2026. Ağustos 18.
Türkinfo Blog

Türkinfo’da yeni dönem başlıyor

11rollup.2-121x300Değerli Okur!

Sitemiz bugünden itibaren tamamen yenileniyor.

Modern ve kolayca kullanılabilen bir site haritası ve daha kaliteli bir içerik Türkinfo’nun yayın hayatında yeni bir dönemin işareti. Yedi yıllık bir geçmişe sahip olan Türkinfo böylece “çocukluk dönemini” geride bırakmış oluyor ve çağdaş beklentilere daha da yanıt vererek Türk Macar ilişkileri alanında referans yayın organı olma işlevini yerine getirmeye devam ediyor. „Bir tutam Macaristan – Egy csipet Törökország” sloganımızın da kanıtladığı gibi bundan böyle de hem Türkiye’nin ve hem de Macaristan’ın toplum ve kültür hayatının her alanından size bilgiler ulaştırmaya devam edeceğiz.

Bundan yedi yıl önce Türkinfo Macarlara gerçek Türkiye’yi, Türklere de asıl Macaristan’ı anlatmak için yola çıktığında aslında bu alanda yalnız sayılırdık. Bugün artık “Türk Macar dostluğu” her iki ülke açısından hükümet düzeyinde de öne çıkarılan bir strateji haline geldi. Bu durum bizi memnun etmekle birlikte, yaptığımız işin ağırlığını daha iyi hissetmemize de neden oluyor. Çünkü bu ortam kısa vadeli politik etkilerden uzak durmayı öngören Türkinfo yayın ilkelerinin önemini daha da arttırıyor.

Türkinfo’nun yayın ilkelerini bir daha hatırlatmakta yarar var:

Bağımsızız, ancak tarafsız değiliz. Çünkü halklar ve kültürler arasındaki dostluğa ve uluslararası insan haklarına saygı gösterilmeden insanoğluna layık bir geleceğe ulaşamayacağımızı düşünüyoruz.

Çağdaş düşünce akımlarından ve teknik yeniliklerden yanayız, ancak geleneklere de saygı duyuyoruz, çünkü zorla kesintilere uğratılmamış ve barışçıl bir toplum arzuluyoruz.

Her alanda diyalog talep ediyoruz. Çünkü diyalogla çözülemeyecek toplumsal ve tarihsel sorun olmadığını düşünüyoruz, ancak diyalog sürecinde de adaletten taviz verilemeyeceği kanısındayız.

Ve son olarak da sivil toplumsal ilişkilerden ve kar amacı gütmeyen örgütlenmelerden yana olduğumuzu vurguluyoruz. Çünkü Türkinfo deneyiminin de kanıtladığı gibi insanların gönüllü katkılarla kendilerini ilgi duydukları alanda var etmelerinin inanılmaz enerjiler yaratacağını düşünüyoruz.

Değerli okur! Bizim açımızdan okurlar asla sıradan ve pasif bir kitle değildi. Türkinfo şimdiye kadar da siteyi ve tüm faaliyetlerini okurlarına dayanarak gerçekleştirdi. Çünkü okurlarımız hep yanımızdaydı ve aktif varlıklarıyla bize güç verdiler.

Umarız bu bundan sonra da böyle olur.

Okurlarımızın düşünce ve önerileri bizim için bundan sonra da yol gösterici olacaktır.

9 Nisan 2015, Budapeşte

Tarık Demirkan

Türkinfo Yayın Yönetmeni

Kütahya’nın kardeş şehri Avrupa’nın Kültür Başkenti

pecs4Peç, sakin, kargaşasız, trafiksiz ve sadece 150 bin nüfuslu bir şehir. Ama ne şehir! Bir peri sihirli çubuğu ile dokunup, bu şehirde zamanı dondurmuş. Hiç kimse (bir Türk’ün asla anlayamayacağı vatandaşlık terbiyesiyle) asırlar öncesinde inşa edilen binalara bir çivi olsun çakmamış, dokunmamış, yıkıp yerine yenisini yapmamış, üzerine kat çıkmamış. Böylece Batı Roma, Osmanlı, Gotik, Barok ve Rokoko üslupları doğa afetlerinin dışında hiçbir tahrifata uğramadan bu güne kadar gelebilmiş. Avuç içi kadar bir kent, her biri pırlanta taşı değerinde binalarıyla bir açık müze oluşturuyor, sokaklarında dolaşanlara bir insanlık ve medeniyet dersi veriyor. Peç’de gezerken ortaçağdan bu güne, tarihin içinde dolaşıyorsunuz.

BİRARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ KÖK SALMIŞ

Hayat Peç’de 6 bin yıl önce Keltler ve İliryalılarla başlamış. 2’nci yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun sonra da sırasıyla Hun, Ostrogot nihayet Frankların eline geçmiş. Macarların burada resmen bir devlet kurmalarının belgeli tarihi, 23 Ağustos 1003, fakat ülke sonradan çok işgal görmüş. Sırbistan’la savaşmış, 16 – 17’inci yüzyıllarda, 150 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğunun parçası olmuş. “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/ Bin atla o gün dev gibi bir orduyu yendik/ Geçtik Tuna’dan bir yaz günü kafilelerle”, diye mısralar döşenmiş Yahya Kemal, Mohaç seferi için ama 1780’de Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’na devretmişiz aldığımız yerleri.

1. Dünya Savaşı sonrasında, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun da çökmesiyle, Macaristan nihayet özgürlüğüne kavuşmuş. Peç’in geçmişinde böyle gamlı günleri var ama şehrin kültürel kaderi, tarihinden hep çok daha parlak olmuş. İlk üniversitesini 1367, ilk kütüphanesini 1774 yılında kurmuş. Bu gün 34 bin öğrencili, 10 fakülteli üniversitesi, sanatın tüm alanları kapsayan ve sürekli düzenlenen kültür etkinlikleriyle çağdaş ve hareketli bir şehir. Aynı zamanda, değişik etnik ve dini grupları hiç ayırım yapmadan kucaklamasıyla da ünlü. Çünkü çok işgal görmüş. Peç’de Macarların yanı sıra Şvaplar, Sırplar, Hırvatlar, Müslüman Boşnaklar ve Yahudiler yanyana ahenk içinde yaşayabiliyor. Yahudi veya Müslüman çocukların devam ettiği okulların önünde onları muhtemel saldırılara karşı korumak üzere bekleyen polis araçları olmadığı gibi, değişik inançlara sahip dini ibadet yerlerini de yüksek duvarlarla korumaya almaya gerek görmüyorlar. Çünkü kimse ötekinin inancına karşı husumet beslemiyor. İnsanlar huzurlu, mutlu ve özgür, bu şehirde.

İNANÇLARI BULUŞTURAN SZCEHENYI MEYDANI

Bizim Taksim Meydanı’mıza tekabül eden Szcehenyi Meydanı’ndaki Gazi Kasım Paşa Camii’nin damında İslamı sembolize eden yarım ayın üzerinde bir haç var, tam önünde de 1713’de yaptırılan Holy Trinity Meryem Ana heykeli. Meydanın bir başka köşesinde Macarları Türkler’in boyunduruğundan kurtaran milli kahramanları Janos Hunyadi’nin koskocaman bir heykelini dikmişler. Ama daracık sokakları ve cumbalı minik evleriyle Peç’in en romantik mahallesi olan Tetye’nin adının, Türklerin burada tekke olarak kullandıkları bir mekandan geldiğini de inkar etmiyorlar, tıpkı 16. Yüzyılın sonlarında, “aziz” olarak kabul ettikleri Baba İdris adlı Osmanlı âliminin türbesini hâlâ korudukları ve anısını saygıyla yâdettikleri gibi.

Peç’in sokakları ve meydanları kahvehanelerle, barlarla, lokantalarla dolu. Sokaklarda müzik yapan öğrenci grupları dolaşıyor. Özellikle hafta sonları bir üniversite şehri olduğu için, yollar eğlenen gençlerle dolup taşıyor. İstanbul’da nasıl adım başına bir banka varsa, Peç’de de adım başına bir kitapçıya rastlamak mümkün. Kitapçı bolluğu kültür eşikleri hakkında bir fikir verebiliyor. Marka satan dükkanlara hemen hemen hiç rastlanmıyor ama sokak satıcılarının kişisel ürünlerini sergiledikleri pazar yerleri çok revaçta. Macarların uzun süren Sovyet rejiminin etkisinden kurtulmaları belli ki bir zaman alacak, servis sektörü hâlâ çok yavaş işliyor. Bırakın bir yemeğin bir bardak içkinin dahi gelmesi için en az 15 dakika beklemek zorunda kalıyorsunuz. Sabırsız Türkler için dayanılması zor bir durum. Ayrıca Macarlar bizlere göre çok sakin ve mesafeli. Gençlerin doldurduğu kafeteryalarda dahi bağıra çağıra konuşan ya da kahkahayla gülen kimseye rastlamadık.

