Türkinfo’da yeni dönem başlıyor
Sitemiz bugünden itibaren tamamen yenileniyor.
Modern ve kolayca kullanılabilen bir site haritası ve daha kaliteli bir içerik Türkinfo’nun yayın hayatında yeni bir dönemin işareti. Yedi yıllık bir geçmişe sahip olan Türkinfo böylece “çocukluk dönemini” geride bırakmış oluyor ve çağdaş beklentilere daha da yanıt vererek Türk Macar ilişkileri alanında referans yayın organı olma işlevini yerine getirmeye devam ediyor. „Bir tutam Macaristan – Egy csipet Törökország” sloganımızın da kanıtladığı gibi bundan böyle de hem Türkiye’nin ve hem de Macaristan’ın toplum ve kültür hayatının her alanından size bilgiler ulaştırmaya devam edeceğiz.
Bundan yedi yıl önce Türkinfo Macarlara gerçek Türkiye’yi, Türklere de asıl Macaristan’ı anlatmak için yola çıktığında aslında bu alanda yalnız sayılırdık. Bugün artık “Türk Macar dostluğu” her iki ülke açısından hükümet düzeyinde de öne çıkarılan bir strateji haline geldi. Bu durum bizi memnun etmekle birlikte, yaptığımız işin ağırlığını daha iyi hissetmemize de neden oluyor. Çünkü bu ortam kısa vadeli politik etkilerden uzak durmayı öngören Türkinfo yayın ilkelerinin önemini daha da arttırıyor.
Türkinfo’nun yayın ilkelerini bir daha hatırlatmakta yarar var:
Bağımsızız, ancak tarafsız değiliz. Çünkü halklar ve kültürler arasındaki dostluğa ve uluslararası insan haklarına saygı gösterilmeden insanoğluna layık bir geleceğe ulaşamayacağımızı düşünüyoruz.
Çağdaş düşünce akımlarından ve teknik yeniliklerden yanayız, ancak geleneklere de saygı duyuyoruz, çünkü zorla kesintilere uğratılmamış ve barışçıl bir toplum arzuluyoruz.
Her alanda diyalog talep ediyoruz. Çünkü diyalogla çözülemeyecek toplumsal ve tarihsel sorun olmadığını düşünüyoruz, ancak diyalog sürecinde de adaletten taviz verilemeyeceği kanısındayız.
Ve son olarak da sivil toplumsal ilişkilerden ve kar amacı gütmeyen örgütlenmelerden yana olduğumuzu vurguluyoruz. Çünkü Türkinfo deneyiminin de kanıtladığı gibi insanların gönüllü katkılarla kendilerini ilgi duydukları alanda var etmelerinin inanılmaz enerjiler yaratacağını düşünüyoruz.
Değerli okur! Bizim açımızdan okurlar asla sıradan ve pasif bir kitle değildi. Türkinfo şimdiye kadar da siteyi ve tüm faaliyetlerini okurlarına dayanarak gerçekleştirdi. Çünkü okurlarımız hep yanımızdaydı ve aktif varlıklarıyla bize güç verdiler.
Umarız bu bundan sonra da böyle olur.
Okurlarımızın düşünce ve önerileri bizim için bundan sonra da yol gösterici olacaktır.
9 Nisan 2015, Budapeşte
Tarık Demirkan
Türkinfo Yayın Yönetmeni
Kütahya’nın kardeş şehri Avrupa’nın Kültür Başkenti
Peç, sakin, kargaşasız, trafiksiz ve sadece 150 bin nüfuslu bir şehir. Ama ne şehir! Bir peri sihirli çubuğu ile dokunup, bu şehirde zamanı dondurmuş. Hiç kimse (bir Türk’ün asla anlayamayacağı vatandaşlık terbiyesiyle) asırlar öncesinde inşa edilen binalara bir çivi olsun çakmamış, dokunmamış, yıkıp yerine yenisini yapmamış, üzerine kat çıkmamış. Böylece Batı Roma, Osmanlı, Gotik, Barok ve Rokoko üslupları doğa afetlerinin dışında hiçbir tahrifata uğramadan bu güne kadar gelebilmiş. Avuç içi kadar bir kent, her biri pırlanta taşı değerinde binalarıyla bir açık müze oluşturuyor, sokaklarında dolaşanlara bir insanlık ve medeniyet dersi veriyor. Peç’de gezerken ortaçağdan bu güne, tarihin içinde dolaşıyorsunuz.
BİRARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ KÖK SALMIŞ
Hayat Peç’de 6 bin yıl önce Keltler ve İliryalılarla başlamış. 2’nci yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun sonra da sırasıyla Hun, Ostrogot nihayet Frankların eline geçmiş. Macarların burada resmen bir devlet kurmalarının belgeli tarihi, 23 Ağustos 1003, fakat ülke sonradan çok işgal görmüş. Sırbistan’la savaşmış, 16 – 17’inci yüzyıllarda, 150 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğunun parçası olmuş. “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/ Bin atla o gün dev gibi bir orduyu yendik/ Geçtik Tuna’dan bir yaz günü kafilelerle”, diye mısralar döşenmiş Yahya Kemal, Mohaç seferi için ama 1780’de Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’na devretmişiz aldığımız yerleri.
1. Dünya Savaşı sonrasında, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun da çökmesiyle, Macaristan nihayet özgürlüğüne kavuşmuş. Peç’in geçmişinde böyle gamlı günleri var ama şehrin kültürel kaderi, tarihinden hep çok daha parlak olmuş. İlk üniversitesini 1367, ilk kütüphanesini 1774 yılında kurmuş. Bu gün 34 bin öğrencili, 10 fakülteli üniversitesi, sanatın tüm alanları kapsayan ve sürekli düzenlenen kültür etkinlikleriyle çağdaş ve hareketli bir şehir. Aynı zamanda, değişik etnik ve dini grupları hiç ayırım yapmadan kucaklamasıyla da ünlü. Çünkü çok işgal görmüş. Peç’de Macarların yanı sıra Şvaplar, Sırplar, Hırvatlar, Müslüman Boşnaklar ve Yahudiler yanyana ahenk içinde yaşayabiliyor. Yahudi veya Müslüman çocukların devam ettiği okulların önünde onları muhtemel saldırılara karşı korumak üzere bekleyen polis araçları olmadığı gibi, değişik inançlara sahip dini ibadet yerlerini de yüksek duvarlarla korumaya almaya gerek görmüyorlar. Çünkü kimse ötekinin inancına karşı husumet beslemiyor. İnsanlar huzurlu, mutlu ve özgür, bu şehirde.
İNANÇLARI BULUŞTURAN SZCEHENYI MEYDANI
Bizim Taksim Meydanı’mıza tekabül eden Szcehenyi Meydanı’ndaki Gazi Kasım Paşa Camii’nin damında İslamı sembolize eden yarım ayın üzerinde bir haç var, tam önünde de 1713’de yaptırılan Holy Trinity Meryem Ana heykeli. Meydanın bir başka köşesinde Macarları Türkler’in boyunduruğundan kurtaran milli kahramanları Janos Hunyadi’nin koskocaman bir heykelini dikmişler. Ama daracık sokakları ve cumbalı minik evleriyle Peç’in en romantik mahallesi olan Tetye’nin adının, Türklerin burada tekke olarak kullandıkları bir mekandan geldiğini de inkar etmiyorlar, tıpkı 16. Yüzyılın sonlarında, “aziz” olarak kabul ettikleri Baba İdris adlı Osmanlı âliminin türbesini hâlâ korudukları ve anısını saygıyla yâdettikleri gibi.
Peç’in sokakları ve meydanları kahvehanelerle, barlarla, lokantalarla dolu. Sokaklarda müzik yapan öğrenci grupları dolaşıyor. Özellikle hafta sonları bir üniversite şehri olduğu için, yollar eğlenen gençlerle dolup taşıyor. İstanbul’da nasıl adım başına bir banka varsa, Peç’de de adım başına bir kitapçıya rastlamak mümkün. Kitapçı bolluğu kültür eşikleri hakkında bir fikir verebiliyor. Marka satan dükkanlara hemen hemen hiç rastlanmıyor ama sokak satıcılarının kişisel ürünlerini sergiledikleri pazar yerleri çok revaçta. Macarların uzun süren Sovyet rejiminin etkisinden kurtulmaları belli ki bir zaman alacak, servis sektörü hâlâ çok yavaş işliyor. Bırakın bir yemeğin bir bardak içkinin dahi gelmesi için en az 15 dakika beklemek zorunda kalıyorsunuz. Sabırsız Türkler için dayanılması zor bir durum. Ayrıca Macarlar bizlere göre çok sakin ve mesafeli. Gençlerin doldurduğu kafeteryalarda dahi bağıra çağıra konuşan ya da kahkahayla gülen kimseye rastlamadık.
