2026. Ocak 21.
Türkinfo Blog Oldal 133

Macaristan’daki ‘Büyük Kurultay’ Türk dünyasından sanatçıları buluşturdu

Macaristan’ın Bacs-Kiskun bölgesindeki Bugac kasabasında Hun-Türk milletlerini yakınlaştırmak amacıyla iki yılda bir düzenlenen ‘Büyük Kurultay’ bu yıl da çok sayıda davetliyi ağırladı.

Türk kökenli milletleri buluşturmak için gerçekleştirilen ‘Büyük Kurultay’ bu yıl da çok sayıda davetliyi ağırladı.

Macaristan‘ın Bacs-Kiskun bölgesindeki Bugac kasabasında, Macar Turan Vakfı tarafından düzenlenen program, Hun-Türk milletlerini yakınlaştırmak amacıyla iki yılda bir düzenleniyor.

Devamı

Romanya’da 6500 yıllık bir mezarda 169 altın yüzük bulundu

Romanya’nın Crişana eyaletinin Bihor ilçesinde bulunan Biharia Komününün yakınında ortaya çıkarılan M. Ö. 4500 yılına ait bir kadına ait mezar içerisinde 169 altın yüzük bulundu.

İlginç arkeolojik keşif,  Oradea şehrini A3 otoyoluna bağlayan yeni yolun inşaat çalışmaları sırasında yapıldı.

Kazılar, Roman ve Macar uzmanlardan oluşan çok uluslu bir ekip tarafından Mart ayından Haziran ayının sonuna kadar yürütüldü. Kazılarda, Neolitik Dönem’den üç, orta ve geç Tunç Çağı’ndan iki, Roma Dönemi’nden iki ve Orta Çağ’dan iki alan ortaya çıkarıldı.

Tarii Crisurilor Müzesi tarafından yayınlanan basın açıklamasında, Biharia yakınlarında kazı yapan arkeologlar, Tiszapolgár kültürüne ait bir kadının mezarını buldular.

Tiszapolgár kültürü (M.Ö. 4500-4000), Büyük Macar Ovası, Banat, Crișana ve Transilvanya, Doğu Slovakya ve Orta Avrupa’daki Ukrayna Zakarpattia Oblastı’nın Neolitik bir arkeolojik kültürüdür.

Devamı

LongStoryShort!

GTO, Macaristan’da önemli temaslarda bulundu

Gebze Ticaret Odası, birçok önemli isim ve iş insanıyla birlikte gittiği Macaristan ziyaretinde önemli temaslarda bulundu

GEBZE Ticaret Odası Yönetim Kurulu Başkanı Nail Çiler, ülkeler arası dostluk bağlarının pekişmesi için Macaristan’a bir ziyaret düzenledi. Çiler’in düzenlediği ziyarete; Macaristan Parlamento Binası’nda, Macaristan Milletvekili ve Macaristan-Türkiye Parlamentolar Arası Dostluk Başkanı Atilla Tilki, Adalet ve Kalkınma Partisi Kocaeli Milletvekili aynı zamanda Türkiye- Macaristan Parlamentolar Arası Dostluk Grubu Başkanı Cemil Yaman, Gebze Belediyesi Başkanı Zinnur Büyükgöz, Darıca Belediye Başkanı Muzaffer Bıyık, Çayırova Belediye Başkanı Bünyamin Çiftçi, Dilovası Belediye Başkanı Hamza Şayir, Gebze Ticaret Odası Meclis Başkanı Oğuz Şerifalioğlu,ve iş insanları katıldı.

 DOSTLUK BAĞLARIMIZIN GELİŞTİRİLMESİ ADINA TEMASLARDA BULUNDUK

Devamı

Budapeşte’de Can Yaman izdihamı

Kariyerini İtalya‘da sürdüren Can Yaman, önceki gün Macaristan’ın başkenti Budapeşte’ye gitti. Yeni projesinin çekimlerinin yapılacağı mekânları inceleyen oyuncu, yaklaşık 10 milyon takipçisi buluann Instagram hesabından hayranlarının sevgi gösterisini paylaştı.

Can Yaman‘ın Budapeşte‘de kaldığı oteli kalabalık bir hayran grubu bastı. Ünlü oyuncunun hayranları, otel önündeki araç trafiğini aksattı. Bunun üzerine polis olaya müdahale etti.

