2026. Ocak 22.
Türkinfo Blog Oldal 143

Macaristan, İngiltere zaferinin coşkusunu yaşıyor: ‘Dört parça ettik, hadlerini bildirdik’

  • Tarık Demirkan
  • Budapeşte

bir saat önce

Macaristan, UEFA Uluslar Ligi’nde dün akşam deplasmanda İngiltere’yi 4-0 mağlup etti ve Almanya ve İtalya’nın da olduğu zorlu grupta 7 puanla ilk sıraya yerleşti. Macar basınında ve kamuoyunda karşılaşma, “ülkede futbolun kaderini etkileyecek tarihi bir an” olarak değerlendirildi.

Haber basına genel olarak “Büyük zafer”, “Tarihi galibiyet”, “İnanılmaz mucize” gibi manşetlerle taşındı. Ancak yayın politikalarına bağlı olarak haberi “İngiltere’yi dört parça ettik” ya da “diz çökerek bizi provoke eden İngilizlere hadlerini bildirdik” türü dikkat çeken başlıklarla manşete çıkaran gazeteler de vardı elbette.

Ama sonuçta bir gerçek var ki, Macaristan’da sporla ilgisi olsun olmasın, kimse bu skora kayıtsız kalmadı. Çünkü bu belki de uzun bir süredir beklenen Macar milli takımının uluslararası futbol dünyasına geri dönüşünün habercisiydi.

Macarların futbolda ‘Altın Takım’ mirası

Macaristan’da futbol bir spor dalı olmasının çok ötesinde sosyal tarihsel etkileri de olan bir olgu. Toplum içinde yarattığı dalgalanmalar açısından bakıldığında belki de Güney Amerika uluslarının futbola olan gizemli bağıyla kıyaslanabilir.

Biraz abartılı gelebilir belki, ama Macarlara toplumsal bilinçte yer eden iki çok önemli mağlubiyet nedir diye sorulsa, bunlara “Biri Mohaç yenilgisi, diğeri de 1954’de İsviçre’de düzenlenen Dünya Kupası finalini Almanya’ya karşı 3-2 kaybetmek” diyecek çok insan çıkar.

1954 Macar futbolunun Puskas, Hidegkuti, Kocsis gibi ünlü futbolcularla dünya zirvesinde olduğu yıldı.

1953’de İngiltere’ye karşı Wembley’de kazanılan 6-3’lük zafer de içinde olmak üzere, o yıllarda dünyanın tüm futbol devlerini dize getiren Macar milli takımı “Altın Takım” lakabıyla anılıyordu.

Ancak 1956 ayaklanmasıyla birlikte “Altın Takım” dağıldı, oyuncuların bir kısmı yurt dışına gitti, bir kısmı futbolu bıraktı ve efsane kuşağın ardından Macar futbolu da bir türlü belini doğrultamadı.

Ancak o tarihten beri Macarlar, Godo’yu bekler gibi yeni bir futbol kuşağının gelmesini ve milli takımlarının yine dünyanın korkulu rüyası olmasını bekliyorlar.

İşte dün akşamki maç da, henüz biraz ihtiyatlı bir şekilde olsa da, bunun işareti olarak algılanıyor.

Yükselen değer: Futbol

Macar futbolunun son dönemdeki yükselişi, Macaristan’daki spor politikasındaki değişikliklerle elbette yakından bağıntılı bir olay.

Son 20 yıl içinde futbol, spor dalları arasında özel öneme sahip bir “pilot alan” olarak tespit edildi.

Ülkenin pek çok yöresinde devlet desteğiyle sıfırdan inşa edilen modern statlar alt yapıyı hazırlarken bu alana kaynak aktarımını da şirketlere vergilerinin bir kısmını spor kulüplerine bağışlama kapısının açılması sağladı. Kulüpler canlandı, futbol hareketlendi.

Ancak bu süreçte belki de en talihli adım milli takımın başına İtalyan Marco Rossi’nin getirilmesi olmuştu.

Otoritesini sadece futbolcular arasında değil herkese karşı uygulayabilen; başbakan da dahil sokaktaki insana kadar herkesin futbol uzmanı olduğu Macaristan’da, kimseye pabuç bırakmadan yeni bir takım inşasına başlayan İtalyan teknik direktör başarıyı yakaladı.

