüşüldü ve karara bağlandı. Toplantıda, Gaziantep ile çeşitli kentler arasında ‘kardeş şehir protokolü’ imzalanması için Büyükşehir Belediye Başkanı Asım Güzelbey’e yetki verildi. Ünsal Göksen, Gaziantep ile çeşitli ülkelerdeki 8 şehir arasında ‘kardeş şehir protokolü’ imzalandığını belirterek, Güney Kore’nin Seongnam, Rusya Federasyonu’na bağlı Özerk Adige Cumhuriyetinin Başkenti Maykop, Kosova’nın Prizren, Macaristan’ın Szeged ve Lübnan’ın Tripoli şehirleri ile kardeş şehir olunması için de çalışma yürütüldüğünü belirtti. Ünsal Göksen, girişimler sonuçlandırıldığında Gaziantep’in ‘kardeş şehir protokolü’ imzaladığı kentlerin sayısının 13’e ulaşacağını söyledi.

2010-11-10

İzmit’in Sokak ve Caddelerinde Dolaşmak

kocaeli-izmitTarihe dokunarak Izmit’in sokak ve caddelerini dolaşmak nadir! Geçmişten günümüze kim nereye soluk verdi, ne nerede nasıl bir sosyal olaya hizmet verdi! Geçmişi unutmadan bugünü yaşamaktır tarihe dokunmak. Tökeli İmre [Macarca:Thököly Imre, Thököly de Kesmarkium, Thököly / Tököly / Tökölli Macarca adı Imre İngilizce olarak Emerich yazılır. 25 Nisan 1657 Késmárk-13 Eylül 1705 İzmit]: Erdel Prensi, Osmanlı yanlısı ve Habsburg karşıtı bir Macar devlet adamı.

Tökeli İmre 1657’de Kesmark’da doğdu. Avusturya yönetimindeki Protestan Macarların şefiydi. Protestanlar Avusturya İmparatoru’nun Katolik Mezhebi’ne geçmeleri için yaptığı teklifi kabul etmediler ve başlarında Tökeli İmre olduğu halde İmparatora karşı ayaklandılar. Tökeli İmre, Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa’ya başvurarak, Osmanlı himayesine girmek istediğini bildirdi. Avusturya ile barışı bozmak istemeyen Sadrazam Köprülü Fazıl Ahmed Paşa, olumlu karşılık vermedi. Buna rağmen savaşa devam eden Tökeli İmre, yukarı Macaristan’ı ele geçirdi. Fakat taraftarlarından çoğu kendisini terk edince Fazıl Ahmed Paşa’ya yaptığı teklifi, 1681 yılında Merzifonlu Kara Mustafa Paşa ‘ya tekrarladı ve ona hediyeler göndererek yakınlık kurdu.

Tökeli İmre’ye Orta Macaristan kralı ünvanı verildi. Türklerden aldığı kuvvetlerle bir çok Avusturya kalesini ele geçirdi. Ancak İkinci Viyana bozgunundan sonra önceden aldığı kaleleri kaybetti. 1688 yılında Avusturyalılara teslim oldu ve Viyana’ya götürüldü. Serbest kaldıktan sonra Osmanlı-Kutsal İttifak Savaşları boyunca Osmanlı ordusunda görev aldı. Türk ve Tatar kuvvetlerinin başında Transilvanya’ya girdi ve Germen Ordusu’nu yenilgiye uğrattı. Bu başarısından dolayı Tökeli İmre’ye Transilvanya prensliği verildi. Zenta yenilgisinden sonra İzmit’e çekildi. Karlofça Barış Görüşmelerinde Avusturyalılar, Tökeli İmre’nin kendilerine teslim edilmesini istedilerse de Osmanlı devleti bunu kabul etmedi. Tökeli İmre 1705 yılında İzmit’te öldü. Mührünün üzerine “Muin-i Ali Osman’a itaat üzereyim emre, Kral-ı Orta Macar’ım ki namım Tökeli İmre” yazdırmıştır.

[Teşekkürler: Kaynak; Wikipedia.Org; 02.10.2010, Erkan Kiraz’ın Günlükleri, Alikahya-İzmit].

2010-10-07

Thököly İmre 305. Ölüm Yıl Dönümünde Anıldı

Macar Kralı Thököly İmre, ölümünün 305. yıl dönümünde Kartepe İlçesi Karatepe Köyü’nde bulunan anıt mezarının başında aralarında kartepe belediye başkanı Şükrü Karabalık’ın da bulunduğu protokolun katıldığı törenle anıldı.