Devamı

Budapeşte dünyanın en iyi üniversite şehirleri listesine girdi

Dünya üniversite gençliği arasında Campus Adviser tarafından yapılan bir ankete göre, Budapeşte dünyada üniversite hayatının en iyi bir şekilde yaşanabileceği şehirler listesine girdi.

Budapeşte en iyi 30 üniversite şehri arasında 14. sıraya girdi.

 Bu araştırma öğrencilerin okudukları üniversiteleri değil, üniversite öğrencilerinin yaşam kalitesini ölçüyor.

Araştırmada dikkate alınan 6 kriter şunlar: “üniversite öğrencileri arasındaki ilişkiler”,   “şehirdeki fiyatlar”, “eğlence hayatı”, “toplu ulaşım imkanları”, “kalkınmışlık ve konfor”, ve “güvenlik”.

Budapeşte verilebilecek azami 5 puan üzerinden 4,31 puan alarak Singapur ve Edinburgh gibi önemli şehirleri geride bıraktı.

İlk 30 şehir için bakınız…

Vergi Savaşları Vol. Macaristan

AB ile Macaristan arasındaki süregelen gerginliğe yeni bir başlık daha eklendi: Vergi. Macarlar çok uluslu şirketlere yüzde 15 oranında küresel asgari kurumlar vergisi yönergesini veto ettiler.

Macar ekonomisinde bir süredir işler yolunda gitmiyor. Hükümet taze mali gelir kaynakları yaratmaya çalışırken AB tarafından ödemesi kesilen fonlar, Macar forintinin Euro karşısında sürekli değer kaybetmesi, enflasyonun %12’ye yükselmesi gibi olumsuz gelişmeler bir dizi diğer olumsuz gelişmelerin hem sebebi hem de devamı niteliğinde… Bu bağlamda son zamanlarda en çok yankı bulan konu hükümetin vergilendirme konusunda attığı adımlar oldu.

Öncelikle, Macaristan haziran ayında AB ülkelerinin maliye bakanlarının Lüksemburg’daki Ekonomik ve Mali İşler Konseyi (ECOFIN) toplantısında çok uluslu şirketlere yüzde 15 oranında küresel asgari kurumlar vergisi yönergesini veto etti. Yönerge çok uluslu şirketlerin Macaristan gibi cazip vergi oranları sunan ülkelerde genel merkezler kurarak vergiden kaçınmalarını zorlaştırmak üzere OECD tarafından 2012’den beri üzerinden çalışılan ve 136 üye ülke tarafından kabul edilen düzenlemenin blok genelinde yürürlüğe girebilmesi ve AB hukukuna aktarılması amacıyla tasarlanmıştı.

Devamı

Macaristan’da Sziget Festivali iki yıl sonra yeniden başladı

Macaristan’da Sziget Festivali, Covid-19 salgını nedeniyle verilen iki yıllık aranın ardından yeniden başladı.

Avrupa’nın en büyük müzik ve kültür festivallerinden biri olan Sziget Festivali geçtiğimiz çarşamba günü başladı.

Her yıl ağustos ayında Tuna Nehri üzerindeki Obuda adasında düzenlenen festivalin bu yıl 28’incisi düzenlendi. Festivalde sahne alan sanatçılardan Dua Lipa ve Justin Bieber öne çıkarken, dans, tiyatro, akrobasi ve diğer gösteri sanatlarından oluşan binden fazla performans sergilenecek.

Festivalin organizatörü Tamas Kadar, salı günü 103 ülke ve bölgeden konuklar da dahil olmak üzere binlerce kişinin festivale geldiğini söyleyerek, “Covid-19 salgını nedeniyle verilen iki yıllık ara, durumu bizim için kolaylaştırmadı. Birçok insan mesleği bıraktı ve profesyonel kadroyu bir araya getirmek oldukça zor” ifadelerini kullandı.

Sziget Festivali, 2011’de The Independent tarafından Avrupa’nın en iyi 5 festivalinden biri ve Avrupa Festival Ödülleri’nde de en iyi 10 festivalden biri seçilmişti. Festival, 15 Ağustos’a kadar devam edecek.

Sözcü

Orhan Veli Misali Bir Şair Attila József Dertli Ama Dirençli

İşe giderken her sabah Attila József Sokağından geçerdim. Bazen de yürürken yolum oraya takılırdı. Tuna üzerinden Aslanlı Köprüyü geçip Buda’dan Peşte yakasına geçer geçmez, önce sağa sonra sola dönünce karşıma hemen “Attila József” tabelası çıkardı. Tabelanın altında, kısacık bir ömür sürmüş bu şairin madenden kabartma bir portresi dururdu: “József Attila 1905-1937”.