UNVANI HAK EDİYORLAR Macarlara eğlenmek, gülmek, alışveriş etmek ve hızlı servis vermek adına pek çok şey öğretebiliriz ama onlardan öğreneceğimiz çok önemli bir şey var. Onu da bir örnekle anlatmaya çalışayım: 2000’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bir Necropolisleri var. 3’üncü yüzyıla ait bu çok katlı Hristiyan mezarlığını ilk kez 1780’de bulmuşlar. Erken devir freskolarını da ihtiva eden mezarlığın kazıları hâlâ sürüyor. Dönem eserlerinin bulunduğu bu mekan ilginç bir geçişle bizi bu günün eserlerinin sergilendiği bir başka mekana çıkarıyor. Ve işte o alanda bir heykel var ki, belki de tüm dünya halklarının etrafında dolaşıp ibret alması gerek! Yakında Vatikan’a taşınacak olan heykele bir yönünden baktığınız da Yahudi yıldızını, diğer yönünden baktığınızda Hristiyanlığın sembolü haçı, bir başka yönden baktığınızda ise İslamı sembolize eden ay yıldızı görüyorsunuz.
Sanatçı, üç semavi dinin sembolünü dahiyane bir uygulamayla bir bütün haline getirmiş. İşte Macar’ların en önemli özelliği bu bence, dinleri, görüşleri, fikirleri bir araya getirip bütünleştirebilme becerileri. Farklılıklardan çatışma değil, bütünleşme yaratabilmeleri. 6 bin yıllık geçmişlerini, tarihin akışı içinde uğradıkları işgalleri, ezaları filozoflara has bir bakış açısıyla, zerre kadar husumet duygusu barındırmadan değerlendirebilmeleri. 6 bin yıllık geçmişi olan bir şehrin birikimini ruhlarına sindirebilmiş insanların yaşadığı Peç, bir Dünya Kültür Başkenti olmayı hak etmiyor mu sizce? Ben kendi hesabıma bu ünvanı onlara helal ettim, gitti!
Peç’te ikinci Türk istilası Peç sakinleri, 20 – 23 Mayıs’ta bir kez daha Türklerin istilasına uğradı. Bu sefer bin atlıyla değil, iki yazar, birer besteci, soprano, neyzen ve dansçıyla gittik. Yazarlardan söz edişim sadece Perihan Mağden’le iki ayrı okulda ve Belediye Salonunda yaptığımız okumalar yok sayılamayacağından. Yoksa ne okursak okuyalım, muhteşem bir konser ve dans gösterisi dururken, bizim okumalar ne yazar! Beslediği Mevlana-Simyacı senfonik şiiriyle ve piyanosuyla Tuluğ Tırpan, neyiyle Burcu Karadağ, sesiyle Sertap Erener ve dansıyla Su Güneş Mıhladız, Macarları resmen büyüledi, esir aldı, gönüllerinde taht kurdu. Bu konsere katılan Peçliler, bundan böyle Türkleri, Burcu’nun ruhlarına üflediği neyle, Sertap’ın Mevlana’nın, Yunus’un, Abdülkadir Meragi’nin mısralarını seslendirdiği kristal sesiyle, Tuluğ’un bestesiyle hatırlayacak. 45 dakika boyunca, üst üste giydiği tennureleriyle hiç duraksamadan dönerek, egosundan arınıp, yeniden doğmayı sembolize eden Su Güneş’i ise hiç unutmayacak. Keşke tüm ülkeleri fethe hep aynı ekiple çıksak! Hiç elimiz boş dönmezdik!
Boynumuzda bardakla köyü gezdik Perihan Mağden’le üç gün boyunca, Goethe Enstitüsü’nün Yollarda projesinin kapsamında üzerimize düşenleri hiç itiraz etmeden yerine getirdik, okumalarımızı yaptık, soruları yanıtladık, video çekimleri yaptık. Pazar günü organizatörler ekibi ödüllendirmek için yakınlarda bir köydeki şarap festivaline götürdü. Akdeniz iklimini andıran güneşli bölgenin zengin toprağında yetişen üzümlerden çok güzel beyaz şarap üretiliyormuş. Hem 630 hektarlık bağlarda yetişen Chardonnay ve Cirfandli şaplarından tadacağız, hem de Villany bölgesinin kırmızılarını. Köyün girişinde boynumuza birer şarap bardağı astılar, elimize şarap kuponlarımızı ve değerlendirme karnelerimizi tutuşturdular. 14 değişik şarap evinin şarabından tadıp, şaraplara not vereceğiz.
