2026. Mayıs 3.
Türkinfo Blog

Türkinfo’da yeni dönem başlıyor

11rollup.2-121x300Değerli Okur!

Sitemiz bugünden itibaren tamamen yenileniyor.

Modern ve kolayca kullanılabilen bir site haritası ve daha kaliteli bir içerik Türkinfo’nun yayın hayatında yeni bir dönemin işareti. Yedi yıllık bir geçmişe sahip olan Türkinfo böylece “çocukluk dönemini” geride bırakmış oluyor ve çağdaş beklentilere daha da yanıt vererek Türk Macar ilişkileri alanında referans yayın organı olma işlevini yerine getirmeye devam ediyor. „Bir tutam Macaristan – Egy csipet Törökország” sloganımızın da kanıtladığı gibi bundan böyle de hem Türkiye’nin ve hem de Macaristan’ın toplum ve kültür hayatının her alanından size bilgiler ulaştırmaya devam edeceğiz.

Bundan yedi yıl önce Türkinfo Macarlara gerçek Türkiye’yi, Türklere de asıl Macaristan’ı anlatmak için yola çıktığında aslında bu alanda yalnız sayılırdık. Bugün artık “Türk Macar dostluğu” her iki ülke açısından hükümet düzeyinde de öne çıkarılan bir strateji haline geldi. Bu durum bizi memnun etmekle birlikte, yaptığımız işin ağırlığını daha iyi hissetmemize de neden oluyor. Çünkü bu ortam kısa vadeli politik etkilerden uzak durmayı öngören Türkinfo yayın ilkelerinin önemini daha da arttırıyor.

Türkinfo’nun yayın ilkelerini bir daha hatırlatmakta yarar var:

Bağımsızız, ancak tarafsız değiliz. Çünkü halklar ve kültürler arasındaki dostluğa ve uluslararası insan haklarına saygı gösterilmeden insanoğluna layık bir geleceğe ulaşamayacağımızı düşünüyoruz.

Çağdaş düşünce akımlarından ve teknik yeniliklerden yanayız, ancak geleneklere de saygı duyuyoruz, çünkü zorla kesintilere uğratılmamış ve barışçıl bir toplum arzuluyoruz.

Her alanda diyalog talep ediyoruz. Çünkü diyalogla çözülemeyecek toplumsal ve tarihsel sorun olmadığını düşünüyoruz, ancak diyalog sürecinde de adaletten taviz verilemeyeceği kanısındayız.

Ve son olarak da sivil toplumsal ilişkilerden ve kar amacı gütmeyen örgütlenmelerden yana olduğumuzu vurguluyoruz. Çünkü Türkinfo deneyiminin de kanıtladığı gibi insanların gönüllü katkılarla kendilerini ilgi duydukları alanda var etmelerinin inanılmaz enerjiler yaratacağını düşünüyoruz.

Değerli okur! Bizim açımızdan okurlar asla sıradan ve pasif bir kitle değildi. Türkinfo şimdiye kadar da siteyi ve tüm faaliyetlerini okurlarına dayanarak gerçekleştirdi. Çünkü okurlarımız hep yanımızdaydı ve aktif varlıklarıyla bize güç verdiler.

Umarız bu bundan sonra da böyle olur.

Okurlarımızın düşünce ve önerileri bizim için bundan sonra da yol gösterici olacaktır.

9 Nisan 2015, Budapeşte

Tarık Demirkan

Türkinfo Yayın Yönetmeni

Kütahya’nın kardeş şehri Avrupa’nın Kültür Başkenti

pecs4Peç, sakin, kargaşasız, trafiksiz ve sadece 150 bin nüfuslu bir şehir. Ama ne şehir! Bir peri sihirli çubuğu ile dokunup, bu şehirde zamanı dondurmuş. Hiç kimse (bir Türk’ün asla anlayamayacağı vatandaşlık terbiyesiyle) asırlar öncesinde inşa edilen binalara bir çivi olsun çakmamış, dokunmamış, yıkıp yerine yenisini yapmamış, üzerine kat çıkmamış. Böylece Batı Roma, Osmanlı, Gotik, Barok ve Rokoko üslupları doğa afetlerinin dışında hiçbir tahrifata uğramadan bu güne kadar gelebilmiş. Avuç içi kadar bir kent, her biri pırlanta taşı değerinde binalarıyla bir açık müze oluşturuyor, sokaklarında dolaşanlara bir insanlık ve medeniyet dersi veriyor. Peç’de gezerken ortaçağdan bu güne, tarihin içinde dolaşıyorsunuz.

BİRARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ KÖK SALMIŞ

Hayat Peç’de 6 bin yıl önce Keltler ve İliryalılarla başlamış. 2’nci yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun sonra da sırasıyla Hun, Ostrogot nihayet Frankların eline geçmiş. Macarların burada resmen bir devlet kurmalarının belgeli tarihi, 23 Ağustos 1003, fakat ülke sonradan çok işgal görmüş. Sırbistan’la savaşmış, 16 – 17’inci yüzyıllarda, 150 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğunun parçası olmuş. “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/ Bin atla o gün dev gibi bir orduyu yendik/ Geçtik Tuna’dan bir yaz günü kafilelerle”, diye mısralar döşenmiş Yahya Kemal, Mohaç seferi için ama 1780’de Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’na devretmişiz aldığımız yerleri.

1. Dünya Savaşı sonrasında, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun da çökmesiyle, Macaristan nihayet özgürlüğüne kavuşmuş. Peç’in geçmişinde böyle gamlı günleri var ama şehrin kültürel kaderi, tarihinden hep çok daha parlak olmuş. İlk üniversitesini 1367, ilk kütüphanesini 1774 yılında kurmuş. Bu gün 34 bin öğrencili, 10 fakülteli üniversitesi, sanatın tüm alanları kapsayan ve sürekli düzenlenen kültür etkinlikleriyle çağdaş ve hareketli bir şehir. Aynı zamanda, değişik etnik ve dini grupları hiç ayırım yapmadan kucaklamasıyla da ünlü. Çünkü çok işgal görmüş. Peç’de Macarların yanı sıra Şvaplar, Sırplar, Hırvatlar, Müslüman Boşnaklar ve Yahudiler yanyana ahenk içinde yaşayabiliyor. Yahudi veya Müslüman çocukların devam ettiği okulların önünde onları muhtemel saldırılara karşı korumak üzere bekleyen polis araçları olmadığı gibi, değişik inançlara sahip dini ibadet yerlerini de yüksek duvarlarla korumaya almaya gerek görmüyorlar. Çünkü kimse ötekinin inancına karşı husumet beslemiyor. İnsanlar huzurlu, mutlu ve özgür, bu şehirde.

İNANÇLARI BULUŞTURAN SZCEHENYI MEYDANI

Bizim Taksim Meydanı’mıza tekabül eden Szcehenyi Meydanı’ndaki Gazi Kasım Paşa Camii’nin damında İslamı sembolize eden yarım ayın üzerinde bir haç var, tam önünde de 1713’de yaptırılan Holy Trinity Meryem Ana heykeli. Meydanın bir başka köşesinde Macarları Türkler’in boyunduruğundan kurtaran milli kahramanları Janos Hunyadi’nin koskocaman bir heykelini dikmişler. Ama daracık sokakları ve cumbalı minik evleriyle Peç’in en romantik mahallesi olan Tetye’nin adının, Türklerin burada tekke olarak kullandıkları bir mekandan geldiğini de inkar etmiyorlar, tıpkı 16. Yüzyılın sonlarında, “aziz” olarak kabul ettikleri Baba İdris adlı Osmanlı âliminin türbesini hâlâ korudukları ve anısını saygıyla yâdettikleri gibi.

Peç’in sokakları ve meydanları kahvehanelerle, barlarla, lokantalarla dolu. Sokaklarda müzik yapan öğrenci grupları dolaşıyor. Özellikle hafta sonları bir üniversite şehri olduğu için, yollar eğlenen gençlerle dolup taşıyor. İstanbul’da nasıl adım başına bir banka varsa, Peç’de de adım başına bir kitapçıya rastlamak mümkün. Kitapçı bolluğu kültür eşikleri hakkında bir fikir verebiliyor. Marka satan dükkanlara hemen hemen hiç rastlanmıyor ama sokak satıcılarının kişisel ürünlerini sergiledikleri pazar yerleri çok revaçta. Macarların uzun süren Sovyet rejiminin etkisinden kurtulmaları belli ki bir zaman alacak, servis sektörü hâlâ çok yavaş işliyor. Bırakın bir yemeğin bir bardak içkinin dahi gelmesi için en az 15 dakika beklemek zorunda kalıyorsunuz. Sabırsız Türkler için dayanılması zor bir durum. Ayrıca Macarlar bizlere göre çok sakin ve mesafeli. Gençlerin doldurduğu kafeteryalarda dahi bağıra çağıra konuşan ya da kahkahayla gülen kimseye rastlamadık.

