Öte yandan Macaristan Dışişleri Bakanı Péter Szijjártó, çarşamba günü Belarus’ta yaptığı temaslarda Polonya hava sahasının ihlaline değinmedi.
Macaristan Başbakanı Viktor Orbán, Rusya’ya ait insansız hava araçlarının (SİHA) Polonya hava sahasını ihlal etmesinin ardından Polonya’ya dayanışma mesajı gönderdi. Ancak bu açıklama, Polonya Dışişleri Bakanı Radoslaw Sikorski’nin sert tepkisine yol açtı.
Orbán, sosyal medya platformu X’te yaptığı paylaşımda şu ifadeleri kullandı: “Macaristan, Polonya ile tam dayanışma içindedir. Polonya’nın toprak bütünlüğünün ihlali kabul edilemez. Bu olay, Rusya-Ukrayna savaşında barış çağrımızın makul ve mantıklı olduğunu gösteriyor. Savaşın gölgesinde yaşamak risklerle dolu. Artık bu savaşı durdurmanın zamanı geldi! Bu amaçla barış için çaba gösteren Başkan Donald Trump’ı destekliyoruz.”
Trendyol Süper Lig ekiplerinden Kocaelispor, Macar savunma oyuncusu Botond Balogh’u kiraladı.
Yeşil siyahlı kulübün X hesabında yapılan açıklamada, “Futbolcu Botond Balogh’un kulübümüze geçici transferi konusunda oyuncunun mevcut kulübü Parma Calcio ile anlaşmaya varılmış olup, futbolcu ile 2025-2026 sezonu sonuna kadar geçerli olacak kiralık sözleşme imzalanmıştır.” ifadelerine yer verildi.
Ulaştırma ve Altyapı Bakanı Abdulkadir Uraloğlu, İstanbul-Paris Turistik Treni’nin ‘İstanbul-Paris 2’ sefer adıyla yarın Halkalı İstasyonu’ndan hareket edeceğini bildirdi.
Uraloğlu, yazılı açıklamasında, Macaristan Ulusal Demiryolu Şirketi MAV’ın, Paris-İstanbul tren seferlerine ilişkin bilgi verdi.
“İstanbul–Paris 2” hattında hizmet verecek olan 14 vagonlu lüks tren, 52 yolcu kapasitesiyle nostaljik, çevre dostu ve konforlu bir Avrupa seyahati sunacak. Kapıkule’den çıkış yaptıktan sonra birçok Avrupa şehrini geçerek Paris’e varacak.
Yeni seferlerin takvimi
Paris-İstanbul arasında işleyecek turistik trenlerin gelecek programlarına ilişkin de bilgi veren Uraloğlu, şunları kaydetti:
“14 Eylül’de ‘Constellation’ adlı tren Kapıkule’den giriş yapacak, 15 Eylül sabahı ise Halkalı’dan ayrılacak. 17 Eylül’de Türkiye’ye ulaşacak ‘Paris-İstanbul 2’ treni, 18 Eylül’de ‘Latitudes 1’ adıyla dönüş seferine çıkacak. Ekim ayındaki sefer, 20 Ekim gecesi ‘Latitudes 2’ ismiyle Kapıkule’den Türkiye’ye girecek ve 21 Ekim akşamı ‘Marmara’ adıyla ülkemizden ayrılacak trenle yapılacak. Yılın son özel treni ise 1 Kasım gecesi ‘Balkan Explorer 3’ adıyla Türkiye’ye ulaşacak, 3 Kasım’da ‘Chastels of Transilvania’ ismiyle rotasına devam edecek.”
Macar sinemasının ustasından, savaş sonrası insan hikâyelerini ve karakterlerin duygusal derinliğini keşfedin.
Zoltán Fábri
Macaristan’ın ‘Yeni Sinema’ akımının önde gelen isimlerinden olan Zoltán Fábri, ‘Merry-Go-Round’ (1956) filmiyle, 1950’lerin sonlarında Doğu Avrupa sinemasının uluslararası pazarlara açılmasına öncülük etti. ‘Romeo ve Juliet’in renkli bir uyarlaması olan bu yapım Cannes Film Festivali’nde Altın Palmiye’ye aday gösterildi. Fábri’nin ‘The Boys of Paul Street’ (1968) filmi En İyi Yabancı Film dalında Oscar’a aday oldu. ‘141 Minutes from the Unfinished Sentence’ (1975) ile Moskova Film Festivali’nde Jüri Büyük Ödülü’nü, ‘The Fifth Seal’ (1976) ile Moskova’da Büyük Ödül’ü, ‘Requiem’ (1981) ile Berlin Film Festivali’nde En İyi Senaryo dalında Gümüş Ayı’yı kazandı.
