2026. Nisan 8.
Türkinfo Blog

Türkinfo’da yeni dönem başlıyor

11rollup.2-121x300Değerli Okur!

Sitemiz bugünden itibaren tamamen yenileniyor.

Modern ve kolayca kullanılabilen bir site haritası ve daha kaliteli bir içerik Türkinfo’nun yayın hayatında yeni bir dönemin işareti. Yedi yıllık bir geçmişe sahip olan Türkinfo böylece “çocukluk dönemini” geride bırakmış oluyor ve çağdaş beklentilere daha da yanıt vererek Türk Macar ilişkileri alanında referans yayın organı olma işlevini yerine getirmeye devam ediyor. „Bir tutam Macaristan – Egy csipet Törökország” sloganımızın da kanıtladığı gibi bundan böyle de hem Türkiye’nin ve hem de Macaristan’ın toplum ve kültür hayatının her alanından size bilgiler ulaştırmaya devam edeceğiz.

Bundan yedi yıl önce Türkinfo Macarlara gerçek Türkiye’yi, Türklere de asıl Macaristan’ı anlatmak için yola çıktığında aslında bu alanda yalnız sayılırdık. Bugün artık “Türk Macar dostluğu” her iki ülke açısından hükümet düzeyinde de öne çıkarılan bir strateji haline geldi. Bu durum bizi memnun etmekle birlikte, yaptığımız işin ağırlığını daha iyi hissetmemize de neden oluyor. Çünkü bu ortam kısa vadeli politik etkilerden uzak durmayı öngören Türkinfo yayın ilkelerinin önemini daha da arttırıyor.

Türkinfo’nun yayın ilkelerini bir daha hatırlatmakta yarar var:

Bağımsızız, ancak tarafsız değiliz. Çünkü halklar ve kültürler arasındaki dostluğa ve uluslararası insan haklarına saygı gösterilmeden insanoğluna layık bir geleceğe ulaşamayacağımızı düşünüyoruz.

Çağdaş düşünce akımlarından ve teknik yeniliklerden yanayız, ancak geleneklere de saygı duyuyoruz, çünkü zorla kesintilere uğratılmamış ve barışçıl bir toplum arzuluyoruz.

Her alanda diyalog talep ediyoruz. Çünkü diyalogla çözülemeyecek toplumsal ve tarihsel sorun olmadığını düşünüyoruz, ancak diyalog sürecinde de adaletten taviz verilemeyeceği kanısındayız.

Ve son olarak da sivil toplumsal ilişkilerden ve kar amacı gütmeyen örgütlenmelerden yana olduğumuzu vurguluyoruz. Çünkü Türkinfo deneyiminin de kanıtladığı gibi insanların gönüllü katkılarla kendilerini ilgi duydukları alanda var etmelerinin inanılmaz enerjiler yaratacağını düşünüyoruz.

Değerli okur! Bizim açımızdan okurlar asla sıradan ve pasif bir kitle değildi. Türkinfo şimdiye kadar da siteyi ve tüm faaliyetlerini okurlarına dayanarak gerçekleştirdi. Çünkü okurlarımız hep yanımızdaydı ve aktif varlıklarıyla bize güç verdiler.

Umarız bu bundan sonra da böyle olur.

Okurlarımızın düşünce ve önerileri bizim için bundan sonra da yol gösterici olacaktır.

9 Nisan 2015, Budapeşte

Tarık Demirkan

Türkinfo Yayın Yönetmeni

Kütahya’nın kardeş şehri Avrupa’nın Kültür Başkenti

pecs4Peç, sakin, kargaşasız, trafiksiz ve sadece 150 bin nüfuslu bir şehir. Ama ne şehir! Bir peri sihirli çubuğu ile dokunup, bu şehirde zamanı dondurmuş. Hiç kimse (bir Türk’ün asla anlayamayacağı vatandaşlık terbiyesiyle) asırlar öncesinde inşa edilen binalara bir çivi olsun çakmamış, dokunmamış, yıkıp yerine yenisini yapmamış, üzerine kat çıkmamış. Böylece Batı Roma, Osmanlı, Gotik, Barok ve Rokoko üslupları doğa afetlerinin dışında hiçbir tahrifata uğramadan bu güne kadar gelebilmiş. Avuç içi kadar bir kent, her biri pırlanta taşı değerinde binalarıyla bir açık müze oluşturuyor, sokaklarında dolaşanlara bir insanlık ve medeniyet dersi veriyor. Peç’de gezerken ortaçağdan bu güne, tarihin içinde dolaşıyorsunuz.

BİRARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ KÖK SALMIŞ

Hayat Peç’de 6 bin yıl önce Keltler ve İliryalılarla başlamış. 2’nci yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun sonra da sırasıyla Hun, Ostrogot nihayet Frankların eline geçmiş. Macarların burada resmen bir devlet kurmalarının belgeli tarihi, 23 Ağustos 1003, fakat ülke sonradan çok işgal görmüş. Sırbistan’la savaşmış, 16 – 17’inci yüzyıllarda, 150 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğunun parçası olmuş. “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/ Bin atla o gün dev gibi bir orduyu yendik/ Geçtik Tuna’dan bir yaz günü kafilelerle”, diye mısralar döşenmiş Yahya Kemal, Mohaç seferi için ama 1780’de Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’na devretmişiz aldığımız yerleri.

1. Dünya Savaşı sonrasında, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun da çökmesiyle, Macaristan nihayet özgürlüğüne kavuşmuş. Peç’in geçmişinde böyle gamlı günleri var ama şehrin kültürel kaderi, tarihinden hep çok daha parlak olmuş. İlk üniversitesini 1367, ilk kütüphanesini 1774 yılında kurmuş. Bu gün 34 bin öğrencili, 10 fakülteli üniversitesi, sanatın tüm alanları kapsayan ve sürekli düzenlenen kültür etkinlikleriyle çağdaş ve hareketli bir şehir. Aynı zamanda, değişik etnik ve dini grupları hiç ayırım yapmadan kucaklamasıyla da ünlü. Çünkü çok işgal görmüş. Peç’de Macarların yanı sıra Şvaplar, Sırplar, Hırvatlar, Müslüman Boşnaklar ve Yahudiler yanyana ahenk içinde yaşayabiliyor. Yahudi veya Müslüman çocukların devam ettiği okulların önünde onları muhtemel saldırılara karşı korumak üzere bekleyen polis araçları olmadığı gibi, değişik inançlara sahip dini ibadet yerlerini de yüksek duvarlarla korumaya almaya gerek görmüyorlar. Çünkü kimse ötekinin inancına karşı husumet beslemiyor. İnsanlar huzurlu, mutlu ve özgür, bu şehirde.

İNANÇLARI BULUŞTURAN SZCEHENYI MEYDANI

Bizim Taksim Meydanı’mıza tekabül eden Szcehenyi Meydanı’ndaki Gazi Kasım Paşa Camii’nin damında İslamı sembolize eden yarım ayın üzerinde bir haç var, tam önünde de 1713’de yaptırılan Holy Trinity Meryem Ana heykeli. Meydanın bir başka köşesinde Macarları Türkler’in boyunduruğundan kurtaran milli kahramanları Janos Hunyadi’nin koskocaman bir heykelini dikmişler. Ama daracık sokakları ve cumbalı minik evleriyle Peç’in en romantik mahallesi olan Tetye’nin adının, Türklerin burada tekke olarak kullandıkları bir mekandan geldiğini de inkar etmiyorlar, tıpkı 16. Yüzyılın sonlarında, “aziz” olarak kabul ettikleri Baba İdris adlı Osmanlı âliminin türbesini hâlâ korudukları ve anısını saygıyla yâdettikleri gibi.