UNVANI HAK EDİYORLAR Macarlara eğlenmek, gülmek, alışveriş etmek ve hızlı servis vermek adına pek çok şey öğretebiliriz ama onlardan öğreneceğimiz çok önemli bir şey var. Onu da bir örnekle anlatmaya çalışayım: 2000’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bir Necropolisleri var. 3’üncü yüzyıla ait bu çok katlı Hristiyan mezarlığını ilk kez 1780’de bulmuşlar. Erken devir freskolarını da ihtiva eden mezarlığın kazıları hâlâ sürüyor. Dönem eserlerinin bulunduğu bu mekan ilginç bir geçişle bizi bu günün eserlerinin sergilendiği bir başka mekana çıkarıyor. Ve işte o alanda bir heykel var ki, belki de tüm dünya halklarının etrafında dolaşıp ibret alması gerek! Yakında Vatikan’a taşınacak olan heykele bir yönünden baktığınız da Yahudi yıldızını, diğer yönünden baktığınızda Hristiyanlığın sembolü haçı, bir başka yönden baktığınızda ise İslamı sembolize eden ay yıldızı görüyorsunuz.

Sanatçı, üç semavi dinin sembolünü dahiyane bir uygulamayla bir bütün haline getirmiş. İşte Macar’ların en önemli özelliği bu bence, dinleri, görüşleri, fikirleri bir araya getirip bütünleştirebilme becerileri. Farklılıklardan çatışma değil, bütünleşme yaratabilmeleri. 6 bin yıllık geçmişlerini, tarihin akışı içinde uğradıkları işgalleri, ezaları filozoflara has bir bakış açısıyla, zerre kadar husumet duygusu barındırmadan değerlendirebilmeleri. 6 bin yıllık geçmişi olan bir şehrin birikimini ruhlarına sindirebilmiş insanların yaşadığı Peç, bir Dünya Kültür Başkenti olmayı hak etmiyor mu sizce? Ben kendi hesabıma bu ünvanı onlara helal ettim, gitti!

Peç’te ikinci Türk istilası Peç sakinleri, 20 – 23 Mayıs’ta bir kez daha Türklerin istilasına uğradı. Bu sefer bin atlıyla değil, iki yazar, birer besteci, soprano, neyzen ve dansçıyla gittik. Yazarlardan söz edişim sadece Perihan Mağden’le iki ayrı okulda ve Belediye Salonunda yaptığımız okumalar yok sayılamayacağından. Yoksa ne okursak okuyalım, muhteşem bir konser ve dans gösterisi dururken, bizim okumalar ne yazar! Beslediği Mevlana-Simyacı senfonik şiiriyle ve piyanosuyla Tuluğ Tırpan, neyiyle Burcu Karadağ, sesiyle Sertap Erener ve dansıyla Su Güneş Mıhladız, Macarları resmen büyüledi, esir aldı, gönüllerinde taht kurdu. Bu konsere katılan Peçliler, bundan böyle Türkleri, Burcu’nun ruhlarına üflediği neyle, Sertap’ın Mevlana’nın, Yunus’un, Abdülkadir Meragi’nin mısralarını seslendirdiği kristal sesiyle, Tuluğ’un bestesiyle hatırlayacak. 45 dakika boyunca, üst üste giydiği tennureleriyle hiç duraksamadan dönerek, egosundan arınıp, yeniden doğmayı sembolize eden Su Güneş’i ise hiç unutmayacak. Keşke tüm ülkeleri fethe hep aynı ekiple çıksak! Hiç elimiz boş dönmezdik!

Boynumuzda bardakla köyü gezdik Perihan Mağden’le üç gün boyunca, Goethe Enstitüsü’nün Yollarda projesinin kapsamında üzerimize düşenleri hiç itiraz etmeden yerine getirdik, okumalarımızı yaptık, soruları yanıtladık, video çekimleri yaptık. Pazar günü organizatörler ekibi ödüllendirmek için yakınlarda bir köydeki şarap festivaline götürdü. Akdeniz iklimini andıran güneşli bölgenin zengin toprağında yetişen üzümlerden çok güzel beyaz şarap üretiliyormuş. Hem 630 hektarlık bağlarda yetişen Chardonnay ve Cirfandli şaplarından tadacağız, hem de Villany bölgesinin kırmızılarını. Köyün girişinde boynumuza birer şarap bardağı astılar, elimize şarap kuponlarımızı ve değerlendirme karnelerimizi tutuşturdular. 14 değişik şarap evinin şarabından tadıp, şaraplara not vereceğiz.

Saat 16.00’da aracımız bizi bıraktığı noktadan alacak. Goethe Enstitüsü’nden çifte Claudia’larla önümüze çıkan ilk eve daldık. Dördüncü evden sonrası pek net değil ama galiba Claudialardan birini arı soktu, ben yerden çamur alıp yanağına yapıştırdım. Perihan çiğnenmiş ekmek uygulamasını sağlık verdi. Son hatırladığım, ani bastıran yağmurun altında araç beklerken sırılsıklam olmamızdı. Akşam konserde Viyana Orkestrası Tuluğ’un eserini yorumlarken gözümden durmadan akan yaşları, tattığım şaraplara yorduğum oldu ama yanımda oturan Alman çiftle arkamda oturan Macarlar da en az benim kadar heyecanlıydı. Sanatın ve şarabın iyisi sınır filan tanımıyor arkadaşlar. Bizde ikisi de var ama her ikisini de dünyaya kendimizi tanıtmak için kullanmasını bir türlü öğrenemiyoruz.

