AB’nin Ukrayna’ya yardımı Macaristan engeline takıldı
Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya mali destek planı Macaristan tarafından veto edildi. Planın onaylanması için tüm üye ülkelerin onayı gerekiyor.
Anadolu Ajansı’nın haberine göre, AB üyesi 27 ülkenin maliye bakanları Brüksel’de bir araya geldi.
2022’de dünyanın en çok abartılan-en çok beklentileri aşan şehirleri : İlk 20’de Türkiye’den iki il var
Çevrimiçi incelemeler ve yorumların analiz edildiği bir araştırmada, 2022 yılında turistlerin beklentilerini karşılayamayan şehirler ile bunun tam tersi beklentilerin üzerinde beğeni alan şehirler listelendi. Sonuçlarda 826.000’den fazla Tripadvisor yorumunun analizi de kullanıldı.
Radical Storage’in imza attığı çalışmada ‘Paris Sendromuna’ vurgu yapıyor. Çalışmada, bir kişinin bir şehri ziyaret ettiğinde, kafasındaki imajla gördükleri uymuyorsa ‘Paris Sendromu’ adı verilen ve rahatsız edici bir duyguya kapılabildiği belirtildi, “Dünyanın en çok ziyaret edilen 100 şehrinden 826.000’den fazla TripAdvisor yorumunu analiz ederek turistlerin beklentilerini karşılamama ve nihai Paris sendromu ortamını yaratma konusunda ilk sıralardaki şehirleri bulmak için analiz ettik” denildi.
6. İzmir Mizah Festivali’nin teması siyaset
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin düzenlediği 6. İzmir Uluslararası Mizah Festivali, 20-26 Aralık tarihleri arasında yapılacak. İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, teması “siyaset ve mizah” olarak belirlenen festivalde, Aziz Nesin’in yanı sıra mizah edebiyatının ve tiyatronun ustalarından Haldun Taner’in de anılacağını belirterek tüm İzmirlileri festivale katılmaya çağırdı.
İzmir Büyükşehir Belediyesi 20-26 Aralık tarihlerinde 6. İzmir Uluslararası Mizah Festivali’ni düzenliyor. Mizahın ustası Aziz Nesin’in doğum günü olarak kabul edilen 20 Aralık’ta Metin Uca’nın sunumuyla yapılacak açılış töreninde, Feridun Andaç ve Zeynep Oral, Aziz Nesin ve Haldun Taner’i anlatacak, iki ustanın oyunlarından bölümler sunulacak.
Festivalde anılacak sanatçılar arasında, bu yıl yitirdiğimiz iki usta, karikatürist Latif Demirci ve İzmirli yönetmen Oğuzhan Tercan, karikatür sanatının öncüsü Cemal Nadir Güler, popüler mizah alanında dünya çapında bir konuma sahip Gırgır’ın yaratıcısı Oğuz Aral, sahne ve televizyonda siyasi mizah örnekleri ile tanınan Ferhan Şensoy, Levent Kırca, Turgay Yıldız ile “Zübük” filminin artık aramızda olmayan yaratıcıları Atıf Yılmaz, Kartal Tibet, Kemal Sunal, Metin Serezli de yer alıyor.
Bu yıl, sinema dünyasından bir seçki, programın uluslararası bölümünü oluşturuyor. Türk, Amerikan, Macar, Fransız ve İngiliz ustalardan beyazperdede siyasi mizahın önemli örnekleri gösterilecek.

MALTEPE BELEDİYE TİYATROSU’NDAN YENİ OYUN
Maltepe Belediye Tiyatrosu’nun “At” isimli tiyatro oyununun prömiyeri Türkan Saylan Kültür Merkezi’nde gerçekleştirilecek. Macar oyun yazarı Gyula Hay’ın kaleme aldığı, Özdemir Nutku’nun çevirdiği iki perdelik komedide tüm Roma’yı kasıp kavuran bir çılgınlığın hikâyesi sahnelenecek.
Macar çatlağı
Avrupa’da Macaristan krizi yaşanıyor. Avrupa Komisyonu, Budapeşte’ye aktarılması öngörülen fonu kesti. Gerekçe ‘refomların’ yapılmaması gösterilirken arka planında Orban’ın savaş dahil pek çok konuda Brüksel’e kafa tutması var.

Avrupa Birliği, insan hakları ve demokratikleşme gibi pek çok konuda Brüksel’e kafa tutan, Ukrayna savaşında istenilen hizaya gelmeyen Budapeşte’ye cezayı kesti. Avrupa Komisyonu, Budapeşte ile aylardır süren müzakerelerin ardından yargı bağımsızlığı ve yolsuzlukla mücadele konusunda ilerleme olmadığı gerekçesiyle bu ülkeye aktarılması öngörülen 13 milyar avronun verilmemesini istedi. Brüksel’in talep ettiği reformlar gerçekleştirilmediği sürece de bu fonların askıda kalması istendi.