Peç’in sokakları ve meydanları kahvehanelerle, barlarla, lokantalarla dolu. Sokaklarda müzik yapan öğrenci grupları dolaşıyor. Özellikle hafta sonları bir üniversite şehri olduğu için, yollar eğlenen gençlerle dolup taşıyor. İstanbul’da nasıl adım başına bir banka varsa, Peç’de de adım başına bir kitapçıya rastlamak mümkün. Kitapçı bolluğu kültür eşikleri hakkında bir fikir verebiliyor. Marka satan dükkanlara hemen hemen hiç rastlanmıyor ama sokak satıcılarının kişisel ürünlerini sergiledikleri pazar yerleri çok revaçta. Macarların uzun süren Sovyet rejiminin etkisinden kurtulmaları belli ki bir zaman alacak, servis sektörü hâlâ çok yavaş işliyor. Bırakın bir yemeğin bir bardak içkinin dahi gelmesi için en az 15 dakika beklemek zorunda kalıyorsunuz. Sabırsız Türkler için dayanılması zor bir durum. Ayrıca Macarlar bizlere göre çok sakin ve mesafeli. Gençlerin doldurduğu kafeteryalarda dahi bağıra çağıra konuşan ya da kahkahayla gülen kimseye rastlamadık.

UNVANI HAK EDİYORLAR Macarlara eğlenmek, gülmek, alışveriş etmek ve hızlı servis vermek adına pek çok şey öğretebiliriz ama onlardan öğreneceğimiz çok önemli bir şey var. Onu da bir örnekle anlatmaya çalışayım: 2000’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bir Necropolisleri var. 3’üncü yüzyıla ait bu çok katlı Hristiyan mezarlığını ilk kez 1780’de bulmuşlar. Erken devir freskolarını da ihtiva eden mezarlığın kazıları hâlâ sürüyor. Dönem eserlerinin bulunduğu bu mekan ilginç bir geçişle bizi bu günün eserlerinin sergilendiği bir başka mekana çıkarıyor. Ve işte o alanda bir heykel var ki, belki de tüm dünya halklarının etrafında dolaşıp ibret alması gerek! Yakında Vatikan’a taşınacak olan heykele bir yönünden baktığınız da Yahudi yıldızını, diğer yönünden baktığınızda Hristiyanlığın sembolü haçı, bir başka yönden baktığınızda ise İslamı sembolize eden ay yıldızı görüyorsunuz.

Sanatçı, üç semavi dinin sembolünü dahiyane bir uygulamayla bir bütün haline getirmiş. İşte Macar’ların en önemli özelliği bu bence, dinleri, görüşleri, fikirleri bir araya getirip bütünleştirebilme becerileri. Farklılıklardan çatışma değil, bütünleşme yaratabilmeleri. 6 bin yıllık geçmişlerini, tarihin akışı içinde uğradıkları işgalleri, ezaları filozoflara has bir bakış açısıyla, zerre kadar husumet duygusu barındırmadan değerlendirebilmeleri. 6 bin yıllık geçmişi olan bir şehrin birikimini ruhlarına sindirebilmiş insanların yaşadığı Peç, bir Dünya Kültür Başkenti olmayı hak etmiyor mu sizce? Ben kendi hesabıma bu ünvanı onlara helal ettim, gitti!

Peç’te ikinci Türk istilası Peç sakinleri, 20 – 23 Mayıs’ta bir kez daha Türklerin istilasına uğradı. Bu sefer bin atlıyla değil, iki yazar, birer besteci, soprano, neyzen ve dansçıyla gittik. Yazarlardan söz edişim sadece Perihan Mağden’le iki ayrı okulda ve Belediye Salonunda yaptığımız okumalar yok sayılamayacağından. Yoksa ne okursak okuyalım, muhteşem bir konser ve dans gösterisi dururken, bizim okumalar ne yazar! Beslediği Mevlana-Simyacı senfonik şiiriyle ve piyanosuyla Tuluğ Tırpan, neyiyle Burcu Karadağ, sesiyle Sertap Erener ve dansıyla Su Güneş Mıhladız, Macarları resmen büyüledi, esir aldı, gönüllerinde taht kurdu. Bu konsere katılan Peçliler, bundan böyle Türkleri, Burcu’nun ruhlarına üflediği neyle, Sertap’ın Mevlana’nın, Yunus’un, Abdülkadir Meragi’nin mısralarını seslendirdiği kristal sesiyle, Tuluğ’un bestesiyle hatırlayacak. 45 dakika boyunca, üst üste giydiği tennureleriyle hiç duraksamadan dönerek, egosundan arınıp, yeniden doğmayı sembolize eden Su Güneş’i ise hiç unutmayacak. Keşke tüm ülkeleri fethe hep aynı ekiple çıksak! Hiç elimiz boş dönmezdik!

