Macaristan Başbakanı Viktor Orban, Avrupa’nın Ukrayna’daki stratejisinin “bir felaket” oluğunu belirterek “Avrupa’da yeni güvenlik mimarisinin zamanı geldi. Türkiye kesinlikle bunun içinde olmalı. Türkiye olmadan uzun süreli barış, Avrupa için mümkün değil.” dedi.
Orban, ülkesinin gözlemci sıfatıyla katıldığı Kazakistan’ın başkenti Astana’da düzenlenen Türk Devletleri Teşkilatı (TDT) Devlet Başkanları Konseyi 10. Zirvesi’nde konuştu.
Geçen aylarda inişli çıkışlı gelişmeler yaşandığını, Türk devletleri açısından olumlu gelişmelerin olduğunu belirten Orban, “Avrupa’da ikilem yaşanıyor. Avrupa’nın siyasette zorluklarla karşı karşıya olunduğunu söyleyebilirim. Avrupa perspektifinden küresel güvenlik konusu hiç bu kadar kötü olmamıştı. Soğuk savaştan beri bu kadar zor bir güvenlik durumuyla karşı karşıya kalmamıştık.” ifadelerini kullandı.
Bir yıldan uzun zamandır devam eden Rusya-Ukrayna Savaşı’nın, Orta Doğu’daki silahlı çatışmaların, AB ülkelerine yönelik silahlı tehditlerin, göç dalgalarının Avrupa siyasetini zorladığını vurgulayan Orban, Avrupa’nın ekonomi ve Ukrayna’daki savaş konularında yol ayrımında olduğunu söyledi.
Orban, Avrupa’da ekonomi politikası konusunda farklı fikirlerin olduğuna işaret ederek “Avrupa’nın çıkarına olan nedir? Bir küresel ekonomi bloku oluşturmak mı yoksa farklı ekonomiler arasında bağlantılılığı artırmak mı? Bir ekole göre blok yaratılmak isteniyor. Önce Avrupa-Rusya ekonomik işbirliği kesildi. Şimdi farklı düşünülüyor. Bu ilişki Çin ile de kısıtlanmak isteniyor. Buna, ‘riskten kaçınmak’ deniyor. Başka bir ekol daha var, Macaristan buna da yakın. Biz işbirliğini güçlendirelim diyoruz. Birbirimize bağlıyız. Birbirimize ihtiyacımız var. Rekabetçi olabilmek için yapılacaklar var. Macaristan şuna inanıyor. Gelecek dönemde global bağlantılılığın artırılması, güçlendirilmesi lazım.” değerlendirmesini yaptı.
Macaristan Kültür Bakanlığı, LGBTİ+ içeriklerin olduğu dünya basın fotoğrafları sergisini 18 yaşın altındaki kişilerin de ziyaret etmesine izin verdiği gerekçesiyle müze müdürünü görevden aldı.
Serginin son gününde müzenin önünde bekleyenler – Fotoğraf K.K. Türkinfo
Reuters’ın haberine göre, Macaristan’da faşist Mi Hazank (Anavatanımız) partisi, ülkede LGBTİ+ içeriklerin 18 yaşın altındaki kişilere erişimini yasaklayan yasal düzenlemeye atıfta bulunarak hükümetten inceleme başlatmasını talep etmişti. Parti, talebinde, 2021 yılında yürürlüğe giren, 18 yaş altı kişilerin erişimine açık kitap ve filmlerde ‘eşcinselliğin gösterilmesi ve teşvik edilmesini’ yasaklayan yasaya atıf yapmıştı. Kültür ve İnovasyon Bakanı, bugün müze müdürünün görevden alındığını açıkladı.
