2026. Nisan 11.
Türkinfo Blog Oldal 65

Macaristan Başbakanı Viktor Orban’a meydan okuyan yeni muhalif lider Peter Magyar kimdir?

Geçtiğimiz hafta sonu Macaristan’ın başkenti Budapeşte büyük bir gösteriye tanık oldu. Şehrin en merkezi mahallerinden Deak Meydanı’nda başlayacağı ve Parlamento’nun önündeki Kossuth meydanında sona ereceği açıklanan yürüyüşün hedefi de büyüktü: “Viktor Orban hükümeti istifa” etmeliydi.

Şurası bir gerçek ki, özellikle son birkaç yıldır muhalif partilerin bu ve benzer amaçlarla ilan ettikleri gösteriler artık kanıksanmıştı. Bu nedenle de, baharın tadının çıkarılabileceği sıcak bir Nisan gününde Budapeştelilerin kitlesel olarak bu gösteriye itibar edeceklerine pek kimse de inanmıyordu.

Ama gösteri, beklentileri ve tahminleri boşa çıkardı. İki ay önce kimsenin tanımadığı, Viktor Orban ve ekibinin çok ciddiye almadığı, muhalefetin de önemsemediği 43 yaşındaki Peter Magyar’ın çağrısı ülkenin dört bir yanından yüz bini aşkın destekçisinin bir araya geldiği, son yılların en büyük gösterisine neden oldu.

Parlamento’nun önündeki büyük meydan, son on dört yılda beş muhalefet partisinin değil ayrı ayrı, birlikte düzenlediği gösterilerden bile daha fazla insanı bir araya getirdi.

Bu gösteriyle Peter Magyar rüştünü ispat etmiş ve Viktor Orban’ın en ciddi siyasi rakibi haline gelmiş oldu.

Orban rejimi destekçilerinin endişeleri ve şimdiye kadar rejime muhalefet eden partilerin tabanlarını yitirme kaygıları arasında tüm yorumcuların ortak kanısı, Macaristan’da siyasi anlamda artık yeni bir dönemin başladığı idi.

43 yaşındaki Peter Magyar, Macar siyasetinin ‘yeni yıldızı’ olabilir.

Kim bu Peter Magyar?

Macar siyasi yaşamının yeni yıldızı Peter Magyar aslında Orban rejiminin seçkin prensleri arasından çıkıp gelen bir genç.

Bundan bir ay öncesine kadar rejimin ayrıcalıklı ekibinin içinde yer alan, arpalık gibi kullanılan devlet şirketlerinde, banka yönetim kurumlarında, devlet ihaleleriyle semirtilen yandaş holdinglerde çalışan bürokratlardan biri.

Ama Peter Magyar’ın asıl kartviziti, bundan iki ay önce pedofil bir mahkûma af çıkarılması üzerine istifa eden Cumhurbaşkanının ardından, bu af kararına ortak olduğu için siyasi hayatı sona eren dönemin eski Adalet Bakanı Judit Varga’nın eski kocası olması.

Çok tartışılan af döneminde artık eski Adalet Bakanı eşinden de ayrılmış bulunan Peter Magyar bu istifaların ardından, ülkede pek de tanınmayan adını, çok izlenen sol liberal bir YouTuber’a 16 Şubat’ta uzun bir mülakat vererek duyurdu.

On milyon nüfusa sahip Macaristan’da iki gün içinde bir buçuk milyon kişinin izlediği bu mülakatta Peter Magyar eski karısına haksızlık yapıldığı iddiasından yola çıkıp, bütün köprüleri yakıyor, rejimi içerden ve iyi tanıyan bir bürokrat olarak ağır ithamlarda bulunuyordu.

Peter Magyar’ın iddiaları yenilir yutulur gibi değildi. “Hükümet bir mafya örgütü” gibiydi. “Yolsuzluklar yandaşların mal mülk sahibi olması, ülkeyi paylaşmaları amacıyla” gerçekleştiriliyordu. Adalet mekanizması “asla tarafsız değildi.” Kamu medyası hükümetin borazanı olmuştu. Doğrudan Başbakanlığa bağlı propaganda mekanizması “sürekli yalan üretiyor, bu yalanlar yukarıdan aşağıya yine devlet kaynakları kullanılarak ülke çapında yayınlaştırılıyordu.”

Soyadı Macar anlamına gelen Peter Magyar halka, “Sizi kasıtlı olarak bölen, Macar’ı Macar’a düşmen edenler giderler, yeter ki bir araya gelin, yeter ki korkmayın” diyordu. En önemli mesajı olan “korkmayın” uyarısı dalga dalga büyüdü.

Hükümet bu çıkışa nasıl tepki gösterdi?

