İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Macaristan İstanbul Başkonsolosu Dr. Attila Pintér’i makamında ağırladı.
İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer, Macaristan İstanbul Başkonsolosu Dr. Attila Pintér’i makamında ağırladı. Başkan Soyer, “Gelecekte ilişkilerimizi daha da geliştirmek için çalışacağız” dedi.
Kaynak: Tunç Soyer Facebook sayfası
Macaristan’ın İstanbul Başkonsolosu Dr. Attila Pintér, İzmir Büyükşehir Belediye Başkanı Tunç Soyer’i Fuar İzmir’deki makamında ziyaret etti. Görüşmede 1-5 Şubat tarihlerinde düzenlenecek ve 18’inci kez kapılarını açan Agroexpo Uluslararası Tarım ve Hayvancılık Fuarı konuşuldu.
Macaristan Savunma Bakanı Kristof Szalay-Bobrovniczky, ülkesi ile Avusturya’nın, savaşı daha da tırmandırmamak için Ukrayna’ya silah göndermeyeceğini söyledi.
Savunma Bakanı Szalay-Bobrovniczky, başkent Budapeşte’de Avusturya Savunma Bakanı Klaudia Tanner ile görüşmesinin ardından ortak basın toplantısı düzenledi.
Kaynak: Klaudia Tanner Facebook sayfası Budapest, Ungarn Bilaterale Gespräche mit Bundesministerin für Landesverteidigung, Klaudia Tanner und S.E. Kristóf Szalay-Bobrovniczky Verteidigungsminister von Ungarn am 30.01.2023 in Budapest
Szalay-Bobrovniczky, görüşmede Rusya-Ukrayna Savaşı’nın ele alındığını belirterek “Macaristan’ın duruşu net, çatışmaya silah göndermiyoruz çünkü tırmanmasını engellemek istiyoruz. Bu konuda Avusturya ile hemfikiriz.
Ankara’nın Başkent olmasıyla birlikte ortaya çıkan konaklama sorunu, şehirde bulunan bazı konutlarda işlev değişikliğini gerektirdi.
Ankara’da inşa edilen ilk Batı tarzı modern otel Ulus’ta bulunuyor. Hizmet verdiği dönemde Belediye belgeli birinci sınıf otel statüsünde bulunan ve Macar mimarlar tarafından yapılan Ankara’nın ilk Batı tarzı oteli Erzurum Oteli’nin tarihçesi nedir? İşte tüm detaylar:
TÜRK MACAR İLİŞKİLERİ BAKIMINDAN BÜYÜK ÖNEME SAHİP
Ankara’da inşa edilen ilk Batı tarzı modern otel olarak da bilinen Erzurum Oteli, Birinci Dünya Savaşı yıllarında 1916-1917 yılları arasında Macar mimar ve inşaat mühendisleri tarafından inşa edilmiştir. Bu otel sadece 1. Dünya Savaşı yıllarının Türk Macar ilişkileri açısından değil, Türkiye’deki Macar demiryolu inşaatları açısından büyük öneme sahiptir. 20.yüzyılın başlarında Doğu Anadolu’da inşa edilen demiryolu ülke açısından bir dönüm noktası olmuştur ve Ankara 1892 yılında bu demiryolunun o tarihteki en doğu noktasındaki istasyon durumunda bulunmaktadır. Bu nedenle bu istasyonda Batı tarzı bir otel inşa edilmesi gerekliliği doğmuştur. Bu ihtiyaç savaş yıllarında daha da belirgin hale gelmiştir. Bugün artık Erzurum Oteli’nin inşasında görev alan Macarların kim olduğu hala bilinmemektedir. Ancak neo klasik tarzda inşa edilen bu otelin, Ankara’da ilk olarak o yıllarda inşasına henüz başlanan Avrupa Oteli ile birlikte Batı tarzı otellerin işlevlerini tanıtan mükemmel bir örnek olduğunu söylemek gerekmektedir. Ankara 1923’de Başkent olduktan sonra Erzurum Otel de mimari olarak örnek bina statüsü kazanmıştır. Erzurum Otel, Macar inşaat sektörünün parlak bir örneği olarak Türkiye’de ün kazanmış ve 1920-30’lu yıllarda başka Macar uzmanlara da çalışma imkanı sağlamıştır.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu dün Macaristan’da Başbakan Viktor Orban ve Macar mevkidaşı Peter Szijjarto’yla görüştü. Başkent Budapeşte’deki görüşmelerin ardından Çavuşoğlu ve Szijjarto’nun ortak basın toplantısı ve ziyaretin Macar basınındaki yankıları, Macaristan’ın Türkiye ile ilişkilere ne kadar önem verdiğini ortaya koyuyor.