2010-09-27
Ayşe KULİN – Hürriyet

Macaristan’dan öğrencilerin Balıkesir gezisi

1340199232_ba2Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Küresel ısınma konusunda Türk Milletini uyarmak dostluk, arkadaşlık ve dayanışma duygularını pekiştirmek amacıyla Havran’a geldiklerini söyleyen Avrupalı öğrenciler, Küresel Isınma’ konulu ödüllü resim yarışması düzenleyeceklerini söylediler. Havran Kaymakamlığı ve Havran Belediyesi’nin misafiri olarak Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu binasında misafir edilen öğrenciler, rehberleri öncülüğünde Havran ı inceleyip tanımaya çalışıyorlar. Öğrencilerin, 11 Ağustos 2009 Salı günü Saat 20.00 de küresel ısınma ile ilgili resim yarışması ve toplantı yapacakları öğrenildi.

Macaristan’dan öğrencilerin Maraş gezisi

6501Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan gelen yaklaşık 80 öğrenciyi ağırladı. Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından hazırlanan Avrupa Birliği Enerji Maksimizasyonu Projesi kapsamında İlçemize gelen Macaristan, Finlandiya ve Slovakyalı öğrenciler Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesini ziyaret etti. Macaristan dan 3 öğretmen 7 öğrenci, Slovakya’dan 4 öğretmen 9 öğrenci, Finlandiya’dan 2 öğretmen 11 öğrenci toplam 9 öğretmen 27 öğrenciden oluşan proje ekibi İMKB Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından Afşin’e gezi düzenlendi. Öğrenciler ilk olarak Kahramanmaraş’ın tarihi ve kültürel yönden öneme sahip olan Afşin Eshabı- Kehf Külliyesi’ni ziyaret etti. Ziyarette öğrencilere tercümanlar tarafından külliyenin tarihi anlatıldı. Gezinin amacını anlatan Fen Lisesi Müdürü Fehmi Paksoy, şunları söyledi: ”Avrupa Birliği Proje kapsamında 3 ülkeyle enerji verimliliği ve en az enerji harcayarak çok verimli hale getire biliriz diye bir proje hazırladık. Bu proje kapsamında şuanda Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan öğrencilerimiz geldi.

Asıl projenin en önemli amacı öğrencilerin birbirlerini ve kültürlerini tanımalarını sağlamak. Ülkemizi tanıtmak. Projenin ortak dili İngilizce misafir öğrenciler aileler tarafından misafir ediliyorlar. Bir hafta boyunca şehrimizi her yönüyle, tanıtılacak proje çalışmalarını 2 yıl sürecek. Ülkeler birbirlerine karşılıklı olarak gidip gelecek. Proje çalışmalarının dışında misafirler İlimizin tarihi, kültürel ve turistik mekânları gezdirilerek tanıtım yapılmakta. Ayrıca yöresel halk oyunlarımıza iştirak edip öğrencilerimizle kaynaşan konuk ekiplerin sevinçleri ve ilgileri görülmeyi değerdi.” Bu arada, Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi’ne gelen kız öğrenciler saclarını kapayarak külliye içerisinde dolaştılar. Öğrencilere buradan çok etkilendiklerini belirterek, ”Biz Türkiye’ye gelmeden önce ülke hakkında bilgi edindik. Buradaki kadınlarında bu tür yerlerde inançları gereği saçlarını kapatıyorlar. Bizde bu yüzden saçlarımızı üzerimizde bulunan ceketlerle kapadık” diye konuştular.

Ankara Esenboğa’dan Budapeşte’ye direkt uçuşlar başladı

Ankara Esenboğa Havalimanı’ndan Macaristan’nın başkenti Budapeşte’ye düzenlenen uçuşlar başladı. Wizz Air , iki başkent arasında haftanın üç günü karşılıklı direkt sefer gerçekleştirecek.

TAV Havalimanları tarafından işletilen Ankara Esenboğa Havalimanı’nda Wizz Air’in Budapeşte’den Ankara’ya düzenlediği ilk uçuş törenle karşılandı. Dün (29 Nisan) A321neo tipi uçakla gerçekleştirilen ilk seferle Ankara’ya gelen yolcular terminalde çiçeklerle karşılandı. Törene, Ankara Esenboğa Havalimanı Mülki İdare Amiri Cem Afşin Akbay, Macaristan’ın Ankara Büyükelçisi Viktor Matis, Ankara Sanayi Odası (ASO) Başkanı Seyit Ardıç, Ankara Ticaret Odası (ATO) Başkanı Gürsel Baran, Devlet Hava Meydanları İşletmesi (DHMİ) Esenboğa Havalimanı Başmüdürü Yücel Karadavut, TAV Ankara Genel Müdür Yardımcısı Alp Karayalçın ve davetliler katıldı.