UNVANI HAK EDİYORLAR Macarlara eğlenmek, gülmek, alışveriş etmek ve hızlı servis vermek adına pek çok şey öğretebiliriz ama onlardan öğreneceğimiz çok önemli bir şey var. Onu da bir örnekle anlatmaya çalışayım: 2000’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bir Necropolisleri var. 3’üncü yüzyıla ait bu çok katlı Hristiyan mezarlığını ilk kez 1780’de bulmuşlar. Erken devir freskolarını da ihtiva eden mezarlığın kazıları hâlâ sürüyor. Dönem eserlerinin bulunduğu bu mekan ilginç bir geçişle bizi bu günün eserlerinin sergilendiği bir başka mekana çıkarıyor. Ve işte o alanda bir heykel var ki, belki de tüm dünya halklarının etrafında dolaşıp ibret alması gerek! Yakında Vatikan’a taşınacak olan heykele bir yönünden baktığınız da Yahudi yıldızını, diğer yönünden baktığınızda Hristiyanlığın sembolü haçı, bir başka yönden baktığınızda ise İslamı sembolize eden ay yıldızı görüyorsunuz.

Sanatçı, üç semavi dinin sembolünü dahiyane bir uygulamayla bir bütün haline getirmiş. İşte Macar’ların en önemli özelliği bu bence, dinleri, görüşleri, fikirleri bir araya getirip bütünleştirebilme becerileri. Farklılıklardan çatışma değil, bütünleşme yaratabilmeleri. 6 bin yıllık geçmişlerini, tarihin akışı içinde uğradıkları işgalleri, ezaları filozoflara has bir bakış açısıyla, zerre kadar husumet duygusu barındırmadan değerlendirebilmeleri. 6 bin yıllık geçmişi olan bir şehrin birikimini ruhlarına sindirebilmiş insanların yaşadığı Peç, bir Dünya Kültür Başkenti olmayı hak etmiyor mu sizce? Ben kendi hesabıma bu ünvanı onlara helal ettim, gitti!

Peç’te ikinci Türk istilası Peç sakinleri, 20 – 23 Mayıs’ta bir kez daha Türklerin istilasına uğradı. Bu sefer bin atlıyla değil, iki yazar, birer besteci, soprano, neyzen ve dansçıyla gittik. Yazarlardan söz edişim sadece Perihan Mağden’le iki ayrı okulda ve Belediye Salonunda yaptığımız okumalar yok sayılamayacağından. Yoksa ne okursak okuyalım, muhteşem bir konser ve dans gösterisi dururken, bizim okumalar ne yazar! Beslediği Mevlana-Simyacı senfonik şiiriyle ve piyanosuyla Tuluğ Tırpan, neyiyle Burcu Karadağ, sesiyle Sertap Erener ve dansıyla Su Güneş Mıhladız, Macarları resmen büyüledi, esir aldı, gönüllerinde taht kurdu. Bu konsere katılan Peçliler, bundan böyle Türkleri, Burcu’nun ruhlarına üflediği neyle, Sertap’ın Mevlana’nın, Yunus’un, Abdülkadir Meragi’nin mısralarını seslendirdiği kristal sesiyle, Tuluğ’un bestesiyle hatırlayacak. 45 dakika boyunca, üst üste giydiği tennureleriyle hiç duraksamadan dönerek, egosundan arınıp, yeniden doğmayı sembolize eden Su Güneş’i ise hiç unutmayacak. Keşke tüm ülkeleri fethe hep aynı ekiple çıksak! Hiç elimiz boş dönmezdik!