İki ülkenin dışişleri bakanları ve kalabalık heyetler arasında devam eden görüşmelerin en önemli halkası, Türkiye ve Macaristan arasında imzalanan stratejik ortaklık sözleşmesi oldu.
Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto ve Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu
Bu sözleşmeye göre iki ülke pek çok konuda aralarında var olan işbirliğini yüksek önem taşıyan stratejik ortaklığa dönüştürmeyi hedefliyor.
Bakanların ortak açıklamasında, bu stratejik ortaklığın hangi alanlarda ne gibi somut biçimler alacağı ayrıntılarına girilmedi.
Ancak daha önce basına yansıyan bilgiler, iki ülke arasında savunma amaçlı ve ileri teknoloji içeren askeri üretim hedefleyen ortak çalışmalardan, eğitim ve sağlık hizmetlerinde reform girişimlerine kadar pek çok alanda yeni sayfalar açılacağını gösteriyor.
Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto basın toplantısında Türkiye’nin son dönemlerde artan jeo-stratejik önemine vurgu yaptı, Türkiye’nin Macaristan ve Avrupa Birliği için artan önemini küresel sorunlara olumlu katkılarıyla açıkladı.
Szijjarto’ya göre, Türkiye üç konuda çok önemli işlevler üstleniyor.
Bunlardan ilki Ukrayna-Rusya savaşında tarafsız duruşuyla arabuluculuğa imkan vermesi. İkincisi doğal konumu itibarıyla doğudan batıya enerji nakil hatlarının geçebileceği ülke konumunda olması ve üçüncüsü de Avrupa’yı baskı altında tutan kaçak göçleri durdurabilecek tek tampon ülke olması.
Türkiye, Macaristan için neden önemli?
Macaristan’ın Türkiye’ye bu derece önem vermesi yeni bir tavır değil. Macar hükümeti bir süredir Türkiye’nin bölgedeki küresel sorunların üstesinden gelmekte kilit bir ülke olduğu saptamasını yapıyor ama bunun ötesinde Türkiye Macaristan ilişkilerinin özel bir önem içerdiğini vurgulamaya da özen gösteriyor.
Uluslararası gelişmeleri değerlendiren yorumcular bu tavrın gerisinde iki ülke arasındaki siyasi yapılardaki ve stratejik eğilimlerdeki benzerliklerin olduğunun altını çiziyor.
Her iki ülke de Batı dünyasının ve NATO ittifakının üyesi olmakla birlikte, Batı’nın ve NATO’nun kararlarına ve eğilimlerine tereddütlerini dile getiriyor.
Hem Türkiye hem Macaristan Rusya’ya karşı gündeme gelen ambargo ve yasakları pek çok noktada kerhen destekliyor ya da hiç destek vermiyor.
Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto’nun basın toplantısında “NATO üyeleri arasında sadece Türkiye ve Macaristan’ın gerçekten barış istediği” vurgusu dikkatlerden kaçmayan bir NATO eleştirisi olarak değerlendiriliyor.
Macaristan Türkiye’yi doğuya açılmada, Orta Doğu ve Orta Asya ülkelerine ulaşmada bir köprü olarak görüyor. Türkiye de Macaristan üzerinden Avrupa Birliği içindeki pozisyonlarını koruyabilmeyi hedefliyor.
Ayrıca iki ülkenin NATO içinde şimdi ilk belirtileri görünen işbirliği de bu stratejik ortaklığa yeni bir vurgu katıyor.
Macaristan’ın Türkiye ile ilişkilerine bu kadar önem vermesinin elbette bir nedeni de son 10 yılda Avrupa Birliği içinde V4 ülkeleri olarak anılan dört ülkenin, yani Macaristan, Polonya, Çek Cumhuriyeti ve Slovakya’nın aynı zamanda üyeleri oldukları Avrupa Birliği’ne karşı yerel bir işbirliği oluşturan birlikteliğinin, Rusya’nın Ukrayna’ya saldırısının ardından zayıflamış olması.
