2026. Ocak 22.
Türkinfo Blog Oldal 141

Avrupalı öğrenciler Bursa Karacabey’de Türk okçuluğunu öğrendi

Karacabey Ortaokulu tarafından hayata geçirilen uluslararası Erasmus+ “Eğlenceli Matematik” projesi kapsamında Bursa’nın Karacabey ilçesine gelen Macaristan, Romanya ve Slovakyalı öğrenci ve öğretmenler, ziyaretler kapsamında Karacabey Belediyesi Ulubatlı Hasan Okçuluk Kulübünü ziyaret etti. Belediye Başkanı Ali Özkan’ın da yer aldığı etkinlikte yabancı öğrenciler, ok atışı da gerçekleştirdi.

BURSA (İGFA) – Karacabey Ortaokulu tarafından hayata geçirilen uluslararası Erasmus+ “Eğlenceli Matematik” projesi kapsamında Karacabey’e gelen Macaristan, Romanya ve Slovakyalı öğrenci ve öğretmenler, ziyaretler kapsamında Bursa’nın Karacabey Belediyesi Ulubatlı Hasan Okçuluk Kulübü’nü ziyaret etti.

Proje kapsamında Karacabey Ortaokul öğrencileri, daha önce Slovakya, Macaristan ve Romanya’da ziyaretler gerçekleştirmişti. Projenin son ayağında ise projede yer alan diğer ülkelerden öğrenciler Karacabey’e gelerek, 1 hafta süren bir programa dahil oldu. Proje kapsamında yurtdışından 12 öğretmen ve 20 öğrenci Türkiye’ye geldi.

Devamı

Sırbistan gaz ihtiyacının yüzde 38’ini Macaristan’da depolayacak

Sırbistan Cumhurbaşkanı Aleksandar Vucic, ülkesinin ihtiyacı olduğu gazın yüzde 38’ini Macaristan’da depolamaya ilişkin anlaşmaya varıldığını açıkladı.

Başkent Belgrad’da basın toplantısını düzenleyen Vucic, ülke ve dünya gündemini değerlendirdi.

Rus enerji şirketi Gazprom ile yapılan anlaşmayla Sırbistan’ın ihtiyacı olan gazın yüzde 62’sinin sağlanacağına işaret eden Vucic, “Kalan yüzde 38’inin ise Macaristan’da depolanacağına dair anlaşmaya vardığımızı müjdelemek isterim. Gelecek iki ayda Macaristan’da 147 milyon metreküp gaz depolayacağız.” dedi.

Sırbistan’ın 1 Eylül’e kadar 400 milyon metreküp gazı rezerve edeceğini belirten Vucic, hedefin 700 milyon metreküp olduğunu söyledi.

Vucic, Rusya-Ukrayna savaşı nedeniyle dünya genelinde yaşanan gıda krizine ilişkin, “Şeker, un ve yağ yeterli miktarlarda var. Problem teşkil eden petrol ve gaz fiyatlarındaki artışlar. Bu artışların elektrik enerjisine en az şekilde yansıtmaya çalışıyoruz.” diye konuştu.

Elektrik enerjisinde fiyatların “korkunç” derece arttığını vurgulayan Vucic, Rusya-Ukrayna savaşının yeni bir ivme kazanmasıyla durumun çok daha karmaşık olacağını sözlerine ekledi.

Vucic, Avrupa Birliği (AB) üyelik sürecinde kararlılıkla ilerleyen Sırbistan’ın aralık ayına kadar birçok sorumluğu yerine getirmesi gerektiğini belirterek Belçika’nın başkenti Brüksel’de gerçekleşen zirvede Balkanlar’ın temel konu olmadığını daha çok savaşın ele alındığını söyledi.

Rusya-Ukrayna savaşında taraf tutmayan Sırbistan’ın tutumuna ilişkin Vucic, şunları kaydetti:

“Kimseyi kızdırmak için bu şekilde konuşmuyoruz. Siyasette rasyonellik ve faydacı yaklaşım vardır. Çoğunluğunun AB yatırımı olduğu şirketlerde 300 bin insanımız çalışıyor. AB’nin bizim için ne kadar önemli olduğunu görmüyorsanız yapabileceğim bir şey yok. Ancak Rusya’ya yaptırım uygulayıp uygulamayacağımıza saygı duymanızı isteriz, zira Rusya ve Çin de bizim için önemli.”