Boynumuzda bardakla köyü gezdik Perihan Mağden’le üç gün boyunca, Goethe Enstitüsü’nün Yollarda projesinin kapsamında üzerimize düşenleri hiç itiraz etmeden yerine getirdik, okumalarımızı yaptık, soruları yanıtladık, video çekimleri yaptık. Pazar günü organizatörler ekibi ödüllendirmek için yakınlarda bir köydeki şarap festivaline götürdü. Akdeniz iklimini andıran güneşli bölgenin zengin toprağında yetişen üzümlerden çok güzel beyaz şarap üretiliyormuş. Hem 630 hektarlık bağlarda yetişen Chardonnay ve Cirfandli şaplarından tadacağız, hem de Villany bölgesinin kırmızılarını. Köyün girişinde boynumuza birer şarap bardağı astılar, elimize şarap kuponlarımızı ve değerlendirme karnelerimizi tutuşturdular. 14 değişik şarap evinin şarabından tadıp, şaraplara not vereceğiz.

Saat 16.00’da aracımız bizi bıraktığı noktadan alacak. Goethe Enstitüsü’nden çifte Claudia’larla önümüze çıkan ilk eve daldık. Dördüncü evden sonrası pek net değil ama galiba Claudialardan birini arı soktu, ben yerden çamur alıp yanağına yapıştırdım. Perihan çiğnenmiş ekmek uygulamasını sağlık verdi. Son hatırladığım, ani bastıran yağmurun altında araç beklerken sırılsıklam olmamızdı. Akşam konserde Viyana Orkestrası Tuluğ’un eserini yorumlarken gözümden durmadan akan yaşları, tattığım şaraplara yorduğum oldu ama yanımda oturan Alman çiftle arkamda oturan Macarlar da en az benim kadar heyecanlıydı. Sanatın ve şarabın iyisi sınır filan tanımıyor arkadaşlar. Bizde ikisi de var ama her ikisini de dünyaya kendimizi tanıtmak için kullanmasını bir türlü öğrenemiyoruz.

2010-09-27
Ayşe KULİN – Hürriyet

Macaristan’dan öğrencilerin Balıkesir gezisi

1340199232_ba2Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Küresel ısınma konusunda Türk Milletini uyarmak dostluk, arkadaşlık ve dayanışma duygularını pekiştirmek amacıyla Havran’a geldiklerini söyleyen Avrupalı öğrenciler, Küresel Isınma’ konulu ödüllü resim yarışması düzenleyeceklerini söylediler. Havran Kaymakamlığı ve Havran Belediyesi’nin misafiri olarak Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu binasında misafir edilen öğrenciler, rehberleri öncülüğünde Havran ı inceleyip tanımaya çalışıyorlar. Öğrencilerin, 11 Ağustos 2009 Salı günü Saat 20.00 de küresel ısınma ile ilgili resim yarışması ve toplantı yapacakları öğrenildi.

Macaristan’dan öğrencilerin Maraş gezisi

6501Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan gelen yaklaşık 80 öğrenciyi ağırladı. Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından hazırlanan Avrupa Birliği Enerji Maksimizasyonu Projesi kapsamında İlçemize gelen Macaristan, Finlandiya ve Slovakyalı öğrenciler Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesini ziyaret etti. Macaristan dan 3 öğretmen 7 öğrenci, Slovakya’dan 4 öğretmen 9 öğrenci, Finlandiya’dan 2 öğretmen 11 öğrenci toplam 9 öğretmen 27 öğrenciden oluşan proje ekibi İMKB Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından Afşin’e gezi düzenlendi. Öğrenciler ilk olarak Kahramanmaraş’ın tarihi ve kültürel yönden öneme sahip olan Afşin Eshabı- Kehf Külliyesi’ni ziyaret etti. Ziyarette öğrencilere tercümanlar tarafından külliyenin tarihi anlatıldı. Gezinin amacını anlatan Fen Lisesi Müdürü Fehmi Paksoy, şunları söyledi: ”Avrupa Birliği Proje kapsamında 3 ülkeyle enerji verimliliği ve en az enerji harcayarak çok verimli hale getire biliriz diye bir proje hazırladık. Bu proje kapsamında şuanda Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan öğrencilerimiz geldi.

