‘Macarlar karışık ırk olmak istemiyor’ diyen Macaristan Başbakanı Orbán’ın danışmanlarından Hegedűs, ‘Goebbels’e yaraşır katıksız bir Nazi söyleminde’ bulunduğunu belirterek istifa etti.
Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın uzun süredir danışmanlığını yapan Zsuzsa Hegedűs, görevinden istifa ettiğini açıkladı. Hegedűs istifasında Orbán’ın “Macarlar karışık ırk olmak istemiyor” sözüne tepki gösterdi.
Hegedűs Macar basınına gönderdiği ve Orbán’a seslendiği istifa mektubunda şu ifadeleri kullandı:
Özgürlük karşıtı dönüşünden sonra yönetmesi benim için giderek zor hale gelen bu ilişkiye son verdiren bu utanç verici açıklama için içtenlikle üzgünüm. Ancak temel değerlerimle ters düşen böyle bir konuşmadan sonra başka seçeneğim yoktu. Özgürlüğümü hiçbir şekilde kısıtlamamış olsanız da bu söyledikleriniz yüzünden sizle ilişkimi kesmek zorundayım.”
Hegedűs, mektupta, Orbán’a “homofobik” yasanın kabul edilebilir olduğunu düşündüğü sınırları çoktan aştığını kişisel olarak söylediğini ve buna rağmen görevde kalmaya devam ettiğini belirtti.
Hegedűs, “Sen bu cümleleri okurken, göçmen ve Avrupacılık karşıtlığının Goebbels’e yaraşır katıksız bir Nazi söylemine dönüştüğünü nasıl fark etmediğini anlamıyorum. Seninle olan yaklaşık 20 yıllık dostluğumdan sonra bile artık buna göz yumamayacağım” dedi.
NE OLMUŞTU?
Orbán, 2050 civarında Avrupa’nın büyük şehirlerinde Avrupa kökenli olmayan kişilerin çoğunlukta olacağını savunarak, Macarların karışık ırk olmak istemediğini ve gelecek nesillerin, sürekli Avrupa’ya doğru ilerleyen İslam medeniyetinin genişlemesini sadece güneyde değil batı sınırında da durdurulması konusunda hazırlanması gerektiğini öne sürmüştü.
Orbán, “Batıda, Avrupa halklarının ve Avrupa dışı halkların temsilcilerinin yaşadığı ülkeler var. Bu ülkeler artık bir ulus bile değil. Bu ülkelerin büyük şehirlerinde yaşayanların yüzde 50’si artık Avrupalı değil” diye konuşmuştu. Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde bu ırksal karışımın olmadığını ileri süren Orbán, “Avrupalı halklarla karışıyoruz, ama Avrupa dışı halklarla karışmak niyetinde değiliz, buna asla izin de vermeyeceğiz” demişti.
Orbán’ın bu sözlerine muhalefet tepki göstermişti.
Macaristan Merkez Bankası para birimini desteklemek için 100 baz puan faiz artırımına gitti. Banka böylece 2008 yılındaki finansal krizden beri ilk kez politika faizini yüzde 10’un üzerine yükseltti
Macaristan Merkez Bankası forintteki değer kaybı ve enflasyonun 20 yılın en kötü seviyesine çıkmasıyla politika faizini 2008’den bu yana ilk kez yüzde 10’un üzerine yükseltti.
Banka beklentilere paralel olarak faizi 100 baz puan artışla yüzde 10,75’e çıkarttı. Bloomberg anketine katılan 15 analistten 9’u da faizin yüzde 10,75 olmasını, 5 analist daha ufak montanlı artış bekliyordu.
Forint bu sene en kötü performans gösteren para birimlerinden biri oldu. Para birimi, Euro karşısında yüzde 7,8 düştü. Ülkede enflasyon da geçen ay yüzde 11,7 ile 24 yılın zirvesine yükseldi.
ABD ve Avrupa Merkez Bankalarının sıkılaşması, para birimi ve diğer Macar varlıklarına baskı yapıyor. Bu da daha fazla faiz artışı beklentisini gündeme getiriyor.