Artı49

Macaristan’daki Konfüçyüs Enstitüsü’nün Kuruluş Yıl Dönümü Kutlandı

 

21 Haziran 2022. Macaristan’daki ELTE Konfüçyüs Enstitüsü’nün kuruluşunun 15. yıl dönümü Salı gecesi Budapeşte’de kutlandı. Kutlamaya Macaristan Kültür ve İnovasyon Bakan Yardımcısı Eszter Vitalyos ve Macaristan’daki Çin Büyükelçiliği Maslahatgüzarı Liu Bo dahil yaklaşık 100 kişi katıldı.

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yer alan Eotvos Lorand Üniversitesi (ELTE) Konfüçyüs Enstitüsü’nün kuruluşunun 15. yıl dönümünün kutlandığı bir törende aslan dansı yapan sanatçılar…

Cansu Sizgen ve İdil Emiroğlu ile bir söyleşi: patchwork tadında bir panayır

MANYI – Kulturális Műhely geçtiğimiz ay ilginç bir etkinliğe ev sahipliği yaptı. Genç ve adı duyulmamış görsel sanatçılardan alanında isim yapmış fotoğrafçılara pek çok ismin işlerinin sergilendiği “Kitap formunda sanat[1]” isimli ana serginin yanı sıra, yerel caz gruplarından dj’lere, vegan-dostu Türk yemeklerin olduğu bir mutfağa, sanatçıların işlerini alıcıya sunabildiği bir markete ve iki atölye etkinliğine yer verilen bu panayır-vari etkinlik her yaştan ve kesimden “Budapeşteliyi” bir araya getirdi. Fiatalok Fotóművészeti Stúdiójának’ dan (Genç Fotoğrafçılar Stüdyosu) Zsófia Puszt ve Gábor Dóka’nın başı çektiği “Herkes için fotoğraf kitabı ve fanzini![2]” ile Szilvia Hunyadvári’nin yönettiği “Ekolojik baskı ve mücellitlik[3]” atölyeleri de sanatçılarla interaktif geçen serginin ana temasını tamamlayıcı nitelikteydi- ikincisi özellikle çocuklar ve aileleri tarafından pek bir rağbet gördü. MANYI’nin hoş bir köhneliği olan mimarisinin oda oda farklı duyulara hitap etmeye yönelik organize edildiği, sergi için gelenin müzik için kaldığı, müzik için geleninse (belki de ilk kez) mercimek köftesi tattığı(!) patchwork bir panayırdı “Kitap formunda sanat”. Biz de bu tümleşik etkinliğin mimarları, İzole ekibinden Cansu Sizgen ve İdil Emiroğlu’ ile bir söyleşi gerçekleştirdik, onlardan zihinlerini biraz bize açmalarını, bu etkinliğin arka planını anlatmalarını istedik.

Bir not: Röportajda ayrımın elzem olduğu bir kısım hariç sorulara bir ağızdan cevap verdikleri için kimin kim olduğunu özellikle belirtmedik.

Öncelikle İzole ismi ve konsepti nasıl oluştu sormak isterim? Yola nasıl çıktınız?

İdil’in pandemiden çok önce düşünmeye başladığı bir konseptti bu. İkimiz de türlü sanat aktivitelerini takip eden ve sanat çevrelerine giren insanlarız. Kendi deneyimlerimizden yola çıkarak ihtiyaçlarımızı belirledik ve fikirlerimizden keyif alabilecek insanları düşünerek, bu insanları bir araya getirmek istedik. İzole kelimesinden başlarsak, bu şehirde birçok insan, farklı kültür, sanatçı ve sanat okulu/ekolü var ve bunlar genelde ayrı galeri ve okullarda, yani kendi bünyelerinde performans gösteriyorlar. Amacımız bunları kendi konseptimiz çerçevesinde “izole etme” fikriydi. Budapeşte gibi ulaşımın kolay olduğu bir şehirde pop-up etkinlikler oluşturarak insanları özel hayatlarından, rutinlerinden, günlük yaşantılarından çıkartıp tek bir konu üzerinde buluşturup diğer şeylerden izole edebilmek. Aslında pandemide negatif bir çağrışım kazanan “izole” kelimesine “sanat veya yaratıcılık için diğer şeylerden “izole olmak” anlamında tekrar pozitif bir anlam kazandırmaya çalışıyoruz gibi düşünebiliriz. Logoda da görüldüğü gibi beş farklı alan var (görsel sanatlar, mutfak sanatları, canlı performanslar, network kurma). Bunlar bir araya geldiğinde bir izole sağlanmış olunuyor, yani kendi içerisinde farklı alanların, farklı duyuların doyumunu tek bir etkinlikte sağlamayı hedefleyen bir konsept bicimi yaratmaya çalıştık. İki gün süren ilk etkinliğimizde diğer farklı dalları kullanarak esas serginin de daha fazla parlamasını sağlayabildik.

