2026. Ağustos 25.
Türkinfo Blog

Türkinfo’da yeni dönem başlıyor

11rollup.2-121x300Değerli Okur!

Sitemiz bugünden itibaren tamamen yenileniyor.

Modern ve kolayca kullanılabilen bir site haritası ve daha kaliteli bir içerik Türkinfo’nun yayın hayatında yeni bir dönemin işareti. Yedi yıllık bir geçmişe sahip olan Türkinfo böylece “çocukluk dönemini” geride bırakmış oluyor ve çağdaş beklentilere daha da yanıt vererek Türk Macar ilişkileri alanında referans yayın organı olma işlevini yerine getirmeye devam ediyor. „Bir tutam Macaristan – Egy csipet Törökország” sloganımızın da kanıtladığı gibi bundan böyle de hem Türkiye’nin ve hem de Macaristan’ın toplum ve kültür hayatının her alanından size bilgiler ulaştırmaya devam edeceğiz.

Bundan yedi yıl önce Türkinfo Macarlara gerçek Türkiye’yi, Türklere de asıl Macaristan’ı anlatmak için yola çıktığında aslında bu alanda yalnız sayılırdık. Bugün artık “Türk Macar dostluğu” her iki ülke açısından hükümet düzeyinde de öne çıkarılan bir strateji haline geldi. Bu durum bizi memnun etmekle birlikte, yaptığımız işin ağırlığını daha iyi hissetmemize de neden oluyor. Çünkü bu ortam kısa vadeli politik etkilerden uzak durmayı öngören Türkinfo yayın ilkelerinin önemini daha da arttırıyor.

Türkinfo’nun yayın ilkelerini bir daha hatırlatmakta yarar var:

Bağımsızız, ancak tarafsız değiliz. Çünkü halklar ve kültürler arasındaki dostluğa ve uluslararası insan haklarına saygı gösterilmeden insanoğluna layık bir geleceğe ulaşamayacağımızı düşünüyoruz.

Çağdaş düşünce akımlarından ve teknik yeniliklerden yanayız, ancak geleneklere de saygı duyuyoruz, çünkü zorla kesintilere uğratılmamış ve barışçıl bir toplum arzuluyoruz.

Her alanda diyalog talep ediyoruz. Çünkü diyalogla çözülemeyecek toplumsal ve tarihsel sorun olmadığını düşünüyoruz, ancak diyalog sürecinde de adaletten taviz verilemeyeceği kanısındayız.

Ve son olarak da sivil toplumsal ilişkilerden ve kar amacı gütmeyen örgütlenmelerden yana olduğumuzu vurguluyoruz. Çünkü Türkinfo deneyiminin de kanıtladığı gibi insanların gönüllü katkılarla kendilerini ilgi duydukları alanda var etmelerinin inanılmaz enerjiler yaratacağını düşünüyoruz.

Değerli okur! Bizim açımızdan okurlar asla sıradan ve pasif bir kitle değildi. Türkinfo şimdiye kadar da siteyi ve tüm faaliyetlerini okurlarına dayanarak gerçekleştirdi. Çünkü okurlarımız hep yanımızdaydı ve aktif varlıklarıyla bize güç verdiler.

Umarız bu bundan sonra da böyle olur.

Okurlarımızın düşünce ve önerileri bizim için bundan sonra da yol gösterici olacaktır.

9 Nisan 2015, Budapeşte

Tarık Demirkan

Türkinfo Yayın Yönetmeni

Kütahya’nın kardeş şehri Avrupa’nın Kültür Başkenti

pecs4Peç, sakin, kargaşasız, trafiksiz ve sadece 150 bin nüfuslu bir şehir. Ama ne şehir! Bir peri sihirli çubuğu ile dokunup, bu şehirde zamanı dondurmuş. Hiç kimse (bir Türk’ün asla anlayamayacağı vatandaşlık terbiyesiyle) asırlar öncesinde inşa edilen binalara bir çivi olsun çakmamış, dokunmamış, yıkıp yerine yenisini yapmamış, üzerine kat çıkmamış. Böylece Batı Roma, Osmanlı, Gotik, Barok ve Rokoko üslupları doğa afetlerinin dışında hiçbir tahrifata uğramadan bu güne kadar gelebilmiş. Avuç içi kadar bir kent, her biri pırlanta taşı değerinde binalarıyla bir açık müze oluşturuyor, sokaklarında dolaşanlara bir insanlık ve medeniyet dersi veriyor. Peç’de gezerken ortaçağdan bu güne, tarihin içinde dolaşıyorsunuz.

BİRARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ KÖK SALMIŞ

Hayat Peç’de 6 bin yıl önce Keltler ve İliryalılarla başlamış. 2’nci yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun sonra da sırasıyla Hun, Ostrogot nihayet Frankların eline geçmiş. Macarların burada resmen bir devlet kurmalarının belgeli tarihi, 23 Ağustos 1003, fakat ülke sonradan çok işgal görmüş. Sırbistan’la savaşmış, 16 – 17’inci yüzyıllarda, 150 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğunun parçası olmuş. “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/ Bin atla o gün dev gibi bir orduyu yendik/ Geçtik Tuna’dan bir yaz günü kafilelerle”, diye mısralar döşenmiş Yahya Kemal, Mohaç seferi için ama 1780’de Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’na devretmişiz aldığımız yerleri.

1. Dünya Savaşı sonrasında, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun da çökmesiyle, Macaristan nihayet özgürlüğüne kavuşmuş. Peç’in geçmişinde böyle gamlı günleri var ama şehrin kültürel kaderi, tarihinden hep çok daha parlak olmuş. İlk üniversitesini 1367, ilk kütüphanesini 1774 yılında kurmuş. Bu gün 34 bin öğrencili, 10 fakülteli üniversitesi, sanatın tüm alanları kapsayan ve sürekli düzenlenen kültür etkinlikleriyle çağdaş ve hareketli bir şehir. Aynı zamanda, değişik etnik ve dini grupları hiç ayırım yapmadan kucaklamasıyla da ünlü. Çünkü çok işgal görmüş. Peç’de Macarların yanı sıra Şvaplar, Sırplar, Hırvatlar, Müslüman Boşnaklar ve Yahudiler yanyana ahenk içinde yaşayabiliyor. Yahudi veya Müslüman çocukların devam ettiği okulların önünde onları muhtemel saldırılara karşı korumak üzere bekleyen polis araçları olmadığı gibi, değişik inançlara sahip dini ibadet yerlerini de yüksek duvarlarla korumaya almaya gerek görmüyorlar. Çünkü kimse ötekinin inancına karşı husumet beslemiyor. İnsanlar huzurlu, mutlu ve özgür, bu şehirde.

İNANÇLARI BULUŞTURAN SZCEHENYI MEYDANI

Bizim Taksim Meydanı’mıza tekabül eden Szcehenyi Meydanı’ndaki Gazi Kasım Paşa Camii’nin damında İslamı sembolize eden yarım ayın üzerinde bir haç var, tam önünde de 1713’de yaptırılan Holy Trinity Meryem Ana heykeli. Meydanın bir başka köşesinde Macarları Türkler’in boyunduruğundan kurtaran milli kahramanları Janos Hunyadi’nin koskocaman bir heykelini dikmişler. Ama daracık sokakları ve cumbalı minik evleriyle Peç’in en romantik mahallesi olan Tetye’nin adının, Türklerin burada tekke olarak kullandıkları bir mekandan geldiğini de inkar etmiyorlar, tıpkı 16. Yüzyılın sonlarında, “aziz” olarak kabul ettikleri Baba İdris adlı Osmanlı âliminin türbesini hâlâ korudukları ve anısını saygıyla yâdettikleri gibi.