‘KURUMUN YASAL YÜKÜMLÜLÜKLERİNİ YERİNE GETİRMEDİ’
Bakanlıktan yapılan açıklamada, Ulusal Müze Müdürü Laszlo Simon’un ‘kurumun yasal yükümlülüklerini yerine getirmediği’ gerekçesiyle görevden alındığı ifade edildi. Simon da Facebook hesabından haberleri doğrulayan bir paylaşım yaparak ‘müzenin kasıtlı olarak hiçbir yasaya aykırı hareket etmediğini’ söyledi. Simon, müzenin ‘zaman kaybetmeden’ yaş sınırlamasıyla ilgili uyarıyı internet sitesinde yayınladığını bildirdi.
Yazıya başlamadan
önce belli hazırlıklarım vardır. Az da olsa yanımda çikolata bulundururum. Bir
de konuya uygun bir müzik seçerim. Ben çalışırken, fonda usul usul çalsın. İyi
oluyor.
Bu defa
başlamazdan evvel– açık söyleyeyim biraz da gaza gelirim umuduyla- Onuncu Yıl
Marşı’nda karar kıldım.
Cemal Reşit
Rey’in eseri.
Sözler; Faruk
Nafiz Çamlıbel-Behçet Kemal Çağlar…
Kenan Doğulu’nun
“sevimli hale getirdiği müzik” yazıda eşlikçim.
tattaatatiiiitatataaa
…
Bayraklar
eller havayaaaa bugün coşkuluyuz …
Bugün mutluyuz
bugün bayramımız vaarrr…
çıstakçıstak…
Çıktık
açık alınla ooon yılda
her savaştan…
On yılda on
beş milyon genç yarattık her yaştan…
Demir ağlarla
ördük anayurdu dört baştan…
Demirağ mı
kalmış…Tren, hele de hızlı tren hiç güzel çağrışımlar yaratmıyor bende. Beş yıl
önceki Çorlu tren kazası mesela… O trende ölen Arda Sel’in annesi Mısra Öz’ün
hak arama mücadelesi…
Demirağlarda
takılı kaldım. Marşın sözleri gayya kuyusu gibi beni içine çekiyor. Çok
sevdiğim garlardan soğumama neden olan 2015 Ankara Gar katliamı! İŞİD’in
patlattığı canlı bombalar neticesinde ölen 104 insan.
On yılda
yarattığımız on beş milyon genci nasıl da heba ettik…
Bunlardan
bahsetmenin sırası mı?
Mutlu bir 100. yıl
yazısı yazacağım.
Müziği
değiştireyim.
Kenan Doğulu
yaramadı bana…
Zaten bu marşın
sözleri eskidi diye ellinci yıl marşını ezberlettirmişlerdi.
Yıl 1973. Zihnim İstanbul Erkek Lisesi’nin konferans
salonuna ışınlandı şimdi.
Cumhuriyetin
ellinci yıl kutlamalarına hazırlanıyorduk.
Hocanın adı,
neydi, neydi?
Üstünden elli yıl
geçmiş hatırlamam tabii.
Ama lakabı hala
aklımda.
“Kıllı”
öğretmişti ellinci yıl marşını.
Beste Necil Kazım
Akses.