O halde biraz ilk etkinliğinizden biraz bahsedelim. Organizasyonun arka planını biraz anlatabilir misiniz?

İlk etkinlikte beş alanın beşi de tek tek organize edildi. Yemeği Vedat Akdağ, müzik kısmını David Papp kürete etti. Serginin sanat küratörlüğünü ise İdil Emiroğlu ve Anita Farkas yapti. Etkinlikte iki tane de kitap yapımı ile ilgili atölye çalışması yaptık. Bu organizasyonların akışını ve katılımcıların davetlerini sosyal medya üzerinden ikimiz yaptık.

Görsel, duysal, tatsal, sosyal, gerçekten farklı duyulara hitap eden entegre ve ilginç bir etkinlikti. Mimari acıdan da ilginç bir yer seçmişsiniz. Yas gurupları açısından da 7’den 70’ e bir kitle vardı. Böyle bir şey hedeflediniz mi?

Aslında markamızın kimliğinde ulaşılabilirlik ve çeşitliliği ön planda tutmaya çalışıyoruz. Hem farklı sanat alanlarını hem de farklı yaş ve ilgi alanlarından insanları bir araya getirmek ve kapsamak amacındayız. O yüzden ilk etkinliğimizin her yaş grubundan, her kesimden insana hitap edebilir olmasını hedefledik. Amaçlarımızdan biri de sanatın herkes için olduğu, herkesin söz hakki sahibi olabileceği bir ortam yaratabilmek. Sergideki soru-cevap etkinliği de herkesin fikrini ifade edebilmesini amaçlıyordu. Biz, sanat veya sanatçının sadece kendi içinde izole bir şekilde bulunmasını değil oraya gelen herkesle ilişkide olması fikrini benimsiyoruz ve savunuyoruz. Bu 7 yaşında bir çocuk da olabilir 70 yaşında sadece sergiye gelen bir kişi de olabilir. Soru-cevap kısmında sergideki kitapların yanındaki kavanozlara herkes istediği soruları -anonim veya değil -yazıp bırakabiliyordu. Bununla amacımız bu sanat izleyicilerinin daha sonra sanatçılarla bir araya gelerek kendilerini rahat ve güvende hissettikleri bir alanda iletişime geçmesini sağlamak, sanatı ve sanatçıyı ulaşılabilir kılmaktı. Biraz da hedefimiz sanatın sadece elit bir zümrenin gittiği “sıradan” tabir edilen insanın girmeye bile çekindiği galerilerden, daha ulaşılabilir daha rahat bir mekâna taşımaktı. Mekân seçimimiz de bu yönde oldu. Sanatçılardan da daha önce böyle bir şey yapmadıkları ve farklı görüşlerden farklı kimliklerden gelen yorum ve soruların kendi sanatlarını geliştirmek ve farklı insanlar açısından nasıl görüldüğünü anlamak açısından çok faydalı olduğu yönünde geri dönüşler aldık. Bu da demektir ki bu bizim arabuluculuk rolünü üstlendiğimiz platform ve alışveriş aslında sadece izleyiciye değil sanatçıya da yarar sağlıyor.

Sanatın ve sanatçının korkunç bir şey olmadığı gibi bir bakış açısı getirmek için de uğraştık diyebiliriz. Yani aslında daha kolay ve ulaşılabilir olmayı hem mekanla hem konseptle kurmaya çalıştık. Aynı zamanda sergi kitlesiyle, müzik kitlesi, market kitlesi ve atölye etkinliğine gelenler de birbirlerinin alanlarına girebilmiş oldu. Yani sergi etkinliğini bizim yaptığımız gibi bütünleşik bir formatta tasarlayınca aslında sadece atölye etkinliğine gelen, ya da sadece müzik için orada bulunan insanlar da spontane bir şekilde sergiyi de görmüş, oradaki müzisyenin icra ettiği müziğe de “maruz kalmış”, yabancı kültürden bir mutfağı da tatmış oldu. Çünkü sanatı görmek rastgele de olabilmeli, ve bunu biraz daha tesadüfileştirmek, plansız programsız ve spontane bir şekilde sanatla buluşmayı sağlamakta amaçlarımızdan biriydi.

