2026. Nisan 11.
Türkinfo Blog

Türkinfo’da yeni dönem başlıyor

11rollup.2-121x300Değerli Okur!

Sitemiz bugünden itibaren tamamen yenileniyor.

Modern ve kolayca kullanılabilen bir site haritası ve daha kaliteli bir içerik Türkinfo’nun yayın hayatında yeni bir dönemin işareti. Yedi yıllık bir geçmişe sahip olan Türkinfo böylece “çocukluk dönemini” geride bırakmış oluyor ve çağdaş beklentilere daha da yanıt vererek Türk Macar ilişkileri alanında referans yayın organı olma işlevini yerine getirmeye devam ediyor. „Bir tutam Macaristan – Egy csipet Törökország” sloganımızın da kanıtladığı gibi bundan böyle de hem Türkiye’nin ve hem de Macaristan’ın toplum ve kültür hayatının her alanından size bilgiler ulaştırmaya devam edeceğiz.

Bundan yedi yıl önce Türkinfo Macarlara gerçek Türkiye’yi, Türklere de asıl Macaristan’ı anlatmak için yola çıktığında aslında bu alanda yalnız sayılırdık. Bugün artık “Türk Macar dostluğu” her iki ülke açısından hükümet düzeyinde de öne çıkarılan bir strateji haline geldi. Bu durum bizi memnun etmekle birlikte, yaptığımız işin ağırlığını daha iyi hissetmemize de neden oluyor. Çünkü bu ortam kısa vadeli politik etkilerden uzak durmayı öngören Türkinfo yayın ilkelerinin önemini daha da arttırıyor.

Türkinfo’nun yayın ilkelerini bir daha hatırlatmakta yarar var:

Bağımsızız, ancak tarafsız değiliz. Çünkü halklar ve kültürler arasındaki dostluğa ve uluslararası insan haklarına saygı gösterilmeden insanoğluna layık bir geleceğe ulaşamayacağımızı düşünüyoruz.

Çağdaş düşünce akımlarından ve teknik yeniliklerden yanayız, ancak geleneklere de saygı duyuyoruz, çünkü zorla kesintilere uğratılmamış ve barışçıl bir toplum arzuluyoruz.

Her alanda diyalog talep ediyoruz. Çünkü diyalogla çözülemeyecek toplumsal ve tarihsel sorun olmadığını düşünüyoruz, ancak diyalog sürecinde de adaletten taviz verilemeyeceği kanısındayız.

Ve son olarak da sivil toplumsal ilişkilerden ve kar amacı gütmeyen örgütlenmelerden yana olduğumuzu vurguluyoruz. Çünkü Türkinfo deneyiminin de kanıtladığı gibi insanların gönüllü katkılarla kendilerini ilgi duydukları alanda var etmelerinin inanılmaz enerjiler yaratacağını düşünüyoruz.

Değerli okur! Bizim açımızdan okurlar asla sıradan ve pasif bir kitle değildi. Türkinfo şimdiye kadar da siteyi ve tüm faaliyetlerini okurlarına dayanarak gerçekleştirdi. Çünkü okurlarımız hep yanımızdaydı ve aktif varlıklarıyla bize güç verdiler.

Umarız bu bundan sonra da böyle olur.

Okurlarımızın düşünce ve önerileri bizim için bundan sonra da yol gösterici olacaktır.

9 Nisan 2015, Budapeşte

Tarık Demirkan

Türkinfo Yayın Yönetmeni

Kütahya’nın kardeş şehri Avrupa’nın Kültür Başkenti

pecs4Peç, sakin, kargaşasız, trafiksiz ve sadece 150 bin nüfuslu bir şehir. Ama ne şehir! Bir peri sihirli çubuğu ile dokunup, bu şehirde zamanı dondurmuş. Hiç kimse (bir Türk’ün asla anlayamayacağı vatandaşlık terbiyesiyle) asırlar öncesinde inşa edilen binalara bir çivi olsun çakmamış, dokunmamış, yıkıp yerine yenisini yapmamış, üzerine kat çıkmamış. Böylece Batı Roma, Osmanlı, Gotik, Barok ve Rokoko üslupları doğa afetlerinin dışında hiçbir tahrifata uğramadan bu güne kadar gelebilmiş. Avuç içi kadar bir kent, her biri pırlanta taşı değerinde binalarıyla bir açık müze oluşturuyor, sokaklarında dolaşanlara bir insanlık ve medeniyet dersi veriyor. Peç’de gezerken ortaçağdan bu güne, tarihin içinde dolaşıyorsunuz.

BİRARADA YAŞAMA KÜLTÜRÜ KÖK SALMIŞ

Hayat Peç’de 6 bin yıl önce Keltler ve İliryalılarla başlamış. 2’nci yüzyılda Roma İmparatorluğu’nun sonra da sırasıyla Hun, Ostrogot nihayet Frankların eline geçmiş. Macarların burada resmen bir devlet kurmalarının belgeli tarihi, 23 Ağustos 1003, fakat ülke sonradan çok işgal görmüş. Sırbistan’la savaşmış, 16 – 17’inci yüzyıllarda, 150 sene boyunca Osmanlı İmparatorluğunun parçası olmuş. “Bin atlı akınlarda çocuklar gibi şendik/ Bin atla o gün dev gibi bir orduyu yendik/ Geçtik Tuna’dan bir yaz günü kafilelerle”, diye mısralar döşenmiş Yahya Kemal, Mohaç seferi için ama 1780’de Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’na devretmişiz aldığımız yerleri.

1. Dünya Savaşı sonrasında, Avusturya- Macaristan İmparatorluğu’nun da çökmesiyle, Macaristan nihayet özgürlüğüne kavuşmuş. Peç’in geçmişinde böyle gamlı günleri var ama şehrin kültürel kaderi, tarihinden hep çok daha parlak olmuş. İlk üniversitesini 1367, ilk kütüphanesini 1774 yılında kurmuş. Bu gün 34 bin öğrencili, 10 fakülteli üniversitesi, sanatın tüm alanları kapsayan ve sürekli düzenlenen kültür etkinlikleriyle çağdaş ve hareketli bir şehir. Aynı zamanda, değişik etnik ve dini grupları hiç ayırım yapmadan kucaklamasıyla da ünlü. Çünkü çok işgal görmüş. Peç’de Macarların yanı sıra Şvaplar, Sırplar, Hırvatlar, Müslüman Boşnaklar ve Yahudiler yanyana ahenk içinde yaşayabiliyor. Yahudi veya Müslüman çocukların devam ettiği okulların önünde onları muhtemel saldırılara karşı korumak üzere bekleyen polis araçları olmadığı gibi, değişik inançlara sahip dini ibadet yerlerini de yüksek duvarlarla korumaya almaya gerek görmüyorlar. Çünkü kimse ötekinin inancına karşı husumet beslemiyor. İnsanlar huzurlu, mutlu ve özgür, bu şehirde.