Diğer önemli yapımları arasında ‘The Storm’ (1952), ‘Professor Hannibal’ (1956), ‘Darkness In Daytime’ (1963) ve ‘The Homecoming’ (1983) yer alır. Budapeşte doğumlu yönetmen, Güzel Sanatlar Koleji’nde tiyatro tasarımı, Tiyatro ve Film Sanatları Akademisi’nde yönetmenlik eğitimi aldı. İkinci Dünya Savaşı’nın büyük bölümünü savaş esiri olarak geçirdikten sonra Budapeşte Ulusal Tiyatrosu’nda yönetmenlik yaptı ve 1951’de sinemaya adım attı. Filmlerinin çoğunun senaryosunu yazdı ve set tasarımını üstlendi. Son yıllarında Macar Sinema ve Televizyon Sanatçıları Birliği’nin başkanlığını yürüttü.
Bu yıl festivalde:
“Atlıkarınca / Merry-Go-Round” (1956)
“Macarlar / Hungarians” (1978)
ATLIKARINCA
MERRY-GO-ROUND
KÖRHINTA
Yönetmen: Zoltán Fábri
Macaristan / 1956 / Siyah – Beyaz / 90′ / Macarca; Türkçe altyazılı
Senarist: Zoltán Fábri, László Nádasy
Müzik: György Ránki
Görüntü Yönetmeni: Barnabás Hegyi
Kurgu: Mária Szécsényi
Oyuncular: Mari Törőcsik, Ádám Szirtes, Béla Barsi, Manyi Kiss, Imre Soós
Yapımcı: György Zombory
Yapım Şirketi: Magyar Filmgyártó ÁV
Bir köyde yaşanan büyük toplumsal değişim sürecinde, genç ve umut vadeden bir çiftçi kızı olan Mari Pataki, babası tarafından sevdiği adamdan uzak tutulur. Babası için tek önemli olan, toprağı korumak ve gelecekte servet kazanmaktır. Mari’yi kendi ortağı olan başka bir çiftçiyle evlendirmeye karar verir. “Toprak, toprakla evlenir” diyerek eski Macar çiftçi yasalarının değişmez olduğuna inanır. Ancak genç âşık, tüm engelleri aşarak Mari’nin kalbini kazanmayı başarır. Atlıkarınca, eski geleneklere sıkı sıkıya bağlı toplumsal beklentilere karşı aşkın zaferini şiirsel bir güçle anlatır. 1956 Cannes Film Festivali’nde büyük başarı elde eden film, Zoltán Fábri’nin parlak kariyerinin başlangıcı olmuştur.
MACARLAR
HUNGARIANS
MAGYAROK
Yönetmen: Zoltán Fábri
Macaristan / 1978 / Renkli / 107′ / Macarca; Türkçe altyazılı
Senarist: Zoltán Fábri
Müzik: George Vukan
Görüntü Yönetmeni: George Illés
Kurgu: Ferencné Szécsényi
Oyuncular: Gellért Raksányi , István Szilágyi , Gábor Koncz , Erzsi Pápai , Zoltán Gera
Yapım Şirketi: Capital, Clircio, Dialóg Filmstúdió, Hungarofilm, Mafilm
Ödüllü yönetmen Zoltán Fábri’nin, József Balázs’ın romanından uyarladığı 1978 yapımı bu film, İkinci Dünya Savaşı’nın başında Macaristan’dan Almanya’nın kuzeyine çalışmak üzere giden bir grup tarım işçisinin hikâyesini anlatır. Başlangıçta adil ve iyi koşullarda çalışan işçiler, savaşın yarattığı yıkıma ve esirlere yapılan kötü muameleye tanık oldukça çevrelerindeki düzeni sorgulamaya başlar. Eve dönme kararı, onları Nazi Almanyası’nın sert gerçekleriyle yüz yüze getiren zorlu bir kaçış yolculuğuna sürükler.
Film, 51. Akademi Ödülleri’nde Yabancı Dilde En İyi Film dalında aday gösterilmiştir.
Evliya Çelebi; bu ciltte hem Macaristan’ı hem de Bosna şehirlerini gezmiş, Adriyatik kıyılarına kadar inmiştir.
Bu ciltte gezdiği yerler: Erdel, İskenderiye, Podgoriçe, İştib, Lofça, Vidin, Sirem, Ösek, Peçuy, Budin, Üstürgon [Estergon], Ciğerdelen, Hollanda, Macaristan, Öziçe, Taşlıca, Foça, Dobra-Venedik, Nova, Mostar, Sigetvar, Zağreb, Kanije’dir. Bu seyahat boyunca gezip gördüğü yerlere ait önemli bilgiler vermiş, katıldığı savaşların heyecanını, yenilgilerin acısını ve galibiyetlerin sevincini yaşamıştır. Bizzat katıldığı savaşlara ait anlattığı hikâyeler ve tanık olduğu özel durumlar tarihe ışık tutacak belgesel niteliğindedir.
Macaristan’ın ilk Cumhurbaşkanı Lajos Kossuth’un Kütahya’daki evi sanal gerçeklik projesiyle dijitalleştirildi. Müze, artık tüm dünyadan erişilebilir hale geldi.
Macar halkının özgürlük mücadelesinde öne çıkan Lajos Kossuth, 1849 ile 1851 yılları arasında Osmanlı Devleti’nin himayesinde Kütahya’da sürgün hayatı yaşadı. Bu dönemde ailesiyle birlikte kaldığı konak, bugün “Kossuth Evi” ya da “Kossuth Müzesi” adıyla biliniyor ve Türkiye ile Macaristan arasındaki dostluğun sembollerinden biri olarak varlığını sürdürüyor.