Yani amacınız ve rolünüz insanları bariyerler olmadan otantik bir şekilde sanatla buluşturmak, ve sanatçılarla aralarında bir bağlantı sağlamak; bu etkileşim için bir köprü oluşturmak ve arka planı, güvenli alanı sağlamak diyebilir miyiz?

Evet iki günlük bir etkinlik yapmak da buna bağlı, senin günlük hayatındaki gün boyunca gidip istediğin saatte katılabilmek seçeneğini vermek de buna bağlı. Daha spontane, ve kontrolün seyircide olduğu bir alan olduğunda korkunç olmayan, gergin olmayan bir ortam oluşuyor, sanatçılar da bundan çok keyif aldılar. Bu tarz işlerde olmak istediğini söyleyen çok fazla sanatçı oldu.

İlk serginin fotoğraf kitabi üzerine olması da bu anlamda önemli! Bunun sebeplerinden biri de sanatın dokunulabilir ve fiziksel bir şey olduğu, bağ kurulan bir şey olduğunun görülmesi. Eğer duvara asili bir sanat formu olsaydı yine aramızda mesafe olacaktı onunla. Bu formun seçilmesi seyirciyle eserin arasındaki mesafeyi azaltmak, kendi isteği gibi kendi istediği süre etkileşebilmesini sağlamaktı, esere dokunabilmek de bu anlamda önemliydi.

Biriniz görsel sanatçı, diğeriniz sosyolog…. Bir yandan farklı gruplardan insanları, herkesin en azından bir şey bulabileceği bir ortamda bir araya getirmek, entegre etmek, bir yandan da bazı sınırlardan, bazı bariyerleri kaldırmaktan ve bir “izolelik” halinden bahsettiniz.  Siz Macaristan’da iki Türk olarak bu etkinliği planlarken nasıl bariyerlerle karşılaştınız? Bahsettiğiniz amaçların kendi kişisel geçmişinizle nasıl bir ilişkisi var?

Soldan, Cansu Sizgen ve İdil Emiroğlu

I:Cansu’yla, farklı altyapılardan farklı geçmişlerden geliyoruz ama aynı ihtiyaçlara benzer engellere varıyoruz.

C:Coğrafyaya özgü engeller de, ihtiyaçlar da var. Sadece buraya ait olan. Örneğin İstanbul’da olsa ne olur diye çok düşündük ve bambaşka sorunların karsımıza çıkabileceğini konuştuk.

I: Ben 5 yıldır Budapeşte’deyim ve grafik tasarım ve fotoğraf bölümlerini bitirdim. Burada olduğum surece bu tarz sanat etkinliklerinde hep bulundum veya bu etkinlikleri düzenleyen gruplara giremediğim de oldu. Öncelikle bir dil bariyeri var. Macarca konuşmadan sergilerde interaktif olmak oldukça zor, haliyle bir yer edinmek de zorlaşıyor. Bu yüzden çok-kültürlülüğe önem vererek yoğunlukla Macar kitlesinin de İngilizceyi kullandığı bir ortam oluşturduk. Hedef kitle de böyle bizim gibi burada yaşayan veya İngilizce konuşabilen sanatçılar oldu. Bir engeli bu şekilde kaldırdığımızı düşünüyorum. Sanatçı soru cevaplarında sanatçılar için hem İngilizce hem Macarca konuşan ve çeviri yapabilen bir moderatör (Noemi) seçtik ve o alanı esnek bıraktık.

C: Bende 7 sendir buradayım ve Egei Reggeli diye bir kahvaltı markası yaratmıştım birkaç sene önce. Dili biraz konuşuyoruz ve sürekli öğreniyoruz ama yine de anadil seviyesinde öğrenmesi hiç kolay bir dil değil Macarca. Pratik olarak sürekli Macarca kullandık ama sosyal medyada yazı dilimizi İngilizce yapmaya karar verdik çünkü

İngilizce’nin enternasyonalliğini kullanmak vizyonumuza daha uygun geldi.