İNANÇLARI BULUŞTURAN SZCEHENYI MEYDANI

Bizim Taksim Meydanı’mıza tekabül eden Szcehenyi Meydanı’ndaki Gazi Kasım Paşa Camii’nin damında İslamı sembolize eden yarım ayın üzerinde bir haç var, tam önünde de 1713’de yaptırılan Holy Trinity Meryem Ana heykeli. Meydanın bir başka köşesinde Macarları Türkler’in boyunduruğundan kurtaran milli kahramanları Janos Hunyadi’nin koskocaman bir heykelini dikmişler. Ama daracık sokakları ve cumbalı minik evleriyle Peç’in en romantik mahallesi olan Tetye’nin adının, Türklerin burada tekke olarak kullandıkları bir mekandan geldiğini de inkar etmiyorlar, tıpkı 16. Yüzyılın sonlarında, “aziz” olarak kabul ettikleri Baba İdris adlı Osmanlı âliminin türbesini hâlâ korudukları ve anısını saygıyla yâdettikleri gibi.

Peç’in sokakları ve meydanları kahvehanelerle, barlarla, lokantalarla dolu. Sokaklarda müzik yapan öğrenci grupları dolaşıyor. Özellikle hafta sonları bir üniversite şehri olduğu için, yollar eğlenen gençlerle dolup taşıyor. İstanbul’da nasıl adım başına bir banka varsa, Peç’de de adım başına bir kitapçıya rastlamak mümkün. Kitapçı bolluğu kültür eşikleri hakkında bir fikir verebiliyor. Marka satan dükkanlara hemen hemen hiç rastlanmıyor ama sokak satıcılarının kişisel ürünlerini sergiledikleri pazar yerleri çok revaçta. Macarların uzun süren Sovyet rejiminin etkisinden kurtulmaları belli ki bir zaman alacak, servis sektörü hâlâ çok yavaş işliyor. Bırakın bir yemeğin bir bardak içkinin dahi gelmesi için en az 15 dakika beklemek zorunda kalıyorsunuz. Sabırsız Türkler için dayanılması zor bir durum. Ayrıca Macarlar bizlere göre çok sakin ve mesafeli. Gençlerin doldurduğu kafeteryalarda dahi bağıra çağıra konuşan ya da kahkahayla gülen kimseye rastlamadık.

UNVANI HAK EDİYORLAR Macarlara eğlenmek, gülmek, alışveriş etmek ve hızlı servis vermek adına pek çok şey öğretebiliriz ama onlardan öğreneceğimiz çok önemli bir şey var. Onu da bir örnekle anlatmaya çalışayım: 2000’de UNESCO Dünya Mirası Listesi’ne giren bir Necropolisleri var. 3’üncü yüzyıla ait bu çok katlı Hristiyan mezarlığını ilk kez 1780’de bulmuşlar. Erken devir freskolarını da ihtiva eden mezarlığın kazıları hâlâ sürüyor. Dönem eserlerinin bulunduğu bu mekan ilginç bir geçişle bizi bu günün eserlerinin sergilendiği bir başka mekana çıkarıyor. Ve işte o alanda bir heykel var ki, belki de tüm dünya halklarının etrafında dolaşıp ibret alması gerek! Yakında Vatikan’a taşınacak olan heykele bir yönünden baktığınız da Yahudi yıldızını, diğer yönünden baktığınızda Hristiyanlığın sembolü haçı, bir başka yönden baktığınızda ise İslamı sembolize eden ay yıldızı görüyorsunuz.

Sanatçı, üç semavi dinin sembolünü dahiyane bir uygulamayla bir bütün haline getirmiş. İşte Macar’ların en önemli özelliği bu bence, dinleri, görüşleri, fikirleri bir araya getirip bütünleştirebilme becerileri. Farklılıklardan çatışma değil, bütünleşme yaratabilmeleri. 6 bin yıllık geçmişlerini, tarihin akışı içinde uğradıkları işgalleri, ezaları filozoflara has bir bakış açısıyla, zerre kadar husumet duygusu barındırmadan değerlendirebilmeleri. 6 bin yıllık geçmişi olan bir şehrin birikimini ruhlarına sindirebilmiş insanların yaşadığı Peç, bir Dünya Kültür Başkenti olmayı hak etmiyor mu sizce? Ben kendi hesabıma bu ünvanı onlara helal ettim, gitti!

Peç’te ikinci Türk istilası Peç sakinleri, 20 – 23 Mayıs’ta bir kez daha Türklerin istilasına uğradı. Bu sefer bin atlıyla değil, iki yazar, birer besteci, soprano, neyzen ve dansçıyla gittik. Yazarlardan söz edişim sadece Perihan Mağden’le iki ayrı okulda ve Belediye Salonunda yaptığımız okumalar yok sayılamayacağından. Yoksa ne okursak okuyalım, muhteşem bir konser ve dans gösterisi dururken, bizim okumalar ne yazar! Beslediği Mevlana-Simyacı senfonik şiiriyle ve piyanosuyla Tuluğ Tırpan, neyiyle Burcu Karadağ, sesiyle Sertap Erener ve dansıyla Su Güneş Mıhladız, Macarları resmen büyüledi, esir aldı, gönüllerinde taht kurdu. Bu konsere katılan Peçliler, bundan böyle Türkleri, Burcu’nun ruhlarına üflediği neyle, Sertap’ın Mevlana’nın, Yunus’un, Abdülkadir Meragi’nin mısralarını seslendirdiği kristal sesiyle, Tuluğ’un bestesiyle hatırlayacak. 45 dakika boyunca, üst üste giydiği tennureleriyle hiç duraksamadan dönerek, egosundan arınıp, yeniden doğmayı sembolize eden Su Güneş’i ise hiç unutmayacak. Keşke tüm ülkeleri fethe hep aynı ekiple çıksak! Hiç elimiz boş dönmezdik!