Rejim ve ana akım medya önce Peter Magyar’ı görmezden gelmeyi denedi, kısa sürede izlenme rekorları kılan bu mülakatı görmedi, göstermedi.

Ardından birkaç gün içinde gündeme gelen diğer mülakatları ve açıklamaları da suskunlukla karşıladı. Ancak Peter Magyar inat ediyor, kapıdan atıldığı yere bacadan yeni iddialarla giriyordu.

Birkaç günde bir ortaya attığı yeni iddialarla, açıklamalarla gündemde kalmayı başarıyordu. Hakim medyada hakkında çok bilgi ve haber yayınlanmasa da adı artık biliniyordu.

Ancak Peter Magyar’ın suskunluk buzlarını kırdığı tarih 15 Mart oldu. Macaristan’ın en büyük resmi bayramlarından biri olan 15 Martta taraftarlarını ortak bir kutlama yapmak için şehrin bir meydanına davet etti.

Bu miting her şeyi değiştirdi: Bayraklarla, Macar ulusal renklerini taşıyan flamalarla bir araya gelen ve gençlerin çoğunluğunu oluşturduğu çok büyük ve coşkulu bir kitle önünde Peter Magyar yeni hedeflerini açıklıyordu: “Bu rejimin elimizden aldığı tüm ulusal sembolleri geri alacağız! Bayrağımıza, dilimize, değerlerimize, yurtdışında yitirdiğimiz itibarımıza sahip çıkacağız! Onlar gidecek, biz kalacağız” diyordu.

Hükümetin iç yüzünü ifşa edebilmek için ortaya attığı bir kanıt ortalığı karıştırdı. Peter Magyar Adalet Bakanı olan eski karısıyla olan bir konuşmasını gizlice kaydetmişti. Bu konuşmada o zaman daha Adalet Bakanı olan karısı hükümetin adalet mekanizmasına müdahale ettiğini, yolsuzluk iddianamelerini savcılara telkinle değiştirdiğini söylüyordu.

Yayınladığı bu kaset yeni fırtınalar kopardı. Kasetin içerdiği vahim iddiaların yanı sıra, karısının söylediklerini gizlice kaydetmesinin ahlaki vahameti de lehte ve aleyhte salvoları gündeme getirdi. Artık Peter Magyar’ı herkes tanıyordu.

15 Mart’taki büyük gösterinin ve yayınlanan ses kaydının ardından rejimin tavrı da değişti. Hükümet elbette resmi bir açıklama yapmıyordu. Ancak resmi propaganda mekanizması artık tam gaz harekete geçmişti. Peter Magyar, gazetecilere kendisinin bir “itibar cinayetine” kurban edilebileceğini söylüyordu. Yani hakkında çok ağır şeyler söylenecekti. Dediği gibi de oldu.

Devlet medyası karısına şiddet uyguladığı, çocuklarını aşağıladığı, psikopat olduğu, devlet kurumlarındaki işlerini kaybettiği için intikam almak istediği iddialarıyla yankılandı.

Magyar Peter ise taraftarlarına ümit veriyor, “Gidecekler, yeter ki siz korkmayın, bakın ben de korkmuyorum” demekle yetiniyordu.

Muhalefetin tavrı nasıl oldu?

Geride kalan on yılı aşkın süre içinde, Budapeşte Belediye Başkanlığı hariç hiçbir seçimde, ne ayrı ayrı ve ne de birleşerek Orban’a karşı zafer kazanamayan muhalefet partileri ise önce net bir tavır alamadı.

Peter Magyar, Orban rejiminin içinden çıkıp gelen yeni ve toy bir siyasetçiydi. Kalıcı olup olmayacağı da şüpheliydi. Söylemleri politikanın merkezine oturmak istediğini, sürekli sağa kayan ve bu nedenle merkezi boşaltan Viktor Orban’dan kalan yeri doldurmak istediğini ortaya koyuyordu.

Muhalefet partileri önce Peter Magyar’ın FİDESZ’i yıpratmasını sevinçle karşıladılar, ancak giderek güçlenen ve muhalefetin tabanından da önemli bir kesimi çekeceği anlaşılan bu yeni hareket kısa sürede muhalefette de kaygı yaratmaya başladı.

Geçtiğimiz hafta sonu gerçekleşen son gösteride Peter Magyar’ın konuşmasında muhalefete de vurmaya başlaması, Orban ile birlikte muhalefetin önemli ismi Gyurcsany’ı da hedef alması muhalefet açısından da tehlike çanlarının çalınmasına neden oldu.

Macaristan siyasi hayatı son on yıldır hiç görülmemiş bir şekilde hareketlendi, yeni sürprizlere, önemli değişikliklere gebe olduğunu ilan etti.