Zaten gerçekten katılmak isteyen herkes bir şekilde dahil oldu ve onlarla Macarca iletişim kurmak için elimizden geleni yaptık. Dolayısıyla kimse kendini dışarıda hissetmedi bu süreçte. Bana kalırsa yerel insanların da burada İngilizce etkinlik yapılması hoşlarına gidiyor, ülkelerini daha enternasyonal etkinlikler içinde bulmak bence insanlara hoş geliyor.

I: Kimseye dışlanmışlık hissi vermediğinizde birlikte çalışmak çok kolay oluyor. İngilizce bilmeyenlerle de kâh kendi eksik Macarcamızla, kâh Macar arkadaşlarımız sayesinde iletişim kurduk.

Peki İzole’nin geleceği ne? İstanbul’da bir şeyler yapmak gibi planlarınız da var mı?

Budapeşte-İstanbul konusunda, bu multi-kültürel havayı devam ettirmek istiyoruz ve İstanbul’da da görülmesi gereken şeyler olduğunu düşünüyoruz. İki kültüre de hâkim olduğumuz için yarı yarıya iki şehirde çalışmak çok güzel olur. Sanatçılarda diğer şehirde kendi kitlelerini yaratma şansına sahip olabilirler, Macar sanatçıları Türkiye’de, Türkiyeli sanatçıları Macaristan’da tanıtabiliriz. Bu yüzden iş birliklerine, ortaklıklara ve yatırımlara kesinlikle açığız ve bu şekilde çalışabilmeyi çok istiyoruz.

team@izole.info

Söyleşi ve fotoğraflar: Ufuk Tura


[1] Art in book form

[2] Photobook és photozine mindenkinek!

[3] Eco-Print & Book Binding Workshop

Macaristan’da, Türkçe-Macarca-Türkçe uygulamalı çeviri atölyesi düzenlendi

Budapeşte Yunus Emre Türk Kültür Merkezi (YEE) tarafından, Macar Türkologlar, çevirmenler ve Macaristan’daki Türkoloji bölümlerinde okuyan öğrencilerin katılımıyla, Türkçe-Macarca-Türkçe uygulamalı çeviri atölyesi gerçekleştirildi.

Budapeşte Yunus Emre Türk Kültür Merkezi (YEE) tarafından, Macar Türkologlar, çevirmenler ve Macaristan’daki Türkoloji bölümlerinde okuyan öğrencilerin katılımıyla, Türkçe-Macarca-Türkçe uygulamalı çeviri atölyesi gerçekleştirildi.

YEE’den yapılan açıklamada, çevirmen Laura Pal ve Szonja Schmidt’in moderatörlüğünde, Türkçenin yazı dili birikiminin Macarcaya, Macarcada üretilen edebiyat eserlerinin ise Türkçeye daha nitelikli çevirilerle ulaştırılması, edebiyat çevirmenlerinin özendirilmesi ve Türkiye ile Macaristan arasında kültürel alışverişin yoğunlaşmasına katkı sağlanması amacıyla Türkçe-Macarca-Türkçe uygulamalı çeviri atölyesi düzenlendiği belirtildi.

Bir hafta süren atölyeye, Türkçeden Macarcaya, Macarcadan Türkçeye çeviri yapan çevirmenlerin katıldığı ifade edilen açıklamada, etkinlik kapsamında moderatörler kılavuzluğunda öykü ve deneme türünde metinlerin tüm katılımcılar tarafından okunup tartışıldığı ve uygulamalı olarak çeviriler de yapıldığı aktarıldı.

Açıklamada program sonunda aralarında Edit Tasnádi, Marietta Nagy, Nemes Krisztian ve Tarık Demirkan’ın olduğu Macaristan’da alanında uzman ve deneyimli çevirmenlerle bir toplantı gerçekleştirildiği ve toplantıda deneyimli çevirmenlerin bu alandaki teorik ve akademik bilgi, birikim ve deneyimlerini paylaştıkları belirtildi.

Kaynak

Dünyaca ünlü Brezilyalı uyuşturucu baronu Budapeşte’de yakalandı

  • Tarık Demirkan
  • Budapeşte

Dünyanın önde gelen uyuşturucu baronlarından Brezilyalı Sergio Roberto de Carvalho uluslararası bir polis operasyonu sonucu Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de yakalandı.