Boynumuzda bardakla köyü gezdik Perihan Mağden’le üç gün boyunca, Goethe Enstitüsü’nün Yollarda projesinin kapsamında üzerimize düşenleri hiç itiraz etmeden yerine getirdik, okumalarımızı yaptık, soruları yanıtladık, video çekimleri yaptık. Pazar günü organizatörler ekibi ödüllendirmek için yakınlarda bir köydeki şarap festivaline götürdü. Akdeniz iklimini andıran güneşli bölgenin zengin toprağında yetişen üzümlerden çok güzel beyaz şarap üretiliyormuş. Hem 630 hektarlık bağlarda yetişen Chardonnay ve Cirfandli şaplarından tadacağız, hem de Villany bölgesinin kırmızılarını. Köyün girişinde boynumuza birer şarap bardağı astılar, elimize şarap kuponlarımızı ve değerlendirme karnelerimizi tutuşturdular. 14 değişik şarap evinin şarabından tadıp, şaraplara not vereceğiz.

Saat 16.00’da aracımız bizi bıraktığı noktadan alacak. Goethe Enstitüsü’nden çifte Claudia’larla önümüze çıkan ilk eve daldık. Dördüncü evden sonrası pek net değil ama galiba Claudialardan birini arı soktu, ben yerden çamur alıp yanağına yapıştırdım. Perihan çiğnenmiş ekmek uygulamasını sağlık verdi. Son hatırladığım, ani bastıran yağmurun altında araç beklerken sırılsıklam olmamızdı. Akşam konserde Viyana Orkestrası Tuluğ’un eserini yorumlarken gözümden durmadan akan yaşları, tattığım şaraplara yorduğum oldu ama yanımda oturan Alman çiftle arkamda oturan Macarlar da en az benim kadar heyecanlıydı. Sanatın ve şarabın iyisi sınır filan tanımıyor arkadaşlar. Bizde ikisi de var ama her ikisini de dünyaya kendimizi tanıtmak için kullanmasını bir türlü öğrenemiyoruz.

2010-09-27
Ayşe KULİN – Hürriyet

Macaristan’dan öğrencilerin Balıkesir gezisi

1340199232_ba2Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Estonya, Romanya ve Macaristan’dan gelen öğrenciler, Balıkesir’in Havran Belediye Başkanı Hasan Lofçalıoğlu’nu makamında ziyaret ederek, küresel ısınma için resim yarışması düzenleyeceklerini belirttiler. Küresel ısınma konusunda Türk Milletini uyarmak dostluk, arkadaşlık ve dayanışma duygularını pekiştirmek amacıyla Havran’a geldiklerini söyleyen Avrupalı öğrenciler, Küresel Isınma’ konulu ödüllü resim yarışması düzenleyeceklerini söylediler. Havran Kaymakamlığı ve Havran Belediyesi’nin misafiri olarak Yüksek Öğrenim Kredi ve Yurtlar Kurumu binasında misafir edilen öğrenciler, rehberleri öncülüğünde Havran ı inceleyip tanımaya çalışıyorlar. Öğrencilerin, 11 Ağustos 2009 Salı günü Saat 20.00 de küresel ısınma ile ilgili resim yarışması ve toplantı yapacakları öğrenildi.

Macaristan’dan öğrencilerin Maraş gezisi

6501Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan gelen yaklaşık 80 öğrenciyi ağırladı. Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından hazırlanan Avrupa Birliği Enerji Maksimizasyonu Projesi kapsamında İlçemize gelen Macaristan, Finlandiya ve Slovakyalı öğrenciler Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesini ziyaret etti. Macaristan dan 3 öğretmen 7 öğrenci, Slovakya’dan 4 öğretmen 9 öğrenci, Finlandiya’dan 2 öğretmen 11 öğrenci toplam 9 öğretmen 27 öğrenciden oluşan proje ekibi İMKB Kahramanmaraş Süleyman Demirel Fen Lisesi tarafından Afşin’e gezi düzenlendi. Öğrenciler ilk olarak Kahramanmaraş’ın tarihi ve kültürel yönden öneme sahip olan Afşin Eshabı- Kehf Külliyesi’ni ziyaret etti. Ziyarette öğrencilere tercümanlar tarafından külliyenin tarihi anlatıldı. Gezinin amacını anlatan Fen Lisesi Müdürü Fehmi Paksoy, şunları söyledi: ”Avrupa Birliği Proje kapsamında 3 ülkeyle enerji verimliliği ve en az enerji harcayarak çok verimli hale getire biliriz diye bir proje hazırladık. Bu proje kapsamında şuanda Macaristan, Finlandiya ve Slovakya’dan öğrencilerimiz geldi.

Asıl projenin en önemli amacı öğrencilerin birbirlerini ve kültürlerini tanımalarını sağlamak. Ülkemizi tanıtmak. Projenin ortak dili İngilizce misafir öğrenciler aileler tarafından misafir ediliyorlar. Bir hafta boyunca şehrimizi her yönüyle, tanıtılacak proje çalışmalarını 2 yıl sürecek. Ülkeler birbirlerine karşılıklı olarak gidip gelecek. Proje çalışmalarının dışında misafirler İlimizin tarihi, kültürel ve turistik mekânları gezdirilerek tanıtım yapılmakta. Ayrıca yöresel halk oyunlarımıza iştirak edip öğrencilerimizle kaynaşan konuk ekiplerin sevinçleri ve ilgileri görülmeyi değerdi.” Bu arada, Afşin Eshab-ı Kehf Külliyesi’ne gelen kız öğrenciler saclarını kapayarak külliye içerisinde dolaştılar. Öğrencilere buradan çok etkilendiklerini belirterek, ”Biz Türkiye’ye gelmeden önce ülke hakkında bilgi edindik. Buradaki kadınlarında bu tür yerlerde inançları gereği saçlarını kapatıyorlar. Bizde bu yüzden saçlarımızı üzerimizde bulunan ceketlerle kapadık” diye konuştular.

Avrupa’nın kaderini etkileyecek seçim… Orban gidiyor mu

Macaristan’da yarın yapılacak seçimler, yalnızca ülkenin yeni liderini değil, Avrupa’nın siyasi yönünü de belirleyecek dönemeç olarak görülüyor. Anketler, Orban’ın 16 yıllık iktidarının, sona erebileceğine işaret ederken; sonuçlar AB, ABD ve Rusya arasındaki dengeleri de doğrudan etkileyecek.