Macaristan, Orta Avrupa’da zayıflayan pozisyonunu Türkiye’nin öne çıkarılmasıyla güçlendirmeyi de hedefliyor.
Macaristan’dan Erdoğan’a destek
Macaristan Dışişleri Bakanı Peter Szijjarto basın toplantısında, Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan’ın Nobel Barış Ödülü’ne aday gösterilmesi konusunu da gündeme getirdi ve bu tavrıyla, Macaristan’ın bu öneriyi haklı bulduğunu ifade etmiş oldu.
Szijjarto, Ukrayna topraklarında süren savaşa “barış ve uzlaşma yönünde sadece Türkiye Cumhurbaşkanının müdahale edebildiğinin” altını çizdi.
Erdoğan’ın Nobel Barış Ödülü’ne adaylığı Türk Devletler Teşkilatı’nın bir tür danışma kurulu olarak işlev gören Aksakallılar Kurulu tarafından önerilmişti.
Macaristan’ın da konuk ülke olarak içinde bulunduğu Türk Devletler Teşkilatı’nın önerisinin ardından, bu teklif Pakistan gibi bazı ülkeler tarafından da desteklenmişti.
Şimdi Macaristan’ın açıklamasıyla konu ilk kez bir Avrupa ülkesi tarafından da gündeme getirilmiş oldu.
Dışişleri Bakanı Mevlüt Çavuşoğlu, resmi ziyaret amacıyla geldiği Macaristan’ın başkenti Budapeşte’de Başbakan Viktor Orban tarafından kabul edildi.
Çavuşoğlu, Twitter üzerinden yaptığı paylaşımda Orban’a AKP Genel Başkanı ve Cumhurbaşkanı Tayyip Erdoğan’ın kendisini Türkiye’ye davet ettiğini bildirdiğini söyledi.
Twiter paylaşımında Çavuşoğlu, “#Budapeşte’deki ilk görüşmemizi stratejik ortağımız Macaristan’ın Başbakanı Viktor Orban’la gerçekleştirdik. Verimli görüşme için kendisine teşekkür ediyoruz. Başbakan Orban’a Cumhurbaşkanımız Erdogan’ın selamlarını ve Türkiye’ye davetini ilettik” yazdı.
ABD’nin önde gelen oda müziği topluluklarından Grammy ödüllü Parker Quartet CSO Ada Ankara’da !
Parker Quartet, konserde efsane yönetmen Stanley Kubrick’in “2001 Bir Uzay Macerası” ve “Shining” (Cinnet) gibi sinema tarihinin kült yapıtları arasında yer alan filmlerinin soundtrack’lerinde parçaları bulunan György Ligeti’nin yaylı çalgılar dörtlülerini seslendirmek üzere Ankara’daki ilk konserlerini veriyor.
Dünyaca ünlü Macar besteci György Ligeti’nin 100. Doğum yılı vesilesiyle bestecinin ilk iki yaylı çalgılar dörtlüsünü ve yazdığı birbirinden güzel yaylı dörtlülerle bu alanda da 20. yüzyılın en parlak bestecilerinden kabul edilen Béla Bartók’un “Beşinci Yaylı Çalgılar Dörtlüsü”nü seslendirecek olan Parker Quartet ABD ve Avrupa’nın en prestijli konser salonlarında sahne alıyor.
Ligeti’nin insan ruhunun ve modern dünyanın karşıtlıklarla ve birbirinden farklı renklerle dolu dünyasını betimliyormuşçasına dinlenen bu eserler coşkudan buz gibi donukluğa, manik enerjilerden tatlı salınımlara; belirsiz, tatminsiz ve huzursuz duygulardan bir anda patlayıveren güçlü ve yaşam dolu hezeyanlara dinleyiciyi modern çağların sarsıcı duygularla dolu evrenine yönlendiriyor.