“Brezilya’nın Escobar’ı” lakabıyla tanınan ünlü uyuşturucu kaçakçısının, kokain trafiğini son zamanlarda sahte kimlikle yerleştiği Budapeşte üzerinden yönettiği de ortaya çıktı.

Sergio Roberto de Carvalho, beş kıtada aynı anda organize edilen çok gizli ve uluslararası bir polis operasyonu sonucu yakalandığında, Budapeşte’de bir kafede kahvaltı ediyordu.

Özel operasyon timinden mafya liderliğine

Sergio Roberto de Carvalho, bir zamanlar Brezilya ordusunda özel operasyonlarda albay rütbesiyle görev yapan eski bir subay. Uzun bir dönem ülkesinde suçla mücadelede yer alan De Carvalho, daha sonra mafya bağlantıları üzerinden Brezilya’nın en büyük uyuşturucu şebekesini kurmakla itham ediliyor.

De Carvalho’nun yönettiği ağırlıkla Brezilya üzerinden süren uyuşturucu trafiği kanallarıyla 2017-2021 yılları arasında dünya ülkelerine Latin Amerika kökenli 45 ton kokain gönderildiği tahmin ediliyor.

Adının uyuşturucu lideri olarak anılmaya başlanmasının ardından Brezilya’da izini kaybettiren De Carvalho 2020 yılında yeniden İspanya’da ortaya çıkmıştı.

Bir operasyon esnasında İspanya polisinin ağına takılan, önce gözaltına alınan ve sonra serbest bırakılan Surinam vatandaşı Paul Wouter’in aslında Sergio Roberto de Carvalho olduğu Brezilya resmi makamları tarafından doğrulanınca Interpol bütün imkânlarını seferber ederek uyuşturucu baronu hakkında Avrupa’da tam bir sürek avı başlatmıştı.

Avrupa’da uyuşturucu baronu için sürek avı başlatılıyor

Bu dönemde De Carvalho’nun zaman zaman Ukrayna’da, Portekiz’de ve Dubai’de yaşadığına dair bazı ihbarlar alınmış olmakla birlikte uyuşturucu baronu bir türlü ele geçirilememişti.

Ardından derinleşen soruşturma, İnterpol’u De Carvalho’nun uluslararası kokain trafiğini yönettiği Budapeşte’ye yönlendirmişti.

Soruşturma De Carvalho’nun uyuşturucu ticaretinin Brezilya’nın Natal, Santos, Rio de Janeiro limanlarından Hollanda, Belçika, İspanya ve Portekiz limanlarına ya da Afrika ülkeleri üzerinden Dubai istikametine gerçekleştirildiğini ortaya koyuyor.

“Operation Turf” adı verilen ve De Carvalho’nun ele geçirilmesiyle sonuçlanan uluslararası operasyon Brezilyalı uyuşturucu baronunun son iki yıl içinde Latin Amerika’dan dünyaya yönelik uyuşturucu trafiğini tamamen ele geçirdiğini de ortaya koyuyor.

Uyuşturucu ve kara para için özel uçak filosu kurmuş

Soruşturmanın ortaya çıkardığı bir başka önemli ayrıntı da De Carvalho miktarı inanılmaz ölçülere ulaşan uyuşturucunun nakledilebilmesi için sivil yolcu ve kargo nakliyatı tabelası ardına gizlenen özel bir havayolları şirketi satın aldığını yolunda. De Carvalho’nun şebekesi bu şirketin uçaklarının yardımıyla hem uyuşturucu hem de bu yolla elde edilen nakit paraları taşımış.

De Carvalho’nun para trafiği Dubai’de kurulan bir şirket üzerinden idare edilmiş.

Operasyon kapsamında 163 konuta, 37 uçağa, 70 otomobile ve aramalarda ele geçen yüz milyonlarca Euro nakit paraya el konulmuş.

Yetkililer şebekenin şimdiye kadar ortaya çıkan boyutunun buz dağının ancak görünen kısmı olduğunu, soruşturmanın devam edeceğini söylüyorlar.

Budapeşte dünya yüzme ve su oyunları şampiyonasında dramatik “canlı yayın” kurtarma operasyonu

ABD senkron yüzme ekibinden Anita Alvarez gösteri esnasında bayılınca, durumu fark eden antrönörü Andrea Fuentes bir an bile tereddüt etmeyip havuza atladı ve genç sporcunun hayatını kurtardı.