Macaristan’da halk yaın sandığa giderken, 2010 yılından bu yana koltuğunu koruyan Başbakan Viktor Orban son 16 yılın “en zorlu” yarışına hazırlanıyor. Anketler, iki yıl önce kurduğu Tisza Partisi ile siyaset sahnesine çıkan ve geçmişte Orban destekçisi olduğu bilinen Peter Magyar’ın Orban’ı geride bırakarak ülkenin yeni lideri olacağını gösteriyor. Avrupa Birliği, Ukrayna konusunda Rus işgaline karşı ‘çatlak ses’ olarak gördüğü Orban’ın kaybetmesini, ABD ve Rusya ise Orban’ın koltuğunu korumasını istiyor.10 milyon Macarın tercihinin yeni başbakanı seçmenin ötesinde Avrupa’nın Washington ve Moskova ile ilişkilerinde de belirleyici olması bekleniyor.

Avrupa’nın geleceği açısından kritik seçimin arefesinde Magyar’ın yüzde 57 civarında oy alacağını gösteriyor. Aynı ankete göre Orban’ın alması beklenen oy oranı ise yüzde 40 seviyelerinde. Anket sonuçlarının sandık tarafından da doğrulanması halinde, Macaristan’ın 199 sandalyeli parlamentosunda muhalefet yaklaşık 140, Orban’ın partisi ise 50 sandalye kazanmış olacak.

ABD VE RUSYA ORBAN’IN SAFINDA

Macaristan seçimi sadece ülke halkını değil, dünyaya yön vermek isteyen devletleri de harekete geçirmiş durumda. ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, hafta içi Budapeşte’ye giderek Orban’ın düzenlediği “Macar-Amerikan Dostluk Günü” mitingine katılmış, ABD olarak Orban’ın kazanması için ellerinden geleni yapacaklarını söylemişti. Orban’ın kazanmasını isteyen ikinci önemli güç ise Rusya. Kremlin yönetimi, Orban’ın kazanması halinde Macaristan’ı Avrupa’nın enerji dağıtım merkezi yapacaklarının ve Ukrayna üzerinden geçecek petrol boru hatlarının açılmasıyla ucuz enerji sağlayacaklarının sözünü vermiş durumda.

Kaynak ve devamı hurriyet.com.tr

‘Seçilmesi için her şeyi yapacağız’: ABD neden Macaristan Başbakanı Orban’a tam destek veriyor

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, Pazar günü seçimlerin yapılacağı Macaristan’ı ziyaret etti.

JD Vance 7 Nisan’da başkent Budapeşte’de Başbakan Viktor Orban ile bir araya geldi.

Vance basın mensuplarıyla dolu görüşme salonda, ABD Başkanı Donald Trump’la herkesin önünde bir telefon görüşmesi yaptı ve Orban’a desteğini açıklamasının ardından net bir mesaj verdi:

“Biz Viktor Orban’ın yeniden seçilmesi için her şeyi yapacağız!”

Bu cümle, Vance’in, Trump’ın iki haftalık ateşkes öncesi “İran’ı taş devrine döndüreceğiz” tehdidi arasında, neden her şeyi bırakıp bu küçük Avrupa ülkesine, Macaristan’a resmi bir ziyaret yapma gereğini duyduğunun açıklamasıydı.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban ve ABD Başkan Yardımcısı JD Vance

Küresel model değişikliğinde Macaristan’ın önemi

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, 16 yıllık iktidarı sırasında ülkede yeni bir siyasi model yarattı.

Orban’ın “liberal olmayan demokrasi” adını verdiği bu rejim, 1970’li ve 1980’li yıllardan itibaren ağırlık kazanan ve sosyalist toplumların çöküşünün ardından dünyaya damgasını vuran liberal demokrasilerin alternatifi olma iddiasını taşıyordu.

Liberal dünya görüşü hukuk devletini, siyasette çoğulculuğu, azınlık haklarını, kadın özgürlüğünü, iklim ve çevre korumacılığını hedeflerken, ekonomide ise piyasanın mutlak egemenliğini öngörüyordu.

Devleti küçülterek toplumsal denge arayışlarının dışında tutma ve diğer yandan da gelir dağılımında belirleyici olma hakkını piyasaya teslim etme rahatlığı, Batı dünyasında görülmemiş zenginliğe sahip bir elit yaratmıştı.

Ancak bu orta kesimleri zor durumda bıraktığı gibi, dar gelirlileri de kaderlerine terk ediyordu.

Öte yandan Çin ve bazı diğer Asya ülkeleri gibi, genel insan haklarına, sosyal haklara ve işçi haklarına çok önem vermeyen ülkeler ekonomik hamlelerinde olağanüstü başarılı olmuş ve küreselleşen dünya ekonomisinin motoru olma ivmesini yakalamışlardı.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban’ın “liberal olmayan demokrasi” adını verdiği ve daha sonra Trump tarafından öve öve bitirilemeyen bu model, liberal demokrasilere alternatif olarak ortaya atılmıştı.

Bu modelde seçimler vardı ama seçimlerle iktidara gelen parti ülkede adım adım otoriter bir yapı oluşturuyordu.

Temel hak ve özgürlükler, vatandaşların maddi manevi güvence taleplerinin önüne geçemezdi.

Eğer ulusal egemenlik ve güvenlik söz konusu olursa temel hak ve özgürlükler geri plana itilebilirdi.

Devletler her durumda kendi çıkarları doğrultusunda hareket eder, uluslararası hak hukuk ve adalet, ulusal çıkarların önüne geçemezdi.

Gerekirse uluslararası anlaşmalar, sözleşme ve mutabakatlar da devre dışı bırakılabilirdi.

Elbette bu modelde ulusal çıkarların ne olacağına da liderler karar verirdi.

Lider, yarattığı ve kendisine derinden bağlı bir “milli elit” ile ülkenin ekonomik ve siyasi kontrolünü elinde tutar; parlamento, anayasa mahkemesi, basın, ulusal yargı, üniversiteler ve diğer önemli ülke kurumları ikinci plana itilir ve önemsizleştirilirdi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban

Orban modeli nasıl yaygınlaştı?

Viktor Orban’ın bu teorik temeller üzerinde Macaristan’da 16 yıl boyunca hayata geçirdiği siyasi model Avrupa ülkelerinde de takipçiler buldu.

Model bazı Orta ve Doğu Avrupa ülkelerinde hükümet düzeyinde uygulandı, bazı Batı Avrupa ülkelerinde ise radikal sağ partilerin kitleselleşmesinin yolunu açtı.