Anma töreninde Kocaeli Vali Yardımcısı Hıdır Kahveci, Macaristan İstanbul Başkonsolosu Andras Gyenge, Kartepe Kaymakamı Mustafa Ünaldı, Kartepe Belediye Başkanı Şükrü Karabalık, Kocaeli Büyükşehir Belediyesi Başkan Danışmanı Nermin Tol, Kartepe Belediyesi Başkan Yardımcıları ve meclis üyeleri, Türk – Macar Thököly İmre Dostluk Derneği Başkanı Ertunç Baykal ve öğrenciler hazır bulundular.

Program, saygı duruşunun ardından iki ülkenin milli marşlarının okunması ile başladı. Dernek Başkanı Ertunç Baykal, Thököly İmre Anıtı’nın bulunduğu Karatepe Köyü’nde Türk ve Macar mimarların ortak projesi olan bir turizm tesisinin yapım aşamasında olduğunu, projenin bir yıl içinde hazır olacağını söyledi. Baykal, böyle bir tesisin zaten yakın dost olan iki ülkeyi birbirine daha da yakınlaştıracağını belirtti.

Macaristan’ın İstanbul Başkonsolosu Andras Gyenge ise, ülkelerinin tarihinden bahsettiği konuşmasında, “Sizler bizim marşımızı sözleri olmadan dinlediniz. Milli marşımızda, ‘Yeterince ceza aldık, geçmiş için, gelecek için, artık ceza almayalım’ mısraları vardır. Macar halkı tarih boyunca büyük acılar çekti. Macaristan hala ayakta ise dostlarımız sayesindedir. Türk halkını da bu dostlardan sayıyoruz. Türk halkı, kahramanlarımıza 300 yıl önce de şimdi de kucak açtı” dedi. Tören, konuşmaların ardından Thököly İmre Anıtı’na çelenk konulması ile son buldu.

2010-10-05
/haberler.com

Kütahya’nın kardeş şehri Avrupa’nın Kültür Başkenti

pecs4Peç, sakin, kargaşasız, trafiksiz ve sadece 150 bin nüfuslu bir şehir. Ama ne şehir! Bir peri sihirli çubuğu ile dokunup, bu şehirde zamanı dondurmuş. Hiç kimse (bir Türk’ün asla anlayamayacağı vatandaşlık terbiyesiyle) asırlar öncesinde inşa edilen binalara bir çivi olsun çakmamış, dokunmamış, yıkıp yerine yenisini yapmamış, üzerine kat çıkmamış. Böylece Batı Roma, Osmanlı, Gotik, Barok ve Rokoko üslupları doğa afetlerinin dışında hiçbir tahrifata uğramadan bu güne kadar gelebilmiş. Avuç içi kadar bir kent, her biri pırlanta taşı değerinde binalarıyla bir açık müze oluşturuyor, sokaklarında dolaşanlara bir insanlık ve medeniyet dersi veriyor. Peç’de gezerken ortaçağdan bu güne, tarihin içinde dolaşıyorsunuz.

BİRARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ KÖK SALMIŞ

Hayat Peç’de 6 bin yıl önce Keltler ve İliryalılarla başlamış. 2’nci yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun sonra da sırasıyla Hun, Ostrogot nihayet Frankların eline geçmiş. Macarların burada resmen bir devlet kurmalarının belgeli tarihi, 23 Ağustos 1003, fakat ülke sonradan çok işgal görmüş. Sırbistan’la savaşmış, 16 – 17’inci yüzyıllarda, 150 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğunun parçası olmuş. “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/ Bin atla o gün dev gibi bir orduyu yendik/ Geçtik Tuna’dan bir yaz günü kafilelerle”, diye mısralar döşenmiş Yahya Kemal, Mohaç seferi için ama 1780’de Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’na devretmişiz aldığımız yerleri.