Önümüzdeki dönemde neler olabilir?

Haziran ayında Macaristan’da yerel seçimler ve Avrupa Parlamentosu seçimleri gerçekleşecek. Peter Magyar liderliğinde ortaya çıkan bu yeni hareket Avrupa Parlamentosu seçimlerine katılacağını açıkladı.

Yani önümüzdeki iki ay içinde hareketin hızla partileşmesi yerel düzeyde örgütlenmesi ve kadrolaşarak seçimlere girmesi bekleniyor.

Modern milliyetçi, muhafazakâr özellikler taşıyan, sağın ve solun dışında merkeze oturmayı planlayan bu hareket Avrupa Birliği’ni savunuyor, Viktor Orban’ın şiddetle karşı çıktığı Avrupa Savcılığına izin vereceğini ve dengeli bir dış siyaset izleyeceğini ilan ediyor.

Gözlemciler bu hareketin iki ay içinde kazandığı destek ivmesinin seçimlere kadar artması halinde ve Avrupa Parlamentosu seçimlerinde kayda değer bir başarı kazanması durumunda Peter Magyar’ın Viktor Orban’ın tek gerçek rakibi olacağını düşünüyorlar.

Seçimlere iki ay var. Ama geçmişi de topu topu iki ay olan bu çok genç sürpriz hareketin bir sonraki hedefi Mayıs ayındaki anneler günü için ilan ettiği yeni miting.

Peter Magyar “Bu mitinge bir milyon kişi getireceğiz, biz korkmuyoruz, hasımlarımız iktidarı yitirmekten korksun” diyor.

Tarık DemirkanBBC

Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası’ndan Mozart Requiem

İstanbul Kültür Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen 52. İstanbul Müzik Festivali kapsamında gerçekleştirilecek, Borusan İstanbul Filarmoni Orkestrası ve Macar Ulusal Korosu’na genç kuşaktan dört yıldız solistin de katıldığı görkemli konserde, 35 yıllık kısa ömrü boyunca her zaman yaşamı yüceltmiş dâhi besteci Mozart ile dini inancıyla yoğurduğu eserlerinde müziğe ve insana bakışımızı değiştiren çağdaş besteci Arvo Pärt’a bırakıyoruz sözü.

02 Haziran Pazar – 20:00

BORUSAN İSTANBUL FİLARMONİ ORKESTRASI
CARLO TENAN şef 
GIULIANA GIANFALDONI soprano
CECILIA MOLINARI mezzo-soprano
İLKER ARCAYÜREK tenor
JONGMIN PARK bas
MACAR ULUSAL KOROSU (koro şefi CSABA SOMOS) 

PROGRAM:
Arvo Pärt
Ein Wallfahrtslied (Pilgrim’s Song)

Wolfgang Amadeus Mozart
Maurerische Trauermusik, Do minör, K 477

Wolfgang Amadeus Mozart
Requiem Re minör, K 626 

İBB Şehir Tiyatroları festivale katılıyor: ‘Savaş ve Barış’ Budapeşte’de sahnelenecek

İBB Şehir Tiyatroları “Savaş ve Barış” oyununu 18 Nisan’da Macaristan’ın Budapeşte kentinde düzenlenen 11. Madach Uluslararası Tiyatro Buluşması’nda sahneleyecek.

İstanbul Büyükşehir Belediyesi (İBB) Şehir Tiyatroları (ŞT), “Savaş ve Barış” oyununu “11. Madach Uluslararası Tiyatro Buluşması” kapsamında Budapeşte’de sahneleyecek.

Şehir Tiyatrolarından yapılan açıklamaya göre, Lev Tolstoy’un eserinden, Eva Mahkovic’in uyarladığı ve Aslı Önal’ın çevirdiği oyunu, Aleksandar Popovski yönetiyor. Oyun, 18 Nisan’da Ulusal Tiyatro’da tiyatroseverlerle buluşacak.

Toplam 30 ülkeden tiyatro topluluklarının katıldığı etkinlik, 5- 27 Nisan’da gerçekleştirilecek. Festivalin ana organizatörü ve kurucusu olan Attila Vidnyanszky, festivalin en önemli amacının siyasetin yıktığı köprüleri yeniden inşa etmek olduğunu belirtiyor.

‘SAVAŞ VE BARIŞ’ OYUNU HAKKINDA

Tarihsel bir anlatı özelliği taşıyan ve 1805-1820’de geçen oyun, Napolyon’un 1812’de Rusya’yı işgalinin hemen öncesinde hayatları tümüyle değişen Rus aristokrasisini konu ediniyor.