Ligeti’nin yaylı çalgılar dörtlülerini icra ettikleri kayıtlarıyla 2010’da Grammy Ödülü kazanarak muhteşem bir başarıya imza atan Parker Quartet, yılın en iddialı, sarsıcı ve görkemli konserlerinden birini gerçekleştirmek üzere 28 Mayıs Pazar günü CSO Ada Ankara’da…
Tiyatro Bozok’un 10. Yılına Özel Yeni Oyunu “Pal Sokağı Çocukları” Sizlerle…
Ferenc Molnar’ın yazdığı, Filiz Bozok’un uyarlayıp yönettiği Oyunda;Nemecsek, Boka ve Pal Sokağı’nın öbür çocukları 1907 yılında Budapeşte’nin yoksul Józsefváros semtinden yola çıktılar. Bugün artık bütün dünyada tanınıyorlar. Bugüne kadar her yaştan milyonlarca insan onların dokunaklı hikâyesini okudu; tıpkı Budapeşteli çocuklar gibi onlar da Boka’nın cesaretine hayran oldu, Nemecsek’in ürkek ama kararlı kahramanlığı karşısında gözyaşlarını tutamadı.Şimdi artık Pál Sokağı Çocukları’nın Arsa’sında kocaman çok katlı evler var…
Sonuç değişmez,“Dünyanın bütün çocuklarıPál Sokağı’ndandır!”
Ses Ve Işık: Batuhan AksuDekor Kostüm: Gökhan Soykök
Oyuncular: Yasin Güleryüz, Altay Aksu, Barış İmrak, Batuhan Ekelik
“PAL SOKAĞI ÇOCUKLARI”
Prömiyer 14.01.2023
Oyun Tarihleri – – – – – 4 Şubat Cumartesi / 13.00 – 15.00 Ataşehir Watergarden Duru Sahne – – – – – 5 Şubat Pazar / 14.00 – 16.00 Bursa Podyum Sanat Mahal
Lyon’da düzenlenen Bocuse d’Or Gastronomi yarışmasının galibi şef Brian Mark Hansen liderliğinde Danimarka oldu. İkinci sırayı Norveç, üçüncülüğü Macaristan aldı. En genç yarışmacı 25 yaşındaki Fransız kadın şef Naïs Pirollet ise beşincilikte yetindi.
Dünyanın en prestijli şef yarışmalarından biri olan Bocuse d’Or dünya finalini Danimarka kazandı. Adını efsanevi Fransız şef Paul Bocuse’den alan dünya şefler şampiyonası Bocuse d’Or, Fransa’nın Lyon kentinde SIRHA fuarı çerçevesinde iki yılda bir düzenleniyor. 1987 yılından beri verilen ödüller için önce ülke ve bölge yarışmaları yapılıyor, elemeleri geçen 24 takım dünya şampiyonasına katılabiliyor.
Kaynak: Stand Restaurant Facebook
Son yıllarda İskandinav ülkeleri üst sıraları kimselere kaptırmıyordu. Nitekim bu yıl da ikinci Norveç. Ancak bu yıl Macaristan kimilerince beklenen bir sürpriz yaptı ve bir anlamda İskandinav ligine girdi ve şef Bence Dalnoki ile bronz madalyayı kaptı. Bu da şaşırtıcı sayılmaz. Macaristan yıllardır çok sıkı bir çalışma içinde. İlk parlayan Macar şef Avrupa birincisi olan Tamás Széll olmuştu. O zamandan beri Macaristan sıkı çalıştı ve artık dünya gastronomisinde kalıcı yeri olduğunu kanıtladı.
Müze deposunda duran ve replika olduğu sanılan bir kılıcın çekilen röntgeni, eserin aslında Tunç Çağı’na ait olduğunu ortaya koyuyor.
Fotoğraf: Field Museum Facebook sayfası Pulled from the Danube River in Budapest, Hungary in the 1930s, it came to the Field Museum from the Hungary National Museum.
Küratörler, yakında açılacak olan “Avrupa’nın İlk Kralları” adlı sergiye hazırlanırken şok edici bir keşifte bulundular. Field Museum temsilcilerinin yaptığı açıklamaya göre, 91 santimetre uzunluğundaki bronz kılıç, 1930’larda Macaristan Budapeşte’de Tuna Nehri’ndeki bir kazı sırasında ortaya çıkarıldıktan sonra müze koleksiyonuna eklendiğinden beri depoda tutuluyordu.
A weboldalon cookie-kat használunk, amik segítenek minket a lehető legjobb szolgáltatások nyújtásában. Weboldalunk további használatával jóváhagyja, hogy cookie-kat használjunk.