Boynumuzda bardakla köyü gezdik Perihan Mağden’le üç gün boyunca, Goethe Enstitüsü’nün Yollarda projesinin kapsamında üzerimize düşenleri hiç itiraz etmeden yerine getirdik, okumalarımızı yaptık, soruları yanıtladık, video çekimleri yaptık. Pazar günü organizatörler ekibi ödüllendirmek için yakınlarda bir köydeki şarap festivaline götürdü. Akdeniz iklimini andıran güneşli bölgenin zengin toprağında yetişen üzümlerden çok güzel beyaz şarap üretiliyormuş. Hem 630 hektarlık bağlarda yetişen Chardonnay ve Cirfandli şaplarından tadacağız, hem de Villany bölgesinin kırmızılarını. Köyün girişinde boynumuza birer şarap bardağı astılar, elimize şarap kuponlarımızı ve değerlendirme karnelerimizi tutuşturdular. 14 değişik şarap evinin şarabından tadıp, şaraplara not vereceğiz.

Saat 16.00’da aracımız bizi bıraktığı noktadan alacak. Goethe Enstitüsü’nden çifte Claudia’larla önümüze çıkan ilk eve daldık. Dördüncü evden sonrası pek net değil ama galiba Claudialardan birini arı soktu, ben yerden çamur alıp yanağına yapıştırdım. Perihan çiğnenmiş ekmek uygulamasını sağlık verdi. Son hatırladığım, ani bastıran yağmurun altında araç beklerken sırılsıklam olmamızdı. Akşam konserde Viyana Orkestrası Tuluğ’un eserini yorumlarken gözümden durmadan akan yaşları, tattığım şaraplara yorduğum oldu ama yanımda oturan Alman çiftle arkamda oturan Macarlar da en az benim kadar heyecanlıydı. Sanatın ve şarabın iyisi sınır filan tanımıyor arkadaşlar. Bizde ikisi de var ama her ikisini de dünyaya kendimizi tanıtmak için kullanmasını bir türlü öğrenemiyoruz.

2010-09-27
Ayşe KULİN – Hürriyet

Macaristan’dan öğrencilerin Balıkesir gezisi

1340199232_ba2Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Küresel ısınma konusunda Türk Milletini uyarmak dostluk, arkadaşlık ve dayanışma duygularını pekiştirmek amacıyla Havran’a geldiklerini söyleyen Avrupalı öğrenciler, Küresel Isınma’ konulu ödüllü resim yarışması düzenleyeceklerini söylediler. Havran Kaymakamlığı ve Havran Belediyesi’nin misafiri olarak Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu binasında misafir edilen öğrenciler, rehberleri öncülüğünde Havran ı inceleyip tanımaya çalışıyorlar. Öğrencilerin, 11 Ağustos 2009 Salı günü Saat 20.00 de küresel ısınma ile ilgili resim yarışması ve toplantı yapacakları öğrenildi.

Macaristan’dan öğrencilerin Maraş gezisi

6501Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan gelen yaklaşık 80 öğrenciyi ağırladı. Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından hazırlanan Avrupa Birliği Enerji Maksimizasyonu Projesi kapsamında İlçemize gelen Macaristan, Finlandiya ve Slovakyalı öğrenciler Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesini ziyaret etti. Macaristan dan 3 öğretmen 7 öğrenci, Slovakya’dan 4 öğretmen 9 öğrenci, Finlandiya’dan 2 öğretmen 11 öğrenci toplam 9 öğretmen 27 öğrenciden oluşan proje ekibi İMKB Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından Afşin’e gezi düzenlendi. Öğrenciler ilk olarak Kahramanmaraş’ın tarihi ve kültürel yönden öneme sahip olan Afşin Eshabı- Kehf Külliyesi’ni ziyaret etti. Ziyarette öğrencilere tercümanlar tarafından külliyenin tarihi anlatıldı. Gezinin amacını anlatan Fen Lisesi Müdürü Fehmi Paksoy, şunları söyledi: ”Avrupa Birliği Proje kapsamında 3 ülkeyle enerji verimliliği ve en az enerji harcayarak çok verimli hale getire biliriz diye bir proje hazırladık. Bu proje kapsamında şuanda Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan öğrencilerimiz geldi.