Elbette bu modelin yaygınlaşmasında, Avrupa Birliği (AB) üyesi Macaristan’ın Rusya, Çin ve Türkiye ile stratejik ilişkiler geliştirmesinin de büyük rolü oldu.

Ama kuşkusuz Orban rejiminin dünya çapında orijinal bir model olarak takdir edilmesinde en büyük pay, benzer görüşlere sahip Trump’ın ABD’de 5 Kasım 2024’te ikinci kez başkan seçilmesiydi.

Trump’ı iktidara taşıyan MAGA (Make Amerikan Great Again-Amerika’yı Yeniden Harika Yap) hareketi, pek çok konferansını Budapeşte’de gerçekleştirdi.

ABD Başkan Yardımcısı JD Vance, 7 Nisan’da Orban ile yaptığı görüşmeler sonrası “Orban ve Trump, Batı medeniyetlerini korudular” ve “Orban modeli Avrupa ülkeleri için örnek alınacak bir model olmalı” derken kastettiği de buydu.

Tisza Partisi lideri Peter Magyar

Macaristan seçimlerinin temel sorusu: Otoriter rejimlerden seçimlerle geri dönüş mümkün mü?

Orban’ın “liberal olmayan demokrasi” adını verdiği otoriter rejimlerle ilgili en büyük tartışma, bu rejimlerin seçimlerle, yani demokratik hakların kullanımı yoluyla oluşmasına rağmen, daha sonra demokratik hakların tırpanlanması nedeniyle geri dönüşün mümkün olup olmadığı sorusu etrafında sürüyor.

Bazılarına göre bu rejimlerde seçimlerin yapılıyor olmasına rağmen geri dönüş çok zor, hatta imkansız.

Devlet partisi haline gelen iktidardaki parti, devletin tüm kaynaklarını kullanarak gücünü mutlaklaştırıyor.

Tek elden idare edilen ulusal basın ve medya, tek tip söylemini ülkenin en ücra köşelerine kadar ulaştırıyor. İktidar propagandasının gürültüsü her türlü muhalif sesi bastırıyor.

Devlet ihaleleri ve yolsuzluklar eliyle yaratılan yeni elit iktidar partisi için muazzam bir mali kaynak yaratıyor. Bu kaynaklar propaganda alanında fütursuzca kullanılabiliyor.

Siyasallaşan ve iktidar partisi çıkarları doğrultusunda çalışan yargı, adalet sistemine olan güveni sıfırlıyor, muhalefetin haklı talepleri yargının zırhına çarpıp etkisizleşiyor.

Ama tüm bunlara rağmen Macaristan’da yapılan son kamuoyu yoklamaları, Orban’ın rejimine muhalefet eden Peter Magyar liderliğindeki Tisza Partisi’nin seçimi kazanma şansının yüksek olduğunu gösteriyor.

Macaristan’da Pazar günkü seçim öncesi kamuoyu araştırma kuruluşu Medián tarafından hvg.hu için hazırlanan ve sonuçları 8 Nisan’da yayımlanan ankete göre, Tisza 199 sandalyeli parlamentoda 138-143 sandalye kazanabilir.

Tisza böylesi bir zafer kazanırsa, anayasayı değiştirmek için gereken 133 sandalyelik (üçte iki) süper çoğunluğu da sağlamış olacak.

Median, 2022’deki seçimleri en doğru tahmin eden araştırma kuruluşlarından.

Macaristan’da hükümete yakın kamuoyu araştırma şirketlerine göre ise iktidar partisi Fidesz önde ancak görünen o ki, Başbakan Viktor Orban, 16 yıllık iktidarı boyunca karşılaştığı en büyük siyasi meydan okumayla karşı karşıya.

Fidesz kökenli Peter Magyar, Şubat 2024’te, eşinin de istifasına neden olan bir çocuk istismarı vakasındaki af skandalı sonrası hükümetin yolsuzluklarına ve yönetim tarzına tepki göstererek partiden ayrılmıştı.

Magyar, atıl durumdaki Tisza Partisi’ni devraldı, kısa sürede dev bir halk hareketi yarattı, 2024’teki Avrupa Parlamentosu seçimlerinde yüzde 29,6 oy alarak dikkat çekti.

Sosyal medyayı çok etkin kullanan Magyar, Orban’ı “elitlere hizmet etmekle” suçluyor ve değişim vadediyor.

Magyar, ABD’nin Orban’a açık destek vermesiyle ilgili olarak ise seçimleri işaret etti, “Macaristan’ın kaderi Washington’da, Moskova’da ya da Brüksel’de değil Budapeşte’de belirlenecek” dedi.

  • Tarık Demirkan BBC

Macaristan’da 16 yıllık Orban dönemine son vermeyi hedefleyen Peter Magyar kimdir, seçim vaatleri neler

Macaristan’da Pazar günü yapılacak genel seçimde 16 yıllık Viktor Orban dönemine son vermeyi hedefleyen 45 yaşındaki Peter Magyar, siyasetteki hızlı yükselişiyle dikkat çeken bir isim.

1981 doğumlu Peter Magyar aynı zamanda Avrupa Parlamentosu üyesi

Magyar, Hukuk Fakültesi’nde öğrenci olduğu yıllarda ve ardından genç bir avukat olarak, Başbakan Orban’ın partisi Fidesz’in (Macar Sivil Birliği) gençlik kollarında çalıştı.

2003 yılında kendisi gibi yine geleceği parlak görülen ve daha sonra Macarsitan Adalet Bakanı da olan Judit Varga ile evlendi.

2023’e kadar evli kalan ve üç çocukları olan çiftin boşanma süreci ve birbirlerine yönelttikleri suçlamalar kamuoyunda geniş yankı buldu.

Magyar, Fidesz hükümetinin genç bürokratlarından biri olarak devlet kurumlarında yöneticilik de yapmıştı.

Şubat 2024’de Varga’nın bir çocuk istismarı vakasındaki af skandalına karışması sonrası, Orban’ın çevresinden uzaklaştı.

Macaristan’ı sarsan çocuk istismarı skandalı

Macaristan’da Çocuk Esirgeme Kurumu’na ait bir yurtta istismara karışan okul müdürünün, Fidesz’te etkili ve itibarlı yakınları sayesinde cumhurbaşkanlığı affından yararlandığı ortaya çıktı.

Bu olayın gazeteciler tarafından ortaya çıkarılması sonrası, Cumhurbaşkanı Katalin Novak ve dönemin adalet bakanı Judit Varga istifa etmek zorunda kaldı.