1. Dünya Savaşı sonrasında, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun da çökmesiyle, Macaristan nihayet özgürlüğüne kavuşmuş. Peç’in geçmişinde böyle gamlı günleri var ama şehrin kültürel kaderi, tarihinden hep çok daha parlak olmuş. İlk üniversitesini 1367, ilk kütüphanesini 1774 yılında kurmuş. Bu gün 34 bin öğrencili, 10 fakülteli üniversitesi, sanatın tüm alanları kapsayan ve sürekli düzenlenen kültür etkinlikleriyle çağdaş ve hareketli bir şehir. Aynı zamanda, değişik etnik ve dini grupları hiç ayırım yapmadan kucaklamasıyla da ünlü. Çünkü çok işgal görmüş. Peç’de Macarların yanı sıra Şvaplar, Sırplar, Hırvatlar, Müslüman Boşnaklar ve Yahudiler yanyana ahenk içinde yaşayabiliyor. Yahudi veya Müslüman çocukların devam ettiği okulların önünde onları muhtemel saldırılara karşı korumak üzere bekleyen polis araçları olmadığı gibi, değişik inançlara sahip dini ibadet yerlerini de yüksek duvarlarla korumaya almaya gerek görmüyorlar. Çünkü kimse ötekinin inancına karşı husumet beslemiyor. İnsanlar huzurlu, mutlu ve özgür, bu şehirde.

İNANÇLARI BULUŞTURAN SZCEHENYI MEYDANI

Bizim Taksim Meydanı’mıza tekabül eden Szcehenyi Meydanı’ndaki Gazi Kasım Paşa Camii’nin damında İslamı sembolize eden yarım ayın üzerinde bir haç var, tam önünde de 1713’de yaptırılan Holy Trinity Meryem Ana heykeli. Meydanın bir başka köşesinde Macarları Türkler’in boyunduruğundan kurtaran milli kahramanları Janos Hunyadi’nin koskocaman bir heykelini dikmişler. Ama daracık sokakları ve cumbalı minik evleriyle Peç’in en romantik mahallesi olan Tetye’nin adının, Türklerin burada tekke olarak kullandıkları bir mekandan geldiğini de inkar etmiyorlar, tıpkı 16. Yüzyılın sonlarında, “aziz” olarak kabul ettikleri Baba İdris adlı Osmanlı âliminin türbesini hâlâ korudukları ve anısını saygıyla yâdettikleri gibi.

Peç’in sokakları ve meydanları kahvehanelerle, barlarla, lokantalarla dolu. Sokaklarda müzik yapan öğrenci grupları dolaşıyor. Özellikle hafta sonları bir üniversite şehri olduğu için, yollar eğlenen gençlerle dolup taşıyor. İstanbul’da nasıl adım başına bir banka varsa, Peç’de de adım başına bir kitapçıya rastlamak mümkün. Kitapçı bolluğu kültür eşikleri hakkında bir fikir verebiliyor. Marka satan dükkanlara hemen hemen hiç rastlanmıyor ama sokak satıcılarının kişisel ürünlerini sergiledikleri pazar yerleri çok revaçta. Macarların uzun süren Sovyet rejiminin etkisinden kurtulmaları belli ki bir zaman alacak, servis sektörü hâlâ çok yavaş işliyor. Bırakın bir yemeğin bir bardak içkinin dahi gelmesi için en az 15 dakika beklemek zorunda kalıyorsunuz. Sabırsız Türkler için dayanılması zor bir durum. Ayrıca Macarlar bizlere göre çok sakin ve mesafeli. Gençlerin doldurduğu kafeteryalarda dahi bağıra çağıra konuşan ya da kahkahayla gülen kimseye rastlamadık.

UNVANI HAK EDİYORLAR Macarlara eğlenmek, gülmek, alışveriş etmek ve hızlı servis vermek adına pek çok şey öğretebiliriz ama onlardan öğreneceğimiz çok önemli bir şey var. Onu da bir örnekle anlatmaya çalışayım: 2000’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bir Necropolisleri var. 3’üncü yüzyıla ait bu çok katlı Hristiyan mezarlığını ilk kez 1780’de bulmuşlar. Erken devir freskolarını da ihtiva eden mezarlığın kazıları hâlâ sürüyor. Dönem eserlerinin bulunduğu bu mekan ilginç bir geçişle bizi bu günün eserlerinin sergilendiği bir başka mekana çıkarıyor. Ve işte o alanda bir heykel var ki, belki de tüm dünya halklarının etrafında dolaşıp ibret alması gerek! Yakında Vatikan’a taşınacak olan heykele bir yönünden baktığınız da Yahudi yıldızını, diğer yönünden baktığınızda Hristiyanlığın sembolü haçı, bir başka yönden baktığınızda ise İslamı sembolize eden ay yıldızı görüyorsunuz.