Söz Bekir Sıtkı
Erdoğan:
Müjdeler var
yurdumun toprağına taşına
Erdi
Cumhuriyetim elliiii şeref yaşına
Bu rüzgârla
şahlanmış dalga, dalga bayrağım…
Cumhuriyet
özgürlük insanca varlık yolu
Atatürk’ün
çizdiği çağdaş uygarlık yolu…
Yaşasın hür
ulusun, soylu gencim, benliğim
Yaşasın şanlı
ordum, sarsılmaz güvenliğim…
Bu marşı gururla
söylediğim 1973’den tam yedi yıl sonra 80’de darbe oldu, gençler hapishanelere
tıkıldı, reşit olup olmadığına bakmaksızın Erdal Eren’in boynuna ipi
geçirenler, “asmayalım da besleyelim mi” dediler. Ellinci yıl marşı da iyi gelmedi bana…
Son bir hamle
daha. Bir Cemal Reşit Rey, Necil Kazım Akses kısaca bir Alex değilse de Norm
Ender’e şans vereyim. “Parla”nın sözü, bestesi kendisine ait:
Ram,
pam,ram,pa-pa-pam…
Yürüyoruz
arkadaş-lar, içimde bir telaş var
Bu kutlu gün
bizim; zafer düğün bizim; zafer, düğün bizim
Görüyoruz
arkadaş-lar darbeler, savaşlar
Sırtımız yere
gelmiyor bizim…mavi gözlerin gibi biz bu yurda aşığız..Duysuuuun cihan duysuuuun biriz… Parlaaaa hilal ve
yıldızım/parla beyaz ve kırmızım/ Sensin yolum cumhuriyet/parlaaaaa 100
yaşındasın…
Müzik şirketi
babala tv imiş. Babala’nın sahibi Oğuzhan Uğur
daha da zengin oldu. Olsun tabii, gözümüz yok. Mesele o değil de…
Youtube’dan izlediğim Norm Ender’in
marşını sunduğu programda; gazeteci
Özlem Gürses uzatılan mikrofona şöyle diyor:
“Çok sönük
geçiyor yüzüncü yıl, ben bundan çok şikayetçiyim, bambaşka bir yüzüncü yıl
hayal etmiştim”.
Oğuzhan
yanıtlıyor:“ Sönük geçmesinin sebebi de”…
Sonra
sessizlik.
Oğuzhan’ın yukarı
kaldırdığı kaşlarından, yana eğdiği başından,
Özlem’in gülümseyerek başını aşağı yukarı oynatarak onaylamasından
sebebi arif olan seyirci anlıyor. “Silivri soğuktur şimdi” lafındansa bu jest-mimik
oyunlu yanıtı yeğlerim. O laftan nefret ediyorum çünkü.
Cumhuriyetin
yüzüncü yılında sindirilmenin, korkunun imparatorluğu hüküm sürüyor.
Bayrak
sallamakla, kırmızı giymekle, marşlarla olacak gibi değil. Artık bırakalım hamaseti.
Eşit yurttaşları
olacağımız demokratik bir cumhuriyet üzerine düşünelim. Sözümüzü çekinmeden
söyleyebildiğimiz, hukuka inandığımız bir ülkede kazanımlarımızı elden
bırakmadan Cumhuriyeti daha da yükseltelim.
Marşlarla falan
kendimi gaza getirme çalışmalarım sonuçsuz kaldı. Türkinfo Vakfı’nın
düzenlediği geceye dair izlenimlerimi olduğu gibi düzden aktarıyorum:
30 Ekim
2023 Pazartesi günü Türkinfo
Budapeşte’de bir akşam yemeği düzenledi. Maksat birlikte olmak, birlikte
Cumhuriyetin 100. Yılını kutlamaktı.
Cumhuriyet bayramı kutlaması için 29 Ekim yerine 30 Ekim tarihinin
seçilmesinin nedeni, Büyükelçiliğimiz tarafından düzenlenen resepsiyon ile
çakışmaması içindi. Yemek ve bayram kutlaması için tarih saptarken;
Türkiye’de bir gün öncesinde Filistin ile dayanışma mitingi
düzenleneceğini, kutlamaların çeşitli tarihlere yayılarak çeşitli yerlere
dağıtılarak yapılacağını bilmemiş, bilememiştik.
Yemek 13. Bölgedeki Boğaziçi Etterem’
de gerçekleşti. Yüz yirmi kişi lokantanın içine sığamadık, dışarıya taştık.
Gençler fedakârca dışarıda oturdular. Salon ve masalar bayraklarla
donatılmıştı.
Fındık lahmacunlar dağıtılırken Vakfın Başkanı Tarık Demirkan kısa bir
konuşma yaptı. Macar katılımcılar için konuşma metninin Macarcası da masalara
dağıtıldı. Lahmacunlar soğuk, Adana
kebap sıcaktı. Türkinfo gönüllüleri ile, davetimize icabet eden
arkadaşlarımızla yeni rakılarımızı tokuşturduk. Masadaki Macarlar rakıya ne
kadar su koymaları gerektiğini sordular.