Peç’in sokakları ve meydanları kahvehanelerle, barlarla, lokantalarla dolu. Sokaklarda müzik yapan öğrenci grupları dolaşıyor. Özellikle hafta sonları bir üniversite şehri olduğu için, yollar eğlenen gençlerle dolup taşıyor. İstanbul’da nasıl adım başına bir banka varsa, Peç’de de adım başına bir kitapçıya rastlamak mümkün. Kitapçı bolluğu kültür eşikleri hakkında bir fikir verebiliyor. Marka satan dükkanlara hemen hemen hiç rastlanmıyor ama sokak satıcılarının kişisel ürünlerini sergiledikleri pazar yerleri çok revaçta. Macarların uzun süren Sovyet rejiminin etkisinden kurtulmaları belli ki bir zaman alacak, servis sektörü hâlâ çok yavaş işliyor. Bırakın bir yemeğin bir bardak içkinin dahi gelmesi için en az 15 dakika beklemek zorunda kalıyorsunuz. Sabırsız Türkler için dayanılması zor bir durum. Ayrıca Macarlar bizlere göre çok sakin ve mesafeli. Gençlerin doldurduğu kafeteryalarda dahi bağıra çağıra konuşan ya da kahkahayla gülen kimseye rastlamadık.

UNVANI HAK EDİYORLAR Macarlara eğlenmek, gülmek, alışveriş etmek ve hızlı servis vermek adına pek çok şey öğretebiliriz ama onlardan öğreneceğimiz çok önemli bir şey var. Onu da bir örnekle anlatmaya çalışayım: 2000’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bir Necropolisleri var. 3’üncü yüzyıla ait bu çok katlı Hristiyan mezarlığını ilk kez 1780’de bulmuşlar. Erken devir freskolarını da ihtiva eden mezarlığın kazıları hâlâ sürüyor. Dönem eserlerinin bulunduğu bu mekan ilginç bir geçişle bizi bu günün eserlerinin sergilendiği bir başka mekana çıkarıyor. Ve işte o alanda bir heykel var ki, belki de tüm dünya halklarının etrafında dolaşıp ibret alması gerek! Yakında Vatikan’a taşınacak olan heykele bir yönünden baktığınız da Yahudi yıldızını, diğer yönünden baktığınızda Hristiyanlığın sembolü haçı, bir başka yönden baktığınızda ise İslamı sembolize eden ay yıldızı görüyorsunuz.

Sanatçı, üç semavi dinin sembolünü dahiyane bir uygulamayla bir bütün haline getirmiş. İşte Macar’ların en önemli özelliği bu bence, dinleri, görüşleri, fikirleri bir araya getirip bütünleştirebilme becerileri. Farklılıklardan çatışma değil, bütünleşme yaratabilmeleri. 6 bin yıllık geçmişlerini, tarihin akışı içinde uğradıkları işgalleri, ezaları filozoflara has bir bakış açısıyla, zerre kadar husumet duygusu barındırmadan değerlendirebilmeleri. 6 bin yıllık geçmişi olan bir şehrin birikimini ruhlarına sindirebilmiş insanların yaşadığı Peç, bir Dünya Kültür Başkenti olmayı hak etmiyor mu sizce? Ben kendi hesabıma bu ünvanı onlara helal ettim, gitti!

Peç’te ikinci Türk istilası Peç sakinleri, 20 – 23 Mayıs’ta bir kez daha Türklerin istilasına uğradı. Bu sefer bin atlıyla değil, iki yazar, birer besteci, soprano, neyzen ve dansçıyla gittik. Yazarlardan söz edişim sadece Perihan Mağden’le iki ayrı okulda ve Belediye Salonunda yaptığımız okumalar yok sayılamayacağından. Yoksa ne okursak okuyalım, muhteşem bir konser ve dans gösterisi dururken, bizim okumalar ne yazar! Beslediği Mevlana-Simyacı senfonik şiiriyle ve piyanosuyla Tuluğ Tırpan, neyiyle Burcu Karadağ, sesiyle Sertap Erener ve dansıyla Su Güneş Mıhladız, Macarları resmen büyüledi, esir aldı, gönüllerinde taht kurdu. Bu konsere katılan Peçliler, bundan böyle Türkleri, Burcu’nun ruhlarına üflediği neyle, Sertap’ın Mevlana’nın, Yunus’un, Abdülkadir Meragi’nin mısralarını seslendirdiği kristal sesiyle, Tuluğ’un bestesiyle hatırlayacak. 45 dakika boyunca, üst üste giydiği tennureleriyle hiç duraksamadan dönerek, egosundan arınıp, yeniden doğmayı sembolize eden Su Güneş’i ise hiç unutmayacak. Keşke tüm ülkeleri fethe hep aynı ekiple çıksak! Hiç elimiz boş dönmezdik!