Brüksel’in isteği doğrultuda pek çok düzenleme yapan Budapeşte’nin son anda attığı adımlar, AB Komisyonu tarafından yetersiz bulundu. AB Komisyonu’nun Bütçeden Sorumlu Komiseri Johannes Hahn kararın “objektif” olduğunu savundu.
Yapımcı Çiğdem Mater’in hapiste bitirdiği Risktakers yayında
Serinin ikinci bölümü Camila Nobrega, üçüncü bölümü ise Kato Csató ve FreeSZFE Topluluğu hakkında. Camila Nobrega’nın bölümü, feminist ve queer bakış açıları üzerinden projeler üreten ve sosyal-çevresel adalet üzerine çalışan Brezilyalı gazeteci ve araştırmacının hikayesini anlatıyor.
Çiğdem Mater’in Gezi Davasında tutukluluğu öncesi başladığı ve tutukluluğu süresince de yapımcılığına devam ettiği Risktakers (Risk Alanlar) portre serisi yayınlandı.

Mülteci ve sığınmacılar fotoğraf, ses ve video prodüksiyonu, grafik tasarım, medya düzenleme ve bilgisayar becerileri konularında eğitim alabiliyorlar. ReFoucs şu anda Midilli, Atina ve Krakov’da laboratuvarlar işletiyor.
Serinin ikinci bölümü Camila Nobrega, üçüncü bölümü (video) ise Kato Csató ve FreeSZFE Topluluğu hakkında. Camila Nobrega’nın bölümü, feminist ve queer bakış açıları üzerinden projeler üreten ve sosyal-çevresel adalet üzerine çalışan Brezilyalı gazeteci ve araştırmacının hikayesini anlatıyor.
Kata Csató ve FreeSZFE Topluluğu’nun bölümü ise 2020’de Budapeşte Tiyatro ve Film Sanatları Üniversitesi’nin (SZFE) hükümete yakın bir vakfa devredilmesi sonrası tüm fakülte ve öğrencilerin greve gitmesini ve öğrencilerin FreeSZFE Derneği’ni kurmasını konu ediniyor.
Filmlerin yönetmenliğini ise Çiğdem Mater’in eşi Murat Utku üsteniyor. Sinem Sakaoğlu, Nadir Öperli’nin denetleyici yapımcı olarak yer aldığı serinin görüntü yönetmenliğini Erhan Arık, kurgusunu Tatlıhan Tuncel, ses tasarımı ve miksajını Cenker Kökten, renklendirmesini Ciwan Zengin, grafik tasarımını Dilde Mahalli ve altyazısını Soner Daştan yaptı.
Orta Avrupa’dan bir futbol ve siyaset öyküsü
Şu günler dünya kamuoyu Katar’daki Dünya Futbol Şampiyonası ile meşgul. Ama bunun tek nedeni futbol aşkı değil. Pek çok futbolsever de Katar’daki dünya futbol şampiyonasının hem düzenlenme koşulları ve hem de Katar’ın dayatmalarına boyun eğen FIFA’ya kızgınlıklarını dile getiriyorlar.
Şurası açık ki, Orta Doğu’nun muhafazakar dünyası bir şekilde bu şampiyonaya damgasını vurdu.
Yani futbol ve siyaset birbirinden ayrılamaz hale geldi. Ancak futbolu siyasete alet etmek sadece Katar Dünya Futbol Şampiyonası’na özgü değil.
Geçtiğimiz günlerde Orta Avrupa’da yaşanan ve Katar’ın gölgesinde kalan öyle bir gelişme oldu ki, pek çok bakımdan üzerinde durmaya değer.
Her şey, Katar’da şampiyonanın açılışının yapıldığı gün başladı.
Aynı gün, yani 20 Kasım’da Budapeşte’de Macaristan ve Yunanistan futbol milli takımları arasında dostluk maçı vardı. Elemelerde başarılı olamamış, ancak futbolla yatıp futbolla kalkan iki ülkenin milli takımları bir dostluk maçında karşı karşıya geldiler.
Bilen bilir, Macaristan Başbakanı Viktor Orban gençliğinde futbol oynamış, sıkı bir futbol taraftarıdır ve hatta 12 yıllık iktidarı boyunca da ülkede gerçekleştirdiği en kararlı işlerden biri de, bir dizi şehirde dev futbol statları yaptırmış olmasıdır.
Budapeşte’de, Macar milli takımının 2-1 kazandığı o maçı elbette şeref tribününden, yanında dışişleri bakanıyla birlikte Viktor Orban da izlemişti.