Toplumu derinden sarsan af skandalı, Fidesz tabanında da sarsıntılara neden oldu.

Zira istifaların nedeni, arka plandaki karanlık ilişkiler zincirinin araştırılmasının engellenmesiydi.

Peter Magyar o dönem kamuoyunda pek tanınmıyordu. O günlerde istifa eden Adalet BVakanı Judit Varga’nın eski eşi sıfatıyla Macaristan’ın önemli podcast yayınlarından “Partizan’a çıktı.

Aslında Magyar’ın amacı, günah keçici ilan edilen ve soruşturma zincirinin daha yukarılara çıkmasını engellemek amacıyla kurban edildiği düşünülen eski eşini korumaktı.

Ancak Magyar’ın heyecanlı ama Macaristan’daki siyasi durumu, yolsuzlukları, karanlık ilişkileri, hükümetin çaresizliğini, gerçekçi ve soğukkanlı bir dille analiz eden konuşması ülkede çok büyük ilgi gördü.

Macaristan’ın eski adalet bakanı Judit Varga, Peter Magyar’ın eski eşi

O günlere dek neredeyse kimsenin tanımadığı bu genç avukat birkaç hafta içinde hedefini büyüttü.

Şubat 2024’deki ilk podcast yayınında “Siyasete girmeyi düşünüyor musunuz?” sorusuna, “Bu çok iyi bir şaka olur” yanıtını vermişti.

Aynı Magyar, 15 Mart 2024’te Fidesz ve hükümet çevreleri ile tüm ilişkilerini kestiğini duyurdu ve siyasete atılacağını ilan etti.

Avrupa Parlamentosu (AP) seçimleri yaklaşıyordu ve Magyar ve çevresindekilerin yeni bir parti kurup seçimlere katılmak için zaman yoktu.

Bunun yerine atıl durumdaki partilerden birini sahiplendiler.

Tisza Partisi (Saygı ve Özgürlük) Partisi böylece Orban’a karşı o güne kadar görülen en büyük muhalefet hareketinin partisine dönüştü.

Parti, Haziran 2024’te yapılan AP seçimlerine katıldı ve yüzde 29 oy alarak ikinci oldu.

Fidesz ve ittifak ortağı Hristiyan Demokrat Halk Partisi (KDNP) oyların yüzde 45’ini alsa da, Magyar kısa sürede önemli bir başarıya imza atmıştı.

‘Teflon siyasetçi’

Birden Macaristran’da ilgi odağı olan Peter Magyar, başta Fidesz tarafından ciddiye alınmadı. Devlet televizyonu ve medyası ondan bahsetmedi.

Başbakan Viktor Orban ve Fidesz’in önde gelen strateji uzmanları, Magyar’ın saman alevi gibi parlayıp söneceğini düşünüyor, onun hakkında görüş belirtmeyi gereksiz görüyorlardı.

Ancak Peter Magyar, karizmatik bir genç siyasetçiydi. Hitabet yeteneği de vardı. Ve Magyar’ın yıldızı özellikle sosyal medyada kısa sürede başladı.

2022’deki genel seçimde “altılı masa” olarak bilinen birleşik muhalefete destek veren ve hayal kırıklığına uğrayan Orban karşıtı seçmen, henüz bir partisi bile olmayan Magyar’ı kurtarıcı olarak görmeye başladı.

Bu nedenle de Orban’ın yeni rakibi aslında çok ciddiye alınmalıydı ve bunun üç nedeni vardı:

  • Birincisi, geldiği yer Viktor Orban’ın tabanını da oluşturan sağ, muhafazakâr kesimdi ancak bu kesimin Orban’ın uygulamaları nedeniyle hayal kırıklığına uğramış, temiz toplumu, hukuk devletini ve Avrupa Birliği’ni (AB) savunan ve hiç de azımsanmayacak bir bölümüydü. Magyar, Orban rejimine dair her şeyi biliyor, gerektiğinde de ortaya dökmekten çekinmiyordu. Tepkisel çıkışıyla toplumda çoğunluğu oluşturan sağ, muhafazakâr seçmeni bölmüştü.
  • İkincisi, Peter Magyar kişi olarak, diğer muhalefet partilerinin liderleriyle kıyaslandığında “sicili temiz” bir siyasetçiydi. Onu eski rejimle, 1990 öncesi dönemin siyasi kalıntısı hareketlerle suçlamak mümkün değildi. O yıllarda henüz bir çocuktu.
  • Üçüncüsü de Magyar, Orban gibi, onun bir zamanlar iktidara gelirken yaptığı gibi genç, dinamik ve hırslı bir siyasetçi olarak göz dolduruyordu. Yolsuzlukları kanıtlarıyla açıklıyor, net vaatlerde bulunuyor, öğretmensiz kalan okulları, çökmekte olan hastaneleri, çocukların istismar edildiği çocuk esirgeme kurumlarını ziyaret ediyor ve her hareketiyle halkta karşılık bulan gündem yaratıyordu.

Tüm bu nedenlerle iktidarın ağır propaganda mekanizması Magyar’a karşı harekete geçti.

Magyar için “Önce eşine şiddet uyguluyor” dendi, sonra bir eğlence yerinde olay çıkardığı ve birisinin elinden telefonunu alıp Tuna Nehri’ne fırlattığı iddia edildi.

Bir zamanlar çalıştığı devlete ait finans kurumunda şaibelere neden olduğu öne sürüldü.

Daha sonra da Fidesz ile bağlantıları ortaya çıkan eski sevgilisi tarafından gizlice kaydedilen ses kayıtları açıklandı. Magyar’ın seçmeni küçümsediği, asıl niyetini sakladığı propagandası yapıldı.

Ama ortaya atılan hiçbir iddia Magyar’a karşı duyulan güveni etkilemedi.

Magyar hakkında iktidar tarafından yaratılmaya çalışılan imaj tutmadı.

Hiçbir şaibe ve suçlamanın ona kalıcı olarak zarar vermemesi nedeniyle Magyar’a “teflon siyasetçi” lakabı takıldı.

İktidarın son kozu: ‘Seks videosu’

Seçimlere altı hafta kala ise bu kez Tisza Partisi’nin genel başkan yardımcısı Mark Radnai adına kurulan sahte bir internet sitesinde “yakında…” başlığı ile bir fotoğraf yayımlandı.

Fotoğraf otel odasına benzeyen bir odayı tasvir ediyordu. Ortasında dağınık bir yatak duruyordu.