Rossi, kulüpler düzeyinde hiçbir başarısı olmayan Macaristan futbolundan, milli takımlar düzeyinde dünyanın zirvesinde olan ülkelerle boy ölçüşebilen bir milli takım ortaya çıkardı.

Ve başarısının anahtarı da dayanışmayla, taktik ve stratejik alan kapatmayla, savunma ve atakta birlikte hareketle, birey değil takım olabilmekti.

Uluslar Ligi’nde Ölüm Grubu”

Futbol otoriteleri, son yıllarda güçlenen Macar milli takımının aldığı kayda değer başarılara dikkat çekiyorlardı. Ancak başarıların ardından zaman zaman gelen yenilgiler, bu başarıların kalıcı olmayacağı endişelerini de yaratmıyor değildi.

Bu süreçte en son gelişmeler, yine sürpriz başarılarla geçen yıl Uluslar Ligi’nde A Ligi’ne yükselen, yani futbolun en iyileri arasına giren Macar milli takımının çekilen kuralarda “ölüm grubu” olarak adlandırılan gruba düşmesiyle yaşanmıştı.

Bu grupta son Avrupa Şampiyonu İtalya, son Avrupa ikincisi İngiltere ve Almanya vardı. Şu an itibarıyla dünya sıralamasında 40. sırada olan Macar milli takımı açısından bir kabus ya da bir mucize beklemekten başka alternatif yoktu.

İşte Macar milli takımı bu grupta İngiltere’yi önce Budapeşte’de sonra da dün Wolverhampton’da olmak üzere iki kez yenmeyi başardı.

Dünkü maça ait başka ilginç istatistiki bilgiler de var: Macaristan 69 yıl sonra İngiltere karşısında deplasmanda galip gelmişti ve İngiltere, tarihinde ilk kez 4 gol yediği bir maçta, gol atamadan mağlup olmuştu.

İngiltere milli takımının futbol piyasasındaki değeri Macar milli takımının 12 katıydı. Ancak bunun sahada bir önemi yoktu. Futbol maçı bir futbol borsasında değil, yeşil sahalarda oynanıyordu, 11 futbolcunun, yine 11 futbolcuya karşı 90 dakika süren kıyasıya mücadelesiydi ve bir futbol maçı her zaman üç ihtimalliydi.

İşte buna inanan Macar milli takımı “ölüm grubunda” İngiltere’yi iki kez yendi, Almanya ile berabere kaldı ve İtalya’ya yenildi. Bu sonuçlarla şu an itibarıyla Macaristan grubunda lider.

Zaferin ardından gelen mesajlar

Beklendiği gibi görkemli futbol zaferi, siyaset sahnesinde de bir ulusun yükselişinin işareti olarak algılandı ve tüm politikacılar kendi meşrebine göre bunu yorumladı.

Bazıları öncelikle onur ve kutlama içeren mesajlar yayınlarken bazılarının mesajlarında ise “Macarlara sataşmayın, sonucuna katlanırsınız” türünden meydan okumalar da görülüyordu.

Ancak ihtiyatlı olanlar ve yaşanan gururun değerini arttırmayı hedefleyenler de vardı.

Başbakan Viktor Orban, en büyük seçim zaferinden sonraki mesajını tekrarlamakla yetindi:

“Şimdi mütevazı olma zamanı”.

Trabzonspor, Adam Nagy için devreye girdi

Attila Szalai ile Macaristan milli takımı formasını giyen Adam Nagy için Trabzonspor’un devrede olduğu öne sürüldü.

Fenerbahçeli Attila Szalai‘nin Macaristan Milli Takımı’ndan arkadaşı olan Adam Nagy ile İtalyan basınından flaş bir transfer iddiası ortaya atıldı. Habere göre 26 yaşındaki ön libero için Trabzonspor devrede.

Calciomercato’nun haberine göre Trabzonspor, Serie B’de Pisa forması giyen 26 yaşındaki Macar Milli oyuncu Adam Nagy ile yakından ilgileniyor. Kulübüyle 3 yıl daha sözleşmesi bulunan oyuncu geride kalan sezonda 34 maça çıktı.

Devamı

Macar Günü etkinlikleri göz doldurdu

Süleymanpaşa Belediyesi, 56. Uluslararası Tekirdağ Kiraz Festivalinin üçüncü gününü Macar Günü olarak ilan etmişti. Macar Günü etkinlikleri, 60’ın üzerinde üst düzey Macar misafirden oluşan heyetin katılımıyla gerçekleştirildi.