Ankara Esenboğa Havalimanı Genel Müdürü Nuray Demirer, “Wizz Air’in Ankara–Budapeşte hattını Ankara Esenboğa Havalimanı’nda ağırlamaktan memnuniyet duyuyoruz. Bu yeni direkt hattın, Ankara’nın uluslararası bağlantılarını güçlendirirken, Türkiye ile Macaristan arasındaki uzun yıllara dayanan turizm, ticaret ve kültürel ilişkilere daha da katkı sağlayacağına inanıyoruz. TAV Havalimanları olarak, havayolu iş ortaklarımızla birlikte yolcularımıza daha geniş bir uçuş ağı ve kesintisiz bir seyahat deneyimi sunmak için çalışmaya devam edeceğiz.” dedi.

Kaynak ve devamı

Kaynak Ankara Esenboga Airport – ESB Facebook

Macar Ulusal Dans Topluluğu – Şişli, İstanbul

Macaristan’ın en büyük profesyonel halk dansı topluluğu Macar Ulusal Dans Topluluğu, izleyiciyi kalbin ritmiyle atan bir gösteriye davet ediyor. Efsanevi “Csárdás” (UNESCO Somut Olmayan Kültürel Miras Listesi’nde yer alıyor), Transilvanya ve Macar çingenelerinin baş döndüren dansları, cam şişe dansı, el işçiliğiyle bezenmiş çiçekli Kalocsa kostümleri ve geleneksel Türk kökenli ayakkabılarla sahnelenen halk oyunları bu büyüleyici repertuvarda bir araya geliyor.

Sahnede estetik, enerji ve ustalık bir arada; halk geleneği, edebiyat ve klasik müzikle harmanlanarak izleyiciyi Karpat Havzası’nın zengin kültürel dokusunda büyülü bir yolculuğa çıkarıyor.

4 Mayıs 2026, Pazartesi 20.00

Mecidiyeköy Büyük Sahne (TORUN CENTER, Büyükdere Cad. A BLOK No:74A/15, Şişli, İstanbul)

Etkinlik ücretsiz kapasites sınırlıdır. Rezervasyon için: IDTTopluSatis@gmail.com

Kaynak

İktidarı kaybeden Viktor Orban Macaristan’ı terk etmeye mi hazırlanıyor?

Muhalefetin seçim zaferinin ardından henüz yeni hükümet kurulmadı, ama siyasi gündem neredeyse saat başı değişiyor. Ülkede genel olarak iyimser bir hava hakim ve bu iyimserlik gelen haberlerle birlikte artıyor.

Hafta sonunun en önemli gelişmesi, seçimin ardından ortaya çıkan parlamento aritmetiğinin bir sonucu olarak kesintisiz 16 yıl süren ve bunun önemli bir kısmı da üçte ikilik çoğunluğa sahip olarak geçen iktidar yıllarının ardından Viktor Orban’ın, milletvekilli olarak meclise girmeyeceği haberiydi.

Bu haber FIDESZ taraftarlarını şaşkınlığa uğrattı. Çünkü Orban seçimler öncesinde ne olursa olsun siyasete mecliste devam edeceğini bir soru üzerine kameraların önünde özel olarak da vurgulamıştı.

Taraftarlarını hayal kırıklığına uğratan bu açıklama aslında Orban karşıtlarını şaşırtmadı. Onlar 36 yıllık kesintisiz bir şekilde devam eden parlamenterliğin ardından Orban’ın bu sürece nokta koymasını, hesap vermekten kaçma girişimi olarak algılıyorlar.

Bu görüşe göre yeni dönemde geçmişin ağır skandallar ve yolsuzluklar dosyalarının bir bir meclis gündemine alınacağı kesin ve Viktor Orban bu dosyalara yanıt vermek zorunda kalmak istemiyor.

Orban rotayı ABD’ye mi çevirdi?

Orban’ın meclise girmeme kararının halkta yarattığı şaşkınlık geçmeden Orban hakkında daha ağır bir iddia ortaya atıldı.

Macaristan’ın genç ve iddialı araştırmacı gazetecilerinden Szabolcs Pany, Orban’ın sadece meclisi değil, Macaristan’ı da terk etmeye hazırlandığını iddia etti.