Bu normaldi, olağanüstü olan Macar başbakanının tribünlerde milli takımını desteklemesi değil, maçı izlerken bir seyirci olarak boynuna astığı atkıydı.

Futbolda taraftarların boyunlarına astıkları atkılar dünyanın her bir yanında genellikle takımlarının sembollerini ve renklerini taşır.
Milli takımlar için ise seyirciler ülkenin bayraklarını ya da renklerini içeren atkılar taşır, takımlarını desteklerken bunu sallarlar.
Viktor Orban’ın, maç sonrası sosyal medya üzerinden de yayınladığı videoda, yani tüm kamuoyuna iletilen görüntüsünde de ayan beyan fark edildiği üzere omzuna astığı atkıda “Büyük Macaristan” haritası vardı.
Büyük Macaristan kavramı sadece Macaristan’da değil, Orta Avrupa’da da bilinen, milliyetçi sağ radikal Macarların çok sevdiği, komşu ülkeler halklarının ise nefret ettiği bir sembol.
Çünkü “Büyük Macaristan” I. Dünya Savaşı öncesindeki, yani Avusturya Macaristan İmparatorluğu döneminde, Orta Avrupa’daki Macaristan Krallığı’nın topraklarını gösteriyor.
Bizde de dayatılmaya çalışılan ve Kurtuluş Savaşı’yla reddedilip çöpe atılan Sevr Anlaşması gibi, o dönem Macaristan’a da Trianon anlaşması dayatılmıştı ve Macarlar o dönem bu anlaşmayı kabul etmek zorunda kalmışlardı.
Trianon anlaşmasıyla Macaristan sahip olduğu toprakların yaklaşık üçte ikisini kaybetti! Bu topraklarda çoğunlukla etnik olarak da Macarlar yaşıyordu.
Macaristan’ın toprak kaybı, komşu ülkelerin büyümesi anlamına geliyordu. Slovakya bağımsız bir ülke olarak ortaya çıktı. Romanya, Sırbistan, Hırvatistan, Ukrayna ve hatta Avusturya bile Macaristan’ın aleyhine sınırlarını genişletti.
İşte eski şanlı dönemlere olan özlemi dile getiren “Büyük Macaristan” hayali o zamandan beri yaşıyor ve bayraklardan futbol atkılarına, arabaların plakalarına yapıştırılan çıkartmalardan evlerin pencerelerine asılan posterlere kadar milliyetçi kesimin özlemini, hatta talebini dile getirmeye devam ediyor.
Komşu ülkelerden yükselen protestolar
Atkı Viktor Orban’ın boynuna bir tesadüf olarak asılmamıştı elbette. İletilmesi amaçlanan bir mesaj vardı ve bu mesaj yerine ulaşmıştı.
Ertesi günden itibaren beklendiği üzere komşu ülkelerden, hem de en yüksek düzeyde protestolar yükselmeye başlamıştı bile.
Olayın üzerinden yirmi dört saat bile geçmeden Romanya dışişleri bakanlığının sert bir açıklaması yayınlandı.
Romanya hükümeti Orban’ın “Büyük Macaristan” sembolüyle televizyonlara çıkıp milli takımını desteklemesini, “günümüz realitesiyle bağdaşmayan, sınırları yeniden revize etme düşüncesini akla getiren kabul edilemez bir davranış” olarak görüyordu.
Macaristan’ın çoğu kez Rusya’ya karşı fazlasıyla “anlayışlı davrandığı” gerekçesiyle, Budapeşte’ye karşı mesafeli duran Ukrayna da fazla beklemedi: resmi bir açıklama ile komşu ülkelerin toprak bütünlüğüne saygı göstermediği için Orban’ı özür dilemeye çağırdı.
Slovakya da benzer sertlikte tepki gösterdi. Slovakya dışişleri bakanı, Büyük Macaristan’ı hatırlatmak Slovakya’nın var oluşunu tartışmaktır. Bu ise kabul edilemez, dedi.
Sert eleştirilerin yanı sıra ciddiye almamak da bir tür tepki
Ulusal güvenliği, ülkenin toprak bütünlüğünü ilgilendiren gelişmeler, dünyanın neresinde olursa olsun, milliyetçiliği körükleyen, devlet yönetimindekilerin savunma mekanizmalarını harekete geçiren gelişmeler olarak görülür.
Orban’ın tavrı Orta Avrupa’da da önce benzer tepkilere neden oldu.
Ancak ilk sert açıklamaların ardından ilginç bazı gelişmeler yaşandı: Hırvatistan başbakanı, gazetecilerin Orban’ın Büyük Macaristan atkısını nasıl değerlendiriyorsunuz sorusuna “Ben videoyu görmedim, ancak görseydim de bu beni ancak güldürürdü diye yanıt verdi.
