4 Okuldan 12 öğretmen Budapeşte’de
Mengen İlçe Millli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde il genelinden 4 okulda görev yapan 12 öğretmen hindi yemekleri marinasyonu ve pişirme teknikleri ile ilgili eğitim için Budapeşte’ye gitti.
Mengen İlçe Millli Eğitim Müdürlüğü koordinesinde, Mengen Aşçılar Mesleki Teknik Anadolu Lisesi, Yeniçağa Aşçılar Mesleki Teknik Anadolu Lisesi, Gerede Esentepe Aşçılar Mesleki Teknik Anadolu Lisesi ve İzzet Baysal Abant Mesleki Teknik Anadolu Lisesi’nden toplam 12 Yiyecek ve İçecek Hizmetleri Alanı Öğretmeni Macaristan- Budapeşte’de 12 gün süreli hindi yemekleri marinasyonu ve pişirme teknikleri ile ilgili eğitime katılacaklar.
Mesleki gelişimlerine katkı sağlayacak projede öğretmenler Bolu’nun aşçılık bilgisini ve görgüsünü sergileyecekler. Gastronomi hareketliliği açısından son derece önemli olan proje Türk Mutfağının tanıtımı açısından da son derece önemli.
Akdeniz kuşun kanadında
2. İzmir Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması’nda Akdeniz ülkelerinden 34 film gösterilecek ve bir Akdeniz ortak yapım projesi gündemiyle konuk yapımcılar ve sektör temsilcileri buluşacak.
Akdeniz bir sinema gölüdür desem abartmış olmam. Neden derseniz, bu bölgedeki kültürel çeşitliliği dünyanın başka bölgelerinde bulmak pek kolay değil. Bir yanda Fransa, İtalya, İspanya gibi gelişmiş bir sinema endüstrisine sahip, büyük yönetmenler yetiştirmiş ülkeler, öte yanda Türkiye, Yunanistan, Hırvatistan, Slovenya, Arnavutluk, İsrail, Lübnan, Ürdün, Suriye, Mısır, Cezayir, Tunus, Fas, Kıbrıs, Malta gibi gelişmekte olan, az sayıda da olsa ustalar yetiştirmiş ülkeler. Bu ülkelerin birbirinden alıp, vereceği çok şey var. Kültürlerarası buluşmalar bu anlamda önemli bir fırsat.
İzmir Büyükşehir Belediyesi’nin Kültürlerarası Sanat Derneği işbirliği ile tasarladığı ‘Uluslararası Akdeniz Sinemaları Buluşması’nın ilkini geçen yıl gerçekleştirmiştik. Etkinliğin bir ayağı film festivali, diğer ayağı ise Akdenizli yönetmen ve yapımcıların bir araya geldiği sektör içi bir buluşma. Geçen yıl, festivale katılan konuklarla yaptığımız ilk toplantıda bir Akdeniz Sinemaları ağı oluşturulması yönünde görüş birliğinevarılmış, bu ağın merkezinin İzmir olması benimsenmişti. Bu yıl bir adım daha atarak, ortak bir Akdeniz projesi oluşturmak için yola çıkıyoruz.
İstanbul Org Festivali kiliselerde

Kaynak: Liszt Enstitüsü Macar Kültür Merkezi
MÁRTON BORSÁNYİ KİMDİR?
1984’te Macaristan’ın Budapeşte kentinde doğan Márton Borsányi, öncesinde Leipzig Müzik ve Tiyatro Yüksek Okulu’nda (Hochschule für Musik und Theater ‘Felix Mendelssohn Bartholdy’), sonrasında ise Nicholas Parle, Jesper Christensen ve Rudolf Lutz gibi isimlerle beraber Schola Cantorum Basiliensis müzik akademisinde klavsen, sürekli bas (basso continuo) ve tarihsel doğaçlama çalıştı.
Org Festivali üç yıl aradan sonra yeniden İstanbullularla buluşuyor. Festivalin organizatörü Mehmet Mesçi sorularımızı yanıtladı.
İstanbul Org Festivali 3. Yılında. Festivalin organizatörü Mehmet Mesçi ile konukları ve yapılacağı yerleri konuştuk.
– Opus Amadeus Org Festivali üçüncü yılına giriyor. Kilisede org dinlemek müzikseverler için ilginç bir deneyim olmalı. Festival nasıl başladı? En başından bu yana ne tür tepkiler aldınız?
Org olağanüstü güzellikte, çok zarif ve aynı zamanda güçleri sınırsız, çoksesli çalgılar içinde en çokseslisi, tılsımlı bir enstrüman. Senelerdir, İstanbul’da böyle bir festival yapmayı, sanatseverleri org ile buluşturmayı düşleyip duruyorduk. Birkaç yıl evvel ülkemizin usta org teknisyeni ve restoratörü Tarkan Şendal Harbiye Saint Esprit Kilisesi org’unu tamir edip hayata döndürünce festivalimiz de başlamış oldu. 2018 ve 2019’daki org festivalleri çok başarılı geçti. Özellikle üniversiteli öğrencilerin ve gençlerin yoğun katılımı ve ilgisi bizleri mutlu etti. Her konserden sonra dinleyicileri müziğin doyumsuz gizemlerine ulaştırabilmek için yaptığımız çalışmaların ve sarf ettiğimiz emeğin boşa gitmediğini memnuniyetle fark ettik.