Macaristan’ın eski Ankara Büyükelçisi Gábor Kiss ve sevimli eşi Dóra, başyazarımız Flesch István
da aramızdaydı.
Gecenin sponsoru Synergy şirketiydi. Şirket çalışanlarına ayrılan masalarda
sarışın olmayan başlı erkeklerin çoğunlukta olduğunu gördüm. Orta masalarda ise
kırmızı beyaz elbiseli sarı saçlı Macarlar göze çarpıyordu.
Attaşe Kft kurucusu Naci Bey sayesinde Macarlar pistte Ankara havası oynuyor, at kuyruklu Macar davulcu, bütün parçalara aynı 9/8 ritmsizliği ile eşlik ediyordu. İşte tam o esnada olay mahallini terk ettim ve dışarıya, gençlerin yanına kaçtım.
Yazı bitti.
Bursalı post rock grubu She Pas Away’i dinleyeyim. Linki eklesem telif yemem değil mi?
Türkinfo Vakfı’nın Budapeşte’de düzenlediği Modern Türkiye Cumhuriyeti’nin kuruluşunun 100. yılı kutlama yemeği 120 kişilik katılımla coşku içinde geçti.
Türkinfo Vakfı başkanı Tarık Demirkan tarafından yapılan açılış konuşlması:
DEĞERLİ KONUKLAR, SEVGİLİ DOSTLARBUGÜN BURADA ÇOK ÖNEMLİ BİR GÜNÜ ANMAK İÇİN BİR ARAYA GELDİK.
BU AKŞAM BU DOSTLAR SOFRASINDA, TÜRKINFO VAKFI’NIN ORGANİZASYONUYLA VE SYNERGY ŞİRKETİMİZİN DESTEĞİYLE MODERN TÜRKİYE CUMHURİYETİNİN KURUŞULUŞUNUN 100. YILINI KUTLUYORUZ.
YÜZ YIL ÖNCE, BİR ENKAZ ÜZERİNDE BAĞIMSIZ VE EGEMEN BİR ÜLKE KURANLARI, ORTAÇAĞ KARANLIĞINI SONA ERDİRME GAYRETİNİ SEVGİ, SAYGI VE RAHMETLE ANIYORUZ.
ÜLKEMİZDEN MEMLEKETTEN UZAKTA OLMAMIZ, BU TARİHİ GELİŞMENİN ÖNEMİNİ DAHA İYİ ANLAMAMIZA YARDIM EDİYOR. ÇÜNKÜ YÜZ YIL ÖNCE ANADOLU’DA YAKILAN ATEŞLE ASLINDA ÜLKEMİZİN EVRENSEL GELİŞME ÇİZGİSİNE OTURDUĞUNU ŞİMDİ DAHA İYİ KAVRIYORUZ!
BU HEPİMİZ İÇİN BİR BAYRAM!VE GERÇEK BAYRAM ASLINDA BU KUTLAMANIN GÖREV GİBİ GÖRÜLDÜĞÜ DEVLET TÖRENLERİNDEN ÇIKIP HALKA MAL OLMASI.
BİZ HALKIZ, HALKIN ÇOCUKLARIYIZ!
VE İŞTE BAYRAKLARIMIZLA, MASALARIMIZDAKİ YEMEKLERİMİZLE, İÇKİLERİMİZLE, , MÜZİĞİMİZLE, DAVULUMUZLA, HALAYIMIZLA BU BAYRAMI HAKKIYLA KUTLAMAK İÇİN BİR ARAYA GELDİK.
KADEHLERİMİZİ MODERN CUMHURİYETE,
İLERİDE DAHA DA GELİŞTİRECEĞİMİZ DEMOKRASİYE,
BİZİ BUDAPEŞTE’DE BİR ARAYA GETİREN TÜRK MACAR DOSTLUĞUNA,
VE BU BAYRAMLARI İLERİDE DE KUTLAMAYA DEVAM ETMEK ÜMİDİYLE, HEPİMİZİN SAĞLIĞINA KALDIRIYORUZ.