Kütahya’daki bu tarihi yapı, Kossuth’un sürgün yıllarında siyasi düşüncelerini olgunlaştırdığı, ülkesinin geleceğine dair projeler geliştirdiği bir mekân oldu. Bu nedenle Kossuth Evi yalnızca bir müze değil, aynı zamanda iki milletin ortak geçmişini hatırlatan bir anı evi niteliği taşıyor.
Kültürel mirasın korunması amacıyla başlatılan “Kültürel Mirasın Korunması İçin Kossuth Müzesi’nin Sanal Gerçeklik ile Canlandırılması” projesi, İstanbul Macar Kültür Merkezi iş birliğiyle hayata geçirildi. Proje yürütücülüğünü Prof. Dr. Arif Gök üstlenirken, tasarım ekibinde iç mimar Kaan Şimşek ve İlayda Kuş yer aldı. Yapılan çalışmalarla Kossuth Evi tüm detaylarıyla üç boyutlu biçimde modellenerek sanal ortama aktarıldı.
Zorunlu göç, yerinden edilme; güncel olarak bugün Filistin topraklarında tanıklık ettiğimiz gibi, dünya tarihi boyunca toplumsal ve bireysel hafızanın inşasında çok belirleyici bir rol oynuyor.
Resmi tarih yazımı, her zaman devletlerin-egemenlerin işgal-fetih-kahramanlık öyküsünü yazarak sürekli gündelik hayatı ve toplumsal ilişkileri yeniden yazıp egemen fikirleri dayatsa da gerçek hayatların tanıklıkları, mikro tarih anlatıları, aslında olup bitenleri ve bugün olmakta olanları anlamamız için hakikati hatırlamada ve öğrenmede çok önemli bir kaynak sunuyor.
Kuşkusuz, hakikatin peşindeki bu tarih anlatıları sadece bir disiplin olarak tarihin ya da siyasetin alanından değil, edebiyat, sinema gibi kültür-sanat alanında üretilen eserler aracılığıyla da gerçekleri oldukça etkili biçimde çok daha geniş bir kamuoyu ile paylaşma etkisine sahip. Bu yazıda, iki romanda ele alınan farklı zorunlu göç anlatılarını ele alacağım. Bu hikayelerin biri Budapeşte’de, diğeri ise bu coğrafyada, İstanbul-İmroz ekseninde geçiyor.
Katalin Sokağı- Magda (çeviren: Tarık Demirkan)
Göçün kendisini, mekânda vücut bulmuş geçmişin, fiziksel mekanla birlikte yerinden edilmesi ve zihinsel bir mekâna dönüşmek zorunda kalması olarak tanımlayabiliriz. Bu noktada mekanlar, zorunlu göç anlatılarının en önemli taşıyıcıları. Macaristanlı yazar Magda Szabό’nun Katalin Sokağı isimli romanı da bu sokakta komşu olarak yaşayan üç ailenin hikayesi üzerinden 1934-1968 yılları arasında Macaristan’da yaşananları anlatıyor bizlere. Kurgu bir eserin, gerçek tarihsel bir arka plan üzerinden ele alınması, hakikat anlatısında sanatın gücünü gösteriyor. Yaklaşık kırk yıllık bir Macaristan tarihini biri Yahudi olan üç ailenin ilişkisi üzerinden anlatan Katalin Sokağı, üç ailenin üyelerinin karakterlerini incelikle işleyerek, Nazi işgalinin çocukluk-komşuluk-yetişkinlik-tercihler-terk edişler-direniş ve aşkı kapsayan, hayatın her alanını nasıl alt üst ettiğini büyük bir incelikle aktarıyor. Romanın “Mekanlar” ve “Anlar ve Epizodlar” başlıklı iki bölümü, Katalin Sokağı’nda yaşayan bu üç sıradan ailenin gündelik ilişkilerinin, savaş ve soykırım ile nasıl altüst olduğunu, bireysel ve toplumsal hafızanın önemini, kayıpları ve ödenen bedelleri, sessiz ve derin bir savaş karşıtı dille ele alıyor. Birbirinden oldukça farklı mizaçların, alt üst edilen gündelik yaşam ve ilişkilere karşı verdiği tepkilerin ortak noktası; sıradan hayatların sıradan devamlılığının ne kadar hayati olduğunu ve yaşanan kayıpların, resmi tarih anlatılarında bahsedilmeyen yıkıcılığının bıraktığı kalıcı izleri tüm çıplaklığıyla bize göstermesi. Tüm kitaplarında, yarattığı karakterleri ustalıkla işleyen ve insanlık halleri üzerine derinlikli düşünmeye davet eden yazar Magda Szabό, Katalin Sokağı’nda bunu daha toplumsal bir zeminde ve savaş karşıtı bir perspektifle okuyucuya sunuyor.
A weboldalon cookie-kat használunk, amik segítenek minket a lehető legjobb szolgáltatások nyújtásában. Weboldalunk további használatával jóváhagyja, hogy cookie-kat használjunk.