Yakında bu sitede muhalefet liderinin bir seks videosunun yer alacağı iddia edildi.

Magyar’ın bu odada yatakta biriyle seviştiği ve bu anların görüntülerinin yayımlanacağı öne sürüldü.

Radnai ise sitenin kendisiyle alakası olmadığını, dolayısıyla suç işlendiğini söyledi ve site için yayın yasağı istedi.

Resmi makamların yanıtı ise “Suç işlenmeden bir site yasaklanamaz. Eğer ilerde sitede bir yasa ihlal edilirse, bundan zarar gören kişi mahkemeye başvurabilir” oldu.

Peter Magyar bunun üzerine açıklama yaptı, “İktidar propagandası rezil bir yola girdi” dedi ve ekledi:

“Ben yalnız yaşayan genç bir erkeğim ve cinsel hayat yaşadığımı da inkâr etmiyorum. Ama gizli çekimlerle hakkımda video yayınlamak özel hayatıma ahlaksız bir saldırı olur.”

Diğer muhalefet partilerinden Magyar’a destek

Macaristan’da geleneksel muhalefet blokunda yer alan birçok parti, oyların bölünmesini önlemek ve Viktor Orban’ın 16 yıllık iktidarına son verebilmek amacıyla seçimlere katılmayacaklarını açıkladı.

Momentum, MSZP (Sosyalist Parti), LMP (Yeşiller), Párbeszéd (Diyalog) ve Jobbik, “muhalefetin en güçlü adayı” destekleme kararı aldı.

Yani 2022’de yüzde 35 oy alan “altılı masa”, eski başbakanlardan Ferenc Gyurcsany’in liderliğindeki Demokratik Koalisyon Partisi dışında, dolaylı olarak Peter Magyar’a destek vermiş oldu.

Kamuoyu araştırmaları, Gyurcsany’in partisinin de yüzde 5’lik barajı aşarak parlamentoya giremeyeceğini gösteriyor.

Bu da Macaristan’da eski muhalefet partilerinden hiçbirinin parlamentoda yer alamayacağı ve 1990’dan sonra ülkede siyaset sahnesindeki Fidesz dışındaki tüm aktörlerin sahneden çekilmesi anlamına gelecek.

Peter Magyar hem seçimi kazanmak hem de gerekli anayasa değişikliklerini yapmak için parlamentoda üçte iki çoğunluk sağlamak istiyor

Magyar’ın vaatleri neler?

Peter Magyar, seçimi kazanmaları halinde sadece hükümet kurmakla kalmayacaklarını ve Orban rejimini de “adım adım çözeceklerini” iddia ediyor.

Magyar, seçimi kazanması halinde uygulayacağını açıkladığı ve bazıları ancak parlametonda üçte iki çoğunluğun sağlanması halinde hayata geçirilebilecek eylem planı şöyle:

  • AB’yle ilişkiler normalleştirilecek. Avrupa Savcılığı, Macaristan’da da kurulacak.
  • AB’yle en büyük çatışma noktası olan hukuk devleti uygulamalarına geri dönülecek. Macaristan hakkı olan AB fonlarına tekrar kavuşacak.
  • Başbakanlık görevi sadece iki dönem yani sekiz yıl üstlenilebilecek. 16 yıldır görevde olan Viktor Orban bu süreyi aşmış kabul edilecek, yani Orban’a siyaset yasağı getirilmiş olacak.
  • Orban hükümeti tarafından önce kaçak göçmenler nedeniyle ilan edilen, sonra da pandemi ve Ukrayna savaşı gerekçesiyle sürdürülen olağanüstü hal kaldırılacak. Ülke kararnamelerle değil, parlamentodan çıkacak yasalarla yönetilecek.
  • Devlet kurumlarına, kilit mekanizmalarına yerleştirilen Fidesz’in kadroları tek tek görevden alınacak
  • Devlet televizyonun haber dairesi derhal feshedilecek. Bağımsız yayıncılık için devlet radyo ve televizyonları yeniden yapılandırılacak.
  • Yolsuzlukla Mücadele Bakanlığı kurulacak
  • Kamu ihaleleri, yandaş iş insanlarına verilen destekler ve AB fonlarının geçmişte nasıl dağıtıldığı denetlenecek.
  • Fidesz çevrelerine aktarıldığı tespit edilen ulusal servetin geri alınması için özel takip birimleri ve soruşturma savcılıkları kurulacak.

Füzéri vár

PoWeR – Mélyben

Macaristan’da seçim öncesi ‘TürkAkım’ gerginliği: Orban ve rakibi Magyar ne diyor?

Rusya’dan Orta Avrupa’ya Türkiye üzerinden gaz taşıyan TürkAkım Boru Hattı yakınlarında dün bulunan patlayıcı maddeler etkisiz hale getirildi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Sırbistan’daki gelişme sonrası Ulusal Savunma Konseyi’ni acil toplantıya çağırdı.

Toplantıda, hattın Macaristan topraklarından geçen kısmının ordu tarafından korunması kararlaştırıldı.

Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto hattın korunması için Macaristan, Rusya, Türkiye ve Sırbistan arasında mutabakata varıldığını duyurdu.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban bugün Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ile birlikte TürkAkım Boru Hattı’nı koruyan askeri birlikleri denetledi ve basın toplantısı düzenledi

Macaristan’da muhalefet ise Başbakan Viktor Orban’ı 12 Nisan Pazar günü yapılacak genel seçim öncesi “gereksiz bir gerginlik ve korku ortamı yaratarak seçmenleri manipüle etmekle” itham ediyor.

Viktor Orban’ın seçimdeki en büyük rakibi Peter Magyar, başbakanı, “Rus danışmanlar tarafından yönlendirilerek panik yaymakla” suçladı.

Orban ise “Ukrayna-Avrupa Birliği-Almanya” ekseninin, Macaristan’ın ucuz Rus yakıtı almasını engellemek ve yaklaşan seçimlerde kendi “kukla” başbakanları Magyar’ı dayatmak için komplo kurduğunu öne sürüyor.

Orban ayrıca Magyar’ın seçimi kazanması halinde, kuracağı hükümetin Macaristan’ı “Avrupa’nın Rusya’ya karşı açtığı savaşa sürükleyeceğini” savunuyor.

Patlayıcılar kime ait?

TürkAkım Boru Hattı’na birkaç yüz metre mesafede sırt çantaları içinde patlayıcıların bulunduğu nokta, Sırbistan’ın Kanija şehri yakınlarında ve Macaristan sınırına 15 kilometre uzakta.