Saat 16.00’da aracımız bizi bıraktığı noktadan alacak. Goethe Enstitüsü’nden çifte Claudia’larla önümüze çıkan ilk eve daldık. Dördüncü evden sonrası pek net değil ama galiba Claudialardan birini arı soktu, ben yerden çamur alıp yanağına yapıştırdım. Perihan çiğnenmiş ekmek uygulamasını sağlık verdi. Son hatırladığım, ani bastıran yağmurun altında araç beklerken sırılsıklam olmamızdı. Akşam konserde Viyana Orkestrası Tuluğ’un eserini yorumlarken gözümden durmadan akan yaşları, tattığım şaraplara yorduğum oldu ama yanımda oturan Alman çiftle arkamda oturan Macarlar da en az benim kadar heyecanlıydı. Sanatın ve şarabın iyisi sınır filan tanımıyor arkadaşlar. Bizde ikisi de var ama her ikisini de dünyaya kendimizi tanıtmak için kullanmasını bir türlü öğrenemiyoruz.
2010-09-27
Ayşe KULİN – Hürriyet
Macaristan’dan öğrencilerin Balıkesir gezisi
Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Küresel ısınma konusunda Türk Milletini uyarmak dostluk, arkadaşlık ve dayanışma duygularını pekiştirmek amacıyla Havran’a geldiklerini söyleyen Avrupalı öğrenciler, Küresel Isınma’ konulu ödüllü resim yarışması düzenleyeceklerini söylediler. Havran Kaymakamlığı ve Havran Belediyesi’nin misafiri olarak Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu binasında misafir edilen öğrenciler, rehberleri öncülüğünde Havran ı inceleyip tanımaya çalışıyorlar. Öğrencilerin, 11 Ağustos 2009 Salı günü Saat 20.00 de küresel ısınma ile ilgili resim yarışması ve toplantı yapacakları öğrenildi.
Macaristan’dan öğrencilerin Maraş gezisi
Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan gelen yaklaşık 80 öğrenciyi ağırladı. Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından hazırlanan Avrupa Birliği Enerji Maksimizasyonu Projesi kapsamında İlçemize gelen Macaristan, Finlandiya ve Slovakyalı öğrenciler Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesini ziyaret etti. Macaristan dan 3 öğretmen 7 öğrenci, Slovakya’dan 4 öğretmen 9 öğrenci, Finlandiya’dan 2 öğretmen 11 öğrenci toplam 9 öğretmen 27 öğrenciden oluşan proje ekibi İMKB Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından Afşin’e gezi düzenlendi. Öğrenciler ilk olarak Kahramanmaraş’ın tarihi ve kültürel yönden öneme sahip olan Afşin Eshabı- Kehf Külliyesi’ni ziyaret etti. Ziyarette öğrencilere tercümanlar tarafından külliyenin tarihi anlatıldı. Gezinin amacını anlatan Fen Lisesi Müdürü Fehmi Paksoy, şunları söyledi: ”Avrupa Birliği Proje kapsamında 3 ülkeyle enerji verimliliği ve en az enerji harcayarak çok verimli hale getire biliriz diye bir proje hazırladık. Bu proje kapsamında şuanda Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan öğrencilerimiz geldi.
Asıl projenin en önemli amacı öğrencilerin birbirlerini ve kültürlerini tanımalarını sağlamak. Ülkemizi tanıtmak. Projenin ortak dili İngilizce misafir öğrenciler aileler tarafından misafir ediliyorlar. Bir hafta boyunca şehrimizi her yönüyle, tanıtılacak proje çalışmalarını 2 yıl sürecek. Ülkeler birbirlerine karşılıklı olarak gidip gelecek. Proje çalışmalarının dışında misafirler İlimizin tarihi, kültürel ve turistik mekânları gezdirilerek tanıtım yapılmakta. Ayrıca yöresel halk oyunlarımıza iştirak edip öğrencilerimizle kaynaşan konuk ekiplerin sevinçleri ve ilgileri görülmeyi değerdi.” Bu arada, Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi’ne gelen kız öğrenciler saclarını kapayarak külliye içerisinde dolaştılar. Öğrencilere buradan çok etkilendiklerini belirterek, ”Biz Türkiye’ye gelmeden önce ülke hakkında bilgi edindik. Buradaki kadınlarında bu tür yerlerde inançları gereği saçlarını kapatıyorlar. Bizde bu yüzden saçlarımızı üzerimizde bulunan ceketlerle kapadık” diye konuştular.