Sanatçı, üç semavi dinin sembolünü dahiyane bir uygulamayla bir bütün haline getirmiş. İşte Macar’ların en önemli özelliği bu bence, dinleri, görüşleri, fikirleri bir araya getirip bütünleştirebilme becerileri. Farklılıklardan çatışma değil, bütünleşme yaratabilmeleri. 6 bin yıllık geçmişlerini, tarihin akışı içinde uğradıkları işgalleri, ezaları filozoflara has bir bakış açısıyla, zerre kadar husumet duygusu barındırmadan değerlendirebilmeleri. 6 bin yıllık geçmişi olan bir şehrin birikimini ruhlarına sindirebilmiş insanların yaşadığı Peç, bir Dünya Kültür Başkenti olmayı hak etmiyor mu sizce? Ben kendi hesabıma bu ünvanı onlara helal ettim, gitti!

Peç’te ikinci Türk istilası Peç sakinleri, 20 – 23 Mayıs’ta bir kez daha Türklerin istilasına uğradı. Bu sefer bin atlıyla değil, iki yazar, birer besteci, soprano, neyzen ve dansçıyla gittik. Yazarlardan söz edişim sadece Perihan Mağden’le iki ayrı okulda ve Belediye Salonunda yaptığımız okumalar yok sayılamayacağından. Yoksa ne okursak okuyalım, muhteşem bir konser ve dans gösterisi dururken, bizim okumalar ne yazar! Beslediği Mevlana-Simyacı senfonik şiiriyle ve piyanosuyla Tuluğ Tırpan, neyiyle Burcu Karadağ, sesiyle Sertap Erener ve dansıyla Su Güneş Mıhladız, Macarları resmen büyüledi, esir aldı, gönüllerinde taht kurdu. Bu konsere katılan Peçliler, bundan böyle Türkleri, Burcu’nun ruhlarına üflediği neyle, Sertap’ın Mevlana’nın, Yunus’un, Abdülkadir Meragi’nin mısralarını seslendirdiği kristal sesiyle, Tuluğ’un bestesiyle hatırlayacak. 45 dakika boyunca, üst üste giydiği tennureleriyle hiç duraksamadan dönerek, egosundan arınıp, yeniden doğmayı sembolize eden Su Güneş’i ise hiç unutmayacak. Keşke tüm ülkeleri fethe hep aynı ekiple çıksak! Hiç elimiz boş dönmezdik!

Boynumuzda bardakla köyü gezdik Perihan Mağden’le üç gün boyunca, Goethe Enstitüsü’nün Yollarda projesinin kapsamında üzerimize düşenleri hiç itiraz etmeden yerine getirdik, okumalarımızı yaptık, soruları yanıtladık, video çekimleri yaptık. Pazar günü organizatörler ekibi ödüllendirmek için yakınlarda bir köydeki şarap festivaline götürdü. Akdeniz iklimini andıran güneşli bölgenin zengin toprağında yetişen üzümlerden çok güzel beyaz şarap üretiliyormuş. Hem 630 hektarlık bağlarda yetişen Chardonnay ve Cirfandli şaplarından tadacağız, hem de Villany bölgesinin kırmızılarını. Köyün girişinde boynumuza birer şarap bardağı astılar, elimize şarap kuponlarımızı ve değerlendirme karnelerimizi tutuşturdular. 14 değişik şarap evinin şarabından tadıp, şaraplara not vereceğiz.

Saat 16.00’da aracımız bizi bıraktığı noktadan alacak. Goethe Enstitüsü’nden çifte Claudia’larla önümüze çıkan ilk eve daldık. Dördüncü evden sonrası pek net değil ama galiba Claudialardan birini arı soktu, ben yerden çamur alıp yanağına yapıştırdım. Perihan çiğnenmiş ekmek uygulamasını sağlık verdi. Son hatırladığım, ani bastıran yağmurun altında araç beklerken sırılsıklam olmamızdı. Akşam konserde Viyana Orkestrası Tuluğ’un eserini yorumlarken gözümden durmadan akan yaşları, tattığım şaraplara yorduğum oldu ama yanımda oturan Alman çiftle arkamda oturan Macarlar da en az benim kadar heyecanlıydı. Sanatın ve şarabın iyisi sınır filan tanımıyor arkadaşlar. Bizde ikisi de var ama her ikisini de dünyaya kendimizi tanıtmak için kullanmasını bir türlü öğrenemiyoruz.

2010-09-27
Ayşe KULİN – Hürriyet

16,474FansLike
639FollowersFollow