Avusturya dışişleri bakanlığı “videonun ardından, Viyana’daki dışişleri bakanlığımızın arşivlerindeki haritalara hızla bir göz attık. Evet, doğru hatırlıyoruz, Macar Krallığı yüz yıl önce sona ermiş. Bu konuda acilen Macar komşularımıza bilgi vermemiz gerekiyor” açıklamasını yaptı.
Ve son olarak da iki gün önce gerçekleşen V4 ülkeleri zirvesinde Slovakya başbakanı, “fark ettim ki Macaristan başbakanının atkısı çok eskimiş, ona yeni bir atkı hediye ediyorum” diyerek Orban’ın boynuna Slovakya haritası taşıyan bir atkı taktı.
Sonra da beraberce gazetecilere poz verdiler.
Orban kendini nasıl savundu?
Macaristan başbakanının Büyük Macaristan haritasını içeren atkı konusundaki eleştirilere karşı kendini nasıl savunduğuna gelince: “Futbol başka, siyaset başka” diyor Orban. “Bugün Macaristan sınırları dışında yaşayan, ancak Macar milli takımını desteleyen milyonlarca Macar var, ben onların sözcüsü oldum.”
Viktor Orban sözlerinin ikinci kısmında elbette haklı.
Macaristan sınırları dışında yaşayıp, futbolda milli takımlarını destekleyen çok sayıda insan var, çünkü onlar etnik olarak Macar asıllılar ve şu anda Romanya’da, Slovakya’da, Hırvatistan’da, Ukrayna’da yaşıyor olsalar da, futbolda yürekleri Macar milli takımıyla atıyor. Bunda yadırganacak bir yan yok.
Karşı çıkılması gereken şey, bunun bir siyasal sembol haline getirilip sınırların yeniden çizilmesi gibi bir talebe dönüştürülmeye elverişli haritalarla sunulması.
Peki, ama çok çabuk gerginleşmeye elverişli bir konu nasıl oldu da bu kadar kısa bir sürede yatıştırıldı ve taraflar arasında tebessüm yaratan bir diyaloga dönüştü?
İşte bu aslında Avrupa Birliği’nin entegrasyon gücünü gösteriyor.
Dünyanın başka bir yöresinde olsa sınırlarda askeri teyakkuzları başlatabilecek olan bir gelişme, Avrupa Birliği içinde en fazla birbirlerini kızdıran kuzenlerin bir atışmasına dönüşebiliyor.
Çünkü aslında sınırlar, eski sınırlar değil, AB içinde insanlar bir yerden bir yere istedikleri gibi gidebiliyor, çalışma ve yaşama alanlarını rahatça değiştirebiliyorlar.
Kim ne derse desin, Avrupa kıtası ortak bir vatana dönüşme eğilimi gösteriyor.
Radikal milliyetçilerin ortalığı karıştırma girişimleri Orta Avrupa’da artık çok işe yaramıyor.
Darısı Orta Doğu’nun başına.
Tarık Demirkan – Gazete Karinca
Kastamonulu Macar mimar
İstanbul Macar Kültür Merkezi “Çok Yönlü Bir Mimar: Şandor Hadi, Türkiye’de İkinci Nesil Bir Macar” başlıklı sergiye 25 Kasım 2022-1 Nisan 2023 tarihleri arasında ev sahipliği yapıyor…
Kastamonulu “Şandor Hadi”.
Hemşerimiz…
17 Aralık 1931’de Kastamonu’da doğdu.
Milletimizin “kardeş” Macar halkı ile tarihsel olarak güçlü olan dostluk ilişkisi, Türkiye Cumhuriyeti’nin kurulması ile birlikte daha bir pekişti, diplomatik bağ kuruldu ve her alanda işbirliğine gidildi…
Gazi Mustafa Kemal Atatürk bilim insanları başta olmak üzere Macarların uzman işgücünü ülkemize davet etti, sanayiden eğitime, Türkiye Cumhuriyeti’nin her alandaki imarına katkı verdi Macarlar.
Janos Hadi Macaristan’ın “Türkeve” kasabasında doğdu, ekmeğini Türkiye’de aramanın peşine düştü, Musul’daki petrol sahalarında çalışmak üzere geldiği ilk Türkiye yolculuğu hastalığı nedeniyle sonuca ulaşmadı ve geri döndü, havası suyu çekti demek ki evlendikten sonra yeniden Türkiye yoluna düştü, bu kez durağı Karadeniz’in kuzeyi oldu, Kastamonu’ya geldi…

