Asıl projenin en önemli amacı öğrencilerin birbirlerini ve kültürlerini tanımalarını sağlamak. Ülkemizi tanıtmak. Projenin ortak dili İngilizce misafir öğrenciler aileler tarafından misafir ediliyorlar. Bir hafta boyunca şehrimizi her yönüyle, tanıtılacak proje çalışmalarını 2 yıl sürecek. Ülkeler birbirlerine karşılıklı olarak gidip gelecek. Proje çalışmalarının dışında misafirler İlimizin tarihi, kültürel ve turistik mekânları gezdirilerek tanıtım yapılmakta. Ayrıca yöresel halk oyunlarımıza iştirak edip öğrencilerimizle kaynaşan konuk ekiplerin sevinçleri ve ilgileri görülmeyi değerdi.” Bu arada, Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi’ne gelen kız öğrenciler saclarını kapayarak külliye içerisinde dolaştılar. Öğrencilere buradan çok etkilendiklerini belirterek, ”Biz Türkiye’ye gelmeden önce ülke hakkında bilgi edindik. Buradaki kadınlarında bu tür yerlerde inançları gereği saçlarını kapatıyorlar. Bizde bu yüzden saçlarımızı üzerimizde bulunan ceketlerle kapadık” diye konuştular.

Macaristan’da Polonyalı turistleri taşıyan otobüs devrildi: 12 ölü

Macaristan’da Polonyalı turistleri taşıyan bir otobüsün M3 otoyolunda şarampole devrilmesi sonucu 12 kişi hayatını kaybetti, en az 10 kişi ağır yaralandı.

Pazar sabaha karşı, Macaristan’ın Nyíregyháza şehri yönündeki M3 otoyolunda bölümünde bir yolcu otobüsü devrildi. Macaristan Afet Yönetimi Kurumu, ekiplerin olay yerine ulaşarak otobüsün camlarını kırıp yolcuları araçtan çıkarmaya devam ettiğini bildirdi.

Macaristan Afet Yönetimi Kurumu’nun saat 03:00’te yaptığı açıklamaya göre, itfaiye ekipleri şu ana kadar 35 kişiyi otobüsten kurtardı. Bazı yolcuların ise devrilen aracın altında kaldığı belirtildi.

NOX – VIHAR

Zalakaros

Orban’ın izleri siliniyor: Yeni cumhurbaşkanı seçildi

Macaristan’da Viktor Orban’a yakın Cumhurbaşkanı Tamas Sulyok’un görevden uzaklaştırılmasının ardından yerine hukukçu Andras Baka seçildi.

Macar milletvekilleri, Viktor Orban döneminde görevden uzaklaştırılan eski Yüksek Mahkeme Başkanı Andras Baka’yı ülkenin yeni cumhurbaşkanı olarak seçti.

Cumhurbaşkanlığı makamı, Orban’ın müttefiki Tamas Sulyok’un geçen ay tartışmalı şekilde görevden alınmasının ardından boşalmıştı.

Macaristan’da cumhurbaşkanının görevleri temsili ve sembolik.

Orban’ın partisi boykot etti

İktidardaki Tisza partisinin üçte iki çoğunluğa sahip olduğu parlamentoda 73 yaşındaki Baka, 140 oyla cumhurbaşkanı seçildi. Altı milletvekili karşı oy kullandı.

Sulyok’un görevden alınmasının “gayrimeşru” olduğunu savunan Orban’ın partisi Fidesz ise oylamayı boykot etti.

Önceki Cumhurbaşkanı Sulyok’un görevi, Magyar’ın reform girişiminin bir parçası olan anayasa değişikliğiyle sona erdirilmişti.

Macaristan parlamentosunda 199 sandalye bulunuyor, Başbakan Peter Magyar’ın partisi Tisza anayasa değişikliği dahil tüm kritik düzenlemeleri tek başına geçirecek güçte.

Magyar’ın partisi Nisan’daki seçimleri açık farkla kazanarak 16 yıllık Orban iktidarına son vermişti.

Hak örgütlerinden Magyar’a eleştiri

Öte yandan, Avrupa Birliği yanlısı Magyar’ın cumhurbaşkanı hamlesi hak örgütlerinin tepkisini de çekiyor. Sulyok’un görevden alınma biçimini eleştiren hukukçular ve aktivistler, bu hamleyi, Orban’ın “liberal olmayan” sistemini kurarken kullandığı yöntemlere benzetti.

Baka ise, kendisi de benzer bir yasal düzenlemeyle görevden alınmış olmasına rağmen Sulyok’un görevden uzaklaştırılmasını eleştirmedi; “Hukukun üstünlüğünün geçerli olduğu bir ülkede bu tür olağanüstü tedbirler kullanılamaz. Ancak Macaristan (Orban tarafından) ele geçirilmiş bir devlet” sözleriyle başvurulan yöntemi savundu.