Boynumuzda bardakla köyü gezdik Perihan Mağden’le üç gün boyunca, Goethe Enstitüsü’nün Yollarda projesinin kapsamında üzerimize düşenleri hiç itiraz etmeden yerine getirdik, okumalarımızı yaptık, soruları yanıtladık, video çekimleri yaptık. Pazar günü organizatörler ekibi ödüllendirmek için yakınlarda bir köydeki şarap festivaline götürdü. Akdeniz iklimini andıran güneşli bölgenin zengin toprağında yetişen üzümlerden çok güzel beyaz şarap üretiliyormuş. Hem 630 hektarlık bağlarda yetişen Chardonnay ve Cirfandli şaplarından tadacağız, hem de Villany bölgesinin kırmızılarını. Köyün girişinde boynumuza birer şarap bardağı astılar, elimize şarap kuponlarımızı ve değerlendirme karnelerimizi tutuşturdular. 14 değişik şarap evinin şarabından tadıp, şaraplara not vereceğiz.

Saat 16.00’da aracımız bizi bıraktığı noktadan alacak. Goethe Enstitüsü’nden çifte Claudia’larla önümüze çıkan ilk eve daldık. Dördüncü evden sonrası pek net değil ama galiba Claudialardan birini arı soktu, ben yerden çamur alıp yanağına yapıştırdım. Perihan çiğnenmiş ekmek uygulamasını sağlık verdi. Son hatırladığım, ani bastıran yağmurun altında araç beklerken sırılsıklam olmamızdı. Akşam konserde Viyana Orkestrası Tuluğ’un eserini yorumlarken gözümden durmadan akan yaşları, tattığım şaraplara yorduğum oldu ama yanımda oturan Alman çiftle arkamda oturan Macarlar da en az benim kadar heyecanlıydı. Sanatın ve şarabın iyisi sınır filan tanımıyor arkadaşlar. Bizde ikisi de var ama her ikisini de dünyaya kendimizi tanıtmak için kullanmasını bir türlü öğrenemiyoruz.

2010-09-27
Ayşe KULİN – Hürriyet

Macaristan’dan öğrencilerin Balıkesir gezisi

1340199232_ba2Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Küresel ısınma konusunda Türk Milletini uyarmak dostluk, arkadaşlık ve dayanışma duygularını pekiştirmek amacıyla Havran’a geldiklerini söyleyen Avrupalı öğrenciler, Küresel Isınma’ konulu ödüllü resim yarışması düzenleyeceklerini söylediler. Havran Kaymakamlığı ve Havran Belediyesi’nin misafiri olarak Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu binasında misafir edilen öğrenciler, rehberleri öncülüğünde Havran ı inceleyip tanımaya çalışıyorlar. Öğrencilerin, 11 Ağustos 2009 Salı günü Saat 20.00 de küresel ısınma ile ilgili resim yarışması ve toplantı yapacakları öğrenildi.

Macaristan’dan öğrencilerin Maraş gezisi

6501Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan gelen yaklaşık 80 öğrenciyi ağırladı. Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından hazırlanan Avrupa Birliği Enerji Maksimizasyonu Projesi kapsamında İlçemize gelen Macaristan, Finlandiya ve Slovakyalı öğrenciler Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesini ziyaret etti. Macaristan dan 3 öğretmen 7 öğrenci, Slovakya’dan 4 öğretmen 9 öğrenci, Finlandiya’dan 2 öğretmen 11 öğrenci toplam 9 öğretmen 27 öğrenciden oluşan proje ekibi İMKB Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından Afşin’e gezi düzenlendi. Öğrenciler ilk olarak Kahramanmaraş’ın tarihi ve kültürel yönden öneme sahip olan Afşin Eshabı- Kehf Külliyesi’ni ziyaret etti. Ziyarette öğrencilere tercümanlar tarafından külliyenin tarihi anlatıldı. Gezinin amacını anlatan Fen Lisesi Müdürü Fehmi Paksoy, şunları söyledi: ”Avrupa Birliği Proje kapsamında 3 ülkeyle enerji verimliliği ve en az enerji harcayarak çok verimli hale getire biliriz diye bir proje hazırladık. Bu proje kapsamında şuanda Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan öğrencilerimiz geldi.