Alvarez’in durumu iyi, doktorları cuma günü yarışmalara devam edeceğini söylediler.

“Vişegrad Grubunun Doğal Hazineleri” Sergisi, Liszt Enstitüsü – İstanbul Macar Kültür Merkezi’nde

Liszt Enstitüsü – İstanbul Macar Kültür Merkezi, Macaristan, Polonya, Çekya ve Slovakya’nın oluşturduğu Vişegrad Grubu’nun (V4) zengin kültürel mirasına ve doğal güzelliklerine yer veren “Vişegrad Grubunun Doğal Hazineleri” sergisini 23 Haziran Perşembe 19:00’da sanatseverlerle buluşturuyor.  Sergi 10 Eylül tarihine kadar ziyaret edilebilecek.

V4’ün doğal güzellikleri bu sergide

Macaristan Dışişleri ve Dış Ticaret Bakanlığı’nın talebiyle V4 ülkelerinden en iyi fotoğrafçılar, gelecek kuşaklar için korunması gereken V4 bölgesinin güzelliklerine ışık tutmak adına bir fotoğraf sergisinde bir araya geldiler. Projenin koordinatörlüğünü “naturArt – Macaristan Doğa Fotoğrafçıları Derneği” üstlenirken “Slovakya Vahşi Yaşam Fotoğrafçıları Derneği”, “Çekya Doğa Fotoğrafçıları Kulübü” ve “Polonyalı Doğa Fotoğrafçıları Derneği”destek verdiler. Sergi, Orta Avrupa’yı hiç ziyaret etmemiş olanlara bu bölgenin doğal güzelliklerini sunarken, bu dört ülkede yaşayanlara da, bilmedikleri yerlerin güzelliklerini keşfetmesine imkan tanıyor. 

Doğa fotoğrafçılığı

Doğa fotoğrafçılığında, doğadaki en güzel anları yakalamak için fotoğrafçılar hayvanların davranışlarını, bitkilerin ve peyzajın özelliklerini ve de ışık koşullarındaki değişiklikleri bilmesi gerekir. Fotoğrafçılar doğayı rahatsız etmeden hayallerinin fotoğraflarını çekmek için çevreyle neredeyse bütünleşir. Çok sayıda fotoğrafçı için fotoğrafçılık ikincil olup, doğanın bir parçası olarak açık havada bulunmak ve sadece bir doğa yürüyüşçüsünün tecrübe edebileceği müthiş duyguları yaşamak esastır. 

Vişegrad Dörtlüsü

V4 ülkeleri, Avrupa Birliği içinde genel çıkarları geliştirmek, komşu ülkelerde istikrarı desteklemek ve bölgeyi küresel çapta, ortaklaşa tanıtmak için beraberce, sıkı biçimde çalışmaktadır. Macaristan’ın 2021/2022 Vişegrad Grup Başkanlığı, “Avrupa’yı Yeniden Şarj Etmek” sloganıyla salgın sonrası sürdürülebilirliğe, iklim politikasına ve yeşil ekonomik dönüşüme güçlü bir vurguyla, bölgenin ekonomik olarak yeniden başlatılmasını desteklemeyi hedeflemektedir. Temmuz 2022 itibariyle Çekya, Macaristan’dan grup başkanlığını devralacaktır. 

Projeye destek veren kurumlar

naturArt – Macar Doğa Fotoğrafçıları Derneği / Macaristan

1989 yılında Macaristan’da etik doğa fotoğrafçılığını teşvik etmek için kurulan dernek, her yıl “Yılın Doğa Fotoğrafçısı” yarışmasını düzenlemektedir. Yarışma zamanla bölgenin en seçkin doğa fotoğrafçılığı yarışmasına dönüştü. Dünyanın önde gelen doğa fotoğrafçılığı yarışmalarında büyük başarılar kazanan yaklaşık 80 üyesi bulunmaktadır. Aralarında Bence Máté, Csaba Daróczi, Potyó Imre, István Kerekes, Orsolya Haarberg, Milan Radisics gibi dünyaca ünlü doğa fotoğrafçılarını yer almaktadır. www.naturart.hu 