Oyunda İBB Şehir Tiyatrolarının genel sanat yönetmeni Ayşegül İşsever, Berfin Berber, Can Başak, Defne Gürmen Yüksel, Deran Özgen, Dilara Demirdüzen, Doğan Altınel, Ersin Bağcıoğlu, İlker Sami Kılıç, İpek Uğuz, Levent Üzümcü, Melisa Demirhan, Mesut Çırak, Murat Bavli, Mutlu Güney, Nevzat Sinan Taştan, Ogeday Erkut, Osman Kaba, Salih Şimşek, Sefa Turan, Taha Karakaş ve Yağmur Topçu rol alıyor.

duvar

Mezőkomárom

Macaristan’da Paskalya geleneği

Macaristan’ın kuzeyindeki Holloko köyü, geçmişten gelen eğlenceli bir Paskalya geleneğini hâlâ yaşatıyor. Köy her yıl ülkenin en büyük Paskalya festivaline ev sahipliği yapıyor. Kadınlar ve erkekler folklorik kıyafetler giyiyor. Festivali benzerlerin farklı kılansa erkeklerin kadınların üstüne kovayla soğuk su dökmesi. Kadınların ıslatılması, pagan inancında doğurganlık ve arınma ayinlerinden kaynaklanan ve yüzyıllar boyunca Orta ve Doğu Avrupa’da yaygın olarak uygulanan bir gelenek. Günümüzde kadınları kovalar dolusu soğuk suyla ıslatma geleneğinin yerini genellikle kadınların başlarına hızlıca parfüm sıkılması almış. Ancak Holloko köyünde kovayla soğuk su dökme geleneği yaşatılıyor. Her yıl binlerce ziyaretçi UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan köyün sokaklarına serpilen sudan nasibini alıyor.

Türk Macar Kök Birliğinin peşindeki besteci Béla Bartók: 143. yaş günün kutlu olsun


Ekrem Ataer -Gazete Yazarı

Kültür ve Turizm Bakanı Mehmet Nuri Ersoy, 1923’te imzalanan Türk-Macar Dostluk Anlaşması’nın 100. yıl dönümü olması dolayısıyla 2024’ün Türkiye ve Macaristan’da karşılıklı kültür yılı olarak kutlanacağını açıkladı. Sevindim… Kültürel köklerin ne derece yakın ve iç içe olduğunun bir kez daha aydınlanacağı bir süreç olmasını diliyorum. Umarım sabun köpüğü magazin yaklaşımların değil, akademik, sanatsal ve tarihsel araştırmaların derinleştiği bir süreç olur diye de düşünüyorum.

Tarih içinde kök bağların izlerini kovalarken en çok verinin “Dil” ve “Sanat” yolu ile aktarıldığını görürüz. Dil ve sanat her dönemde değişip dönüşerek yaşayan temel kültür taşıyıcılarıdır. Müzik, dans, halk tiyatrosu, resim, masal, mâni, ninni, lehçe, şîve vs. ise en bilinen alanlardır.

Türk ve Macar kavimlerinin yakınlığı konusunda; dil bilimciler Macarca’nın (Hungary Language) kökenlerinin Ural Dilleri ailesinden olduğu ifade ederler. “Türkçe, dünya dilleri arasında yapı yönüyle sondan eklemeli diller grubunda; köken bakımından da Ural – Altay dil grubunun Altay dilleri ailesinde yer almaktadır.” (1) Türkçe ve Macarca’da ortak kullanılan kelime sayısı ise azımsanmayacak kadar çoktur. Burada Avrasyatik bir dilortaklığı dikkate değerdir.


Bartók Béla szobra a Margit-szigeten Mugli / wikimedia

MEDENİYETİN IŞIĞI İTHAL RENKLERDE DEĞİL KÖKLERDEDİR!

Geleceğe sağlıklı bakabilmek ancak kök bağların farkındalığı ile mümkün olacağı gerçeği Mustafa Kemal’in de sürekli gündeminde olan bir husustur. Türk Tarih Kurumu, Türk Dil Kurumu, Dil Tarih Coğrafya Fakültesi, Halk Evleri, Türk Ocakları ve birçok kurum bu ideal üzre teşkilatlanmıştır. Bu çalışmaların aslında ilk hareket noktası 1909 yılında padişahlık kararnamesi ile kurulan Târih-i Osmânî Encümeni’dir. Târih-i Osmânî Encümeni’nin belge ve yayınlarına girdiğinizde Türk Macar ilişkileri üzerine ciddi yazışmalar ve tespitlere rastlıyoruz ki bir ara bu konu ile araştırmalarımı sizinle paylaşırım.

Kültürel yol haritalarında müzik ve dans ciddi ölçüde kök bağ ilişkisine ayna tutan ip uçlarıdır.

Kaynak ve devamı: aydinlik.com.tr

16,474FansLike
639FollowersFollow