YELKEN YARIŞI VE AÇIK DENİZ YÜZME ETKİNLİĞİ DÜZENLENDİ

Macar Günü Etkinlikleri, Açık Deniz Yüzme Etkinliği ile başladı. Alkaya Sahili’nden startı verilen etkinlik, Macar Halk Kahramanı ve bağımsızlık mücadelesinin öncüsü Prens Ferenc Rakoczi’nin yol arkadaşı Mikes Kelemen’in anısına düzenlendi. Süleymanpaşa Belediyesinin davetlisi olarak, 56. Uluslararası Tekirdağ Kiraz Festivali kapsamında resmi ziyaret gerçekleştiren Macaristan Türkiye Büyükelçisi Viktor Mátis, İstanbul Başkonsolosu László Keller, Macaristan-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Atilla Tilki ve Dostluk Grubu Heyeti ile Macaristan’ın çeşitli şehir ve ilçelerinden 38 belediye başkanı, etkinliğin startını birlikte verdiler. Yaklaşık 4 kilometrelik parkuru yüzerek Rumeli İskelesi’ne gelen 156 açık deniz yüzücüsünü aynı heyetle birlikte karşılayan Süleymanpaşa Belediye Başkanı Cüneyt Yüksel, yüzücülere madalya takdim etti.

Macar Günü etkinlikleri kapsamında düzenlenen bir diğer spor aktivitesi ise Rakoczi Kupası adıyla düzenlenen Yelken Yarışları oldu. Rumeli İskelesi açıklarında Optimist kategorisinde gerçekleştirilen yarışta dereceye giren sporculara madalyalarını protokol üyeleri ile birlikte takdim eden Başkan Yüksel, hem yüzücüleri hem yelken sporcularını tebrik etti.

Devamı

(ÖZET) Macaristan – Almanya maç sonucu: 1-1

UEFA Uluslar A Ligi Grup 3’te Macaristan, sahasında ağırladığı Almanya ile 1-1 berabere kalırken Fenerbahçeli Attila Szalai, ilk 11 başladığı maçta 90 dakika forma giydi.

UEFA Uluslar A Ligi Grup 3’te Macaristan, Puskas Arena’da grubun güçlü ekiplerinden Almanya‘yı konuk etti. İlk 10 dakika içinde gelen gollerle karşılaşma 1-1 sona erdi. Macaristan, 6. dakikada Zsolt Nagy ile öne geçerken Almanya 9. dakikada Jonas Hofmann ile beraberliği yakaladı. 

Devamı

İstanbul Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali açılış etkinliği ile başladı

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) tarafından düzenlenen “İstanbul Uluslararası Doğaçlama Dans Festivali”nin açılışı, Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda (CRR) yapıldı.

İstanbul’un açık ve kapalı alanlarında 180’den fazla dansçının, koreografi kurgulamadan, kompozisyon çalışmadan doğaçlama performans sergileneceği festivalde, Güney Kore, İtalya, Yunanistan, Mısır, Fransa, Almanya, Brezilya, İsviçre, Macaristan, İngiltere, Makedonya, İspanya, Türkiye, Danimarka, İsveç ve Avusturya’dan dansçılar sahne alacak.

İBB Kültür Dairesi Başkanı Figen Ayhan Karakelle, etkinlikteki konuşmasında, İstanbul’u tanımlayan en önemli betimlemelerden birisinin hareket olduğuna değinerek, “Doğaçlama Dans Festivali’nin İstanbul’un bu eşsiz, baş döndürücü bazen kaotik ama her koşulda eşsiz olan bu hareketliliğine çok yakışacağını düşünüyoruz.” dedi.

Kurucu direktör Damla Durman’ın festivalin programını açıkladığı açılış etkinliği, dansçı Ingo Reulecke’nin “Instant Composition” gösterisiyle sona erdi.

“Boş Alan” temasıyla gerçekleşecek festivalde, Müze Gazhane, İBB Şehir Tiyatroları Müze Gazhane Meydan Sahnesi, İBB Şehir Hatları Vapuru, Akbank Sanat, Arter ve Hope Alkazar performanslara ev sahipliği yapacak.

19 Haziran’a kadar devam edecek festivaldeki etkinliklere katılmak isteyenler, “https://www.improvisationdancefestival.com/” adresinden ücretsiz kayıt yapabilecek.