Slovakya Vahşi Yaşam Fotoğrafçıları Derneği / Slovakya

2005 yılında kurulan derneğin halen 52 üyesi bulunmaktadır. Derneğin misyonu, Slovakya’da doğa fotoğrafçılığının toplumsal ve sanatsal seviyesini yükseltmek; doğa tanıtılmasını ve korunmasını desteklemektir. Derneğin üyeleri önemli ulusal ve uluslararası ödüllerin sahibidir. Çoğu fotoğrafçı, Slovak ve yabancı dergilerde, profesyonel inceleme yazılarında ve yayınlarda yer almaktadır. Slovakya, hala çok sayıda ilginç ve ender hayvan türleriyle bozulmamış alanlara sahiptir. Ülke nisbeten küçük alanına rağmen, yüksek dağları, güzel düz arazileri, balta girmemiş ormanları ve vahşi nehirleri ile çeşitlilik sunar. Dernek üyeleri, ülkelerinin güzelliklerini kadrajladığı fotoğraflarının Slovakya’nın doğal görüntüsünü muhafaza etmesini umut etmektedir. En çok tanınan fotoğrafçıları: Sláva Štochl, Jan Rys, Eduard Studnička, Ján Dubeň, Miroslav Kratochvíl, Miro Zumrík, Rostislav Stach, Antonín Říha, Jaromír Zumr. www.wildlifephoto.sk

“Klub fotografů přírody” – Doğa Fotoğrafçıları Klübü (DFK) / Çekya

DFK’nın kurucu ülküsü, ileri seviye vahşi yaşam fotoğrafçılarını bir araya getirmek, “Silahsız Avlanmayı” sadece ulusal değil, uluslararası düzeyde de kamuya sunmaktır. Her yıl kulüp, seri halinde on yıllardır devam eden, binlerce nüsha basılan, meşhur bir takvim yayınlamaktadır. Kulüp ayrıca, yıl boyunca sergiler düzenlemekte; kitaplar, yayınlar ve tanıtıcı malzemeler çıkarmaktadır. www.klubfotografu.cz

Polonyalı Doğa Fotoğrafçıları Derneği Polonya

Dernek, Polonya doğa fotoğrafçılarının en kıdemlisidir. 1995 yılında 21 kurucu üyeyle çalışmaya başladı ve halen Polonya’nın 13 bölgesinde faaliyet gösteren yaklaşık 500 üyesi mevcuttur. Derneğin amacı, doğa fotoğrafçılığı standartlarını tanıtmak, geliştirmek ve bu alanda uluslararası sahnede Polonyalı fotoğrafçıları temsil etmektir. Derneğin Etik Kanunu’nda yer alan ilkeler, Polonya doğasını korumak, bitki ve hayvan fotoğrafçılığı üzerine etik kodları özendirmektedir. Dernek, milli parklar ile işbirliği yapmakta, açık hava sergileri, yarışmalar ve her yıl Uluslararası Fotoğraf Festivali “Doğa Görüşleri”nin de dahil olduğu çeşitli etkinlikler düzenlemektedir. Derneğin tanınmış üyeleri arasında Artur Tabor (trajik bir şekilde 2010’da hayatını kaybetti), Katarzyna Gubrynowicz, Joanna Antosik-Żołądek, Mateusz Piesiak, Adam Ławnik, Janusz Wojcieszak, Karol Woźniakowski, Wiesław Lipiec, Agnieszka i Włodek Bilińscy, Cezary Korkosz, Grzegorz Lewandowski yer almaktadır. www.zpfp.pl 

Adres │ Macar Kültür Merkezi, İmrahor Cad. No:23 B Blok, Kağıthane / İstanbul

Websitesi │ www.macarkulturmerkezi.com

Macar yüzücü Kristof Milak’tan dünya rekoru! AA Macar yüzücü Kristof Milak’tan dünya rekoru!

Dünya Su Sporları Şampiyonası‘nda Macar yüzücü Kristof Milak, erkekler 200 metre kelebekte kendine ait dünya rekorunu geliştirdi.

Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de düzenlenen organizasyonda mücadele eden 22 yaşındaki Milak, 1.50.34’lük derecesiyle dünya rekoru kırdı. Macar sporcu, 2019 yılında Güney Kore’nin Gwanju kentinin ev sahipliği yaptığı bir önceki şampiyonada, 1.50.73’lük derecesiyle ABD’li Michael Phelps’e ait rekoru (1.51.51) yaklaşık bir saniye geliştirmişti.

16,474FansLike
639FollowersFollow