Göçmenler arkalarında ateş küllerini, çikolata ambalajlarını ve unutulmuş eşyaları bırakarak hızla kuzeye doğru ilerliyorlar.
Yakılan ateşin ardında kalan küller, çikolata ambalajları, bazen de kayıp bir pasaport…
Bunlar göçmenlerin, Macaristan’ın Slovakya sınırını geçtiklerini gösteren birçok izden bazıları.
Ancak o bölgenin sakinleri bunları nadiren görüyor.
Orta Avrupa’da bulunan iki ülke arasında uzanan 676 kilometrelik sınıra sahip Slovakya, Macaristan Başbakanı Viktor Orbán’ın göçmenlik karşıtı söylemine rağmen artış gösteren yasadışı geçişlerle mücadele etmek için son zamanlarda gözetim operasyonlarını güçlendirdi.
Orta Avrupa’da, Ortadoğu’dan çok sayıda mültecinin akın ettiği 2015-2016 senaryosunun tekrarlanmasını önlemek için Brüksel’in onayını gerektiren olağanüstü önlemler alınıyor.
Ancak müreffeh Almanya’ya giderken Sırbistan’dan AB’ye açılan kapı olan Macaristan üzerinden geçmek kaçınılmaz oluyor.
Slovakya sınırına yakın bir köy olan Hunt’ta yerel halk, göçmen sayısındaki artışı fark ettikten sonra yaz sonunda devriye gezmek için girişimde bulundu.
Fransız Haber Ajansı’nın yerel toplum merkezi sorumlusu Victoria Tknos, “Onları görürsek onlarla mesafemizi koruyoruz” dedi.
Bazı sakinlerin, onlarla karşılaşma korkusuyla artık nehir kenarında veya ormanda kamp yapmadığını belirten Tknos, şu açıklamayı yaptı:
Ama gerçekte onları pek göremiyoruz. Kaçakçılar onları bırakıyor ve sonra da sınıra gitmelerini söylüyor.
Macaristan’ı geçme zorluğu
Komşu Drigglebalank kasabasındaki Belediye Başkanı David Rigo düzenli olarak kasabayı geçen küçük polis araçlarını gözlemliyor ve yetkililerin ihlalcileri tutuklamak için kullanabileceği imkanların sınırlı olduğunu belirtiyor.
Ancak bu kişilerin amacı, göçe karşı düşman bir ülkeden en kısa sürede kaçmak.
Viktor Orban ise güneyde inşa edilen çitleri geçebilenleri geri püskürtmeleri konusunda polise baskı yapıyor.
Sığınmacılar artık başvurularını Macaristan topraklarında yapamıyor ve başvuru yapmak istedikleri ülkelerin komşu ülkelerdeki büyükelçiliklerine gitmeleri gerekiyor ki bunu da çok az sayıda kişi yapabiliyor.
Son resmi istatistiklere göre geçen yıl yalnızca 10 kişi mülteci statüsü aldı.
Bu politikası onu Avrupa Birliği Adalet Divanı’nda defalarca mahkûmiyetle karşı karşıya bıraksa da milliyetçi lider bunda ısrar etti.
Filistin yanlısı gösteriler ve Batı Avrupa’da artan saldırı tehlikeleri karşısında Viktor Orban yakın zamanda alınan önlemler sayesinde “göçün rol oynadığı terör tehdidini Macaristan’dan uzaklaştırma” başarısını kutladı.
Ancak Orban, komşu Avusturya ve Slovak siyasi sınıfının bazı üyelerinin, göçmenlerin kendi topraklarından geçmesine kasıtlı olarak izin verdiğinden şüphelenmesi nedeniyle ikili bir oyun oynamakla suçlanıyor.