Macaristan Başbakanı Magyar: Zelenskiy’in Budapeşte ziyareti düşük ihtimal
Bu hafta başında Euronews’e konuşan Ukrayna Cumhurbaşkanlığı Ofisi Başkan Yardımcısı, Zelenskiy’in 1956 Macar Devrimi’nin 70’inci yıl dönümü anmalarına katılmak üzere 23 Ekim’de Budapeşte’ye davet edildiğini söyledi.
Macaristan Başbakanı Peter Magyar, Ukrayna Cumhurbaşkanı Volodimir Zelenskiy’i davet etmiş olmasına rağmen bu ay Budapeşte’ye gelmesini beklemediğini söyledi.
1956 Macar Devrimi’nin 70’inci yıl dönümü dolayısıyla 23 Ekim’de düzenlenecek devlet törenlerine 100’den fazla siyasetçi davet edildi.
Magyar, cumartesi günü 444.hu’da yayımlanan röportajında Zelenskiy’in törenlere katılmasının düşük bir ihtimal olduğunu belirtti. Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’in ise davet edilmediğini söyledi.
Magyar ve Zelenskiy, cuma günü Brüksel’deki Avrupa Birliği (AB) zirvesinde görüşmelerinin ardından bu yıl yeniden bir araya gelebileceklerini açıklamıştı.
Macar lider olası görüşmeye ilişkin, “Ya ben Kiev’e gideceğim ve oradan birlikte Beregszasz’a geçeceğiz ya da Cumhurbaşkanı Budapeşte’ye gelecek ve oradan Beregszasz’a gideceğiz,” dedi.
Macaristan Başbakanı, Brüksel’deki görüşmenin ardından X’te yaptığı paylaşımda, Rusya’nın işgaline karşı mücadelesini sürdüren Ukrayna’yla “tam dayanışma” içinde olduğunu Zelenskiy’e ilettiğini belirtti.
İki ülkenin azınlıkların durumunu iyileştirmeye odaklanarak bakanlar düzeyindeki görüşmeleri sürdürme konusunda anlaştığını aktaran Magyar, siyasi ve ekonomik ilişkiler için “yeni bir temel oluşturmanın her iki ülkenin de çıkarına” olduğunu söyledi.
Zelenskiy’in yardımcısı Ihor Zhovkva, bu hafta Euronews’e yaptığı açıklamada Ukrayna Cumhurbaşkanı’nın 23 Ekim törenleri için Budapeşte’ye davet edildiğini söylemişti.
Davet, Kiev ile Budapeşte arasında Ukrayna’nın AB üyeliği sürecini defalarca zorlaştıran diplomatik anlaşmazlıkların ardından ilişkileri düzeltme çabaları sırasında geldi.
Zhovkva, “Daveti aldık. Macar Devrimi’nin 70’inci yıl dönümü dolayısıyla 23 Ekim’de bir etkinlik düzenlenecek. Ukrayna Cumhurbaşkanı da davet edildi. Göreceğiz,” demişti.
Euronews
Ara Güler’in ‘Küçük Macaristan’ fotoğrafları sergileniyor
Ara Güler’in 1956 Macar İhtilali’nin ardından Türkiye’ye sığınan Macarları fotoğrafladığı “Küçük Macaristan” başlıklı çalışması sergiye taşınıyor. Sergi, 22 Ekim 2026-12 Şubat 2027 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.
Ara Güler’in 1956 Macar İhtilali ve Özgürlük Savaşı’nın ardından Türkiye’ye sığınan Macarları fotoğrafladığı “Küçük Macaristan” başlıklı çalışması, sergiyle yeniden izleyiciyle buluşuyor. Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi ve Ara Güler Müzesi iş birliğiyle düzenlenen sergi, 22 Ekim 2026 ile 12 Şubat 2027 tarihleri arasında ziyaret edilebilecek.