Pany istihbarat kaynakları çok güçlü bir gazeteci olarak tanınıyor. Seçim öncesinde Macaristan ve Rusya dışişleri bakanları arasındaki telefon görüşmelerinin gizli kayıtları da Pany tarafından basına yansıtılmıştı.

Szabolcs Pany tarafından gündeme getirilen bu iddia Orban’a yakın çevreler tarafından tümden reddedilmese de, Orban’ın dünya kupası maçlarını izlemek için ABD’de olacağı açıklamasıyla yumuşatıldı.

Ancak Orban’ın sadece geçici bir süreyle değil, daimi olarak Macaristan’dan ayrılacağı iddiası FIDESZ iktidarında parlamentoda bağımsız milletvekili olan ve yolsuzlukları ortaya çıkaran dosyalarıyla ün salan Akos Hadhazy tarafından da destekleniyor.

Hadhazy, Viktor Orban’ın milletvekilliğini kabul etmeyerek dokunulmazlığını kaybedeceğini ve dolayısıyla yeni parlamentonun görev döneminin başlamasıyla birlikte kendisinden tüm yolsuzluk iddiaları nedeniyle hesap sorulabileceğini söylüyor.

Hadhazy savcılıkları göreve çağırıyor, Viktor Orban’ın kaçmasına müsaade edilmemesini ve dokunulmazlık zırhı geçersiz olur olmaz Orban’ın gözaltına alınmasını talep ediyor.

Viktor Orban’ın ABD’de yerleşebileceği iddialarını güçlendiren bir diğer etken de Orban’ın damadı Istvan Tiborcz ve kızı Rahel Orban’ın tam seçimler öncesi bütün varlıklarını da taşıyarak Amerika’ya yerleşmiş olmaları.

Istan Tiborcz devlet ihalelerini ve devlet tarafından dağıtılan Avrupa Birliği yatırım destek fonlarını kullanarak on yıl içinde Macaristan’ın en zengin yatırımcılarından biri haline gelmişti.

‘Yandaşlar batan gemiyi terk ediyorlar’

“Ülkeyi terk ediyorlar” iddiaları sadece “rejimin başındaki” Viktor Orban ve akrabaları için değil, son on yıldır Ulusal İşbirliği Sistemi (NER) adı verilen ekonomik ve siyasi programdan zengin olan yatırımcıların tümünü kapsayan bir iddia.

Bu siyasi ve ekonomik program kapsamında “ulusal yatırımcıları destekleme” iddiasıyla partililerden, yandaşlardan, ve akrabalardan oluşan yeni bir elit yaratılmıştı.

Henüz hükümeti kurup devlet kurumlarını idare etmeye başlamayan Peter Magyar dün savcılıkları ve yargıyı göreve çağırdı:

“Bize gelen istihbaratlara göre günlerdir Viyana’dan özel uçaklar Amerika Birleşik Devletleri’ne, Uruguay’a, Orta Doğu’ya Macar milli servetini, altın ve para taşıyorlar” dedi.

Orban yanlısı elitin, seçim yenilgisinden sonra yolsuzluklar nedeniyle kendilerinden hesap sorulacağı ve paraların bloke edileceği kaygısıyla şirket sermayelerini, banka hesaplarını kaçırmaya çalıştıklarını vurgulayan Magyar, bankaları ve Vergi Dairelerini de hızlı hareket etmeleri ve milli servetin yurt dışına kaçırılmasını engellemeleri için uyardı.

Henüz yeni hükümet kurulmamış olmakla birlikte savcılıkların da FIDESZ’le ilgili olarak geçmişteki umursamazlığı atlatıp, bazı yolsuzluklara karşı harekete geçtiği dikkat çekiyor.

Bunlardan biri, Orban’ın çok yakın çalışma arkadaşı olan eski Merkez Bankası başkanı György Matolcsi döneminde, merkez bankası kaynaklarını özel vakıflara aktararak bir milyar euroya varan zarara neden olduğu iddiaları.

Yıllardır suskunlukla geçiştirilen bu iddialar şimdi artık başsavcılık tarafından soruşturma yapılması için hemen seçimlerin ardından işleme konuldu.

Halk iyimser: ‘Her şey çok güzel olacak’

Sandıktan rejim değişikliği kararlılığının çıkması ve bu dönüşümü savunan Peter Magyar’ın TİSZA partisinin üçte ikilik bir çoğunluğu elde etmesi Macar seçmeninde büyük ümitlerin doğmasına neden olmuştu.

Bu iyimserlik devam ediyor. İnsanlarda bir şeylerin değişmeye başladığı, ülkeyi bu hale getirenlerden hesap sorulacağı inancı hakim.

Bunda elbette yeni siyasi elitin çoğunlukla geçmişte ülke politikasına yön veren diğer tüm siyasi partilerin dışından ve tabandan gelen kadrolar olmasının da payı büyük.

