Kanuni Sultan Süleyman Döneminde Osmanlı-Macar Askeri ve Diplomatik İlişkileri
16. yüzyılda Orta Avrupa’da büyük bir hâkimiyet mücadelesi vardı. Osmanlıların Macar topraklarındaki askerî ve siyasi faaliyetleri Geza David-Pal Fodor’un editörlüğündeki bu eserde teferruatlı olarak ele alınmıştır. Kitapta Yavuz Sultan Selim döneminde Macaristan ile yürütülen barış müzakereleri, 1521’de Belgrad’ın fethine giden süreç, Sirem sürgünleri, 1528 Osmanlı-Macar ittifakı, Osmanlıların Macaristan topraklarındaki askerî gücünün niteliği, Macaristan’da barut üretimi, Kale dizdarı Pojegalı Hacı Mehmed Ağa’nın hayatı, Kırım Hanlığı’nın 1598’de Erdel ile kurmaya çalıştığı ittifakla ilgili çalışmalar bir araya getirilmiştir.
Yeditepe Yayınevi
| Barkod | 9786256270718 |
| Basım Yılı | 2025 |
| Cilt Durumu | Karton Kapak |
| Dil | Türkçe |
| Ebat | 13,5 x 21 |
| Kağıt Türü | Kitap Kağıdı |
| Sayfa Sayısı | 296 |

Macaristan: Çocuklara İstismara Kitlesel Protesto
Budapeşte’de on binlerce kişi, devlete bağlı bir çocuk bakım kurumunda ortaya çıkan istismar skandalı nedeniyle hükümetin tutumunu protesto etti.
Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de on binlerce kişi, devlete bağlı bir çocuk bakım kurumunda ortaya çıkan istismar skandalı nedeniyle hükümetin tutumunu protesto etti.
Macaristan’ın kendi Epstein skandalı denilen ve Macar çocuk bakım ve gençlik merkezlerinde cinsel ve fiziksel istismara dair görüntüler çıktıktan sonra 50 binden fazla kişi, Cumartesi günü sokaklara çıkarak Başbakan Viktor Orbán’ın istifasını istedi.
Muhalefet lideri Peter Magyar, geçtiğimiz günlerde bugüne kadar gizli tutulan 2021 tarihli resmi bir raporu kamuoyuna açıklamıştı. Rapora göre, devlet korumasındaki çocukların kaldığı kamu kurumlarında bulunan her beş çocuktan biri istismara maruz kaldı. Açıklama ülkede tepkilerin büyümesine yol açtı.
Protestocular Budapeşte sokaklarını doldururken, yürüyüşün önünde taşınan pankartta “Çocukları koruyun!” yazısı yer aldı.