Macaristan’da 23 Ekim 1956’da öğrencilerin öncülüğünde başlayan ve geniş halk kesimlerinin katıldığı ayaklanma, Sovyet güçlerinin müdahalesiyle kanlı biçimde bastırıldı. Bu sürecin ardından yüz binlerce Macar yurttaş ülkesini terk etmek zorunda kaldı. Türkiye’ye sığınan 500’den fazla Macar, İstanbul’un Pendik ilçesindeki Kızılay Kampı’na yerleştirildi.
Fotoğrafçı ve gazeteci Ara Güler, 1957’de kampı ziyaret ederek burada yaşayanlarla görüştü ve onların gündelik yaşamlarını fotoğrafladı. Güler’in hazırladığı haber, 29 Mart 1957’de Hayat dergisinde “Küçük Macaristan” başlığıyla yayımlandı.
İki tam sayfaya yayılan haber ve fotoğraflar, kampta yaşayan yaklaşık 500 kişilik topluluğun gündelik hayatını, gelecek planlarını ve yeni bir yaşam kurma çabasını aktarıyordu. Farklı meslek gruplarından gelen Macar yurttaşlar, Kızılay’ın idaresi ve kendi aralarında oluşturdukları komite aracılığıyla kamp yaşamını örgütlerken geleceklerine ilişkin hedeflerini de Ara Güler’le paylaştı. Güler, kampta yaşayan topluluğu “hür bir memlekette hür bir topluluk” sözleriyle tanımladı.
Ara Güler’in fotoğrafları ve arşiv belgeleri bir arada
Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi ve Ara Güler Müzesi iş birliğiyle düzenlenen sergi, Gül Baba Mirasını Koruma Vakfı ile Macaristan İstanbul Başkonsolosluğu’nun desteğiyle gerçekleştiriliyor.
Sergide Ara Güler’e ait 23 fotoğrafın yanı sıra Hayat dergisinde yayımlanan haberin büyük boyutlu tıpkıbasımı da yer alıyor. Türk Kızılay arşivinden kampa ilişkin bilgiler de sergi kapsamında ziyaretçilere sunuluyor.
Ara Güler’in 1957’de kayda aldığı fotoğraflar ve tanıklıklar, Macar İhtilali sonrasında Türkiye’ye sığınan insanların yaşamlarına ve göç deneyimlerine ışık tutuyor. “Küçük Macaristan” sergisi, 22 Ekim 2026’dan 12 Şubat 2027’ye kadar ziyaret edilebilecek.
Evrensel
Macaristan Başbakanı Magyar duyurdu! 4,2 milyar euroluk AB fonu serbest
Macaristan Başbakanı Peter Magyar, ülke için yaklaşık 4,2 milyar euroluk ek Avrupa Birliği fonunun serbest bırakıldığını açıkladı. Gelişmeyle birlikte Macar öğrencilerin Erasmus+ kapsamında yurt dışında eğitim görmesi, araştırmacıların da AB inovasyon fonlarından yararlanması bekleniyor.
Macaristan Başbakanı Peter Magyar, 4,2 milyar euroluk Avrupa Birliği (AB) fonunun serbest bırakıldığını bildirdi. Başbakan Magyar, X sosyal medya platformundaki hesabından konuya ilişkin açıklama yaptı.
4,2 milyar euroluk ek AB fonu serbest bırakıldı
Magyar, Macaristan için yaklaşık 4,2 milyar euroluk ek AB fonunun serbest bırakıldığını aktardı.
Macar öğrencilerin, Erasmus+ programı kapsamında yeniden yurt dışında eğitim görebileceği bilgisini de paylaşan Magyar, araştırmacıların da inovasyon için AB fonlarından yararlanabileceğini belirtti.
Macaristan’ın AB toparlanma fonlarına erişimi, uzun süredir hukukun üstünlüğü ve yolsuzlukla mücadele alanındaki eksiklikler nedeniyle büyük ölçüde askıya alınmıştı.
Başbakan Magyar, nisanda yapılan seçim kampanyasında Budapeşte’nin AB ve NATO’daki Batılı müttefikleriyle ilişkilerini yeniden düzenleme sözü vermişti.