İnsanlar önce sokağı ele geçiren bu yeni kadroların kendilerinden biri olduğunu düşünüyor ve destekliyorlar.

Peter Magyar ve ekibi de durumun farkında. Sıradan insanların ve gençlerin ümitlerini ve halkın tekrar kazanmaya başladığı hayat sevincini sürekli kılmak için onların arasında olmaları gerektiğini düşünüyorlar.

Orban iktidarını deviren muhalefetin, ele geçirdiği meydanları ve sokakları bırakarak siyaset yapacağı düşünülmüyor.

Peter Magyar 9 Mayıs’ta hükümetin kurulmasının ardından halkı parlamentonun önündeki büyük meydanda rejim değişikliğini şarkılar söyleyerek ve dans ederek kutlamaya çağırdı.

Tarık Demirkan BBC

MACARİSTAN’IN DERİNLİKLERİ-2

Kötü yönetimler olumsuz ekonomik yapılar yaratıyor, Macaristan bunu açıklıkla gösteriyor.

Macaristan’da, 2. Dünya Savaşı sonrası Sovyet dönemi başlıyor.

Sovyetler 1947 genel seçimlerine ‘’diğer’’ partilerin de katılmasına ‘’izin’’ veriyor.

Sovyet yönetiminin beklediğinin aksine,  Bağımsız Çalışanlar  Partisi  ( kırsal kesimleri ve şehirlerde orta sınıfları temsil eden muhafazakar) %57 oy alırken, Macaristan  Kömünist Partisi’si(KP) sadece %17 oy alıyor.

seçimler yenileniyor: Sonuç farklı olmaz. Macaristan KP’si yine %24 oy alıyor.

1948’de zorlama ve dayatmayla, KP + Sosyal Demokrat beraberliğinden bir hükümet kuruluyor. 1949’daki Sovyet tipi Anayasa ile ödünsüz bir Stalinist Rejim uygulaması başlıyor.

Ve ‘’ beklenmeyen’’ oluyor…

Macaristan 1956’da başkaldırıyor.

Halk, ‘’16 Talep’’le KP yönetiminin karşısına çıkıyor.

Stalinist rejim yumuşuyor…

‘’Gulaş Komünizmi’’ olarak anılan uygulama başlıyor. Adını her tür sebzenin yer aldığı kulaşı yemeğinden alan uygulama, işlerin arap saçına dönüşmesine yol açıyor.

Ülkedeki ‘’Sosyalist  Yönetim ’’ Doğu Bloku’ndan bir yıl önce, 1988’de çöküyor.

1989’da, 3. Macaristan Cumhuriyeti kuruluyor. Seçimlerde Bağımsız Çalışanlar Partisi ile Hiristiyan Demokratlar %60 oy alıyor.

1994 Seçimleri’nde ibre değişiyor, %45 oy alan sosyalistler  yönetime geliyor.

‘’Horn Reformları’’ adıyla, hızlı bir özelleştirme ve sosyal devletin  yokedilmesi programı uygulanıyor. Bu program, ‘’Washington Uzlaşması’’ olarak bilinen ‘’Demokratik cephede yer aldığını ölçüsüz bir piyasacılıkla kanıtla‘’ reçetesine dayalıdır. Kör-topal olsa da ama işleyen bir sistemin parçalanıyor.

Alımgücü kemiriliyor, para değersizleşiyor, sosyal devletin tüm uygulamaları bir karaborsa metaı haline dönüşüyor. Temel eğitim ayrıştırılıyor, herkese eşitlik, gücü olana sunulan bir hizmet oluyor.

Batının tüm büyük şirketleri Macaristan’a gelmiştir! Uygulamalardan memnun, ülke ‘’model‘’ olarak tanıtılmaktadır. Ama ekonominin hali Orhan Veli’nin şiirindeki ‘’Uyuşamayız, yollarımız ayrı; Sen ciğercinin kedisi, ben sokak kedisi; Senin yiyeceğin kalaylı kapta; Benimki aslan ağzında’’ konumundadır. 

Demokrasinin ekonomide yaşanmasını bekleyen halk şaşkınlaşıyor ve umudunu tüketiyor.

Bunlar, 2000 Seçimleri’nde  ‘’Hak / Adalet / Herkese  Refah’’ vaat eden Victor Orban’ın yolunu açıyor.

Ülke, 240 Milyar $ büyüklüğe ve kişi başına 25 bin $’lık gelire ulaşmıştır. Ama 9,8 milyon nüfuslu halkın %20’si yolsulluk çizgisi  altındadır. İşsizlik %25’dir ve bu bir AB rekorudur.