Macarlar arasında Mehmet kadar yaygın bir isim olan Attila bizde de sevilen bir isim. Sadece onlar Attila, biz bazen Atilla diye çağırırız, çift le ile. Ama Attilâ İlhan da Macarlardaki gibi söylenmiş.

Budapeşte’deyken, Macarların Neruda, Brecht, Lorca, Mayakovski düzeyinde evrenselleşmiş bu ünlü ozanından uzak kaldığım, “Tuna Kıyısında” dışında bir şiirini okumadığım için sonraki yıllarda doğrusu çok hayıflandım. Hele şairin parlamento binasının önünde duran, Tuna nehrinin taş merdivenlerine oturmuş o anlamlı yontusu yok mu? Hani ceketini çıkarıp sol yanına atmış, kollarını dizlerinin üstüne bırakmış, nehrin dipten gelen sesini dinlerken gösteren yontusu yok mu? Her gördüğümde bu yontuyu, aklıma bir şairin olabilecek en “şair” hali, bizdeki “Bir garip” Orhan Veli gelirdi. O yüzden, eksikliğimi gidermek için, yurda döndükten yıllar sonra bulup okudum Attila’nın dertli ama dirençli şiirlerini.

Macar halkının şairlerine, sanatçılarına gösterdiği vefa duygusu, yoksulluklar içinde anasız babasız büyümüş Attila için, bu sokak adıyla ve yontuyla da kalmamış, bir de liseye verilmiş Attila József adı. Belki bilmediğim başka yerlere de verilmiştir. Bizim edebiyatımızda bu akraba ulusun ozanının dilimize kazandırılıp hak ettiği yeri alması ise biraz zaman almış. Ama bu kardeş şairi edebiyatçılarımız çok sevmiş, benimsemişler. Belki de adı Attila olduğu için. Ona Macarların Nazım’ı diyenler de olmuş. Öyle ki, onu ölümsüzleştiren güzel şiirler de yazmış şairlerimiz: bunlar arasında Ataol Behramoğlu, Metin Demirtaş, Kemal Özer, Ahmet Oktay da var. Bu anlamlı şiirlerden Behramoğlu’nunki, Attila’nın “Tuna Kıyısında” şiirine gönderme yaparcasına, “Attila József’in Şehrinde Bir Köprüden Tuna’ya Bakmak” başlığını taşıyor. Şöyle başlıyor şiir:

Viyana Batı Garı’ndan

Sabah 8:30’da kalktı Budapeşte treni, hafifçe sarsılarak

Cebimde bir günlük Macaristan vizesi

Ve tek bir amacım var

Attila József’in şehrinde

Bir köprüden Tuna’ya bakmak…

Şiir çevirisi zor iş. Hatta şiir çevrilmez diyenler de var. Ama Attila’nın şiirlerini de kendi dilimizde Nazım’ı okurken duyduklarımızı duyarcasına okuyabiliyoruz. Attila’nın şiirlerini, işinin ehli Türkolog dostumuz Edit hanım (Tasnadi) ile şair Kemal Özer birlikte, büyük özenle çevirmişler. İlk kitabı Temiz Yürekle adıyla 1986’da Kemal Özer’in gayretleriyle çıkmış. Türkçede ikinci Attila József kitabı ise Evrenle Ölç Kendini adıyla, 2005’te Edebiyatçılar Derneği tarafından yayınlanmış. Sevgi Can Aysevener ile Orhan Tüleylioğlu’nun yayına hazırladıkları bu kitapta, şiirlerle beraber yirmi değerli yazarımızın çözümleme, yorum ya da tanıtım tarzında yazılarına da yer verilmiş.

Bu yazıların içinde belki en sevimlisi, Ziraat Fakültesi mezunu, kalemi güçlü Selçuk Ülger’in, Frankfurt’ta taksi sürücülüğü yaparken aracına binen üç Macar kadınla yol boyunca yaptığı ilginç Attila József söyleşisi gibi geldi bana. Ülger, havaalanından taksisine binen müşterilerine “Attila József’in ülkesinde havalar nasıl?” diye sorar. Macar yolcular şaşkınlıkla, sürücünün hangi ulustan olduğunu merak ederler. Ülger’in Türk olduğunu öğrenince söyleşi Macarcaya yerleşmiş Türkçe sözcüklerle ilerler. Yol uzundur. Yolculardan birinin ofisinin Budapeşte’de Attila József Sokağında olduğu, diğerinin ise Attila József Lisesi’nden mezun olduğu anlaşılınca Ülger kendini tutamaz: Büyük Macar şairi gibi kendisi de genç yaşta annesini yitirmiştir. Yolculara Attila’dan ezbere bildiği “Ana” şiirini Türkçe okur. Yolculardan biri de bunun üzerine şiirin Macarcasını söyleyerek karşılık verir.