Asıl projenin en önemli amacı öğrencilerin birbirlerini ve kültürlerini tanımalarını sağlamak. Ülkemizi tanıtmak. Projenin ortak dili İngilizce misafir öğrenciler aileler tarafından misafir ediliyorlar. Bir hafta boyunca şehrimizi her yönüyle, tanıtılacak proje çalışmalarını 2 yıl sürecek. Ülkeler birbirlerine karşılıklı olarak gidip gelecek. Proje çalışmalarının dışında misafirler İlimizin tarihi, kültürel ve turistik mekânları gezdirilerek tanıtım yapılmakta. Ayrıca yöresel halk oyunlarımıza iştirak edip öğrencilerimizle kaynaşan konuk ekiplerin sevinçleri ve ilgileri görülmeyi değerdi.” Bu arada, Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi’ne gelen kız öğrenciler saclarını kapayarak külliye içerisinde dolaştılar. Öğrencilere buradan çok etkilendiklerini belirterek, ”Biz Türkiye’ye gelmeden önce ülke hakkında bilgi edindik. Buradaki kadınlarında bu tür yerlerde inançları gereği saçlarını kapatıyorlar. Bizde bu yüzden saçlarımızı üzerimizde bulunan ceketlerle kapadık” diye konuştular.

Macaristan’ın en güzel 5 kırsal şatosu ve sarayı tanıtıldı

Yüzyıllar boyunca bunlar, belirleyici savaşlara ve kültürel kavşaklara sahne oldu; birçoğu erişilebilirliği artırmak için özenle yenilendi.

Macaristan’a bir seyahat planlıyorsanız, büyük şehirlerinin ötesini de keşfetmek için biraz zaman ayırdığınızdan emin olun.

Visit Hungary adlı turizm ofisi, ziyaretçileri, ülke kırsalına serpiştirilmiş, mimari açıdan görkemli ve tarihsel açıdan ilgi çekici şato ve sarayları keşfetmeye davet ediyor.

Yüzyıllar boyunca bunlar hem kader belirleyici savaşlara hem de kültürel kavşaklara sahne oldu; günümüzde birçoğu, ziyarete açılmalarını kolaylaştırmak için titizlikle restore edilmiş durumda.

İşte Macaristan’ın kırsal kesimindeki en güzel beş şato ve saray.

Festetics Sarayı, Keszthely

Macaristan’daki üçüncü büyük saray olan, tek katlı bu Barok konak, 86 bin ciltlik devasa bir aristokrat özel kütüphanenin de bulunduğu 101 odaya sahip.

Festetics Sarayı, KeszthelyFestetics Sarayı, Keszthely

Yapı, asırlık ağaçların, rengârenk çiçek tarhlarının, bir göletin, çeşmelerin ve heykellerin yer aldığı, 42 hektara yayılan bir bahçenin içinde bulunuyor.

Günümüzde saray ağırlıklı olarak bir müze ve kültürel etkinlik merkezi olarak hizmet veriyor; hem rehberli turlar hem de kendi başınıza gezebileceğiniz rotalar mevcut.

Kaynak ve devamı

pexels-aniko-liptai-842186932-19509512

Péter Nádas: Anılar Kitabı

Çağdaş Avrupa edebiyatının radikal isimlerinden Péter Nádas’ın ustalık eseri Anılar Kitabı, savaş sonrası Macar edebiyatında bir dönüm noktası. Doğu Berlin’de yaşayan, geçmişin ağırlığıyla mücadele eden isimsiz bir genç yazarın kendi içinde geçirdiği krizle açılır Anılar Kitabı. Yazmaya başladığı romanda 19. yüzyılda yaşamış bir Alman estetini canlandırır.