László Krasznahorkai’nin Nobel edebiyat ödülünü alırken yaptığı konuşma
„Haşmetmeap, Ekselansları Hanımlar Beyler, Değerli Ödül Sahipleri, Sayın Hanımlar, Beyler,
İsveç Akademisine, Nobel Vakfına teşekkür ederek sözlerime başlamak istiyorum.
Teşekkür ederim!
Tüm yayıncılarıma, çevirmenlerime teşekkür ederim. İsveç Akademisi binasına, bu binada, Nobel Edebiyat Ödülü’nin nihai olarak kime verileceği kararının alındığı anda salonu aydınlatan insanın içini ısıtan ışığa teşekkür ederim.
Gyula şehri Ortodoks kilisesi görevlisi ve aynı zamanda ayakkabıcı, vadesi geldiği için artık aramızda olmayan Kerekes Amca’ya teşekkür ederim,
1960 yılında havuz başındaki kaydırağın ikinci basamağında bana bebeklerin bu dünyaya nasıl geldiklerini anlatan ve bu bilginin ağırlığı altında ölmeyi arzuladığım dostum Jóská Pálnik’e teşekkür ederim.
Benden altı yaş büyük ağabeyimin arkadaş çevresine girebilmek için On iki yaşında okuduğum ve o andan itibaren hayatımı değiştiren Şato romanının yazarı Franz Kafka’ya teşekkür ederim.
Sırılsıklam aşık olduğum ilk otuz bir kıza, ve özellikle de Marti Klinkovic’e teşekkür ederim.
Gyula şehrinin tanınmayan şairlerinden kendilerine hayran olduğum ve bu hayranlığıma tahammül edebilen Ernő Szabó ve Imré Simonyi’ye teşekkür ederim.
En çarpıcı Macar öykü yazarı olan ve yarattığı hayaletlerle mücadelesini kaybeden ve artık hayatta olmayan Péter Hajnóczy’e teşekkür ederim.
Klasik Yunan sanatçılarına,
Ve İtalyan Rönesansına,
Sözcüklerin sihirli gücünü gösteren Attila József’e,
Fyodor Mihaylovic Dostojevski’ye,
Ve beni hep kreşten eve götüren ve dünyayı olduğundan daha farklı da görebileceğimi bana anlatan ağabeyime,
William Faulkner’e,
Kioto şehrine,
Değerli dostum Thomas Pynchon’a,
Tanrısı için Johann Sebastian Bach’a,
Kimseye itaat etmemem için beni uyaran Pati Smith’e,
Agnes Baltsa’ya, Natalie Dessay’e, Jennifer Larmore’a, Caballe Monserrat’a Teresa Berganza’ya ve Emma Kirkby’nin sesine,
renkleri yok ederek renkleri gösteren, çünkü filmlerinde tüm günahlarına rağmen sevilmesi gereken bir suçlu gibi konuşan Bela Tarr’a,
Artık hayatta olmayan dostum Allen Ginsberg’e,
Çin İmparatoru’nun eli kalem tutan bilgelerine,
Extremadura şehrinin son kurduna,
Yaratılan doğaya,
Sziddharta prensine,
Macarca’nın kendisine
Tanrıya
Minnet ve şükranlarımı sunarım.

Macar mimarların ‘Doğu’ya yolculuğu İstanbul’da sergileniyor
Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi, 20. yüzyıl başından bugüne Macar mimarların Doğu’ya yönelişini anlatan ‘Doğu’dan Evrensele’ sergisine ev sahipliği yapıyor.
Macar Kültür Merkezi, Macaristan Sanat Akademisi ve Macaristan Mimarlık Müzesi iş birliğiyle hazırlanan “Doğu’dan Evrensele, Macar Mimarların Dönüşen Arayışları” sergisi, Tarık Zafer Tunaya Kültür Merkezi’nde 10 Aralık 2025’te açılıyor. Sergi, 9 Ocak 2026’ya kadar ziyaret edilebilecek.

Çöldeki İttifak
Gyula Kemeny, Lajos Somogyi
“Büyük Savaş” olarak adlandırılan Birinci Dünya Savaşı sırasında, Avusturya-Macaristan’a ait askerî birlikler, müttefik Osmanlı birliklerine askerî, tıbbi, teknik ve lojistik destek sağlamak üzere Osmanlı topraklarında savaşmıştır. Tamamı Macar uyruklu askerlerden oluşan bir İmparatorluk ve Kraliyet Dağ Topçu Obüsü birliği, 1916-1918 yılları arasında Sina-Filistin Cephesi’ndeki çatışmalara katılmıştır. Avusturya-Macaristan birliklerinin tarihi, Avusturyalı, Macar ve Türk tarihçiler tarafından incelenmişse de bu birliklerde görev yapan askerlerin kişisel anıları henüz gün yüzüne çıkarılmamış ve yayımlanmamıştır.
Bu bağlamda, 15 yıl önce Macaristan’da kurulan Büyük Savaş Araştırmaları Kamu Vakfı ve Büyük Savaş Blogu ailesi olarak geçtiğimiz yıllarda, Sina-Filistin Cephesi’nde savaşan topçu birliklerinde görev yapmış ve günlük tutmuş iki yazarın yazılarını sunmaktan mutluluk duyarız. Telefoncu olarak topçu bataryalarında görev yapmış Lajos Somogyi ile bir topçu bataryasında doktor olarak görev yapan Albay Dr. Gyula Kemény’e ait ve fotoğraflarla desteklenen bu günlükler, Sina-Filistin Cephesi hakkında bildiklerimizi yepyeni ve bugüne kadar bilinmeyen ayrıntılarla zenginleştirecektir.
| Liste Fiyatı: | 495,00 |
| Çevirmen: | Emre Saral |
| Çevirmen: | Gabol Fodor |
| Yayın Tarihi: | 04.12.2025 |




