İhracat 150 Milyar $’a ulaşsa da değer zinciri yaratmadığından, ithalat da aynı boyuttadır.Ülke, ihracat yapmak için tüm girdiyi, üstelik döviz cinsinden ithal etmek zorundadır. Rüşvet o denli yaygındır ki, iş görebilmek için şirket sahiplerinin üçte birinin politikayı beslediği kanıtlıdır. Başını kaldıranlar, iktidarın emrindeki yargının kılıcından geçirilmektedir.

Bu yüzden tarihçi Prof. Guido Knopp’un Die Neuen Despoten  eserindeki kavramla  ‘’Orbanizm Demokratik Dünyanın Anti-Demokratik Model Örneği’’ dir.

Macaristan’ı  sorgulayan Dr. Mahfi Eğilmez’in sorusu yaşamsaldır:

Yeni yönetim sistemi değiştirebilecek mi? Uygulamalar, benzer ülkelerin geleceğine ışık tutacaktır…

BBC  Budapeşte Temsicisi Tarık Demirkan’ın haber-analiziyle üst düzey memurlara 31 Mayıs’a dek ‘’istifa et!’’ buyruğu,  yeni yönetimin ‘’şimdilik’’ kararlı olduğunu gösteriyor.

Macaristan tarihine daha yakından bakmak isteyenlere de Nobel 2002 sahibi Imre Kertesz’in Polisiye Bir Öykü  (Can yay) romanını da önereceğim.

Kenan Mortan

                                     

Macaristan Başbakanı Magyar’dan medyada reform sinyali

Macaristan’ın yeni lideri Péter Magyar, iktidara geldikten sonra devlet medyasının haber yayınlarını geçici olarak durduracağını ve medya bağımsızlığını yeniden tesis edecek reformlar yapacağını açıkladı.

  • Magyar, devlet medyasının haber yayınlarını geçici olarak askıya alacaklarını duyurdu.
  • Yeni medya yasası ve bağımsız düzenleyici kurum kurulması planlanıyor.
  • Orban döneminde medyanın hükümet yanlısı bir yapıya dönüştüğü eleştirileri öne çıkıyor.
  • Seçim zaferi, Avrupa’da “illiberal model”in gerilemesi olarak değerlendiriliyor.

Macaristan’da seçimleri kazanan Péter Magyar, devlet medyasının mevcut haliyle “kamu hizmeti yayıncılığı” yapmadığını belirterek dikkat çeken bir karar açıkladı.

Detaylar

Fotoğraf: cottonbro studio: https://www.pexels.com/tr-tr/fotograf/eller-gevseme-teknoloji-genc-7598548/

Festetics Ailesi’nin İstanbul Albümü

Macar Kültür Merkezi, Macaristan Milli Arşivi’nde yer alan tarihi İstanbul manzara fotoğraflarının bir araya geldiği sergiye ev sahipliği yapıyor. “Festetics Ailesi’nin İstanbul Albümü” başlıklı sergi 31 Ağustos’a kadar ziyaretçilerini bekliyor.

Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi, Macaristan tarihinin önde gelen ailelerinden Festeticslerin bir dönem aile arşivinde bulunan İstanbul temalı albümünde yer alan manzara fotoğrafları sergisine ev sahipliği yapıyor. Osmanlı İmparatorluğu’nun ünlü stüdyosu Abdullah Biraderler’e ait albüm günümüzde Macaristan Milli Arşivi’nde yer alıyor. Albüm dışında sergide, Macaristan’daki başka arşivlerde bulunan İstanbul fotoğraflarından da bir seçki sunuluyor. Sergi açılışı 28 Nisan Salı 2026, 19.00’da gerçekleşecek olup, 31 Ağustos 2026’ya kadar ziyaretçilerini bekliyor.  

Constantinople (İstanbul) adlı albüm, neredeyse tüm Avrupa kraliyet ailesiyle akraba olan ve Monako Veliaht Prensinden boşanan ve II. Taszilo Festetics (1850-1933) ile evlenen Mary Hamilton (1850-1922) sayesinde Festeticslerin eline geçtiği düşünülüyor. 1880’de Festetics Ailesi’yle sıhriyet bağı kuran Mary, baba tarafından İskoçya’nın en soylu ve zengin ailelerinden biri olan Hamilton Düklerinin soyundan geliyordu ve annesi aracılığıyla Baden Büyük Dükü Charles’ın torunuydu. Bu nedenle bu evlilik, Festeticsler için en itibarlı hanedanlarla temasların başlaması anlamına da geliyordu. Albüm de onun sayesinde önce Festetics ailesinin mirasına, sonra da aile mirasından Macaristan Ulusal Arşivleri’nin mülkiyetine geçti.

Detaylar ve kaynak

Kaynak Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi Facebook

Somlói borvidék

16,474FansLike
639FollowersFollow