Kurmaca ile hafıza arasındaki sınırlar belirsizleşirken, bir de eski bir çocukluk arkadaşı söze karışarak geçmişi kendi bakışaçısından anlatmaya başlar. Aynı hayat, üç farklı bilinçten, üç ayrı yoldan geçerek yeniden kurulur. Nádas, üç farklı anlatıcının sesiyle şekillenen hikâyeyle birlikte zamanı da büküyor. Doğu Berlin’in gri sokaklarından Budapeşte’nin sarı ışıklı çocuk odalarına, Belle Époque’un pastel tonlarından totaliter hükümetin gözetim karanlığına uzanan bu labirentte üç zihin iç içe geçiyor. Anlatılar birbirine karışıyor, anlatıcılar yer değiştiriyor, geçmişle şimdiki zaman birbirini dönüştürüyor. Anılar Kitabı, hatırlamanın ötesinde hatırlamanın nasıl bir şey olduğunu sorgulayan bir anıt roman!


Derinlik uğulduyordu, ne denizin uğultusuydu bu ne de karanın, ne tehlikeliydi ne de kayıtsız, söyleyeceğim pek bir romantik gelse de derim ki bu, sonsuzluğun derinlerden gelen yeknesak uğultusuydu, başka türlü hiçbir sesi ve hiçbir şeyi anımsatmayan, sadece derinliği çağrıştıran bir ses ama bu derinliğin nerede ve neyin derinliği olduğuna karar vermek hepten imkânsızdı, ses her yerdeydi, suyun yüzünde olduğu kadar havada ya da suyun dibindeydi, sanki her şeyi dolduruyor, her şeye hükmediyordu, ta ki çok uzaklarda harekete geçen pis bir yığıntı olağanüstü bir gayretle ağır ağır yükselmiş gibi o uğultuyu da görünür hale getirene dek…

Kaynak

  • Yazar: Peter Nadas
  • Yayınevi: Everest Yayınları
  • Çevirmen: Erdal Şalikoğlu
  • Editör: Balázs Szőllősy

“Geobitzasz pisztosz kralesz Turkiasz” yani “Türkiya’nın İnançlı Kralı Geza’ya”

20 Ağustos Macarların en büyük ulusal bayramı!

20 Ağustos’da Orta Avrupa’da Macar devletinin M.S. 1000’de gerçekleşen kuruluşu kutlanıyor.

Devletin en eski sembolü de, resimde görünen kraliyet tacı.

Bu taç aslında iki ayrı tacın birleştirilmesiyle oluşmuş: taçların biri yeni kurulan bu hristiyan devletini kutlamak için Roma’dan, diğeri de Bizans’tan gönderilmiş.

İşte yukarıdaki cümle, Bizans imparatorunun tacın üzerine işlenen mesajı olarak bugünlere kadar gelmiş: “Türkiye’nin İnançlı Kralı Geza’ya”.

Tarihte ilk kez “Türkiya” tanımlaması Bizans tarafından M.S.1000’de kurulan Macar devleti için kullanılmış! Yani Osmanlı beyliğinden yaklaşık 300 yıl önce, ki Osmanlı’ya da resmen Türkiye denilmemiş. Türkiye, cumhuriyetin ilanından sonra memlektin resmi adı oluyor.

Peki, Bizans bu Macar krallığına bin yıl önce neden Türkiya demiş?

Çünkü Bizans tarihçileri o yüzyıllarda, yani kavimler göçü döneminde Asya Bozkırlarından gelen her göçebe halkı Türk kavmi olarak görüyorlardı.

Macarlar bugün “Kutsal Taç” dedikleri, bin yıl önceki bu topraklarda devlet kurmalarının somut kanıtını, en değerli hazineleri olarak koruyorlar.

Bize de Macarların bayramını kutlamak kalıyor.

Uzak Şehir dizisi, yeni sezonda Macaristan’a taşınıyor

Kanal D’nin sevilen dizisi reyting rekortmeni Uzak Şehir, üçüncü sezon hazırlıklarını tamamladı. Yaklaşık iki gün sürecek çekimlerin ardından ekip, hikâyenin sürpriz sahneleri için Macaristan’ın başkenti Budapeşte’nin yolunu tutacak.