KARDEŞ TAKIMLARIN MAÇINDA DOSTLUK KAZANDI
Trabzonspor-Ferençvaroş maçı için Trabzon’a gelen Macaristan heyetinin temasları bugün de sürdü. Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu ile yapımı devam eden Türk Macar Dostluk Anıtı’nı inceleyen Macaristan heyeti, Ganita-Faroz Projesi’ni çok beğendiklerini belirtti. İncelemenin ardından Trabzon il protokolü ve Macaristan heyeti arasında dostluk maçı oynandı.
Macaristan Ankara Büyükelçisi Viktor Matis ve beraberindeki heyet, Trabzon temaslarına bugün de devam etti. Bu kapsamda ilk olarak Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Atilla Ataman ve Büyükelçi Viktor Matis, Forum AVM’de açılan ve buhar gemilerinin 19. yüzyılda Tuna’da seyahat etmenin anlamını nasıl derinden şekillendirdiğini göstermeyi amaçlayan “Doğuya Açılmak – Öncü Bir Girişim” isimli sergiyi ziyaret ettiler.
TÜRK-MACAR DOSTLUK ANITI İNŞAATINI İNCELEDİLER
Trabzon Büyükşehir Belediye Başkanı Murat Zorluoğlu, Macaristan Ankara Büyükelçisi Viktor Matis ile birlikte Ganita-Faroz sahil bandında yapımı devam eden peyzaj çalışmasını ve Türk-Macar Dostluk Anıtı’nı yerinde incelediler. İncelemeye Trabzon Büyükşehir Belediye Başkan Vekili Atilla Ataman, Macaristan Trabzon Fahri Konsolosu Umut Durbakayım ve Macaristan heyeti ile ilgili daire amirleri de eşlik etti.
Macar devi talep artınca Türkiye kararını değiştirdi!
Macaristan merkezli bütçeli hava yolu şirketi Wizz Air, Türkiye uçuşlarıyla ilgili yeni bir karar aldı.
Wizz Air İngiltere’den Antalya ve Dalaman’a kapasite artırdı.
İngiltere, Malta ve Abu Dabi’de de şirketleri bulunan Macaristan merkezli bütçeli hava yolu şirketi Wizz Air 2023 sezonunda İngiltere-Luton’dan Dalaman ve Antalya kapasitesini artırıyor.
Wizz Air, 2023 yılının nisan ayından itibaren Luton’dan Antalya ve Dalaman’ya yapacağı uçuş sayısını haftalık 2’den 3’e çıkarıyor.
Erdoğan’ın anayasa teklifi ve Macaristan’daki referandum
Erdoğan’ın LGBTİ karşıtı anayasa değişikliği teklifinde bulunması, Macaristan’da seçimle aynı gün referanduma gidilmesine benzetiliyor. Macaristanlı Gazeteci Daniel Thorpe ülkesindeki süreci anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın seçimlere giderken LGBTİ karşıtı bir anayasa değişikliği teklifinde bulunması, Macaristan’ın son seçiminde aynı gün benzer bir referanduma gidilmesine benzetiliyor. Referandumun seçimlerde ne kadar etkili olduğunu belirlemenin zor olduğunu ifade eden Macaristanlı Gazeteci Daniel Thorpe, ülkesinde yapılan referandumlardaki konuların provokatif kampanyalar olarak kullanıldığını anlattı.
Cumhurbaşkanı Erdoğan, Kılıçdaroğlu’nun başörtüsü konusundaki yasa teklifine, başörtüsü ve LGBTİ konusunda anayasa değişikliği teklifiyle yanıt verdi. Erdoğan’ın bu hafta Meclise sunmayı planladıklarını söylediği teklifte, Anayasa’nın “din ve vicdan özgürlüğü” başlıklı 24. ve “ailenin korunması ve çocuk hakları” başlıklı 41. maddelerinin değiştirilmesi bekleniyor. “Aile, Türk toplumunun temelidir ve eşler arasında eşitliğe dayanır” yazan maddenin “Evlilik birliği kadın ve erkek arasında kurulur” ifadeleriyle değiştirilerek LGBTİ karşıtı bir düzenleme yapılacağı belirtiliyor.
ERDOĞAN’IN TEKLİFİ ORBAN’I AKILLARA GETİRDİ
Erdoğan’ın 2023 seçimleri yaklaşırken LGBTİ karşıtı bir anayasa değişikliği için referandum çağrısı yapması, Macaristan seçimlerini akıllara getirdi. Macaristan Başbakanı Orban da girdiği son seçimde LGBTİ karşıtı bir referanduma gitmişti. 4 sorudan oluşan referandumda, seçmenlere, okullarda cinsel yönelim dersleri verilmesini, çocuklarda cinsiyet değiştirme operasyonu tanıtımı yapılmasını, çocukların gelişimini etkileyen cinsel içeriklerin herhangi bir kısıtlama olmadan medyada gösterilmesini ve cinsiyet değiştirme tanıtımı yapan görüntülerin medyada yayımlanmasını destekleyip desteklemedikleri soruldu. Katılım oranının yüzde 44 oranında kalması nedeniyle referandum geçersiz sayılırken, yanıtların yüzde 90’ı hayır oldu. Orban muhalefetin ortak adayı karşısında kazanarak 5. defa seçilmiş oldu.