Asıl projenin en önemli amacı öğrencilerin birbirlerini ve kültürlerini tanımalarını sağlamak. Ülkemizi tanıtmak. Projenin ortak dili İngilizce misafir öğrenciler aileler tarafından misafir ediliyorlar. Bir hafta boyunca şehrimizi her yönüyle, tanıtılacak proje çalışmalarını 2 yıl sürecek. Ülkeler birbirlerine karşılıklı olarak gidip gelecek. Proje çalışmalarının dışında misafirler İlimizin tarihi, kültürel ve turistik mekânları gezdirilerek tanıtım yapılmakta. Ayrıca yöresel halk oyunlarımıza iştirak edip öğrencilerimizle kaynaşan konuk ekiplerin sevinçleri ve ilgileri görülmeyi değerdi.” Bu arada, Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi’ne gelen kız öğrenciler saclarını kapayarak külliye içerisinde dolaştılar. Öğrencilere buradan çok etkilendiklerini belirterek, ”Biz Türkiye’ye gelmeden önce ülke hakkında bilgi edindik. Buradaki kadınlarında bu tür yerlerde inançları gereği saçlarını kapatıyorlar. Bizde bu yüzden saçlarımızı üzerimizde bulunan ceketlerle kapadık” diye konuştular.

PoWeR – Mélyben

Macaristan’da seçim öncesi ‘TürkAkım’ gerginliği: Orban ve rakibi Magyar ne diyor?

Rusya’dan Orta Avrupa’ya Türkiye üzerinden gaz taşıyan TürkAkım Boru Hattı yakınlarında dün bulunan patlayıcı maddeler etkisiz hale getirildi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Sırbistan’daki gelişme sonrası Ulusal Savunma Konseyi’ni acil toplantıya çağırdı.

Toplantıda, hattın Macaristan topraklarından geçen kısmının ordu tarafından korunması kararlaştırıldı.

Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto hattın korunması için Macaristan, Rusya, Türkiye ve Sırbistan arasında mutabakata varıldığını duyurdu.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban bugün Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ile birlikte TürkAkım Boru Hattı’nı koruyan askeri birlikleri denetledi ve basın toplantısı düzenledi

Macaristan’da muhalefet ise Başbakan Viktor Orban’ı 12 Nisan Pazar günü yapılacak genel seçim öncesi “gereksiz bir gerginlik ve korku ortamı yaratarak seçmenleri manipüle etmekle” itham ediyor.

Viktor Orban’ın seçimdeki en büyük rakibi Peter Magyar, başbakanı, “Rus danışmanlar tarafından yönlendirilerek panik yaymakla” suçladı.

Orban ise “Ukrayna-Avrupa Birliği-Almanya” ekseninin, Macaristan’ın ucuz Rus yakıtı almasını engellemek ve yaklaşan seçimlerde kendi “kukla” başbakanları Magyar’ı dayatmak için komplo kurduğunu öne sürüyor.

Orban ayrıca Magyar’ın seçimi kazanması halinde, kuracağı hükümetin Macaristan’ı “Avrupa’nın Rusya’ya karşı açtığı savaşa sürükleyeceğini” savunuyor.

Patlayıcılar kime ait?

TürkAkım Boru Hattı’na birkaç yüz metre mesafede sırt çantaları içinde patlayıcıların bulunduğu nokta, Sırbistan’ın Kanija şehri yakınlarında ve Macaristan sınırına 15 kilometre uzakta.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksander Vucic, boru hattı yakınlarında patlayıcı maddeler bulunmasının “ülkenin enerji altyapısına yönelik bir suikast girişimi” olabileceğini söyledi.

Orban’la iyi ilişkileri olan Vucic’in açıklaması sonrası Macar uzmanlar araştırma yapmak üzere olay gerine gitti.