Evrenle Ölç Kendini kitabında, Attila üzerine yazılanlar arasında, psikiyatri uzmanı iki değerli hekimin, Selçuk Candansayar ile Yıldırım B. Doğan’ın ilginç makaleleri de yer alıyor. Bu makalelerde, ölümsüz şairin, devası olmayan, kısacık ömrüne musallat olan, onu intihara sürükleyen amansız derdi, yani şizofrenisi hakkında, bu dokunaklı ve ürkütücü hastalığı üzerine de düşünceler dile getiriliyor. Yıldırım Doğan hoca, Attila’nın “Avuçlarıma aldım yine aklımı” dizesiyle, hastalığının insanı yiyip bitiren korkularını acı bir alay haline getirdiğini, onun, dış dünyanın insanı eğip büken, ortasından koparıveren sertliğine aldırmadığını söylüyor.

Selçuk Candansayar hoca ise, “Şizofreni, yol açtığı ıstıraba karşın, kurgusal gerçekliğin ardında yatanı, herkesten, aklına sahip olanlardan çok daha iyi görebilme olanağını da içinde taşır… Şizofreniler çevrelerine ve dünyaya karşı çok güçlü öngörüler geliştirebilirler” diyor.

Bu amansız hastalığı bir yana bırakalım. Toplumsal gerçekçi şiirleriyle biz Attila’nın İspanyol İç Savaşı üzerine yazdığı kısa şiirdeki öngörüsüne bakalım:

Bir İspanyol Çiftçisine Yazıt

Askere aldı beni Franko, acımasız bir er yaptı.

Kaçmadım, çünkü korktum kurşuna dizer diye

Korktum — o yüzden savaştım hak ve özgürlüğe karşı

İrun surlarında. Ve böyle de buldu ölüm beni

Attila’nın aynı çizgide mücadele verdiği partiyle yollarının ayrılması da hayatının önemli bir dönüm noktasını oluşturuyor. Bu anlamda partiden kendisi ayrılan Arthur Köstler ve partiyle ters düştüğü için hapse atılan Tibor Dery gibi yazarlarla benzer kaderi paylaşmış. Attila’nın partiyle bir anlaşmazlık yaşadığı da ileri sürülmüş. Yaşam öyküsünde kendisi de buna gönderme yaparak, “Ozanlar ve Politikacılar birbirlerini çok az anlıyorlar” diye yazmış.

Siyasi meselelerde bunlar yaşanmış olsa da, Attila’nın evrensel ölçülerde bir şair olduğunun ilk farkına varan, bu genç şairle Viyana’da karşılaşan Macar düşünür, siyasetçi ve edebiyat eleştirmeni Georg Lukács olmuş. Bu övgü, Macar yazar I. Meszaros tarafından kaleme alınan Lukács’ Concept of Dialectic, with Biography, Bibliography and Documents adlı kitapta yer almış. Sovyet tarzı ortodoks düşünceden yolunu ayıran ve “Batı Marksizmi” olarak anılan çizgiyi öne çıkaran Lukács tarafındantakdir edilmesi, doğal olarak Attila’yı mutlu etmiş; ablasına yazdığı mektupta, eserlerinin dünya edebiyatı ölçeğinde niteliklere sahip olduğunun kabul edilmesinden duyduğu sevinci paylaşmış.

Her şairi kendi öz değerleriyle anlamaya çalışmak herhalde en doğrusu. Attila’yı büyük bir Macar ozanı yapan dizeleri, kendi dilinde okunduğu zaman mutlaka yıllarca ezberden silinmeyecek duygular, titreşimler yaratıyordur. Tıpkı bizde, “Bir Garip Orhan Veli’yim” şiirinin ya da Nazım’ın Kuvayı Milliye Destanındaki dizelerinin bıraktığı etki misali.

Her şeye rağmen Attila’yı büyük şair yapan kolay bulunmaz özellikler, dokunaklı şiirlerinin canlılığını hep korumasını sağlayan,büyük ustalığı ve içtenliği olsa gerek.

ŞAKİR FAKILI

16,474FansLike
639FollowersFollow