Kaçakçıların serbest bırakılması
Political Capital araştırma kuruluşundan analist Rudolf Birx, konuyla ilgili şu bilgileri paylaştı:
2015’te olduğu gibi sığınmacıların geçişini kolaylaştırmak hükümetin çıkarınadır. Çünkü onları Avrupa Birliği içinde bir siyasi baskı kartı olarak kullanabilir. Hatta göçmenlere karşı yürütülen kampanyadan sonra Viktor Orban’ın müttefiki olan Robert Fico zafer kazandı. Budapeşte, Brüksel’in göç politikasını protesto etmek amacıyla son aylarda 1.500’den fazla kaçakçıyı serbest bırakarak yangını körükledi.
İzleme operasyonlarına rağmen Slovak tarafına gelen gönüllüler, her gün onlarca kişinin sınırı geçtiğini gördüklerini söylüyor.
Göçmenlere yardım eden sivil toplum kuruluşu olan Marina’nın acil müdahale ekibinden sorumlu Katarina Levchikova’nın açıkladığı gibi, gömenlerin çoğunluğunu Suriye vatandaşları oluşturuyor ve bu insanlar aile üyelerinin ve arkadaşlarının yaşadığı Almanya’ya gitmek istiyor.
Avrupa’nın en büyük ekonomisine Eylül ayı sonu itibarıyla 25 binden fazla sığınma başvurusu yapıldı. Bu rakam, 2022 yılının tamamından daha fazla.
Yıllarca Türkiye’de kaldıktan sonra savaştan ya da ekonomik krizden kaçan bu mülteciler, sıkı teller ve denetimlerle karşı karşıya kalmalarına rağmen, kararlı bir duruş sergiliyorlar.
David Rigo, “Eğer Macaristan’da durdurulurlarsa ve güneye geri gönderilirlerse, bir sonraki hafta geri dönecekler” dedi.
Macar Kültür Merkezi, Macaristan’ın ulusal şairi Sándor Petőfi’nin şiiri “Yiğit János”a adanmış, aynı başlığı taşıyan, interaktif ve macera dolu bir sergiye ev sahipliği yapıyor.
Liszt Enstitüsü – İstanbul Macar Kültür Merkezi, 1848-49 Macar İhtilali ve Özgürlük Savaşı’nın önemli liderlerinden, Macarların ulusal şairi Sándor Petőfi’nin 200. doğum yıldönümünü 2023 yılı boyunca bir dizi etkinlikle kutlamaya devam ediyor. Bu etkinliklerin son ayağında, usta şairin 27 bölüm ve 370 dörtlükten oluşan, kukla tiyatrosundan Rock operasına kadar birçok alana uyarlanan epik şiiri “Yiğit János”u anlatan sergiye yer veriyor.
Osmaniye Kültür ve Turizm Müdürlüğünce Kastabala antik kentindeki amfitiyatroda düzenlenen konseri, Vali Erdinç Yılmaz, Garnizon Komutanı Tuğgeneral Ahmet Burak Yürüten, mülki erkan ile davetliler ve vatandaşlar dinledi. Osmaniye Kültür ve Turizm Müdürü Burhan Torun’un açılış konuşmasını yaptığı proğramda Osmaniye Valisi Erdinç Yılmaz Macar sanatçı Tilla Török’e plaket vererek Karatepe Kilimi hediye etti.
Osmaniye İl Kültür ve Turizm Müdürlüğü Facebook
Tilla Török; Osmaniye Korkut Ata Üniversitesi Mimarlık Tasarım ve Güzel Sanatlar Fakültesi çok sesli korosunun seslendirdiği Cumhuriyet’in 100. yıl dönümü için yazılan “100. Yıl Marşı”na da eşlik etti.
A weboldalon cookie-kat használunk, amik segítenek minket a lehető legjobb szolgáltatások nyújtásában. Weboldalunk további használatával jóváhagyja, hogy cookie-kat használjunk.