Orban ve Vucic aynı zamanda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın iki siyasetçi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban bir süredir, Ukrayna’nın ülkesinin ulusal enerji kurumlarına saldırı girişimlerinde bulunabileceğini iddia ediyor.

Macaristan hükümeti son gelişme sonrası Ukrayna’yı suçlamadı ancak hükümete yakın medyada çıkan bazı haberler, Sırbistan’da yaşananların Ukrayna ile ilişkilendirilebileceğini gösteriyor.

Sırbistan medyasında ise patlayıcıların ABD menşeli olduğu ve hedefin de ülkedeki bir gaz deposu olabileceği yönünde haberler yayımlandı.

Sırbistan Ulusal Askeri Güvenlik Kurumu (VBA) Başkanı Duro Jovanic, patlayıcıların ülkesindeki bazı kaçak göçmen gruplarına ait olduğunu, kimliği tespit edilen bir kişinin arandığını ve olayın Ukrayna ile bağlantısının olmadığını söyledi.

Macaristan’da muhalefetteki Tisza partisinin lideri Peter Magyar

Macaristan-Ukrayna gerginliği seçim malzemesi mi yapıldı?

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Rusya-Ukrayna savaşının 4 yıldan uzun süredir devam etmesinin sorumlusu olarak Kiev yönetimini görüyor.

Viktor Orban, Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya yardım etmesinin ve Rusya’ya karşı alınan ambargo kararlarının uygulanmasını da, Macaristan’ın veto hakkını sistemli şekilde kullanarak engelliyor.

Budapeşte-Kiev hattındaki gerginlik, Macaristan’da yapılacak genel seçim öncesi arttı.

Orban, Ukrayna’nın Macaristan’ın elektrik enerji santrallerine, doğal gaz ve petrol tesislerine saldırı düzenleyebileceğini iddia ederek, tüm bu tesislerin Macar ordusu tarafından korunacağını duyurdu.

“Ukrayna’nın olası saldırısıyla Macaristan’ın savaşa sürüklenmek istendiğini” savunan Orban, bunun engellenmesinin tek yolunun, kendisinin genel seçimden yeniden galip çıkması olduğunu vurguluyor.

16 yıldır Macaristan’ı yöneten Orban’ın seçim kampanyasında verdiği en önemli mesaj, “Beni seçerseniz, çocuklarınız cephelerde savaşmaya gönderilmeyecek”.

Macaristan’da muhalefet de işte bu nedenle Orban’ı “gereksiz bir gerginlik ve korku ortamı yaratarak seçmenleri manipüle etmekle” suçluyor.

Tarık Demirkan – BBC

Sándor Márai: Bolzano’da Son Sahne

Ünlü Giacomo Casanova hapisten kaçtıktan sonra Bolzano’ya sığınır ve burada Venedik’in puslu kanallarından uzak, sınır kasabasının taş sokaklarında geçmişin hayaletleriyle karşılaşır: Yıllar önce ardında bıraktığı, şimdi bir kontun eşi olan Franceska artık başkasının dünyasında, başkasının yasalarıyla çevrili bir hayat sürmektedir. Giacomo ise bir kahraman değil, kendi ihtişamının gölgesinde yaşayan bir adamdır. Onun dönüşü hem geçmişte kalmış bir aşk hikâyesini hem de zamana, iktidara ve geçmişe karşı girişilen bir düellonun fitilini ateşleyecektir.

Márai bu romanda maceranın değil, karakterin içsel çöküntüsünün peşinden gider: Bolzano’da Son Sahne görkemin yitirilişini, arzunun gururla, geçmişin bugünle çatışmasını lirik ve keskin bir dille işleyen derinlikli bir metin.

“Sándor Márai, çökmekte olan bir dünyanın keskin gözlemcisi ve anlatıcısıydı.”

Le Monde

Künye
ISBN9789750766626
Ürün AdıBolzano’da Son Sahne
YazarSándor Márai
ÇevirmenTarık Demirkan
YayıneviCan Yayınları

Macaristan Genel Seçimleri 2026

TÜSES Çevrim İçi Söyleşileri kapsamında düzenlediğimiz toplantımıza sizi davet etmek isteriz.