Merkez Bankası Başkan Yardımcısı Barnabas Virag geçen ayki toplantıda faiz artış döngüsünün sonuna gelindiğini söylemek için erken olduğunu, enflasyonun zirveyi henüz görmediğini belirtmişti.
Sağ popülizmin kutbu Viktor Orban, Macaristan’ın altılı ittifakını seçim sandığında devireli dört ay oldu. Birleşen muhalefete karşı üçte iki çoğunlukla fark attı ama geçen hafta binlerce protestocu ülke çapında sokaklara döküldü.
Çünkü popülist politikaların tahsilat zamanı geldi. Seçmene çekilen kıyakları vergi artışlarıyla toplama dönemi başladı. Vergi reformundan en ağır etkilenecek kesim küçük ve orta ölçekli işletme sahipleri olduğu için protestocular arasında çoğunluğu da onlar oluşturuyor.
Sokağa yansıyan tepki karşısında Başbakan Orban’ın milliyetçi retorik dozu arttı. En son “Biz Macarlar karışık ırk istemiyoruz, Avrupa’ya ilerleyen İslam medeniyetinin durdurulması lazım” açıklamasıda artırılmış ırkçı belagatin eseri.
***
İktidara karşı birleşen altılı ittifakla bizim altılı masa arasında çok paralellik kurulmuştu. İttifak bileşenlerinin rengiyle seçim sistemi ve ekonomik yaşam koşullarındaki farklara rağmen, Macaristan’daki olası seçim sonucunun Türkiye seçimlerine psikolojik etkisi olacağını söyleyenler bile çıktı.
Seçim bitti, bizim yorumcular analizleri rafa kaldırdı. Macaristan’da hayat devam ediyor ama kaldığı yerden değil; artık çok daha pahalı.Göstericiler Budapeşte’de Tuna üzerinde köprü işgal etti
Ankara Süleyman Demirel Anadolu Lisesi çok sesli korusu, Macaristan’ın Başkenti Budapeşte’de düzenlenen 6. Uluslararası Budapeşte Müzik Festivali’nde ülkemizi ve başkenti temsil etti.
Özlem Sultan Ozan Yılmaz’ın şefliğinde; ikisi yabancı dilde olmak üzere 9 eser seslendiren 50 kişilik çok sesli koro, farklı ülkelerden yüksek katılımın olduğu festivalde, dinleyenlere müzik ziyafeti sundu. Türk müziği ezgilerini uluslararası platformda başarılı bir şekilde seslendiren öğrenciler, festivale iştirak eden diğer ülkeler ile ev sahibi Macaristan temsilcilerinden övgü aldı.
Macaristan Başbakanı Viktor Orban, etnik Macarların yoğun olarak yaşadığı Romanya’nın Szekely bölgesinde bir konuşma yaptı.
Tuşnad Yaz Üniversitesi ve Kampını geleneksel olarak yıllardır ziyaret eden Orban, bu ziyaret esnasında yaptığı strateji belirleyen konuşmalarıyla da tanınıyor. Orban’ın bu kez de söyledikleri yeni tartışmalar başlattı.
“Batı Avrupa uygarlığı çıkmaz sokağa girdi”
Orban, özellikle Batı Avrupa Hıristiyan kökenli uygarlığın ideolojik nedenlerle kendi kendini imha eden bir süreç yaşadığına ilişkin görüşlerini burada da tekrarladı. Son dönemin gelişmelerinin çok merkezli bir dünya oluşturduğunu ve ABD, Çin, Asya ülkeleri, Rusya ve İslam ülkelerinin Avrupa’yı kıskaca aldığını belirtti.
Viktor Orban’a göre bu sürecin gerisinde Avrupa’yı ırksal karışıma zorlayan göç olgusu yatıyor. “Avrupa ikiye ayrıldı” diyen Orban, “Bir tarafta – batıda- Avrupa halklarının ve Avrupa dışı halkların temsilcilerinin yaşadığı ülkeler var. Bu ülkeler artık bir ulus bile değil. Bu ülkelerin büyük şehirlerinde yaşayanların % 50’si artık Avrupalı değil” diye konuştu.
Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde bu ırksal karışımın olmadığını ileri süren Orban, “Avrupalı halklarla karışıyoruz, ama Avrupa dışı halklarla karışmak niyetinde değiliz, buna asla izin de vermeyeceğiz” dedi.