Devamı

Macaristan – Almanya maç sonucu: 1-1

UEFA Uluslar A Ligi Grup 3’te Macaristan, sahasında ağırladığı Almanya ile 1-1 berabere kalırken Fenerbahçeli Attila Szalai, ilk 11 başladığı maçta 90 dakika forma giydi.

UEFA Uluslar A Ligi Grup 3’te Macaristan, Puskas Arena’da grubun güçlü ekiplerinden Almanya’yı konuk etti. İlk 10 dakika içinde gelen gollerle karşılaşma 1-1 sona erdi. Macaristan, 6. dakikada Zsolt Nagy ile öne geçerken Almanya 9. dakikada Jonas Hofmann ile beraberliği yakaladı. 

Fenerbahçe ‘nin savunmacılarından Attila Szalai, Macaristan’da maça ilk 11’de başlarken 90 dakika sahada kaldı. 

Macaristan; Almanya, İngiltere, İtalya gibi güçlü rakiplerinin bulunduğu grupta 3 maç sonunda 4 puana ulaştı ve üçüncü maçları 5 puanlı İtalya’nın ardından ikinci sırada tamamladı. Almanya ise üçüncü maçından da beraberlikle ayrılarak 3 puanda kaldı.

Kapı: Magda Szabó’dan Okura Ayna Tutan Bir Yapıt

Magda Szabó, Macar toplumunu ve onun acılarını gözler önüne seren, insan olmaya dair düşündüren bir roman kaleme almış: Kapı… Bizzat kendi yaşamından unsurlar, otobiyografik bir tat dahi katmış romanına. Daha önce Magda Szabó’nun Iza’nın Şarkısı isimli romanını okumuş, o romana da hayran kalmıştım. Yazarın, Kapı romanıyla biraz daha özümsediğim tarzından ve romanın hayli ilginç konusundan söz etmek istiyorum sizlere

Kitap, yazar bir çiftin evinde çalışmaya başlayan Emerenc’i anlatıyor. Emerenc’in karakteri, inançları, inanmadıkları, acıları, geçmişi, gücü, sırları… Her sayfada sırlarını azar azar açmaya başlayan Emerenc ve yanında çalıştığı yazar hanımla kurdukları alışılmışın dışındaki ilişki kitabın temelini oluşturuyor.

Kapı’nın çevirmeni, Szabó’yla ilgili şunları söylüyor: “Szabó, önemsiz gibi görünen olay ve kişilerden yola çıkarak okurunu büyüleyen ortamlar yaratabiliyor.” O kadar doğru buldum ki bu cümleyi… Iza’nın Şarkısı’nda da, Kapı’da da roman, başlangıçta hiç hissettirmediği bir anlam kazanıyor sayfalar ilerledikçe. Iza’daki sertlik, gerçekçilik ve biraz da acımasızlığa kaçan bencillik bu romanda da kendisini gösteriyor. Szabó, hiçbir şeyi romantize etmiyor. Bir şarkı çalmıyor romanın arka planında… Hayat gibi, hem çok yavaş hem ansızın ilerliyor olaylar. İster istemez Iza ile yazar hanımı benzettim bu kitabı okurken. Bitirdiğimde, kitabın otobiyografik unsurlar taşıdığını öğrenmem ve bununla ilgili okuduklarım, Szabó’nun iki romanında da kendi hayatındaki hesaplaşmalarından izleri aktardığını düşündürdü bana.

Fortepan / Hunyady József – Szabó Magda 1970

Bu roman, sadece yazar hanım ile Emerenc’in değil, aynı zamanda Magda (Szabó) ile Juliska’nın hikayesi! Evet, yazar hanım, romanın yazarının ta kendisi. Gerçek adı Julia Sokağı olan, olayların vuku bulduğu meşhur sokağın temel direği, sokakta yaşayan herkesin destekçisi, her ihtiyacı olanın yardımına koşan, yalnız kimseye evinin kapısını açmayan Emerenc, yani Juliska. O hiç kimselere güvenmeyen, adeta anarşist, başına buyruk Emerenc, yazarın evinde çalışmaya başlıyor; ancak ilişkileri bundan ibaret kalmıyor. Çatışmalı, anne-kız ilişkisini andıran, ipleri elinde tutanın Emerenc olduğu, yazarın deyimiyle “mitolojik” bir ilişki kuruluyor aralarında. Aralarında sevgi var ancak hem öfkeli, hem kırılgan… 