Macaristan Genel Seçimleri ’26
Sandığa saatler kala güç dengeleri

🎙️ Konuşmacı: Tarık Demirkan
🎯 Moderatör: Celal Korkut Yıldırım

📅 9 Nisan 2026 Perşembe
🕗 20.00 (Türkiye saatiyle)
💻 Zoom

Macaristan’da seçim öncesi son tablo, güç dengeleri ve olası sonuçları birlikte değerlendireceğimiz bu oturumda sizleri de aramızda görmekten memnuniyet duyarız.

Osmaniye’de Macar Kültür Günü Festivali Düzenlendi

Osmaniye İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından organize edilen Macar Kültür Günü Festivali, Cebelibereket Kültür Merkezi bünyesindeki Béla Bartók Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Etkinliğe Osmaniye Vali Yardımcısı Sıtkı Özmen, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcısı Uygur Kaan Arısoy, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Turgay Uzun, İl Kültür ve Turizm Müdürü Burhan Torun ile çok sayıda davetli katıldı.

Etkinlik öncesinde fuaye alanında Macar mutfağına özgü ikramlar sunularak davetlilere kültürel bir deneyim yaşatıldı. Açılış konuşmaları İl Kültür ve Turizm Müdürü Burhan Torun ile Macar Kültür Merkezi Müdürü Áron Sipos tarafından gerçekleştirildi. Konuşmalarda, Türkiye ile Macaristan arasındaki kültürel bağların önemine vurgu yapılarak bu tür organizasyonların kültürel etkileşimi güçlendirdiği ifade edildi.

Devamı ve fotğraflar

Csongrádi borvidék

Mimari Arşının İzinde

Liszt Enstitüsü – Macar Kültür Merkezi ve Pera Müzesi iş birliğiyle 27 Ocak 2026’da düzenlenen seminerde on altıncı ve on yedinci yüzyıllarda Osmanlı dönemi Macaristan’ında inşa edilen binaların tasarım teknikleri incelenerek mimari arşının izi sürüldü.

Macaristan Kültür Ataşesi Gergő Kovács’ın konuşmacı olduğu seminerde klasik Osmanlı tasarımlarının özellikleri, zanaatkârların kullandığı çizim belgelerinin türleri, mimarların metodları, teçhizatları ve ölçekleri incelendi. Ayrıca Osmanlı İmparatorluğu’nun Klasik Döneminde serhaddeki mimari kültürün devletin genel standartlarıyla ilişkisi de ele alındı.

‘Macaristan üniversiteleri Türk öğrenciler için Avrupa’nın eğitim ve kariyer üssü haline geldi’

Budapeşte Ekonomi Üniversitesi (BME) Uluslararasılaşmadan Sorumlu Rektör Yardımcısı András Nemeslaki, “Macaristan üniversiteleri Türk öğrenciler için Avrupa’nın en stratejik eğitim ve kariyer üssü haline geldi. Türk öğrenciler BME’nin mühendislik fakültelerinde güçlü biçimde temsil ediliyor. Akademik performansları ve katılımları üniversitemizin uluslararası karakterine önemli katkı sağlıyor ve Türkiye ile iş birliğimizi daha da güçlendirmek için sürekli bir potansiyel görüyoruz” dedi.

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’deki BME’nin Uluslararasılaşmadan Sorumlu Rektör Yardımcısı András Nemeslaki, “ETS Türkiye ve Akare’nin güncel verilerine göre gençlerin yüzde 93,6’sı yurt dışında eğitim almak istiyor. Yurt dışı eğitim araştırmalarını yoğunlaştıran öğrenciler uygun maliyet, yüksek akademik kalite ve global şirketlerle olan güçlü bağları Macaristan öne çıkıyor. Birçok Türk öğrenci için Macaristan, Avrupa Birliği içinde uluslararası tanınırlığa sahip diplomalar, teknik eğitimde yüksek standartlar ve Batı Avrupa başkentlerine kıyasla daha erişilebilir yaşam ve öğrenim maliyetleri sunarak dengeli ve cazip bir seçenek oluşturuyor” diye konuştu.

Devamı

Facebook Budapesti Corvinus Egyetem
16,474FansLike
639FollowersFollow