Macar başbakanının bir saati aşkın bir süre devam eden uzun konuşması, Macaristan gündeminde çok önemli bir yer tuttu.
Hükümet yanlısı medya konuşmayı, Avrupa ve dünya analizi nedeniyle önemli bir dünya siyasetçisinin yorumları olarak değerlendirdi ve bunların geleceğe ışık tuttuğunu savundu.
Muhalefet ise böyle bir lideri olduğu için tehlikede olanın dünya değil, Macaristan olduğunu savundu.
Eski başbakanlardan ve ana muhalefet partisi lideri Ferenc Gyurcsany “Macaristan’ın en büyük trajedisi Orban’ın kendisi ve eğer kalacak olursa bu bizim sonumuz anlamına gelecek” dedi.
Konuşma sadece sol muhalefette değil, merkezde kalmaya ve FİDESZ’i anlamaya çalışan siyasetçiler arasında da tepki yarattı.
Eski siyasetçilerden Andras Schiffer, “Kültürlerin karışmasına karşı olabilirsiniz, ama dünyadaki insan ırkı tek ve bir bütündür, bunu ayırmaya başlarsanız, gideceğiniz yer, değerli ve değersiz ırklar ayrımı olur, ki bu düşünce dünyayı 20. yüzyılın en büyük yangınına götürmüştür” dedi.
“Trump ve Merkel görevde olsalardı Rusya Ukrayna savaşı olmazdı”
Orban, konuşmasında Rusya’nın Ukrayna’yı işgaline de değindi.
Ukrayna’nın Rusya karşısında savaşı kazanamayacağını söyleyen Orban, ABD’ye savaşın bitmesi için yardım etme çağrısı yaptı.
Orban, Rusya’ya yönelik yaptırımların da işe yaramadığını savundu.
Ukrayna Dışişleri Bakanlığı Sözcüsü Oleh Nikolenko, Orban’ın Rusya karşıtı yaptırımların başarısız olduğu yönündeki açıklamasına tepki gösterdi.
Nikolenko, Facebook’tan yaptığı açıklamada, “Yaptırımların Rusya’yı sarsmadığını söylemek, Rus propagandasının klasik bir örneğidir. Yaptırımlar, Rus askeri makinesinin Ukrayna’ya karşı savaşma kabiliyetini önemli ölçüde azalttığı için etkilidir. Ukrayna’ya silah sağlamak Ukraynalıların hayatını kurtarıyor” dedi.
Nikolenko, Orban’ın bu açıklamasının, Macaristan dışişleri bakanının daha fazla Rus doğalgazı talep etmek için Moskova’yı ziyaretinden bir gün sonra geldiğine de dikkat çekti.
Orban konuşmasında ABD’nin dünyayı yanlış değerlendirdiğini de kaydetti.
ABD’nin Rusya’yı en büyük hasım olarak görüp, tüm dünya ülkelerinin de buna göre dış politika belirlemesini talep ettiğini, oysa dünyanın dörtte üçünün kendi bölgelerinde çok farklı sorunları olduğunu belirtti.
Avrupa Birliği’ni ABD’nin bu politikasını hayata geçirmesine engel olamamakla suçlayan Orban, “Eğer savaş tehlikesinin ortaya çıktığı kritik anda Trump ve Merkel görevde olsalardı bu savaş başlamazdı” dedi.
“2030’a hazırlanıyoruz, çünkü o tarih bir milat olacak”
Viktor Orban, Batı dünyasının ekonomik ve sosyal sorunlarının hem ABD ve hem de AB için 2030 yılı civarında zirve yapacağını var saydı. Orban, özellikle Avrupa Birliği içinde sanayileşmiş kuzey ve borçlu güney arasındaki derin çelişkilerin o tarihte artık AB’de kaçınılmaz bir çatlak yaratacağını düşündüğünü açıkladı.
Macar başbakanına göre 2030 yılına kadar Batı Avrupa ülkelerine göre daha hızlı gelişen Orta ve Doğu Avrupa ülkeleri o yıllardan itibaren Avrupa’nın kaderini de eline alabilir.