Magyar hükümeti, göreve gelmesinin ardından reformlarda ilerleme sağlanması üzerine, daha önce dondurulan AB fonlarının toplam 16,4 milyar euroluk bölümünün aşamalı olarak serbest bırakılması konusunda Avrupa Komisyonu ile anlaşmaya varmıştı.
CNBC
İzmir’de uluslararası seramik buluşması
İzmir, 9-18 Ekim’de düzenlenecek Uluslararası İzmir Seramik Çalıştayı ile dünyanın farklı ülkelerinden sanatçıları buluşturacak. Çalıştayda üretilen eserlerle kente kalıcı bir seramik koleksiyonu kazandırılması ve gelecekte kurulması planlanan seramik müzesinin temelinin atılması hedefleniyor
İzmir Büyükşehir Belediyesi, kentin kültür ve sanat yaşamını uluslararası buluşmalarla güçlendirmeye devam ediyor. Bu kapsamda düzenlenen Uluslararası İzmir Seramik Çalıştayı, 9-18 Ekim 2026 tarihleri arasında Kültürpark Mehmet Tüzüm Kızılcan Sanat Galerisi’nde gerçekleştirilecek. Çağdaş seramik sanatının önemli isimlerinden Mehmet Tüzüm Kızılcan’ın küratörlüğünü üstlendiği çalıştay, Türkiye ile birlikte Tayland, Hırvatistan, Irak, Macaristan ve Güney Kore’den 10 sanatçıyı İzmir’de bir araya getirecek. Amerika Birleşik Devletleri’nden Shamai Gibsh ise programa konuk sanatçı olarak katılacak.

Dünyanın farklı ülkelerinden sanatçılar İzmir’de
Çalıştayda Türkiye’den Atilla Cengiz Kılıç, Burcu Öztürk Karabey, Emre Feyzoğlu, Kaan Canduran ve Tevfik Türen Karagözoğlu yer alacak. Uluslararası katılımcılar ise Tayland’dan Puridon Pimsan, Hırvatistan’dan Danijela Piculjan, Irak’tan Shanyar Abdullah Salman Algarad, Macaristan’dan Maria Geszler Garzuly ve Güney Kore’den Young Soo Kim olacak. Farklı coğrafyalardan gelen sanatçılar, çalıştay boyunca kendi sanatsal birikimlerini ve seramik tekniklerini İzmir’deki üretim sürecine taşıyacak.
İzmir’e kalıcı bir seramik koleksiyonu
Çalıştay, sanatçıların bir araya geldiği bir üretim etkinliği olmanın ötesinde, İzmir’in kültür sanat belleğine kalıcı eserler kazandırmayı amaçlıyor. Sanatçıların çalıştay süresince üreteceği eserlerle İzmir’de kalıcı bir seramik koleksiyonu oluşturulması, bu koleksiyonun da gelecekte kurulması hedeflenen seramik müzesinin temel koleksiyonunu teşkil etmesi planlanıyor. Böylece uluslararası sanatçıların İzmir’de gerçekleştirdiği üretimler, çalıştayın ardından da kentin kültür mirasının bir parçası olarak yaşamaya devam edecek.
Raku Atölyesi izleyiciye açık
Programın dikkat çeken etkinliklerinden biri de 10 Ekim’de gerçekleştirilecek Raku Atölyesi olacak. Amerika Birleşik Devletleri’nden konuk sanatçı Shamai Gibsh tarafından gerçekleştirilecek atölye, halkın izleyici olarak katılımına açık olacak. Seramiğin özel pişirim tekniklerinden biri olan raku uygulaması, sanatseverlere üretim sürecini yakından görme fırsatı sunacak. Çalıştay kapsamında sanatçıların atölye üretimlerinin yanı sıra 13 ve 14 Ekim tarihlerinde saat 20.00’de sanatçı sunumları gerçekleştirilecek. Katılımcılar, çalışmalarını ve sanatsal yaklaşımlarını İzmirli sanatseverlerle paylaşacak.
10 günlük sanat buluşması törenle sona erecek
Kültürpark’ı 10 gün boyunca uluslararası seramik sanatının buluşma noktalarından birine dönüştürecek Uluslararası İzmir Seramik Çalıştayı, 18 Ekim saat 19.00’da düzenlenecek kapanış ve sertifika töreniyle sona erecek.






