Kaynak: kitapyurdu.com Çevirmen: Hilmi Ortaç Yayın Tarihi: 25.03.2019 YAPI KREDİ YAYINLARI

Şefkat duygusunun sakin, düzenli ve tane tane dile getirilemeyeceğini, nasıl dile getirilmesi gerektiğini de başkasının yerine belirleme hakkım olmadığını biliyorum.” diyor kitapta yazar… Emerenc’in ona gösterdiği şefkatin alışılmışın çok dışında oluşu söyletiyor ona bunları. Aralarında kurulan özel ilişki, Emerenc’in sırlarını az da olsa yazara açmasına sebep oluyor ancak yazar, bu güvenin gerektirdiği biçimde davranamıyor. En azından davranmadığını düşünüyor, bize de bunu sorgulatıyor. En nihayetinde elimizde tuttuğumuz bu roman, adeta bir iç hesaplaşma olarak ortaya çıkıyor.

Emerenc’in çocukluğunda ve Avusturya-Macaristan İmparatorluğu’nun dağılışından itibaren Macaristan’ın çalkantılı dönemlerinde yaşadığı acılar, onun karakterini ve dolayısıyla romanın önemli bir bölümünü oluşturuyor. Tarihi olaylara romanda çok değinilmese bile, varlıkları okurda bir merak duygusu uyandırıyor.

Magda, tıpkı Iza gibi, “öğrenilmiş hümanizm”in, hayatın doğru olduğuna inandığı akışının peşinden giderek bilgelik ve sezgilerden uzak kararlarıyla Emerenc’i kendi istediği sondan uzaklaştırıyor. Hatta kimilerine göre ona ihanet ediyor. Kimilerine göre ise olayları dramatize etmeden, gerçekçi ve sağduyulu bir davranış sergiliyor. Okur, kendi içerisinde bir düşünceden diğerine savruluyor ancak nihayetinde düşündükleri, kendi karakterini de yansıtıyor. Başarılı romanların bir huyu vardır: ayna tutarlar ruhumuza. Kapı, tam da böyle bir roman…

Yazar: Elif Nur UyanıktheMagger

İstanbul’da Gül Baba Parkı ve Derviş Gül Baba Sokağı açıldı

İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Gül Baba Parkı ve Derviş Gül Baba Sokağı’nın açılışı yapıldı.

İstanbul’un Beyoğlu ilçesinde Gül Baba Parkı ve Derviş Gül Baba Sokağı’nın açılışı yapıldı.

Polat Holding Yönetim Kurulu Başkanı ve Gül Baba Türbesi Mirası Koruma Vakfı Başkanı Adnan Polat’ın ev sahipliğinde Piyalepaşa’da gerçekleştirilen park ve sokağın açılış törenine, İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanı Ekrem İmamoğlu, Beyoğlu Belediye Başkanı Haydar Ali Yıldız, Beyoğlu Kaymakamı Mustafa Demirelli, Galatasaray Kulübü Başkanı Burak Elmas, sarı-kırmızılı kulübün başkan adayları Eşref Hamamcıoğlu ve Dursun Özbek ile çok sayıda davetli katıldı.

Kaynak: Thaler / wikimedia (Gül Baba – Budapeşte)

Galatasaray Kulübünün de eski başkanlarından olan Adnan Polat, Gül Baba’nın Padişah 2. Bayezid döneminde yaşadığını belirterek, “Sultan 2. Bayezid, Beyoğlu’nda avlanmaya çıkarken güzel bir gül bahçesi görüyor. İçeri giriyor ve orada genç bir Bektaşi dervişiyle karşılaşıyor, kovuğunda sarı ve kırmızı güller var. Oturup sohbet ediyorlar. Ayrılırken bir istediğinin olup olmadığını soruyor. O da ‘Padişah’ım buraya bir mektep yap, devletimize devlet adamı yetiştirsin.’ diyor. O günkü adı Mekteb-i Sultani, bugünkü adı Galatasaray Lisesi bu şekilde kuruluyor. Galatasaray Kulübü de 1905 yılında Galatasaray Lisesinde kuruluyor. Renklerini de Gül Baba’nın kavuğundaki sarı ve kırmızı renklerden alıyor. Bu yüzden Gül Baba, Galatasaray’ın manevi kurucusu kabul ediliyor. Buradan Gül Baba’ya rahmet diliyorum.” diye konuştu.

Devamı ve video

16,474FansLike
639FollowersFollow