Ama bunun olabilmesi için Viktor Orban’a göre sınırların sıkı korunması, aile temelli ulusal kültürün savunulması ve bir an önce ordunun güçlendirilmesi gerekiyor.
Orban güçlü bir ulus ve güçlü bir devlet hedefliyor. “Hazırlıklı olmalıyız, dünyanın herhangi bir köşesinde herhangi bir Macarın ayağına basıldığında biz buradan müdahale edebilmeliyiz” diyor.
Covid-19 kısıtlamalarının kaldırılması sonrası yüksek talep nedeniyle Schengen vizesi başvurularının eylül ayına kadar karşılanamayacağı belirtiliyor.
SchengenVisaInfo.com, henüz vize başvurusu yapmamış kişilerin büyük olasılıkla eylül ortasına kadar randevu bulamayacağını bildirdi.
Seyahat endüstrisi yöneticilerine göre şu anda 26 Schengen Bölgesi ülkesinde temmuz ve ağustos için boş yer yok. Sadece birkaç ülkenin ağustos ayı için müsait yerleri olabileceği kaydedildi.
Avrupa Birliği üyesi olmayan ülkelerden gelen yolcular, Schengen Bölgesi’ne girmek için bu vizeye ihtiyaç duyuyor.
Ülke büyükelçiliklerinin belli sayıda vize randevusu verdikleri ve talep yüksek olsa bile bu sabit sayının artırılmadığı biliniyor.
“Schengen vizesi alamayanlar Türkiye’yi tercih ediyor”
Seyahat şirketleri, Schengen Bölgesi için vize bulamayan yolcuların Türkiye, Malezya, Tayland, Endonezya ve Mısır gibi diğer destinasyonlara gitmeyi düşündüğünü kaydetti.
Önceki aylarda büyükelçiliklerin vize başvurularını işleme koyması çok uzun sürdüğü biliniyordu. Ancak, ek personel istihdam edildiği için genel olarak, vize başvuruları 15 iş günü içerisinde sonuca bağlanıyor.
Schengen vizesi, bir kişinin herhangi bir Schengen Bölgesi ülkesine turizm veya ticari amaçlarla 90 güne kadar girmesine izin veren kısa süreli bir vize.
AB’ye turizm amaçlı seyahat etmeyi planlayanların turist vizesine başvurmaları gerekiyor. Turist vizesi, üçüncü ülke vatandaşlarının altı aylık bir süre içinde en fazla 90 gün boyunca Schengen Bölgesi’ne girmelerine izin veriyor.
Türkiye’den vize başvuruları neden geri çevriliyor?
Türkiye’den Avrupa Birliği ülkelerine yapılan turistik vize başvurularının reddedilme oranı son yıllarda artış gösterdi. Vize başvuruları reddedilenler durumdan şikayetçi olurken Türkiye, Avrupa Konseyi Parlamenterler Meclisi’ne (AKPM) Schengen Vize sisteminin kötüye kullanıldığına dair bir rapor sundu.
Macaristan merkezli hava yolu şirketi Wizz Air’ın yetkilileri Türkiye Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nü (SHGM) ziyaret etti.
Macaristan merkezli hava yolu şirketi Wizz Air’ın yetkilileri Türkiye Sivil Havacılık Genel Müdürlüğü’nü (SHGM) ziyaret etti.
SHGM Genel Müdürü Prof. Dr. Kemal Yüksek’i makamında ziyaret eden Wizz Air Group yetkilileri, kısa bir sunum yapılarak, Türkiye’ye gerçekleştirilecek olası operasyonlar, ilave yolcu ve turist katkıları ile iş birlikleri konusunda fikir alışverişinde bulunuldu.
SHGM’den yapılan açıklamada, tarafların 9-10 Ağustos 2022 tarihlerinde üst düzey bir katılımla, potansiyel gelişmeler ve fırsatların değerlendirilmesi amacıyla bir toplantı gerçekleştirilmesi konusunda mutabık kalındığı belirtildi.
A weboldalon cookie-kat használunk, amik segítenek minket a lehető legjobb szolgáltatások nyújtásában. Weboldalunk további használatával jóváhagyja, hogy cookie-kat használjunk.