Macaristan’ın yeni Cumhurbaşkanı kimdir?

Peter Magyar “Orban’ın adamı” olmakla eleştirdiği cumhurbaşkanını görevden aldıktan sonra yerine “siyasetten olmayan” birisini getirme sözü vermişti.

Nitekim Andras Baka bir hukukçu ve genel olarak siyasetten hep uzak kalmış bir isim. Her zaman Orban rejimini eleştirdi ancak bunu katı biçimde hukuki argümanlarla yaptı, sokak hareketleri veya siyasi toplantılardan uzak durdu.

Baka, 1991-2008 yılları arasında Strazburg merkezli Avrupa İnsan Hakları Mahkemesinde (AİHM) hakimlik yaptı.

AİHM’deki görevinin ardından Macaristan’a döndü ve Yüksek Mahkeme başkanlığına seçildi.

Ülke çapında tanınması ise Orban hükümetinin 2011’deki yargı reformu sırasında onu görevden uzaklaştırmasıyla oldu. Baka, görevden alınmasına karşı AİHM’de dava açtı ve 2016’da davayı kazandı; ancak bir daha görevine iade edilmedi.

Cumhurbaşkanı seçilmesi sonrası Orban’ın partisi Fidesz de onu buradan vurmaya çalıştı. Parti, zamanında Yüksek Mahkeme başkanı olarak görevden alınmasına itiraz eden Baka’nın Sulyok’un görevden alınmasını desteklemesini “ikiyüzlülük” olarak niteledi.

DW

Macaristan: Orban döneminin yandaş medyasında belirsizlik

Macaristan’da yeni yönetim, Orban döneminden kalma medya düzenini sarsmaya devam ediyor. Ülkenin kamu televizyonu 1 aydır haber yayınlarına dönmeyi bekliyor, çok sayıda özel gazete de devlet desteği olmayınca kapandı.

Macaristan‘da devlet yayın kuruluşu MTVA’nın haber programlarını askıya almasının üzerinden bir ay geçti. Çalışanlar hâlâ yeniden göreve dönüp dönmeyeceklerini ve dönerlerse nasıl bir iş yapacaklarını öğrenmeyi bekliyor.

Nisan ayındaki seçimlerde Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarına son veren yeni Başbakan Peter Magyar, Orban kontrolündeki medya sistemini değiştirme sözü verdi.

Orban döneminde MTVA’da 2 binden fazla kişi çalışıyordu ve bu kuruma vergi mükelleflerinin parası “cömertçe” aktarılıyordu. MTVA, hükümetin söylemlerini sorgulamadan izleyicilerine iletiyordu.

Magyar döneminde MTVA kanalları, parlamentonun medya reformu yasasını kabul etmesinden iki hafta sonra, 7 Temmuz’da haber yayınlarını askıya aldı. Kuruluş aynı gün yaptığı bir açıklamayla geçmişte “yalan söylediği” için halktan özür diledi.

Gazeteciler ne düşünüyor?

MTVA’nın yeniden yapılanmasının kısa sürede tamamlanması bekleniyor. Kurum içinden bazı kaynaklar, televizyon haberlerinin 20 Ağustos’ta yeniden başlayabileceğini dile getiriyor.

Hükümet tarafından geçici olarak atanan yönetim ise geri dönüş tarihi konusunda sessizliğini koruyor.

AFP’ye konuşan çok sayıda çalışan, gelişmeler hakkında bilgi almak için kurum içindeki söylentilere güvenmek zorunda kaldıklarını söyledi.

Kapanmaya rağmen MTVA kameramanları hâlâ haber değeri taşıdığı düşünülen olayları kaydetmeyi sürdürüyor ancak bu görüntüler yayınlanmadan arşivleniyor.

Geçiş sürecini denetleyen hükümet yetkilisi Judit Grosz, AFP’ye yaptığı açıklamada, “güvenilirlik ve mesleki standartlar konusunda ciddi ve uzun süredir devam eden sorunların haber yayınlarının durdurulmasını zorunlu kıldığını” söyledi.

MTVA içinde ise tepkiler farklılık gösteriyor.