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksander Vucic, boru hattı yakınlarında patlayıcı maddeler bulunmasının “ülkenin enerji altyapısına yönelik bir suikast girişimi” olabileceğini söyledi.

Orban’la iyi ilişkileri olan Vucic’in açıklaması sonrası Macar uzmanlar araştırma yapmak üzere olay gerine gitti.

Orban ve Vucic aynı zamanda, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin’e yakın iki siyasetçi.

Macaristan Başbakanı Viktor Orban bir süredir, Ukrayna’nın ülkesinin ulusal enerji kurumlarına saldırı girişimlerinde bulunabileceğini iddia ediyor.

Macaristan hükümeti son gelişme sonrası Ukrayna’yı suçlamadı ancak hükümete yakın medyada çıkan bazı haberler, Sırbistan’da yaşananların Ukrayna ile ilişkilendirilebileceğini gösteriyor.

Sırbistan medyasında ise patlayıcıların ABD menşeli olduğu ve hedefin de ülkedeki bir gaz deposu olabileceği yönünde haberler yayımlandı.

Sırbistan Ulusal Askeri Güvenlik Kurumu (VBA) Başkanı Duro Jovanic, patlayıcıların ülkesindeki bazı kaçak göçmen gruplarına ait olduğunu, kimliği tespit edilen bir kişinin arandığını ve olayın Ukrayna ile bağlantısının olmadığını söyledi.

Macaristan’da muhalefetteki Tisza partisinin lideri Peter Magyar

Macaristan-Ukrayna gerginliği seçim malzemesi mi yapıldı?

Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Rusya-Ukrayna savaşının 4 yıldan uzun süredir devam etmesinin sorumlusu olarak Kiev yönetimini görüyor.

Viktor Orban, Avrupa Birliği’nin Ukrayna’ya yardım etmesinin ve Rusya’ya karşı alınan ambargo kararlarının uygulanmasını da, Macaristan’ın veto hakkını sistemli şekilde kullanarak engelliyor.

Budapeşte-Kiev hattındaki gerginlik, Macaristan’da yapılacak genel seçim öncesi arttı.

Orban, Ukrayna’nın Macaristan’ın elektrik enerji santrallerine, doğal gaz ve petrol tesislerine saldırı düzenleyebileceğini iddia ederek, tüm bu tesislerin Macar ordusu tarafından korunacağını duyurdu.

“Ukrayna’nın olası saldırısıyla Macaristan’ın savaşa sürüklenmek istendiğini” savunan Orban, bunun engellenmesinin tek yolunun, kendisinin genel seçimden yeniden galip çıkması olduğunu vurguluyor.

16 yıldır Macaristan’ı yöneten Orban’ın seçim kampanyasında verdiği en önemli mesaj, “Beni seçerseniz, çocuklarınız cephelerde savaşmaya gönderilmeyecek”.

Macaristan’da muhalefet de işte bu nedenle Orban’ı “gereksiz bir gerginlik ve korku ortamı yaratarak seçmenleri manipüle etmekle” suçluyor.

Tarık Demirkan – BBC

Sándor Márai: Bolzano’da Son Sahne

Ünlü Giacomo Casanova hapisten kaçtıktan sonra Bolzano’ya sığınır ve burada Venedik’in puslu kanallarından uzak, sınır kasabasının taş sokaklarında geçmişin hayaletleriyle karşılaşır: Yıllar önce ardında bıraktığı, şimdi bir kontun eşi olan Franceska artık başkasının dünyasında, başkasının yasalarıyla çevrili bir hayat sürmektedir. Giacomo ise bir kahraman değil, kendi ihtişamının gölgesinde yaşayan bir adamdır. Onun dönüşü hem geçmişte kalmış bir aşk hikâyesini hem de zamana, iktidara ve geçmişe karşı girişilen bir düellonun fitilini ateşleyecektir.

Márai bu romanda maceranın değil, karakterin içsel çöküntüsünün peşinden gider: Bolzano’da Son Sahne görkemin yitirilişini, arzunun gururla, geçmişin bugünle çatışmasını lirik ve keskin bir dille işleyen derinlikli bir metin.

“Sándor Márai, çökmekte olan bir dünyanın keskin gözlemcisi ve anlatıcısıydı.”

Le Monde

Künye
ISBN9789750766626
Ürün AdıBolzano’da Son Sahne
YazarSándor Márai
ÇevirmenTarık Demirkan
YayıneviCan Yayınları

Macaristan Genel Seçimleri 2026

TÜSES Çevrim İçi Söyleşileri kapsamında düzenlediğimiz toplantımıza sizi davet etmek isteriz.

Macaristan Genel Seçimleri ’26
Sandığa saatler kala güç dengeleri

🎙️ Konuşmacı: Tarık Demirkan
🎯 Moderatör: Celal Korkut Yıldırım

📅 9 Nisan 2026 Perşembe
🕗 20.00 (Türkiye saatiyle)
💻 Zoom

Macaristan’da seçim öncesi son tablo, güç dengeleri ve olası sonuçları birlikte değerlendireceğimiz bu oturumda sizleri de aramızda görmekten memnuniyet duyarız.

Osmaniye’de Macar Kültür Günü Festivali Düzenlendi

Osmaniye İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü tarafından organize edilen Macar Kültür Günü Festivali, Cebelibereket Kültür Merkezi bünyesindeki Béla Bartók Konferans Salonu’nda gerçekleştirildi.

Etkinliğe Osmaniye Vali Yardımcısı Sıtkı Özmen, Osmaniye Cumhuriyet Başsavcısı Uygur Kaan Arısoy, Üniversitemiz Rektörü Prof. Dr. Turgay Uzun, İl Kültür ve Turizm Müdürü Burhan Torun ile çok sayıda davetli katıldı.

Etkinlik öncesinde fuaye alanında Macar mutfağına özgü ikramlar sunularak davetlilere kültürel bir deneyim yaşatıldı. Açılış konuşmaları İl Kültür ve Turizm Müdürü Burhan Torun ile Macar Kültür Merkezi Müdürü Áron Sipos tarafından gerçekleştirildi. Konuşmalarda, Türkiye ile Macaristan arasındaki kültürel bağların önemine vurgu yapılarak bu tür organizasyonların kültürel etkileşimi güçlendirdiği ifade edildi.

Devamı ve fotğraflar

16,474FansLike
639FollowersFollow