Başrollerini ünlü oyuncular Ozan Akbaba ve Sinem Ünsal’ın paylaştığı dizi, yeni sezonun ilk sahnelerini İstanbul’da çekecek. Yeni sezon afiş çalışmaları da tamamlanan dizide, üçüncü sezonun 64. bölüm çekimleri İstanbul’da başlayacak. Çekimlerin ardından Budapeşte’de gerçekleştirilecek sahnelerin, yeni sezonda izleyiciye farklı bir atmosfer sunması bekleniyor.

T24

“Yalan haberler” için özür dileyen Macar kanalı geri döndü

Macaristan’da, Orban döneminde söylenen “yalanlar” için özür dileyerek haber yayınına ara veren devlet televizyonundaki haber bültenleri, bir buçuk aylık aranın ardından yeniden başladı.

Macaristan devlet televizyonu, Perşembe günü Temmuz ayından bu yana ilk kez bir haber bülteni yayınladı. Yeni hükümetin, kamu yayıncılığının bağımsızlığını tekrar tesis etmek amacıyla başlattığı reformlar kapsamında haber bültenlerinin askıya alındığı dönem de böylece sona ermiş oldu.

Macaristan’da medyayı kontrol eden Ulusal Medya ve Enformasyon Kurumu (NMHH), Nisan ayında seçimleri kaybedene dek, 16 yıl boyunca ülkeyi yöneten sağcı Viktor Orban hükümetinin temel dayanaklarından biriydi.

Seçimleri, kimilerine göre sürpriz bir şekilde kazanarak Başbakan olan, Avrupa Birliği (AB) yanlısı muhafazakâr Peter Magyar’ın seçim kampanyasının ana vaatlerinden biri ise kamu yayıncılığının elden geçirilmesiydi.

Macaristan’ın ana devlet televizyon kanalı M1, reformlar başladıktan sonra 7 Temmuz itibarıyla tüm haber programlarını askıya almıştı. Kanal, uzun bir aranın ardından ilk haber bültenini, Macaristan’ın millî günü olan 20 Ağustos Perşembe günü yerel saatle 06.00’da yayınlamış oldu.

Bültenin ilk haberi ise Macaristan’ın yeni Cumhurbaşkanı Andras Baka’nın Çarşamba günü düzenlenen törenle göreve başlaması oldu. Viktor Orban muhalifi olan 73 yaşındaki Baka, Macaristan Yüksek Mahkeme Başkanı iken Orban tarafından görevden alınmıştı.

dw>>>>

Hoş geldin Rajmund Toth!

Kulübümüz, genç orta saha Rajmund Toth ile 4 yıllık sözleşme imzaladı.

Stadyumda yer alan Konyaspor Müzesi’nde gerçekleştirdiğimiz imza töreninde, Futbol Şube Sorumlumuz Sayın Ali Camgöz hazır bulundu.

Macar Ligi ekiplerinde ETO FC alt yapısından yetişerek A Takıma yükselen Toth, Macaristan Milli Takım forması giyiyor.

Toth, takımımızda 66 numaralı formayı terletecek.

Rajmund Toth’a hoş geldin diyor, yeşil-beyazlı formamız altında başarılar diliyoruz.

Konyaspor.org

Macaristan’da Polonyalı turistleri taşıyan otobüs devrildi: 12 ölü

Macaristan’da Polonyalı turistleri taşıyan bir otobüsün M3 otoyolunda şarampole devrilmesi sonucu 12 kişi hayatını kaybetti, en az 10 kişi ağır yaralandı.

Pazar sabaha karşı, Macaristan’ın Nyíregyháza şehri yönündeki M3 otoyolunda bölümünde bir yolcu otobüsü devrildi. Macaristan Afet Yönetimi Kurumu, ekiplerin olay yerine ulaşarak otobüsün camlarını kırıp yolcuları araçtan çıkarmaya devam ettiğini bildirdi.

Macaristan Afet Yönetimi Kurumu’nun saat 03:00’te yaptığı açıklamaya göre, itfaiye ekipleri şu ana kadar 35 kişiyi otobüsten kurtardı. Bazı yolcuların ise devrilen aracın altında kaldığı belirtildi.

16,474FansLike
639FollowersFollow