Magyar’ın müdahalesine tepki

Birçok çalışan, “önceki dönemle bağların koparılmasının” önemli olduğunu söylerken, bazıları haber yayınlarının Orban’ın seçim yenilgisinden sonra zaten tarafsız bir üsluba kavuştuğunu savunarak, yayınların durdurulmasını anlamsız bulduklarını belirtiyor.

Öte yandan yapılandırma süreci kusursuz ilerlemiyor.

MTVA geçtiğimiz günlerde haber programlarının başına, Orban’a yakın medya kuruluşları ve şirketlerde çalışmış bir ismi getirince tepkiyle karşılaştı.

Kamu yayıncısı, Magyar dahil çok sayıda kişinin tepkisinin ardından bu atamayı geri çekti. Ancak bu geri adım daha fazla eleştiriye yol açtı.

Sınır Tanımayan Gazeteciler (RSF) örgütü bölge direktörü Pavol Szalai, AFP’ye yaptığı açıklamada, “Adaylıklar hakkında yorum yapmak ve karar vermek başbakanın işi değildir” diyerek Magyar’ın müdahalesini eleştirdi.

Orban’ın Fidesz partisi ise bu olayı, Magyar’ın yürüttüğü reform sürecini “otoriter” olarak göstermeye yönelik çabasının bir parçası olarak kullandı.

DW

Macaristan’da devir değişti. Orbán’a yakın şirketler çöküşün eşiğinde

Macaristan’da eski Başbakan Viktor Orbán ile bağlantılı şirketler ve iş insanları, yeni hükümetin göreve gelmesinin ardından stratejilerini değiştirmeye başladı. Hükümet değişikliği sonrası devlet projeleriyle büyüyen dev şirketler sert bir rekabetle karşı karşıya kalırken, bazı firmaların tamamen yok olabileceği değerlendiriliyor.

Macaristan’da eski Başbakan Viktor Orbán ile kurdukları yakın ilişkiler sayesinde işlerini büyüten şirketler ve iş insanları, yeni hükümetin işbaşına gelmesiyle birlikte strateji değişikliğine gitti.

Reuters’ın haberine göre, bu durum ülke iş dünyasında son on yılların en büyük yeniden yapılanmasını başlattı.

Eski yetkililer, iş dünyası temsilcileri ve analistlerin değerlendirmelerine dayandırılan habere göre, Orbán’ın 16 yıllık iktidarını nisan ayındaki seçimlerde sona erdiren halefi Péter Magyar’ın partisinin zaferi sonrasında, eski başbakanın yakın çevresindeki milyarderler planlarını gözden geçiriyor.

En ciddi riskler devletin altyapı ihaleleri ve büyük bütçeli projeler sayesinde büyüyen şirketleri bağlıyor.

Söz konusu şirketler artık devlet sözleşmeleri için piyasadaki diğer aktörlerle eşit koşullarda rekabet etmek zorunda kalacak.

“UYUM SAĞLAMAK ZORUNDAYIZ”

Macaristan’ın en büyük inşaat şirketlerinden Market Építő’nün kurucusu Sándor Scheer, Reuters’a yaptığı açıklamada durumu değerlendirdi.

Scheer, “Uyum sağlamak zorundayız ve bunu yapacağız” dedi. Şirketin, devasa devlet projelerine odaklanmayı bırakıp daha fazla sayıda küçük ölçekli sipariş ile konut ve altyapı inşaatlarına yönelmeye hazırlandığını söyledi.

Bu gelişmeler yaşanırken, yatırımcıların Orbán’ın yakın çevresiyle ilişkilendirdiği şirketlerin hisseleri düşüşe geçti. Borsa geneli ise yeni hükümetin daha rekabetçi bir ekonomik politika izleyeceği beklentisiyle yükseliyor.

Seçimlerin ardından inşaat ve enerji holdingi Opus Global, gayrimenkul geliştirme şirketi Appeninn, telekomünikasyon firması 4iG ve ülkenin en büyük ikinci bankası MBH Bank’ın hisseleri değer kaybetti.

Yatırımcılar, bu şirketlerin piyasa değerinden eski yönetimin sağladığı siyasi destek avantajını çıkardı.

Eurasia Group analisti Orsolya Ráczová, yeni hükümet döneminde daha şeffaf bir kamu ihale sisteminin yabancı şirketler için daha fazla fırsat yaratacağını ve piyasadaki rekabeti artıracağını vurguladı.