Erdoğan ve Orban’ın izlediği yolun benzetilmesini Macaristanlı Gazeteci Daniel Thorpe ile konuştuk.
“İKTİDAR SICAK BİR KELİME SEÇİP SALDIRGAN BİR KAMPANYA İNŞA EDER”
Öncelikle katılanların yüzde 90’ının hayır yanıtı vermesinin referandumun ifade tarzına bağlı olduğunu belirten Thorpe, “Oy pusulasında dört tane saçma soru vardı. Örneğin ‘Küçük çocuklar için cinsiyet değiştirme ameliyatının popülerleştirilmesini destekliyor musunuz?’ Yani soruları öyle sordular ki; iktidarın homofobik politikasına karşı olanların, muhaliflerin bu referanduma katılma şansı yoktu. 2016’da göç konusunda düzenlenen referandumun hikayesiyle birebir aynı. Orada da sorular açıkça provokatifti ve bütün muhalifler referandumu boykot etmeye karar verdikleri için geçersiz sonuçlandı” dedi

Bu referandumların, Fidesz’in 2015’ten beri yürüttüğü, toplumu kutuplaştırması üzerine kurulan siyasetinin bir parçası olduğuna dikkat çeken Thorpe sözlerini şöyle sürdürdü:
“Referandumun geçerli mi geçersiz mi sonuçlanması pek önemli değil. İktidar dönem dönem sıcak bir kelime seçip onun etrafına oldukça agresif ve saldırgan bir retoriği, bir kampanyayı inşa eder. Bu sloganik, seçmenleri korkutma amaçlı kelimelerin en önemlileri ‘göçmen’, ‘Brüksel’, ‘LGBTİ’, ve işte bugünlerde ‘yaptırımlar’ oldu (Fidesz Avrupa Parlamentosunda şimdiye kadar Rusya’ya karşı olan yaptırımların hepsine evet oyu kullandığı halde.)”
MUHALEFETİN ADAYI KENDİSİNİ MUAHAFAZAKAR DEMOKRAT DİYE TANIMLADI
LGBTİ konusundaki referandumun seçimle aynı gün düzenlenmesinin birkaç amacı olduğunu anlatan Thorpe, şöyle sıraladı:
“Başkent Budapeşte’nin dışında, yani kasabalarda ve köylerde LGBTİ haklarını savunmak popüler bir politika değil. Başkent zaten muhalefette, bu seçimin sonucunu kırsal bölgelerdeki seçmenlerin belirleyeceğini herkes biliyordu.
İktidara karşı birleşen 6 muhalif parti bir ön seçim yoluyla kendine başbakan adayı olarak Peter Marki-Zay’ı seçti. O kendisini Hristiyan muhafazakar demokrat olarak tanımlıyordu ve bu şekilde Fidesz’ten yaygın yolsuzluk ve zor ekonomik koşullar yüzünden uzaklaşan sağ görüşlü seçmenlerin desteğini toplamaya çalıştı. Açıkça sağcı ve muhafazakar olmasıyla birlikte Marki-Zay, LGBTİ hakları konusunda daha ilerici bir yer aldı (Mesela eşcinsel evliliği destekliyordu). Fidesz’in ona karşı yürüttüğü kampanyanın temeli ‘Kendisi sağcı, Hristiyan falan değil (o biziz!), o solun palyaçosu’ idi. Referandumun da seçimle aynı gün olması aylardır her yerde bağırdıkları mesajın son hatırlatmasıydı.
Muhalif ittifakta ikinci en güçlü parti Neonazi kökenli Jobbik, artık sağ merkezde olmasına rağmen hâlâ açıkça LGBTİ karşıtı. Orban LGBTİ konusunu sürekli gündemde tutarak muhalefet içinde hizip yaratmaya çalıştı.
Son olarak seçimde önceki dönemde Macaristan’daki ekonomik durum zaten kötüye gitmeye başladı; enflasyon artıyordu, işsizlik de, dış göç de. Referandum yardımıyla gündemi iktidar için bu rahatsız konulardan başka konulara taşımayı başardı.”
MUHALEFETİN VİZYON VE TABANI
Genel olarak referandumun, Fidesz’in bu tarihe kadar en büyük seçim zaferini kaydetmesinde ne kadar büyük payı olduğunu belirlemenin zor olduğunu ifade eden Thorpe, birleşmiş muhalif partilerin “Biz Orban değiliz, biz yolsuzluğu bitireceğiz” dışında herhangi bir vizyonu/programı ve partilerin Budapeşte’nin dışında taban örgütleri olmamasının daha önemli olduğunu düşünüyor.
Evrensel