Ráczová, “Ciddi değişiklikler bekliyorum ve bazı şirketlerin ortadan kaybolacağını düşünüyorum” ifadesini kullandı.

TRİLYON DOLARLIK YOLSUZLUK İDDİASI

Başbakan Magyar, göreve geldikten sonra Orbán döneminde oluşan kamu kaynaklarının dağıtım sistemini gözden geçirme ve olası yolsuzluk şemalarını soruşturma sözü verdi.

Nisan sonunda açıklama yapan Başbakan, eski hükümet başkanıyla bağlantılı “oligarkların” Birleşik Arap Emirlikleri, Uruguay, ABD ve diğer ülkelere onlarca milyar forint tutarında varlık çıkardığını belirtti.

Magyar, mayıs ayında görevi devreden Orbán hükümetini “devlet hazinesini tamamen boşaltmaya çalışmakla” suçladı.

Haziran ayında ise yeni kabine bünyesinde kurulan Dürüstlük ve Şeffaflık Denetim Kurumu Başkanı Ferenc Pál Biró, eski yönetim döneminde yapılan yaklaşık 3,5 milyar avro tutarındaki kamu ihalesinin şüpheli olduğunu bildirdi.

Temmuz ayında hükümet, Ulusal Varlık Geri Alma ve Koruma Dairesi’nin kurulmasını öngören kanun tasarısını parlamentoya sundu.

Yeni yapının, büyük yolsuzluk vakalarını soruşturma, yasa dışı yollarla yurt dışına çıkarıldığı değerlendirilen malları devlete geri kazandırma ve bunlar için mahkeme yoluyla el koyma kararı alma yetkilerine sahip olması planlanıyor.

NTV

Tuna’da sular çekildi, Nazi gemileri ortaya çıktı

Aşırı sıcaklar nedeniyle Tuna Nehri’nde su seviyesi rekor derece düştü. Sırbistan’da İkinci Dünya Savaşı’ndan kalma Nazi savaş gemisi batığı ortaya çıktı.

Tuna Nehri’nde su seviyesinin rekor derecede düşmesi, nehrin geçtiği ülkelerden olan Sırbistan’da İkinci Dünya Savaşı döneminden kalma birçok gemi batığının gün yüzüne çıkmasına neden oldu. Sırp medyasının aktardığına göre, meraklı ziyaretçiler Prahovo limanı yakınlarında ortaya çıkan enkazı görmeye gidiyor.

Nazi filosuna ait söz konusu gemilerin enkazı, geçmiş yıllarda da aşırı sıcak yaz aylarında zaman zaman görünür hâle gelmişti.

Batıkların, Tuna’nın Sırbistan ile Romanya sınırında yer alan, Avrupa’nın en büyük ve en uzun nehir boğazlarından biri olan ünlü Demirkapı Boğazı yakınlarında yoğunlaşmasının nedeni, İkinci Dünya Savaşı’nın son günlerinde yaşanan gelişmelere dayanıyor.

Hitler kendi gemilerini batırmıştı

İkinci Dünya Savaşı’nda Almanya’da iktidarda olan Hitler yönetimi, Karadeniz filosunun bir bölümünü burada kendi eliyle taktiksel amaçla batırmıştı. O zamanlar geri çekilme hâlinde olan Nazi filosu, Sovyet gemilerince takip ediliyordu.

Sovyet donanmasının Tuna’da ilerleyişini durdurmak için Alman ordusu, farklı tip ve boyutlardaki 200 su aracını batırmış, peşindeki düşman gemilerinin ilerlemesini bu şekilde engellemeyi denemişti.

Prahovo yakınlarındaki söz konusu batıklar, özellikle su seviyesinin düştüğü dönemlerde Tuna’daki gemi trafiği için ciddi bir engel teşkil ediyor.

Söz konusu batıklardan en riskli olanlarının nehir yatağından uzaklaştırılması amacıyla Avrupa Birliği (AB) hâlihazırda bir programa destek veriyor. Sırp devlet televizyonu RTS’nin internet sitesinde yer alan haberlere göre, nehirden çıkarılması planlanan 21 batıktan şu ana kadar 7’si alandan uzaklaştırıldı.

DW

16,474FansLike
639FollowersFollow